GÜNDEM - 27 Mart 2026 Cuma 13:04

Kayseri’de ’pastırma’ sevinci

A
A
A
Kayseri’de ’pastırma’ sevinci

Kayseri Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, Kayseri pastırmasının Avrupa Birliği tarafından tescillenmesiyle ilgili yapılan toplantıda, "Kayseri pastırması için verilen mücadele tarih karşısında bir vefa borcunun yerine getirilmesiydi" dedi.


Kayseri Pastırması AB Coğrafi İşaret Tescili Basın Toplantısı KTO Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Programın açılış konuşmasını yapan KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, "Bugün burada Kayseri’mizin asırlık mirası, ecdadımızdan devraldığımız en kıymetli emanetlerimizden biri olan pastırmamızın Avrupa Birliği tarafından tescillenmesinin müjdesini paylaşmak için bir aradayız. Kayseri Pastırması’nın hikâyesi, yalnızca bir gıda ürününün hikâyesi değildir. Bu hikâye; bozkırın sabrının, Erciyes’in gölgesinde yoğrulan emeğin, nesilden nesile aktarılan ustalığın ve bir şehrin kendi adına sahip çıkma iradesinin hikâyesidir. Çünkü Kayseri’de pastırma, sadece sofraya gelen bir lezzet değil; şehrin hafızasında yer etmiş bir kültür, bir üretim bilgisi ve bir aidiyet nişanesidir. Kayseri’nin iklimi, rüzgârı, kurutma geleneği, et işleme mahareti ve çemen ustalığı bu ürünü sıradan bir et ürünü olmaktan çıkarmış; onu şehrin adıyla birlikte anılan güçlü bir simgeye dönüştürmüştür. Evliya Çelebi 17. yüzyılda kaleme aldığı Seyahatnamesi’nde ‘Kimyonlu sığır pastırması ve miskli et sucuğu hiçbir yerde yoktur, İstanbul’a (Payitahta) hediye olarak gider’ diyerek Kayseri’nin kimyonlu sığır pastırmasından övgüyle söz etmiş, böylece bu lezzetin tarihî köklerinin ne kadar derine uzandığını da kayda geçirmiştir. Bu nedenle bizler için Kayseri pastırması için verilen coğrafi işaret mücadelesi, sadece hukuki bir tescil süreci değil; tarih karşısında bir vefa borcunun yerine getirilmesiydi. Kayseri Ticaret Odası olarak bu sorumluluğu yıllar önce üstlendik. Odamız tarafından 13 Eylül 2000 tarihli yaptığımız başvurusu sonucunda Kayseri pastırması, 25 Haziran 2002 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından mahreç işareti olarak tescil edildi. Böylece Kayseri pastırması, Türkiye’de coğrafi işaretle tescil edilen ilk pastırma oldu. Bu adım, aslında çok daha büyük bir yürüyüşün başlangıcıydı. Kayseri’nin bu eşsiz değerini yalnızca Türkiye’de değil, Avrupa’da da koruma altına alma yürüyüşü. Bu yürüyüşün Avrupa ayağı ise 5 Nisan 2023’te başladı. Kayseri Ticaret Odası olarak Kayseri Pastırması’nın Avrupa Birliği nezdinde tescili için başvurumuzu yaptık. Başvuru dosyası uygun bulundu ve ürün, 9 Şubat 2024 tarihinde AB Resmî Gazetesi’nde ilan edildi. O gün, Kayseri için büyük bir umut günüydü. Çünkü artık mesele yalnızca bir başvuru değil, Kayseri adının Avrupa hukukunda da korunması meselesiydi. Fakat böylesine kıymetli bir ismin Avrupa’da tescil edilmesi kolay olmadı. İlan sürecinde Bulgaristan Tarım Bakanlığı tarafından itiraz geldi. İşte tam bu noktada, mesele bir başvurudan daha fazlasına dönüştü. Artık savunulan şey sadece bir ürün adı değil; Kayseri’nin emeği, itibarı ve tarihiydi. Odamız bünyesinde kurduğumuz teknik ekibin yürüttüğü müzakereler yoğunlaştı, hukukî ve teknik temaslar hız kazandı, dosya sabırla ve kararlılıkla takip edildi. Bu zorlu süreçte hem Türkiye’deki uzman ekipler hem de TOBB’un Ankara ve Brüksel’deki ekipleri büyük bir gayret gösterdi. Süreçte itirazlar oldu, uzmanlar ve hukukçular çok uğraştı" diye konuştu.



