Yerel Haberler
Eskişehir
28 Nisan 2026 Salı - 20:10 Eskişehirspor’un kritik karşılaşmasına dede-torun geldiler Eskişehirspor’un Balıkesirspor ile oynayacağı kritik rövanş maçı öncesi, siyah-kırmızılı taraftarlar stadyuma akın etti. Tribünlerin sevilen simalarından 63 yaşındaki emekli Mehmet Özmen, 6 yaşındaki torunuyla birlikte takıma destek olmaya gelerek, "Biz dededen toruna Es-Es’liyiz" dedi. Eskişehirspor, TFF 3. Lig yükselme play-off 1. Tur ilk maçında deplasmanda 2-1 mağlup olduğu Balıkesirspor’u ağırlıyor. Turu geçmek ve şampiyonluk yolunda ilerlemek için mutlak galibiyet parolasıyla sahaya çıkan siyah-kırmızılı ekipte, taraftarın desteği ise tam. Maç öncesi stadyum çevresinde oluşan heyecana, 50 yıllık Eskişehirspor taraftarı Mehmet Özmen ve minik torunu Mehmet Tuna Özmen de ortak oldu. Siyah-kırmızı renklerle maça hazırlanan dede ve torun, kulübe olan bağlılıklarını dile getirdi. "Bu büyük camianın yeri buralar değil" Yarım asırdır Eskişehirspor’un peşinde olduğunu belirten 63 yaşındaki Mehmet Özmen, takımın hak ettiği yere döneceğine olan inancını vurguladı. Özmen, "Vallahi biz dededen toruna Es-Es’liyiz. 50 yıldır bu kulübün peşindeyiz. Benim torunum her maça benimle gelir. Geçen hafta biraz üzüldük ama inşallah en az iki farklı kazanıp turu geçeceğiz. Bizim ümidimiz; play-off’larda şampiyon olarak Eskişehirspor’umuza layık olduğu yerleri getireceğiz. Çünkü bu 35 bin taraftarın, bu kadar büyük bir camianın buralarda pek yeri olmadığını düşünüyorum. Zor günleri atlatıp 1. Lig’de Fenerbahçe’yi, Galatasaray’ı, Trabzonspor’u 4-0, 3-0 yendiğimiz günlere geri döneceğiz inşallah" şeklinde konuştu. 6 yaşındaki Mehmet Tuna’dan 5-0’lık skor tahmini Dedesinin izinden giden ve Eskişehirspor sevgisiyle büyüyen 6 yaşındaki Mehmet Tuna Özmen ise maçı kazanacaklarından emin olduğunu söyledi. Kaleci Bora’ya olan güvenini dile getiren minik Mehmet Tuna, "Maç için geldim ve bu maçı inşallah 5-0 yeneriz. Maç için burada olduğum için çok mutluyum. İnşallah bugünkü maçta Bora abim bütün topları tutacak" ifadelerini kullandı. Dede ve torun, açıklamalarının ardından büyük bir heyecanla tribündeki yerlerini almak üzere stadyuma giriş yaptı.
