Yerel Haberler
Eskişehir
27 Nisan 2026 Pazartesi - 21:17 Milletvekili Hatipoğlu, Eskişehir Hava Hastanesi tartışmalarına cevap verdi AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, Hava Hastanesi’nin özelleştirme kapsamına alınması sonrası çıkan tartışmalarla ilgili olarak, "Bu şehirde kamu hakkından, kamusal alanların korunmasından bahsedecek en son kişiler Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) zihniyetinin temsilcileridir" dedi. Eskişehir’de yıllarca Hava Hastanesi olarak hizmet veren ve günümüzde Yunus Emre Devlet Hastanesi 2 Eylül Hizmet Binası olarak kullanılan alan özelleştirme kapsamına alınmış, bu karar kamuoyunda tartışmalara sebep olmuştu. Eskişehir Valisi Erdinç Yılmaz, AK Parti Eskişehir Milletvekili Ayşen Gürcan ve AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak’ın girişimleriyle Hava Hastanesi özelleştirme kapsamından çıkarılırken, AK Parti Milletvekili Nebi Hatipoğlu kamuoyundaki tartışmalara yanıt verdi. "Gerçekler saklanmaz, üzeri kirli algı operasyonlarıyla örtülemez" Milletvekili Hatipoğlu, konuyla ilgili sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda, "Son günlerde Devlet Hastanesi ve Hava Hastanesi’nin özelleştirme kapsamına alınmasına ilişkin CHP’li siyasetçilerin sergilediği ’kamu hassasiyeti’ tiyatrosunu ibretle takip ediyorum. Hiç kimse kusura bakmasın bu şehirde kamu hakkından, kamusal alanların korunmasından bahsedecek en son kişiler CHP zihniyetinin temsilcileridir. Eskişehir’in en kıymetli hazinelerinin nasıl parsel parsel satıldığını, şehrin hafızasının nasıl peşkeş çekildiğini çok iyi biliyoruz. Bağlar Mahallesi’nde, Haller’in tam karşısındaki tarihi siloları uluslararası otel zincirlerine satanlar da, halkın elindeki yeri ’Sosyal tesis, yurt yapacağız’ diyerek kamulaştırıp, ardından otele çeviren, altını da eğlence merkezine dönüştürenler de yine aynı CHP zihniyetidir. Dün kamusal alanları parsel parsel satanların bugün çıkıp kamu hassasiyeti üzerinden siyaset üretmeye kalkışması tek kelimeyle pişkinliktir. Ben, bu şehrin bir evladı ve milletvekili olarak altını çizerek ilan ediyorum: Hava Hastanesi alanının özelleştirilmesine karşıyım ve bu alanın kamu niteliğini koruması için tüm girişimleri kararlılıkla sürdüreceğim. Gerçekler saklanmaz, üzeri kirli algı operasyonlarıyla örtülemez. CHP zihniyetinin belediyeler eliyle haraç mezat sattığı 120 arsa, 72 tarla, 38 mesken, 2 otel ve 2 büyük ticari alandan oluşan o utanç listesini kamuoyunun vicdanına sunuyorum. Bu şehir, kimin kamusal alanları koruduğunu, kimin ise şehri parsel parsel sattığını artık tüm çıplaklığıyla görmektedir" ifadelerine yer verdi.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 20:59 AK Parti Eskişehir İl Başkanı Albayrak’tan Eskişehir Hava Hastanesi’yle ilgili açıklama AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak, Eskişehir Hava Hastanesi, eski Devlet Hastanesi, Sivrihisar ve Mihalıççık ilçelerindeki sağlık alanlarının özelleştirme kapsamından çıkarıldığını açıkladı. Eskişehir’de yıllarca Hava Hastanesi olarak hizmet veren ve günümüzde Yunus Emre Devlet Hastanesi 2 Eylül Hizmet Binası olarak kullanılan alan özelleştirme kapsamına alınmış, bu karar kamuoyunda tartışmalara sebep olmuştu. Konuyla ilgili tartışmalar sürerken, AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak konuyla ilgili açıklamada bulundu. Albayrak, resmi sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, "Kıymetli hemşehrilerimiz, Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu ile gerçekleştirilen görüşmeler neticesinde Eskişehir Hava Hastanesi, eski Devlet Hastanesi, Sivrihisar ve Mihalıççık ilçelerimizdeki sağlık alanlarının özelleştirme kapsamından çıkarılması yönünde irade ortaya konmuş olup, aktif sağlık hizmeti sunulan hastanelerimiz ve sağlık alanlarımız katiyen satışa konu edilmeyecektir. Bu süreçte konuyu yakından takip eden, şehrimizin hassasiyetlerini ilgili mercilere doğrudan ileten ve çözüm noktasında büyük gayret gösteren Bakanımız Prof. Dr. Sayın Ayşen Gürcan’a, Valimiz Sayın Erdinç Yılmaz’a ve emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Alınan bu karar şehrimiz için hayırlı olsun" dedi.
