DÜNYA - 29 Aralık 2024 Pazar 16:47 | Son Güncelleme : 29 Aralık 2024 Pazar 17:22

Aliyev: "Rus tarafı, konuyu örtbas etmek istediğini açıkça ortaya koydu"

A
A
A

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Azerbaycan Hava Yolları’nın Aktau’da kaza yapan yolcu uçağına ilişkin açıklama yaparak, "Bize dost olan bir ülkede uçağımızın yerden ateşleneceğini muhtemelen kimse düşünemezdi. Bizi üzen ve şaşırtan şeylerden biri de Rus resmi makamlarının gaz tüpünün patlamasıyla ilgili versiyonlar ortaya koymasıydı. Yani Rus tarafının konuyu örtbas etmek istediğini açıkça ortaya koyuldu ve bu elbette kimseyi sevindirmiyor. Uçağın Rusya tarafından düşürüldüğünü bugün açıkça söyleyebiliriz” dedi.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 25 Aralık’ta Azerbaycan Hava Yolları, Bakü-Grozni seferini yapan Embraer 190 uçağının Aktau’da düşmesiyle yaşanan kazayla ilgili açıklamalarda bulundu. Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) Zirvesi için St. Petersburg'a uçtuğu anda kazayla ilgili bilgi aldığını belirten Aliyev, “Hemen talimat verdim ve uçak Bakü'ye döndü. Bakü'ye varır varmaz havaalanında acil bir toplantı düzenledim. Bakü'ye dönerken emrimle Devlet Komisyonu kuruldu ve ilgili kurumların temsilcilerinden oluşan bir heyet derhal Aktau'ya gönderildi. Çünkü bir an önce konuyu araştırmaya başlamaları gerekiyordu. Öncelikle uçağın kalıntılarının durumu hakkında bilgi sahibi olmaları, yerinde gözlemler yapmaları, görüntü ve fotoğraf temin etmeleri ve bunları kamuoyuna sunmaları gerekiyordu. Aynı zamanda bir grup Azerbaycanlı doktor da Aktau’ya sevk edildi. Kazak tarafı ise yaralıların iyileştirilmesi ve tıbbi bakım sağlanması konusunda hiçbir çabadan kaçınmadı. Aynı zamanda talimatım üzerine Azerbaycan Başsavcılığı ceza davası açtı, Kazakistan ve Rusya'da da benzer adımların atıldığını biliyorum” dedi.

“Uçağımızın radyo-elektronik savaş yoluyla kontrol edilemez hale getirildiğini de biliyoruz”

Kazayla ilgili ilk sonuçlara varıldığını ancak bütün detaylarının kara kutuların açılmasının ardından belli olacağını vurgulayan Aliyev, “Ancak kazanın ilk sonuçları da oldukça makul gerçeklere dayanıyor. Gerçek şu ki, Azerbaycan’a ait bir sivil uçak Rusya topraklarında, Grozni kenti yakınlarında dışarıdan hasar gördü ve neredeyse kontrolü kaybetti. Uçağımızın radyo-elektronik savaş yoluyla kontrol edilemez hale getirildiğini de biliyoruz. Bu, uçağa yönelik ilk tehdittir. Aynı zamanda yerden açılan ateş sonucu uçağın kuyruk kısmı da ağır hasar görmüştü ve hemen aynı gün ekibimiz Aktau şehrinde bu görüntüleri çektiğinde kamuoyu da bilgilendirilmiştir. Gövdenin deliklerle dolu olması kim tarafından ortaya atıldığını bilmediğimiz ‘kuş sürüsü’ versiyonu şüphesini tamamen ortadan kaldırdı” ifadelerini kullandı.

