Yerel Haberler
Eskişehir
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 19:33 Sivrihisar Belediye Başkan Yardımcısı saldırıya uğradı Eskişehir Sivrihisar Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Taş, belediye binasında çıkan arbede sırasında bir şahsın saldırısı sonucu yaralandı. Sivrihisar Belediyesi tarafından konuya ilişkin yapılan açıklamada, "Bugün Sivrihisar Belediye Başkanımız Sayın Habil Dökmeci’ye yönelik saldırı girişiminde bulunmak amacıyla belediye binasına gelen ve daha önce Belediye Başkanımıza karşı tehdit ve hakaret suçlarından ceza aldığı bilinen H.A. isimli şahıs, belediye binasında yaşanan arbede sırasında Belediye Başkan Yardımcımız Mehmet Taş’ı yaralamıştır. Olayın ardından gerekli sağlık müdahaleleri gerçekleştirilmiş olup, Başkan Yardımcımız Mehmet Taş’ın tedavi süreci devam etmektedir. Yaşanan saldırıya ilişkin hukuki süreç Belediyemiz tarafından ivedilikle başlatılmış; ilgili şahıs hakkında hem Belediyemiz hem de Sayın Mehmet Taş tarafından ayrı ayrı suç duyurusunda bulunulmuştur. Şüpheli şahsın, ifade süreci de Sivrihisar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmektedir" denildi. "Bizler hukuka güveniyoruz" Açıklamada, "Kamu hizmetinin yürütüldüğü belediye binalarında şiddet, tehdit ve saldırı girişimlerinin hiçbir şekilde kabul edilmesi mümkün değildir. Sivrihisar’da bugüne kadar büyük bir hassasiyetle korunan huzur ortamını bozmaya yönelik her türlü hukuka aykırı girişimin karşısında olduğumuzu; hukuka uygun şekilde gerçekleştirdiğimiz tüm işlem ve uygulamaların da sonuna kadar arkasında durduğumuzu kamuoyuna saygıyla bildiririz. Demokratik toplum düzeninde çözüm yolu; tehdit, baskı ve şiddet değil, hukuk ve meşru zemindir. İnsanların can güvenliğini tehlikeye atan, kamu düzenini bozan ve kamu görevlilerine yönelik saldırı gerçekleştiren kişiler hakkında hukuk devletinin gereğinin eksiksiz şekilde yerine getirileceğine olan inancımız tamdır. Bizler hukuka güveniyoruz. Aynı zamanda, hukuk devletinin korunabilmesi adına hukuka güvenmek zorunda olduğumuzu da özellikle ifade ediyoruz" ifadeleri yer aldı.
Birkaç bin liralık cihazlar evlerdeki muhtemel yangın facialarını önleyebilir
07 Ağustos 2025 Perşembe - 10:26 Birkaç bin liralık cihazlar evlerdeki muhtemel yangın facialarını önleyebilir Eskişehir’de 15 yıldır yangın söndürme ve algılama cihazları satan Ömer Gökboğa, birkaç bin liralık masrafla alınabilecek cihazlarla yangını önleyip büyük faciaların önüne geçebileceğini aktardı. Ülke genelinde olduğu gibi Eskişehir’de de yaz mevsiminin devam etmesiyle sıcaktan dolayı yangın çıkma ihtimali gün geçtikçe artıyor. Vatandaşların ise alevlere büyüyüp yangına dönüşmeden müdahale edebilmesi muhtemel faciaları önlemekte etkin rol oynuyor. Bu noktada ise hem araçlarda hem de evlerde yangın söndürme cihazlarının ve sistemlerinin bulunması önem arz ediyor. Eskişehir’de 15 yıldır yangın söndürme ve algılama cihazları satan Ömer Gökboğa ise yangın tüplerine verilen cüzi miktarda ücretlerin hem mal hem de can kaybını engelleyebileceğini aktardı. "Yangın belki de hayatımızda bir kere karşılaşacağımız bir olay" 15 yıldır yangın söndürme ve algılama cihazlarının satışını yapan Ömer Gökboğa, bu cihazların her evde bulunması gerektiğini anlatırken, "Öncelikle