Elektrik sayaçlarını uydudan okuma dönemi başladı
05 Ocak 2026 Pazartesi - 11:04 Elektrik sayaçlarını uydudan okuma dönemi başladı Elektrik dağıtım şirketi OEDAŞ, Eskişehir’in Sarıcakaya ilçe kırsalında bir alandaki tüm abonelerin sayaçlarını uydu üzerinden okuyan bir sistemi devreye aldı. Uydu ve uzay teknolojileri şirketi Plan-S iş birliğiyle geliştirilen proje sayesinde özellikle kış aylarında ulaşımı güçleşen bölgeye sayaç okuması için araçla gidilmesine artık gerek kalmayacak. Böylece süreç daha hızlı ve güvenli ilerlerken karbon ayak izi de azaltılacak. Afyonkarahisar, Bilecik, Eskişehir, Kütahya ve Uşak’ta faaliyet gösteren Osmangazi Elektrik Dağıtım AŞ (OEDAŞ), geçtiğimiz yıl uydu ve uzay teknolojileri şirketi Plan-S ile iş birliği yaparak elektrik şebekeleri ve aydınlatmalarda oluşabilecek arızaları uydu üzerinden takip edebileceği bir sistemi devreye aldı. Proje kapsamında Afyonkarahisar’daki kırsal bir bölgede yapılan pilot uygulamada başarılı sonuçlar elde edildi. Projenin ikinci fazında ise bu kez bir köydeki tüm abonelerin sayaçları uydu üzerinden okunmaya başlandı. Sayaç verileri modem aracılığıyla uyduya iletiliyor Proje kapsamında iklimi nedeniyle "Eskişehir’in Akdeniz’i" olarak bilinen, seracılık ve tarım faaliyetleriyle öne çıkan Sarıcakaya ilçesinin kırsal bir bölgesi pilot alan olarak belirlendi. Bölgedeki abonelerin sayaçlarına, elektrik kullanımı gerektirmeyen ve uzun ömürlü pillerle çalışan modemler takıldı. Plan-S uyduları bu modemler üzerinden günde 2 ila 3 kez veri alıyor. Veriler sayaçlardan otomatik olarak okunduğu için görevlilerin Eskişehir şehir merkezine yaklaşık 60 kilometre uzaklıktaki bölgeye gitmesine gerek kalmıyor. Özellikle kış aylarında ulaşımın zorlaştığı düşünüldüğünde yeni sistem iş güvenliği açısından da önemli bir avantaj sağlıyor. Araç kullanımının azalmasıyla birlikte karbon ayak izi de düşürülüyor. Proje kapsamında sayaçlara takılan modemler ve yürütülen çalışmaların maliyeti abonelere yansıtılmıyor. Proje 5 ile yayılacak OEDAŞ’ın hizmet verdiği beş ilde benzer özellikte bölgeler belirlenerek test çalışmalarına başlandı. Projenin ilerleyen aşamalarında, ekipler uydu üzerinden arızayı tespit ederek hızlı şekilde müdahale edebilecek. Sistem, herhangi bir afet durumunda da GSM şebekesinden bağımsız çalıştığı için iletişime katkı sağlayabilecek. Yalçın: "Akıllı, çevreci ve güvenli sistemler geliştiriyoruz" OEDAŞ Direktörü Muzaffer Yalçın, projeye ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Enerji altyapısında dijitalleşme ve sürdürülebilirlik artık birbirini tamamlayan iki öncelik haline geldi. Biz de OEDAŞ olarak, uydu teknolojilerini elektrik dağıtım süreçlerimize entegre ederek hem hizmet kalitemizi hem de erişilebilirliğimizi artıran yenilikçi bir adım attık. Bu proje, teknolojiyi destekleyici bir unsur