Yerel Haberler
Eskişehir
26 Nisan 2026 Pazar - 13:16 Geleceğin öğretmenlerine "Ses Hijyeni Eğitimi" Anadolu Üniversitesi’nde öğrenci kulüplerince, "Öğretmen Olacağım, Peki Sesim Buna Hazır Mı?" başlıklı Ses Hijyeni semineri düzenlendi. Anadolu Üniversitesi Öğrenci Kulüpleri Koordinatörlüğü’ne bağlı Anadolu Matematik Kulübü, Psikoloji ve Yaşam Kulübü ve Eğitim Fakültesi öğrenci topluluğu tarafından düzenlenen, "Öğretmen Olacağım, Peki Sesim Buna Hazır Mı?" başlıklı Ses Hijyeni semineri, Eğitim Fakültesi E Blok Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Dünya Ses Günü kapsamında düzenlenen seminerde Anadolu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi öğretim elemanı Arş. Gör. Dr. Tuğçe Nergiz konuşmacı olarak yer aldı. Geleceğin öğretmen adaylarına meslek hayatlarında seslerini nasıl korumaları gerektiği ve doğru ses kullanımının incelikleri anlatıldı. "Sert boğaz temizleme sesi tetikliyor" Yanlış alışkanlıkların sesi nasıl etkilediğini anlatan Arş. Gör. Dr. Tuğçe Nergiz şu uyarılarda bulundu: "Sert boğaz temizleme davranışı aslında sesinizi doğrudan tetikleyen ve ona zarar veren bir alışkanlıktır. Yanlış alışkanlıkların ses telleriniz üzerindeki etkisini şöyle düşünebilirsiniz, öksürmek ya da o meşhur sert boğaz temizleme hareketini yapmak, ses kıvrımlarınız için aslında birer travmadır. Normal ve sağlıklı bir konuşma sırasında ses kıvrımları birbirine sakin ve yumuşak bir şekilde temas ederken siz öksürdüğünüzde veya o sert temizleme hareketini yaptığınızda, bu kıvrımlar bir anda birbirine çok sert bir biçimde çarpar. Bu mekanik çarpışmanın oluşturacağı tahrişi engellemek için çok basit ama etkili bir yöntem var. Bu rahatsız edici hissi gidermek için boğazınızı zorlamak yerine bir yudum su içmeyi veya sadece kuvvetlice yutkunmayı deneyin, bu sayede o bölgeyi tahriş etmeden doğal bir rahatlama sağlarsınız. Ayrıca yanlış nefes kullanımı ve kendimizi zorlayarak konuşmak larenks (gırtlak) kaslarını ekstra çalıştırarak nodül gibi iyi huylu lezyonların oluşmasına zemin hazırlar." "Gürültülü ortam, zorlu ses üretimi demektir" Gürültülü mekanların ses şiddeti üzerindeki etkisine değinen Arş. Gör. Dr. Nergiz, "Gürültülü bir ortamda konuşmak, otomatik olarak ses şiddetinizi artırmanız anlamına gelir. Bu da normal bir ses üretiminden çıkıp ‘zorlu bir ses üretimine’ geçmeniz demektir. Sesimizi korumak için kendimize şefkat göstermeli, kontrolsüz bağırmalardan ve sesimizi zorlayacak taklitlerden kaçınmalıyız. Gürültülü bir ortamda konuşmanın, ortamdaki ses perdesini aşmak adına kişinin kendi ses şiddetini otomatik ve istemsizce artırması anlamına gelir. Aynı zamanda bu durum, ses mekanizmasının biyolojik sınırlarını zorlayarak normal üretim sürecinden ‘zorlu bir ses üretimine’ geçilmesine neden olur. Zorlu ses üretimi sırasında ses kıvrımları birbirine normalden çok daha sert bir biçimde çarpmaktadır. Bu durum ses tellerinin doğal dalgalanma hareketini bozarak seste kabalaşma, çatallaşma ve boyun bölgesinde kronik ağrılara yol açabilmektedir" dedi. Seminer, katılımcıların merak ettikleri soruların yanıtlanmasının ardından sona erdi.
