Yerel Haberler
Eskişehir
03 Mayıs 2026 Pazar - 16:55 BBP Genel Başkanı Destici: "Böyle giderse, nüfusumuz 50 milyonun altına düşer" Büyük Birlik Partisi (BBP) Eskişehir Olağan İl Kongresi’nde konuşan BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, "Bundan 30 sene önce çocuk sayımız aile başı 3 iken, bugün 1 buçuğun altına inmiş. Dünyada nesli en fazla tükenmekte olan ilk 5 milletin içindeyiz, ülkenin içindeyiz. Böyle giderse, 50 milyonun altına düşeriz" dedi. Büyük Birlik Partisi Olağan İl Kongresi Hasan Polatkan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Kongre, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Ardından toplu fotoğraf çekimi yapılan programda ilk olarak Büyük Birlik Partisi Eskişehir İl Başkanı Taha Baksan açılış konuşmasını gerçekleştirdi. Kürsüye çıkan Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, gündeme dair konular hakkında konuştu. "Günyüzü’ne 38 milyon metrekare sanayi bölgesi yapılacak" Eskişehir sanayisi hakkında da konuşan Destici, "En son Türkiye’de biliyorsunuz sanayimiz, üretimimiz, imalatımız Marmara Bölgesi’ne sıkışmış vaziyettedir. İşte burada Sakarya Erenler Belediye Başkanımız var, sağ olsunlar 2024 Mart 31’den beri diğer belediye başkanlarımızla birlikte inanılmaz bir çalışma gösteriyorlar. Günyüzü Belediye Başkanımız da burada aynı şekilde, inanılmaz bir çalışma gösteriyorlar. Kendilerini tebrik ediyorum ve inşallah daha da başarılı olacaklar. Kendilerine emanet edilen, bize emanet edilen belediyelerde inşallah zirveyi yakalayacaklar. Dolayısıyla devletin, hükümetin bu üretimi, imalatı, sanayi bölgelerini Anadolu’ya kaydırma, ama nereden? İşte yukarıdan aşağıya doğru Mersin Limanı, İskenderun Limanı, Hatay, Adana buralara indirme hedefi var. 15 civarında sanayi bölgesi ilave edilecek. Bizim talebimiz, gayretlerimizle sağ olsunlar Cumhurbaşkanımız da Sanayi Bakanımız da bizleri kırmadılar ve bunlardan bir tanesi de Günyüzü oldu. Tam 38 bin dönüm yeni sanayi bölgesi, 38 milyon metrekare" ifadeleri kullandı. "Gerçek hayattan kopup dijital bağımlılığın esiri olan çocuklar var" Geçtiğimiz ay gerçekleşen okul saldırılarına değinen ve olayda ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede bugün hayat mücadelesini kaybeden 11 yaşındaki Almina Ağaoğlu’na rahmet dileyen Destici, şöyle devam etti: "14 yaşındaki bir ortaokul son sınıf, 8. sınıf öğrencisi saldırganın kendi okulunda gerçekleştirdiği silahlı saldırı sonucu 9 öğrencimiz, yavrumuz ve 1 öğrencilerini kurtarmak için öğrencilerin önüne kendini kapayan öğretmenimiz şehit oldu. Kendilerini bir kere daha rahmetle ve şükranla yad ediyoruz. Biz hem şehit öğrencilerimizin ve öğretmenimizin ailelerini ziyaret ederek taziyede bulunurken, aynı zamanda hastanedeki yavrularımızı da ziyaret etmiştik. Maalesef onların içinde 2 tanesi ağır yaralıydı. Bugün 11 yaşındaki Almina Ağaoğlu yavrumuzun da öldüğünü, şehadete erdiğini büyük bir üzüntüyle öğrendik. Onlar cennete gittiler, sabiler, günahsızlar. Cenab-ı Hak cennetin en güzel köşesinde onları misafir etsin. Aileleri büyük acı yaşıyor, inşallah cennetinde de onları buluştursun diyoruz. Tabii biz Büyük Birlik Partisi olarak bu suça sürüklenen çocuklar, aileden kopan çocuklar, okuldan, aileden, gerçek hayattan kopup dijital bağımlılığın esiri olan çocuklar var. Maalesef bu çocukların psikolojileri bozuluyor." "Eskiden aile başına 3 çocuk düşerken bugün 1 buçuklara kadar düştü" Aile yapısı hakkında da konuşan ve Türkiye’de doğruganlık oranının yarı yarıya düştüğünü söyleyen