Yerel Haberler
Eskişehir
10 Mayıs 2026 Pazar - 12:42 Barajın taşan suyu mahalle girişini kapattı, vatandaşın evine doldu Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Eskişehir Su ve Kanalizasyon İdaresi (ESKİ) idaresindeki Aşağı İçme Suyu Barajı taşarak mahallenin karayolunu kapattı, bazı evlerin bahçesi su ile doldu. Odunpazarı ilçesi Aşağı Ilıca Mahallesi’nde bulunan ve 2008 yılında yapımı tamamlanan Eskişehir Aşağı Ilıca İçme Suyu Barajı, yaklaşık 15 gün önce sağanak yağışlar sonrasında taştı. Taşan sular mahallenin girişinde bulunan karayolunu kapatırken, bir müstakil evin bahçesi yaklaşık 20 santimetre yüksekliğinde su ile doldu. Mahallelinin iddiasına göre yağışlar sonrası taşma ihtimaline karşı barajın sorumlusu Eskişehir Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki ESKİ (Eskişehir Su ve Kanalizasyon İdaresi) Genel Müdürlüğü’ne durum bildirilse de herhangi bir çalışma ya da önlem alınmadı. Mahalleli araçlarını girişte bırakarak dağdan tırmanarak evlerine ulaşmaya çalışıyor. Suyun bazı elektrik panoların yaklaşması ise olası tehlikeyi gözler önüne seriyor. "Yol kapandı, yukarıdan dağdan yayan giriyoruz" Evinin önü su ile dolan 70 yaşındaki Ali Önder, "6 senedir buradayım ama şu anda mağduruz. Her yerimize su girdi, evimize girmek üzere, bir karış daha yükselirse içeri girecek. Yetkililere ve herkese söyledik ama bir önlem alınmadı. Biz de bu ülkenin vatandaşıyız, neden kimse bir şey yapamıyor? Bir haftayı geçti durum böyle. Su yükselmeden önce yetkililere barajın kapaklarını açın yarın su yükselir buraya girer dedim, tamam önlem aldık dediler ama nerede önlem. Yol kapandı, yukarıdan dağdan yayan giriyoruz. Hanımım rahatsız, gelirken üç sefer düştü, kolu bacağı kırılsa ne yapacaktık? Burası su altında kaldı, komple. Belediye ve valiliğe gidip her şeyi söyledik ama Kırka’nın tarlasına su girer diye kapakları açtıklarını söylüyorlar. Bir daha yağmur yağarsa sular yine dolar, bu sefer evimiz komple yıkılır. Buranın yapılırken istimlakla bir ilgisi yok, patronun tapulu malı burası. Şu anda bodrum katı su doldu, evin altında kalmaktan korkuyoruz. Gece burada kalıyoruz ama aşağıda değirmen ve trafo var, yarın orası da suyla dolduğu zaman her yeri elektrik çarpacak" dedi.
10 Mayıs 2026 Pazar - 08:51 Kamu yönetimine Yunus Emre’den dersler Eskişehirli genç araştırmacı yazar Meryem Ülkü Aygül, Yunus Emre’nin bilinen ‘Divan’ı dışındaki tek eseri olan ‘Risâletü’n Nushiyye’ kitabını kamu yönetimi bağlamında değerlendiren bir makale hazırladı. Bir ilk olan makale, "17. Uluslararası Akademik Araştırmalar Kongresi’nde (ICAR) yayınlanırken, Felemenkçe yayınlanan ‘Yunus’un İzinde Adım Adım’ kitabında da yer aldı. Makale, yazarı tarafından Yunus Emre Haftası kapsamında Eskişehir Büyükşehir Kent Konseyi ve Emirdağ Federasyonu’nun hazırladığı "Yunusça Sevmek" panelinde de anlatıldı. Eser ilk defa kamu yönetimi açısından ele alındı Anadolu’da yetişen tasavvuf ehli ve halk şâiri Yunus Emre’nin Risâletü’n-Nushiyye, ‘Nasihatlar Kitabı’ isimli eseri, kamu yönetimi açısından ilk defa Meryem Ülkü Aygül tarafından ele alındı. Yaklaşık 562 