"Bu tescili adeta bir Avrupa ülkesiyle mücadele ederek yarışarak aldık"


Gülsoy, tescil sürecinin sadece bir başvuru ile alınmadığını söyleyerek, "Şunun özellikle altını kalın çizgilerle çizmek istiyorum: Biz bu tescili sadece bir başvuruyla almadık, adeta bir Avrupa ülkesiyle mücadele ederek yarışarak aldık. Düşünün ki Avrupa Birliği’nden tescil alan 46 ürünümüz içerisinde, hakkında itiraz davası açılan ilk ve tek ürün Kayseri pastırması olmuştur. Perde arkasındaki emeğin ne kadar büyük olduğunu özellikle ifade etmek istiyorum. Yürüttüğümüz 2 yıllık hukuk ve diplomasi müzakereleri neticesinde tüm dünyaya bir kez daha kanıtladık: Biz şehirlerle değil, ülkelerle mücadele ettik. Bu davayı kazanarak tüm dünyaya duyurduk. Kimse bizim olan pastırmaya sahip çıkmaya çalışmasın. Sonunda Kayseri olarak hedefe ulaştık ve nihayet 25 Mart 2025’te beklenen haber geldi. Kayseri Pastırması, Avrupa Birliği tarafından tescil edildi. Böylece Kayseri Pastırması, Avrupa’da da koruma altına alınarak sadece bir ürün olarak değil, bir şehir kimliği olarak tescillenmiş oldu. Kayseri pastırması, şehrimizin Avrupa Birliği nezdinde tescil edilen ilk ürünü olarak tarihe geçmiştir. Pastırmanın anavatanı Kayseri’dir. Bunu Avrupa gözünde tescilledik. Bu başarı, Kayseri’nin yüzyıllardır ördüğü üretim kültürünün uluslararası ölçekte kabul görmesi demektir. Bu başarı, pastırmayı yapan ustanın elinin, çemeni yoğuran emeğin, eti kurutan sabrın ve Kayseri’nin ticaret hafızasının Avrupa tarafından tanınması demektir. Bu başarı, Kayseri’nin adının sofralarda olduğu kadar hukuk metinlerinde ve uluslararası pazarlarda da güvenle anılması demektir. Bugün Kayseri pastırmasına baktığımızda, sadece ince dilimlenmiş bir lezzet görmüyoruz. Bugün orada Kayseri’nin tarihini, ticaretini, ustalığını, karakterini ve memleket sevdasını görüyoruz. Bu tescil, Kayseri’nin adını Avrupa’ya yazdıran hukukî bir karar olmanın ötesinde, şehrin kendi değerine sahip çıkmasının somut bir nişanesidir. Kayseri pastırması artık sadece Kayseri’nin gururu değil, Türkiye’nin Avrupa’ya tescil ettirdiği güçlü bir kültür mirasıdır" ifadelerini kullandı.



"Sırada Kayseri sucuğu ve Kayseri mantısı var"


Gülsoy, bir şehrin değerine inanarak dünyaya kendini kabul ettirebileceğini söyleyerek, "Bu hikâye bize bir kez daha şunu göstermektedir. Bir şehir kendi değerine inanırsa, onu korur, savunur ve arkasında durursa; o değer yalnızca yaşamakla kalmaz, dünyaya da kendini kabul ettirir. Bugün gururla ifade ediyorum ki; Kayseri pastırması, Avrupa Birliği’nden Coğrafi İşaret Tescili alan Türkiye’nin 46. ürünü olmuştur. Peki, bu tescil ne anlama geliyor? Bu sadece bir etiket değildir. Bu tescil; Kayseri pastırmasının Avrupa’da haksız kullanımının önüne geçilmesi, taklitlerin engellenmesi ve kalitemizin AB standartlarında korunması demektir. Artık pastırmamız, Avrupa sofralarında sadece bir ’et ürünü’ olarak değil, menşei belli, kalitesi onaylı bir dünya markası olarak yer alacak. Bu, üreticimize prestij ve büyük bir güven kapısı açacaktır. Durmak yok. Kayseri’nin kadim mutfağını korumaya kararlıyız. Sırada Kayseri sucuğu ve Kayseri mantısı var. AB tescili için bu iki ürünümüzle ilgili çalışmalarımız da tüm hızıyla sürüyor. İnşallah en kısa sürede onların da müjdesini kamuoyuyla paylaşacağız. Kayseri pastırmasının bu yeni uluslararası kimliği şehrimize, üreticimize ve ülkemize hayırlı, uğurlu ve bereketli olsun. Ulusalda tescil ettirdiğimiz coğrafi işaretli ürünlerimiz hakkında da bilgi verecek olursam; ilk olarak Kayseri pastırması, Kayseri sucuğu, Kayseri mantısı ürünlerimize ek olarak, Odamız tarafından 2021 yılı içerisinde Kayseri yağlaması, Kayseri katmeri, Kayseri tandır böreği, Kayseri kurşun aşı, Kayseri nevzinesi, Kayseri yağ mantısı, Kayseri güllü baklavası, Kayseri tepsi mantısı, Kayseri fırın ağzı, Kayseri çemeni, Kayseri sucuk içi ve Kayseri börek aşı olmak üzere 12 ürünümüzün coğrafi işaret tescilini alarak coğrafi işaretli ürün sayımızı 15’e çıkardık. Hatırlanacağı üzere TOBB Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ev sahipliğinde Ankara’da ‘Tescillenen Lezzetleriyle Kayseri’nin Gurur Günü -Coğrafi İşaretler Belge Takdim ve Tanıtım Töreni’mizi Kayserili bürokratlarımız ve iş dünyamız buradaki birçok basın mensubumuzun katılımıyla da gerçekleştirmiştik" dedi.



