Yerel Haberler
Eskişehir
22 Nisan 2026 Çarşamba - 09:36 Minik ayakları ile uyduğu ritimler binlerce beğeni aldı Eskişehir’de sokak çalgıcısı ritimlerine ayak uydurarak eğlenen ve o anları sosyal medyada binlerce beğeni alan minik Adel’in annesi ve babası, çocuklarının sanata olan ilgisi hakkında konuştu. Geçtiğimiz günlerde Elvan ve Göktuğ Akçay çifti kızları Adel Akçay ile birlikte Porsuk Bulvarı’nda gezintiye çıktı. Sokak çalgıcılarının oldukça yoğunlukta olduğu bulvar üzerinde bir ritimden etkilenen 2 yaşındaki Adel, kendine has figürlerle dans etmeye başladı. Annesi tarafından cep telefonuna kaydedilen sevimli görüntüler sosyal medyada binlerce kişinin beğenisini kazandı. Özellikle Eskişehir’de neredeyse herkes tarafından tanınan minik kız çocuğunun dansı ve müziğe olan merakını anne ve babası anlattı. Sosyal medya üzerinden binlerce güzel yorum aldıklarını ifade eden Akçay çifti, kızlarının daha 4 aylıkken bugüne çalan bir ritme ayak uydurduğunu belirtti. Kızlarının ilgi duyduğu alanda gelişmesi için gelecekte çaba göstereceklerini söyleyen anne ve baba, çocukların sanata olan ilgisinden ise memnun. "Çok güzel yorumlar aldık" Kızının binlerce beğeni alan videosu ve sanata olan ilgisi hakkında anne Elvan Akçay şöyle konuştu: "Biz o gün tamamen kızımızı gezdirmeye çıkarmıştık aslında. Normalde de sürekli evde dans ettiği için dans ederken bir videosunu çektik. Tamamen anı kalsın diye atmıştık aslında ama tutacağını hiç bilmiyorduk. Bizim için güzel de oldu, çok güzel yorumlar aldık. Çok beğendiler özgüvenini, montunu. ’Hoppala’ tarzında hareketli bir şeyimiz vardı, o tarzda müzik duyduğunda sürekli dans ediyordu ama dans hiç çıkmadı bizim hayatımızdan. Her duyduğu sesle, özellikle darbuka seslerini çok seviyor. Elektronik müzik çok seviyor." "Kapı gıcırtısına bile oynuyoruz biz" Kızının ilgi alanında gelişmesi için çaba sarf edeceğini söyleyen baba Göktuğ Akçay, "Bizim için pozitif bir eğlence oldu. Genç bir kızın eğlenebildiği bir şehirde olmak bizi mutlu ediyor aslında, o da Eskişehir’in ayrı bir güzelliği. Biz herhangi bir şeye yönlendirme taraftarı değiliz, sosyal hayatında yapacağı hobilerde, edineceği hobilerde her şey kendi kararı. Biz sadece iyi olabileceğini düşündüğümüz şeyleri gösterip onun talep ettiği şeyde de onu destekleyeceğiz. Özgür bir kız olarak büyüyecek, güçlü ve özgür olacak. Müziğe ilgisi var. Yani, kimden geliyor, neyden geliyor, nasıl geliyor bizim için çok bir önemi yok. Hani kapı gıcırtısına bile oynuyoruz biz" dedi.