yangın söndürme cihazlarını temin etmeleri gerekiyor. Her araçta yangın söndürme cihazı bulunması gerekiyor. Her evde bir tane yangın söndürme cihazı bulunması gerekiyor. Yangın, hiç beklemediğimiz bir anda çıkabilen bir olay. Dolayısıyla, belki de hayatımızda bir kere karşılaşacağımız bir olay. Her gün yangınla karşılaşmıyoruz. Bu nedenle, yangın esnasında elimizin altında yangını söndürecek bir cihaz bulundurmak gerekiyor. Şimdi, ABC tozlu dediğimiz yangın söndürme cihazları, bütün yangınlara müdahale edebileceğimiz ortak sınıf bir yangın söndürme cihazıdır. Ancak, özellikle evde çıkabilecek yağ yangınları gibi durumlar için potasyum karbonat içeren yangın söndürme cihazları var. Bunlarla müdahale edilmesi gerekiyor. Tozlu cihazlar her yangına müdahale edebilir, ancak daha sonra temizlik sorunu ortaya çıktığı için evlerde gazlı sistemlerin kullanılması daha avantajlı olur" kelimelerini kullandı. "Fiyatlar aşağı yukarı bin 400 ile bin 600 TL arasında" Yangın söndürme cihazlarının ve sistemlerinin fiyatlarından ve özelliklerden bahseden Gökboğa, "Standart 6 kilogramlık, yani evlerde bulunması gereken yangın söndürme cihazlarının fiyatları aşağı yukarı bin 400 ile bin 600 TL arasında. İş görür, ancak yangın söndürme cihazının içindeki envanter de çok önemli. Tozlu dediğimiz monoamonyum fosfat, yüzde 40’lık ve yüzde 90’lık olarak iki çeşit türde bulunur. yüzde 90’lık, yani tüpün içinde yüzde 90 oranında monoamonyum fosfat bulunan cihazlar daha etkilidir. yüzde 40’lık cihazlar kötü değildir, ancak yüzde 90’lıklara göre daha az etkilidir ve yangını daha yavaş söndürür. Yangın söndürme cihazlarının üzerinde kullanım şekilleri ve sınıfları belirtilir. Yani, kaç metrekarelik bir alana müdahale edebileceği gibi özellikler bulunur. Mesela, bir yangın söndürme tüpüyle, 20 metrekarelik bir alandaki yangını, çıktığı noktada yakalarsanız kolaylıkla müdahale edebilirsiniz" dedi. "Önemli olan yangının büyümemesi" Vatandaşların önlem almak için ödeyecekleri ücretlerin büyük olmaması hakkında konuşan Ömer Gökboğa, "Her şeyden önce maldan önce can kaybı büyük. İnsanlar yangında sadece alevlerden değil, dumandan zehirlenerek de hayatını kaybediyor. Dolayısıyla, Aslında, bu kadar büyük bir maliyet yokken, her evde yangın söndürme cihazı bulundurmak hem sağlık açısından hem de ekonomik açıdan çok daha karlı bir şey diyebiliriz" ifadelerini kullandı. "Apartmanlarda da yangın algılama sistemlerinin zorunlu olması gerekiyor" Sadece yangın söndürme sistemlerinin değil yangın algılama sistemlerinin önemini anlatan Gökboğa, "Zaten yangın algılama ve söndürme sistemleri zorunludur. Yangın yönetmeliğine göre, kullanılan binanın şekline göre bu zorunluluklar artar. Organize sanayi bölgelerinde, fabrika alanlarında ya da işletme alanlarında yangın algılama ve söndürme sistemleri zaten zorunludur. Binalarda, yani apartman dairelerinde de yangın algılama sistemlerinin zorunlu olması gerekir. Çünkü yangın, sadece insanların bulunduğu anda değil, bulunmadığı anda da çıkabilir. Örneğin, en basitinden çay setini prizde unutmuşsunuzdur ve bu yangına sebep olmuştur. O sırada uyuyakalmışsınızdır, ama bir duman dedektörü olsaydı kurtulabilirdiniz" şeklinde konuştu.
Çi börek standartlara göre üretiliyor mu, denetleniyor mu ?
