GÜNDEM
Arıcılık olimpiyatlarının Düzce’de yapılması hedefleniyor 27 Mart 2026 Cuma - 13:04:51 DÜZCE(İHA) – Uluslararası ölçekte 2027 yılında düzenlenmesi planlanan Arıcılık Olimpiyatları’nın Düzce’de gerçekleştirilmesine yönelik istişare toplantısı düzenlendi. Düzce İl tarım ve Ormancılık Müdürlüğünde Tarım ve Orman Müdürü Esra Uzun’un ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıda Tarım ve Orman Bakanlığı, Düzce Üniversitesi Arıcılık Araştırma Geliştirme ve Uygulama Merkezi (DAGEM), Avrupa Arıcılık Federasyonu (IMYB), Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği (TAB) ve Düzce Arı Yetiştiricileri Birliği temsilcileri bir araya gelerek, organizasyonun 2027 yılında Düzce’de gerçekleştirilmesine ilişkin hazırlık, iş birliği ve koordinasyon başlıklarını değerlendirdi. Görüşmede, 48 ülkenin katılımının beklendiği Arıcılık Olimpiyatları’nın, yalnızca arıcılık sektörü açısından değil; aynı zamanda Düzce’nin tarımsal tanıtımı, kırsal kalkınması, turizm potansiyeli ve uluslararası görünürlüğü açısından da önemli fırsatlar sunacağı ifade edildi. İl Müdürü Esra Uzun, yaptığı değerlendirmede "Düzce, sahip olduğu doğal zenginlik, flora çeşitliliği, akademik altyapısı ve üretici potansiyeli ile arıcılık alanında önemli bir merkez konumundadır. 2027 Arıcılık Olimpiyatları gibi uluslararası ölçekte büyük bir organizasyonun ilimizde düzenlenecek olması hem arıcılık sektörümüz hem de Düzce’nin tanıtımı açısından son derece kıymetlidir. Bu organizasyonun, üreticilerimiz ile uluslararası paydaşlar arasında güçlü iş birliklerinin kurulmasına ve ilimizin tarımsal değerlerinin daha geniş kitlelere tanıtılmasına önemli katkılar sunacağına inanıyoruz" dedi. Toplantıda ayrıca, Düzce’nin arıcılık altyapısı, sektörel deneyimi, üniversite-kurum iş birliği kapasitesi ve organizasyonel yeterliliği ile bu büyük organizasyona ev sahipliği yapabilecek güçlü bir yapıya sahip olduğu değerlendirildi. 2027 Arıcılık Olimpiyatları’nın Düzce’de düzenlenmesiyle birlikte, ilin arıcılık alanındaki marka değerinin daha da güçlenmesi ve sektöre yeni açılımlar kazandırılması hedefleniyor.
27 Mart 2026 Cuma - 13:04 Kayseri’de ’pastırma’ sevinci Kayseri Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, Kayseri pastırmasının Avrupa Birliği tarafından tescillenmesiyle ilgili yapılan toplantıda, "Kayseri pastırması için verilen mücadele tarih karşısında bir vefa borcunun yerine getirilmesiydi" dedi. Kayseri Pastırması AB Coğrafi İşaret Tescili Basın Toplantısı KTO Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Programın açılış konuşmasını yapan KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, "Bugün burada Kayseri’mizin asırlık mirası, ecdadımızdan devraldığımız en kıymetli emanetlerimizden biri olan pastırmamızın Avrupa Birliği tarafından tescillenmesinin müjdesini paylaşmak için bir aradayız. Kayseri Pastırması’nın hikâyesi, yalnızca bir gıda ürününün hikâyesi değildir. Bu hikâye; bozkırın sabrının, Erciyes’in gölgesinde yoğrulan emeğin, nesilden nesile aktarılan ustalığın ve bir şehrin kendi adına sahip çıkma iradesinin hikâyesidir. Çünkü Kayseri’de pastırma, sadece sofraya gelen bir lezzet değil; şehrin hafızasında yer etmiş bir kültür, bir üretim bilgisi ve bir aidiyet nişanesidir. Kayseri’nin iklimi, rüzgârı, kurutma geleneği, et işleme mahareti ve çemen ustalığı bu ürünü sıradan bir et ürünü olmaktan çıkarmış; onu şehrin adıyla birlikte anılan güçlü bir simgeye dönüştürmüştür. Evliya Çelebi 17. yüzyılda kaleme aldığı Seyahatnamesi’nde ‘Kimyonlu sığır pastırması ve miskli et sucuğu hiçbir yerde yoktur, İstanbul’a (Payitahta) hediye olarak gider’ diyerek Kayseri’nin kimyonlu sığır pastırmasından övgüyle söz etmiş, böylece bu lezzetin tarihî köklerinin ne kadar derine uzandığını da kayda geçirmiştir. Bu nedenle bizler için Kayseri pastırması için verilen coğrafi işaret mücadelesi, sadece hukuki bir tescil süreci değil; tarih karşısında bir vefa borcunun yerine getirilmesiydi. Kayseri Ticaret Odası olarak bu sorumluluğu yıllar önce üstlendik. Odamız tarafından 13 Eylül 2000 tarihli yaptığımız başvurusu sonucunda Kayseri pastırması, 25 Haziran 2002 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından mahreç işareti olarak tescil edildi. Böylece Kayseri