SAĞLIK - 14 Ekim 2025 Salı 18:25

Prof. Dr. Metintaş: "Akciğer kanserine karşı sigaradan uzak durun, çevrenize dikkat edin"

A
A
A
Prof. Dr. Metintaş: "Akciğer kanserine karşı sigaradan uzak durun, çevrenize dikkat edin"

Acıbadem Eskişehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Muzaffer Metintaş, "Akciğer kanserinden korunmak için, akciğerlerimizle açık temas oluşturan özellikle sigara olmak üzere kanserojen maddelerden uzak durmak gerekir" dedi.


Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Muzaffer Metintaş, dünya genelinde erkeklerde en sık görülen kanser türü olan akciğer kanseri hakkında önemli bilgiler verdi. Akciğer kanserinin kadınlarda meme kanseri sonrası 2’nci sırada yer aldığını belirten Prof. Dr. Metintaş, aynı zamanda yaklaşık 20 milyon kanser hastasının yüzde 10’luk kesiminden fazlasını etkilediğini ifade etti. Ayrıca, akciğer kanserinin ortaya çıkış ve gelişim itibarıyla kompleks bir hastalık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Metintaş, "Bir insanda akciğer kanserinin ortaya çıkması için 2 gereklilik yerine gelmiş olmalıdır. İlki, insanın genetik taşınma olarak kanser yapıcı hücrelere dönüşmeye eğilimli hücrelere sahip olması. İkincisi, çevresel/dış ortam kaynaklı kanserojen maddelerle nefes yoluyla temas" dedi.



"Normalden farklı hücreler kansere kaynaklık oluşturabilirler"


Akciğer kanseri olmak için öncelikle genetik yapıda, dış ortamdaki çeşitli kanser yapma-kanser başlatma yeteneğine sahip maddelerle temas edildiğinde mutasyon/değişime uğrayacak hücreler taşıyor olmak gerektiğini, sonra da yaşanılan ortamda kanser yapıcı (kanserojen) maddelerle temas etmek gerektiğini belirten Prof. Dr. Metintaş "Bu maddeler, konu ettiğimiz hücreler ile temas ettiklerinde onların üzerinde mutasyon yaparak, onları değiştirip, farklılaştırırlar, onlar da atipik hücreler haline dönüşürler, yapıları ve bölünme/çoğalma hızları değişir, nihayet ortaya çıkarak çoğalan atipik, normalden farklı hücreler kansere kaynaklık oluşturabilirler" diye konuştu.



"Alınabilecek tek önlem çevresel faktörleri azaltmak"


Yaklaşık 20 yıl sürebilen bu seyre ’gen-çevre etkileşimi’ denildiğini aktaran Prof. Dr. Metintaş, genetik faktörler değiştirilemeyeceği için alınabilecek en ciddi önlemin çevresel faktörleri ortadan kaldırmak olduğunu ifade etti. Alınabilecek önlemlere değinen Prof. Dr. Metintaş, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Kanserojen maddelerden uzak durmak gerekir. Örneğin, sigaradan mutlaka uzak durulmalıdır. Bazı kişiler, ’Babam 70 sene içti, 90 yaşında öldü’ diyorlar. Doğru, yukarıda anlattığım gen-çevre etkileşimi sigara içenlerin yüzde 15’inde akciğer kanseri gelişmesine yol açar ama bu yüksek bir oran değil mi? Ayrıca, iş yerlerinde de kanserojen madde teması muhtemel ise, iş güvenliği önlemlerine çok dikkat etmek gerekir. Çünkü iş yerlerinde kanserojen teması akciğer kanserinin ikinci önemli nedenidir."



"Hava kirliliği de önemli bir etken"


Yaşanılan kentin hava kirliliği seviyesinin de akciğer kanseri için dikkate alınması gereken bir diğer husus olduğunun altını çizen Prof. Dr. Metintaş, havada esas kirliliğe yol açan ve akciğerlerimizin uç noktalarına kadar girebilen partiküllerin içinde asbest lifleri tespit edildiğini anlattı. Bu partiküllerin diğer kanserojenleri de taşıyabildiğini belirterek akciğer kanserinin sigaradan bağımsız olarak tüm kanserler içinde 7’nci sıraya yükseldiğini kaydetti. Ayrıca, nedensellik ilişkisi ortadan kaldırılabilirse akciğer kanserinin büyük oranda önemini kaybedeceğini ve aslında ’önlenebilir bir kanser’ olduğunu dile getirdi.