olmanın ötesine taşıyarak işimizin merkezine yerleştirdiğimiz yaklaşımın güncel bir örneğini oluşturuyor. Önümüzdeki dönemde de enerji dağıtımında daha akıllı, çevreci ve güvenli sistemler geliştirmeyi sürdüreceğiz." Gümüşay: "Enerji altyapısının dijital dönüşümüne katkı sağlayan bir model" Plan-S Genel Müdürü Özdemir Gümüşay ise "OEDAŞ ile gerçekleştirdiğimiz bu proje, uydu tabanlı IoT haberleşme teknolojilerinin artık bir gelecek vizyonu olmaktan çıkıp sahada somut değer üreten bir altyapı çözümüne dönüştüğünün en net göstergesi. Sayaçların uydularımız üzerinden okunması; erişimi güç, GSM kapsamasının zayıf olduğu bölgelerde dahi enerji dağıtım süreçlerinin daha kesintisiz, verimli ve sürdürülebilir şekilde yönetilebileceğini ortaya koyuyor. Bu iş birliğini, ülkemizin enerji altyapısının dijital dönüşümüne katkı sağlayan ve karbon ayak izini azaltan ölçeklenebilir bir model olarak görüyoruz" dedi.
58 yaşındaki Dilek Mutlu’nun deriyle yazılan başarı hikayesi
05 Ocak 2026 Pazartesi - 10:30 58 yaşındaki Dilek Mutlu’nun deriyle yazılan başarı hikayesi Eskişehir’de yaşayan 58 yaşındaki Dilek Mutlu, üç yıl önce Halk Eğitim Merkezi’nde başladığı deri sanatını tutkuya dönüştürdü. Makine kullanmadan, her bir ürünü el iğnesiyle ilmek ilmek işleyen Mutlu, lise diploması engeline rağmen usta öğreticilere taş çıkartan eserler üretiyor. Halk Eğitimi merkezinde aldığı eğitimle deri sanatına adım atan Dilek Mutlu, bugün evindeki mütevazı imkanlarla deri yakma, kabartma (vaketa) ve renklendirme tekniklerini ustalıkla uyguluyor. Hazır deri kullanmak yerine "vaketa" adı verilen ham deriyi kendi elleriyle boyayan ve şekillendiren Mutlu, çantadan cüzdana, kartlıktan gözlük kılıfına kadar geniş bir yelpazede üretim yapıyor. "Asla makine kullanmıyorum, her bir parçayı puzzle gibi birleştiriyorum" Deri işleme sürecinin sadece bir hobi değil, büyük bir sabır sınavı olduğunu belirten Dilek Mutlu, üretim aşamalarındaki titizliğini şu sözlerle ifade etti: "Deri ürünleri oluştururken beni zorlayan hiçbir aşama yok çünkü bu işi çok büyük bir sevda ile yapıyorum. Bir ürünü daha bitirmeden zihnimde bir sonrakinin tasarımını yapıyorum. Benim için en kıymetlisi, hazır boyanmış deri kullanmak yerine ’vaketa’ dediğimiz ham deriyi alıp onu kendi ellerimle renklendirmek ve desen çıkarmaktır. Özellikle kabartma ve yakma teknikleriyle uğraşmak bana büyük keyif veriyor. Çantalarımın kalitesini artıran en önemli unsur ise dikişlerimdir; asla makine kullanmıyorum. Bütün ürünleri elde, tek tek delerek ve iki iğne kullanarak dikiyorum. Bir kartlık deyip geçmeyin; o küçük parçayı oluşturmak için bazen onlarca parçayı bir puzzle gibi bir araya getirip milim şaşmadan birleştiriyorum." "Marka takıntısı el işçiliğinin değerini gölgeliyor" Piyasadaki tüketim alışkanlıklarının el emeği sanatçılarını zorladığına