pastırması, Türkiye’de coğrafi işaretle tescil edilen ilk pastırma oldu. Bu adım, aslında çok daha büyük bir yürüyüşün başlangıcıydı. Kayseri’nin bu eşsiz değerini yalnızca Türkiye’de değil, Avrupa’da da koruma altına alma yürüyüşü. Bu yürüyüşün Avrupa ayağı ise 5 Nisan 2023’te başladı. Kayseri Ticaret Odası olarak Kayseri Pastırması’nın Avrupa Birliği nezdinde tescili için başvurumuzu yaptık. Başvuru dosyası uygun bulundu ve ürün, 9 Şubat 2024 tarihinde AB Resmî Gazetesi’nde ilan edildi. O gün, Kayseri için büyük bir umut günüydü. Çünkü artık mesele yalnızca bir başvuru değil, Kayseri adının Avrupa hukukunda da korunması meselesiydi. Fakat böylesine kıymetli bir ismin Avrupa’da tescil edilmesi kolay olmadı. İlan sürecinde Bulgaristan Tarım Bakanlığı tarafından itiraz geldi. İşte tam bu noktada, mesele bir başvurudan daha fazlasına dönüştü. Artık savunulan şey sadece bir ürün adı değil; Kayseri’nin emeği, itibarı ve tarihiydi. Odamız bünyesinde kurduğumuz teknik ekibin yürüttüğü müzakereler yoğunlaştı, hukukî ve teknik temaslar hız kazandı, dosya sabırla ve kararlılıkla takip edildi. Bu zorlu süreçte hem Türkiye’deki uzman ekipler hem de TOBB’un Ankara ve Brüksel’deki ekipleri büyük bir gayret gösterdi. Süreçte itirazlar oldu, uzmanlar ve hukukçular çok uğraştı" diye konuştu. "Bu tescili adeta bir Avrupa ülkesiyle mücadele ederek yarışarak aldık" Gülsoy, tescil sürecinin sadece bir başvuru ile alınmadığını söyleyerek, "Şunun özellikle altını kalın çizgilerle çizmek istiyorum: Biz bu tescili sadece bir başvuruyla almadık, adeta bir Avrupa ülkesiyle mücadele ederek yarışarak aldık. Düşünün ki Avrupa Birliği’nden tescil alan 46 ürünümüz içerisinde, hakkında itiraz davası açılan ilk ve tek ürün Kayseri pastırması olmuştur. Perde arkasındaki emeğin ne kadar büyük olduğunu özellikle ifade etmek istiyorum. Yürüttüğümüz 2 yıllık hukuk ve diplomasi müzakereleri neticesinde tüm dünyaya bir kez daha kanıtladık: Biz şehirlerle değil, ülkelerle mücadele ettik. Bu davayı kazanarak tüm dünyaya duyurduk. Kimse bizim olan pastırmaya sahip çıkmaya çalışmasın. Sonunda Kayseri olarak hedefe ulaştık ve nihayet 25 Mart 2025’te beklenen haber geldi. Kayseri Pastırması, Avrupa Birliği tarafından tescil edildi. Böylece Kayseri Pastırması, Avrupa’da da koruma altına alınarak sadece bir ürün olarak değil, bir şehir kimliği olarak tescillenmiş oldu. Kayseri pastırması, şehrimizin Avrupa Birliği nezdinde tescil edilen ilk ürünü olarak tarihe geçmiştir. Pastırmanın anavatanı Kayseri’dir. Bunu Avrupa gözünde tescilledik. Bu başarı, Kayseri’nin yüzyıllardır ördüğü üretim kültürünün uluslararası ölçekte kabul görmesi demektir. Bu başarı, pastırmayı yapan ustanın elinin, çemeni yoğuran emeğin, eti kurutan sabrın ve Kayseri’nin ticaret hafızasının Avrupa tarafından tanınması demektir. Bu başarı, Kayseri’nin adının sofralarda olduğu kadar hukuk metinlerinde ve uluslararası pazarlarda da güvenle anılması demektir. Bugün Kayseri pastırmasına baktığımızda, sadece ince dilimlenmiş bir lezzet görmüyoruz. Bugün orada Kayseri’nin tarihini, ticaretini, ustalığını, karakterini ve memleket sevdasını görüyoruz. Bu tescil, Kayseri’nin adını Avrupa’ya yazdıran hukukî bir karar olmanın ötesinde, şehrin kendi değerine sahip çıkmasının somut bir nişanesidir. Kayseri pastırması artık sadece Kayseri’nin gururu değil, Türkiye’nin Avrupa’ya tescil ettirdiği güçlü bir kültür mirasıdır" ifadelerini kullandı. "Sırada Kayseri sucuğu ve Kayseri mantısı var" Gülsoy, bir şehrin değerine inanarak dünyaya kendini kabul ettirebileceğini söyleyerek, "Bu hikâye bize bir kez daha şunu göstermektedir. Bir şehir kendi değerine inanırsa, onu korur, savunur ve arkasında durursa; o değer yalnızca yaşamakla kalmaz, dünyaya da kendini kabul ettirir. Bugün gururla ifade ediyorum ki; Kayseri pastırması, Avrupa Birliği’nden Coğrafi İşaret Tescili alan Türkiye’nin 46. ürünü olmuştur. Peki, bu tescil ne anlama geliyor? Bu sadece bir etiket değildir. Bu tescil; Kayseri pastırmasının Avrupa’da haksız kullanımının önüne geçilmesi, taklitlerin engellenmesi ve kalitemizin AB standartlarında korunması demektir. Artık pastırmamız, Avrupa sofralarında sadece bir ’et ürünü’ olarak değil, menşei belli, kalitesi onaylı bir dünya markası olarak yer