DÜNYA - 02 Mart 2026 Pazartesi 12:25 | Son Güncelleme : 02 Mart 2026 Pazartesi 12:35

Almanya Dışişleri Bakanı Wadephul: "İran'a karşı askeri harekatlara katılmayacağız"

A
A
A
Almanya Dışişleri Bakanı Wadephul: "İran'a karşı askeri harekatlara katılmayacağız"

Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, "İran, sadece İsrail ve bölge için değil, Almanya ve Avrupa için de önemli bir tehdit oluşturuyor. Ama Almanya İran'a karşı askeri harekatlara katılmayacak" diye konuştu.

Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Alman kamu yayıncısı Deutschlandfunk radyosuna röportaj verdi. Fransa, İngiltere ve Almanya'nın oluşturduğu E3 ülkelerinin dün yaptığı İran'ın füze fırlatma kapasitesini imhaya yönelik savunma eylemlerine hazır oldukları açıklamasından ülkesinin farklı bir sonuç çıkardığını belirten Wadephul, "Bizim için bu Alman Silahlı Kuvvetleri askerlerimizin saldırıya uğramaları halinde kendilerini savunacakları anlamına geliyor. Bundan öte önlemler planlanmadı" ifadelerini kullandı.

"Büyük Britanya'nın aksine, Almanya'nın orada üsleri yok"

ABD'nin bölgedeki İngiliz üslerini İran füzelerini ve füze fırlatma rampalarını imha etmek için kullanmasına izin veren İngiltere'nin tutumuna ilişkin olarak ise Johann Wadephul, "Büyük Britanya'nın aksine, Almanya'nın orada üsleri yok. Ayrıca buna karşılık gelen askeri kaynaklarımız da yok" dedi.

İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik saldırısının uluslararası hukuka göre yasa dışı olup olmadığı yönündeki soruyu ise Almanya Dışişleri Bakanı Wadephul, "Elbette, bu konuda şüpheler var, bu tartışılmaz bir gerçek. Ancak karşı karşıya olduğumuz siyasi ve güvenlik boyutlarının kapsamlı bir değerlendirmesini yapmalıyız. Alman hükümeti olarak bunun bizim için burada ne anlama geldiğini söylemek bizim sorumluluğumuz. Ve İran, sadece İsrail ve bölge için değil, Almanya ve Avrupa için de önemli bir tehdit oluşturuyor. Ama Almanya İran'a karşı askeri harekatlara katılmayacak" değerlendirmesinde bulundu.

Alman bakan, "Eğer bu rejim durdurulursa ve geçmişte olduğu gibi bize karşı artık harekete geçemezse, bu Almanya'daki güvenliğimizi artırır. Ve bu benim için çok önemli bir husus" şeklinde konuştu.