Destici, "Kıymetli kardeşlerim, değerli hemşehrilerim; bakın, nüfus olarak aşağıya iniyoruz. Bundan 30 sene önce çocuk sayımız aile başı 3 iken, bugün 1 buçuğun altına inmiş. Dünya literatüründeki tanımıyla söylüyorum nesli en fazla tükenmekte olan ilk 5 milletin içindeyiz. Yani böyle giderse, hani 100 milyonu geçme hayalimiz vardı ya 50 milyonun altına düşeriz. O zaman ailemizi de kaybederiz, ülkemizi de kaybederiz, topraklarımızı da kaybederiz. Onun için aile yapımıza sahip çıkmalıyız. Çocuklarımızı mümkün olduğu kadar genç yaşta evlendirmeliyiz. Evliliklerini yaptıktan sonra çocuk sahibi olmaları noktasında açıktan teşvik etmeliyiz. Dezavantajlı kesimler, ekonomik olarak en büyük sıkıntıyı yaşayan kesimler, asgari ücretliler. Onun için diyoruz ki; mademki topyekün artıramıyorsunuz, ’bütçe sıkıntısı var’ diyorsunuz, o zaman Asgari Ücret Tespit Komisyonu gibi bir ’Asgari Hane Geçim Rakamı Tespit Komisyonu’ kurulsun" ifadelerini yer verdi. Mustafa Destici, program sonunda bugün hayatını kaybeden Eskişehirli gazeteci Ertuğrul Yılmaz için başsağlığı dileklerinde bulundu. Ayrıca Dectici, Eskişehirspor’a da başarılar diledi. Programa Genel Başkan Destici’nin yanı sıra, AK Parti Eskişehir Milletvekili Ayşen Gürcan, AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak ve birçok protokol üyesi katılım gösterdi.
03 Mayıs 2026 Pazar - 12:25 Migrenle mücadelede ilk adım: Hastalar önce tetikleyicileri bulmalı Nöroloji Uzmanı Dr. Nuray Can Uluğ, migren tedavisinde en kritik aşamanın hastaların kendi ataklarını tetikleyen unsurları belirlemesi olduğunu vurgulayarak, hastalığın sadece bir baş ağrısı değil, yaşam kalitesini düşüren ciddi bir sağlık sorunu olduğunu belirtti. Eskişehir Özel Ümit Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Nuray Can Uluğ, migren hastalığının yönetimi, tedavi yöntemleri ve yaşam tarzı değişiklikleri hakkında açıklamalarda bulundu. Dr. Uluğ, migrenin çocukluk çağlarından itibaren görülebilen, günlük hayatı sekteye uğratan ve doğru tanı konulması gereken bir süreç olduğunu ifade etti. "Doğru tanı büyük önem taşıyor" Her baş ağrısının migren olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Dr. Nuray Can Uluğ, tanı sürecinin titizlikle yönetilmesi gerektiğini söyledi. Uluğ, "Öncelikle migreni taklit eden damarsal hastalıklar gibi durumların olup olmadığı araştırılmalı; gerekirse görüntüleme ve kan tahlilleri yapılmalıdır. Ayda bir veya iki kez görülen seyrek ataklarda sadece ağrıyı dindirmeye yönelik tedaviler yeterli olabilir. Ancak ağrılar haftada birkaç güne yayılıyor ve kişi sık sık acil servise başvuruyorsa, koruyucu ve daha kapsamlı bir tedavi planlanmalıdır" dedi. Migren botoksu ve aşı yöntemi Güncel tedavi seçeneklerine de değinen Dr. Uluğ, halk arasında "migren aşısı" olarak bilinen uygulamalar ile migren botoksunun rutin tedaviler arasına girdiğini ve başarılı sonuçlar verdiğini kaydetti. Migrenin sadece ağrıdan ibaret olmadığını; ışığa hassasiyet, kusma ve keyifsizlik gibi belirtilerle sosyal yaşamı felç edebildiğini hatırlattı. Lodos, açlık ve mayalı gıdalara dikkat Atakları tetikleyen çevresel faktörlere karşı hastaları uyaran Dr. Uluğ, son olarak şunları söyledi: "Adet dönemleri, uzun süreli açlık, lodoslu hava, mayalı içecekler ve aroması yüksek gıdalar migreni tetikleyebilir. Hatta şeker tüketimi ile migren arasında doğrudan bir bağlantı görülebilmektedir. Tedavide asıl amacımız, hastaların bu tetikleyicileri fark ederek kendi sorunlarıyla başa çıkma yöntemlerini öğrenmelerine yardımcı olmaktır."