28 Nisan 2026 Salı - 20:08 Eskişehirspor taraftarı Balıkesirspor maçı için heyecanlı Eskişehirspor’un şampiyonluk yolundaki kritik Balıkesirspor mücadelesi öncesinde taraftarlar stadyum çevresinde takımlarına destek oldu. TFF 3. Lig yükselme play-off 1. Tur’unda Balıkesirspor ile oynanacak rövanş mücadelesi öncesinde Eskişehirspor taraftarları galibiyete kilitlendi. Deplasmandaki ilk maçın ardından kendi sahasında tur atlamak isteyen kırmızı-siyahlılarda, 7’den 70’e her yaştan taraftar stadyuma akın etti. Oğluyla birlikte maça gelen ve 31 yıl önce giyilen orijinal futbolcu formasıyla dikkat çeken Türk Öğün Acet ile şampiyonluk inancını dile getiren Yılmaz Uzun, maç öncesi duygularını paylaştı. "Bu üzerimdeki forma 31 senelik orijinal forma" Oğlu Yunus Acet ile birlikte tribündeki yerini alan 51 yaşındaki Türk Öğün Acet, yıllar öncesinden kalan hatırasıyla takıma destek verdi. Eskişehirspor sevgisinin çok eskilere dayandığını belirten Acet, "Biz bundan 31 sene evvel Konya’ya gittik, 20 bin taraftar. Bu üzerimde gördüğünüz forma 5 numaralı Eskişehirsporlu futbolcumuz Erkal’ın forması, orijinal forma. Bugün de yine Eskişehirspor’umuzu 2. Lig’e çıkarmak için geldik. Yaşımız 51, inşallah iki tane atacağız" ifadelerini kullandı. "Balıkesir oradaki gibi olmayacak, buradan çıkış yok" Takımın gol yollarındaki etkisine güvendiğini ve Balıkesirspor’un Eskişehir deplasmanında zorlanacağını ifade eden Yılmaz Uzun ise şu şekilde konuştu: "Gollerimizi Akın Akman, Jacob, Batuhan; bu üç isimden gol bekliyoruz. Şampiyon biz olacağız. Balıkesir orada kendi evinde oynadığı maç gibi olmayacak. Burası Eskişehir, buradan çıkış yok. Onları eli boş göndereceğiz ve bu turu biz geçeceğiz." Stadyum önünde tezahüratlar eşinde bekleyişlerini sürdüren taraftarlar, maçın başlamasıyla birlikte tribünlerdeki yerlerini alarak takımlarına tam destek verdi.
Bireyin günlük yaşamını etkileyen ’sürekli açlık hissi’ giderek yaygınlaşıyor
29 Aralık 2025 Pazartesi - 10:43 Bireyin günlük yaşamını etkileyen ’sürekli açlık hissi’ giderek yaygınlaşıyor Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzman Dyt. Ayşegül Akkaya Erden, "Sürekli açlık hissi, modern yaşamın hızlanan düzeniyle birlikte giderek yaygınlaşmış ve birçok bireyin günlük yaşamını etkileyen önemli bir sorun haline gelmiştir" dedi. İnsanların çoğu zaman yeterli porsiyonlarla beslendiklerini düşünmelerine rağmen kısa bir süre sonra yeniden açlık hissettiklerini belirttiklerini, bu durumun da hem fizyolojik hem de psikolojik açıdan kafa karıştırıcı bir tablo ortaya çıkardığını söyleyen Diyetisyen Ayşegül Akkaya Erden, "Aslında açlık, yalnızca mide boşaldığında veya enerji seviyesi düştüğünde oluşan basit bir duygu değildir; çok daha karmaşık mekanizmalar tarafından yönetilen, beynin, hormonların, duyguların ve yaşam tarzının tamamını içine alan çok boyutlu bir süreçtir. Bu nedenle sürekli açlık hissi, tek bir neden üzerinden açıklanamayacak kadar kapsamlı bir konudur. Bu durumun temelinde açlık ve tokluk hissini dengeleyen leptin ve ghrelin hormonlarının işleyişi bulunmaktadır. Leptin, yağ dokusundan salgılanarak beyne tokluk sinyali gönderen hormondur. Ghrelin ise mide tarafından üretilip açlık hissini uyaran hormondur. Bu 2 hormonun hassas dengesi, gün içinde ne kadar yemek yiyeceğimizi ve ne kadar sürede yeniden acıkacağımızı belirler" şeklinde konuştu. "Gece geç yatmak kişinin tok olmasına rağmen aç hissetmesine yol açar" Modern toplumdaki uyku sorunlarının bu hormonal dengeyi ciddi