SAĞLIK - 14 Ekim 2025 Salı 09:18

Gaziantep Şehir Hastanesi, 2 yılda 5,5 milyon hastaya hizmet verdi

A
A
A
Gaziantep Şehir Hastanesi, 2 yılda 5,5 milyon hastaya hizmet verdi

Gaziantep Şehir Hastanesi’nin, 2’inci yıl dönümü pasta kesimiyle kutlandı. Geride kalan 2 yılda 5,5 milyon hastaya hizmet verildiğini açıklayan İl Sağlık Müdürü Beytullah Şahin, bin 875 yatak kapasiteli hastanede 180 binin üzerinde ameliyat gerçekleştirildiğini belirtti. Başhekim Prof. Dr. Ilgın Türkçüoğlu ise 6 bin 700 kişilik dev bir sağlık ordusu ile hizmet verdiklerini söyledi.


Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki en büyük sağlık yatırımı olan ve Türkiye’nin 4’üncü büyük şehir hastanesi olan Gaziantep Şehir Hastanesi’nin hizmette 2’inci yılı kesilen pasta ile kutlandı. Ekim 2023’te hizmete açılan bin 875 yatak kapasiteli Gaziantep Şehir Hastanesi, geride kalan 2 yıllık süreçte 5,5 milyonu aşkın hastaya sağlık hizmeti sundu.



Şehir hastanesinin 2 yıllık bilançosu


Gaziantep Şehir Hastanesi’nin 2 yıllık bilançosunu açıklayan Gaziantep İl Sağlık Müdürü Beytullah Şahin, geride kalan 2 yılda 5,5 milyonun hasta muayene edildiğini, 150 bin civarında hasta yatışı yapıldığını ve 180 binin üzerinde ameliyat gerçekleştirildiğini açıkladı. Başhekim Prof. Dr. Ilgın Türkçüoğlu ise 6 bin 700 kişilik dev bir sağlık ordusu ile hizmet verdiklerini belirtti.



"5,5 milyonun hasta muayene edildi, 150 bin civarında hasta yatışı yapıldı, 180 binin üzerinde ameliyat gerçekleştirildi"


Gaziantep Şehir Hastanesi’nin 2 yıl içerisinde 5,5 milyon hastaya hizmet verdiğini belirten Gaziantep İl Sağlık Müdürü Beytullah Şahin, "Hastanemiz hizmette 2 yılını geride bıraktı. Bugüne kadar hastanemizde 5,5 milyonun üzerinde hasta muayene edilmiş, 150 bin civarında hasta yatışı yapılmış, 180 binin üzerinde ameliyat gerçekleştirilmiştir. Bu ameliyatların yüzde 55’i nitelikli diye tabir ettiğimiz büyük ameliyatlardan oluşuyor. Hastanemiz hidroterapi merkezleri, teyitli ameliyatları, Türkiye’de sadece 3 tane olan tıbbı genetik tanı merkezi ile başarılı bir grafik çizmektedir. Ülkemizde ve dünyada nadir olan son teknolojik bir laboratuvara da kavuştuk. Bu da bizim tanı ve tedavi süreçlerimizi hızlandırarak güvenilirliğini de arttırıyor" dedi.



"6 bin 700 kişilik dev bir sağlık ordusu ile birçok hastanenin 5 yılda kat edeceği süreci 2 yılda tamamladık"


Gaziantep Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ilgın Türkçüoğlu ise 6 bin 700 kişilik dev bir sağlık ordusu ile hizmet verdiklerini belirterek, "Hastanemiz 2 yılını geride bıraktı. Bu süreçte hastanemiz hızlı bir şekilde kalkındı. Özellikli kliniklerin, laboratuvarların kurulması, nitelikli hizmetlerin verilmesi ve özellikli ameliyatların yapılması anlamında özverili bir ekiple çalışıyoruz. Birçok hastanenin 5 yılda kat edeceği süreci biz 2 yılda tamamladık. Biz, 6 bin 700 kişilik dev bir sağlık ordusu ile çalışıyoruz ve hizmet veriyoruz. Eğitim kliniklerinde hoca kadrolarımız da gün geçtikçe artıyor. Herkes özveriyle çalıştığı için memnuniyeti ve nitelikli sağlık hizmetini sağlıyoruz" ifadelerini kullandı.



"Türkiye’nin 4’üncü büyük şehir hastanesi olarak önemli hizmetler veriyor"


Hastanenin 2’inci yıl dönümü kutlama programına katılan Gaziantep Vali Yardımcısı Abdullah Şen ise şehir hastanelerinin öneminden bahsederek, "Böyle bir hastaneyi hayal ettiği ve ülkemize kazandırdığı için Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a Gaziantep adına, milletimiz adına teşekkür ediyorum. Gaziantep Şehir Hastanesi, Türkiye’nin 4’üncü büyük şehir hastanesi olarak önemli hizmetler veriyor. Bu dev tesis, Osmaniye, Kahramanmaraş, Kilis, Adıyaman gibi çevre illere de sağlık hizmeti sunuyor" şeklinde konuştu.