Unutulmaya yüz tutmuş ‘Tarihi Odunpazarı Pilavı’ vatandaşlara ikram edildi
15 Kasım 2025 Cumartesi - 09:53 Unutulmaya yüz tutmuş ‘Tarihi Odunpazarı Pilavı’ vatandaşlara ikram edildi Eskişehir Odunpazarı Evrensel Kültür Varlıklarını Koruma, Kent ve Varlık Bilincini Geliştirme Derneği (ESODER) tarafından vatandaşlara ‘Tarihi Odunpazarı Pilavı’ ikramında bulunuldu. ESOEDER tarafından düzenlenen etkinlik, tarihi bölgede bulunan Cunudiye Camii önünde gerçekleştirildi. Özel bir tarifle hazırlanan ‘Tarihi Odunpazarı Pilavı’, vatandaşlara ikram edildi. Etkinlikte, unutulmaya yüz tutan gelenek lezzetin yeni kuşaklara da tanıtılmasının amaçlandığı belirtildi. "Bu lezzetimiz her geçen gün biraz daha unutulmakta" Daha önce 10 yıl Eskişehirspor’da, 7 yıl Eskişehir Şeker Fabrikası’nda, 10 yıl da bir markette aşçılık yapan ve ’Turşucu Eko’ lakabıyla tanınan ESOEDER kurucu üyesi Ekrem Yazıcı, Tarihi Odunpazarı Pilavı hakkında açıklamalarda bulundu. Yazıcı, "Dedem Ahmet Kırkımcı, Odunpazarı’nın yerlisiydi ve bahçıvanlık yapardı. O nedenle baharatlara ve aşçılığa doğuştan merakım vardı. Uzunca bir süre geleneksel baharatlar özerinde araştırmalar yaparak geleneksel Odunpazarı Pilavı lezzetimizi kendi tarifimle zenginleştirdim. Bu lezzeti anlatmak zordur, tatmayan bilemez. Odunpazarı’nın yerlileri bir düğün ya da davet düzenleyecekleri zaman pilav değil, Odunpazarı Pilavı isterler ama bu lezzetimiz her geçen gün biraz daha unutulmakta. Biz de dernek olarak bu lezzetimizin yeni kuşaklar tarafından da bilinmesi amacıyla böyle bir etkinlik düzenledik" dedi. "Turizm hamleleri yapılırken sürdürülebilirlik olgusu gözden kaçırılmamalı" ESOEDER Kurucusu Murat Filoğlu, ilgi için teşekkür ederek, "Odunpazarı, yaşayan halkı ve korunmuş tarihi evleri ile Odunpazarı’dır. Odunpazarı’nı oluşturan Tarihi Odunpazarı Evleri’nin ve bu evlerde yeşeren kadim kültürümüzün kent varlık bilincimizde yeri apayrıdır. Bu tarihi evlerin, içinde yaşayan insanlar ile birlikte korunması ve kültürümüzün gelecek kuşaklara aktarılması gerekir çünkü kültür varlığın evidir ve bu evler varlıkları itibariyle eşsiz bir değer barındırmaktadır. Yerel yönetimler tarafından Odunpazarı Bölgesi üzerinde ‘turizm hamleleri’ yapılırken ‘sürdürülebilirlik’ olgusu gözden kaçırılmamalı, tarihi bölgemiz yaşayan kültürel dokusu ile varlığını sürdürebilmelidir" şeklinde konuştu.
