Yerel Haberler
Eskişehir
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:43 AK Parti Eskişehir Vefa Buluşması’ programı düzenlendi AK Parti Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen ’Vefa Buluşması’ programı, Teşkilat Başkan Yardımcısı Uğur Aydemir ve çok sayıda partilinin katılımıyla gerçekleştirildi. Geçmiş dönem il başkanları, il yönetim ve yürütme kurulu üyeleri bir araya geldiği program, kahvaltı yapılması ile başladı. AK Parti Eskişehir teşkilatının dünü ve bugününü aynı masada buluşturan ’Vefa Buluşması’, Genel Merkez Teşkilat Başkan Yardımcısı Uğur Aydemir ve milletvekillerinin katılımıyla gerçekleşirken; kuruluşundan bu yana davaya emek veren isimlerin bir araya geldiği organizasyonda, "Türkiye Yüzyılı" hedefleri doğrultusunda birlik, beraberlik ve istişare mesajları verildi. "Bizim hareketimiz bir vefa hareketidir" Programın açılış konuşmasını yapan AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak, katılımcıları selamlayarak başladığı konuşmasında, AK Parti’nin sadece bir siyasi yapı olmadığını vurguladı. Albayrak, "AK Parti Eskişehir İl Başkanlığı Vefa Buluşması programına hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Bizim hareketimiz sadece siyasi bir yapı değil, her şeyden önce bir vefa hareketidir. Bugün bu masanın etrafındaki bu birliktelik; kardeşliğimizin ve sarsılmaz bağlarımızın en büyük nişanesidir. Bu vesileyle ilk günden bugüne davamıza omuz vermiş, emek vermiş ancak bugün aramızda bulunmayan, ebediyete irtihal eden tüm yol arkadaşlarımızı rahmetle ve minnetle yâd ediyoruz. Rabbim mekânlarını cennet eylesin. Kıymetli dava arkadaşlarım; Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye Yüzyılı hedefimize yürürken sizlerin birikimi, tecrübesi ve sönmeyen heyecanı bizlere her zaman güç veriyor. Bu davaya Eskişehir’de emek göstererek omuz veren siz değerli kardeşlerimin her birine şükranlarımı sunuyorum. İyi ki varsınız. Katılımlarınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyor, şükranlarımı sunuyorum. Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun." dedi. "Sizleri dinlemeye ve istişare etmeye geldik" Teşkilat Başkan Yardımcısı Uğur Aydemir ve Genel Merkez Vefa Birim Başkanı Ahmet Tan ise yaptıkları ortak değerlendirmede, buluşmanın asıl amacının istişare olduğunu belirtti. Aydemir ve Tan, "Genel Başkanımızdan almış olduğumuz talimat doğrultusunda sizleri dinlemeye ve istişare etmeye geldik. İlimizle veya ülkemizle alakalı sosyal, siyasal ve ekonomik anlamdaki görüş ve düşüncelerinizi genel merkeze yansıtmak amacıyla bu toplantıları tertip ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Cumhurbaşkanımıza altı elle sarılmalıyız" AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu ise konuşmasında 23 yıllık sürece dikkat çekerek, teşkilat mensuplarına sorumluluk çağrısında bulundu. Hatipoğlu, "BBiz AK Parti olarak 23 yıldır bir hikaye yazdık, bir destan yazdık. Ancak bu destanın içinde olan, yıllardır teşkilatların içinde çalışan