“Dost olan bir ülkede uçağımıza yerden ateş açılacağını muhtemelen kimse düşünemezdi”

Uçak vurulduğunda pilotun bunu kuşların uçağa çarpması olarak algılayabilmesinin mümkün olduğunu belirten Aliyev, “Çünkü bize dost olan bir ülkede uçağımıza yerden ateş açılacağını muhtemelen kimse düşünemezdi. Maalesef Rusya'nın bazı çevreleri bu iddiaya bağlı kalmayı tercih etti. Bizi üzen ve şaşırtan şeylerden biri de Rus resmi makamlarının gaz tüpünün patlamasıyla ilgili iddialar ortaya koymasıydı. Yani Rus tarafının konuyu örtbas etmek istediğini açıkça ortaya koydu ve bu elbette kimseyi sevindirmiyor. Tabii uçağımız kazara düşürüldü. Elbette burada kasıtlı bir terör eylemi yapılması söz konusu değildir. Dolayısıyla suçun kabul edilmesi, dost ülke sayılan Azerbaycan'dan özür dilenmesi, kamuoyuna duyurulması atılması gereken adımlardı. Maalesef ilk 3 gün Rusya'dan saçma sapan iddialardan başka bir şey duymadık” dedi.

“Konunun örtbas edilmeye çalışıldığını açıkça gördük”

Uçak kazasının tüm detaylarının araştırılacağını belirten Aliyev, "Azerbaycan ilk günden bu yana bu olayla uluslararası uzmanlardan oluşan bir grubun ilgilenmesinden yanaydı. Rus tarafı bize resmi olarak Eyaletlerarası Havacılık Komitesi'nin bu olayı araştırmasını teklif etti. Kategorik olarak reddettik. Sebebi açık. Çünkü bu kurumun ağırlıklı olarak Rus yetkililerden oluştuğu ve kurumun başında Rus vatandaşlarının olduğu bir sır değil. Objektiflik kriteri burada tam olarak karşılanamayabilir. Kazanın hemen ardından Rusya'nın adil ve yeterli adımlar attığını görseydik belki itiraz etmezdik. Ancak konunun örtbas edilmeye çalışıldığını açıkça gördük. Bu nedenle Kazak tarafıyla yakın temasta bulunarak bu tavrımızı dile getirdik. Yine ‘kara kutular’ açılıp daha detaylı bilgi aldığımızda konunun tüm detayları ortaya çıkacak ve bugün soru olarak kalan birçok konu da netlik kazanmış olacak” ifadelerini kullandı.

Aliyev:

Uçağın Grozni'ye inememesi sorusunun akıllarda kalan soru işaretlerinden biri olduğunu vurgulayan Aliyev, “Radyo-elektronik savaşın etkileri uçağın kontrolünü ne ölçüde etkiledi? Hava saldırısı ve uçağın yanında meydana gelen patlamanın sonuçları ne kadar etkili oldu? Çünkü şunu da belirtmeliyim ki, bu apaçık gerçeği inkar edip burada saklamaya çalışmak hem saçma hem de akılsızlıktır. Çok şükür mürettebatın kahramanlığı sayesinde uçak acil iniş yapabildi. Yolcuların çoğu kurtuldu. Uçağı delen şarapnel parçaları sebebiyle yolcu ve mürettebatta oluşan yaralanmalar ortada. Olayı bazı kuşlara atfetmek ya da gaz tüpü patlaması olarak tanımlamak hem aptallık hem de sahtekarlıktır” dedi.

“Mümkün olduğunca adil olmaya çalışıyoruz”

Minvod ve Mahaçkale havaalanlarının daha yakın olmasına rağmen uçağın neden Aktau'ya gönderildiğinin başka bir soru işareti olduğunu belirten Aliyev, "Bu objektif bir seçim miydi? Bazıları uçağın Grozni tarafından kasıtlı olarak gönderildiğine inanıyor. Çünkü uçak zaten kontrolden çıkmıştı ve uçağın denize düşme ihtimali yüksekti. Bu durumda, şaşırtma girişimleri başarılı olacak ve ‘kuş versiyonu’ sebep olarak sunulacaktı. Bazı uzmanlara göre Aktau, açık alan olması ve yerleşim bölgelerinin havalimanına uzak olması nedeniyle seçilmişti ve uçuş ekibi bunun acil iniş olacağını varsayarak bunun için daha uygun bir yer seçmiş olabilirdi. Ancak havaalanları yakın olsa bile kontrol edilemez bir durumda olan uçağı deniz üzerinden daha uzun mesafelere uçmak daha riskliydi. Yani tüm bu soruların cevabı henüz yok. Azerbaycan tarafı olarak ve şahsen mümkün olduğunca adil olmaya çalışıyoruz. Bu konular netleşinceye kadar bazı belirsiz konular hakkında yorum yapmak istemiyoruz. Ancak ortada olan konularda tam bir kararlılıkla görüşümüzü söylemeliyiz ve söyleyeceğiz” diye konuştu.