Ehliyetsiz sürücü çarptığı bekçi için gözyaşı döktü
15 Kasım 2025 Cumartesi - 00:09 Ehliyetsiz sürücü çarptığı bekçi için gözyaşı döktü Eskişehir’de 18 yaşındaki ehliyetsiz sürücü, plakasız motosikletiyle çarptığı bekçi için gözyaşı döktü. Yaralı bekçi hastaneye kaldırılırken, ehliyetsiz sürücü tedavi için bindirildiği ambulansın sedyesinde 34 bin 389 TL idari para cezasının tutanağını imzaladı. Kaza, Arifiye Mahallesi Yandaş Sokak üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre plakasız motosiklet ile bahse konu Sokak’ta ilerleyen Deniz G. isimli ehliyetsiz sürücü, bekçi ekiplerinin ‘Dur’ ihtarına uymadı. Motosikleti ile H.K. isimli bekçiye çarpan Deniz G., kontrolünü kaybederek yere düştü. Çarptığı bekçi için gözyaşı döktü Yaralanan bekçi ve sürücü için olay yerine Acil Sağlık ekibi sevk edildi. Kafasında ve vücudunun farklı yerlerinden yaralanan H.K. isimli bekçi ilk müdahalesinin ardından Yunus Emre Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Vücudunun çeşitli yerlerinde düşmeye bağlı yaralanma olan motosiklet sürücüsü, çarptığı bekçi için endişelek gözyaşı döktü. Deniz G. plakasının düştüğünü ve ehliyetini harç parasını ödeyemediği için alamadığını iddia etti. Diğer bekçi ekiplerince teselli edilip kolonya dökülen Deniz G. ilk müdahalesinin ardından ambulansa bindirildi. 34 bin 389 TL para cezasını ambulansta imzaladı Sürücüye ehliyetsiz ve plakasız araç kullanmaktan toplamda 34 bin 389 TL idari para cezası kesildi. Motosiklet sürücüsü ceza tutanağı ise ambulansta sedye üzerinde yatarken imzaladı. Deniz G. Eskişehir Şehir Hastanesi’ne sevk edildi. Kazayla alakalı inceleme başlatıldı.
ESOGÜ Hastanesi’nde ‘Dünya Diyabet Günü Farkındalık Etkinliği’
14 Kasım 2025 Cuma - 17:58 ESOGÜ Hastanesi’nde ‘Dünya Diyabet Günü Farkındalık Etkinliği’ Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü dolayısıyla bilgilendirme ve farkındalık etkinliği düzenledi. Etkinlik kapsamında ESOGÜ Hastanesi poliklinikler girişinde kurulan stantta hasta ve yakınlarına bilgiler verildi. ESOGÜ Hastane Başhekim Yardımcısı ve İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Pınar Yıldız; İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Genel Dahiliye, Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalları adına açıklamalarda bulundu. Prof. Dr Yıldız, "Diabetes Mellitus (DM), pankreasın yeterli insülin üretememesi veya vücudun ürettiği insülini etkili bir şekilde kullanamaması sonucu oluşan ve ömür boyu devam eden kronik bir hastalıktır. Günümüzde diyabet, sıklığı ve oluşturduğu sorunlar nedeniyle tüm dünyada önemi her geçen gün artan önemli ve öncelikli sağlık sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Yaşam tarzındaki değişim ile birlikte gelişmiş ve gelişmekte olan toplumların tümünde özellikle tip 2 diyabet görülme hızı artmaktadır" dedi. "Yanlış beslenme ve hareketsizlik obezite ve diyabet tanı hızını arttırmaktadır Prof. Dr. Yıldız, konuşmasının