arkadaşlarımızın seçim dönemine girdiğimiz, seçim çalışmalarına yakın dönemde başlayacağımız bu dönemde partimize sahip çıkmasıdır. Dindar-muhafazakar tüm yurttaşlarımızın hep hayıflandığı, sıkıntı yaşadığı ve hem ailelerinde hem kendilerinde hem işlerinde sıkıntı yaşadığı tüm olayları Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan vasıtasıyla aştılar. Hepimiz aştık. Bugün Ayasofya’nın ibadete asıl açılması bile şartsız koşulsuz Recep Tayyip Erdoğan’a destek vermek için yeterli bir sebeptir. Bunun dışında dindar-muhafazakar kesimi temsil ettiğimiz milliyetçi vatandaşlarımızın ne istedi de bugüne kadar gerçekleşmedi? Hepsi gerçekleşti. TOKİ vasıtasıyla milyonlarca vatandaşımız ev sahibi oldu. Anadolu’da ’Anadolu Aslanları’ dediğimiz iş adamlarımız, esnaflarımız bir özgüven buldu ve İstanbul’daki ’Beyaz Türklerin’ hegemonyasını kırdı; bizim Anadolu Aslanları da büyüdüler, geliştiler, yatırımlarını yaptılar ve o ayrımcılık ortadan kalktı. İnsan hakları konusunda, kadın hakları konusunda, eğitim, başörtüsü; bütün problemler sona erdi. Ancak bizde de biraz şımarıklık var; hem teşkilatlarımızda geçmişte çalışan arkadaşlarda hem mevcut çalışan arkadaşlarda. Bir silkinip nereden nereye geldiğimizi ve neleri kazandığımızı, ülkemizin içinde yaşayan vatandaşların nelerden şikayet ettiğini, bu şikayetlerin ortadan kalktığını hafızalarını geriye dönerek yoklayarak bir kez daha dikkat etmesi gerekiyor. Bu doğrultuda partimize ve Cumhurbaşkanımıza iki elle değil, dört elle değil, altı elle sarılıp önümüzdeki dönemde tekrar iktidarda devam etmesini sağlayacak çalışmaları eksiksiz şekilde yapmamız gerekiyor. Bu doğrultuda Eskişehir teşkilatlarına da Eskişehir’de bugüne kadar teşkilatlarda yer almış tüm hemşehrilerimize de büyük görevler düşmektedir. Bu doğrultuda lütfen sorumluluğumuzu bilelim; sorumluluğumuzu ve kazanımlarımızı kaybetmemek için bu doğrultuda hızlı, etkin ve samimi çalışmalarımıza devam edelim. Bugün görüyorsunuz; yukarımızda Ukrayna’da, aşağımızda İran’da yaklaşık 25-30 ülke bu savaşlardan etkilendi. Tek etkilenmeyen bir güven adası olarak Türkiye kaldı. Bu da Cumhurbaşkanımızın ve ekibinin dengeli dış politikası ve tecrübesine dayanmaktadır. Biz bu değerimizin kıymetini bilelim ve bu doğrultuda başkanlarımızın ve idarecilerimizin yönlendirmeleri doğrultusunda çalışmalara devam edelim" şeklinde konuştu. Program, teşkilat üyelerinin görüş alışverişinde bulunmasının ardından sona erdi.
Eskişehir’de tarihi savaş sanatını yaşatıyorlar
17 Eylül 2025 Çarşamba - 10:21 Eskişehir’de tarihi savaş sanatını yaşatıyorlar Eskişehir’de yaşayan ve bir maden şirketinde jeoloji mühendis olarak çalışan Tarihi Avrupa savaş sanatları (HEMA) hocası Konstantin Horkel’in öncülüğünde yapılan tarihi kılıç antrenmanları, her yaştan kadın ve erkeği bir araya getiriyor. Sporcular hem hobi amaçlı çalışıyor, hem de uluslararası turnuvalara hazırlanıyor. HEMA, Yüzyıllardır süregelen bir spor olarak yaşatılmaya devam ediyor. Kadın-erkek fark etmeksizin