Yerel Haberler
Eskişehir
’Yapay Zekâ ve Türkçenin Geleceği Sempozyumu’ gerçekleştirildi
28 Haziran 2025 Cumartesi - 12:27 ’Yapay Zekâ ve Türkçenin Geleceği Sempozyumu’ gerçekleştirildi Anadolu Üniversitesi Rektörlüğü Türk Dili Bölümü tarafından Türk Dil Kurumu, Yunus Emre Enstitüsü, UNESCO Türkiye Millî Komisyonu, Doğu Akdeniz Üniversitesi ve Eskişehir Teknik Üniversitesi (ESTÜ) paydaşlığıyla ’Yapay Zekâ ve Türkçenin Geleceği: Kültür, Kimlik ve Dilin Dönüşümü Sempozyumu’ düzenlendi. Sempozyumun açılış töreni, Öğrenci Merkezi Nasrettin Hoca Salonu’nda gerçekleştirildi. Programda; bilginin hızla arttığına, yapay zekânın kültür aktarımını zorlaştırdığına değinen Türk Dil Kurumu (TDK) Başkanı Prof. Dr. Osman Mert, "Geçmişe göre bugün farklı ve anlamakta zorlandığımız bir dünyada yaşıyoruz. Geçmişte dilimizi, kültürümüzü şekillendiren sınırlı sayıda kavram vardı. Sanayi devriminden sonra bir kırılma noktası yaşandı ve bilgi birikimi dünyada 8-10 yılda bir 2’ye katlanıyor. Yapay zekâ dünyada 2022 yılıyla ChatGPT ile hayatımıza girdi ve kontrol bazı ülkelerin elinden çıktı. Mesele artık yapay zekânın öznesi mi olacağız, nesnesi mi yoksa hem öznesi hem nesnesi mi olacağız? Dünyada yapay zekâdan etkilenmeyen bir kültür ya da dil şu an yok, bütün dünya dillerinde aynı durum var. Yapay zekâyı üretenler var. Aynı bilgi birikimine biz de sahibiz, aynı mühendisler bizde de var. Teknoloji var ama yapay zekâ ihtiyacınızı karşılayacak düzeyde değil, o zaman yeni bir dil modeline ihtiyaç var. Bizim yapay zekâmız, büyük dil modelimizden beslenecek, eğitilecek. Önümüzde 5 yıl var, ya dünyadan kopacağız ya da dünyayı yakalayacağız. Önemli olan şu; biyolojik insanla kültürel insanı nasıl inşa ederiz, biyolojik insandaki o kültürel kimliği oluşturmak için hangi kavramları kullanmalı, hangi kavramlar üzerinde bir kimlik inşa etmeliyiz, bunu yapabilecek miyiz, yapamayacak mıyız" şeklinde konuştu. "Her bölümde yapay zekâ ve o ana bilim dalıyla ilişkilendirebileceğimiz bir ders açtık" Anadolu Üniversitesinin farklı disiplinlerde yapay zekâyı tartıştığına ve son bir yıldır sadece yapay zekâyı konuştuğunu belirten Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, "Bu sempozyumda bir teknolojik tartışma yapmayacağız veya sadece Türkçeyi konuşmayacağız. Bu toplantı aynı zamanda bir milletin kültürünü, belleğini, toplumsal aidiyetini ve bu aidiyetin, kimliğin geleceğe nasıl taşınabileceğini gösterecek. Bin yıl önce atalarımızın yaşadığı topraklardaki akrabalarımızla, bin yıl sonra bizim Anadolu’da yaşadığımız şimdiki nesil arasında bir bağ var. Bu bağ sadece etnik bir bağ değil. Her ne kadar aradan bin yıl geçtikten sonra bazı kelimeler yerleştiğimiz yerde değişiklik gösterseler de özünde aynı dil ailesinden. Kelimeleri biraz değiştirmiş olmakla beraber hala aynı dili konuştuğumuzun farkındayız. Akademisyenler olarak Türkçe’nin geleceği konusunda biraz kaygı duyan veya neler yapabiliriz diye bunun sancısını çeken insanlar olarak, hayatımızın her alanına giren yapay zekâ gerçeğinin dilimizi nasıl etkileyeceğini de konuşmamız lazım. Bunu söylerken yapay zekâdan korkmamız gereken bir şey gibi de görmek istemiyorum, sonuçta bu bir araç" dedi. "Yapay zekâyı aktif kullanabileceğimiz yeni bölümler ve alanlar açıyoruz" Aracın iletişimde iletinin kendisi, mesajın kendisi olduğunu dile getiren Rektör Adıgüzel, sözlerine şöyle devam etti: "Aynı zamanda yapay zekâyı dilde kullanmış olmak demek yapay zekâyı icat edenin dilini kullanmış olmak ve onun istediği kelimelerle konuşmak demektir. Anadolu Üniversitesi, yapay zekânın nasıl konuşulabileceği