Yerel Haberler
Eskişehir
Ahmed Cevad doğumunun 134. yılında anıldı 06 Mayıs 2026 Çarşamba - 16:25:13 Anadolu Üniversitesi Haydar Aliyev Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen Ahmed Cevad’ı anma programı, Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesinde gerçekleştirildi. "İki devlet tek millet" sloganıyla düzenlenen program, Türkiye ve Azerbaycan’da vatanları uğruna hayatını kaybeden şehitler ile Ahmed Cevad anısına gerçekleştirilen saygı duruşunun ardından Türkiye Cumhuriyeti İstiklal Marşı ve Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Marşı’nın okunmasıyla başladı. Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Bölüm Başkanı Prof. Dr. Burhan Sayılır ile Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Bölüm Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Ferdi Bozkurt’un konuşma yaptığı etkinlikte, İstiklal Şairi Ahmed Cevad’ın yaşamını ve eserlerini konu alan anlatılar ile şiirlere yer verildi. Programa Eskişehir Türk Ocakları Başkanı Prof. Dr. Nedim Ünal, Eskişehir Azerbaycanlılar Derneği Başkanı Uzm. Ecz. Cavid Aydın, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Gülgün Abbasbeyli’nin sunuculuğunu üstlendiği etkinlikte anlatıcı olarak Badiseba Budaglı, Mahammad Akbarlı, Armağan Paltun ve Sema Bal yer aldı. Okulanan şiirlerde ise Zehra Asgarlı, Emin Abdullayev, Turana Niftaliyeva, Cansel Koca, Taha Alper Taşcı, Yusuf Mervan Ekici, Feyza Alıç, Zöhre Sadıkova, Şamama Khalilova, Orhan Büyükkara ve Elnur Qasımov sahne aldı. "Türklük bu coğrafyada daha bilinçli hale geldi" Konuşmasında 1937 yılında birçok Türk düşünür ve şairin idam edilerek Türk dünyasının kadim bağlarının koparılmak istendiğine değinen Prof. Dr. Burhan Sayılır, yaşanan baskılara rağmen Türklüğün bu coğrafyada yok olmadığını ifade etti. Sayılır, Türk dünyasının geçmişte bağımsızlık düşüncesi nedeniyle büyük baskılar gördüğünü ancak bugün bu hayallerin gerçekleşmeye başladığını belirterek mücadele veren isimlerin yolları aydınlatmaya devam edeceğini söyledi. "Ahmed Cevad bir kahraman olarak anılmalı" Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Bölüm Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Ferdi Bozkurt ise konuşmasında, İstiklal Marşı şairi olmanın bir edebiyatçının ulaşabileceği en önemli noktalardan biri olduğunu ifade etti. Ahmed Cevad’ın diğer İstiklal Marşı şairlerinden farklı olarak tutuklandığını ve kurşuna dizilerek hayatını kaybettiğini vurgulayan Bozkurt, şairin yalnızca edebi kimliğiyle değil, verdiği mücadeleyle de önemli bir figür olduğunu söyledi. Ahmed Cevad’ın 1915 yılında Balkanlar’da Türk ordusuna destek vermek amacıyla savaş bölgesine geldiğini hatırlatan Bozkurt, şairin Türk dünyası açısından taşıdığı tarihi öneme dikkat çekti. Program, Ahmed Cevad’ın eşi Şükriye Hanım’a ithafen yazdığı şiirin beste seslendirmesi ve fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.
Video oyunu merakı baba-oğlu kılıç sporunda buluşturdu
18 Ekim 2025 Cumartesi - 10:14 Video oyunu merakı baba-oğlu kılıç sporunda buluşturdu Oğlunun video oyunu merakıyla başladığı kılıç sporu, babasının da katılmasıyla Eskişehir’de ortak bir tutkuya dönüştü. Antrenmanlarda omuz omuza olan baba-oğul, ilk turnuvalarında ise birbirlerine rakip oldu. Eskişehir’de yaşayan 16 yaşındaki Kıvanç Alpan’ın video oyunlarından esinlenerek adım attığı Tarihi Avrupa Savaş Sanatları (HEMA), 48 yaşındaki babası Tarık Alpan’ın da dahil olmasıyla kuşak farkını ortadan kaldıran anlamlı bir aile aktivitesine dönüştü. Baba ve oğulun birlikte kaliteli vakit geçirmesini sağlayan bu sıra dışı hobi, onları GSB Şehit Suat Çelik Gençlik Merkezi’ndeki antrenmanlardan, rakip olarak karşılaştıkları turnuva minderine taşıdı ve unutulmaz hâtıralar biriktirmelerine vesile oldu. "Oğlum sayesinde başladım, hastalık gibi oldu" Spora oğlunun isteği üzerine başladığını ve bu sayede ergenlik dönemindeki