herkesin katılabildiği bu spor, fiziksel üstünlükten çok strateji ve psikolojik dayanıklılıkla sürdürülüyor. İçinde pek çok kültürden kılıç türü barındıran branşta, Türk kılıcı ve Alman uzun kılıcı gibi kategorilerde yarışlar düzenlenebiliyor. Halk arasında "Poldi" olarak bilinen ve 18 yıldır bu spora devam eden Konstantin Horkel, her yaştan onlarca öğrencisiyle ulusal ve uluslararası yarışmalara hazırlandıklarını belirtti. "Asıl motivasyonum daha çok spor arkadaşı" HEMA eğitmeni Konstantin, spora nasıl başladığını ve neler yaptıklarını şu sözlerle anlattı: "2007’den beri HEMA ile uğraşıyorum. HEMA, yani Historical European Martial Arts, tarihi eskrim gibi düşünebilirsiniz. Bu bir spor; film sahnelerinde gördüğünüz şovlarla karıştırılmamalı. Bizim beş ana kategorimiz var: Alman uzun kılıcı, Türk kılıcı, asker kılıcı, rapier ve kılıç-kalkan. Evet, tehlikeli görünüyor çünkü kılıçlarla temas ediyoruz. Ama aslında güvenli; çünkü hepimiz koruyucu kıyafetler giyiyoruz. Yeni başlayanlara önce tahta kılıçlarla teknikleri öğretiyoruz, böylece hareketlerin mantığını kavrıyorlar. Benim asıl işim maden sektöründe, burası tamamen hobi olarak başladı. Buradaki asıl motivasyonum daha çok öğrenci, daha çok spor arkadaşı kazanmak ve hem yerelde hem de yurtdışında turnuvalara katılmak." "Parkta başladı, salonda devam ediyor" Spora nasıl başladığını ve deneyimlerini anlatan Mete Işıkadalar, "Bir gün parkta dolaşırken antrenman yapan grubu gördüm ve hocamız Poldi ile tanıştım. Çok sıcak karşılandım, hemen ertesi antrenmana katıldım. Yıllarca parklarda çalıştık, sonra salon imkânı doğdu ve daha düzenli devam ettik. Türkiye’de kulüplerin çoğu turnuva ve seminer düzenliyor. Biz Eskişehir ekibi olarak bunlara katılıyoruz ve genelde başarılı oluyoruz. Yurtdışında da tecrübem oldu, Ukrayna’daki turnuvaya katıldım. O zaman yeniydim, derece alamadım ama şimdi daha fazla deneyimle ileride uluslararası turnuvalarda daha sık yer almayı hedefliyorum" şeklinde konuştu. "Kadın-erkek ayrımı olmayan bir spor" Bu sporun cinsiyetsiz yönüne dikkat çeken bir diğer sporcu Rüzgar Aydın ise, "Bir arkadaşım bu sporu tavsiye ettiğinde denemek için geldim ama kısa sürede bağlandım. HEMA’yı diğer sporlardan ayıran en önemli şeylerden biri, cinsiyet ayrımı yapmaması. Kadın ya da erkek olmanız değil, ne kadar teknik çalıştığınız ve strateji geliştirdiğiniz önemli. Hocamız Poldi’nin bir sözü vardır: ‘Bir bebeğe kılıç verirsem benden daha güçlü olur.’ Bu aslında sporumuzun özünü çok iyi anlatıyor. Çünkü burada önemli olan kaba kuvvet değil, doğru teknik ve doğru zamanlama. Uzun boy avantaj sağlayabilir ama düzenli antrenmanla bu fark kapanıyor. Benim için en zorlayıcı yanı mental tarafı; strateji kurmak, kendini tanımak ve sürekli daha iyisini yapmak zorundasınız. Poldi bir keresinde bana, ‘Daha iyi olmak için gelmiyor musun?’ demişti. O söz hâlâ motivasyon kaynağım. Zorlayıcı olmasına rağmen bu sporun beni sürekli geliştirmesi nedeniyle bırakmayı hiç düşünmedim" dedi.