biçimde bozabildiğini belirten Diyetisyen Erden, "Özellikle gece geç yatmak, sürekli bölünen uyku düzeni ve yeterli derin uykuya geçememe gibi durumlar leptin seviyelerini düşürerek kişinin tok olmasına rağmen aç hissetmesine yol açar. Aynı zamanda ghrelin seviyesi yükselir ve gün içinde sürekli atıştırma isteği ortaya çıkar. Bu nedenle kronik uyku bozukluğu yaşayan bireylerin iştahlarının artması, tatlı isteğinin çoğalması ve sık sık açlık hissetmesi son derece doğaldır. Uyku düzeni bozuldukça bedensel sinyaller de karışmakta, enerji dengesinin sağlanması daha güç hâle gelmektedir. Sürekli açlık hissinin en önemli sebeplerinden biri de ultra işlenmiş gıdaların beslenme düzeninde giderek daha fazla yer almasıdır. Paketli atıştırmalıklar, fast food ürünleri, şekerli içecekler, rafine karbonhidratlar ve hazır tatlılar gibi ürünler, vücutta kan şekerini çok hızlı yükseltir. Ancak bu yükseliş geçici olup kısa sürede yine ani bir düşüş yaşanır. Kan şekeri düştüğünde beyin acil enerji ihtiyacı olduğunu düşünerek yeniden açlık sinyali üretir. Bu döngü, bireyin gün boyu sürekli bir şeyler yeme isteği duymasına yol açar. Bunun yanında ultra işlenmiş gıdalar beynin ödül merkezini güçlü bir şekilde uyaran bileşenler içerir. Bu uyarı, tıpkı bağımlılıklarda olduğu gibi tekrar tekrar tüketim isteğini artırır. Kişi fizyolojik olarak tokluk yaşasa bile zihinsel olarak yeme dürtüsünü bastırmakta zorlanır. Modern beslenmenin büyük ölçüde bu tarz gıdalara dayanması, açlık ve tokluk hissinin doğal yapısını bozan en büyük faktörlerden biridir" ifadelerini kullandı. "Stres anında yükselen kortizol hormonu, özellikle yağlı ve şekerli yiyeceklere karşı ilgiyi artırır" Ayrıca, stresin iştah üzerindeki etkisi de çoğu zaman göz ardı edilen fakat son derece güçlü bir etken olduğunu vurgulayan Diyetisyen Erden, sözlerine şöyle devam etti: "Günümüzün yoğun iş temposu, sosyal baskılar, ekonomik kaygılar, şehir yaşamının oluşturduğu yük ve dijital dünyanın sürekli talepkâr yapısı, bireylerde kronik stres oluşmasına yol açmaktadır. Stres anında yükselen kortizol hormonu, özellikle yağlı ve şekerli yiyeceklere karşı ilgiyi artırır. Bu tür yiyecekler kısa süreli rahatlama sağladığı için kişi stres altında duygusal yeme davranışına yönelir. Aslında fiziksel olarak aç olmadığı hâlde bir şeyler yiyerek rahatlama ihtiyacı hisseder. Bu durum uzun vadede iştah mekanizmasını daha da bozarak kişinin açlık hissini ayırt etmesini zorlaştırır. Duygusal yeme döngüsü güçlendikçe kişi hem kontrolsüz kilo alır hem de açlık hissi giderek daha sık yaşanan bir hale gelir." "Tek yönlü çözümler yerine bütüncül bir yaklaşım gereklidir" Bütün bu faktörler bir araya geldiğinde sürekli açlık hissinin yalnızca yanlış beslenme alışkanlıklarından kaynaklanmadığı, aksine çok geniş kapsamlı bir yaşam tarzı problemi olduğunu dile getiren Diyetisyen Ayşegül Akkaya Erden, "Hormon dengesi, uyku kalitesi, stres düzeyi, duygusal durum, zihinsel yeme alışkanlıkları ve tüketilen gıdaların niteliği bu sorunun temel belirleyicileridir. Dolayısıyla bu problemle başa çıkmak için tek yönlü çözümler yerine bütüncül bir yaklaşım gereklidir. Uyku düzeninin iyileştirilmesi, ultra işlenmiş gıdaların azaltılması, lif ve protein bakımından zengin bir beslenme planı oluşturulması, stresin çeşitli tekniklerle yönetilmesi, düzenli fiziksel aktivite yapılması ve yeme davranışının farkındalıkla yönetilmesi açlık-tokluk mekanizmasını yeniden dengelemeye yardımcı olur. Ayrıca kişinin kendi bedenini