"Akciğer kanserinde radikal tedaviler mümkün"


Günümüz tıp teknolojileriyle teşhis sürecinin hızlı, kolay ve detaylı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Metintaş, "Tedavide de yapılacak çok çok iş var. Artık akciğer kanserinde birçok hastada radikal tedavi mümkün. Hastanelerimizde bu imkanların tamamı var. Cerrahi yeni uygulamalar, artan radyoterapi seçenekleri, yan etkileri kontrol edilmiş kemoterapi, hedefe yönelik tedavi ilaçları (akıllı ilaçlar) ve immünoterapi. Dahası yeni lokal tedavi seçenekleri ve ömrü uzatan destek tedaviler mevcut. Tedavilerin yan etkilerini önleyen, azaltan tedavi seçenekleri de var" diye belirtti.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul İstanbul Tabip Odası Başkan Adayı Dr. Uzun: "Az konuşacağız çok icraat yapacağız" İstanbul Tabip Odası’nın 19 Nisan’da gerçekleşecek seçimi öncesi konuşan Başkan Adayı Uzm. Dr. Nedim Uzun, "Dünyanın en büyük tabip odalarından birisi, meslektaşlarımızı kucaklayan bir meslek kuruluşu haline getirmek için yola çıktık. Az konuşacağız çok icraat yapacağımız bir yönetim anlayışıyla kazanırsak mücadelemizi devam ettireceğiz" dedi. İstanbul Tabip Odası’nın 19 Nisan’da Zeytinburnu 100. Yıl Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirilecek olan seçimi öncesi Değişim Grubu adına Başkan Adayı olan Acil Tıp Uzmanı Dr. Nedim Uzun açıklamalarda bulundu. ‘İstanbul Tabip Odası dünyanın en büyük tabip odalarından birisi’ diyerek sözlerine başlayan Acil Tıp Uzmanı Dr. Nedim Uzun, "Biz de Değişim Grubu olarak İTO’yu tüm meslektaşlarımızı kucaklayan, hekim kimliği adı altında bir araya getirebileceğimiz bir oda, meslek kuruluşu haline getirmek için yola çıktık. İstanbul Tabip Odası’nın mevcut durumunu tespit etmemiz lazım. Meslektaşlarımızın yıllar içerisinde biriken birçok sorunu var" dedi. "Az konuşacağız çok icraat yapacağız" Hekimlerin görüşlerini alarak yapılan çalışmaları bu şekilde şekillendirmeyi hedeflediklerini aktaran Uzm. Dr. Uzun, iş birliğine önem veren bir yönetim anlayışıyla hareket edeceklerini aktardı. Uzm. Dr. Uzun, "Meslektaşlarımızın psikolojik, sosyal açıdan iyi olmalarını sağlayacak bir mücadele vereceğiz. Seçimi kazanırsak asıl iş kazandıktan sonra başlayacak, en genç aday benim. Genç meslektaşlarımızla yorulmadan koşmaya devam edeceğiz. Meslektaşlarımızın tüm sorunlarını 13 başlıkta ve alt başlıklarda ele aldık ve hazırladık. Yönetime geldiğimizde öncelik sıralamasına göre bu sorunların çözümüyle ilgili mücadelemizi vermeyi planlayacağız. Biz az konuşacağız çok icraat yapacağımız bir yönetim anlayışıyla kazanırsak mücadelemizi devam ettireceğiz. Tabip Odası’nın, meslek kuruluşumuzun meslektaşlarımızın hayatına dokunan, somut, sonuç alan icraatlarla bundan sonra gündeme gelmesi gerekiyor, kazanırsak bunu vaad ediyoruz" şeklinde konuştu.
