Yerel Haberler
Eskişehir
Kamu yönetimine Yunus Emre’den dersler 10 Mayıs 2026 Pazar - 08:51:54 Eskişehirli genç araştırmacı yazar Meryem Ülkü Aygül, Yunus Emre’nin bilinen ‘Divan’ı dışındaki tek eseri olan ‘Risâletü’n Nushiyye’ kitabını kamu yönetimi bağlamında değerlendiren bir makale hazırladı. Bir ilk olan makale, "17. Uluslararası Akademik Araştırmalar Kongresi’nde (ICAR) yayınlanırken, Felemenkçe yayınlanan ‘Yunus’un İzinde Adım Adım’ kitabında da yer aldı. Makale, yazarı tarafından Yunus Emre Haftası kapsamında Eskişehir Büyükşehir Kent Konseyi ve Emirdağ Federasyonu’nun hazırladığı "Yunusça Sevmek" panelinde de anlatıldı. Eser ilk defa kamu yönetimi açısından ele alındı Anadolu’da yetişen tasavvuf ehli ve halk şâiri Yunus Emre’nin Risâletü’n-Nushiyye, ‘Nasihatlar Kitabı’ isimli eseri, kamu yönetimi açısından ilk defa Meryem Ülkü Aygül tarafından ele alındı. Yaklaşık 562 beyitten oluşan ve orijinal nüshası Süleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesi Fatih Kitaplığı bölümünde bulunan eser başta dil bilim olmak üzere eğitim ve din alanları dışında ilk defa kamu yönetimi açısından ele alındı. Batı Türkçesinin ise ilk mesnevisi Yaptığı çalışmayla ilgili bilgi veren Meryem Ülkü Aygül, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi mezunu olduğunu, hâlen Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi ana bilim dalında yüksek lisans yaptığını anlattı. Çalışmalarını, ‘Afet yönetimi’ ve ‘Yaşadığı şehre bir vefa borcu olduğunu düşündüğü Eskişehir tarihi’ olarak iki kanatta ilerlettiğini anlatan Aygül "Çalışmamın konusu Yunus Emre’nin Risâletü’n Nushiyye adlı öğüt kitabıdır. Yunus Emre’nin 1307 yılında yazdığı Risâletü’n Nushiyye eseri ise bilindiği kadarıyla Kutadgu Bilig’den sonra Türk edebiyatının üçüncü, Batı Türkçesinin ise ilk mesnevisidir Moğol istilası, isyanlar, şehzadeler arasındaki mücadeleler ile devletin karışık durumu ve devlet idaresinde bulunanların keyfî tutumlarına şahitlik eden Yunus, nasihat dilinin konuştuğu bu eseriyle gördüğü eksiklikleri ve bozuklukları dile getiren bir tenkitçi olarak karşımıza çıkmaktadır. Yunus’un ve eserinin önemine rağmen yaptığımız literatür taramasında esere yeterli ilginin gösterilmediği anlaşılmaktadır. Eserle ilgili şimdiye kadar yapılan çalışmalar ise başta dil bilim olmak üzere eğitim ve din alanlarındadır. Yunus’un genel olarak şiirlerine dair sosyal bilimler kapsamında tezler, kitap ve makaleler bulunmakla birlikte kamu yönetimi bağlamında bir çalışmaya ulaşılmamıştır." dedi. "Terörle mücadelenin nasıl yapılması gerektiği hususunda Yunus Emre bizlere önemli dersler veriyor" Meryem Ülkü Aygül, Risâletü’n Nushiyye gibi kamu yönetiminin temel unsuru olan "İnsan"a nasihatlerde bulunan kitapların, sadece edebî eser olarak değerlendirilemeyeceğini anlattı. Bu tür eserlerin, döneme dair bilgiler sunarken bir zihniyeti, bir anlayışı, bir kültürü ortaya koyduğunu belirten Aygül, şunları belirtti: "Araştırmada, ‘Risâletü’n Nushiyye, kamu yönetimi bağlamında okunduğunda Yunus Emre, bizlere neler sunacaktır?’ sorusuna cevaplar aranmıştır. Eseri incelediğimde tasavvufi öğütlerin sembollerle yüklü bir dil ile hikâyeleştirilerek anlatıldığı Risâletü’n Nushiyye’nin kamu yönetimi bağlamında da ele alındığında sosyal ve siyasi yapı, ideal yönetici ve yönetim anlayışı bakımından önemli bulgular sunduğunu gördüm. İyi bir yöneticinin özellikleri, kamu düzeninin nasıl sağlanacağı ve günümüzde kullanılan terimle ifade edecek olursak terörle mücadelenin nasıl yapılması gerektiği hususunda Yunus Emre bizlere önemli dersler vermektedir. Sembollerin ardındaki yönetim anlayışında ise kamu düzeninin esas alındığı görülmektedir. Devletin temel varlık nedenlerinden biri olan vatandaşların can ve mal güvenliğinin sağlanmasında Yunus, somut tedbirler önermektedir. Suça, suçluya göz açtırmayan bir yaklaşım söz konusudur. Terörle mücadelede ise askerî operasyon ve sınır dışı etmekten bahsetmektedir. Devlete bağlılığın sağlanması ve devlete sadakatin pekiştirilmesi esastır. Göktürk Kitabelerindeki "başlıya baş eğdirmek, dizliye diz çöktürmek" deyimiyle ifadesini bulduğu üzere Yunus Emre’ye göre devletin ihtişamı ve gücü gösterilmelidir. Hatta silahlı mücadele dışında kalanların da, yani teröre destek verenler de statüsü ne olursa olsun seçkin bir kesime mensup olsalar bile onların kamu hizmetlerinden, belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılması gerektiği işaret edilir. Ancak terörle mücadelede sapla samanın ayrılması gerektiği yönünde de bir uyarı mevcuttur. Meşru otoriteye başkaldıran, yasayı çiğneyen, hakkı olmayana el uzatanlar sıfır toleransla ağır bir şekilde cezalandırılırken "suçu olmayan kişinin eli bağlanmaz". "Eser, günümüz yönetim düşüncesine ve kamu yönetiminin gelişmesine katkı sağlayacaktır" Risâletü’n Nushiyye’nin; devlet kurma geleneğine sahip Türklerin yönetim anlayışına dair mirasını devam ettirdiğini anlatan Meryem Ülkü Aygül "Bu köklü mirasa ve dönem itibarıyla Türkçeyle kaleme alınması bakımından yüksek öneme sahip olan eserden istifade edilmesi günümüz yönetim düşüncesine ve kamu yönetiminin gelişmesine katkı sağlayacaktır. Türk devlet geleneğinin neşvünema bulması Yunus gibi değerlerimizin öğütlerine kulak vermek ve bunu titizlikle hayata geçirmekle mümkündür" diye anlattı. Çalışmayı tanıtmak için yapılan faaliyetler Aygül, "Bu çalışmam, "17. Uluslararası Akademik Araştırmalar Kongresi"ne (ICAR) kabul edildi, Kongre Kitabı’nda da tam metni yayınlandı. Çalışmamın bir versiyonu da Felemenkçeye çevrildi ve ortak yazarlı kitapta Avrupa’da okurlarla buluşuyor. Kitabın adı "In Yunus’ voetsporen stap voor stap" (Yunus’un İzinden Adım Adım). Ayrıca bu yıl Yunus Emre Haftası kapsamında Eskişehir Büyükşehir Kent Konseyi ve Emirdağ Federasyonu’nun hazırladığı "Yunusça Sevmek" paneline konuşmacı olarak davet edildim ve konu hakkında konuşma yaptım" diye anlattı. "Yaşadığım şehre vefa borcum olduğunu düşünüyorum" Eskişehirli genç araştırmacı yazar Meryem Ülkü Aygül, yaşadığım şehre bir vefa borcu olduğunu düşündüğünü de anlatarak, "Mesela mezuniyet tezim, bir kitap bölümü olarak yayınlandı. 