noktasında gayret sarf ediyor. Her bölümde yapay zekâ ve o ana bilim dalıyla ilişkilendirebileceğimiz bir ders açtık. Yapay zekâyı daha fazla, bilişimi daha fazla konuşacağımız ve bunu bilimsel olarak öğreteceğimiz bölümler açtık. Bilişimle ilgili fakülte kurduk, önümüzdeki yıldan itibaren ilk öğrencilerimizi alacağız. Bununla beraber Dijital Oyun Tasarımı, Yeni Medya ve diğer alanlarda da yapay zekâyı aktif kullanabileceğimiz yeni bölümler ve alanlar açıyoruz. Yapay zekâdan korkmak doğru değil. Gerektiği kadar ve işimize yarayacak şekilde kullanmak üzerine bir eğitim modeli geliştirmeye çalışıyoruz." "Yapay zekâ, dil ve kültür üzerinde de etkilerini yoğun bir şekilde göstermeye başladı" Sempozyumun açılışında konuşan Anadolu Üniversitesi Rektörlüğü Türk Dili Bölümü Başkanı Prof. Dr. Emine Kolaç ise, "Günümüzde teknolojinin büyük bir hızla geliştiğini ve yapay zekânın etkilerini her geçen gün görüyoruz. Yapay zekâ bütün alanlarda kendini gösterdiği gibi, dil ve kültür üzerinde de etkilerini çok yoğun bir şekilde göstermeye başladı. Bundan sonra da devam edecek. Dil ve kültür etkilerini daha geniş kapsamlı bir şekilde bu sempozyumda dile getirmek ve paylaşımlarda bulunmak üzere bir araya geldik" ifadelerini kullandı. Sempozyum gün boyunca 4 oturum şeklinde devam etti Açılış konuşmalarının ardından sempozyumun birinci oturumu Prof. Dr. Emine Kolaç’ın başkanlığında gerçekleştirildi. Oturumda Prof. Dr. Osman Mert ’Dijital Dönüşüm ve Kültürel Kimlik’, Prof. Dr. Ahmet Akkaya ’Yapay Zekâ ve Kimlik İnşası: Anadille Kültürel Aktarımın Geleceği’, Prof. Dr. İlhan Erdem ’Yapay Zekâyla Türkçeyi Anımsamak: Bellek ve Anlam’ ve Prof. Dr. Ahmet Pehlivan ’Yapay Zekâ ve Türkçe Öğretimi: Fırsatlar, Sorunlar ve Tehditler’ başlıklı sunumlarını yaptı. Prof. Dr. Hülya Pilancı’nın 2’nci oturumun başkanlığını üstlendiği sempozyumda Prof. Dr. Muhammet Sani Adıgüzel ’Şakir Kocabaş’a Yapay Zekâyla Konuşmak’, Prof. Dr. Nezir Temur ’Tek Söyleyiciyle Türkçe Öğretimi: Çoğul Kültür mü Ortak Kültür mü?’ ve Doç. Dr. Bilkara Şengül ’Büyük Dil Modelleriyle Türkçe Öğretimi’ başlıklı sunumlarını gerçekleştirdi. Öğleden sonra gerçekleşen 3’ncü oturum Prof. Dr. Fatma Açık’ın başkanlığında düzenlendi. Oturumda Prof. Dr. Hülya Pilancı ’Türkçenin Uzaktan Öğretiminde Kurumsal Deneyim: Anadolu ve TSP Projeleri’, Prof. Dr. Murat Şengül ’Postdijital Kurgu’da Türkçenin Geleceği ve Türkçe Öğretmenlerinin Eğitimi’, Prof. Dr. Bilge Bağcı Ayrancı ’2024 Türkçe Dersi Öğretim Programına Göre Kültürel Değerlerin Kazandırılmasında Türkçe Ders Kitapları için Yapay Zekâ Destekli Metin Önerileri’ ve Prof. Dr. Neslihan Karakuş ’Akademik Araştırmalarda Yapay Zekâ Kullanımının Etik ve Bilişsel Boyutları’ başlıklı konuları katılımcılarla paylaştı. Günün son oturumu ise Prof. Dr. Muhammet Sani Adıgüzel’in başkanlığında yapıldı. Bu oturumda Prof. Dr. Fatma Açık ’Kültürlerarası İletişimde Dil Öğrenme Stratejilerini Kolaylaştırmak İçin Yapay Zekâ Kullanımı’, Prof. Dr. Emine Kolaç ’Türkçe Dil Becerilerinin Değerlendirilmesinde Yapay Zekâ Destekli Yaklaşımlar: Ölçme ve Geri Bildirim Süreçleri’, Prof. Dr. A. Halim Ulaş ’Sözlü ve Görsel Anlatımlarda Yapay Zekânın Etkili Kullanımı’ ve Prof. Dr. Cahit Epçacan ’Yapay Zekâ ve Dil Gelişimi: Türkçede Yenilikçi Öğrenme Yöntemleri’ başlıklı sunumlarını gerçekleştirdi. Sempozyuma Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel ve TDK Başkanı Prof. Dr. Osman Mert’in yanı sıra Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Serpil Koçdar, Prof. Dr. Erkan Erdemir ve Prof. Dr. Köksal Büyük başta olmak üzere çok sayıda kişi katılım gösterdi.