beyitten oluşan ve orijinal nüshası Süleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesi Fatih Kitaplığı bölümünde bulunan eser başta dil bilim olmak üzere eğitim ve din alanları dışında ilk defa kamu yönetimi açısından ele alındı. Batı Türkçesinin ise ilk mesnevisi Yaptığı çalışmayla ilgili bilgi veren Meryem Ülkü Aygül, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi mezunu olduğunu, hâlen Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi ana bilim dalında yüksek lisans yaptığını anlattı. Çalışmalarını, ‘Afet yönetimi’ ve ‘Yaşadığı şehre bir vefa borcu olduğunu düşündüğü Eskişehir tarihi’ olarak iki kanatta ilerlettiğini anlatan Aygül "Çalışmamın konusu Yunus Emre’nin Risâletü’n Nushiyye adlı öğüt kitabıdır. Yunus Emre’nin 1307 yılında yazdığı Risâletü’n Nushiyye eseri ise bilindiği kadarıyla Kutadgu Bilig’den sonra Türk edebiyatının üçüncü, Batı Türkçesinin ise ilk mesnevisidir Moğol istilası, isyanlar, şehzadeler arasındaki mücadeleler ile devletin karışık durumu ve devlet idaresinde bulunanların keyfî tutumlarına şahitlik eden Yunus, nasihat dilinin konuştuğu bu eseriyle gördüğü eksiklikleri ve bozuklukları dile getiren bir tenkitçi olarak karşımıza çıkmaktadır. Yunus’un ve eserinin önemine rağmen yaptığımız literatür taramasında esere yeterli ilginin gösterilmediği anlaşılmaktadır. Eserle ilgili şimdiye kadar yapılan çalışmalar ise başta dil bilim olmak üzere eğitim ve din alanlarındadır. Yunus’un genel olarak şiirlerine dair sosyal bilimler kapsamında tezler, kitap ve makaleler bulunmakla birlikte kamu yönetimi bağlamında bir çalışmaya ulaşılmamıştır." dedi. "Terörle mücadelenin nasıl yapılması gerektiği hususunda Yunus Emre bizlere önemli dersler veriyor" Meryem Ülkü Aygül, Risâletü’n Nushiyye gibi kamu yönetiminin temel unsuru olan "İnsan"a nasihatlerde bulunan kitapların, sadece edebî eser olarak değerlendirilemeyeceğini anlattı. Bu tür eserlerin, döneme dair bilgiler sunarken bir zihniyeti, bir anlayışı, bir kültürü ortaya koyduğunu belirten Aygül, şunları belirtti: "Araştırmada, ‘Risâletü’n Nushiyye, kamu yönetimi bağlamında okunduğunda Yunus Emre, bizlere neler sunacaktır?’ sorusuna cevaplar aranmıştır. Eseri incelediğimde tasavvufi öğütlerin sembollerle yüklü bir dil ile hikâyeleştirilerek anlatıldığı Risâletü’n Nushiyye’nin kamu yönetimi bağlamında da ele alındığında sosyal ve siyasi yapı, ideal yönetici ve yönetim anlayışı bakımından önemli bulgular sunduğunu gördüm. İyi bir yöneticinin özellikleri, kamu düzeninin nasıl sağlanacağı ve günümüzde kullanılan terimle ifade edecek olursak terörle mücadelenin nasıl yapılması gerektiği hususunda Yunus Emre bizlere önemli dersler vermektedir. Sembollerin ardındaki yönetim anlayışında ise kamu düzeninin esas alındığı görülmektedir. Devletin temel varlık nedenlerinden biri olan vatandaşların can ve mal güvenliğinin sağlanmasında Yunus, somut tedbirler önermektedir. Suça, suçluya göz açtırmayan bir yaklaşım söz konusudur. Terörle mücadelede ise askerî operasyon ve sınır dışı etmekten bahsetmektedir. Devlete bağlılığın sağlanması ve devlete sadakatin pekiştirilmesi