İflasla kapanan ticaret kapısı sanatla yeniden açıldı
13 Ocak 2026 Salı - 09:58 İflasla kapanan ticaret kapısı sanatla yeniden açıldı Eskişehir’in simge mekanlarından Haller Gençlik Merkezi’nde çeyrek asırdır fırçasını elinden düşürmeyen ressam Münir Yeşil, çocukluk tutkusunu profesyonel hayatına nasıl taşıdığını anlattı. Eskişehir’in kültürel duraklarından biri olan Haller Gençlik Merkezi, 25 yıldır aynı köşede portreler çizen bir ustaya ev sahipliği yapıyor. Çocukluğundan beri resim çizen ve bir zamanlar hayatını ticaretle kazanan Münir Yeşil, iflasın ardından sığındığı sanat limanında 77 yaşında olmasına rağmen her gün aynı heyecanla tuvalinin başına geçiyor. Yapay zekaya karşı el emeğinin değerini savunurken, portre sanatının inceliklerini ve yarım asırlık tecrübesini paylaştı. "Ticarette iflas ettim, aç kalınca resim yapmaya başladım" Resim yapmaya ne zaman ve nasıl başladığını anlatan Münir Yeşil, "Ticarette iflas ettim, aç kalınca resim yapmaya başladım. Daha önce konfeksiyon, mobilya gibi işleri yaptım. Elektrikli ev eşyaları sattım. Daha sonra bu işe başlamak zorunda kaldım ve bu işe başladım" şeklinde konuştu. "El emeğiyle yapılan şey çok daha farklıdır" Yapay zekânın görüntü oluşturma ve resim çizme yeteneği hakkında konuşan Yeşil, "Hiç bilemiyorum ama yine de el sanatının yerinin başka olacağını düşünüyorum. Yani ne olursa olsun el emeğiyle yapılan şey çok daha farklıdır. Yapay zekâ nereye kadar gider bilmiyorum" dedi. "Onun portresini çizmeyi isterdim" En çok kimin resmini çizmek istediğinden bahseden Münir Yeşil, "Şener Şen’in yüz hatları portre çizimine çok uygun. Bir de çocukluktan beri inanılmaz saygı duyduğum bir sanatçı. Onun portresini çizmeyi isterdim" diye belirtti. "Daha huzur bulduğum bir iş olurdu" Ticarette risk almadan olmayacağını ifade eden Ressam, pişmanlığı ile ilgili şunları söyledi: "Daha önce konfeksiyon yaptım, biraz önce söylediğim gibi. Mobilya yaptım. Ama ticaret ve işler ters gidince bu işe mecbur kaldığım için başladım. Ama sonradan da şuna pişman oldum: Baştan beri keşke bu işi yapsaydım. Daha huzur bulduğum bir iş olurdu. "Meclise de pek çok Atatürk resmi yaptım" Atatürk resmi yapmaktan çok etkilendiğini ve insanların en çok Atatürk resmi sipariş ettiklerinden bahseden Münir Yeşil, "Atatürk resimlerini çok etkilenerek yapıyorum. Yani şöyle bir kere sipariş çok oluyor Atatürk resimlerine. Ben meclise de çok yaptım. Oradan da sipariş verenler oldu. Burada da hediyelik yaptırmak isteyenler. Yaptıklarımı görüp alanlar. Hazırda bulundurduğum resimler, en çok Atatürk resmi yaptım" diye açıkladı. "Elle yapılan şey bir başkadır" Kırılma noktasından ve yapay zekaya karşı son düşüncelerini paylaşan Münir Yeşil şu sözler ile konuşmasını sonlandırdı: "Kırılma noktası bu işi sanat için değil de iş olarak başladığım zamandı. Eskiden de resim çiziyordum. Sadece portre de değil, tablolar, değişik şeyler yapıyordum ama para kazanmaya buraya gelince başladım. Ayrıca insanların yapay zekâ ile el sanatının arasındaki farkı iyi takip etmeleri, görebilmeleri gerekiyor. İkisi ayrı şey. Yani çok benziyorsa ‘mesele yok’ dememek lazım. Elle yapılan şey bir başkadır."