tanıması, fizyolojik açlık ile duygusal açlığı ayırt etmeyi öğrenmesi ve yaşam rutininde küçük ancak kalıcı değişiklikler yapması bu sürecin en önemli adımlarındandır" diye belirtti. "Sağlıklı uyku ve beslenme düzeni oluşturmak, stres yönetimi sağlamak önemli" Sonuç olarak sürekli açlık hissinin modern yaşamın ortaya çıkardığı karmaşık bir örüntüdür ve yalnızca fiziksel bir belirti olarak değerlendirilmemesi gerektiğinden bahseden Diyetisyen Erden, "Bu durumun arkasında yer alan hormonal, psikolojik ve çevresel unsurlar iyi analiz edildiğinde, çözümün de çok yönlü bir yaşam tarzı düzenlemesiyle mümkün olduğu görülmektedir. Bedenin doğal sinyallerini yeniden tanımak, sağlıklı uyku ve beslenme düzeni oluşturmak, stres yönetimine önem vermek ve yeme alışkanlıklarını bilinçli şekilde düzenlemek açlık hissinin kontrol altına alınmasında temel rol oynar" dedi.
Kışın gelmesiyle buzlanma ve kırağı şoförlerin korkulu belası oldu
29 Aralık 2025 Pazartesi - 10:25 Kışın gelmesiyle buzlanma ve kırağı şoförlerin korkulu belası oldu Eskişehir’de kış mevsimiyle araçların üzerinde oluşan buzlanma ve kırağı vatandaşları bu duruma çözüm bulmaya itti. Uzun süredir esnaflık yapan Cengiz Kurutepe ise bu gibi durumlarda buz spreyi kullanılmasını tavsiye etti. Kışın gelmesiyle buzlanma ve buz kırağı, şoförlere sıkıntı olmaya başladı. Bu duruma ise şoförler, sıcak su torbaları gibi fikirler ile çözüm bulmaya çalışıyor. Ancak bu nokta buzu çözme amacıyla bulunan bu yöntemler camın patlamasına sebep olarak vatandaşların istemedikleri masrafların çıkmasına neden oluyor. Bu noktada ise uzun yıllardır esnaf olan Cengiz Kurutepe, vatandaşların bu gibi durumlarda ’buz çözücü’ spreyler kullanmasın tavsiye ediyor. Kurutepe ayrıca, sıcak su torbası gibi çözümlere yönelecek vatandaşların ise su sıcaklığına dikkat etmesi gerektiğini aktardı. "Anahtarlık bölgesine sıkılmak üzere buz sökücüyü de kullanıyorlar" Oluşan buzlanmalara ve kırağılara karşı çözüm önerilerinde bulunan Cengiz Kurutepe, "Kışın gelmesiyle karlar olmasa bile buzlanma ve buz kırağı, şoförlerin korkulu belaları olmaya başladı. Bu duruma şoförler çeşitli çözümler buluyorlar. Şoförler için en kolay ve en güzel çözüm, arabaları buzlanmaya karşı sprey almaktır. Bu sprey camın üzerine sıkılarak buzun rahat bir şekilde eritilmesini sağlar. Ayrıca, anahtarın donma nedeniyle kapıyı açamaması durumunda, anahtarlık bölgesine sıkılmak üzere buz sökücüyü de kullanıyorlar" dedi. "On bin liralık cam masrafından kurtulmuş oluyorlar" Bu ürünlerin maliyetleri hakkında da konuşan Kurutepe, "Vatandaşlar bu spreyleri almadığı zamanlarda, camın üzerine direkt sıcak su dökerlerse, ısı farkı nedeniyle cam kırılmaları meydana gelebilir ve cam çatlayabilir. Bu, ciddi bir sıkıntıya neden olur. Benim sattığım spreylerin fiyatları 90 TL ile 180 TL arasında değişiyor. Aslında çok cüzi miktarlar ödeyerek vatandaşlar, belki de on bin liralık cam masrafından kurtulmuş oluyorlar. Gene de su ile yapacak vatandaşlar var ise de sıcak su yerine daha ılıksı kullanmaları camın çatlama ihtimalini azaltır fakat gene de garanti değildir. Ayrıca, arabanın çakmaklığına takılan bir ürün var. Bu ürün, hem buz kazıyıcısı hem de camın üzerindeki buzu rahat bir şekilde eritebilmek için tasarlanmıştır. Araba çakmaklığından çalışır. Vatandaşlar bu ürünü çok önemsiyor ve arabalarında bulunduruyorlar, özellikle uzun yollara gittikleri zamanlarda yolda kalma ihtimaline karşı iyi bir şey olduğunu düşünüyorlar" ifadelerini kullandı.