esastır. Göktürk Kitabelerindeki "başlıya baş eğdirmek, dizliye diz çöktürmek" deyimiyle ifadesini bulduğu üzere Yunus Emre’ye göre devletin ihtişamı ve gücü gösterilmelidir. Hatta silahlı mücadele dışında kalanların da, yani teröre destek verenler de statüsü ne olursa olsun seçkin bir kesime mensup olsalar bile onların kamu hizmetlerinden, belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılması gerektiği işaret edilir. Ancak terörle mücadelede sapla samanın ayrılması gerektiği yönünde de bir uyarı mevcuttur. Meşru otoriteye başkaldıran, yasayı çiğneyen, hakkı olmayana el uzatanlar sıfır toleransla ağır bir şekilde cezalandırılırken "suçu olmayan kişinin eli bağlanmaz". "Eser, günümüz yönetim düşüncesine ve kamu yönetiminin gelişmesine katkı sağlayacaktır" Risâletü’n Nushiyye’nin; devlet kurma geleneğine sahip Türklerin yönetim anlayışına dair mirasını devam ettirdiğini anlatan Meryem Ülkü Aygül "Bu köklü mirasa ve dönem itibarıyla Türkçeyle kaleme alınması bakımından yüksek öneme sahip olan eserden istifade edilmesi günümüz yönetim düşüncesine ve kamu yönetiminin gelişmesine katkı sağlayacaktır. Türk devlet geleneğinin neşvünema bulması Yunus gibi değerlerimizin öğütlerine kulak vermek ve bunu titizlikle hayata geçirmekle mümkündür" diye anlattı. Çalışmayı tanıtmak için yapılan faaliyetler Aygül, "Bu çalışmam, "17. Uluslararası Akademik Araştırmalar Kongresi"ne (ICAR) kabul edildi, Kongre Kitabı’nda da tam metni yayınlandı. Çalışmamın bir versiyonu da Felemenkçeye çevrildi ve ortak yazarlı kitapta Avrupa’da okurlarla buluşuyor. Kitabın adı "In Yunus’ voetsporen stap voor stap" (Yunus’un İzinden Adım Adım). Ayrıca bu yıl Yunus Emre Haftası kapsamında Eskişehir Büyükşehir Kent Konseyi ve Emirdağ Federasyonu’nun hazırladığı "Yunusça Sevmek" paneline konuşmacı olarak davet edildim ve konu hakkında konuşma yaptım" diye anlattı. "Yaşadığım şehre vefa borcum olduğunu düşünüyorum" Eskişehirli genç araştırmacı yazar Meryem Ülkü Aygül, yaşadığım şehre bir vefa borcu olduğunu düşündüğünü de anlatarak, "Mesela mezuniyet tezim, bir kitap bölümü olarak yayınlandı. 1956 Eskişehir depreminde afet yönetimini ele aldım. Yine köklü bir sivil toplum kuruluşu olan Türk Ocaklarına ilk kez Eskişehir’den baktık. Eskişehir Türk Ocaklarının Osmanlı döneminden itibaren tasfiye edildiği 1931 yılına kadar faaliyetleri, teşkilatlanması arşiv belgelerinden, dönemin basınından ve özel koleksiyonlardan elde ettiğimiz bulguları önce uluslararası kongreye sunduk, kabul edildi, hatta tam metni de yayınlandı. Akabinde bu çalışmayı genişleterek ortak yazarlı kitap olarak yayımladık. Aslında benim Eskişehir’e dair araştırmalarım lise yıllarıma dayanıyor. Osmanlı döneminde 1911-1912 yıllarında Eskişehir’de çıkan "Hakikat-Anadolu Sesleri" gazetesinden şehrin tiyatro, tıp, sanayi ve iş dünyasına dair ilanlarını analiz ettim. Hatta 2017 yılında TÜBİTAK Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’na sunmuştum, kabul edilmemişti ancak yaşadığım şehrin tarihine ait daha önce ortaya konmamış bilgileri kazandırmak, kabul edilmekten daha önemliydi benim için" dedi.
