GÜNDEM - 25 Mart 2026 Çarşamba 12:17

Osmaniye’de "Zimem Defteri" geleneği yaşatıldı, öğrencilerin borçları kapatıldı

A
A
A
Osmaniye’de "Zimem Defteri" geleneği yaşatıldı, öğrencilerin borçları kapatıldı

Osmaniye’nin Düziçi ilçesinde Osmanlı’dan günümüze uzanan "Zimem Defteri" geleneği bu yıl da yaşatıldı. Hayırsever bir iş adamı, öğrencilerin kantine olan toplam 10 bin TL borcunu kapattı.


Osmaniye’nin Düziçi ilçesinde Osmanlı’dan günümüze uzanan "Zimem Defteri" (Borç Defteri) geleneği, Düziçi Atatürk Kız Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde bu yıl da anlamlı bir dayanışmaya sahne oldu. Hayırsever bir iş adamı, öğrencilerin kantine olan tüm borçlarını ödeyerek defteri kapattı. Bu yıl üçüncü kez gerçekleştirilen uygulama kapsamında, ihtiyaç sahibi öğrencilerin kantin borçları hayırsever tarafından karşılandı. Toplamda 10 bin liralık borcun kapatılmasının ardından, gelenek gereği "Zimem Defteri" okul yönetimi tarafından yakıldı.


"İsminin açıklanmasını istemeyen bir iş insanı benim de eski öğrencim okula gelerek öğrencilerin biriken kantin borçlarını tek seferde ödedi" diyen Müdür Yardımcısı Yahya Çoban, "Okulumuz öğrencilerinin kantine bir miktar borcu olduğunu öğrendik. Kantinci kulağımıza fısıldadı. Biz de geleneksel olarak her yıl şöyle bir bakıyoruz, kimin ne borcu var, durumu olmayan öğrencilerle ilgili çalışma yaptık. Zimem defteri geleneğidir bu, Osmanlı’dan gelen. Daha sonra hayırsever, bir öğretmen lisesinden öğrencim olan bir iş adamının gönderdiği parayla borç defterinin tamamını kapattık. Öğrencileri mutlu ettik, bizler de mutlu olduk. Bu bize çok büyük mutluluk verdi. İşte öğretmenlik budur. Hayırsever kardeşimize de ayrıca çok teşekkür ediyorum. Bizi çok mutlu etti. Hani on binin üzerinde sağ olsun ödedi" diye konuştu.



"Hem öğrencilerimiz hem de kantincimiz mutlu"


Bu geleneğin hem öğrenciler hem de kantinci adına çok güzel bir etkinlik olduğunu belirten Okul Müdürü Adem Yakar ise, "Okulumuzda öğrencilerimizin her yıl Ramazan ayında, mezun olan vefalı arkadaşlarımız tarafından kantine olan borçları ödenmektedir. Öğrencilerimiz de bu konuda çok memnun olmakta, mutlu olmaktadır. Dar gelirli ailelerimiz mevcut. Bu da bizi mutlu ediyor, güzel bir örnek teşkil ediyor" ifadelerini kullandı.


Kantin borcu silinen öğrencilerden Leyli Kazak, "Kantinde biraz borcum birikmişti ve kantine girdiğimde kantinci borcumun olmadığını söyledi. Ben çok mutlu oldum. Aşırı sevindim yani. Bu uygulamadan biz çok memnunuz. Devam etmesini istiyoruz" dedi.