Çiçek sürprizi yapmak isteyen bu otomata geliyor
29 Aralık 2025 Pazartesi - 10:16 Çiçek sürprizi yapmak isteyen bu otomata geliyor Eskişehir’de Anadolu Üniversitesi kampüsünün içine yerleştirilen çiçek otomatı görenlerin dikkatini çekiyor. Anadolu Üniversitesi Yunus Emre Kampüsü’nde rektörlük binasına yakın bir noktaya çiçek otomatı konumlandırıldı. Eskişehir’de faaliyet gösteren çiçekçi tarafından kampüse yerleştirilen otomat içindeki çiçekleri görenle, oldukça şaşırarak inceleme yapıyor. Kredi kartı ile yapılan ödeme sonrasında alınan çiçeklerin genellikle fiyatı 750 ile bin 250 TL arasında değişiyor. Özellikle kız öğrencilerin çok yakından incelediği otomat dikkat çekiyor. "Fiyatlar çiçekçilere göre biraz daha yüksek sanki" Anadolu Üniversitesi’nde öğrenci olan 19 yaşındaki İrem Duş, "Daha önce böyle bir şey görmemiştim. Bunu da çeşitli sosyal medya kaynaklarında gördüm. Gerçekten çok hoşuma gitti, tatlı duruyor. Ben bunun tutacağını düşünüyorum. Çünkü çok güzel ama 14 Şubat’a doğru yapılsa bence daha mantıklı olabilirdi. Şu anda da güzel bence. Çiçekler çok güzel duruyorlar. Fiyatlar çiçekçilere göre biraz daha yüksek sanki. Umarım buradan bir çiçek bekliyorum" dedi. "Beğenen buradan alır, beğenmeyen yine gider kendi çiçekçisinden alır" Otomatın alışverişi kolaylaştırdığını söyleyen 21 yaşındaki Emirhan Ballı, "İlk gördüğümüzde şaşırdık. Böyle bir uygulama yapılmasını beklemiyordum. Bir anda buraya getirildi. Bence sevgililer, çiftler ve özel günler için güzel bir uygulama. Tabii artık günümüzde teknoloji de geliştiği için, çiçekleri böyle aletlerin içinden alabiliyoruz. Aslında daha da kolaylaştırıyorlar. Beğenen buradan alır, beğenmeyen yine gider kendi çiçekçisinden alır. Bu anlamda çok bir şeyi etkileyeceğini sanmıyorum" diye konuştu. "Daha düşük bir fiyatta olabilirdi" Otomatın dükkana göre çok daha az maliyetli olduğunu dile getirip fiyatların daha uygun olabileceğine vurgu yapan Anadolu Üniversitesi’nde öğrenci olan Şule Keskin, "Ben bunun daha önce yurt dışında yapıldığını bir yerde okumuştum. Aynı şeyin Türkiye’de de yapılması hoş olmuş. Biz öğrenciyiz ama fiyatlar çok pahalı gözüküyor. Burada dükkânların ödediği elektrik, su ve doğal gaz gibi faturaları yok. O yüzden daha düşük bir fiyatta olabilirdi."