07 Ağustos 2025 Perşembe - 10:01 Çi börek standartlara göre üretiliyor mu, denetleniyor mu ? Çi börek ustası Necati Aslan, Eskişehir’in bu ünlü lezzeti hakkında zaman zaman sosyal medyaya da yansıyan beğenilmemesi yönündeki olumsuz eleştirilerin önüne, belirlenen standartlara uygun üretimle geçilebileceğini anlattı. Aslan, çi böreğe olan ön yargının kalifiyeli elaman eksikliğinden ve yapılan işi gönülden yapmamaktan dolayı olduğunu söyledi. Çi börek ustası Necati Aslan, Eskişehir’in coğrafi işaret tescilli ürünü olan çi böreğin bazı vatandaşlarda ön yargıyla karşılanmasının sebeplerinden bahsetti. Kalitenin ancak tecrübe ve sevgiyle birleştiğinde ortaya çıkabileceğini vurguladı. Bu işin en önemli yönünün birikim ve tecrübe olduğunu dile getirdi. Aslan, kalitesiz yapılan ürünlerin çi böreğe olan önyargıyı doğurduğuna dikkat çekerek "Herkes bu işi yapıyor, ama layığıyla bu sektörde hizmet veren çi böreği yapan bir elin beş parmağını geçmediğinden dolayı her yerde çi börek yenmez. Bazı vatandaşların çi böreğe olan önyargısını buna bağlıyorum" ifadelerini kullandı. "İşini sevgiyle yapmadığın zaman müşteriyi memnun edemezsin" İşi sevgiyle yapmayan birinin müşteriyi memnun edemeyeceğini vurgulayan Aslan, "İşini sevgiyle yapmadığın zaman müşteriyi memnun etmek zordur. Her işletme bu işi layığıyla yapmıyor. Kaliteli ürün için kalifiye eleman şarttır. Müşteriye kaliteli ürün verebilmek için işini iyi yapan eleman gereklidir, çünkü işi yapan tecrübeliyse, tüketici üründen bir o kadar memnun kalır demektir" şeklinde konuştu. İşletmelerin sorumluluk bilinciyle çalışması gerektiğini belirten Aslan, "Müşteriye kaliteli damak tadını verebilmek ve masadan memnun kalkmasını sağlamak için işletme sorumluluk bilinciyle çalışmalı" dedi. "Kaliteli çi börek için iyi usta iyi malzeme şart" Ürün kalitesinin iyi olması için malzemenin kalitesine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Aslan, "Ürün kalitesinin öne çıkması için iyi usta, iyi malzeme şart. Eskiden büyüklerimizin yaptığı ekmeklerin tadını başka yerde bulamayışımızın sebebi, eski insanlarımızın o işi sevgiyle yapması ve gönülden yapmasından dolayıdır Bir işi layıkıyla yapmazsan o işten başarı gelmesini beklemek mümkün değil" ifadelerini kullandı. "El alışkanlığınızın olması lazım çünkü bunun sonucunda ustalık ortaya çıkıyor" Sektörün zorluğuna da değinen Necati Aslan, ustalık için yılların verilmesi gerektiğini, el alışkanlığının bu süreçte kazanıldığını ifade etti. "Zor bir sektör olduğundan dolayı el alışkanlığınızın olması lazım çünkü bunun sonucunda ustalık ortaya çıkıyor" dedi. Ustalık belgesi denetimi eleştirisi Ustalık belgesi denetimlerinin olmamasını da eleştiren Necati Aslan, "Ustalık belgesi denetimi olmadığından herkes bu işi yapabiliyor. Coğrafi işaret almış olan çi börek için işi bilen eleman ve ustalarla çalışılmalı, denetimler yapılmadığı zaman müşteri kaliteli ürünle buluşamıyor" dedi. "Müşteri bizim için en büyük reklamdır" Müşteri memnuniyetinin sektördeki en güçlü reklam aracı olduğunu vurgulayan Aslan, "Müşteriye güzel ürün sunulduğunda, gittiği yerlerde bunu anlattığından dolayı müşteri bizim için en büyük reklamdır, bu kartopu gibi büyüyecektir" ifadelerini kullandı. Çi böreğin tescil edilen tanımı ve olması gereken bazı özellikleri Türk Patent Kurumu tarafından 2012 yılında ’Coğrafi İşaret Tescili’ yapılan çi böreğin tanımı ve ayırt edici bazı özellikleri ise kısaca şöyle; "Çiğbörek genel olarak un, su ve tuzdan oluşan hamurun dinlendirilip açıldıktan sonra; kıyma, soğan, tuz, su ve karabiber ile hazırlanan iç malzemesinin konularak kızgın yağda pişirilmesi ile elde edilen bir börek çeşididir. Çiğbörek hamurunda yüzde 70 oranında böreklik ve yüzde 30 oranında ekmeklik un karıştırılarak kullanılır. Dinlendirilen hamurlar merdane ile 20 cm çapında ve bir milimetre kalınlığında açılır. Beş kg. yağsız kıyma, 5 tatlı kaşığı karabiber, 5 tatlı kaşığı tuz, 2000 gr. haşlanmış soğan ve 500 gr. su ile karıştırılarak iç malzemesi hazırlanır. Çiğbörek hamur topaklarının her biri 50 gramdan oluşmaktadır ve 20 cm çapında açılan çiğbörek yufkalarının içine 25 gram iç malzemesi konmaktadır. Hazırlanan iç malzeme, daire şeklinde açılmış olan hamurun yarısına ince bir tabaka halinde bir çorba kaşığı (25 gram) kadar konulur. Hamurun diğer kısmı iç malzeme sürülen tarafın üstüne kapatılır. Harcın dışarı akmaması için kenarları kapatma tırtılı ile kesilerek kapatılır. Kenarları kesilen börek yarım ay şeklinde görünmektedir. Hazırlanan çiğbörekler çelik tencerede 160-170 santigrat derece kızdırılmış derin yağda pişirilir. Ayçiçek yağı kullanılır. Kızdırılmış derin yağda, çiğböreklerin çevrilerek her iki tarafı da sararıncaya kadar kızartılır. Bu süre her bir çiğbörek için 25-30 saniye kadardır. Kızartılan çiğböreklerin fazla yağı süzdürülerek çelik tencereden çıkartılır. Çiğbörekler porsiyonlar halinde sıcak olarak kayık tabaklarda servis edilir. Bir porsiyonda 5 adet, 1,5 porsiyonda 8 adet çiğbörek bulunur. Çiğbörek servisinde çatal-bıçak kullanılmaz ve çiğbörek elle yenir." Denetleme görevi kime ait ve yapılıyor mu? Coğrafi İşaret Sicil Belgesi’nde, denetleme görevinin Eskişehir Ticaret Odasının koordinatörlüğünde yapılacağı belirtilerek, "Eskişehir Ticaret Odası Yönetim Kurulu tarafından belirlenecek bir kişi, Eskişehir Ticaret Odası Tabldot, Kantin ve İçecek Sunum Hizmetleri Meslek Komitesinden bir uzman kişi ve Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğünden bir uzman kişi olmak üzere toplam 3 kişilik bir denetim mercii ile denetim işlemleri yürütülecektir. Komisyon, Eskişehir Çiğböreğinin belirtilen standartlara uygun olarak üretilip üretilmediği konusundaki denetimlerini yılda en az bir defa yapar. Şikâyet üzerine veya gerekli görülen hallerde de her zaman denetim yapılabilir" denildi.
3 çocuk annesi kadın direksiyonuna geçtiği servisle 2 yıldır öğrenci taşıyor
07 Ağustos 2025 Perşembe - 09:59 3 çocuk annesi kadın direksiyonuna geçtiği servisle 2 yıldır öğrenci taşıyor Eskişehir’de azmiyle ön plana çıka evli ve 3 çocuk annesi 42 yaşındaki Münevver Canavar, önce ortaokuldan liseye kadar okuyarak tahsilini tamamladı daha sonra da ehliyetini ve minibüsünü alıp, okul servisinde şoförlük yapmaya başladı. Eskişehir’de yaşayan evli ve 3 çocuk annesi 42 yaşındaki Münevver Canavar, azmiyle dikkat çekiyor. Çocuklarını büyüttükten sonra, ortaokul, lise ve üniversiteyi dışarıdan bitiren 2 çocuk annesi Canavar, daha sonra rehberlik yapmaya başladı. Rehberlik yaptığı serviste şoförlüğe ilgi duymaya başlayan Canavar, daha sonra bu fikrini eşine bildirdi. İlk başta "Olmaz" diyen Ayhan Canavar, eşinin ısrarı karşısında dayanamayıp ona destek verme kararı verdi. Servisi almasında konusunda eşine destek olan kaporta ustası Ayhan Canavar, eşinin aracının bakımlarını da kendi yapıyor. 