dikkat çeken Mutlu, "Fiyatlarımız aslında yurt dışı piyasasına ve harcanan emeğe bakıldığında oldukça makul. Ancak günümüzde insanların ciddi bir marka takıntısı var. Sürekli bilindik logoların ve seri üretim markaların peşinden gidildiği için bizler gibi butik ve el yapımı üretim yapanların emeği bazen hak ettiği değeri göremiyor. Eskişehir bir öğrenci şehri olduğu için genellikle kartlık gibi daha küçük ve ekonomik ürünler tercih ediliyor. Biz de gençlerimize yardımcı olmaya çalışıyoruz; hem spor hem de laptop çantalarından gözlük kılıflarına kadar her yaşa ve zevke hitap edecek tasarımlar yapıyorum. Her şeyini, boyasından cilasına kadar kendim yaptığım için bu ürünler aslında birer sanat eseri değerinde" şeklinde konuştu. "Sanatın sertifikası el becerisidir, diploma değil" Eğitim hayatı ve usta öğreticilik konusundaki bürokratik engellere de değinen Dilek Mutlu, sanatın sadece kağıt üzerinde değerlendirilmemesi gerektiğini savunarak sözlerini şöyle sonlandırdı: "Halk eğitiminde çok kaliteli bir eğitim aldım; derinin cinsinden, nerede nasıl kullanılacağına kadar her şeyi uygulamalı ve yazılı sınavlarla öğrendik. Aslında bu birikimimle usta öğreticilik yapabilirim ancak önüme lise diploması şartı çıkıyor. 60 yaşına gelmiş, deriyi her türlü işleyebilen biri olarak, lise diplomam yok diye bu bilgiyi resmi yollardan aktaramıyorum. Etrafımda liseyi bitirip birkaç ay eğitimle ustalık belgesi alanlar var ama öğretebilecekleri şeyler çok sınırlı. Bence el sanatlarında kişinin lise diplomasına değil, elinin ustalığına, işinin kalitesine ve üretimindeki zenginliğine bakılmalı. Sanatın gerçek diploması, o elin becerisidir."
Nesli tükenme tehlikesi altında olan bin 200 Ankara keçisine gözleri gibi bakıyorlar
05 Ocak 2026 Pazartesi - 09:58 Nesli tükenme tehlikesi altında olan bin 200 Ankara keçisine gözleri gibi bakıyorlar Eskişehir’de faaliyet gösteren Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) bünyesindeki Anadolu Tarım İşletmesi’nde özenle bakılan nesli tehlike altındaki bin 200 Ankara keçisinin kış bakımı titizlikle devam ederken bu yıl 550 ile 600 oğlak doğması bekleniyor. Nesli tükenme tehlikesi altında olan tarihte Angora ırkı olarak bilinen, halk arasında Ankara keçisinin ırkı Mahmudiye ilçesinde faaliyet gösteren, Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) bünyesindeki Anadolu Tarım İşletmesi’nde koruma altında. Gen kaynağı büyük bir titizlikle korunan Ankara keçilerinin bakımı kışın da büyük bir titizlikle sürdürülüyor. Tiftik keçisi olarak da bilinen küçükbaşlar, Esenbel mevkiindeki Keçicilik Şubesi’nde bakılıyor. 