UTTS cihazını taktırmayanlar 10 katı fiyat farkı ile cezasını ödeyecek
28 Haziran 2025 Cumartesi - 10:32 UTTS cihazını taktırmayanlar 10 katı fiyat farkı ile cezasını ödeyecek Ulusal Taşıt Tanıma Sistemi (UTTS) cihazının son montaj tarihine sayılı günler kaldı. Eskişehirli UTTS yetkilisi Alp Ege Alan, vatandaşların 2 bin lira ücreti olan cihazı taktırmadığı için daha sonrasında 20 bin lira ceza ile karşılaşabileceklerini belirtti. Kayıt dışı ekonomiyle mücadele edilmesi ve vergi kaybının önlenmesini amaçlayan Ulusal Taşıt Tanıma Sistemi (UTTS) son taktırılma tarihine sayılı günler kaldı. 30 Haziran 2025’e kadar UTTS cihazını taktırmayan vatandaşları 7 bin ila 28 bin Türk Lirası ceza bekliyor. Bu durumla ilgili konuşan UTTS yetkilisi Alp Ege Alan, vatandaşların 2 bin verip taktırmadığı cihaz yüzünden, 20 bin lira ceza ödeyebileceklerini belirtti. Ayrıca işlemin çok uzun sürmediğini belirten Alan, UTTS taktırılma işleminin kaydıyla beraber 15 dakika civarında olduğunu aktardı. "Ücretsiz bir şekilde montajınızı yaptırabilirsiniz" UTTS teknisyeni Alp Ege Alan, vatandaşların mağdur olmaması için idari para cezaları hakkında, "Son montaj günü 30 Haziran 2025’e kadar UTTS cihazını taktırmayan vatandaşlar 7 bin ila 28 bin lira arasında idari para cezasına çarptırılacaklar. UTTS montajı için teknisyene ayrı bir montaj ücreti ödemiyorsunuz. Devletin belirlediği adrese 2 bin 172 lira UTTS ücretini yatırdıktan sonra, size mesaj yoluyla gönderilen kod ile beraber gelip ücretsiz bir şekilde kaydıyla beraber 15 dakika içinde montajınızı yaptırabilirsiniz" dedi. "Vatandaşların işlerini kolaylaştırıyor" Bu sistemin vatandaşların vergi işlerinde kolaylık sağlaması hakkında konuşan yetkili Alan, "Bu Ulusal Taşıt Tanıma Sistemi, kayıt dışı ekonomiyle mücadele edilmesi ve vergi kaybının önlenmesini amaçlıyor. Ayrıca yakıt fişlerini toplayarak muhasebecilerine götürerek yakıt ücretini gider olarak göstermek isteyen vatandaşların işlerini kolaylaştırıyor. Çünkü bu yeni sistem ile beraber siz yakıt aldıktan sonra, yakıt ücreti otomatik olarak muhasebecinizin ekranına düşüyor" ifadelerini kullandı. "İnsanların içinde şüphesi olmasın" Sigortasına zarar gelmesi hakkında endişelenen vatandaşların şüphe duymaması gerektiğini aktaran Alan, "Vatandaşların içinde ’aracımın orjinalliği bozulur mu’ ve ’bunu taktırmak sigortayı bozar mı’ gibi sorular var. Vatandaşların bu konuda içlerinde herhangi bir şüphe olmasın. UTTS cihazını taktırmak sigortayı bozmamakla beraber, yakıt deposunun içine de montajlandığı için görsel olarak da bir sorun teşkil etmez. Vatandaşlar cezalar ile karşılaşmadan gelip cihazlarını taktırsınlar" şeklinde konuştu.