2 yıldır yollarda olan ve bir özel okulun servis şoförlüğünü yapan Münevver Canavar, çocuklarla arasının gayet iyi olduğuna değiniyor. Araca çocuklarını bindiren ailelerin ilk seferde duruma şaşırdığını belirten Canavar, sonradan insanların alıştığına değindi. Anasınıfından liseye kadar farklı yaşlarda öğrenciyi evlerinden eğitim gördükleri okullara bırakıyor. İşini çok seven Münevver Canavar, diğer kadınlara da bu mesleği tavsiye ediyor. "Çok güzel bana terapi gibi geliyor" Konuyla alakalı konuşan Münevver Canavar, "2 yıldır bu mesleği yapıyorum daha önce rehberlik olarak başlayarak sektöre girdim. Rehberlik yaptığım dönemde kendimi hep direksiyon başında hayal ediyordum sonra neden hayallerimi gerçekleştirmemeyim diyerek eşimle konuşarak arabamızı aldık. O gün bu gündür devam ediyorum. Araba kullanmayı çok seviyorum çocukları çok seviyorum. Aslında sevdiğim şeyleri birleştirdim diyebilirim. Çocukların dünyasında olmak çok güzel, bana terapi gibi. Kadın şoför olmanın avantajları bence anne olduğum için daha sevecen yaklaşıyoruz arabaya bindiğimizde onlar bizim çocuklarımız gibi oluyor. Hatta yaz tatillerinde ayrıldığımızda özlüyoruz onları üzülüyoruz. Velilerden güzel dönüşler alıyorum kadın olduğumuz için içleri daha rahat şekilde emanet ettiklerini söylüyorlar. Bakıldığı zaman stresli bir işimiz var insanlar bize en değerli varlıklarını, çocuklarını emanet ediyorlar" dedi. "Ben kadınları bu sektörde daha çok görmek istiyorum" Her yaştan öğrenciyi taşıdığını belirten Canavar şöyle devam etti: "Benim her grubum var anasınıfı, ilkokul, ortaokul, lise. Onlarla arabada dertleşiyoruz. Belki anne babalarına anlatamadıklarını bize anlatıyorlar, sırdaş, arkadaş oluyoruz. Çocukları çok sevdiğim için mesleğimi de severek yapıyorum. İnsanlar ilk gördüklerinde şaşkınlıkla bakıyorlar sonra hoşlarına gidiyor gülümsüyorlar, tebrik ediyorlar. Çocukları indirip bindirirken ya da ışıklarda durduğumuzda gelip güzel şeyler söylüyorlar hoşumuza gidiyor. Velilerle iletişimimiz kolay oluyor çünkü daha çok annelerle konuştuğumuzdan karşılarında bir kadın olması da onlara kolaylık sağlıyor. Şimdiye kadar hiç olumsuz bir dönüş almadım. Aracın bakımı konusunda biraz torpilli olduğumu söyleyebilirim çünkü eşim sanayide çalışıyor, kaportacı, genelde bakımları ile o ilgilenir ama haftalık rutin bakımını ben yapıyorum. Çocukların olduğu bir ortam olduğu için temizliğine önem veriyorum. Ben kadınları bu sektörde daha çok görmek istiyorum ve Sayımızın günden güne artmasını istiyorum. Kesinlikle önyargıyla bakmasınlar bir erkek mesleği olarak görmesinler. Bizim mesaimiz erken başlar 6 çeyrek gibi bizim için gün başlıyor. Genelde okullarımız peş peşedir birini toplayıp öbürüne geçeriz. 9 buçuk gibi de iş biter. Aslında hem ev işlerine hem de dışardaki işlerinize vakit ayırabileceğiniz çok güzel bir meslek part time gibi düşünebileceğimiz bir meslek." "Her zaman destekçisiyim" Eşine verdiği destek hakkında Ayhan Canavar, "İlk başta olmaz dedim eşim çok ısrarcı olunca tamam deneyelim zarar edersek yoldan geri döneriz dedik. Sonra baktık iş yürüyor bizde devam ettik. Kullanma açısından azimli benden iyi kullanabilir. Bakımlarını ben yapıyorum arabanın, her zaman arkasındayım destekçisiyim" ifadelerine yer verdi.