Castrol Ford Team Türkiye, ESOK Rallisi’nde zirvedeki yerini korumayı hedefliyor
12 Eylül 2025 Cuma - 16:06 Castrol Ford Team Türkiye, ESOK Rallisi’nde zirvedeki yerini korumayı hedefliyor Castrol Ford Team Türkiye, 2025 Türkiye Ralli Şampiyonası’nın beşinci ayağı olan Eskişehir ESOK Rallisi’nde iki ekiple yarışacak. Eskişehir ESOK Ralli, 12 Eylül Cuma günü tarihi Odunpazarı Meydanı’nda start alacak. Türkiye’nin en köklü motor sporları takımlarından Castrol Ford Team Türkiye, 2025 Türkiye Ralli Şampiyonası’nın beşinci ayağı olan Eskişehir ESOK Ralli’de iki ekiple start alacak. 12-14 Eylül tarihlerinde koşulacak yarışın startı, Eskişehir’in tarihi Odunpazarı bölgesinde yapılacak. 12 Eylül Cuma günü 15.00’te Odunpazarı Meydanı’nda düzenlenecek açılış seremonisiyle başlayacak olan yarış; üç gün boyunca Uluçayır, Yukarı Ilıca, Kirazlı Çeşme, Seklice, Banaz rotalarındaki 10 etaptan oluşan yaklaşık 126,72 kilometrelik parkur boyunca kıyasıya mücadeleye sahne olacak. 12 Eylül Cuma günü saat 16.00’da Eskişehir Kent Ormanı’nda gerçekleştirilecek olan özel seyirci etabı ise heyecan dolu mücadelelere sahne olacak. Ralli, Eskişehir’in tarihi ve doğal güzelliklerini yansıtan etapların tamamlanmasının ardından, 14 Eylül Pazar günü 16.30’da Espark AVM’de düzenlenecek ödül töreniyle sona erecek. Genç kadro ile güçlü hedefler Eskişehir ESOK Rallisi’nde Castrol Ford Team Türkiye adına Ali Türkkan - Oytun Albayrak ekibi ile Efehan Yazıcı - Gürkal Menderes ikilisi, Ford Fiesta Rally3 otomobilleriyle toprak etaplarda mücadele edecek. Serdar Bostancı tarafından 1998 yılında kurulan ve bugüne kadar tam 17 kez Türkiye Ralli Markalar ve Takımlar Şampiyonluğu’nun sahibi olan takım, bu sezon da genç kadrosuyla Sınıf 3 klasmanını domine ederek birinci ve ikinci basamaklarda yer alıyor. Takım, ESOK Rallisi’nde podyumun en üst sırasını korumayı hedefliyor. Ev sahibi avantajı Ford Trucks’ın Türkiye’deki üretim üssü, Eskişehir’de bulunduğundan bu yarış Castrol Ford Team Türkiye için ayrı bir anlam taşıyor. Takım, Eskişehir’de düzenlenen ralliyi ev sahibi avantajıyla karşılıyor. Takım, 2025 sezonunda Türkiye’yi yalnızca Türkiye Ralli Şampiyonası’nda değil, aynı zamanda Dünya Ralli Şampiyonası’nda da başarıyla temsil ediyor. 2024 yılında ülkemize JWRC dünya üçüncülüğünü kazandıran ve bu yıl Acropolis Rallisi’nde JWRC birinciliğini kazanarak Dünya Ralli Şampiyonası’nda ilk yarış birinciliğini elde eden Türk sporcu Ali Türkkan, co-pilotu Oytun Albayrak ile Junior WRC klasmanında Türkiye’yi en üst seviyede başarıyla temsil etmeyi sürdürüyor. Takımın Türkiye Ralli Şampiyonası 2025 takvimi şöyle açıklandı: 4-5 Ekim Kocaeli Rallisi 15-16 Kasım İstanbul Rallisi
ESOGÜ Tıp Fakültesi’nin yeni öğrencileri beyaz önlüklerini giydi
12 Eylül 2025 Cuma - 16:05 ESOGÜ Tıp Fakültesi’nin yeni öğrencileri beyaz önlüklerini giydi Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne bu yıl kayıt yaptıran öğrenciler, düzenlenen geleneksel "Beyaz Önlük Giyme Töreni" ile hekimlik mesleğine ilk adımlarını attı. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi’ne bu yıl kayıt olan öğrenciler, ESOGÜ Spor Salonu’nda düzenlenen geleneksel "Beyaz Önlük Giyme Töreni" ile hekimlik yolculuklarına başladı. Tören, öğrencilerin mesleğe ilk adımını simgeleyen beyaz önlüklerini giymesiyle duygusal anlara sahne oldu. Genç hekim adayları, aileleri ve öğretim üyelerinin katılımıyla gerçekleşen törende, mesleğin kutsallığı ve sorumluluğu bir kez daha vurgulandı. "Hekimlik mesleği ülkemizin emanetidir" Törende konuşan Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Atilla Özcan Özdemir, öncelikle velilere teşekkür ederek yıllardır emek verdikleri evlatlarının artık hekim adayı olarak kutsal mesleğe adım attığını ifade