Yerel Haberler
Eskişehir
Minikler 23 Nisan’ı coşkuyla kutladı 23 Nisan 2026 Perşembe - 18:22:34 Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Anadolu Üniversitesi Kreş ve Gündüz Bakımevi ile Anadolu Üniversitesi Engelliler Araştırma Enstitüsü minik öğrencilerinin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı coşkusuna ortak oldu. Ellerinde Türk bayrakları ve balonlarla birlikte Kreş ve Gündüz Bakımevinden Rektörlüğe kadar yürüyen minik öğrenciler Rektörlük önünde 23 Nisan’a özel şarkılar söylediler. Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erkan Erdemir, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Mustafa Bostancı ve Genel Sekreter Ecevit Öksüz çocukların 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayarak kendilerine hediyeler verdi. Ardından minikler Rektörlük Makamına oturdular ve 23 Nisan mesajlarını paylaştılar. "Geleceğin emanetçileri bizlerle" Kreş ve Gündüz Bakımevi öğrencileriyle bir araya gelen Rektör Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, çocukları Anadolu Üniversitesinde ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek onların, geleceğin en değerli emanetleri olduğunu vurguladı. Üniversite olarak çocukların gelişimine katkı sunacak her türlü çalışmayı önemsediklerini belirten Adıgüzel, bu tür buluşmaların hem çocuklar hem de üniversite camiası için anlamlı olduğunu ifade etti. Öğrencileri temsilen söz alan Durulay İncedere ve Meriç Keçili, Rektör Adıgüzel ile samimi bir sohbet gerçekleştirdi. Büyüdüğünde moda tasarımcısı olmak istediğini belirten Durulay İncedere, tüm dünya çocukları için daha güzel bir gelecek temennisinde bulunurken itfaiyeci olmayı hayal eden Meriç Keçili ise arkadaşları adına bayram kutlaması yaptı. Kreş ve Gündüz Bakımevi öğrencilerinden sonra ise Anadolu Üniversitesi Engelliler Araştırma Enstitüsü minikleri Senato Odasında Rektör Adıgüzel ile bir araya gelerek 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutladılar.
23 Nisan 2026 Perşembe - 18:19 İletişim Buluşmaları’nda Yönetmen İncekol öğrencilerle bir araya geldi Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi (İBF) tarafından düzenlenen "İletişim Buluşmaları" kapsamında "Kamera Önü Oyunculuğu ve Reji Atölyesi" başlıklı etkinlik gerçekleştirildi. Yönetmen Jale İncekol’un konuk olduğu atölye İBF Uygulama Birimi Stüdyo 1’de düzenlendi. Atölye kapsamında Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Sahne Sanatları Bölümü öğrencileri ile İBF Sinema ve Televizyon Bölümü öğrencileri bir araya geldi. "İnsan kalabilen her zaman kazanacak" Yönetmen Jale İncekol konuşmasında yapay zekânın insanın asla yakalayamayacağını belirtti. İncekol bunun sebebini ise şu sözlerle açıkladı: "Ben bizim yaptığımız iş adına hiçbir zaman insanın önüne geçemeyeceği düşüncesinde olan biriyim. Çünkü biz milyonlarca yılın özelliklerini taşıyoruz DNA’larımızda. Sahip olduğumuz o içsel bilgiye sahip olmasına olanak yok. Kaldı ki bahsettiğimiz yalnızca bilgi değil. Bizde var olan, sadece bize özgü olan, benim elimin ürettiği bir şey. İnsan kalabilen, yani şu anda bildiğimiz formunda insan kalabilen her zaman kazanacak ama bu kazanç tabii ki ekonomik kazanç değil, değer de kazanacak." "Sizi asıl besleyecek olan gözlem yapmak" Yapay zekânın bir asistan olarak kullanılabileceğini söyleyen Jale İncekol bunun dışında insanları asıl besleyen hususun gözlem olduğunu ifade etti. İncekol gözlemin izleyici üzerindeki etkisini "Asistan olarak orada sizin için bir anlamı olsun yapay zekânın. Onun dışında sizi besleyecek olan okumak, gözlem