alacak. Bu, üreticimize prestij ve büyük bir güven kapısı açacaktır. Durmak yok. Kayseri’nin kadim mutfağını korumaya kararlıyız. Sırada Kayseri sucuğu ve Kayseri mantısı var. AB tescili için bu iki ürünümüzle ilgili çalışmalarımız da tüm hızıyla sürüyor. İnşallah en kısa sürede onların da müjdesini kamuoyuyla paylaşacağız. Kayseri pastırmasının bu yeni uluslararası kimliği şehrimize, üreticimize ve ülkemize hayırlı, uğurlu ve bereketli olsun. Ulusalda tescil ettirdiğimiz coğrafi işaretli ürünlerimiz hakkında da bilgi verecek olursam; ilk olarak Kayseri pastırması, Kayseri sucuğu, Kayseri mantısı ürünlerimize ek olarak, Odamız tarafından 2021 yılı içerisinde Kayseri yağlaması, Kayseri katmeri, Kayseri tandır böreği, Kayseri kurşun aşı, Kayseri nevzinesi, Kayseri yağ mantısı, Kayseri güllü baklavası, Kayseri tepsi mantısı, Kayseri fırın ağzı, Kayseri çemeni, Kayseri sucuk içi ve Kayseri börek aşı olmak üzere 12 ürünümüzün coğrafi işaret tescilini alarak coğrafi işaretli ürün sayımızı 15’e çıkardık. Hatırlanacağı üzere TOBB Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ev sahipliğinde Ankara’da ‘Tescillenen Lezzetleriyle Kayseri’nin Gurur Günü -Coğrafi İşaretler Belge Takdim ve Tanıtım Töreni’mizi Kayserili bürokratlarımız ve iş dünyamız buradaki birçok basın mensubumuzun katılımıyla da gerçekleştirmiştik" dedi. "2 ürünün daha başvurusu kabul edildi" Başkan Gülsoy, Kayseri purov mantısı ve Kayseri pöç kebabının da başvurularının kabul edildiği müjdesinin vererek, "Bu süreç, sahip çıkılmadan başarılamazdı; inanmadan sonuçlandırılamazdı; emek verilmeden kazanılamazdı. Coğrafi İşaretli Ürün Tescillerimizi de sürdürüyoruz. Son dakika müjdesi olarak da söylemek istiyorum Kayseri purov mantısı ve Kayseri pöç kebabı ürünlerimiz için iki ayrı başvuru yapmıştık ve başvurularımızın onaylandığını da buradan duyurmak istiyorum" ifadelerini kullandı. "Yüzlerimiz gülüyor" Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç da, "Bu güzel cuma gününde açık bir sevinci yaşıyoruz, yüzlerimiz gülüyor. Başkanımıza özellikle takip sürecindeki emeklerinden dolayı teşekkür ediyorum. Birliğimizin, beraberliğimizin bereketini yaşadığımızı burada vurguluyoruz. Amacımız sadece bir coğrafi ürün olarak tescil almak değil, şehrimizin bir bakıma tescillenmesi, bu olumlu yaklaşımlarla anılması hepimizi keyiflendiriyor. Örneğin Kayserispor ligden düşerse bu şehir ligden düşmüş gibi algılanır diye söylüyoruz. Bunun gibi nasıl ki bir coğrafi ürünümüz tescillenince şehrimiz bir üst lige çıkmış gibi anılır, bunun sevincini paylaşır diye düşünüyor isek her değerimiz bizim için kıymetli ve anlamlı. İki gündür Ankara’daydım. Adeta bizi görünce herkesin aklına gelen pastırma konuşuluyor. Bir hizmeti sürdürmek çok daha önemli ve anlamlı. Zirveye çıkmak değil, zirvede kalabilmek ve onu sürdürebilmek" dedi. AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı ise, "Ben başkanımıza gayretlerinden dolayı TOBB Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu başta olmak üzere emeği geçen herkese, bütün oda çalışanlarımıza, personellerimize, hukukçularımıza şükranlarımı sunuyorum" ifadelerini kullandı. "Pastırma denilince sadece bir yemekten bahsetmiyoruz" Kayseri Valisi Gökmen Çiçek de, "Görev yaptığım süre içerisinde benim de gördüğüm Kayseri’de pastırma denilince sadece bir yemekten bahsetmiyoruz. Başkanımız bahsetti biz sadece tüketilen etten bahsetmiyoruz dedi. Benim gördüğüm de bu. Biz pastırma dediğimizde bir kültürden bahsediyoruz. Kayseri iş bölümü ve organizasyonuyla Türkiye’ye örnek olmuştur. Aslında pastırmayı son haline getirmek için de çemenlenmesiyle etin o hale gelmesi bir iş bölümü, bir sabır gerekiyor. Sabrın, emeğin, iş bölümünün ardından çıkan bu üründen bahsederken az önce de söylediğim gibi koskoca kadim bir kültürden bahsediyoruz. Avrupa Birliği tescil sürecinde Ticaret Odası başkanımızın gerçekten çok büyük emeğini gördüm. Bulgaristan’la olan mücadeledeki çabalarını gördüm. Ankara’da bizi toplayarak son yaptığına şahidim. Ben kendisine ve bu süreçte emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum" dedi. Toplantıya; Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı, KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, protokol üyeleri ve oda üyeleri katıldı.