Almanya, Irak'ta görev yapan askerlerinden büyük kısmını Ürdün'de konuşlandırmıştı
Almanya, bölgede artan gerilim nedeniyle geçtiğimiz haftalarda Irak'ta NATO misyonu kapsamında görev yapan askerlerinden büyük kısmını Ürdün’de konuşlandırmıştı. Almanya’nın Irak’ta çok az sayıda askeri bulunuyor.
Fransa, İngiltere ve Almanya’nın oluşturduğu E3 ülkeleri dün yaptıkları açıklamada, İran'ın insansız hava aracı (İHA) ve füze fırlatma kapasitesini yok etmeye yönelik olanlar dahil İran’a karşı "gerekli ve orantılı savunma eylemlerine" hazır olduklarını bildirmişti.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Eğitim-Bir-Sen Antalya Şube Başkanı Miran: "Eğitimciler sahipsiz değildir" Eğitim-Bir-Sen Antalya Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, İstanbul’da öğrencisinin bıçaklı saldırısı sonrası Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybetmesiyle ilgili yaptığı açıklamada, "Okullar, şiddetin değil ilmin ve huzurun yuvası olmalıdır. Eğitimciler sahipsiz değildir" dedi. İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğretmen Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybettiği bıçaklı saldırı eğitim camiasını yasa boğdu. Memur Sen Antalya Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, yaptığı yazılı açıklamayla yaşanan olaya tepki gösterdi. Miran, "Çekmeköy Taşdelen’de bulunan Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 11. sınıf öğrencisi olduğu belirtilen ve disiplin sorunları bulunan bir öğrencinin kesici aletle gerçekleştirdiği saldırı sonucunda iki öğretmenimiz ve bir öğrencimiz yaralanmış; ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Fatma Nur Çelik öğretmenimiz tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiştir. Merhume öğretmenimize Allah’tan rahmet, kederli ailesine, yakınlarına ve eğitim camiamıza sabır ve başsağlığı diliyoruz. Tedavileri devam eden meslektaşımıza ve öğrencimize acil şifalar temenni ediyoruz" dedi. "Can güvenliği endişesi ile görev yapmamalı" Yaşanan saldırının eğitim camiasını derinden sarstığını ifade eden Miran, öğretmenlerin can güvenliği endişesiyle görev yapmaması gerektiğini vurguladı. Miran, "Bugün yüreğimiz yanıyor. Bir meslektaşımızı görevi başında kaybettik. Öğretmenlerimiz can güvenliği endişesiyle görev yapmamalıdır. Okullar, şiddetin değil ilmin ve huzurun yuvası olmalıdır. Eğitimciler sahipsiz değildir. Eğitim-Bir-Sen Antalya Şubesi olarak sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyor; bir daha benzer acıların yaşanmaması için kararlı bir duruş sergilemeye devam edeceğimizi ifade ediyoruz "ifadelerini kullandı. "Caydırıcı önlemler alınmalı" Yetkililere de çağrıda bulunan Miran, okullarda güvenlik tedbirlerinin artırılması gerektiğini belirterek şunları kaydetti: "Okullarımızdaki güvenlik tedbirleri derhal güçlendirilmelidir. Riskli durumlara karşı erken uyarı ve etkili müdahale mekanizmaları kurulmalıdır. Disiplin süreçleri daha caydırıcı hale getirilmeli, eğitim çalışanlarının güvenliğini esas alan yasal düzenlemeler hayata geçirilmelidir."
Adana Sarıgeçili: "Eğitimciye şiddet, bir iş güvenliği sorununa dönüşmüştür" Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, eğitimciye yönelik şiddetin artık bir ’iç güvenlik sorunu’ haline geldiğini vurgulayarak, okullarda can güvenliğinin sağlanması için yetkilileri acil önlem almaya çağırdı. İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde Biyoloji Öğretmeni Fatma Nur Çelik’in 17 yaşındaki öğrencisinin bıçaklı saldırısı sonucu hayatını kaybettiği olayın ardından Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi, şiddete karşı devlet yetkililerini ve toplumu göreve çağırdı. "Eğitimciye şiddet, bir iş güvenliği sorununa dönüşmüştür" Olayla ilgili açıklamada bulunan Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, eğitim sisteminin verimliliği konuşulurken eğitimcilerin can güvenliği kaygısıyla baş başa bırakılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti. Sarıgeçili, "Bir öğretmenin milletine faydalı bir vatandaş olması için ter döktüğü öğrencisi tarafından katledilmesi, yaşadığımız acıyı derinleştirmiştir. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olayları artık münferit eylemler olmaktan çıkmış, toplumun geleceğini sekteye uğratacak yaygın bir sorun halini almıştır. Eğitimciye yönelen şiddet ne yazık ki artık bir iş güvenliği ve iç güvenlik sorununa dönüşmüştür" dedi. Şiddetin failinin bir öğrenci olmasının meselenin sadece bir asayiş sorunu değil, derin bir toplumsal yara olduğunu kanıtladığını belirten Sarıgeçili, şöyle devam etti: "Eğitimciye yönelik her saldırı ruhumuzu karartmakta, irfanımızı yok etmektedir. Ancak daha vahimi, şiddetin failinin bizatihi öğrenci olduğu hallerde, bunun sıradan bir şiddet sorunu olmadığı gerçeği tüm çıplaklığıyla karşımıza çıkmaktadır. Çocuk suçluluğunun temelinde, çocuğun aile ve sosyal çevresinde gerekli sevgi, şefkat ve disiplini alamaması yatmaktadır. Aile içindeki düzensizlik ve ilgisizlik; topluma, okula ve çevreye suç olarak yansımaktadır." Sarıgeçili, yaşanan acıların ihmal sonucu gerçekleştiğini belirterek, "Devlet, anayasal bir hak olan yaşam hakkını korumak için caydırıcı yasal zemini ve idari şartları tesis etmek zorundadır. Okul güvenliğinin sağlanması ve güvenli çalışma ortamının tesisi, hukuk devleti olmanın gereğidir. Eğitimciler her türlü saldırı karşısında savunmasız bırakılmamalıdır" dedi.