“Uçağın Rusya tarafından düşürüldüğünü bugün açıkça söyleyebiliriz”

Pilotlar ve tüm mürettebatın büyük bir kahramanlık gösterdiğini belirten Aliyev, "Pilotlar, kontrol edilemeyen uçağı çeşitli şekillerde kontrol etme konusunda hem profesyonellik hem de kahramanlık gösterdi. Deneyimli pilotlardı ve bu zorunlu inişten sağ çıkamayacaklarını biliyorlardı. Ancak yolcuları kurtarmak için cesaret gösterdiler ve bu sayede kazadan sağ kurtulanlar oldu. Bu sayede gövdenin bir kısmı yanmadı ve uçağın Rusya tarafından düşürüldüğünü bugün açıkça söyleyebiliriz. Bu bir gerçektir ve bunu kimse inkar edemez. Tekrar söylüyorum, bilerek yapıldı demiyoruz ama yapıldı" dedi.

Kendisinin talimatıyla AZAL tarafından Rusya’nın bazı şehirlerine uçuşların iptal edildiğini hatırlatan Aliyev, “Bunun temel nedeni elbette güvenlik sorunlarıdır. AZAL, Rusya'nın 7 şehrine olan uçuşlarını süresiz olarak durdurdu. Aynı zamanda Rus havayollarının Rusya'nın üç şehrinden Azerbaycan'a uçuşlarını da durdurduk. Yani toplamda 10 şehirle hava bağlantımız kesildi ve yine burada öncelikle güvenlik sorunları ön plana çıkıyor. Yolcularımızın güvenliği her zaman birinci önceliğimizdir ve bu durumu da böylece duyurmuş olduk. Yaptığımızı açıkça yapıyoruz ve yine bu karar verildi. Özellikle Grozni şehrine bu uçuşlar ne zaman yeniden başlayacak mı, başlamayacak mı? Muhtemelen hayır. Ancak Rus hava sahasının güvenlik sorunları mutlaka dikkate alınacaktır” açıklamasını yaptı.

“Taleplerimi ilettik”

Taleplerini Rus tarafına açıkça ifade ettiklerini belirten Aliyev, “27 Aralık'ta bu talepler resmen kendilerine iletildi. Öncelikle Rusya tarafının Azerbaycan'dan özür dilemesi gerekiyor. İkincisi suçunu itiraf etmesi gerekiyor. Üçüncüsü, suçluları cezalandırılmalı, Azerbaycan devletine ve yaralanan yolcu ve mürettebata tazminat ödemelidir. Bunlar bizim şartlarımız. Bunlardan ilki dün zaten sağlandı. Umarım diğer şartlarımız da kabul edilir. Bütün bu koşullar adildir. Tekrar söylüyorum, Azerbaycan kamuoyu konunun her yönüyle bilgilendirilecek ve bilgilendiriliyor. Tekrar söylüyorum, umarım taleplerimiz kabul edilir” ifadelerini kullandı.