Aşırı terleme vitamin eksikliği habercisi olabilir
28 Haziran 2025 Cumartesi - 10:28 Aşırı terleme vitamin eksikliği habercisi olabilir Eskişehir’de çocuk doktoru olan Özlem Kuğu, çocuklarda görülen terlemenin çoğu zaman normal bir durum olduğunu ancak bazı belirtilerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Eskişehir Özel Ümit Hastanesi’nde görev yapan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Kuğu, çocuklarda görülen terleme şikayetleriyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Baş ve boyun bölgesinde terlemenin çocuklarda sık görüldüğünü belirten Kuğu, "Baş ve boyun bölgesi, el ve ayak altı Ter bezleri doğuştan aktiftir. Ancak koltuk altı, sırt ve kasık gibi bölgelerdeki ter bezleri ergenlikle birlikte çalışmaya başlar. Bu nedenle bölgesel terlemeler doğal kabul edilmelidir" dedi. "Ailede aşırı terleme varsa, çocuklarda da görülme ihtimali yüksektir" Dr. Kuğu, yatağı ıslatacak ya da çamaşır değiştirecek kadar yoğun terlemenin altında vitamin eksikliklerinin yatabileceğini belirterek, "Bu tarz yoğun terlemelerde D vitamini eksikliği gibi durumlar mutlaka değerlendirilmelidir. Ancak vakaların büyük bir bölümü genetik faktörler öne çıkar. Ailede aşırı terleme varsa, çocuklarda da görülme ihtimali yüksektir" diye konuştu. "Terleme sonrası üşütme yanlış anlaşılıyor" Ayrıca, ’Terledi, hasta oldu’ şeklindeki yaygın kanaatin doğru olmadığını ifade eden Dr. Özlem Kuğu, şunları söyledi: "Terleme tek başına hastalık yapmaz. Ancak terli şekilde rüzgâra maruz kalmak, klima ya da hava akımı nedeniyle vücudun soğuması vücudun direncinin düşmesine yol açabilir. Yani aslında hastalık, terin üzerinde soğumasıyla ortaya çıkar." "Sütlü-kremalı gıdalar tüketildikten sonra su içilmesini öneriyoruz" Dondurma veya sütlü tatlılar tüketildikten sonra ılık su içmenin faydalı olduğunu dile getiren Dr. Kuğu, "Süt ürünleri boğazda kalıntı bıraktığında bakterilerin üremesi için ortam oluşturur. Bu nedenle dondurma, magnolia, tiramisu, ekler gibi sütlü-kremalı gıdalar tüketildikten sonra su içilmesini öneriyoruz" şeklinde konuştu. "Eğer terleyemezsek, vücut ısısı tehlikeli seviyelere çıkabilir" Terlemenin tedavi edilmesi gereken bir durum olup olmadığının belirli kriterlere bağlı olduğunu söyleyen Dr. Kuğu, "Özellikle sınav dönemlerinde çocukların elleri o kadar terliyor ki, optik formları ıslatabiliyorlar. Bu gibi durumlarda botoks tedavileri ya da stres yönetimi yöntemlerine başvurulabiliyor. Çünkü bu düzeydeki terlemelerin altında stres ve psikolojik etkenler de yatabilir. Terleme; koşu, egzersiz, ateş, stres gibi durumlarda vücudun kendini soğutma mekanizmasıdır. Eğer terleyemezsek, vücut ısısı tehlikeli seviyelere çıkabilir ve iç organlara zarar verebilir" diyerek terlemenin yararını vurguladı.
Genç kadının hayatı kezzapla karardı
28 Haziran 2025 Cumartesi - 09:27 Genç kadının hayatı kezzapla karardı Eski sevgilisi tarafından, uyuduğu esnada yüzüne, vücudunun çeşitli yerlerine kezzap atıldıktan sonra kıkırdakları eriyen, sol gözü akan ve vücudunda ciddi yanıklar oluşan 45 yaşındaki Yasemin Uzunçelebi’nin, şifa aradığı Eskişehir Şehir Hastanesi’nde yapılan ameliyat sonrası hareket kabiliyeti arttı. Yaşadığı acı tecrübeleri aktarıp tavsiyelerde bulunan Uzunçelebi, "Hissettiğim acı anlatılmaz, yüzünüzün dış tarafı eriyor, ellerinize, ayaklarınıza damlıyor. Arkadaşlık kurarken gençlere tavsiyem; tatlı sözlere kanmasınlar, inanmasınlar ve kolay kolay güvenmesinler" dedi. İstanbul’da 4 yıl önce