27 Mart 2026 Cuma - 12:59 Başkan Çolakbayrakdar: "Şehrimizin ilk medresesi, şehir akademisi kimliğiyle yeniden hayat bulacak" Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar’ın girişimleriyle özel mülkiyet statüsünden çıkarılarak yeniden millete kazandırılan, Kayseri’nin ilk medresesi olma özelliğini taşıyan 1193 tarihli Hoca Hasan Medresesi’nde kazı çalışmaları tamamlandı. Proje çizimlerinin hazırlanmasının ardından Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun onayıyla restorasyon sürecine geçileceğini belirten Başkan Çolakbayrakdar, "Şehrimizin ilk medresesi, restorasyon çalışmalarıyla bir kültür hazinesine dönüşecek ve Şehir Akademisi olacak" dedi. Kayseri’nin ilk, Anadolu’nun ikinci medresesi olma özelliğini taşıyan 1193 tarihli Hoca Hasan Medresesi’nde, Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü’ne bağlı Müze Müdürlüğü denetiminde yürütülen kazılar titizlikle gerçekleştirildi. Çalışmalar sonucunda yapının sınırları ve mimari izleri ortaya çıkarıldı. Kazı sürecinin büyük bir hassasiyetle tamamlandığını aktaran Başkan Çolakbayrakdar, "Alanın tüm mimari izleri ortaya çıkarıldı. Restorasyon süreci, Koruma Kurulu onaylarının ardından başlayacak. Hedefimiz, medreseyi taşından avlusuna kadar özgün kimliğine sadık kalarak ayağa kaldırmak. Bu çalışma yalnızca bir restorasyon değil, aynı zamanda kültürel bir ihya projesidir." diye konuştu. Başkan Çolakbayrakdar, sözlerini şu şekilde sürdürdü; "Şehre değer katacak ve gelecek nesillere miras bırakılacak projeleri hayata geçirmek için gayret ediyoruz. Şehrimizin kültürüne, geçmişine ve mirasına sahip çıkıyoruz. Ecdadımızın, Müslüman Türk kimliğinin izlerini taşıyan bu yapıyı yeniden ayağa kaldıracağız. Buranın tapusu milletindi. Ancak 1947 yılında satıldı. 78 öncesinde el değiştiren bu alanın tekrar milletin malı olması için uzun süredir mücadele verdik. Bu konuda birçok belediye başkanımız emek sarf etti. Şükürler olsun ki bu tapuyu geri almak bizlere nasip oldu. Allah razı olsun. Bu tapunun bizler için manevi değeri çok büyük. Ecdadımızdan kalan bu mirası, bizler de gelecek nesillere bırakacağız. Tapunun tekrar millete geçmesiyle birlikte buranın ihyası için çalışmalarımıza başladık. Allah nasip ederse restorasyon süreciyle bu tarihi yapıyı bir anıt gibi ayağa kaldıracağız. Kadim bir medreseyi yeniden şehrimize kazandırmak, ‘Makarr-ı Ulema Şehri Kayseri’ için somut bir adım olacak. Bu proje sadece bir kültür projesi değildir; aynı zamanda şehrin hafızasını yaşatan bir çalışmadır. 8 yılı aşkın süredir hem Ankara’da hem yerelde bu projeyi hayata geçirmek için büyük çaba sarf ettik. Biz bu şehre aşığız. Şehrimizi daha da güzelleştirmek, dünya çapında adından söz ettiren bir şehir hâline getirmek için çalışmaya devam edeceğiz." Başkan Çolakbayrakdar, medresenin restorasyonun ardından ’Şehir Akademisi’ kimliğiyle hizmet vereceğini, gençlerin ilimle buluşacağı, kültür ve sanat faaliyetlerinin gerçekleştirileceği yaşayan bir mekân hâline getirileceğini sözlerine ekledi.