Kamil Nadirli

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Dışişleri Bakanı Fidan, Üç Deniz Girişimi Zirvesi için Hırvatistan’a gidiyor Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hırvatistan’da düzenlenecek Üç Deniz Girişimi 11. Zirvesi’ne Cumhurbaşkanı’nı temsilen katılacak. Türkiye, "Stratejik Ortak" sıfatıyla ilk kez zirvede yer alacak. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hırvatistan’ın ev sahipliğinde 28-29 Nisan tarihlerinde Dubrovnik’te düzenlenecek Üç Deniz Girişimi (ÜDG) 11. Zirvesi’ne katılmak üzere 28 Nisan’da ziyaret gerçekleştirecek. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Bakan Fidan, zirveye Cumhurbaşkanı’nı temsilen katılım sağlayacak. Türkiye ilk kez "Stratejik Ortak" sıfatıyla katılacak Zirve, Türkiye’nin 28-29 Nisan 2025’te Varşova’da düzenlenen ÜDG Zirvesi’nde "Stratejik Ortak" olarak kabul edilmesinin ardından bu sıfatla katılım sağlayacağı ilk toplantı olması bakımından önem taşıyor. Bakan Fidan’ın zirvede yapacağı konuşmada, günümüzde bağlantısallığın yalnızca fiziksel altyapıyla sınırlı olmadığına dikkat çekmesi bekleniyor. Bu kapsamda bağlantısallığın; ulaşım, enerji, dijital ağlar, finans ve yönetişim alanlarını kapsayan çok boyutlu bir yapıya dönüştüğünü vurgulayacağı ifade ediliyor. Tedarik zincirleri ve enerji hatlarında çeşitlilik vurgusu Bakan Fidan’ın, küresel ölçekte yaşanan çatışmaların ekonomi ve arz güvenliği üzerindeki etkilerine işaret ederek, tedarik zincirleri ile enerji hatlarının çeşitlendirilmesinin önemine dikkat çekmesi öngörülüyor. Türkiye iş birliğini derinleştirmeye hazır mesajı Türkiye’nin ÜDG’yi bölgesel sahiplenmeyi güçlendiren kapsayıcı bir platform olarak gördüğünü dile getirmesi beklenen Bakan Fidan’ın, Türkiye’nin jeostratejik konumu sayesinde girişime "Stratejik Ortak" olarak katkı sunmaya ve iş birliğini derinleştirmeye hazır olduğunu ifade etmesi bekleniyor. Türkiye-AB ilişkileri için "yeni anlatı" mesajı Fidan’ın ayrıca, günümüzün karmaşık ve birbiriyle bağlantılı sınamaları karşısında Türkiye-AB ilişkilerinde somut ilerleme sağlayacak yeni bir yaklaşıma ihtiyaç duyulduğunu vurgulaması ve bağlantısallık gündeminin bu açıdan önemli bir fırsat sunduğunu belirtmesi öngörülüyor. Orta Koridor ve Kalkınma Yolu vurgusu Konuşmada, Orta Koridor ve Kalkınma Yolu Projesi gibi girişimlerin küresel ticarete sunduğu fırsatlara değinilmesi, Türkiye’nin bağlantısallık koridorlarını rekabet unsuru olarak değil, birbirini tamamlayan yapılar olarak değerlendirdiğini ifade etmesi bekleniyor.
İstanbul Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan: "2 yılda yaklaşık 2 milyon kadının işe yerleştirilmesini sağladık" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "Son 5 yılda kadın istihdamında kaydedilen artış, Türkiye’yi OECD üyeleri arasında en hızlı ilerleme kaydeden ülkelerden biri haline getirmiştir. 2 yılda yaklaşık 2 milyon kadının işe yerleştirilmesini sağladık" dedi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın ev sahipliğinde İstanbul’da gerçekleştirilen Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) 6. Beceriler Zirvesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla başladı. Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen zirvede açılış konuşmasını yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, " OECD tarafından 2016’da Norveç’te başlatılan Beceriler Zirvesi’nin altıncısına; Portekiz, Slovenya, Kolombiya ve Belçika’nın ardından Türkiye olarak biz ev sahipliği yapıyoruz. Ülkemizin beceri politikalarında karşılıklı öğrenme ve deneyim paylaşımını merkeze alan güçlü bir vizyonu bulunmaktadır. Geleceğimizi belirleyen, yetiştirdiğimiz insan kaynağı ve ona kazandırdığımız becerilerdir. Bugün burada, her yaştan insanın potansiyelini hayata geçirebildiği, fırsatların kuşaklar arasında adil biçimde paylaşıldığı ve kimsenin geride kalmadığı bir geleceği birlikte inşa etmek için bir araya gelmiş bulunuyoruz" diye konuştu. "Önümüzdeki dönemde çalışma çağındaki nüfus azalırken, yaşlı bağımlılık oranı tarihi seviyelere ulaşacaktır" Bakan Işıkhan, önümüzdeki dönemde çalışma çağındaki nüfus azalırken, yaşlı bağımlılık oranının tarihi seviyelere ulaşacağını söyleyerek, " Dünyamız; yaşlanan nüfus, dijital ve yeşil dönüşümün iç içe geçtiği derin bir değişim sürecinden geçmektedir. Önümüzdeki dönemde çalışma çağındaki nüfus azalırken, yaşlı bağımlılık oranı tarihi seviyelere ulaşacaktır. Bu durum; iş gücü piyasalarını, beceri politikalarını, sosyal koruma sistemlerini, kamu maliyesini ve toplumsal dayanışmanın temellerini doğrudan etkileyen küresel ölçekte bir kırılma noktası olacaktır. Bu dönüşüm yeni fırsatlar sunmakla birlikte, bu fırsatlardan kimlerin nasıl yararlanacağı, büyük ölçüde toplumların bu sürece ne kadar hazırlıklı olduklarına bağlı kalacaktır. Bu nedenle dijital ve yeşil dönüşümle birlikte beceri dönüşümünü de içeren bütüncül bir yaklaşımı benimsemeliyiz. Özetle, bu üçüz dönüşümü birlikte yönetmek zorundayız" şeklinde konuştu. "Ahilik geleneği, asırlar boyunca Türk toplumunun beceri ve üretim anlayışının temel taşı olmuştur" Ahilik geleneğinin asırlar boyunca Türk toplumunun beceri ve üretim anlayışının temel taşı olduğuna değinen Bakan Işıkhan, " Türkiye olarak bu konuda fazlasıyla tarihi tecrübemiz bulunmaktadır. 13. yüzyılda Anadolu’da doğan ve mesleki yetkinliği ahlaki sorumlulukla harmanlayan Ahilik geleneği, asırlar boyunca Türk toplumunun beceri ve üretim anlayışının temel taşı olmuştur. Bu köklü gelenek; usta-çırak ilişkisi üzerinden sağlam temeller kurmayı, değişen ihtiyaçlara göre kendini yenileyerek uyum kapasitesini canlı tutmayı ve kuşaktan kuşağa aktarılan bilgiyle sürdürülebilir bir beceri mirası oluşturmayı esas almıştır. Günümüzde Ahilikten yapay zekaya uzanan dönüşüm sürecinde temel mesele, yalnızca becerilerin nasıl geliştirileceği değil; bu becerilerin güven, adalet ve sorumluluk ilkeleri temelinde nasıl şekilleneceğidir. Türkiye’nin beceri ekosistemi, Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, ehil ellerde, geçmişin tecrübesiyle geleceğin ihtiyaçlarını buluşturan bir anlayış üzerine yükselmektedir" ifadelerini kullandı. "3 yıl içinde yaklaşık 3 milyon gencimizi istihdama ve üretime kazandırmayı hedefliyoruz" Bakan Işıkhan, 3 yıl içinde yaklaşık 3 milyon genci istihdama ve üretime kazandırmayı hedeflediklerini belirterek, " Bu kapsamda Ulusal İstihdam Stratejimiz yoluyla OECD ile uyumlu ve beceri temelli bütüncül bir yaklaşımı benimsiyoruz. Bu çerçevede demografik fırsat penceremizi en iyi şekilde değerlendirmek ve özellikle kadın ve genç istihdamını artırmak için çaba sarf ediyoruz. Son 5 yılda kadın istihdamında kaydedilen artış, Türkiye’yi OECD üyeleri arasında en hızlı ilerleme kaydeden ülkelerden biri haline getirmiştir. Bu ilerlemede önemli katkılar sağlayan ve iki yıl önce başlattığımız İş Pozitif programı ile eğitim, istihdam ve destek mekanizmalarını entegre ederek, 2 yılda yaklaşık 2 milyon kadının işe yerleştirilmesini sağladık. Bu projeyle teşvikler, mesleki eğitim ve bakım destekleriyle istihdamda kalıcılığı hedefledik. Saygıdeğer Cumhurbaşkanım, zatıalinizin liderliğinde Ocak ayında hayata geçirdiğiniz Gençliğin Üretim Çağı (GÜÇ) programı