1956 Eskişehir depreminde afet yönetimini ele aldım. Yine köklü bir sivil toplum kuruluşu olan Türk Ocaklarına ilk kez Eskişehir’den baktık. Eskişehir Türk Ocaklarının Osmanlı döneminden itibaren tasfiye edildiği 1931 yılına kadar faaliyetleri, teşkilatlanması arşiv belgelerinden, dönemin basınından ve özel koleksiyonlardan elde ettiğimiz bulguları önce uluslararası kongreye sunduk, kabul edildi, hatta tam metni de yayınlandı. Akabinde bu çalışmayı genişleterek ortak yazarlı kitap olarak yayımladık. Aslında benim Eskişehir’e dair araştırmalarım lise yıllarıma dayanıyor. Osmanlı döneminde 1911-1912 yıllarında Eskişehir’de çıkan "Hakikat-Anadolu Sesleri" gazetesinden şehrin tiyatro, tıp, sanayi ve iş dünyasına dair ilanlarını analiz ettim. Hatta 2017 yılında TÜBİTAK Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’na sunmuştum, kabul edilmemişti ancak yaşadığım şehrin tarihine ait daha önce ortaya konmamış bilgileri kazandırmak, kabul edilmekten daha önemliydi benim için" dedi.
50 yaş üstündeki erkekler düzenli üroloji muayenesine gitmeli
15 Eylül 2025 Pazartesi - 15:47 50 yaş üstündeki erkekler düzenli üroloji muayenesine gitmeli Erken evrelerde prostat kanserinin belirti vermediğine ve bu nedenle erken teşhisin önemine dikkat çeken Üroloji Uzmanı Dr. Yurdaer Kaynak 50 yaşın üstündeki erkeklere düzenli PSA testi ve üroloji muayenesi yaptırmasını önerdi. Dünyada her yıl milyonlarca erkeğe prostat kanseri tanısı konulduğunu belirten Acıbadem Eskişehir Hastanesi Üroloji Uzmanı Dr. Yurdaer Kaynak "Prostat kanseri, erkeklerde en sık görülen kanserlerden biridir. Özellikle 50 yaş üstü erkeklerde risk artmaktadır. Ancak erken teşhis sayesinde hastalık büyük oranda tedavi edilebilmektedir" dedi. Prostat kanserinin başlangıçta genellikle belirti vermediğini vurgulayan Dr. Kaynak hastalık ilerledikçe idrar yapmada güçlük, sık idrara çıkma, gece uyanmaları, idrarda kan gibi işaretlerin ortaya çıkabileceğini; benzer belirtilerin başka prostat hastalıklarında da görülebileceği için doktor kontrolünün şart olduğunu söyledi. Risk grubunda yer alan kişilere dair "50 yaş üstü erkeklerde daha sık görülür. Baba veya erkek kardeşte prostat kanseri varsa risk artar. Yağlı besinlerden zengin, sebze ve liften fakir beslenme riski yükseltir. Genetik faktörler de önemli rol oynar" ifadelerini kullandı. "İhmal etmeyin, ‘Bana bir şey olmaz’ demeyin" Erken teşhisin hayat kurtardığının altını çizen Dr. Kaynak 50 yaşından itibaren tüm erkeklerin düzenli olarak PSA testi ve üroloji muayenesi yaptırmasını tavsiye etti. Ailesinde prostat kanseri olanlar için kontrollerin 45 yaşında hatta bazı durumlarda daha erken başlaması gerektiğini sözlerine ekledi. Erkeklerin çoğu zaman utanma, ihmal veya "bana bir şey olmaz" düşüncesiyle doktora gitmeyi ertelediğine değinen Dr. Kaynak "Erken teşhis ile yaşam süresi uzar. İleri evrelerde tedavi daha zor ve yıpratıcıdır. Sevdiklerimizle daha uzun ve kaliteli bir yaşam için kontroller hayati önem taşır. Erken tanı konan prostat kanseri tedavi edilebilir ve kişi sağlıklı yaşamına devam