devamında, "Geçmişte ‘insüline bağımlı olmayan diyabet’, ‘erişkin diyabet’ veya ‘tip II diyabet’ olarak da isimlendirilen tip 2 diabetes mellitus tüm diyabet olgularının yüzde 90’dan fazlasını oluşturmaktadır ve en yaygın görülen diyabet formudur. Tip 2 diyabet, obezite ve fiziksel inaktiviteye bağlı olarak genellikle daha sık görülmektedir. Hastalığın temelinde genetik olarak yatkın kişilerde yaşam tarzı ile tetiklenen ve giderek artan insülin direnci ve zamanla azalan insülin salınımı söz konusudur. Yanlış beslenme ve hareketsizlik son yıllarda gençlerde ve hatta çocuklarda da obezite ve diyabet tanı hızını arttırmaktadır. Tanısında gecikme ve hastaların takip uyumundaki sorunlardan dolayı tedavileri de yeterli olamamaktadır. Kontrolsüz diyabet, hiperglisemiye yol açarak zamanla kalp-damar sistemi hastalıkları başta olmak üzere göz, böbrek, sinir sistemi dahil vücudun bütün sistemlerini etkileyen komplikasyonların gelişmesine neden olur" ifadelerini kullandı. "Diyabet toplumsal olarak insan sağlığını olumsuz etkilemekte" Kardiyovasküler hastalıkların sıklığı yaygınlığının ve ölümle sonuçlanma oranının diyabetli bireylerde, diyabeti olmayan akranlarına kıyasla 2 ila 8 kat daha yüksek olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yıldız, sözlerine şöyle devam etti: "Ayrıca, diyabetli bireylerde infeksiyon gelişme riski, diyabeti olmayanlara oranla daha yüksektir. Tüm dünyada böbrek yetersizliğinin ve travma-dışı amputasyon olgularının en yaygın nedeni diyabettir. Diyabetli bireylerde alt ekstremite amputasyon riski diyabeti olmayanlara oranla 25 kat yüksektir. Özellikle gelişmiş ülkelerde diyabet en sık görme kaybı ve körlük nedenlerinden biridir. Dünyada artık bir epidemi olarak nitelendirilen diyabet hem bireysel hem de toplumsal olarak insan sağlığını olumsuz etkilemekte, yaşam kalitesini ciddi anlamda bozmakta ve ekonomik olarak yük getirmektedir. Bu hastalıklar sağlıklı yaşam yıllarından çalmakta, daha kısa ve kalitesiz yaşama sebep olmaktadır." "Hastalığın kontrolünün sağlanması önemlidir" ESOGÜ Hastane Başhekim Yardımcısı ve İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Pınar Yıldız, "Her yıl 14 Kasım Dünya Diyabet günü olarak çeşitli farkındalık aktiviteleriyle anılmakta ve Diyabet hastalığının önemine dikkat çekilmeye çalışılmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Diyabet Federasyonu tarafından 1921’de İnsülini keşfederek sayısız hayatı kurtaran Fredrick G. Banting’in doğum günü olan 14 Kasım Dünya Diyabet günü olarak ilan edilmiş ve 2007 yılından itibaren de resmi olarak kutlanmaktadır. Bu yıl 14 Kasım teması olarak, ‘Diyabet ve Esenlik’ vurgulanmaktadır. Diyabet hastalarının özellikle yaşam kalitelerinin yükseltilmesi ve hastalığın kontrolünün sağlanması önemlidir" şeklinde konuştu. ESOGÜ İç Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Aysen Akalın ve Prof. Dr. Göknur Yorulmaz ile Tıp Fakültesi öğrencileri katıldı.