"2 ürünün daha başvurusu kabul edildi"


Başkan Gülsoy, Kayseri purov mantısı ve Kayseri pöç kebabının da başvurularının kabul edildiği müjdesinin vererek, "Bu süreç, sahip çıkılmadan başarılamazdı; inanmadan sonuçlandırılamazdı; emek verilmeden kazanılamazdı. Coğrafi İşaretli Ürün Tescillerimizi de sürdürüyoruz. Son dakika müjdesi olarak da söylemek istiyorum Kayseri purov mantısı ve Kayseri pöç kebabı ürünlerimiz için iki ayrı başvuru yapmıştık ve başvurularımızın onaylandığını da buradan duyurmak istiyorum" ifadelerini kullandı.



"Yüzlerimiz gülüyor"


Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç da, "Bu güzel cuma gününde açık bir sevinci yaşıyoruz, yüzlerimiz gülüyor. Başkanımıza özellikle takip sürecindeki emeklerinden dolayı teşekkür ediyorum. Birliğimizin, beraberliğimizin bereketini yaşadığımızı burada vurguluyoruz. Amacımız sadece bir coğrafi ürün olarak tescil almak değil, şehrimizin bir bakıma tescillenmesi, bu olumlu yaklaşımlarla anılması hepimizi keyiflendiriyor. Örneğin Kayserispor ligden düşerse bu şehir ligden düşmüş gibi algılanır diye söylüyoruz. Bunun gibi nasıl ki bir coğrafi ürünümüz tescillenince şehrimiz bir üst lige çıkmış gibi anılır, bunun sevincini paylaşır diye düşünüyor isek her değerimiz bizim için kıymetli ve anlamlı. İki gündür Ankara’daydım. Adeta bizi görünce herkesin aklına gelen pastırma konuşuluyor. Bir hizmeti sürdürmek çok daha önemli ve anlamlı. Zirveye çıkmak değil, zirvede kalabilmek ve onu sürdürebilmek" dedi.


AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı ise, "Ben başkanımıza gayretlerinden dolayı TOBB Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu başta olmak üzere emeği geçen herkese, bütün oda çalışanlarımıza, personellerimize, hukukçularımıza şükranlarımı sunuyorum" ifadelerini kullandı.



"Pastırma denilince sadece bir yemekten bahsetmiyoruz"


Kayseri Valisi Gökmen Çiçek de, "Görev yaptığım süre içerisinde benim de gördüğüm Kayseri’de pastırma denilince sadece bir yemekten bahsetmiyoruz. Başkanımız bahsetti biz sadece tüketilen etten bahsetmiyoruz dedi. Benim gördüğüm de bu. Biz pastırma dediğimizde bir kültürden bahsediyoruz. Kayseri iş bölümü ve organizasyonuyla Türkiye’ye örnek olmuştur. Aslında pastırmayı son haline getirmek için de çemenlenmesiyle etin o hale gelmesi bir iş bölümü, bir sabır gerekiyor. Sabrın, emeğin, iş bölümünün ardından çıkan bu üründen bahsederken az önce de söylediğim gibi koskoca kadim bir kültürden bahsediyoruz. Avrupa Birliği tescil sürecinde Ticaret Odası başkanımızın gerçekten çok büyük emeğini gördüm. Bulgaristan’la olan mücadeledeki çabalarını gördüm. Ankara’da bizi toplayarak son yaptığına şahidim. Ben kendisine ve bu süreçte emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum" dedi.