garson olarak çalışan, aslen Bartınlı olan Yasemin Uzunçelebi, 42 yaşındayken çalıştığı işletmeye müşteri olarak gelen Mehmet Y. ile arkadaş oldu. Arkadaşlıkları kısa sürede sevgililiğe dönüşen çift bir süre sonra ayrılırken, Yasemin Uzunçelebi Antalya’ya taşınma kararı aldı. Avcılar Merkez Mahallesi Katip Ahmet Sokak’ta ablasıyla birlikte yaşayan Uzunçelebi, her şeyden habersiz 5 Ekim 2021 tarihinde işten eve geldi. Antalya’ya taşınmasına kısa bir süre kala eşyalarını toparlayan kadın uykuya daldı. Suyu kesip uyuyan kadına kezzap dökmüş Gizlice eve giren Mehmet Y., iddiaya göre içerisinde su olan bütün kapları boşaltıp, şebeke suyunu kesti. Mehmet Y. daha sonra elindeki kezzabı uyuyan kadının yüzüne ve vücudunun çeşitli yerlerine döktü. Gece saat 03.00 sıralarında acı ile uyanan kadın yüzünü yıkayacak su aradı. Su bulamayan Uzunçelebi, apartman dairelerinin zillerine basıp yardım istedi. İddiasına göre kapıyı kimsenin açmaması üzerine evine dönen kadın, 112’yi arayarak yardım istedi. Vücudunda yanıklar oluştu, kıkırdakları eridi Ağır yaralı ve hayati tehlikesi bulunan kadın Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırdı. Talihsiz kadının sol gözü akarken sağ gözünde görme kaybı oluştu. Vücudunun çeşitli yerlerinde 3’üncü derece, kıkırdaklarında 4’üncü derece yanık ve erime oluşan kadın 6 ay yoğum bakımda tedavi gördü. Dört ay da serviste tedavi görüp ayağa kalkan kadın, o anları asla unutmadığını dile getirdi. Tavsiye üzerine boynundaki ve ellerindeki deri gerginliğini giderip hareket kabiliyeti için Eskişehir Şehir Hastanesi’ne gelen Uzunçelebi burada muayyene oldu. Eskişehir Şehir Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Abdülkadir Calavul ve ekibi tarafından yapılan ameliyatla ellerini, boynunu daha rahat kullanan kadın, hastaneye ve sağlık çalışanlarına teşekkür etti. Acı tecrübelerden sonra gençlere tavsiye Öte yandan yaşadığı acı tecrübelerden yola çıkarak, gençlere tavsiyelerde bulunan Yasemin Uzunçelebi, gençlerin hayatına alacakları insanları iyice araştırmaları ve kolay kolay güvenmemeleri konusunda tavsiyede bulundu. Talihsiz kadın, kendisinin en büyük hatasının kolay inanmak olduğunu sözlerine ekledi. "Canice bir saldırıya uğradım" Yaşadığı acı tecrübeyi anlatan Yasemin Uzunçelebi, "5 Ekim 2021 günü erkek arkadaşım tarafından canice bir saldırıya uğradım. Elektriği ve suyu kapatmış. Kezzabı evde mi, dışarıda mı hazırladı, bilmiyorum. Acıyla uyandım. Bütün apartmanı dolaşıp dairelerin kapılarını çaldım, ama kimse kapıyı açmadı. Daireme geri döndüm ve 112’yi aradım. Ambulans geldi, hastaneye kaldırıldım. Sonrasını hatırlamıyorum. Bu olay yüzünden bir gözümü kaybettim. Ellerimi, ağız yapımı, birçok uzvumu kaybettim. Doğru düzgün yemek yiyemiyorum ve nefes almakta zorlanıyorum. Çok büyük acılar çektim. Bunların bir daha tekrarlanmasını istemiyorum. Hiçbir kadının, hiçbir gencin bunları yaşamasını istemiyorum. Artık bunlara dur denmeli, yeter denmeli. Bu şiddet ve ölümler neden hâlâ devam ediyor? Devletimizin buna bir dur demesi gerekiyor" dedi. "Yüzünüzün dış tarafı eriyor, ellerinize, ayaklarınıza damlıyor" Kezzapla yapılan saldırı gecesini anlatan Uzunçelebi, "Kafede garson olarak çalışıyordum, orada tanıştık. O müşteri olarak geldi, önce tanıştık, sonra arkadaş olduk. İlişkimiz ilerledikçe onu iyi bir insan sandım, ama öyle değilmiş, bunu sonra anladım. Sonradan öğrendim ki devletten sahte şekilde engelli maaşı alıyormuş. O gün Antalya’ya taşınacaktım. Gece uyurken eve