oğluyla iletişimini güçlendirdiğini ifade eden baba Tarık Alpan, "Oğlum bir gün HEMA diye bir spor bulduğunu ve başlamak istediğini söyledi. Yaşı küçük olduğu için ona eşlik ettim. Ortamı görünce hocaya ben de yapabilir miyim diye sordum, ’uygun’ dedi. Başladıktan sonra bende hastalık gibi bir şey oldu. Tam da ergenlik döneminde, baba-oğul iletişiminin biraz kopabildiği bir zamanda bu sporu yakaladık ve ileride hatırlayacağımız çok güzel hâtıralar biriktirdik" dedi. "Cami avlusunda antrenman yaptık" Antrenmanlara ilk başladıkları zaman yaşadıkları ilginç bir anıyı anlatan Alpan, şunları söyledi: "İlk dışarıda antrenman yaptığımızda uygun bir yer bulamadık. Yakınımızdaki bir caminin avlusunda ışıklandırma vardı. Orada kıyafetleri giydik ve baba-oğul dövüşmeye başladık. Cami çıkışındaki yaşlı amcalar ’ne oluyor’ diye etrafımıza doluştu. Maskeleri çıkarınca bizi tanıdılar ve bir problem olmadı." "Hanımdan ’oğlumu yenme’ diye tehdit aldım" Katıldıkları turnuvada oğluyla rakip olmasının unutulmaz bir an olduğunu belirten Tarık Alpan, eşinden aldığı tehdidi gülerek anlattı: "Bir çaylaklar turnuvasına katıldık. İkimiz de gruplardan çıktık ve çeyrek finalde karşı karşıya geldik. Maçtan önce hanımdan ’Oğlumu yenme, eve almam seni’ diye tehdit aldım. Oğlum da ’Baba hadi gel seni de aradan çıkartayım’ diye takıldı. Elimden gelen her şeyi yaptım ama 10’a 7 o kazandı. Zaten hanım tarafından göz hapsindeydim. Turnuvanın en genci oğlum, en yaşlısı da bendim. Bu da bizim için ayrı bir anı oldu.", "Oyun hevesiydi hem sosyalleşip hem spor yapıyorum" Spora başlama sürecini ve faydalarını detaylandıran Kıvanç Alpan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Önce oynadığım oyunlardan bu tarz kılıç işlerine heveslendim, sonra internette videolarını gördüm. Türkiye’de bu sporu yapan insanlar var mı diye araştırıp bu kulüple karşılaştım. Babam ilk başta merak edip görmek istedi, gelince o da sevdi ve benimle çalışmalara devam etti. Burada hem yeni insanlarla tanışıyorum hem sevdiğim bir hobiyle ilgileniyorum hem de spor yaparak vücuduma iyi bakıyorum. Herkesin dışarıya çıkıp bir hobisi olmalı. Bu sayede derslerim, hobilerim ve oyun arasında bir denge kurabiliyorum."
Türk Ocağı Eskişehir Şube Başkanı Nedim Ünal:
17 Ekim 2025 Cuma - 17:35 Türk Ocağı Eskişehir Şube Başkanı Nedim Ünal: Türk Ocağı Eskişehir Şubesi’nde bu hafta Ocak Başkanı Prof. Dr. Nedim Ünal, Eylül ayı içerisinde 2 ayrı topluluk ile Kazakistan ve Özbekistan’a yaptıkları seyahate dair düşüncelerini aktardı. Türk Ocağı Eskişehir Şube Başkanı Nedim Ünal konuşmasına yaptıkları gezinin amacı ile başladı. Ardından Kazakistan ve Özbekistan ülkelerinin gezdikleri şehirlerinden bahseden Ünal, Türkiye ve bu ülkeler arasında tarım farklarını anlattı. Öte yandan ise bu ülkelerde satılan ürünlerde Türkiye’nin en büyük rakibinin Çin olduğunu söyleyen Ünal, iki ülkenin ürünlerinin arasında çok fazla fiyat farkı olduğunu ifade etti. "Gezimizin amacı Türkistan coğrafyasında "medeniyetimizin izlerini" takip etmekti" Türk Ocağı Eskişehir Şube Başkanı Nedim Ünal konuşmasına bu seyahatin amacıyla başlayarak "Eylül başında 40 kişi ile başlayan ve 9 gün süren yolculuktan sonra gelen 42 kişilik bir topluluk ile gezi devam ettirildi. Takriben bir ay süren gezimiz esnasında Kazakistan’ın Türkistan ve Otrar şehirleri ile Özbekistan’ın başşehri Taşkent başta olmak üzere Semerkant, Buhara, Ürgenç ve Hive şehirleri ziyaret edildi. Gezimizin esas hedefi, amacı bir bakıma Türkistan coğrafyasında "medeniyetimizin izlerini" takip etmek idi. Zira Oğuz Türklerinin Türkistan’dan Anadolu’ya akıp gelirken kutlu yolculuğun ve esas medeniyetimizin izlerinin başlangıç yeri Özbekistan idi. Ayrıca Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşmasında en büyük emek ve pay sahibi olan; Anadolu’ya gönderdiği Horasan erenleriyle ve onlardan beslenen Yunus Emre, Aşık Paşa, Kadı