Turşunun 3 önemli malzemesi
17 Eylül 2025 Çarşamba - 10:10 Turşunun 3 önemli malzemesi Eskişehir’de aktar Metin Ağılönü, turşu yapımında en önemli malzemenin kaya tuzu, sirke ve sarımsak olduğunu belirterek vatandaşları hazır ürünlerden uzak durmaya çağırdı. Turşu sezonunun başlamasıyla birlikte vatandaşlar kavanozlarını doldurmaya başladı. Eskişehir’de uzun yıllardır aktar olarak hizmet veren Metin Ağılönü, sağlıklı turşu yapımında dikkat edilmesi gerekenleri anlattı. Kaya tuzu, sirke ve sarımsağın temel malzemeler olduğunu vurgulayan Ağılönü, özellikle hazır turşu karışımlarından uzak durulması gerektiğinin altını çizdi. "Kaya tuzundan vazgeçilmesin" Turşunun temelinde doğal malzemelerin bulunması gerektiğini belirten Metin Ağılönü, özellikle tuz seçiminin çok önemli olduğuna dikkat çekti. Ağılönü, "Doğal bir turşu yapabilmek için en önemlisi Çankırı kaya tuzudur. Normal market tuzları çok sağlıklı değil. O yüzden turşuyu da sağlıklı yapabilmek için en güzel kullanacağınız şey Çankırı kaya tuzudur. İnsanlar kaya tuzundan vazgeçmesin" dedi. "Temel malzemeler belli" Turşu kurmak isteyen vatandaşlar için basit bir tarif de paylaşan Ağılönü, ölçülere dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Ağılönü, "Şöyle küçük bir kavanozun içine 3 yemek kaşığı kaya tuzu, 1 bardak sirke ya da 1,5 bardak sirke, sarımsak ve limon tuzu koyarak sağlıklı bir turşu elde edilebilir. Arzu edilirse limon da kullanılabilir. Bunun içine aroma katmak isteyenler için dereotu, kereviz yaprağı, hardal tohumu ya da maydanoz da eklenebilir" diye konuştu. "Hazır turşu malzemelerinden uzak durun" Son yıllarda marketlerde satılan hazır turşu karışımlarına vatandaşların yöneldiğini söyleyen aktar Ağılönü, bu ürünlerin zararlı olabileceğini ifade etti. Ağılönü, "Hazır turşu yap malzemelerinin içinde kimyasal var. Kimyasallardan ne kadar uzak durursak o kadar iyidir. Her zaman en güzeli evde yapılan, doğal malzemelerle kurulan turşudur" ifadelerini kullandı. "En çok kereviz yaprağı ve dereotu tercih ediliyor" Vatandaşların aroma katmak için en çok tercih ettiği malzemeler hakkında da bilgi veren Metin Ağılönü, "Bize şu an en çok sorulan ve talep edilen ürünler kaya tuzu, kereviz yaprağı, dereotu ve hardal tohumudur. İnsanlar doğal bir şekilde tatlandırmak için bu ürünleri tercih ediyor" dedi.
Karı-koca 13 yıldır bez bebek yapıyor
17 Eylül 2025 Çarşamba - 10:01 Karı-koca 13 yıldır bez bebek yapıyor Eskişehir’de çocukları için başladıkları bez bebek yapımını bir tutkuya dönüştüren Zafer ve Arzu Özer çifti, aile saadetlerini sanatla harmanlayarak hem doğal oyuncaklar hem de eşsiz sanat eserleri üretiyor. Eskişehir’de yaşayan ve ikiz çocukları olan Özer çifti, çocuklarının daha sağlıklı ve doğal oyuncaklarla oynaması amacıyla başladıkları bez bebek yapımını 13 yıldır sürdürüyor. Önce kendi çocukları için başlayan bu serüven, zamanla hem dekoratif hem de oyun amaçlı sanat bebekleri üretimine dönüştü. Özer çifti, bez bebeklerin yanı sıra kumaş ve kilden küçük heykeller de üreterek "Doll Art" sanatını icra ediyor. Yaptıkları eserleri "sanat bebekleri" olarak adlandıran çift, atölyelerinde tekstil ve heykel sanatını bir araya getiriyor. "Bir günde 20 ila 40 bebek yaptığımız oluyor" Sanatını takım çalışmasıyla oluşturduklarını vurgulayan sanatçı Arzu Özer, "Beraber 13 yıldır bu işi yapıyoruz. Birlikte başladık. Bazı bebeklerde takım çalışması yapıyoruz. Bir kısmını ben, bir kısmını eşim yapıyor. Sonra birleştirip görselliğe