girmiş, kezzabı nasıl hazırladı, bilmiyorum. Kafam çok karışıktı, tam olarak hatırlamıyorum. Bir çocuğun rüyadan uyanması gibi, o acıyı tarif etmek imkânsız. Yüzünüzün bir kısmı erirken hissettiğiniz şey anlatılmaz. Yüzünüzün dış tarafı eriyor, ellerinize, ayaklarınıza damlıyor. O can havliyle su arıyorsunuz, ama etrafta su yok. Damacanaları, çaydanlıkları, su ısıtıcısını, sürahiyi boşaltmış. Her şeyi organize bir şekilde planlamış. Elektriği ve suyu kapatmış, her şeyi önceden düşünmüş. Bunu gündüz mü yaptı, bilmiyorum, hatırlamıyorum. O gün yoldan gelmiştim, yorgundum. Eşyalarımı toplayıp saat 22:00 gibi yattım. O yorgunlukla hiçbir sesi duymadım" ifadelerini kullandı. "Arkadaşlık kurarken kolay kolay güvenmesinler" Eskişehir Şehir Hastanesi’nde yapılan başarılı ameliyat ile hareket kabiliyeti artan Yasemin Uzunçelebi, kendini daha iyi hissettiğinin altını çizdi. Uzunçelebi şöyle konuştu; "Ablamlar, yoğun bakımda 6 ay kaldığımı söylüyor. Dört ay da Kartal’da serviste kaldım. Sonrasında ara ara hastaneye gidip geldim, tedaviler ve ameliyatlar gördüm. Daha sonra Ayşegül Aksu hanım ve Kadir hoca ile tanıştım. İnşallah daha iyi olacağıma inanıyorum. Onların beni daha iyi hale getireceğine güveniyorum. Boynumu açamıyor, oynatamıyordum; Kadir hocamız bunu düzeltti. Ellerim açılmıyordu, onu da tedavi ettiler. Üç haftalık bir iyileşme sürecim var. Sonra tekrar buraya geleceğim, Allah’ın izniyle. Genç arkadaşlarımıza, bayan arkadaşlarımıza, hangi yaşta olurlarsa olsunlar, tatlı sözlere kanmasınlar, inanmasınlar. Kolay kolay güvenmesinler, arkadaşlık kurarken dikkatli olsunlar. Ben çok saf bir insanım, her şeye inanıyorum. Kalbimin temizliğinden mi, bilmiyorum, ama çabuk inanıyorum ve bu yüzden kaybediyorum. Sadece erkekler değil, bayanlar da beni sırtımdan vurdu." "Hastamızın şu anki durumu iyi" Eskişehir Şehir Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Abdülkadir Calavul ise yapılan başarılı operasyonla ilgili olarak, "Yasemin adlı hastamızın durumu gerçekten acı bir tablo. Daha önce Türkiye’de sanatçı Bergen’in yaşadığı trajik olay hepimizin malumu. Bergen, sevdiği kişi tarafından önce kezzapla yakılmış, ardından kurşunlanarak öldürülmüştü. Hastamız da Bartın’dan bize başvurdu ve onun da Bergen’e benzer bir hikayesi var. Hastamızın vücudunun büyük bir kısmında yanıklar oluşmuş ve sağ gözünde görme kaybı gelişmiş. Hasta daha önce birçok ameliyat geçirmiş ve bundan sonra da çeşitli ameliyatlar geçirmesi gerekecek. Şu anda el ve boyun bölgesine odaklandık. Boynunda çekintiler vardı ve ağız yoluyla yeterince iyi nefes alamıyordu. Boğazında trakeostomi bulunuyor, yani nefesini boğazından alıyor. Her iki elinde de çekintiler mevcut, bu yüzden ellerini rahat kullanamıyor. Sol el ve boyun bölgesindeki yanık alanlarını tedavi ettik. Hastamızın şu anki durumu iyi, ancak bu ameliyat yeterli olmayacak; birkaç ameliyat daha geçirmesi gerekecek. Önümüzdeki haftalarda diğer ameliyatları da yavaş yavaş gerçekleştirdikten sonra, inşallah kabul edilebilir bir görünüme kavuşacak. Yanıklar 3. derece, hatta bazı bölgelerde 4. dereceye ulaşıyor; kemik ve kıkırdağı bile etkilemiş. Bu bölgelerin rekonstrüksiyonu gerçekten çok zor. Şimdilik boyun ve el bölgelerine odaklandık. Bu tedaviler tamamlandıktan sonra tekrar yüz bölgesine yoğunlaşacağız" dedi. Öte yandan geçtiğimiz yıl mahkemece Mehmet Y.’ye "Canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürmeye teşebbüs" suçundan 20 yıl hapis cezası verildiği öğrenildi.