1815 yılında Osmanlı döneminde Sultan 2. Mahmud tarafından "Çiftlikat-ı Hümayun" olarak faaliyetlerine başlayan işletmede 550’si anaç olmak üzere toplamda bin 200 baş Ankara keçisi bulunuyor. Türklerin Anadolu’ya beraberinde getirdikleri ve tarih boyunca Türklerle özdeşleşen Ankara keçilerinin eti ve sütünden daha çok ziyade kürkünden yapılan kaliteli kumaş ile ön plana çıkıyor. Mart ve Nisan ayında doğum yapan Ankara keçilerinden 550-600 oğlak doğması bekleniyor. Dondurucu soğuklarda 5 kişilik ekip bin 200 keçiye gözü gibi bakıyor Eksi seviyelerde düşen hava sıcaklıklarında 5 kişilik ekip bin 200 Ankara keçisinin üzerinden gözlerini adeta bir an bile ayırmıyorlar. Sabah saat 07.00’da başlayan bakım mesaisi akşama gün boyu kademe kademe devam ediyor. Müdürlüğün bilgisi dahlinde hastalılara karşı aylık ve yıllık periyotlarda aşılanan keçiler için tüm riskler minimize ediliyor. Hastalık gibi sürüye zarar verebilecek hayvan saldırılarına karşıda Keçicilik Şubesi’nin çevresi anbean gözetleniyor. "550-600 yeni yavru almayı hedefliyoruz" Anadolu Tarım İşletmesi Müdürü Hüseyin Yılmaz, "Nesli tükenmekte olan Ankara Keçisi, Türklerin Anadolu’ya gelişiyle beraber getirdikleri ve tarih boyunca Türklerle özdeşleşmiş çok özel bir hayvandır. Bu keçi türü, özellikle kıymetli tiftiğiyle ön plana çıkmaktadır. Süt verimi düşük olduğu ve eti halk arasında çok tercih edilmediği için sadece tiftik amaçlı yetiştirilmektedir. Bu nedenle nesli tükenme tehlikesi altındadır ve genetik yapısının korunması büyük önem taşımaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığımıza bağlı TİGEM (Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü) bünyesinde, uzun yıllardır işletmemizde koruma amacıyla yetiştirilmektedir. Şu an işletmemizde toplam bin 200 hayvanımız mevcuttur; bu yıl 550 ana başı keçiyi yavru almak üzere tekeye verdik. Mart-Nisan aylarındaki doğum sezonunda yaklaşık 550-600 yeni yavru almayı hedefliyoruz" dedi. "5 aylık gebelik süresi sonunda yavrularımızı almayı bekliyoruz" İşletmedeki çalışmalar ve keçilerin bakımı hakkında işletmede görevli veteriner hekim Ayhan Biçer, "İşletmemizdeki bin 200 keçinin bakımı 5 kişilik bir ekip tarafından titizlikle yürütülmektedir. Mesai sabah saat 07.00’de kesif ve kaba yemlerin verilmesiyle başlar, akşam 17.00 civarında yemler yenilenir. İki ay sürecek teke katımının ardından, 5 aylık gebelik süresi sonunda yavrularımızı almayı bekliyoruz. Ankara Keçisi, Türkiye’deki toplam keçi popülasyonunun sadece yüzde 2 buçuğunu oluşturmaktadır. Genetik saflığı korumak adına işletmemize dışarıdan kaynağı belirsiz hayvan girişi kesinlikle yapılmamaktadır. Her yıl tekeler ve keçiler, genetik özelliklerine bakılarak özenle seçilmekte; Ankara Keçisi özelliğini tam yansıtmayan hayvanlar sürüden çıkarılmaktadır. Ayrıca temel amacımız hayvanları hastalandıktan sonra tedavi etmek değil, korumaktır. Bu doğrultuda Genel Müdürlüğümüzün bilgisi dâhilinde, teknik personelimiz tarafından aylık ve yıllık aşı programları eksiksiz bir şekilde uygulanmaktadır" ifadelerini kullandı.