27 Mart 2026 Cuma - 12:56 Kent merkezini aydınlatacak LED dönüşüm çalışmaları başladı Kayseri Büyükşehir Belediyesi; kentin cadde ve sokaklarında LED dönüşüm çalışmalarına başladı. Kısa sürede tamamlanması için süren çalışmalar ile söz konusu alanların daha aydınlık ve tasarruflu bir aydınlatma sistemine kavuşması hedefleniyor. Kayseri’de yerel yönetim faaliyetlerini her kulvarda özveri ile sürdürmeye devam eden Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, talimatları ile şehri daha aydınlık ve çevreci aydınlatma sistemleri ile donatıyor. Kayseri’nin merkezindeki en işlek caddelerden olan Millet Caddesi’nde LED sokak aydınlatma dönüşüm çalışmalarına başlayan Büyükşehir Belediyesi, şehrin daha aydınlık ve canlı, daha çevreci ve tasarruflu bir şekilde aydınlatılmasını hedefliyor. LED dönüşüm faaliyetleri esnasında çalışmalara ilişkin açıklamalarda bulunan Kayseri Büyükşehir Belediyesi Teknik Bakım ve Onarım Şube Müdürü Vedat Kılıç, dönüşüm çalışmalarının en kısa sürede tamamlanacağını ifade ederek, "Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanımız Dr. Memduh Büyükkılıç’ın talimatları ile 27 Mayıs Caddemizin LED dönüşümüne başladık. 600 metrelik LED dönüşümünü inşallah bir hafta gibi kısa sürede tamamlayacağız" dedi. Söz konusu çalışmaları, esnaf ile vatandaşlara rahatsızlık vermeden tamamlamaya gayret gösterdiklerini vurgulayan Kılıç, şunları paylaştı; "Caddemizin daha aydınlık, daha ferah ve hoş görünmesini sağlayacağız. 600 metrelik LED dönüşümünü 26 personel, 4 araçla birlikte, esnaflarımız ve vatandaşlara herhangi bir sıkıntı oluşturmadan en kısa zamanda vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız." Şehrin ışıl ışıl aydınlanacağını ifade eden Büyükşehir Belediyesi Teknik Bakım ve Onarım Şube Müdürü Kılıç, Millet Caddesi ile başlayan örnek uygulamayı, Kayseri’nin belli noktalarında da yapmayı planladıklarını sözlerine ekledi.
Erzurum’da "Vatan ve kahramanlık buluşmaları" programı
11 Mart 2026 Çarşamba - 14:34 Erzurum’da "Vatan ve kahramanlık buluşmaları" programı Erzurum’da aziz şehitlerin hatırasını yaşatmak ve genç nesillerde vatan sevgisi bilincini güçlendirmek amacıyla "Vatan ve Kahramanlık Buluşmaları" programı düzenlendi. Okuduğu okula ismi verilen Şehit Burak Tatar’ın adını taşıyan Şehit Burak Tatar Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen programa Erzurum Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Hasan Aykut, Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Erzurum Şube Başkanı Recep Akgül, şehit ailesi, öğretmenler, öğrenciler ve davetliler katıldı. Program saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Açılış konuşmasını yapan Okul Müdürü Emre Koç, şehitlerin fedakârlıklarının hiçbir zaman unutulmaması gerektiğini belirterek genç nesillerin milli ve manevi değerler ışığında yetişmesinin önemine vurgu yaptı. Koç konuşmasında ayrıca okuduğu okula ismi verilen Şehit Paramedik Burak Tatar’ın hayatını ve kahramanlık hikâyesini katılımcılarla paylaştı. Programda konuşan Erzurum Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Hasan Aykut, şehitlerin milletin bağımsızlığı ve vatanın bölünmez bütünlüğü için en büyük fedakârlığı yaptığını belirterek bu tür programların genç nesiller için önemli bir bilinç oluşturduğunu ifade etti. Aykut konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "Bugün burada çok anlamlı ve çok kıymetli bir buluşma için bir araya gelmiş bulunuyoruz. Aziz milletimizin bağımsızlığı, vatanımızın bölünmez bütünlüğü ve bayrağımızın özgürce dalgalanması için canlarını feda eden kahraman şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz. Bu topraklar sıradan topraklar değildir. Bu topraklar; Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da ve Anadolu’nun dört bir yanında can veren kahramanların emanetidir. Her karışı şehit kanlarıyla yoğrulmuş olan bu vatan bizlere bırakılmış en kutsal mirastır. Şehitlerimiz bu milletin hafızasında yalnızca birer hatıra değil; aynı zamanda bizlere yol gösteren birer onur, cesaret ve vatan sevgisi sembolüdür. Bugün adını taşıdığınız bu okulun ismi de böyle bir kahramanın adıdır. Şehidimiz Burak Tatar, genç yaşında vatan sevgisini her şeyin üstünde tutmuş, görev bilinciyle hareket etmiş ve milletimiz için en büyük fedakârlığı yaparak şehadet mertebesine ulaşmıştır. Sevgili gençler; şehitlerimizin bizlere bıraktığı en büyük emanet sizlersiniz. Sizler bu ülkenin geleceği, bu milletin umudu ve yarınlarımızın mimarlarısınız. Unutmayınız ki vatan sevgisi yalnızca cephelerde gösterilen bir kahramanlık değildir. Vatan sevgisi; okul sıralarında çok çalışmak, ülkemiz için üretmek ve bu millete hizmet etmektir." Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Erzurum Şube Başkanı Recep Akgül ise konuşmasında Türkiye’nin vatan uğruna büyük bedeller ödediğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Bugün ülkemizde yaklaşık 50 bine yakın şehidimiz ve 35 bine yakın gazimiz bulunmaktadır. Bu rakamlar vatanın ne büyük fedakârlıklarla korunduğunu göstermektedir. Şehitlerimiz ve gazilerimiz bu vatan için bedel ödemiş kahramanlardır." Programda söz alan şehidin öğretmenlerinden Taner Erdoğumuş, Burak Tatar’ın öğrencilik yıllarından itibaren vatan sevgisiyle yetişmiş örnek bir genç olduğunu ifade ederek duygusal anlar yaşattı. Erdoğumuş konuşmasında, Burak Tatar’ın genç yaşlardan itibaren şehit olmayı arzuladığını belirterek, "Burak her zaman vatan sevgisiyle dolu bir evladımızdı. ‘Ben şehit olacağım hocam’ derdi. Göreve gitmeden önce sahip olduğu arabasını satarak gelirini Mehmetçik Vakfı’na bağışladı. Bu davranışı onun nasıl bir iman ve vatan sevgisiyle yetiştiğinin en büyük göstergesiydi" dedi. Burak Tatar’ın ilk günden son güne kadar imanla yoğrulmuş, bayrak aşkıyla yanan bir vatan evladı olduğunu ifade eden Erdoğumuş, "O sadece bir öğrencimiz değil, aynı zamanda bu milletin yetiştirdiği örnek bir evlattı. Bugün onunla gurur duyuyoruz" diye konuştu. Erdoğumuş ayrıca okulun şehitler verdiğini hatırlatarak, "Bu okuldan yalnızca Burak değil, Burak Tortumlu ve Taha Nergiz gibi kahraman evlatlarımız da çıktı. Vatan onlara çok şey borçlu. Bu millet onların fedakârlığını asla unutmayacaktır" ifadelerini kullandı. Programda konuşan şehit Burak Tatar’ın annesi Hülya Tatar ve babası Yahya Tatar ise evlatlarıyla gurur duyduklarını ifade etti. Tatar ailesi, Burak Tatar’ın vatan sevgisiyle yetişmiş bir evlat olduğunu ve şehit olmayı kendi isteğiyle arzuladığını dile getirdi. Şehit ailesi gençlere de seslenerek milli ve manevi değerlerin daha iyi anlaşılması için Çanakkale Şehitliği’nin ziyaret edilmesinin önemine dikkat çekti. Aile, gençlerin şehitlerin fedakârlıklarını yerinde görmelerinin vatan sevgisini daha iyi anlamalarına katkı sağlayacağını ifade etti. Program öğrenciler tarafından okunan "Bayrak" şiiri ve soru-cevap bölümü ile devam etti. Program sonunda şehit Burak Tatar’ın ailesine protokol üyeleri tarafından çiçek takdim edildi. Şehit Burak Tatar kimdir? Paramedik Burak Tatar, 2 Ocak 1995 tarihinde Erzurum’un Yakutiye ilçesinde dünyaya geldi. 2013 yılında Erzurum Sağlık Meslek Lisesi’nden mezun oldu. Aynı yıl henüz 18 yaşındayken sağlık camiasında görev almaya başlayarak Narman İlçe Hastanesine atandı. Üç yıl boyunca Narman 112 Acil Sağlık İstasyonu’nda istasyon sorumlusu olarak görev yaptı. 2016 yılında Atatürk Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’ndan mezun oldu ve naklen atama ile Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde görevine devam etti. Aynı yıl UMKE (Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi) bünyesine katıldı. Görev süresi boyunca Nusaybin Hendek Operasyonları, Fırat Kalkanı Operasyonları, Cerablus görevlendirmesi, Avşa Adası sağlık tedbiri ve Sarıkamış Allahuekber Dağı Şehitleri Anma Töreni gibi birçok görevde gönüllü olarak yer aldı. Son olarak Afrin’de yürütülen Zeytin Dalı Harekâtı kapsamında görev alan Burak Tatar, burada hasta müdahalesine giderken el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucu şehit oldu.
SOGEM, eğitim programıyla STK’lar ile buluşuyor
11 Mart 2026 Çarşamba - 14:19 SOGEM, eğitim programıyla STK’lar ile buluşuyor Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi Sosyal Girişimcilik Merkezi (SOGEM) ve KSÜ iş birliğinde düzenlenecek "Sosyal Girişimcilik Temalı Proje Geliştirme Programı" eğitimine başvurular başladı. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren Sosyal Girişimcilik Merkezi (SOGEM), sivil toplum kuruluşlarının proje üretme kapasitesini artırmaya yönelik yeni bir eğitim programını hayata geçiriyor. İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından ilan edilen 2026 Yılı Proje Destek Programı kapsamında, "Sosyal Girişimciliğin Desteklenmesi" teması çerçevesinde hazırlanacak projelere yönelik gerçekleştirilecek programda, şehirde faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarına eğitim ve teknik destek sağlanacak. SOGEM’in düzenleyeceği "Sosyal Girişimcilik Temalı Proje Geliştirme Programı" ile katılımcı sivil toplum kuruluşlarına sosyal girişimcilik yaklaşımıyla proje geliştirme, sosyal etki oluşturma, sürdürülebilir gelir modeli tasarımı ve çağrı rehberine uygun proje yazımı konularında kapsamlı eğitimler verilecek. Ayrıca uygulamalı atölye çalışmaları ve birebir teknik destek süreci ile katılımcıların proje taslakları üzerinde çalışmaları sağlanacak. Eğitim programına şehirde faaliyet gösteren ve Sosyal Girişimcilik teması kapsamında proje sunmayı planlayan sivil toplum kuruluşları başvurabilecek. Katılım sağlamak isteyen vatandaşlar, 18 Mart tarihine kadar internet adresinden adresinden çevrimiçi başvuru yapabilecek. Başvuru sürecinin ardından eğitimler 23 Mart - 10 Nisan 2026 tarihleri arasında düzenlenecek.