Başkan Albayrak, Belarus Cumhuriyeti Bağımsızlık Günü resepsiyonuna katıldı
27 Haziran 2025 Cuma - 17:10 Başkan Albayrak, Belarus Cumhuriyeti Bağımsızlık Günü resepsiyonuna katıldı Belarus Cumhuriyeti Eskişehir Fahri Konsolosu Gürhan Albayrak, Belarus Cumhuriyeti Bağımsızlık Günü münasebetiyle Belarus Ankara Büyükelçisi Anatoli Glaz ve Savunma Ataşesi Yarbay Uladzimir Petruchenia’nın ev sahipliğinde Ankara’da diplomatik düzeyde düzenlenen resepsiyona katılım sağladı. İki ülke arasındaki karşılıklı saygı, dostluk ve iş birliği mesajlarının ön planda olduğu resepsiyonda, kültürel yakınlaşmanın artarak devam edeceği vurgulandı. Resepsiyonda konuşma yapan Başkan Albayrak, 2 ülke arasındaki dostane ilişkilerin ve diplomatik bağların yerel düzeyde de güçlü bir şekilde sürdürüldüğünü belirterek, "Belarus ile Türkiye arasında gelişen ekonomik, kültürel ve diplomatik iş birliği her geçen yıl daha da derinleşiyor. Eskişehir olarak biz de bu bağın güçlenmesine katkı sunmaktan onur duyuyoruz. Böylesi önemli bir günde Belarus halkının yanında olmak bizim için ayrı bir mutluluk. Türkiye ve Belarus arasındaki bağ, sadece başkentlerde değil, şehirler düzeyinde de güçleniyor. Eskişehir, bu dostluğun adeta Anadolu’daki temsilcisi konumunda. Belarus Cumhuriyeti’nin Bağımsızlı Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum" dedi. Ankara’da düzenlenen programa; Belarus Ankara Büyükelçisi Anatoli Glaz, Savunma Ataşesi Yarbay Uladzimir Petruchenia, Dışişleri Bakan Yardımcısı Berris Ekinci, Dostluk Grubu Başkanı ve Karaman Milletvekili Selman Oğuzhan Eser, Belarus Eskişehir Fahri Konsolosu Gürhan Albayrak, Belarus Çanakkale Fahri Konsolu Rıdvan Demirhan ve çok sayıda davetli katıldı.
Anadolu Üniversitesi’nde mezuniyet coşkusu fakültelerde de sürdü
27 Haziran 2025 Cuma - 16:36 Anadolu Üniversitesi’nde mezuniyet coşkusu fakültelerde de sürdü Anadolu Üniversitesi’nde 2024-2025 akademik yılı mezuniyet törenleri coşkuyla devam ederken, üniversitenin çeşitli fakülteleri de kendi bünyelerinde özel kutlamalarla mezuniyet heyecanını paylaşıyor. Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde düzenlenen ’Eczacılık Yemin Töreni’, öğrencilerin meslek hayatlarına ilk adımlarını attığı anlamlı bir etkinlik oldu. Törene Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Rektör Yardımcısı ve Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yusuf Özkay ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Serpil Koçdar ile çok sayıda öğretim elemanı ve öğrenci katıldı. "Eczacılık, sağlık sisteminin ayrılmaz bir parçasıdır" Törende konuşan Rektör Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, öğrencilerin sadece bir meslek kazanmadıklarını, aynı zamanda topluma karşı önemli bir sorumluluk üstlendiklerini belirterek, "Eczacılık, sağlık sisteminin ayrılmaz bir parçasıdır. Sizler yalnızca ilaç veren değil, aynı zamanda hastalara rehberlik eden, topluma sağlık bilinci kazandıran kişiler olacaksınız. Bu süreçte etik değerlere, bilimsel bilgiye ve insan odaklı yaklaşıma sıkı sıkıya bağlı kalmanızı diliyorum" dedi. Konuşmasının devamında ailelere ve öğretim elemanlarına teşekkür eden Rektör Adıgüzel, öğrencilerin bu başarıya ulaşmasında emeği geçen herkesi tebrik etti. İBF’de dereceye giren öğrenciler için tören düzenlendi Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi (İBF) 2024-2025 Öğretim Yılını dereceye girerek bitiren İBF mezunları için tebrik töreni düzenlendi. Şener Şen Kültür Salonu’nda düzenlenen törene Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erkan Erdemir, Rektör Danışmanı ve İBF Dekan Vekili Prof. Dr. Barış Kılınç, İBF Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Serhat Serter, öğretim elemanları, öğrenciler ve aileler katılım gösterdi. "Buraya her geldiğimde kendi evime gelmiş gibi hissediyorum" Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel İBF’de gerçekleştirilen törende, "Bugün burada bizlerin bir araya gelmesine vesile olan mezun meslektaşlarımı kutluyorum. İletişim Bilimleri Fakültesi olarak büyük bir ailenin parçasıyız. Aradan