Yarış uğruna 3 genci hayattan koparan sürücü, kaçtığı adreste yakalandı
05 Ocak 2026 Pazartesi - 07:15 Yarış uğruna 3 genci hayattan koparan sürücü, kaçtığı adreste yakalandı Eskişehir’de 2 aracın yarıştığı anda 3 yayaya çarpan ve onları hayattan kopardıktan sonra kayıplara karışan Muhammed D. ve beraberindekiler gözaltına alındı. Odunpazarı ilçesi 75. Yıl Mahallesi Selami Vardar Bulvarı üzerinde meydana gelen trafik kazasında, Muhammed D. idaresindeki 26 ADU 714 plakalı otomobil, tramvaydan inen Eray Akyol(21), Ayşegül Seliti(14) ve Samiye Saygı(21)’ya çarpmıştı. Kaza da yaya 3 kişinin de olay yerinde hayatını kaybetti. Kaza yerine yaklaşık 1 kilometre uzakta araç terk edilmiş halde buldu. Yarış yaparken kaza gerçekleşti Ekiplerin başlattığı çalışmalarda, Muhammed D. idaresindeki otomobil ile başka bir aracın yarıştığı ve bahse konu sürücünün aracı geçmek için otomobiliyle tramvay yoluna girdiği öğrenildi. Kazanın ardından Muhammed D.’nin kendi otomobilini yol kenarında bıraktığı ve başka bir araca binerek kaçtığı belirlendi. Polis tarafından yapılan çalışmalardan 71 Evler Nahallesi’nde bir evde olduğu belirlenen sürücü, Odunpazarı İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipler tarafından gözaltına alındı. Kazada Muhammed D.’nin kullandığı araçta bulunan Fırat D., Emin D., Volkan Ş. ile yarıştığı araçta bulunan Sefa A. ve Musa Can A. da gözaltına alındı. 3 kişininim ölümüne neden olan Muhammed D., Yunus Emre Devlet Hastanesi’ndeki sağlık kontrolünün ardından polis merkezine götürüldü.
Gürhan Albayrak, Talat Yalaz’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik açıklamalarına tepki gösterdi
04 Ocak 2026 Pazar - 13:41 Gürhan Albayrak, Talat Yalaz’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik açıklamalarına tepki gösterdi AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak, CHP İl Başkanı Talat Yalaz’ın Venezuela’da yaşanan gelişmeler üzerinden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik ifadelerini eleştirdi. Albayrak, CHP’li yerel yöneticilerin önceliğinin Eskişehir’in yerel sorunları olması gerektiğini belirterek, "Küresel siyaseti konuşmak yerine Eskişehir’de hangi caddeye duba dikip üç gün sonra hangisinden geri sökeceğinize, köstebek yuvasına dönen yolları hangi asırda yamayacağınıza, musluktan akan suyun kalitesini artırıp hemşehrilerimizin derdine nasıl derman olacağınıza kafa yorun" dedi. Başkan Albayrak, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamasında şunları kaydetti: "Genel Başkanı Türkiye’yi Batı’ya şikâyet etme kuyruğuna girmiş, kapı kapı ’randevu dilenip’ yüz bulamayınca ’terk edildik’ diye ağlayan bir partinin yerel temsilcisi olarak, bağımsızlıktan bahsetmeniz tam bir siyasi akıl tutulmasıdır. Recep Tayyip Erdoğan, dünya siyasetinde masayı kuran küresel bir liderdir, sizin gibi ’çapsız siyaset’ anlayışıyla Batı’dan aferin bekleyenlerin bunu anlamasını beklemiyoruz. Siz CHP’liler olarak ancak slogan atarsınız, biz ise ecdadımızdan miras aldığımız o tam bağımsızlık ruhunu bugün Mavi Vatan’da, Karabağ’da, Suriye’nin kuzeyinde ve dünyanın pek çok noktasında yerli ve millî teknolojilerimizle sahada yaşatırız. Sayın Yalaz, siz bırakın küresel diplomasiyi de Eskişehir’de hangi caddeye duba dikip üç gün sonra hangisinden geri sökeceğinize, köstebek yuvasına dönen yolları hangi asırda yamayacağınıza, musluktan akan suyun kalitesini artırıp hemşehrilerimizin derdine nasıl derman olacağınıza kafa yorun. Vizyonunuz bir kaldırımı boyamaktan, başarınız ise Eskişehir trafiğini kördüğüm yapmaktan ibaretken, Türkiye’nin dünya siyasetindeki rotasına dair cümle kurmanız ancak bir mizah konusu olabilir. Önce yönettiğiniz şehirdeki sorunları çözün, sonra cihan siyaseti üzerine konuşmaya heves edin. Kendinizi gülünç duruma düşürmeyin. Haddinizi ve yerinizi bilin."