’Kurumsal verileri yapay zeka sistemleriyle paylaşmayın’ uyarısı
13 Ocak 2026 Salı - 09:47 ’Kurumsal verileri yapay zeka sistemleriyle paylaşmayın’ uyarısı Yapay zeka platformlarında veri gizliliğinin hayati önem taşıdığını belirten İnternet Tabanlı Teknoloji Mimarı Kaan Demircan, kurumsal verilerin bu sistemlerle paylaşılmasının geri dönülemez güvenlik açıklarına yol açabileceği konusunda kritik uyarılarda bulundu. Küresel çapta dijital altyapı tasarımları gerçekleştiren Demircan, yapay zekanın sunduğu büyük imkanların yanı sıra barındırdığı etik riskler ve "halüsinasyon" olarak adlandırılan hatalı bilgi üretme riskine dikkat çekti. Kuzey Kafkas Karaçay-Malkar Derneği’nde düzenlenen bir sunumda konuşan Demircan, teknolojinin hızla ilerlediği bu dönemde veri güvenliğinin bir tercih değil zorunluluk olduğunu ifade ederek, kullanıcıların bu sistemleri kontrolsüz bir şekilde kullanmaması gerektiğini vurguladı. "Bilgilerinizi paylaşmamalısınız" Yapay zekanın etik ve sorumlu bir şekilde kullanılmasının önemine değinen Demircan, özellikle kurumsal bilgilerin gizliliği konusunda katılımcıları uyardı. Bir firmada çalışırken şirketle alakalı bilgilerin sisteme girilmemesi gerektiğini belirten Demircan, "Yapay zekayı etik bir şekilde kullanmak ve kullandırmak çok önemli. Etik ve sorumlu kullanılması gerekli. Bilgilerinizi paylaşmamalısınız" dedi. "Kendi yapay zekamızı kullanıyoruz" Kendi çalışma ortamından örnekler veren Demircan, kurum içi özel modellerin avantajlarını şu sözlerle aktardı: "Kendi çalıştığım şirkette kendi yapay zekamızı kullanıyoruz. Paylaştığımız bilgiler hiçbir yere gitmiyor, birileriyle paylaşılmıyor. Ama şirketin her türlü bilgisine yapay zeka ile erişilebiliyor. Finansal bilgilerden kime ne sattığımız, hangi projeler var. Oraya bir soru sorduğumuz zaman, yapay zeka bütün bilgileri bildiği için çok verimli cevaplar alıyorum ve çok işime yarıyor." "Başarının temeli sürekli bilgiye aç olmak" Teknoloji alanında başarılı olmanın yolunun merak duygusundan geçtiğini belirten Demircan, "Sürekli deneyeceksiniz, yeni araçlar çıkıyor. Sürekli öğrenmeniz gerekiyor, öğrenmeye aç olmak lazım. Başarılı olmanın temeli bu; sürekli bilgiye aç olmak. Yeni projeler çıktıkça sürekli bakın, merak ediyorsanız ve ne yapacağınızı bilemiyorsanız bilen birilerine sorun" dedi. "Yapay zeka halüsinasyon görebilir" Yapay zekanın kusursuz bir sistem olmadığını ve "halüsinasyon" olarak adlandırılan hatalı bilgi üretme riskine sahip olduğunu belirten Demircan şunları kaydetti: "İnsan beynini taklit etmeye çalışıyoruz ama bu mükemmel bir şey değil. Yapay zeka halüsinasyonları diye bir kavram var. Yapay zeka bazen olmayan bir bilgiyi doğruymuş gibi düşünebiliyor. Bu yanlış eğitilmiş veri setinden gelmiş olabilir veya sizin o an kullandığınız geniş dil modelini geliştirme şeklinden de olabilir. Bu yüzden buradan çıkan her şeyi alıp direkt kullanmak hiçbir zaman doğru değil. Mesela bir yazılımcı olarak bir kod yazılıyorsa yapay zekayı kontrol edip anlamanız gerekli." "Bazı ırklara karşı önyargılı davrandığı görülmüş" Demircan, yapay zekanın bazen olmayan bir bilgiyi doğruymuş gibi sunabileceğini vurgulayarak şu sözleri söyledi: "Bu durum yanlış eğitilmiş veri setinden veya geniş dil modelini geliştirme şeklinden kaynaklanabilir. Bu yüzden buradan çıkan her şeyi alıp direkt kullanmak hiçbir zaman doğru değil. Mesela bir yazılımcı olarak bir kod yazıyorsa yapay zeka, kontrol edip anlamanız gerekli. Algoritmik ön yargı, ya da yanlılık olarak da geçen bir durum var. Bazı araştırmalarda yapay zekanın insan kaynakları başvurularında bazı ırklara karşı önyargılı davrandığı görülmüş. Her şey kullanılmamalı, çünkü yapay zeka farklı yalan haber kaynaklarından veya yanlış bilgilerden besleniyor olabilir." Büyük ilgi gören etkinlik, sunumun ardından gerçekleştirilen soru-cevap bölümü ve misafirlere sunulan ikramlar ile sona erdi.