Dünya genelinde her 10 yetişkinden 1’i diyabet hastası
14 Kasım 2025 Cuma - 11:49 Dünya genelinde her 10 yetişkinden 1’i diyabet hastası Dünyada her 6 saniyede 1 kişinin diyabet hastalığından hayatını kaybettiğine dikkat çeken Endokrinoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Deniz Gökalp "Günümüzde yeni tedaviler var. Örneğin yapay pankreas, vücuttaki kan şeker düzeyine göre uygun dozlarda insülin uyguluyor. Ayrıca kola takılan bir cihazla parmaklarımızı delmeden Sürekli Glukoz Monitörizasyonu sistemiyle hastanın glukoz seviyesi anlık olarak ölçülüp akıllı telefonlardan takip edilebiliyor" dedi. Acıbadem Eskişehir Hastanesi Endokrinoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Deniz Gökalp "çeşitli nedenlerle pankreastan insülinin yetersiz salınması veya insülinin dokularda etkisini gösterememesi sonucu ortaya çıkan kan şeker yüksekliği ile karakterize sistemik bir hastalık" olarak tanımladığı diyabet hakkında önemli bilgiler verdi. Diyabetin Tip-1 Diyabet, Tip-2 Diyabet, gebelik diyabeti ve diğer spesifik tipler olmak üzere 4 sınıfta değerlendirildiğini belirten Prof. Dr. Gökalp "Pankreasın beta hücrelerinin bağışıklık sistemi bozukluğu sonucu meydana gelen insülin eksikliği nedeniyle Tip 1 Diyabet görülmektedir. Tip 2 Diyabet ise insülin etkisine karşı direnç veya insülinin pankreastan salınım defekti sonucu ortaya çıkmaktadır" dedi. Dünya genelinde her 10 yetişkinden 1’inin yani yaklaşık 550 milyon kişinin diyabetli olduğuna işaret eden Prof. Dr. Gökalp "Ülkemizde diyabet artmaktadır. 15 yıl önce yapılan çalışmada yetişkin nüfusta diyabet yüzde 14 oranında görülürken günümüzde yaklaşık yüzde 20 civarında görülmektedir. Bununla beraber ne yazık ki her 3 diyabetli yetişkinden 1’i diyabetli olduğunun farkında değildir. Maalesef her 6 saniyede 1 kişi diyabet hastalığından hayatını kaybetmektedir" diye konuştu. Eskiden diyabetin gelişmiş ve sosyoekonomik düzeyi yüksek ülkelerde daha fazla görülmesine rağmen günümüzde diyabet hastalarının yüzde 75’inin düşük ve orta gelirli ülkelerde görüldüğünü aktardı. "Kişiye özel tedavi tercih ediliyor" Diyabet görülme sıklığının bu kadar artması nedeniyle tedavilerin de güncellendiğini belirten Prof. Dr. Gökalp "Günümüzde bireyselleştirilmiş tedaviler tercih edilmektedir. Hastanın kalp hastalığının olup olmadığı, kilo fazlalığı ve obezite varlığı ile böbrek ve karaciğer fonksiyonlarının durumuna göre tedavi tercihleri yapılmaktadır. Son yıllarda böbrekten şeker atılımını arttıran SGLT2 inhibitörleri dediğimiz ve iştah merkezini baskılayan GLP-1 analogları grubu yeni ilaçlar hastaların kilo vermesini sağlarken aynı zamanda kalp ve damar hastalıklarındaki faydalarıyla ön plana çıkmaktadır" dedi. "Yapay pankreas akıllı telefona yüklenen bir yazılımla çalışıyor" Tip 1 diyabetli hastalarda tercih edilen yapay pankreas yöntemine değinen Prof. Dr. Gökalp yapay pankreasın bir organ olmadığını, pankreası taklit edebilecek şekilde geliştirilmiş bir insülin pompası olduğunu ifade etti. Derinin altına yerleştirilen bir insülin pompasının yine derinin altına konan, bir sensöre bağlı kan şekeri ölçüm cihazı ile yemek, fiziksel aktivite, stres ve uyku gibi durumlarda, ne kadar insülinin gerekli olduğunu belirleyen bir yazılıma sahip akıllı telefondan oluştuğunu anlattı. Sistemin vücuttaki kan şeker düzeyine göre uygun dozlarda insülin uyguladığını aktaran Prof. Dr. Gökalp "Bu sistem Tip 1 diyabet hastaları için daha sağlıklı bir hayat ve artmış yaşam kalitesi anlamına gelmekte. Yani 24 saat boyunca kan şekeri azalıp artmasına göre insülin dozları da otomatik olarak değişecektir. Sistem sürekli kan şekeri ölçümü yaptığı için sensörün uyarısına göre kan şekerimiz yükseldiğinde insülin salınımı başlayacak. Şekerimiz belirli bir seviyenin altına düştüğünde insülin salınımını durdurup kan şekerinin daha fazla düşmesini önleyecektir" dedi. "SGM ile anlık glukoz ölçümü cep telefonundan izlenebiliyor" Gukoz ölçüm tekniklerindeki yeniliklerden de bahseden Prof. Dr. Gökalp uzun yıllar parmak ucundan bakılan glukoz ölçümünün, yerini daha popüler olan Sürekli Glukoz Monitorizasyonu (SGM) sistemine bıraktığını dile getirdi. SGM sistemleri ile kolumuzda cilt altına yerleştirilen bir aparatla glukoz değerinin anlık olarak ölçülüp sisteme kaydedildiğini söyleyen Prof. Dr. Gökalp "Böylece glukoz değerleri aile bireyleri ve sağlık personelleri ile sürekli paylaşımına imkan tanıması nedeniyle hastaların kan glukoz değerlerinin uzaktan izlenmesi sayesinde, diyabetin yönetilmesi ve oluşabilecek olumsuz durumların önlenmesinde yardımcı olmaktadır. Kan glukozunun o andaki düşme veya yükselmeye ilişkin verileri cep telefonuna aktardığı için hem yetişkin hem de çocuk hastaların aile bireyleri glukoz değerlerini anlık görüp glukoz düşmelerine ve yükselmelerine erken müdahale edebilmektedirler" diyerek bilgi verdi.