ile gençlerimizin nitelikli istihdama daha erken ve daha hızlı katılımını artırmayı hedefliyoruz. Bu süreci; İŞKUR’un dijitalleşme adımları, açık iş haritası, aday havuz sistemi ve yapay zeka eşleştirme altyapısıyla güçlendiriyoruz. Beceri envanteri yaklaşımı ve meslek standartları, beceri odaklı proaktif ve teknoloji temelli bir istihdam ekosistemi kurarak, 3 yıl içinde yaklaşık 3 milyon gencimizi istihdama ve üretime kazandırmayı hedefliyoruz. Saygıdeğer Cumhurbaşkanım, kıymetli misafirler; artık şunu çok net biliyoruz: Gelecek, kaynakları en fazla olanların değil, insanına en doğru becerileri kazandıranların olacaktır" dedi.
Balıkesir Şüheda Park ve dönel kavşak için geri sayım başladı Balıkesir Büyükşehir Belediyesi tarafından halkçı belediyecilik anlayışıyla yapımına başlanan Şüheda Parkı’nda sona gelindi. Kuvayı Milliye Mahallesi’nde yıllardır yapılması planlanan ancak hayata geçirilmeyen çalışma, mahallenin çehresini de değiştirecek. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nin yoğun çabalarıyla hayata geçirilmeye hazırlanan Şüheda Parkı ve çevre düzenlemelerinde geri sayım başladı. Yalnızca park yapımıyla değil peyzaj düzenleme projesiyle de mahalle sakinlerinin sosyal yaşam kalitesini yükseltmeyi hedefleyen park çalışmasında sıcak asfalt dökümü ve kontrolsüz kavşak düzenlemesi de gerçekleştiriliyor. Kontrolsüz kavşak yerini dönel kavşağa bıraktı Yaklaşık 10 dekarlık alana inşa edilecek olan parkta; 245 m genişliğinde bir çocuk oyun alanı, 360 metre uzunluğunda bir yürüyüş parkuru, spor alanı, çok amaçlı spor sahası, Kıbrıs Barış Harekâtı Anıtı ve tören alanının yanı sıra; 4.500 m yeşil alan ile doğal peyzaj dokusu korunarak mahalleye nefes aldıran bir açık alan oluşturulması hedefleniyor. Yapılacak olan düzenlemeler dışında mahalle sakinlerinin daha rahat ve konforlu bir alana sahip olması amaçlandığından Şüheda Parkı önü bölgesinde bulunan kontrolsüz kavşakta da önemli bir düzenleme çalışması hayata geçirildi. Önceki yapısıyla sürücüler ve yayalar açısından güvenlik riski oluşturan, trafik akışını olumsuz etkileyen ve zaman zaman düzensiz geçişlere neden olan bu alan, modern şehircilik anlayışı çerçevesinde yeniden ele alınarak dönel kavşak olarak tasarlanarak kısa sürede kullanıma açıldı. Aynı zamanda kavşak çevresine sıcak asfaltlama yapılarak mahallenin ulaşım ağı güçlendirildi. Bu düzenlemeler ile Kuvayı Milliye Mahallesi’nde, sürdürülebilir kent estetiğinin zarafetini yansıtan bir yaşam mekânı hayata geçirilmiş olacak. Doğal hayatın yeşiliyle modern çizgilerin buluşacağı Şüheda Park böylece sosyal yaşamın yeni buluşma noktası haline getirilecek. ‘Bütün çalışmalarımızı Büyükşehir yapıyor’ Çalışmaları yerinde inceleyen Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, "Karesi ilçemizde Şüheda Parkımızı tamamlamak üzereyiz. Hem onu görmeye geldik hem de Balıkesir Büyükşehir Belediyemizin kendi asfalt plentinden çıkan asfaltımız, kendi makinelerimiz ve kendi öz kaynaklarımızla asfaltlama işlemlerimiz tüm Balıkesir’in 20 ilçesinde başlamıştır. Burada olduğu gibi ihtiyaç bulunan her noktada vatandaşlarımızın modern şartlarda ulaşımını sağlamak için gece gündüz demeden çalışıyoruz. Bütün bu çalışmaları yol dairemizle birlikte yapıyoruz. Yani biz kendimiz yapıyoruz. İhaleye çıkmıyoruz. Bütün yapılan çalışmaları Büyükşehir’imizin kendi bünyesinde yapıyoruz. Bizim işimiz halka hizmet. Ve halka hizmet, Hakk’a hizmettir. O anlayışıyla Balıkesir’imin 20 ilçesinde hem yol çalışmalarımız hem altyapı çalışmalarımız hem kanalizasyon çalışmalarımız, tüm çalışmalarımızı yapıyoruz" ifadelerini kullandı.