Anadolu Üniversitesi EMYO, TURAK tarafından akredite edildi
12 Ocak 2026 Pazartesi - 16:25 Anadolu Üniversitesi EMYO, TURAK tarafından akredite edildi Eskişehir Anadolu Üniversitesi, kalite güvencesi ve sürekli iyileştirme odaklı yaklaşımı doğrultusunda yürüttüğü çalışmalar kapsamında, Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) tarafından yürütülen Kurumsal Akreditasyon Programı’nı başarıyla tamamladı. Kurumsal düzeyde elde edilen bu önemli kazanımın ardından, 2025 yılı içerisinde üniversitenin akredite edilmiş program sayısı 7’den 16’ya yükseldi. Bu süreçlerin devamı niteliğinde, 2026 yılının ilk günlerinde Anadolu Üniversitesi Eskişehir Meslek Yüksekokulu (EMYO) bünyesinde yer alan Turizm ve Otel İşletmeciliği ile Aşçılık Ön Lisans Programlarının akreditasyon başvurularına ilişkin değerlendirme süreci, Turizm Eğitimi Değerlendirme ve Akreditasyon Kurulu (TURAK) tarafından tamamlandı. Değerlendirme süreci kapsamında, 30 Kasım - 1 Aralık 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilen saha ziyareti ve incelemeler sonucunda programlara yönelik akreditasyon kararları alındı. Aşçılık Programına tam akreditasyon TURAK tarafından yapılan değerlendirme sonucunda, EMYO Aşçılık örgün öğretim ön lisans programı ise 31 Aralık 2025 - 31 Aralık 2028 tarihleri arasında geçerli olmak üzere üç yıl süreyle Tam Akreditasyon almaya hak kazandı. Aynı değerlendirme süreci kapsamında Turizm ve Otel İşletmeciliği örgün öğretim ön lisans programı için 31 Aralık 2025 - 31 Aralık 2027 tarihleri arasında geçerli olmak üzere iki yıl süreyle Şartlı Akreditasyon kararı verildi. Değerlendirme sürecinde geniş katılımlı görüşmeler yapıldı TURAK değerlendirme takımı, saha ziyareti süresince üniversite üst yönetimi, akademik ve idari personel, öğrenciler, mezunlar ve dış paydaşlarla görüşmeler gerçekleştirdi. Bu kapsamda Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Yusuf Özkay, Prof. Dr. Erkan Erdemir ve Prof. Dr. Köksal Büyük ile yapılan görüşmeler de değerlendirme sürecine dâhil edildi. "Akreditasyonlar kalite odaklı yaklaşımımızın somut bir göstergesi" Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, alınan akreditasyon kararlarının üniversitenin kalite güvencesi anlayışının bir sonucu olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Eskişehir Meslek Yüksekokulumuz bünyesinde yürütülen Aşçılık ve Turizm ve Otel İşletmeciliği programlarının TURAK tarafından değerlendirilmesi ve akreditasyon kararlarıyla tescillenmesi, üniversitemizin eğitimde kaliteyi merkeze alan yaklaşımının somut bir göstergesidir. Özellikle Aşçılık Programımızın tam akreditasyon alması, akademik kadromuzun, idari personelimizin ve paydaşlarımızın özverili çalışmalarının bir sonucudur. Turizm ve Otel İşletmeciliği Programımızda da kaliteyi daha ileriye taşımaya yönelik çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz." Kalite güvencesi ve sürekli iyileştirme vurgusu TURAK raporlarında; programların öğretim planları, akademik kadro yapısı, altyapı imkanları, kurumsal destek mekanizmaları ve sürekli iyileştirme süreçlerine yönelik çalışmaların dikkat çekici olduğu ifade edildi. Anadolu Üniversitesi’nin mesleki ve uygulamaya dayalı eğitim anlayışıyla turizm alanında nitelikli insan kaynağı yetiştirmeye yönelik kalite odaklı yaklaşımını sürdürdüğü yine aynı raporda belirtildi.