Aldığı ekmeğin içinden çıkan poşet parçası ile şok oldu
14 Kasım 2025 Cuma - 09:58 Aldığı ekmeğin içinden çıkan poşet parçası ile şok oldu Eskişehir’de birçok şubesi olan fırından aldığı ve evde böldüğü ekmeğin içinden çıkan poşet parçası ile adeta şok olan Yücel Aydın, "Bu bizim gözle gördüğümüz. Pasta ve tatlılarının içinde gözle göremediğimiz kim bilir neler var?" dedi. Odunpazarı ilçesi Gültepe Mahallesi’nde yaşayan Yücel Aydın, evinde giderken, akşam yemeği için Yenikent Mahallesinde bulunan bir fırından yemek için ekmek aldı. Kentte oldukça ünlü ve birçok şubesi olan fırından 2 ekmek alan Aydın, yemek için sofraya oturdu. Aldığı ekmeği eliyle bölen Yücel Aydın, kötü bir sürprizle karşılaştı. Ekmeğinden bir parça bölen vatandaş, bir naylon parça ile karşılaştı. Bir bütün olarak bulunan naylon parçasının hamurun içine karıştığı ve pişme esnasında ekmeğin içinde bulunduğu tahmin ediliyor. Gördüğü manzara karşısında midesinin bulandığını söyleyen Aydın, ekmeği yiyemediğini ve bir daha bahse konu fırından alışveriş yapmayacağını belirtti. Öte yandan Yücel Aydı daha önce, fırından ekmeğin yanı sıra kek ve pasta da aldığının altını çizdi. "Ekmekle beraber fırına girmiş, hamuruna karışmış"" Ekmeği geçtiğimiz akşam Yenikent Mahallesi’nde bulunan bir fırından aldığını söyleyen 51 yaşındaki Yücel Aydın, "Ekmeği aldım, eve geldim. Hanım yemeği hazırlamış. Malum, akşam yemeği aile arasında çok önemlidir. İştahlı bir şekilde sofraya oturdum, iştahsız hâlde kalktım. Ekmeği ilk böldüğümde böyle bir şeyle karşılaştım. İçinde plastik cisim vardı. Tatlı poşeti mi, yoksa plastik mi olduğunu tam anlamadım. Ne olduğunu da hiç incelemedim zaten. Görür görmez iştahım kaçtı, sofradan kalktım. Tekrar fırına gitmedim, gitme gereği duymadım çünkü akşam yorgundum. Hamuruna dikkat edilmemiş diye düşünüyorum, çünkü sonradan düşme olayı değil gibi gözüküyor. Ekmekle beraber fırına girmiş, hamuruna karışmış" dedi." dedi. "Ekmekle beraber fırına girmiş, hamuruna karışmış" Daha önce de oradan alışveriş yaptığını ifade eden Aydın, "Fırının pastaları ve tatlıları da var, normalde onları da alıyoruz. Hijyen şartlarına daha özen göstermeleri lazım. Burası sadece ekmekçi değil, Eskişehir’de bir sürü şubeleri ve çok çalışanları var. Tatlılarda olsun, pastalarda olsun daha dikkatli olmaları gerekiyor. Bu bizim gözle gördüğümüz. Pasta ve tatlılarının içinde gözle göremediğimiz kim bilir neler var? Bu basit gibi gözüküyor. Bir daha oradan alışveriş yapmayı düşünmüyorum" diye konuştu.