Bebeği üşümesin diye annesine taşındı, döndüğünde evinin kül olduğunu gördü
08 Şubat 2026 Pazar - 10:40 Bebeği üşümesin diye annesine taşındı, döndüğünde evinin kül olduğunu gördü Eskişehir’de evi sobalı evi yeterince ısınmadığı için eşi ve bebeği ile birlikte annesinin yanına kışı geçirmek için taşınan Sezer Karakaya, kontrol için geldiği dairesinin yanıp kül olduğunu ve kimsenin bu yangından haberdar olmadığını fark etti. Fabrikada işçi olan Sezer Karakaya, evinin tadilatını nasıl yapacağını kara kara düşünüyor. Odunpazarı ilçesi Emek Mahallesi Gezi Sokak üzerinde bir apartman dairesinde, 1 buçuk yıl önce evlendiği eşi ve bebekleriyle birlikte ikamet eden 27 yaşındaki Sezer Karakaya’nın başına talihsiz bir olay geldi. Kiraladığı ev sobalı olan Karakaya, bebekleri üşümesin diye annesinin kaloriferli evine kışı geçirmek üzere taşındı. Arada evini kontrol eden 27 yaşındaki adam geçtiğimiz ay gördüğü manzara ile şok oldu. Evinin kapısını açan Sezer Karakaya, içerinin tamamen yandığını gördü. Bacadan çıktığını tahmin ettiği yangının, kendi kendine yanıp sönen alevden komşularının da haberi olmayan talihsiz adam durumu itfaiyeye bildirdi. Karakaya’nı iddiasına göre, yangının üzerinden 72 saat geçmesinden dolayı itfaiye ekipleri bir işlem yapamayacaklarını bildirdi. Evi kül olan fakat bunu rapora dökemeyen asgari ücretle geçinmeye çalışan adam, ne yapacağını adeta kara kara düşünüyor. "Hiçbir hak talebinde bulunamadık" Konuyla alakalı konuşan Sezer Karakaya, "Normalde evde ben, eşim ve bir de bebek var. 1 buçuk senelik evliyiz. Kışın soba olduğu ve yakamayacağımız için annemlerin evinde kalıyorduk. Kışın arada böyle eve bakıp geliyoruz. Eve en son geldiğimizde manzara bu şekildeydi. Sanırım bacadan ateş girmiş. O gün de bayağı bir lodos fırtınasının olduğu gündü. Görmeyen komşularımın da dediği gibi durum buydu. İşte biz geldik, manzara ve olay buydu. İtfaiyeyi aradık ama itfaiye gelmedi. ’Hani yanıyor mu?’ dediler. Yok, sönmüş. Kendiliğinden, artık nasıl bir oksijensiz kaldıysa sönmüş. İtfaiyeyi aradık, itfaiye de gelemeyeceğini bildirerek kolluk kuvvetlerini yolladı. Kolluk kuvvetlerini aradık, ambulans yolladı. Ambulansı aradık, yani hiçbir sonuç alamadık. Ondan sonra karakola gittik. Karakolda 72 saat boyunca itfaiyenin bir şey yapmadığını söyleyince, ’Bizim de elimizden bir şey gelmiyor.’ dediler. Sonuç bu. Biz oraya gittik, buraya gittik. Herkes rapora baktı ama evimiz perişan halde. Koltuklar olsun, televizyonum olsun; hiçbir şey yapamadık, hiçbir hak talebinde bulunamadık. Baca açıktı, bacayı zaten ben kapattım. Bezle kapalıydı, herkes öyle düşünüyor; biz de öyle düşündük. Yani geldiğim zaman zaten belliydi. Ateş buradan başlamış. Bunun sıcaklığı üzerine her tarafı zift gibi yapmış, siyah gibi malzemeleri kullanılmaz hale getirmiş. Yani itfaiye de bize çözüm olmadı. Biz de mağdur duruma düştük ve ne yapacağımızı bilemedik. Hiç kimse haber vermedi, aradan iki gün geçti. yangın bitmiş, biz nasıl olduğunu yukarıdaki komşumdan öğrendik. O da dumanın geldiğini, çatıya baktığını, sonra içeri girdiğini bildirdi. Kimse görmemiş, zaten bunun karşı tarafı boş arsalar. Yani ev veya bina olsa hani camdan falan görürlerdi" dedi. "72 saat geçip ihbarda bulunulmadığı için işlem yapılmadı" Yangın sonrası evinin tadilatını kara kara düşünen Karakaya şöyle devam etti: "Nereden baksanız zararım yine 150 bini geçer. Çünkü koltuk yok, televizyon yok. Ben bunları taksitle almıştım ve taksiti yeni bitti. 