yapmak. Hem de her yerde gözlem yapmak. Bunlarla beslenecek olan insanlarız ki bizim ürettiğimiz işlerden diğer insanlar etkilenebilsin ve değerli olduğunu düşünebilsin." sözleriyle anlattı. "Gençlerin ısrarı çok önemli" Genç isimlerin sektörde yer edinme konusundaki endişesine de değinen Yönetmen Jale İncekol öğrencilere tavsiyelerde bulundu. Gençlere ısrarcı olmalarını öğütleyen İncekol talebin bu konudaki önemine şu sözlerle dikkat çekti: "Size tavsiyem; gidin çalın kapılarını, dalın setlerine. Gösterin kendinizi. ’Biz izlemek istiyoruz, görmek istiyoruz, öğrenmek istiyoruz’ deyin. Sizin ısrarınız, sizin talebiniz, sizin tercihiniz çok önemli. Evet çok şanslısınız ama bunu katlamak, bunu artırmak, mutlaka hedefiniz doğrultusunda bir şeyler yapabilmek sizin sorumluluğunuzda ve size bağlı. Sektörde gerçekten çalışan, işini özveriyle yapan, seven herkes başarılı oluyor. Sayı çok ama iyi çalışan kişi sayısı çok fazla yok." "Daha derinlikli işler izleyebiliriz" Televizyonda yayınlanan yapımların yüzeyselliğine değinen Jale İncekol bu konudan duyduğu rahatsızlığı ise şöyle dile getirdi: "Ben televizyonu ne zaman açsam birbirine bağıran, yüksek perdeden, altını doldurmadan, satır aralarını okumadan yapılmış, çekilmiş sahneler görüyorum. Bu beni rahatsız ediyor. Biliyorum ki o sahneler çok daha farklı biçimlerde yorumlanıp çekilebilse, bunun için zaman olsa, bunu yapan insanlar gerçekten bununla ilgili zaman bulsa, emek harcasa, düşünseler daha farklı, daha derinlikli işler izleyebiliriz." İletişim Buluşmaları’nın devamında "Kamera Önü Oyunculuğu ve Reji Atölyesi" başlıklı atölyede Yönetmen Jale İncekol öğrenciler ile interaktif olarak kamera önü ve reji çalışmaları yaptı. Atölye, Jale İncekol’a teşekkür belgesinin takdim edilmesinin ardından sona erdi.
Anadolu Üniversitesi piyano öğrencilerinden uluslararası yarışmada büyük başarı
29 Ocak 2026 Perşembe - 14:42 Anadolu Üniversitesi piyano öğrencilerinden uluslararası yarışmada büyük başarı Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nin piyanı öğrencileri, Çukurova Üniversitesi 7. Uluslararası Adana Rhapsody Piyano Yarışması’nda 1’ncilik ve 2’ncilik ödüllerini kazandı. Emre Şen, Gökhan Aybulus, Cem Babacan, Rüya Taner, Eser Bilgeman ve Ulviyye Akbaş gibi önemli piyanistlerin jüri üyeleri arasında yer aldığı yarışmaya, tüm kategorilerde olmak üzere Türkiye’nin önde gelen konservatuvar ve müzik okullarından 72 piyanist katıldı. Rekor düzeyde bir katılıma sahne olan organizasyonda, Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Piyano Ana Sanat Dalı’ndan 9 öğrenci yer aldı. B kategorisinde 26 yarışmacının yer aldığı yarışmada, Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Piyano Ana Sanat Dalı Öğretim Üyesi Prof. Oytun Eren’in 5’inci sınıf öğrencisi Civan Mert Şen 1’incilik, yine aynı kategoride 7’nci sınıf öğrencisi Ece Miray Yılmaz ise 2’ncilik ödülüne layık görüldü. Uluslararası Adana Rhapsody Piyano Yarışması hakkında Her yıl Adana Devlet Konservatuvarı Müdürü Prof. Ulviyye Akbaş tarafından başarıyla organize edilen Rhapsody Piyano Yarışması’nın farklı ülkelerden gelen genç piyanistleri aynı platformda buluşturmayı; klasik piyano müziğini teşvik etmeyi, sanatsal gelişimlerine nitelikli katkılar sunmayı ve kariyerlerinin başındaki yeteneklere uluslararası ölçekte görünürlük kazandırmayı amaçladığı belirtildi. Yarışmanın katılımcılar için yalnızca bir performans alanı değil, aynı zamanda paylaşımın, öğrenmenin ve ilhamın merkezinde yer alan önemli bir sanat buluşması olma niteliği taşıdığı ifade edildi.