Osmaniye’de "Zimem Defteri" geleneği yaşatıldı, öğrencilerin borçları kapatıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Dilovası’ndaki yangın davasında faciadan önce işçiden dikkat çeken söz: "İçimde kötü bir his var" Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği fabrika yangınına ilişkin davada, tanık olarak dinlenen çevre sakinleri patlama seslerinin peş peşe geldiğini, içeride kalanlara müdahale edemediklerini ve iş yerinin daha önce defalarca şikayet edildiğini öne sürdü. Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde görülen davanın duruşmasında, aralarında şirket yetkililerinin de bulunduğu 8’i tutuklu, 9 sanığın savunmaları ile müşteki ifadelerinin dinlenmesi tamamlandı. Sıra tanıkların dinlenmesine geçildi. "Patlamalar peş peşe oldu" Tanık Cemil Düzgüner, yangının çıktığı fabrikanın evine çok yakın olduğunu belirterek, "Yanan fabrika evime yaklaşık 10 metre mesafedeydi. Patlama sesi duydum. Dışarı çıktığımda Tuncay’ın yandığını gördüm. Hürol’un ise onu söndürmeye çalıştığını gördüm. Hemen hortumla müdahale ettik. Çocukların ve kadınların içeride olduğunu öğrendik. Alevlere yaklaşamadık. Onları kurtarma imkanımız olmadı. Patlamalar peş peşe oldu. Altay ve İsmail’i iş yerinde gördüm. Çalışanlar kaldırımda yemek yiyordu, çalışma şartları kötüydü" dedi. "İkinci patlamadan sonra içeriden ses gelmedi" Tanık Mehmet Düzgüner ise olay günü yaşananları anlatarak, "Olay günü gümleme ve çığlık sesleri duydum. Yanan birini gördüm. Abim Cemil ile altlı üstlü oturuyoruz. Hemen hortumu çektik ve şahsı söndürdük. İkinci bir patlamadan sonra içeridekilerin sesi kesildi. Orası daha önce başka bir iş yeriydi, lazer işleri yapılıyordu. Sonrasında parfüm üretimi yapılmaya başlandı. Kurtuluş’u tehlike konusunda uyardığımda bana ‘Biz önlemlerimizi aldık’ dedi" diye konuştu. "Elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım" Olay gününden bahseden İlhan Altan, "Olay yerine 50-60 metre mesafemiz vardı. Patlama sesi duyunca olay yerine gittim. Elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım ancak çok da yapabileceğim bir şey yoktu" ifadelerini kullandı. "Sadece yukarıdaki ofiste elektrik vardı" Tesisin elektrik işleriyle ilgilenen tanık Adem Çukan, "Elektrik işleri ile uğraşıyorum. Kurtuluş Bey beni çağırdı, üst katta dağıtım panosunu yaptım. Elektrik kablosu çektim. Ben işlemleri yaptığımda sadece yukarıdaki ofiste elektrik vardı. Kaçak akım rölesi çektim" dedi. "Bir işçi ‘İçimde kötü bir his var’ dedi" Tanık Gökçe Şadiye Sağlam, "Raviva’da ön muhasebe işlerini yapıyordum. Hafta sonu mesaisine gittim, Tuncay ve Hürol ürün yapıyordu. Bir işçi, ‘İçimde tarif edemediğim bir sıkıntı var’ dedi. Kısa bir süre sonra patlama meydana geldi. Eski yerde de tesise kadar çalıştım. Olaydan bir hafta önce Kurtuluş çağırdı, yeni yerde öylece çalışmaya başladım. Sheliq marka krem ve Shauran markalarına ait parfüm yapılıyordu. Dosyada yer alan iş yeri müracaat kontrol müessese açma ruhsatı gösterildi. Atılan imzaların kendisine ait olmadığını söyledi" ifadelerini kullandı. "Eşyalarını almaya gittiler, çıkamadılar" Kıvılcımın karıştırıcıdan çıktığını belirten tanık Hürol Eroğlu, "Olay günü Tuncay ile iş yerine geldik. O gün yapmamız gereken karışımlar vardı. Ben krem, Tuncay ise kolonya karışımı yapıyordu. Birden patlama oldu. Alevlerin içinden Tuncay geldi, onun üzerini söndürmeye çalıştım. Komşu hortum uzattı, onunla söndürdük. 112’yi aradım, içeri giremedim. Kurtuluş’u aradım, ‘Yangın var, hemen gel’ dedim. Sonra itfaiye geldi. 4-5 aydır orada çalışıyordum, geçici süreliğine orada işe başladım. Tuncay, yaralıyken ‘Karıştırıcıda kıvılcım çıktı’ dedi. Ataşehir’deki merkez ofiste Kurtuluş’un çocukları kalıyordu. Ayten’e olay günü, ‘Nasıl oldu da sen yangından çıkabildin, diğerleri çıkamadı?’ diye sorduğumda bana, ‘İşçiler telefon ve çantalarını almaya gitti’ dedi" ifadelerini kullandı. "Hürol Eroğlu’nun yalancı şahitlik yaptığını düşünüyoruz" Müşteki avukatı, "Tanık, bizim sorduğumuz sorulara düşünerek; sanık avukatlarının sorularına ise soluksuz ve düşünmeden cevap verdi. Tanık Hürol Eroğlu’nun yalancı şahitlik yaptığını düşünüyoruz. Bu sebeple hesap hareketleri ile HTS kayıtlarının incelenmesini talep ediyoruz. Kendisi hakkında suç duyurusunda bulunacağız" dedi. Duruşma, avukatların savunmasının alınması ve ara karar verilmesi amacıyla yarına ertelendi.