sunuyoruz. Güne erken başlıyoruz. Sabah erkenden kalkıp Kahvaltı yapıyor ardından köpeğimizi gezdiriyoruz. Sonra atölyeye geliyor ve çalışmaya başlıyoruz. Bir günde 20 ila 40 bebek yaptığımız oluyor. Bu bebekleri yapmak tüm günümüzü alıyor" ifadelerini kullandı. "Onlar mutlu olunca biz de mutlu oluyoruz" Atölyelerini ziyaret edenlerin yaklaşımları ile ilgili bilgiler veren Arzu Özer, "İnsanlar atölyemizi gezerken yüzlerinde küçük bir tebessüm oluşuyor. Geri dönüşler bizi mutlu ediyor. Özellikle çocukları için uyku bebekleri alıyorlar. Rafları için elfler alıyorlar. Atölyemizi gezenler genellikle bebeklerde hangi malzemeleri kullandığımızı soruyorlar. Kumaş, kil, kağıt hamuru. Hepsini anlatıyorum. Mutlu oluyorlar. İnsanların buradan mutlu ayrılması bizi de mutlu ediyor" dedi. "İçimin rahat olması gerekiyor" Plastikten üretilen oyuncakların küçük yaştaki çocuklar için sağlıklı olmadığını düşünen Arzu "Günümüzde plastikten üretilen oyuncaklar çok fazla. Bence küçük yaştaki çocukların daha doğal kumaşlarla ve koyun yünü gibi doğal olan bebeklerle oynamaları gerekmekte. Bizim kumaşlarımızın hepsi belgelidir. Kullandığım ürünlerin çocukların sağlığına zarar vermeyecek malzemelerden olmasına çok dikkat ediyorum. Çünkü bunu bir çocuk elleyecek, oynayacak, yüzüne sürebilir, ağzına sokabilir dolayısıyla içimin rahat olması gerekiyor. Doğal bir malzeme olması lazım ki çocuklarımıza zarar verilmesin. Bu benim için önemli. Lütfen aileler çocuklarını plastik gibi kanserojen maddelerden uzak tutsunlar" şeklinde konuştu. "Bebek formunda sanat eseri yapıyoruz" Emekli gazeteci olduğunu söyleyen Zafer Özel emekli olduktan sonra eşiyle beraber sanat bebeklerin yapımına başladıklarını ve 13 yıldan fazla bir süredir bu bebekleri yaptıklarını belirtip sözlerine şöyle devam etti: Aslında biz bebek yapmıyoruz. Bebek formunda sanat eseri ortaya koyuyoruz. Dünyada da bu bir sanat dalı. Bu kavramı da Türkiye’ye getirenlerdeniz. Bebeklerimiz dünyanın çeşitli ülkelerinden koleksiyoncular tarafından talep ediliyor. Biz bu yola eşim Arzu ile beraber hobi olarak başlamış, çocuklarımıza oyuncaklar yapalım demiştik ama bugün geldiğimiz nokta da dünya çapında bir faaliyet alanına dönüştü" dedi. "Bebeklerimizin eşi benzeri yok" Bebeklerinin neden eşsiz olduğuna değinen Zafer, "Bizim bebeklerimizi değerli kılan birkaç unsur var. Bunlardan en önemlisi tek örnek olması. Aynı bebekten bir ikincisini yapmıyoruz. Bu yüzden koleksiyonerler için değeri çok daha yüksek oluyor. Bunun dışında bir de üretimde genellikle geri dönüşüm malzemeleri kullanıyoruz. Örnek vermem gerekirse, mesela Antep fıstığından yumurta kabuğuna kadar her şey bizim için bir bebek malzemesi olabilir. evimizde ya da atölyemizde çöp kavramı yok. Her şeyi geri dönüştürebiliriz. Bu geri dönüşüm malzemelerini kullanmamızdan dolayı bebeklerimize ilgi biraz daha yoğun oluyor. Daha sıcak yaklaşıyorlar" diye vurguladı. "Aile saadetine önemli katkılar sağlıyor" "Eşimle beraber bez bebek yapmak tabii ki çok önemli, çok anlamlı" diyen Zafer, sözlerini şu şekilde sonlandırdı: "Daha doğrusu bütün insanların eşiyle, ailesiyle ortak çalışmalar yapabilmesi, hatta bu meseleye çocukları da dahil edebilmesi ve bunu bir sanat dalıyla ilgili yapabilmesi bizce çok anlamlı. Bu, aile saadetine de önemli katkılar sağlayan bir unsur." Özer çifti, sanatı bir aile meselesi haline getirerek, çocuklarının da dahil olduğu bu süreci, mutlu ve huzurlu bir yaşamın anahtarı olarak görüyor.