Başkan Şadi Özdemir amatör spor kulüp temsilcileri ile buluştu
11 Mart 2026 Çarşamba - 14:18 Başkan Şadi Özdemir amatör spor kulüp temsilcileri ile buluştu Nilüfer’deki amatör spor kulüp temsilcileriyle bir araya gelen Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, "Amatör spor kulüplerimize bütçemizin el verdiği oranda destek vermeye çalışıyoruz. Her zaman yanlarında olmaya devam edeceğiz" dedi. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer’de futbol, voleybol, hentbol gibi farklı branşlarda faaliyet gösteren spor kulüplerinin temsilcileri ile iftar programında bir araya geldi. Programa Nilüfer Belediyespor Kulübü Başkanı Muharrem Or, Bursa Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu (BASKF) Başkanı Çetin Yıldız, Nilüfer Kulüpler Birliği Başkanı Kemal Güler, Nilüfer Görme Engelliler Spor Kulübü (BUGES) ve amatör spor kulüplerinin temsilcileri katıldı. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer Belediyespor Kulübü ile sporu bir yaşam kültürü olarak ele aldıklarını ve buna yönelik çalışmalar yaptıklarını söyledi. Nilüfer’in sporcu kenti olduğunu dile getiren Başkan Şadi Özdemir, "Nilüfer’deki amatör spor kulüplerimize bütçemizin el verdiği oranda destek vermeye çalışıyoruz. Hem maddi destek hem malzeme desteği veriyoruz" dedi. Amatör kulüplerin, sporun daha geniş çevrelerce yapılmasını sağladığını belirten Başkan Şadi Özdemir, "Çocuklarımızın sağlıklı, güvenli spor yaptırarak hem disiplin öğretiyorsunuz hem hayata hazırlıyorsunuz. Biz de bunun bilincinde olarak yanınızda olmayı sürdüreceğiz" diye konuştu. Nilüfer Kulüpler Birliği Başkanı Kemal Güler ise Nilüfer Belediyesi’ne destekleri için teşekkür etti.
Muğla Büyükşehir’den Ramazan sofrasında dayanışma buluşması
11 Mart 2026 Çarşamba - 14:13 Muğla Büyükşehir’den Ramazan sofrasında dayanışma buluşması Muğla Büyükşehir Belediyesi, Ramazan ayı dolayısıyla Menteşe’de yaş almış bireyler, engelli vatandaşlar ve depremzedeleri bir araya getiren anlamlı bir iftar programı düzenledi. Yaklaşık 600 kişinin katıldığı programda Ramazan ayının birlik, paylaşma ve dayanışma ruhu hep birlikte yaşandı. Menteşe’de gerçekleştirilen iftar programında katılımcılar aynı sofrada buluşarak Ramazan’ın manevi atmosferini paylaştı. Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen program, farklı kesimlerden vatandaşları bir araya getirerek dayanışma ve birlik duygusunu güçlendirdi. Program kapsamında Ramazan ayının geleneksel simgelerinden olan Aşuk ile Maşuk gösterisi ile Karagöz-Hacivat oyunu sahnelendi. Sahnedeki renkli gösteriler özellikle çocuklar ve aileler tarafından ilgiyle izlenirken, katılımcılar keyifli anlar yaşadı. Geleneksel Ramazan eğlenceleri programa katılanlara nostaljik ve sıcak bir atmosfer sundu. Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen iftar programında vatandaşlar bir arada olmanın mutluluğunu yaşarken, Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma kültürü bir kez daha vurgulandı. İftar programına katılan engelli, yaş almış ve depremzede vatandaşlar Ramazan Ayı’nda gerçekleştirilen bu etkinlik için Muğla Büyükşehir Belediyesi’ne ve Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’a teşekkürlerini sunarak memnuniyetlerini dile getirdiler. Besli: "Büyükşehir’den memnunuz" Hasan Özcan Yaşam Evi’nde konaklayan Nurten Besli, "Biz Muğla Büyükşehir Belediyesi’nden her zaman çok memnunuz 100 yaş evinde de etkinliklere katılıyorduk. 