Burhaneddin ve Mevlana yoluyla bu toprakları manevi olarak besleyen Hoca Ahmet Yesevi’yi ziyaret etmekti" dedi. "Arazi kullanımında da keyfilik yok; istediğinizi ekemiyorsunuz" Ayrıca bu ülkelerin tarım anlayışı ile Türkiye’nin tarım anlayışı arasında farkları aktaran Ünal, "Türkiye’nin şehirlerini yönetme iddiasında olanlara özellikle buralara gitmelerini tavsiye ediyorum. Kişiler evlerinin mülkiyetine sahip olabiliyorlar ama kanun dışında mülkiyet söz konusu değil; toprak devletin, kiralayabiliyorsunuz, iyi baktığınız sürece devam ediyor, keyfilik yok, aksi halde devlet elinizden alıyor. Arazi kullanımında da keyfilik yok; istediğinizi ekemiyorsunuz, plan ve ihtiyaca göre belirleniyor. Tarım özellikle pamuk ve çeltiğe dayalı, meyvecilik ise çok gelişmiş durumda. Dünyanın en lezzetli kavun, üzüm ve narları burada. Türkiye’yi çok seviyorlar; Türk malları rağbette, Türkçe isimli birçok mağaza var ama içleri Çin mallarıyla dolu, çünkü Türk malları pahalı. Çok sayıda Türk iş insanı var; özellikle inşaat, tekstil ve lokanta sektörlerinde faaliyet gösteriyorlar" şeklinde konuştu. "Özbekistan’daki en büyük rakibimiz Çinliler" Son olarak bu ülkelerin pazarlarında Türkiye’nin en büyük rakibinin Çin olduğunu söyleren Ünal, "Özbekistan’daki en büyük rakibimiz Çinliler. Özbekistan’a gidecek Türk iş insanlarının her alanda başarılı olma ihtimalleri yüksek; çünkü Özbekistan her şeye açık. Dizilerin ve filmlerin seyredildiğini biliyordum ama bu kadar etkili olduğunu bilmiyordum. Herkes Türk dizilerini seyrediyor. Bir otel sahibiyle konuştuğumda Türkiye Türkçesini dizilerden öğrendiğini söyledi; 200 bölümlük, her biri 2 saat 20 dakika süren dizileri seyrettiğini anlattı. Tarihlerine sahip çıkıyorlar; hemen her şehirde Stalin’in 1937-38’de katlettiği aydınlar adına müzeler, 2. Cihan Harbi’nde Bolşevik ordusunda ölen 1,5 milyon Özbek adına "Hatıra Müzeleri" ve "Özgürlük Müzeleri" yapılmış" ifadelerini kullandı. Büyük bir topluluğun ilgiyle takip ettiği toplantının sonundaki soru cevap faslından sonra Şube Başkan Vekili Prof. Dr. Mehmet Topal’ın şükran beratı takdimi ile sohbet gecesi sona erdi.
Ağabeyini öldürüp temele gömen sanık: "Bıçakla boğazıma sarıldı, korktum kürekle vurdum yere gömdüm"
17 Ekim 2025 Cuma - 16:51 Ağabeyini öldürüp temele gömen sanık: "Bıçakla boğazıma sarıldı, korktum kürekle vurdum yere gömdüm" Eskişehir’de 14 yıldır kayıp olan Muharrem Kılınç’ı öldürüp ahırın temeline gömdüğü ortaya çıkan kardeşi Ali Kılınç, tutuklandı. Ağabeyinin alkolik olduğunu iddia eden sanık Kılınç’ın ifadesinde, "Bizi de defalarca tehdit edip saldırdı. Olay günü de elinde bıçakla boğazıma sarıldı, ben de korktum kürekle vurdum. Yere gömdüm" dedi. Odunpazarı ilçesi Yahnikapan Mahallesi’nde 2011 yılından bu yana kayıp olan ve kardeşinin ahırının temeline gömülmüş halde 14 yıl sonra cansız bedeni bulunan Muharrem Kılınç’ı (50) kürekle kafasına vurularak öldürüldüğü iddia edilen kardeşi Ali Kılınç (61), Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’na bağlı Cumhuriyet Müracaat savcısı Gökhan Güler tarafından yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınmıştı. Şüpheli, işlemlerinin ardından Eskişehir İl Jandarma Komutanlığı JASAT Dedektif Timleri’nce adliyeye sevk edilmişti. Savcı Güler tarafından ifadesi alınan şüpheli, tutuklanma talebiyle nöbetçi mahkemeye bugün sevk edildi. Ali Kılınç, tutuklanarak cezaevine gönderildi. "Bıçakla saldırdı, ben de korkup kürekle vurdum" Savcılıktaki ifadesinde ağabeyinin alkolik olduğunu iddia eden sanık Ali Kılınç’ın, "Ağabeyim alkolikti. İzmir’de bulunan çocuklarının yanına gitti. Orada geçinemediği için köye geri geldi. Burada bizi de defalarca tehdit edip saldırdı. Olay günü de elinde bıçakla boğazıma sarıldı, ben de korktum kürekle vurdum. Yere gömdüm" dediği öğrenildi. Öte yandan Muharrem Kılınç’ın öldürülmeden yaklaşık 7 ay önce köye geldiği öğrenildi.