Çok Disiplinli Çocuk ve Genç Ruh Sağlığı Merkezi’nin açılışı yapıldı, 2’inci yıl dönümü kesilen pasta ile kutlandı


Konuşmaların ardından Gaziantep Şehir Hastanesi Çok Disiplinli Çocuk ve Genç Ruh Sağlığı Merkezi’nin açılışı yapıldı. Açılışın ardından Gaziantep Şehir Hastanesi’nin 2’inci yıl dönümü kesilen pasta ile kutlandı. Programa, Gaziantep Vali Yardımcısı Abdullah Şen, İl Sağlık Müdürü Dr. Beytullah Şahin, Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ilgın Türkçüoğlu ile sağlık çalışanları katıldı.



Gaziantep Şehir Hastanesi, 2 yılda 5,5 milyon hastaya hizmet verdi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Uzmanından "Açlığı taklit eden diyetle hücresel yenilenme mümkün olabilir" açıklaması Son yıllarda sıkça konuşulan FMD diyetini değerlendiren Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden, "Fasting Mimicking Diet, tam açlığın zorluklarını ve risklerini bertaraf ederken, vücuda ‘kıtlık varmış’ sinyali gönderir. Bilimsel çalışmalar, periyodik olarak uygulanan FMD diyeti ile enflamasyonun azalmasına, kök hücre bazlı yenilenmenin aktive olmasına ve bilişsel fonksiyonların korunmasına yardımcı olabileceğini göstermektedir" dedi. "Açlığı taklit ederek vücutta onarım sürecini tetikliyor" Beslenme biliminin, son on yılda kabuk değiştirdiğini belirten Erden, "Beslenme bilimi artık yalnızca ne yediğimizle değil, yemediğimiz anlarda vücudumuzda neler olduğuyla daha fazla ilgilenmeye başladı. Odak noktamız sadece tartıdaki rakamlar değil, DNA hasarının onarımı, mitokondriyal verimlilik ve hücresel düzeyde sağlığın sürdürülebilirliği. "Fasting Mimicking Diet" adı verilen FMD diyeti de açlığı taklit ederek vücutta onarım sürecini tetikleyen 5 günlük bir program" diye konuştu. "Hücreye ‘büyümeyi durdur, onarıma geç’ talimatı verir" Vücudumuzun, evrimsel süreç boyunca bolluk ve kıtlık dönemlerine uyum sağlayacak şekilde programlandığına dikkat çeken Erden, "Ancak modern dünyadaki kesintisiz kalori alımı, vücudun hayatta kalma mekanizmalarını pasifize etmektedir. Fasting Mimicking Diet, tam açlığın zorluklarını ve risklerini bertaraf ederken, vücuda ’kıtlık varmış’ sinyali göndererek belirli makro besin dengelerine dayalı bir protokoldür. Besin alımının kontrollü kısıtlanmasıyla birlikte vücutta insülin ve IGF-1 seviyeleri düşer. Bu düşüş, hücreye ’büyümeyi durdur, onarıma geç’ talimatı verir. Aynı zamanda vücut, birincil yakıtı olan glikozdan, yağ asitlerinin oksidasyonu sonucu oluşan keton cisimciklerine geçiş yapar" ifadelerini kullandı. "Hücre içinde biriken hasarlı proteinlerin, işlevini yitirmiş yapıların ve metabolik atıkların parçalanarak enerjiye dönüştürülmesini sağlar" Otofaji sürecine dikkat çeken Erden, "FMD’nin kalbinde yatan en kritik süreç otofajidir. Kelime anlamıyla ’kendi kendini yeme’ olan bu mekanizma, hücre içinde biriken hasarlı proteinlerin, işlevini yitirmiş yapıların ve metabolik atıkların parçalanarak enerjiye dönüştürülmesini sağlar. Bilimsel çalışmalar, periyodik FMD uygulamalarının bu temizlik sürecini tetikleyerek enflamasyonun azalmasına, kök hücre bazlı yenilenmenin aktive olmasına ve bilişsel fonksiyonların korunmasına yardımcı olabileceğini göstermektedir" dedi. "Harika reçete değil, stratejik bir müdahaledir" Klinik sonuçlara değinen Erden, "İnsanlar üzerinde yapılan klinik denemelerde, ayda bir kez uygulanan FMD protokolünün bel çevresinde azalma, kan basıncında iyileşme ve sistemik enflamasyon göstergelerinde düşüş sağladığı gözlemlenmiştir. Ancak bu yaklaşım bir harika reçete değil, stratejik bir müdahaledir" diye konuştu. "Bilinçsiz uygulanması kas kaybına, hormonal dengesizliklere yol açabilir" Risklere dikkat çeken Erden, "Bu tür kısıtlayıcı protokollerin bilinçsiz uygulanması kas kaybına, hormonal dengesizliklere ve özellikle bazı kronik hastalıklarda ciddi sağlık risklerine yol açabilir. Tip 1 diyabet, ileri böbrek yetmezliği veya yeme bozukluğu öyküsü olan bireylerde bu protokoller hayati tehlike oluşturabilir. Dolayısıyla kalori kısıtlamasıyla hücresel yenilenmenin mümkün olup olmadığı sorusunun yanıtı bilimsel olarak şartlı bir evettir. FMD, doğru metabolik profile sahip bireylerde, uzman gözetiminde ve belirli periyotlarla uygulandığında fayda sağlayabilir" dedi. Sürdürülebilirliğe vurgu yapan Erden, "Beslenme biliminin temel taşı sürdürülebilirliktir. Beş günlük bir disiplin, yılın geri kalanındaki kötü beslenme alışkanlıklarını telafi edemez. Gerçek hücresel sağlık, kısa vadeli müdahaleler ile uzun vadeli dengeli beslenme alışkanlıklarının birlikte yürütülmesiyle mümkündür" diye konuştu.