Anadolu Üniversitesi "En Verimli Üniversite Binası" ödülünü kazandı
16 Eylül 2025 Salı - 16:55 Anadolu Üniversitesi "En Verimli Üniversite Binası" ödülünü kazandı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından düzenlenen Binalarda Enerji Verimliliği Proje Yarışması (BENVER-2) sonuçlandı. Yarışmada, Anadolu Üniversitesi Yunus Emre Kampüsü "Üniversite Binaları" kategorisinde En Verimli Üniversite Binası ödülüne layık görüldü. Yunus Emre Kampüsü sürdürülebilirlik alanında öne çıktı Ülke genelinden 125 kamu, hizmet ve ticari bina arasından yapılan değerlendirmede, enerji tasarrufu ve sürdürülebilirlik alanındaki uygulamalarıyla öne çıkan Anadolu Üniversitesi Yunus Emre Kampüsü, jüri tarafından en başarılı üniversite binası seçildi. Aydınlatma sistemlerinin iyileştirilmesi, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması, ısıtma sisteminin modernizasyonu, bina otomasyon sistemlerinin kurulması ve yalıtım gibi kriterler ödül sürecinde belirleyici oldu. Rektör Adıgüzel: "Ülkemize ve dünyaya daha yaşanabilir bir gelecek sunmak için çalışmaya devam edeceğiz" Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, üniversitenin çevreye duyarlı yaklaşımını şu sözlerle vurguladı: "Enerji verimliliği ve çevresel sürdürülebilirlik bizim için sadece teknik bir zorunluluk değil, aynı zamanda gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzdur. Yeni öğrencilerimiz adına dikilecek her fidan hem doğaya hem de onların geleceğine bırakacağımız bir armağan olacaktır. Anadolu Üniversitesi olarak ülkemize ve dünyaya daha yaşanabilir bir gelecek sunmak için çalışmaya devam edeceğiz." Anadolu Üniversitesi, çevre bilincini öğrencileriyle birlikte yaşatmayı hedefliyor Çevre duyarlılığı konusundaki çalışmalarını sadece binalarıyla sınırlamayan Anadolu Üniversitesi, 2025-2026 akademik yılında kayıt yaptıran her yeni öğrenci adına fidan dikecek. Böylece öğrenciler, adlarına dikilen fidanlarla birlikte yeşerecek ve geleceğe umut olacak. Yunus Emre Kampüsü’ndeki yeşil alanlardan da görüldüğü üzere doğanın korunması ve sağlıklı biçimde sürdürülebilmesi için özveriyle çalışan Anadolu Üniversitesi, çevre bilincini öğrencileriyle birlikte yaşatmayı hedefliyor. Üniversite, Yunus Emre Kampüsü’nden başlayarak Eskişehir’de ağaçlandırma çalışmalarına katkı sunmayı planlıyor.
Açıköğretim’den iş dünyasına yön veren programlar
16 Eylül 2025 Salı - 15:37 Açıköğretim’den iş dünyasına yön veren programlar Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi bünyesinde yer alan bu programlar hem sektörel ihtiyaçlara yanıt veriyor, hem de öğrencileri girişimcilik ve yenilikçilik vizyonuyla geleceğe hazırlıyor. Uzaktan eğitim veren ön lisans programları, günümüzün iş dünyasının ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde düzenleniyor. Bu programlar, öğrencilere hem mesleki beceriler kazandırıyor hem de onları değişen sektörlerdeki yeni iş imkanlarına hazırlıyor. Bu sayede, öğrenciler hem bugünün hem de geleceğin işlerine yönelik donanımlı mezunlar olarak yetiştiriliyor. İşletme Yönetimi Ön Lisans Programı İşletme Yönetimi Ön Lisans Programı, bir yandan yeni işletmelerin kuruluş süreçlerini (girişimcilik) kapsarken, diğer yandan mevcut işletmelerde çalışanların daha yenilikçi ve girişimci (iç girişimcilik) olmalarını sağlamak amacıyla