edebilir" diye konuştu. "Kişiye özel tedavi uygulanır" Prostat kanserinin kesin teşhisi için biyopsi yapıldığını belirten Dr. Kaynak tedavi yöntemleri hakkında da bilgi verdi. Tedavinin, hastalığın evresine, hastanın genel sağlık durumuna ve bireysel tercihlere bağlı olarak değişebileceğini vurgulayan Dr. Kaynak erken evrelerde aktif izlem, cerrahi müdahale ve radyoterapinin gündeme geldiğini; daha ileri evrelerde ise hormonal tedavi, kemoterapi, immünoterapi ve hedefe yönelik tedavilerin tercih edildiğini dile getirdi. Hastanın durumu ve hastalığın yayılım durumuna göre birden fazla tedavi yönteminin bir arada kullanılabileceğini söyledi. Gözlem ve takip olarak özetlenebilen aktif izlemin yavaş ilerleyen ve düşük riskli prostat kanseri vakalarında tercih edildiğini ve böylece gereksiz tedavilerden kaçınılabileceğini ifade eden Dr. Kaynak "Cerrahi işlem yani ‘radikal prostatektomi’ prostat bezinin ve çevresindeki dokuların cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Açık, laparoskopik veya robotik cerrahi yöntemlerle uygulanabilir. Kanser hücrelerini yok etmek için yüksek enerjili ışınların kullanıldığı radyoterapi yöntemi yine tedavi seçeneklerinden biridir. Kemoterapi ise ileri evre prostat kanseri hastalarında, kanser hücrelerini öldürmek veya büyümesini yavaşlatmak için değerlendirilir. Bu tedavi genellikle hormon tedavisine dirençli vakalarda tercih edilir" diye konuştu. "Testislerin cerrahi olarak çıkarılması da gündeme gelebilir" Testosteron hormonunun prostat kanseri üzerindeki etkisini azaltmak için ilaç veya testislerin cerrahi olarak çıkarılması (orşiektomi) yoluyla "Androjen Baskılama" yönteminin uygulandığını ifade eden Dr. Kaynak "Bunun yanısıra kanser hücrelerini spesifik olarak hedef alan ilaçlar kullanarak ‘hedefe yönelik tedavi’ seçilebilir. Ayrıca bağışıklık sisteminin kanser hücrelerine karşı savaşmasını teşvik eden ilaçlarla da özellikle ileri evre hastalarda ‘immünoterapi’ denenebilir" dedi.
Anadolu Üniversitesi’nden 60 yaş üstüne eğitim desteği
15 Eylül 2025 Pazartesi - 15:44 Anadolu Üniversitesi’nden 60 yaş üstüne eğitim desteği Yaşam boyu öğrenme vizyonuyla 50’den fazla ülkede nitelikli yükseköğretim hizmeti sunan Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi, 2025 Aile Yılı kapsamında 60 yaş ve üzeri bireyler için özel bir eğitim fırsatını hayata geçiriyor. Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesinin İkinci Üniversite kapsamında sunduğu 28 önlisans ve 20 lisans programı, zamandan ve mekândan bağımsız olarak her yaştan bireye yükseköğrenim olanağı sağlıyor. 60 yaş ve üstüne sağlanan eğitim desteği, bu yaş grubundaki bireylerin öğrenme yolculuğuna yeni bir başlangıç yapmalarına imkan tanıyor ve öğrenmeye olan tutkuyu her yaşta canlı tutacak bir eğitim fırsatı sunuyor. Programlar arasında Aşçılık, Bilgisayar Programcılığı, Sosyal Hizmetler, Halkla İlişkiler ve Reklamcılık, Sosyoloji, Tarih ve Uluslararası İlişkiler gibi farklı ilgi alanlarına hitap eden bölümler yer alıyor. Bu programlardan dilediklerine giriş sınavsız kayıt yaptıran 60 