Beylikova’da Yalınlı Doğrul Havuzları ve Mesire alanı açıldı
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 17:48 Beylikova’da Yalınlı Doğrul Havuzları ve Mesire alanı açıldı Eskişehir’in Beylikova ilçesinde yapımı tamamlanan Yalınlı Doğrul Havuzları ve Mesire Alanı, düzenlenen törenle halkın ücretsiz kullanımına sunuldu. Yapımı tamamlanan 330 metrekarelik yüzme havuzu alanı ve 5 bin metrekarelik mesire alanı ile ilçeye kazandırılan tesisin en dikkat çeken özelliği, doğal kaya içinden çıkan 35 derece sıcaklığındaki kükürtlü şifalı su oldu. Özellikle romatizma ve cilt hastalıklarına iyi geldiği bilinen bu suyun bulunduğu bölge, geçmişte yıllarca hamam olarak kullanılmış tarihi bir alan niteliğinde. Tesiste ayrıca kadınlara özel yüzme alanı da yer alıyor. "Tesis ücretsiz, herkese açık" Açılışta konuşan Beylikova Belediye Başkanı Av. Hakan Karabacak, tesisin teknik detaylarını paylaşarak şu açıklamalarda bulundu: "Doğal ve tarihi değeri olan bu alanı koruyarak yeniden halkımızın hizmetine sunduk. 330 metrekarelik havuz alanımızın içerisinde kadınlara özel ayrı bir bölüm yer alıyor. Aynı zamanda doğayla iç içe vakit geçirilebilecek 5 bin metrekarelik bir mesire alanı oluşturduk. Bu tesisi tamamen ücretsiz olarak hemşehrilerimizin hizmetine sunmaktan büyük gurur duyuyorum." Karabacak, ayrıca projeye katkı sunan Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’ye, altyapı sürecini başlatan önceki dönem belediye başkanı Özkan Alp’e, hayırsever Tamer Aral’a, belediye personeline ve emeği geçen herkese teşekkür etti. Muhtarlarla toplantı yapıldı Törenin ardından, Beylikova Belediyesi Sosyal Tesislerinde bir muhtarlar toplantısı düzenlendi. Toplantıya Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Beylikova Belediye Başkanı Hakan Karabacak ve Büyükşehir Belediyesi bürokratları katıldı. Toplantıda mahallelerin sorunları, çözüm önerileri, devam eden çalışmalar ve planlanan projeler istişare edildi. Başkan Ünlüce ve Karabacak, muhtarların taleplerini dinleyerek karşılıklı görüş alışverişinde bulundu. Açılışa katılan misafirlere yemek ve çeşitli ikramlar sunulurken, vatandaşlar da yeni tesisin Beylikova’ya kazandırdığı değerden dolayı memnuniyetlerini dile getirdi. Açılış töreni, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Sivrihisar Belediye Başkanı Habil Dökmeci, Çifteler Belediye Başkanı Zehra Konakçı, Mihalıççık Belediye Başkanı Haydar Çorum, Mahmudiye Belediye Başkanı İshak Gündoğan, mahalle muhtarları ve çok sayıda vatandaşın katılımıyla gerçekleşti.
GSF öğrencisi Afiş Tasarım Yarışmasında ikincilik ödülü kazandı
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 16:18 GSF öğrencisi Afiş Tasarım Yarışmasında ikincilik ödülü kazandı Türkiye genelinde düzenlenen afiş yarışmasında Anadolu Üniversitesi öğrencisi Ataer Koçak ödüle layık görüldü. Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi (GSF) Grafik Sanatlar Bölümü öğrencisi ODAŞ tarafından düzenlenen "Dikkat: Fikir Çıkabilir!" Afiş Tasarım Yarışmasında ikincilik ödülüne layık görüldü. İş sağlığı ve güvenliği konusuna dikkat çeken yarışmada, genç tasarımcılar toplumsal farkındalık katmaya yönelik özgün çalışmalarıyla jüri karşısına çıktı. Yarışmaya Türkiye genelinden 221 öğrenci katılırken, finale kalan tasarımlar arasında GSF öğrencisi Ataer Koçak’ın çalışması farklı yaklaşımı ve güçlü görsel anlatımıyla öne çıktı ve 60 bin TL’lik ödülün sahibi oldu. "Ortak bir farkındalık oluşturmak istedim" Anadolu Üniversitesi GSF Grafik Sanatlar Bölümü öğrencisi Ataer Koçak çalışmasına dair şunları söyledi: "Tasarımımda, neredeyse düşecekmiş gibi görünen bir bardak kullanarak mecazi bir anlatımla, görsele bakanların iç dünyasında tedirginlik hissi uyandırmayı amaçladım. Böylece tek bir meslek veya güvenlik konusuna odaklanmadan, iş sağlığı ve güvenliğinin gerekli olduğu tüm meslek ve alanlarda ortak bir farkındalık oluşturmak istedim. Bu sayede görenlerde ‘önlem almalıyım’ hissini tetikleyerek, koruma içgüdüsüne dikkat çekmeyi hedefledim." Dereceye giren diğer öğrenciler arasında Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nden Birkan Baysan birincilik, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nden Ümit Şuara Albayrak üçüncülük ödülünü kazandı. FMV Işık Üniversitesi’nden Güzide Sima Karakaya ise Jüri Özel Ödülü’nün sahibi oldu.