tasarlanıyor. Programı başarıyla tamamlayan mezunlar, kamu ve özel sektörde çeşitli yönetim kademelerinde görev alabiliyor. Mezunlar pazarlama, satış, muhasebe, finans, denetim ve insan kaynakları gibi pek çok alanda çalışabiliyor. Öğrencileri geleceğin girişimcileri olarak yetiştirmek de İşletme Yönetimi Ön Lisans Programı’nın temel amaçları arasında yer alıyor. Kültürel Miras ve Turizm Ön Lisans Programı Kültürel Miras ve Turizm Ön Lisans Programı’nın amacı, Türkiye’nin arkeolojik varlıklarının, kültürel mirasının ve sanat birikiminin korunması; bu değerlerin ulusal ve uluslararası turizme kazandırılarak sosyal, kültürel ve ekonomik açılardan sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağlanmasıdır. Bu kapsamda program, turizm sektöründe fark oluşturabilecek nitelikli elemanlar yetiştirmeyi hedefliyor. Programı başarıyla tamamlayan mezunlar; sivil toplum kuruluşlarında, seyahat, ulaştırma, turizm ve konaklama sektörlerinde iş bulabiliyor. Ayrıca mezunlar gerekli şartları sağlamaları halinde Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı gibi kamu kurumlarında da görev alabiliyorlar. Lojistik Ön Lisans Programı Lojistik sektörü, küresel ölçekte incelendiğinde nitelikli ara eleman ihtiyacı giderek artan bir alan olarak öne çıkıyor. Lojistik Ön Lisans Programı, sektörün ihtiyaç duyduğu mesleki bilgi ve becerilere sahip, etik değerlere önem veren bireyler yetiştirmeyi amaçlıyor. Programı başarıyla tamamlayan mezunlar, kamu ve özel kuruluşlarda geniş bir çalışma alanına sahip olabiliyor. Mezunlar özellikle gümrükleme, depolama, dağıtım ve taşımacılık gibi hizmet alanlarında; şirketlerin lojistik, dış ticaret, finans ve pazarlama departmanlarında görev alabiliyorlar. Mezunlar ayrıca ithalat ve ihracat firmalarında gelecek vaat eden pozisyonlarda istihdam edilebiliyorlar. Programlara Kimler Kayıt Yaptırabilir? En az lise veya dengi okul mezunları (yeni kayıt), Meslek Yüksekokulu veya Açıköğretim Fakültesi ön lisans programlarından mezun adaylar (dikey geçiş), örgün öğretimde öğrenci olup Açıköğretim Fakültesi’nde öğrenimine devam etmek isteyenler (yatay geçiş), herhangi bir yükseköğretim programından mezun olan veya hâlen öğrenim gören öğrenciler (ikinci üniversite), Açıköğretim Fakültesi mezunları (başvuru yapabilirler; hâlen kayıtlı olanlar başvuramaz) ve yurt dışından mezun olan veya yabancı uyruklu adaylar (TR-YÖS) programlara kayıt yaptırabilir.
Eskişehir TÜRASAŞ’ına sahip çıkıyor
16 Eylül 2025 Salı - 13:58 Eskişehir TÜRASAŞ’ına sahip çıkıyor Eskişehir Sanayi Odası (ESO), kent sanayisinin en önemli değerlerinden biri olan TÜRASAŞ’ın üretim gücüne ve geleceğine sahip çıkmaya devam ediyor. ESO’nun üye firmaların geniş katılımlarıyla gerçekleştirdiği "Fikir Sofrası" buluşmalarının bir sonucu olarak hayata geçirilen TÜRASAŞ Tedarikçi İşbirliği Toplantısı, raylı sistemler alanında çalışan Eskişehirli firmaları TÜRASAŞ ile aynı masada buluşturdu. "Eskişehir ev sahipliği yapmaya hazır" Eskişehir Sanayi Odası başkanı Celalettin Kesikbaş yaptığı değerlendirmede, "Tedarikçi buluşması, katılımcılar için yalnızca teknik bir ziyaret değil, aynı zamanda milli bir heyecan vesilesi oldu. Fabrika sahasında sergilenen projeler, Eskişehir’in raylı sistemler alanındaki köklü birikimini ve mühendislik gücünü gözler