yaş üstü bireyler, öğrenim ücretlerinde yüzde 60 indirim avantajından yararlanabilecek. "Eğitim, aile bağlarının en güçlü harcıdır" Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, uygulamanın yalnızca bireysel gelişimi değil, Türkiye’nin aile ve toplum yapısını da güçlendireceğini vurgulayarak: "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 2025’i Aile Yılı ilan etmesiyle birlikte, biz de Anadolu Üniversitesi olarak aile kavramının birleştirici gücüne katkı sunmayı görev bildik. Eğitim, aile bağlarının en güçlü harcıdır. Bu uygulama sayesinde 60 yaş ve üzerindeki vatandaşlarımız sadece bilgi edinmekle kalmayacak; çocukları ve torunlarıyla aynı üniversite çatısı altında buluşarak kuşaklar arası dayanışmaya ilham verecek. Bu adım, Anadolu Üniversitesi toplumun her kesimine sunduğu katkının ve öncü rolünün en somut göstergesidir. Ülkemizden başlayarak yükseköğretime erişimde fırsat eşitliği ve yaşam boyu öğrenme idealini geniş kitlelere ulaştırmaya devam edeceğiz" dedi.
Kriz anlarında bağımlılıkla mücadele masaya yatırıldı
15 Eylül 2025 Pazartesi - 14:20 Kriz anlarında bağımlılıkla mücadele masaya yatırıldı Eskişehir Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nün öncülüğünde, kriz ve afet zamanlarında bağımlılıkla mücadelede kamu-STK iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan uluslararası toplantı Kuzey Makedonya’nın başkenti Üsküp’te gerçekleştirildi. Türkiye, Hırvatistan ve Kuzey Makedonya’dan kamu ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri, kriz ve afet dönemlerinde artış gösterebilen bağımlılıklarla mücadele stratejilerini geliştirmek üzere bir araya geldi. Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü koordinatörlüğünde yürütülen Erasmus+ KA210 projesi ‘Kriz ve Afet Zamanlarında Bağımlılıkla Mücadelede Kamu-STK İş Birliği’nin ikinci hareketlilik toplantısı, proje ortaklarının katılımıyla Üsküp’te düzenlendi. Toplantının özellikle deprem, sel gibi doğal afetler veya büyük toplumsal krizler sırasında savunmasız hale gelen bireylerin bağımlılık risklerine karşı korunması ve mevcut bağımlılara yönelik hizmetlerin kesintisiz sürdürülmesi için uluslararası bir bilgi ve tecrübe ağı oluşturmayı hedeflediği belirtildi. Sahadaki iyi uygulamalar yerinde incelendi Üsküp’teki program çerçevesinde katılımcılar, Kuzey Makedonya’da bağımlılıkla mücadele alanında aktif olarak faaliyet gösteren çeşitli sivil toplum kuruluşlarına saha ziyaretleri gerçekleştirdi. Bu ziyaretler sırasında, yerel STK’ların kullandığı yöntemler, müdahale teknikleri ve kriz anlarında geliştirdikleri mekanizmalar hakkında detaylı bilgi alındı. Farklı ülkelerden gelen uzmanlar, sahadaki iyi uygulama örneklerini yerinde inceleyerek kendi bölgelerinde uygulanabilecek modeller üzerine fikir alışverişinde bulundu. - Yeni stratejiler üzerinde değerlendirme yapıldı Toplantının bir diğer önemli gündem maddesi ise, projenin somut çıktılarından biri olan farkındalık materyallerinin hazırlanması oldu. Katılımcılar, kriz anlarında hedef kitleye hızlı ve etkili bir şekilde ulaşmayı