Samsun Çözünebilir lifler kolesterolü düşürebilir Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Yunus Amasyalı, liften zengin tahıl, kepek, fasulye, meyve ve sebzelerin düzenli tüketilmesinin önemli olduğunu, çözünebilir liflerin kan kolesterolünü yüzde 15 kadar düşürebildiğini söyledi. Liv Hospital Samsun, Kardiyoloji Kliniği’nden Dr. Öğr. Üyesi Yunus Amasyalı, Kalp Sağlığı Haftası dolayısıyla bilgilendirmelerde bulunarak "Kırmızı et yerine balık, derisi hariç kümes hayvanları ve az yağlı etleri tercih edin. Günde en az 5 kez sebze ve meyve tüketin. Bunlarda önemli vitamin ve mineraller mevcuttur. Günde en az 8-10 bardak su için. Liften zengin tahıl, kepek, fasulye, meyve ve sebzeleri düzenli tüketin. Çözünebilir lifler kan kolesterolünü yüzde 15 kadar düşürebilmektedir" dedi. Kalp sağlığı için sağlıklı bir beslenme alışkanlığının edinilmesi gerektiğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Amasyalı, "Kalp hastalıkları için risk oluşturan yüksek kan basıncı (hipertansiyon), fazla kilo ve yüksek kolesterol durumuna sağlıklı beslenme alışkanlığı ile olumlu bir katkıda bulunulabilir. Kan dolaşımındaki kolesterolün yüzde 75’i karaciğerde, yüzde 25’i ise aldığımız gıdalardan emilir. Gıdalarla aldığımız yağın miktarı ve türü kan kolesterol düzeyine önemli ölçüde etki eder. Dolaşımdaki fazla kolesterol, kalbi besleyen damarların iç yüzeylerinde ’plak’ adı verilen birikimler yapar. Bu plaklar da büyüyerek kan dolaşımını engeller. Ancak kalp hastalığına yol açan asıl etken yağın miktarından ziyade yağın türüdür. Ayrıca günde 6 gramdan fazla tuz tüketilmemelidir" diye konuştu. Yapılması gerekenin günlük kalorinin en fazla yüzde 30’unu yağlardan almak ve ’kötü’ yağları ’iyi’ yağlarla değiştirmek olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Amasyalı, "Doymuş ve trans yağların tüketimi ’kötü kolesterol’ olarak bilinen LDL kolesterol düzeyini, dolayısıyla kalp hastalığı riskini artırır. Bu tip yağlardan alınan toplam kalorinin yüzde 10’unu aşmaması gerekiyor. LDL kolesterolü yüksek ya da kalp hastası olanlarda bu oran yüzde 7’nin altına, kolesterol alımı ise günde 200 miligramın atına inmelidir. Margarin, kırmızı et, yumurta sarısı, tam yağlı süt ve ürünleri, kızarmış gıdalar, hamburger ve benzerleri, ticari unlu mamuller bu tür ’kötü’ yağların başlıca kaynaklarıdır. Doymamış yağlar ise LDL kolesterol düzeyini düşürürken ’iyi kolesterol’ olarak adlandırılan HDL kolesterolü artırır. Zeytinyağı, fındık yağı, mısırözü yağı, balık, ceviz, soya fasulyesi bu ’iyi’ yağların kaynaklarıdır ve günlük kalorinin en fazla yüzde 30’u olması gereken yağ tüketiminde bunlara ağırlık verilmelidir" şeklinde konuştu. Kalp sağlığını korumak için yapılması gerekenlerden bahseden Dr. Öğr. Üyesi Amasyalı, şunları söyledi: "Orta derecede karbonhidratlar, proteinler ve az miktarda ancak sağlıklı yağlardan oluşan dengeli öğünlerle beslenin. Tam yağlı süt ve ürünleri yerine yağı azaltılmış olanları tercih edin. Haftada 4 yumurtadan fazlasını yemeyin. LDL kolesterolü yüksek kişiler yumurta sarısı bakımından daha da dikkatli olmalıdırlar. Kırmızı et yerine balık, derisi hariç kümes hayvanları ve az yağlı etleri tercih edin. Günde en az 5 kez sebze ve meyve tüketin. Bunlarda önemli vitamin ve mineraller mevcuttur. Günde en az 8-10 bardak su içmelisiniz. Liften zengin tahıl, kepek, fasulye, meyve ve sebzeleri düzenli tüketin. Çözünebilir lifler kan kolesterolünü yüzde 15 kadar düşürebilmektedir."