etti. Öğrencilerin artık kendilerine emanet olduğunu vurgulayan Özdemir, 50 yılı aşkın geçmişi ve akreditasyonu bulunan ESOGÜ Tıp Fakültesi’nde tecrübeli ve dinamik akademik kadroyla en iyi tıp eğitimini alacaklarını söyledi. Gençlere hitap eden Özdemir, "Türkiye’nin en iyi öğrencileri arasındasınız. Bu yolun sonunda dünyanın en güzel mesleklerinden birine sahip olacaksınız. Ülkemiz sizlere emanet. Mustafa Kemal Atatürk’ün bıraktığı mirası devralıp ilerleteceğinizden şüphem yok" dedi. "Beyaz önlük sorumluluk ve fedakârlığı temsil eder" Hekimliğin birçok özelliği içinde barındıran bir meslek olduğunu söyleyen Özdemir, gençlerden kendini sürekli geliştiren, yabancı dil bilen, iletişimi kuvvetli, empati yeteneğine sahip, akıl ve bilimden yana, zaman yönetimini başarabilen, ahlaklı ve ahde vefalı hekimler olmalarını istedi. Ayrıca ülke sevgisini kalplerinin derinliklerinde taşımaları gerektiğini vurguladı. Beyaz önlüğün saflığı, temizliği, özveriyi, sorumluluğu, fedakârlığı ve kutsallığı temsil ettiğini belirten Özdemir, gençlerin bu bilinci her zaman korumasını istedi. "Hekimlik usta-çırak ilişkisiyle yaşar" Konuşmasında halen görev yapan ve emekli olmuş öğretim üyelerine de teşekkür eden Özdemir, hekim yetiştirmenin büyük bir hizmet ve meziyet olduğunu söyledi. Hekimlik mesleğinde usta-çırak ilişkisinin her zaman yaşandığını belirten Özdemir, rol model olarak öğrencilerine verdikleri katkı ve eğitim için öğretim üyelerine şükranlarını sundu. "Deprem ve pandemi hekimliğin önemini gösterdi" Son yıllarda yaşanan deprem ve pandemi gibi felaketlerin hekimliğin rolünü daha da net ortaya koyduğunu dile getiren Özdemir, öğrencilerden hangi branşı seçerlerse seçsinler bir gün hekim olarak insanların hayatını kurtarmak için her türlü müdahaleyi yapabilecek donanımı edinmeleri gerektiğini hatırlattı. Törene ESOGÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Kürşat Bora Çarman, ESOGÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Yıldız, Tıp Fakültesi öğretim üyeleri, emekli öğretim üyeleri ve öğrencilerin aileleri katıldı.
Anadolu Üniversitesi’nden yeni kariyer imkânları
12 Eylül 2025 Cuma - 15:53 Anadolu Üniversitesi’nden yeni kariyer imkânları Anadolu Üniversitesi, Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı ile Coğrafi Bilgi Sistemleri ön lisans programlarıyla öğrencilere kamu ve özel sektörde geniş kariyer imkânları sunuyor. Günümüzün hızla değişen iş dünyasında nitelikli ara elemanlara duyulan ihtiyaç her geçen gün artıyor. Hem kamu hem de özel sektörde önemli iş fırsatları sunan ön lisans programları, öğrencilere güçlü bir mesleki donanım kazandırarak onları geleceğe hazırlıyor. Anadolu Üniversitesi bünyesinde yer alan Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı ile Coğrafi Bilgi Sistemleri Ön Lisans Programları da bu kapsamda öne çıkıyor. Büro yönetimi ve yönetici asistanlığı ön lisans programı Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı Ön Lisans Programı, yöneticilerin ofis çalışmalarına katkı sağlayacak bilgi ve becerilerle donatılmış nitelikli ara insan gücü yetiştirmeyi amaçlıyor. Programı tamamlayan mezunlar, güçlü büro yönetimi ve yönetici asistanlığı donanımları sayesinde kurum ve kuruluşlarda birçok fırsat elde edebiliyor. Küçük ya da büyük ölçekli, ulusal ya da uluslararası ister hizmet sektörü ister üretim sektörü olsun; eğitimden turizme kadar pek çok alanda istihdam edilebiliyorlar. Coğrafi bilgi Sistemleri ön lisans programı Coğrafi Bilgi Sistemleri Programı, ülkemizde bilimsel çalışmalar, kamu kurumları ve özel sektör alanlarında coğrafi bilgi sistemleri konusunda yetişmiş eleman ihtiyacının karşılanmasına katkı sunuyor. Bu sayede teknoloji etkin şekilde kullanılabiliyor ve her yıl özellikle kamu kuruluşları tarafından