amaçlayan infografik tasarımları üzerinde ortak bir atölye çalışması yürüttü. Yetkililer, projenin farklı ülkelerdeki kamu otoriteleri ile sivil toplumun tecrübelerini bir araya getirerek kriz anlarına yönelik daha dayanıklı ve etkili bir mücadele altyapısı kurmayı amaçladığını belirtti. Üsküp’teki toplantının, bu uluslararası sinerjinin güçlenmesine ve yeni stratejilerin geliştirilmesine değerli katkılar sunduğu vurgulandı. Üst düzey katılım sağlandı Uluslararası iş birliğinin önemini vurgulayan toplantıya Türkiye’den üst düzey bir heyet katıldı. Eskişehir Vali Yardımcısı Dr. Hasan Çiçek, Kırıkkale Vali Yardımcısı Ahmet Sait Kurnaz ile Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Orhan Bayrak toplantıya katılım gösterdi. İl Müdürlüğü Proje ve AR-GE Ekibi de toplantıda hazır bulundu. Projenin Türkiye’deki diğer ortağı olan Kırıkkale Valiliği de temsilcileriyle çalışmalara katkı sağladı. Toplantının uluslararası ortakları arasında Hırvatistan’dan Sirius - Psikolojik Danışmanlık, Eğitim ve Araştırma Derneği ile ev sahibi Kuzey Makedonya’dan Siber Güvenlik, Kurumsal Güvenlik ve Kriz Yönetim Girişimi Derneği yer aldı.
Kış mevsiminin yaklaşmasıyla turşu hazırlıkları başladı
15 Eylül 2025 Pazartesi - 10:38 Kış mevsiminin yaklaşmasıyla turşu hazırlıkları başladı Eskişehir’de kış aylarının yaklaşmasıyla birlikte turşu kurmak için hazırlıklara başlayan vatandaşlar, tezgahlarında yerini alan turşuluk malzemelere talep gösteriyor. Eylül ayının gelmesiyle birçok vatandaş turşu kurmak için kolları sıvadı. Pazar tezgahlarında yerini alan turşuluk malzemelerin satışları başladı. Yaklaşık 20 yıldır pazarcı esnafı olan Emre Bozkuş, özellikle havaların soğumasının ardından taleplerin daha da artmasını beklediklerini söyledi. Fiyatlarda geçen yıla kıyasla büyük bir artış olmadığını ifade eden Bozkuş, şu anda turşu yapmanın tam zamanı olduğunu vurguladı. "Müşteri havaların serinlemesini beklerse turşu yapmak için geç kalır" Sezonun açılmasıyla ilgili konuşan esnaf Emre Bozkuş, "1 Eylül’den itibaren satışlarımız başladı. Bu yaklaşık 1 buçuk ay sürecek bir serüven. Havaların sıcak olması sebebiyle şu an satışlarımız biraz zayıf. Havalar soğuduktan sonra taleplerin artmasını bekliyoruz. Geçen yıla göre fazla zam yapmadık. Yani, 50 lira olan turşu bu sene 60 lira oldu. Müşteri havaların serinlemesini beklerse turşu yapmak için geç kalır. Ayrıca, fiyatlar da artmış olur. Şu an turşu yapmak için tam zaman, halkımız elini çabuk tutsun" şeklinde konuştu. "Turşu yapmak için tuz, limon, sirke ve su kullanılır" İyi bir turşu yapmanın incelikerinden de bahseden Emre Bozkuş, şöyle devam etti: "Önemli olan oranıdır. Tadına bakmak lazım. Suyun tadına bakmadan anlaşılmaz. Eğer tuz eksik olursa salata yumuşar. Yumuşamanın önüne geçmek, kütür kütür bir turşu yapmak için limon tuzu çok önemlidir. Az bir miktar limon tuzu eklemek faydalı olacaktır. Malzemesi zaten kolay. Turşu yapmak için tuz, limon, sirke ve su kullanılır. Tabii turşuda kullanılan malzemenin taze olması ve alındığı gibi bekletilmeden yapılması da önemlidir."