Toplantıya; Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı, KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, protokol üyeleri ve oda üyeleri katıldı.



Kayseri’de ’pastırma’ sevinci

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Bozkır Devlet Hastanesi Diyaliz Ünitesi’nin kapasitesi artırıldı Konya’nın Bozkır İlçe Devlet Hastanesi’nde hizmet veren Diyaliz Ünitesi’nin cihaz ve yatak kapasitesi yükseltilerek tescilli cihaz ve yatak kapasitesi 9+1’e, toplam hizmet verecek diyaliz cihazı sayısı 14’e çıkartıldı. Bozkır’da özellikle yaz tatili döneminde artan diyaliz hasta taleplerini karşılamak, hastaların tedavi bekleme sürelerini azaltmak ve hizmet kalitesini yükseltmek amacıyla cihaz sayısı, yatak kapasitesi ve fiziksel alanın genişletilmesi için yapılan çalışmalar tamamlandı. Hastaneye yeni kazandırılan 5 adet hemodiyaliz cihazının temini ve kurulumu ile birlikte diyaliz ünitesinin kapasitesi 9+1’e çıkartıldı. Cihaz ve yatak tescil izin işlemleri tamamlanırken, diyaliz ünitesi yaz tatili diyalizinde kullanılması planlanan cihazlarla birlikte toplamda 14 adet diyaliz cihazı ile hizmet vermeye başladı. Yapılan çalışmalar sonucu diyaliz ünitesi 79 hastaya kadar hizmet verme kapasitesine ulaşmış oldu. Bozkır Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Gökhan Bilgehan, diyaliz ünitesinin Bozkır ve mahallelerinin yanı sıra diyaliz ünitesi bulunmayan Ahırlı, Yalıhüyük ilçeleri ile Hadim ve Akören ilçelerinin bazı mahallelerinde yaşayan hastalara da hizmet verdiğini belirterek, "Diyaliz ünitemizde mevcut durumda tedavi gören hasta sayımız bugün itibari ile 33’dür. Her ay ünitemizde tedavi gören hasta sayımıza göre yapılan tedavi seans sayımız farklılık göstermektedir. Diyaliz ünitemizde 2025 yılı içinde aylık ortalama 36,5 hastamıza, aylık ortalama 370 seans diyaliz yapılmıştır. Yaz tatili döneminde yapılan yaz tatil diyalizi ile birlikte 2025 yılı Haziran ve Temmuz ayı içinde 43, Ağustos ayında 49, Eylül ayında 44 hastamıza diyaliz hizmeti sunulmuştur. 2025 yılı yaz tatili döneminde diyaliz tedavisi verdiğimiz hasta sayımız bazı aylarda 49’a kadar yükselmiştir. Özellikle yaz tatili döneminde ve bayram tatillerinde diyaliz ünitemize tedavi için başvuru yapan hasta talebimiz fazla olmaktadır. Yaz tatil diyalizi yaptığımız ve maksimum kapasite de hasta aldığımız halde bu talepleri karşılamakta zorlanmaktaydık. Kurumumuza yeni kazandırılan diyaliz cihazlarımıza ek olarak yine envanterimizde bulunan ve tatil diyalizinde kullanılmak üzere ayrılan 4 adet diyaliz cihazı ile birlikte toplamda 14 cihaz ve yatak kapasitesi ile halkımızın diyaliz tedavi talepleri kurumumuzca karşılanmış olacaktır" dedi.
Kocaeli 7 kişinin öldüğü parfüm fabrikası yangını davasında savcı tutukluluğun devamını istedi Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği parfüm dolum tesisi yangınına ilişkin davanın duruşmasında savcı, tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamını talep etti. Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’ndeki salonda görülen duruşma saat 12.10’da başladı. Yoğun katılımın olduğu oturumda müşteki ve tanık beyanları alınırken, sanık avukatları da söz alarak müvekkilleri yönünden sorumluluk bulunmadığını savundu ve tahliye talebinde bulundu. Ara mütalaasını açıklayan Cumhuriyet savcısı ise tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamını istedi. Yabancı uyruklu müştekiler ise kendilerine ulaşılamaması nedeniyle dinlenemedi. Dosyada 2 firari sanığın bulunduğu davada, toplam 14 sanığın dinlenmesi tamamlandı. "Evimiz