önüne serdi. Sanayiciler, milli projelere katkı sağlamanın gururunu yaşarken, Eskişehir’in TÜRASAŞ ile birlikte küresel raylı sistem üretiminde daha güçlü bir konuma yükseleceğine inançlarını dile getirdi. Bir demiryolu kenti olan Eskişehir, sahip olduğu geçmiş ve kabiliyetlerle, ülkemizin yeni nesil lokomotif ve tren setleri projelerine ev sahipliği yapmaya hazırdır" ifadelerine yer verdi. "Eskişehir sanayisi, sadece bugünün değil, geleceğin de teknolojilerine talip" Buluşma kapsamında ESO üyesi firmaların, TÜRASAŞ tesislerini ziyaret ederek üretilen projeleri yerinde incelediğini ve potansiyel işbirliği imkanlarını değerlendirdiğini belirten ESO Başkanı Celalettin Kesikbaş, "Eskişehir, 130 yılı aşkın süredir demir rayların başkentidir. Bugün burada gördüğümüz E5000 lokomotifi ve diğer projeler, hepimiz için milli gurur kaynağıdır. Biz istiyoruz ki, yeni nesil lokomotifler, tren setleri ve milli projeler Eskişehir’de hayat bulsun. Çünkü bu şehrin sanayicisi, mühendisi, işçisi bu güce, bilgiye ve azme sahiptir. Türkiye’nin raylı sistemler alanındaki lider merkezlerinden biri olan Eskişehir, geleceğini demir raylarda görüyor. Eskişehir sanayisi, sadece bugünün değil, geleceğin de teknolojilerine talip olduğunu açıkça ortaya koydu" açıklamasında bulundu.
OEDAŞ 64 çalışanıyla Frig Ultra Maratonu’nda koştu
16 Eylül 2025 Salı - 11:29 OEDAŞ 64 çalışanıyla Frig Ultra Maratonu’nda koştu Elektrik dağıtım şirketi OEDAŞ, binlerce yıllık tarihin ve eşsiz doğal güzelliklerin içinde koşulan Frig Ultra Maratonu’na katıldı. Yarışmaya OEDAŞ adına katılan 64 kişinin tamamı etaplarını başarıyla tamamladı. OEDAŞ Direktörü Muzaffer Yalçın, "OEDAŞ olarak Frig Vadisi’nin korunması ve gelecek nesillere aktarılması için bir yandan altyapı ve aydınlatma çalışmaları yaparken diğer yandan da bölgenin tanıtımına katkı sağlayan bu önemli projede her yıl gönüllü olarak yer alıyoruz." dedi. Afyonkarahisar, Bilecik, Eskişehir, Kütahya ve Uşak’ta elektrik dağıtım hizmeti veren Osmangazi Elektrik Dağıtım AŞ (OEDAŞ), kültürel mirasın korunması ve tanıtılmasına verdiği desteği, Frig Ultra Maratonu’na katılarak bir kez daha gösterdi. Şirketin gönüllü çalışanlarından 63’ü 6 kilometrelik, 1’i ise 22 kilometrelik parkurda mücadele etti. Katılımcıların tamamı parkurlarını başarıyla tamamladı. Muzaffer Yalçın: "Bölgenin gelecek nesillere aktarılması için çalışıyoruz" OEDAŞ Direktörü Muzaffer Yalçın, "Frig Vadisi’nin korunması ve gelecek nesillere aktarılması için altyapı ve aydınlatma projeleri yürütüyor, aynı zamanda bölgenin tanıtımına katkı sağlayacak çalışmalara da önem veriyoruz. Her yıl gönüllü olarak Frig Ultra Maratonu’na katılan çalışma arkadaşlarımız da bu yaklaşımımıza değerli bir katkı sunuyor. Arkadaşlarımızın yoğun ilgisinden de büyük memnuniyet duyuyoruz çünkü bu durum hem ekip ruhumuzu güçlendiriyor hem de bölgeyle olan bağımızı pekiştiriyor. Bu yıl da aynı heyecanla koşan tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum." dedi. OEDAŞ tarihi aydınlatıyor OEDAŞ, hizmet bölgesinde tarihi ve kültürel mirasın korunması için yapılan çalışmalarda aktif rol üstleniyor. 2021 yılında ‘OEDAŞ Tarihi Aydınlatıyor’ sloganıyla çalışmalarına başlayan şirket, Frig Vadisi’nin elektrik altyapısını, Aizanoi Antik Kenti’nin ise aydınlatmasını gerçekleştirdi.