milyonlarca dolara mal edilerek oluşturulan sistemler âtıl durumda kalmıyor. Özellikle planlama, jeoloji, ziraat ve ormancılık gibi alanlarda bu teknolojinin yaygın kullanımı, çalışmaların niteliğini artırıyor. Programı başarıyla tamamlayan mezunlar, kamu ve özel sektörde geniş istihdam imkânlarına sahip oluyor. Haritacılık, hidrolojik uygulamalar, jeolojik uygulamalar, ormancılık, zirai faaliyetler, denizcilik ve kıyı yönetimi, savunma uygulamaları gibi pek çok alanda; özellikle mekânsal veri üreten birimlerde ve bilgi işlem birimlerinde görev alabiliyorlar. Ayrıca hızla gelişen veri tabanı yönetimi ve konumsal veri tabanı uygulamaları başta olmak üzere bilişim hizmetleri sektöründe de iş bulma olanağına sahipler. Ön Lisans mezunları, örgün ve uzaktan eğitim lisans programlarına dikey geçiş yaparak eğitimlerine devam edebiliyor. Bunun yanı sıra, Anadolu Üniversitesi ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü arasında imzalanan çerçeve protokol kapsamında, CBS kullanımının ülkemizde yaygınlaştırılması amacıyla önemli iş birlikleri yürütülüyor. Bu kapsamda Mesleki Yeterlilik Kurumu nezdinde hazırlanan "CBS Uzmanı" ve "CBS Operatörü" meslek standartları ile yeterlilikler de kurumlar arası ortak çalışmalarla hayata geçirildi. Programlara kimler kayıt yaptırabilir? Ön lisans programlarına; en az lise veya dengi okul mezunları, Meslek Yüksekokulu ya da Açıköğretim Fakültesi ön lisans programlarından mezun olan adaylar dikey geçiş yoluyla kayıt yaptırabiliyor. Ayrıca örgün öğretimde öğrenci olup Açıköğretim Fakültesi’nde öğrenimine devam etmek isteyenler yatay geçiş yapabiliyor. Herhangi bir yükseköğretim programından mezun olan ya da hâlen öğrenim gören öğrenciler ikinci üniversite kapsamında başvurabiliyor. Bunun yanında Açıköğretim Fakültesi mezunları da kayıt yaptırabiliyor ancak hâlen kayıtlı olan öğrenciler için bu hak geçerli olmuyor. Yurt dışından mezun olan veya yabancı uyruklu adaylar ise TR-YÖS üzerinden başvuru yapabiliyor.
Çocuklarda okul kaygısıyla ilgili dikkat edilmesi gerekenler
12 Eylül 2025 Cuma - 14:48 Çocuklarda okul kaygısıyla ilgili dikkat edilmesi gerekenler Okulların açılmasıyla birlikte çocuklarda görülen okul kaygısı hakkında bilgi veren Klinik Psikolog Gonca Malkoç Arı, hem çocuklar hem de ebeveynler için bu sürecin heyecan verici ama aynı zamanda kaygı barındıran bir dönem olduğuna dikkat çekti. Özel Ümit Hastaneleri Klinik Psikolog Gonca Malkoç Arı, konuyla ilgili olarak, "Kimi çocuklar okul deneyimini ilk kez yaşayacakken, kimileri ise yeni bir seneye başlamanın getirdiği değişimlerle karşı karşıya kalır. Bu geçiş sürecinde zaman zaman kaygı ve korku gibi duygular yaşamak son derece doğaldır. Önemli olan çocuğun okula başlaması için zihinsel, bedensel ve psikolojik olarak hazır olmasıdır" dedi. "Performans kaygısına yol açabilir" Özellikle okula yeni başlayan çocuklarda farklı duyguların gözlemlenebileceğini belirten Psikolog Arı, "Çocuğun yeni bir ortama alışması, aile bireylerinden ayrılması ya da akademik olarak kendini hazır hissetmemesi performans kaygısına yol açabilir. Ayrıca okul kavramını öğrenmek, kurallara uyum sağlamak, yeni öğretmenlerle tanışmak ve birçok akranıyla aynı sınıfı paylaşmak gibi değişiklikler çocukları duygusal yönden etkileyebilir" şeklinde konuştu. "Çocukları yargılamadan dinlemeliyiz" Ebeveynlerin bu süreçte nasıl davranması gerektiğine de değinen Arı, şöyle devam etti: "Aileler bu süreçte çocuklarıyla açık iletişim kurmalı, uyku ve beslenme rutinlerini düzenlemeli ve buna sadık kalmalı, olumlu tutum sergilemeli ve çocuklarını yargılamadan dinlemelidir. Eğer çocuğunuzda kaygı, korku ya da adaptasyon süreciyle ilgili güçlükler gözlemliyorsanız mutlaka bir uzmandan destek almanızı öneririm."