tamamen yanmaktan ramakla kurtuldu" Müşteki Necmettin Çalbıyık, "Olay çok vahim, ilk müdahale edenlerden biriyim. Evimizin tamamen yanmasından ramakla kurtulduk. Evimiz yangından zarar gördü. İçeri girip kurtarmaya çalıştık ama olmadı. O sırada evimiz de yanıyordu. Maddi ve manevi zararım var, şikayetçiyim. Maddi zararım 1,5 milyon TL" dedi. "Çocuk işçiler çalıştırılıyordu, sistem kölelik gibiydi" Tanık Engin Aras, "Raviva’daki iki yere de evimiz yakın. Kurtuluş ile tanıştığımda ‘Burası senin mi?’ diye sordum. Bana ‘Değil ama sayılır’ dedi. Ortaklığının olduğunu söyledi. Bu firma yaşı tutmayan kız çocukları ve kadınları çalıştırıyordu. Kölelik gibi bir sistem vardı. Tuncay, Kurtuluş’un kara kutusuydu. İkisinin de ölümünü şaibeli buluyoruz. Çalışanlar yemek yiyecek yer olmadığı için sokakta yiyordu" diye konuştu. "Sadece tasarım konusunda yardımcı olmuştur" Aleyna Oransal’ın avukatı Velat Karahan, müvekkilinin LYKEE isimli şirkete sadece tasarım konusunda yardımcı olduğunu, olay tarihinde 2 aylık, şu an ise 7 aylık hamile olduğunu belirterek tahliyesini istedi. Karahan, "Atıl durumda olan LYKEE isimli şirketin devri Altay’dan Gökberk ile Aleyna’ya geçmiştir. Müvekkilim bu süreçte İsmail ile nişanlıydı, 2022’de evlendikten sonra işi bırakıp ev hanımlığı yapmaya başlamıştır. Gökberk ile Aleyna arasında herhangi bir ticari faaliyet bulunmamaktadır. Emek karşılığı girdiği ortaklıktan ayrılmış, ancak bu durum resmi kayıtlara yansıtılmamıştır. Aleyna suç teşkil eden bir faaliyete katılmamıştır. Müvekkilim olay tarihinde 2 aylık, şu an ise 7 aylık hamiledir. Hakkında beraat kararı verileceğini düşünüyoruz. Tahliyesini talep ediyoruz" dedi. "Suçluyu kayırma suçunun unsurları oluşmamıştır" Aynı zamanda Ali Osman Akat’ın da avukatı olan Karahan, müvekkilinin olay günü yeğenlerinin fabrikaya girmesini engellediğini, yangını sonradan haberlerden öğrendiğini ve "suçluyu kayırma" suçunun unsurlarının oluşmadığını savundu. Karahan, "Akat ailesi uzun yıllardır kozmetik alanında faaliyet gösteren köklü bir ailedir. Müvekkilim ile yeğenleri arasında zaman zaman ticari sebeplerle küslükler yaşanmaktadır. Olay günü de bu sebeple yeğenlerinin fabrikaya girmesini engellemiştir. Olayla ilgili bilgisi yoktur, sonradan haberlerden öğrenmiştir. Suçluyu kayırma suçunun unsurları oluşmamıştır. Müvekkilim sabit ikamet sahibidir ve 9 şirketi bulunmaktadır. Tahliyesini talep ediyoruz" diye konuştu. "Olayın asıl 2 faili de hayatını kaybetmiştir" Avukat Karahan, diğer müvekkili Altay Ali Oransal için ise asıl yetkilinin hayatını kaybeden Kurtuluş Oransal olduğunu, olayın Tuncay Yıldız’ın kusurundan kaynaklandığını düşündüklerini belirterek, "Müvekkilimin babası Kurtuluş Oransal ciddi borçları olan birisidir. Bu sebeple şirketleri kendi üzerine alamamış, çocuklarından destek istemiştir. Raviva’daki tek yetkili Kurtuluş Oransal’dır. Shauran markalı ürünlerin üretimi Fransa’da yapılmaktadır. Raviva’da üretildiği iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. Müvekkilim işlerini Alaşehir’deki ofisinden yürütmektedir. Olayın Tuncay’ın kusurundan kaynaklandığını düşünüyoruz. Olayın asıl 2 faili de hayatını kaybetmiştir. Müvekkilimin tahliyesini talep ediyoruz" ifadelerini kullandı. Ara mütalaada tutukluluk talebi Müşteki avukatları, taleplerinin ardından sanıkların tutukluluk hallerinin devamını talep etti. Beyanların ardından ara mütalaasını açıklayan Cumhuriyet savcısı, tutuklu tüm sanıkların tutukluluk hallerinin devamı yönünde karar verilmesini talep etti. Duruşmaya ara verildi.