20 günden beri de Hasan Özcan yaşam Evinde kalıyorum. Herkesten ve işleyişten çok memnunuz. Ramazan Ayı’nda özellikle böyle bir etkinlikte bir araya gelmemiz çok kıymetli. Ahmet başkanımıza bizi bir araya getirdiği için çok teşekkür ederiz" Kışlaoğlu: "Bizi unutmadıkları için çok teşekkür ediyoruz" Hatay depremi sonrası Muğla’ya taşınan Seval Kışlaoğlu, "Hatay’dan Muğla’ya depremden sonra geldik. Öncelikle bizi unutmadıkları için çok teşekkür ediyoruz bizlere Ramazan Ayı’nda yaptıkları bu etkinlikle motivasyon verdiler Allah razı olsun. Depremden sonra da Muğla Büyükşehir Belediyesi her zaman yanımızda oldu. Bize hiçbir şeyin eksiğini hissettirmediler bütün ihtiyaçlarımızı giderdiler sağ olsunlar. Muğla Büyükşehir Belediyesinden ve Ahmet Başkanımızdan Allah razı olsun" Başkan Aras: "Toplum olarak en büyük gücümüz birbirimize sahip çıkmamızdır" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma duygularını güçlendiren özel bir zaman olduğuna dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu: "Ramazan ayı; birlik, beraberlik ve dayanışmanın en güçlü şekilde hissedildiği çok kıymetli bir zaman. Bu akşam aynı sofrada yaş almış büyüklerimizle, engelli vatandaşlarımızla ve depremzede misafirlerimizle bir arada olmaktan büyük mutluluk duyduk. Paylaştığımız bu sofralar sadece yemek değil; aynı zamanda gönüllerimizi, umutlarımızı ve dayanışmamızı da paylaştığımız sofralar. Toplum olarak en büyük gücümüz birbirimize sahip çıkmamızdır. Biz de Muğla Büyükşehir Belediyesi olarak kimseyi yalnız bırakmayan, dayanışmayı büyüten bir anlayışla çalışmaya devam edeceğiz. Ramazan ayının tüm vatandaşlarımıza sağlık, huzur ve bereket getirmesini diliyorum" dedi.
Evden çıkıp üretime katılıyorlar
11 Mart 2026 Çarşamba - 13:58 Evden çıkıp üretime katılıyorlar Sakarya’nın Hendek ilçesinde Halk Eğitim Merkezi bünyesinde açılan el sanatları kurslarına katılan kadınlar, hem sosyalleşme imkanı buluyor hem de aldıkları MEB onaylı sertifikalarla istihdama katılarak aile ekonomilerine destek oluyor. Hendek’te sosyalleşmek ve aile bütçesine katkı sağlamak isteyen kadınlar, Halk Eğitim Merkezi tarafından açılan kurslarda bir araya gelerek güzel vakit geçiriyor. Meslek öğrenmenin yanı sıra kurslarda sohbet ederek dostluklar kuran ev hanımları, kurslarını tamamlayınca aldıkları sertifika ile iş kurma ve işe girme konularında da kolaylık edinmiş oluyor. "Amacımız meslek edindirmek ve sosyalleştirmek" Hendek Halk Eğitimi Merkez Müdürü Hüseyin Karakuş, kurumun amacının örgün eğitim dışında kalan bireylere ulaşmak olduğunu belirterek, "Halk Eğitim Merkezleri, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Hayat Boyu Öğretme Genel Müdürlüğü’nün örgün eğitim dışında kalmış bireylerin eğitildiği yaygın eğitim kurumlarıdır. Hendek Halk Eğitim Merkezi olarak da halkın talepleri doğrultusunda onların ihtiyaçlarını karşılayacak çeşitli kurslar açmaktayız. Amacımız, kişileri sosyal hayata kazandırmak, boş zamanlarını değerlendirmek, aile ekonomilerine katkıda bulunmak, meslek edindirmek ve mesleklerini geliştirmek. Bu hedefle kursiyerler Milli Eğitim Bakanlığı onaylı sertifikalar alıyorlar. Bu sertifikalarla birlikte yeni iş açmak ya da iş başvurusu yapmak için hayatlarını kolaylaştırıyor. Hendek ilçesinin 30’a yakın mahallesinde aktif olarak kurslarımız devam ediyor. Bunlar genellikle mahallelilerin talepleri doğrultusunda el sanatları, biçki, dikiş nakış kursları olarak devam etmekte" dedi. "Kurslar bir çeşit terapi merkezi" 16 yıldır usta öğreticilik yapan Kadriye Ulusoy, kursların ekonomik katkısının yanı sıra ruh sağlığı üzerindeki olumlu etkilerine dikkat çekti. Ulusoy, "Şuanda aktif olarak 25 öğrencim var. Burada örgü, tığ gibi el sanatı tekniklerinin hepsini öğretiyoruz. Sadece örgü olarak değil, kursumuzun terapi gibi, ruh sağlığı için de çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Kadınlarımız evde oturmasınlar; böyle kurslara gelsinler öğrensinler ve ailelerine katkıda bulunsunlar. Herkes bir kazak örse aile bütçesine katkı olur" diye konuştu. Kursa katılan emekli Sebahat Şahin, kursta vakit geçirmekten mutluluk duyduğunu anlatarak, "Hocamızın eşliğinde güzel şeyler örüyoruz. Aynı zamanda da güzel dostluklar kuruyoruz, vakit geçiriyoruz" şeklinde konuştu.