Kışın su tüketiminin azalması sağlığı tehdit ediyor
29 Ocak 2026 Perşembe - 10:29 Kışın su tüketiminin azalması sağlığı tehdit ediyor Kış aylarında terlemenin azalmasıyla düşen su tüketiminin çeşitli sağlık problemlerine sebep olabileceğine değinen Diyetisyen Deniz Mutluer, "Günde ortalama 2-2 buçuk litre su içiminin normal olduğunu ve ideal olduğunu kabul ediyoruz" dedi. Eskişehir Özel Ümit Hastanesi’nde görevli Diyetisyen Deniz Mutluer, özellikle kışın düşen terlemeye bağlı olarak kişinin tükettiği su miktarının oldukça azaldığına değindi. Susuz kalan insan vücudunun, birçok problemin başı olduğundan bahseden konunun uzmanı, günde en az 2 litre su tüketiminin gerektiğine değindi. Özellikle çocukların su yerine asitli ve şekerli meşrubatları tercih ettiğinin altını çizen Mutluer, su içme alışkanlığının küçük yaşlarda edinilmesi gerektiğini söyledi. Susuzluk sonrası, kişinin en çok yaşadığı sorunların başında kabızlık ve ciltteki kuruluklar geliyor. Öte yandan suyun tadını sevmeyen vatandaşlara da tavsiyelerde bulunan Mutluer, içine elma, salatalık, limon, çubuk tarçın gibi içerikler ekleyerek suyu daha lezzetli hale getirebileceğinden bahsetti. "Günde 2-2 buçuk litre su içiminin ideal olduğunu kabul ediyoruz" Konuyla alakalı konuşan Eskişehir Özel Ümit Hastanesi’nde görevli Diyetisyen Deniz Mutluer, "Bir anda içmektense saat başı bir su bardağı su içecek şekilde zamanlayıcı kurabiliriz ya da bunu hatırlatacak başka bir şey yapabiliriz. Bu şekilde vücuda aslında suyu kullanmayı öğretmeliyiz. Bir de bazı kişiler ’Ben su içemiyorum, suyun tadını sevmiyorum’ diyorsa, burada mesela bir su bardağı suyun içerisine elma, salatalık, limon, çubuk tarçın gibi içerikler ekleyerek suyu birazcık daha lezzetli hale getirebiliriz. Biz burada günde ortalama 2-2 buçuk litre su içiminin normal olduğunu ve ideal olduğunu kabul ediyoruz. Ama bu tabii ki de kişinin spor yapmasına, terlemesine ve idrara çıkmasına göre kişiden kişiye değişiklik göstermektedir. Eğer su tüketimini gerçekten çok kısıtlı tutarsak kabızlık problemi yaşayabiliyoruz, ciltte kuruluk ya da ödem gibi sağlık problemleriyle karşılaşabiliyoruz" dedi. "Su içmeyi düzenli bir alışkanlık haline getirmek öneme sahip" Çocuklara su içme alışkanlığının kazandırılması gerektiği hakkında konuşan Mutluer şöyle devam etti: "Aslında su içme alışkanlığı gerçekten çocukluk döneminden beri başlayan bir şeydir. Ama böyle 15-16 yaşında, okul çağındaki çocuklar genellikle su yerine birazcık daha asitli gıdalara ya da başka meşrubatlara yönelebiliyor. O yüzden onları gerçekten bu konuda bilgilendirmek ve bunu düzenli bir alışkanlık haline getirmek bizim için büyük bir öneme sahip. Burada kişinin en çok su içmeyi unuttuğu saatler, mesela öğlen arası, işteyken ya da okuldayken o saatlerde ilk birkaç gün su içmeye kendini zorlamasını isteyeceğiz; bir su bardağı su bile olsa. Bunu zaten 3-4 gün düzenli yaptığında sonradan otomatik olarak o saatlerde gerçekten büyük su içme isteği oluşacaktır kişide. Sindirim ve dolaşım bozulduğu için kabızlık problemi gözükebilir. Bunun dışında gerçekten metabolizmamız etkileniyor ve vücut daha çok yağlanmaya ve ödeme yol açabiliyor. Aynı zamanda tabii ki de özellikle kış aylarında az su tükettiğimiz için, özellikle yüz bölgesinde, dudaklarda kuruma ve ellerde kuruma ile çatlamalarla karşılaşabiliyoruz. Yazın tabii ki de su ihtiyacımız kışa göre daha fazla oluyor; çünkü terleme ve idrar artıyor. Fakat burada kişinin yaşı, boyu, kilosu ve metabolizması gerçekten ne kadar su içmemiz gerektiğinde çok fazla değişiklik gösteriyor. Ama ortalama 2-2,5 litre su içmek bizim için yeterli olur diyebiliriz."