otuz yıl geçse de otuz yıl önceki hocalarımız, dostlarımız, arkadaşlarımız hala buradalar. Sanki daha dün kapıdan çıkmışız da bugün tekrardan gelmişiz gibi bir sıcaklıkla ve dostlukla kucaklanıyoruz. Sizler de bugün buradan ayrılıyor olabilirsiniz ama her zaman Anadolu Üniversitesi’nin kapısı size açık olacak. Hayatta hep başarılı olanlar, hep iyi iletişim kurmayı bilenler, iyi iletişim becerilerine sahip olanlar başarılı oluyor. İşi iyi bilmek başarılı olmak için yeterli değil, işi iyi yönetmek için iyi iletişimci olmak lazım. Dolayısıyla buradaki iletişimi her zaman canlı tutacağınıza inanıyorum. Demek istediğim bugün bir son değil aslında bir başlangıç" ifadelerini kullandı. "Burada kazandığınız yetkinlikler size çok büyük imkanlar sunacak" Mezuniyet programının başlangıç konuşmasını yapan İBF Dekan Vekili Prof. Dr. Barış Kılınç, şu sözleri kullandı: "Mezunlarımız açısından büyük bir heyecan aynı zamanda buruk bir sevinç, karmaşık duygular olduğunu düşünüyorum. Anadolu Üniversitesi’nin kıymetli hocaları, kuvvetli kurumsal yapısı, büyük altyapı ve teknik imkanları, bunların hepsi mezun olduktan sonra karşılaşılan zorlukları, engelleri aşmanızı sağlayan en büyük desteğiniz olacaktır. İster iletişim sektöründe çalışın ister başka bir sektörde dolaysız ya da dolaylı yoldan iletişimle iç içe olacağınız için burada kazandığınız yetkinlikler size çok büyük imkanlar sunacaktır. Hocalarınız her zaman sizlerin arkasında ve burası size her zaman açık. Ne zaman isterseniz bizler buradayız." Hukuk Fakültesi mezunları fakülte bahçesinde buluştu Mezuniyet öncesi Hukuk Fakültesi bahçesinde bir araya gelen mezunlar, arkadaşları ve hocaları ile vedalaştı. Törende Fakülte Dekanı Prof. Dr. Mesut Aygün ve Dekan Yardımcıları Dr. Öğr. Üyesi Burcu Ezer ve Dr. Öğr. Üyesi Merve Kutlu Mutluer, öğrenciler ve aileler yer aldı. Etkinlikte konuşan Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mesut Aygün, hukukçu olmanın taşıdığı yüksek sorumluluğa dikkat çekerek, mezun öğrencilerle gurur duyduklarını dile getirdi. Öğrencilerin artık fakültenin mezunu değil, aynı zamanda bir mensubu olarak kalacaklarını vurgulayan Prof. Dr. Aygün genç hukukçulara meslek hayatlarına dair önemli tavsiyelerde bulundu. Tören çerçevesinde fakültede dereceye giren öğrencilere çeşitli hediyeler takdim edildi. Ardından tüm mezun öğrenciler, hep birlikte hukukçu yeminini ederek mesleğe ilk adımlarını attı. Program, konserler ve ikramlar eşliğinde devam ederken, katılımcılar hem gurur hem de mutluluk dolu anlar yaşadı. Sosyal Hizmet Bölümü öğrencileri yemin etti Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü öğrencileri de düzenlenen törenle meslek yemini etti. Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aliye Mavili, Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Semra Saruç, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Eskişehir Şube Temsilcisi Sosyal Hizmet Uzmanı Recep Akçelik, öğretim elemanları ve öğrenciler katılım gösterdi. "Buradaki eğitimleriniz sadece bir başlangıç" Fakülte Dekanı ve Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aliye Mavili, mezunlara hitaben yaptığı konuşmada, "Sosyal hizmet çok meşakkatli bir meslek. Buradaki eğitimleriniz sadece bir başlangıç. Yeni başlangıçlarınızın içinize sinen biçimde alanda, üniversitelerde, STK’larda ve kamu kurumlarında olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. "Ezilen, kırılan, ötekileştirilen kim varsa biz oradayız" Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Eskişehir Şube Temsilcisi Recep Akçelik ise "Toplumun ihtiyaç duyan tüm kesimlerine insan onuruna yakışır biçimde hizmet sunma sorumluluğu omuzlarınızda. Ezilen, kırılan, ötekileştirilen kim varsa biz oradayız" diye belirtti. "Irk, dil, din gözetmeden bireyin yanında olacağımıza söz veriyoruz" Bölüm birincisi Elif Güzel konuşmasında, şu ifadelere yer verdi: "Meslek hayatımız boyunca adalet, eşitlik ve insan onuruna uygun bir duruş sergilemeye kararlıyız. Irk, dil, din gözetmeden bireyin yanında olacağımıza söz veriyoruz" diye belirtti.