1 buçuk senelik evliyim, eşyaları bir senelik taksitle almıştım; bir sene içinde taksiti bitti. Ben fabrikada asgari ücretle çalışıyorum. Duman duymuşlar ama o gün fırtınanın etkisiyle duman merdiven başına artık. Biz de tahmin yürütüyoruz. Sanırım duman tepeye, çatıya falan çıkmış. Onlar da ‘Acaba alttaki kattan mı geliyor, acaba sorsak mı?’ diyememişler, bilememişler. Ateşin bacadan girdiğini zaten kimse göremez ama besbelli. Bacadan girmiş; odanın kapısı ve diğer odaların da kapısı açıktı. Rutubetlenmesin diye, evde kalmadığımız için odaların kapısını açık bıraktık ama camlar kapalıydı. O gün Allah’tan o gün evde değildik. Belki gece başlamıştır, kimse bilemiyor. Belki gece olmuştur; biz olsaydık gece ufak çocukla zehirlenir ölürdük. Kimse de kalkıp itfaiye diyemezdi. ‘Yanmış, sönmüş’ dediler. Yangın üzerinden 72 saat geçip ihbarda bulunulmadığı için işlem yapılmadı. ’İlla yanacak, biz söndüreceğiz; ona göre işlem olacak’ dediler. Biz de ortada kalakaldık. Gene annemlerde kalmaya devam ediyoruz. Tabii şimdi benim babam diyaliz hastası. Biz onların evinde kalıyoruz. Onlar da enfeksiyon kapmamak için soba yakıyor. Tek katlı müstakil bir ev; onlar da soba yaktığı için hepimiz aynı yerde yatmak zorunda kalıyoruz. Öbür türlü babam soğuk yerde yattı mı diyaliz hastası olduğu için hasta oluyor. Sürekli hastanelerle uğraşıyoruz; iki böbreği de bitik zaten. Biz onlarda kalınca onlar da mağdur duruma düşüyor. Bir çare bulunmasını istiyorum." "Ailemiz için destek istiyorum açıkçası" Emek Mahalle Muhtarı Sibel Akıl konuyla alakalı, "Vallahi ben duruma çok üzüldüm açıkçası. Benim de yeni haberim oldu. Keşke böyle bir şey olmasaymış ama olmuş. İyi ki eşi ve bebek evde yokmuş. Kullanılamaz hale gelmiş yani. Hani kendi kendine hava almayınca demek ki alevlenmemiş. Bunu is şeklinde her yere yayılmış. Yanması gereken yerler yanmış zaten. Tavan falan da bayağı düşmüş aşağıya. Yani çok üzüldüm. Bu nedenle de ben buradan gerekli büyüklerimizden, gerekli birimlerden destek ve yardım istiyorum. Çünkü ailemiz zaten yeni evde bir aile. Zaten hani ödemeleri gereken düğün borçları, eşyaları, taksitleri falan varken tekrardan her şeyin yanması hiç güzel olmamış yani. O nedenle de ben ailemiz için destek istiyorum açıkçası" diye konuştu.
Başkan Zeynep Güneş’e kıyafeti üzerinden hakaret eden şahıs gözaltına alındı
08 Şubat 2026 Pazar - 09:00 Başkan Zeynep Güneş’e kıyafeti üzerinden hakaret eden şahıs gözaltına alındı Eskişehir Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş’e kılık kıyafeti üzerinden hakaret eden İYİ Partili Mehmet Emin Korkmaz gözaltına alındı. Mehmet Emin Korkmaz’ın dün akşam saatlerinde yaptığı paylaşımda, "Eskişehir/Mihalgazi Belediye Başkanı’na bakın! Bu siyasal İslamcı şalvarlı kadının görevi ilçe yönetmek midir, yoksa ahırında inek sağmak mıdır? Mekanı şaşırmış olacak gariban, AKP’ye de böylesi yakışır. Ne günlere kaldık? Hakikaten katır mühürdar oldu arkadaş! Kargalara kalan dünya, belediye kimlere kalmış? Vallahi benim annem bundan İYİ yönetir. En azından kılığı kılık, tahsili var" ifadeleri yer aldı. Paylaşımın aşağılayıcı üslubu kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Korkmaz, gelen tepkilerin ardından sosyal medya hesaplarını kapattı. Savcılık talimatıyla gözaltına alındı Edinilen bilgilere göre Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı, şüpheli hakkında "Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik" suçundan resen soruşturma başlattı. Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı polis ekiplerince yapılan araştırma ve çalışma neticesinde, paylaşımı yapan Mehmet Emin Korkmaz’ın yakalanarak gözaltına alındığı öğrenildi. "Bu üstenci zihniyet, aslında kendi cehaletini sergilemiştir" AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak, paylaşımı yapan şahsı kınayarak, "Anadolu kadınının şalvarını ve geleneksel kıyafetini ’cahillik’ sanan bu üstenci zihniyet, aslında kendi cehaletini sergilemiştir. Üç dönemden bu yana Mihalgazili hemşehrilerimizin oylarıyla seçilmiş bir başkana kılık ve kıyafet üzerinden saldırmak, bu milletin değerlerine hakaret etmektir. Milletin iradesini ve kıyafetini hedef alan bu hadsiz dili kınıyoruz. Bu toprakların özüyle kavga edenler, her zaman kaybetmeye mahkûmdur. Sizin kibriniz, bizim Anadolu irfanımızı yenemedi ve asla da yenemeyecek! Kenef ağızlı bu tiplere karşı Zeynep Güneş başkanımızın her daim yanındayız" dedi. "Bir kadının başörtüsüyle, kıyafetiyle alay etmek ahlaksızlıktır" AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu ise, "Mihalgazi Belediye Başkanımız Zeynep Güneş üzerinden kadınlara, inançlara ve milletimizin değerlerine saldırmayı siyaset sanan bu zavallı zihniyet; asıl derdinin hizmet değil, nefret ve aşağılama olduğunu bir kez daha açık etmiştir. Bir kadının başörtüsüyle, kıyafetiyle ve yaşam biçimiyle alay etmek; eleştiri değil, ahlaksızlıktır. Siyaset değil, karakter yoksunluğudur. Sizin rahatsız olduğunuz şey Zeynep Güneş değil; milletin içinden çıkan, alnı açık, başı dik kadınlardır. Bu ülkeyi sizin diliniz değil, sizin hor gördükleriniz ayakta tutuyor ve bilin ki; milletin değerlerine dil uzatan herkes, er ya da geç o dilin altında kalır" diye belirtti. "Seviyesizliğiniz de artık herkesin malumu" AK Parti Tepebaşı İlçe Başkanı Serhat Tunç ise şu ifadeleri kullandı: "İnançlı bir kadını hedef alacak kadar düşen bu dil, sadece çürümüş bir zihniyetin değil; fikren ve ahlaken tükenmişliğin açık göstergesidir. Belediyecilikten, hizmetten, üretmekten söz edemeyenler; kadınlar üzerinden saldırmayı siyaset sanır. Ortada ne proje var ne vizyon. Sadece kin, kompleks ve hazımsızlık. Acziyetiniz de, seviyesizliğiniz de artık herkesin malumu."
Tiyatro Anadolu, "Aşk Neyledi Yunus" ile Rize’de sanatseverlerle buluştu
07 Şubat 2026 Cumartesi - 14:52 Tiyatro Anadolu, "Aşk Neyledi Yunus" ile Rize’de sanatseverlerle buluştu Anadolu Üniversitesi’nin profesyonel tiyatro topluluğu Tiyatro Anadolu tarafından sahnelenen "Aşk Neyledi Yunus" adlı tiyatro oyunu, Rize’de tiyatroseverlerle buluşarak izleyicilere unutulmaz bir sanat etkinliği yaşattı. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’nde düzenlenen tanıtım fuarı kapsamında Rize’de bulunan Anadolu Üniversitesi, gerçekleştirdiği kültürel etkinliklerle de yoğun ilgi gördü. Tiyatro Anadolu tarafından sahnelenen oyun, duygu yüklü anlatımı ve güçlü sahne performansıyla izleyicilerden büyük beğeni toplarken uzun süre alkışlandı. Gösterimin ardından açıklamalarda bulunan Anadolu Üniversitesi’nin profesyonel tiyatro topluluğu Tiyatro Anadolu’nun Koordinatörü ve oyunun Genel Yayın Yönetmeni Dr. Öğr. Üyesi Süleyman Karaahmet, sanatın üniversiteler arası etkileşimi güçlendiren önemli bir köprü olduğunu vurguladı. Karaahmet, Anadolu Üniversitesi’nin yalnızca akademik başarılarıyla değil, sanat ve kültür alanındaki üretimleriyle de Türkiye’nin farklı şehirlerinde gençler ve sanatseverlerle buluşmaya devam ettiğini ifade etti. Anadolu Üniversitesi, gerçekleştirdiği tanıtım faaliyetleri ve kültürel etkinliklerle öğrencilerin üniversite yaşamını yakından tanımasına katkı sunarken, sanatın birleştirici gücünü farklı şehirlerde yaygınlaştırmayı sürdürüyor.