Gaziantep Misafirlerine yaptığı yuvalama hayatını değiştirdi Gaziantep’te yaşayan Şahide Ulukök, bayramda evine gelen misafirlere yaptığı yuvalamanın çok beğenilmesi üzerine arkadaşlarının ve misafirlerinin tavsiyesi üzerine açtığı işletmede siparişlere yetişemiyor. Gaziantep’te yaşayan 55 yaşındaki Şahide Ulukök’ün 10 yıl önce Ramazan Bayramı’nda evine gelen misafirlere ikram ettiği kentin geleneksel ve tescilli lezzeti olan yuvalama çok beğenildi. Misafirlerinin beğenisi ilham oldu Misafirlerinin, "Neden bir işletme açıp da yuvalama yapmıyorsun" tavsiyesi üzerine yuvalama yemeğinin üretimini yapmak için bir arayış içerisine giren Ulukök, kentte bayram sofralarının vazgeçilmezi olan yuvalama yemeğinin üretimi için araştırmalar yaptı. Kendi sermayesiyle işletme kuran ve bir makine alarak üretime başlayan Ulukök, 2 kişiyle yuvalamanın yanı sıra içli köfte, mantı ve kente ait yöresel yemeklerin de üretimini yapmaya başladı. Kurduğu işletmede patron oldu Gastronomi kenti Gaziantep’te daha çok Ramazan Bayramı’na özel olarak yapılan ve oldukça zahmetli bir yemek olan yuvalama, içli köfte ve mantı üretimi yapan Ulukök, kurduğu işletmede hem patron oldu hem de kendisi gibi meslek sahibi olmak isteyen ev kadınlarına iş kapısı oldu. Kısa sürede sosyal medyada yayılan ve kentin farklı noktalarından da sipariş almaya başlayan Ulukök, siparişlere yetişemeyince hem makine hem de eleman sayısını artırmaya karar verdi. 5 kadına istihdam sağlıyor Süreç içerisinde ürünlerinin beğenilmesi ve taleplerin artmasıyla KOSGEB’e başvuran Şahide Ulukök, aldığı destekle yeni makine ve ekipman alıp istihdam sayısını da 5’e çıkardı. Kentin yöresel lezzetlerini bin bir emek ve zahmetle üreten girişimci Ulukök, günlük 100 kilogram yuvalama üretmeye başladı. Yuvalama üretimini seri hale getiren ve yemekleri büyük bir ilgi gören Ulukök, işletmesinde istihdam sağladığı 5 kadınla azimle yoluna devam ediyor. Bayram sürecinde işçi sayısını 12 kişiye kadar çıkaran Ulukkök, ürünlerini farklı kentlerdeki müşterilerine de gönderiyor. Merakı ve kararlılığı sayesinde kendi işinin patronu olan Ulukök, azmi ve çalışkanlığıyla birçok kadına da örnek oluyor. "Daha fazla kadın istihdam etmek istiyorum" Misafirlerinin tadını beğenerek başladığı yuvalama üretimi sayesinde hem hayalini gerçekleştirdiğini hem de istihdam sağladığını anlatan Ulukök, işini büyütüp daha fazla kadına istihdam sağlamayı ve iş kapısı olmayı hedeflediğini söyledi. 2026 yılında bir küçük üretim tesisi kurduğunu belirten Ulukök, "Hanımlarla beraber çalışıyoruz. Bizim burada istihdam ettiğimiz 5 kadına da iş kapısı olduk. Ramazan Bayramlarında daha yoğun bir şekilde çalışırız. O zaman çalışan kadın sayısı 10-12’yi bulur" dedi. "İşletmemi büyütmeyi hedefliyorum" Yuvalama yemeğinin Gaziantep mutfağının en önemli lezzetlerinden biri olduğunu belirten Ulukök, "Gaziantep’te yuvalama bayramlarda en çok rağbet edilen bir yemektir. Yuvalama Gaziantep’te Ramazan Bayramı’nda olmazsa olmazımızdır. Şu anda biz yuvalamayı teknolojiyle buluşturduk. Genç kızlarımız olsun, hanımlar olsun hepsi çalışma hayatında yoğun bir şekilde çalışıyorlar. Bu boşluğu biz iş yeri açarak kapatmaya çalıştık. Hamdolsun çalışıyoruz ve işlerimizden memnunuz. İnşallah ileride de işimizi genişletmeyi ve büyütmeyi düşünüyoruz" şeklinde konuştu. "Tek makineyle üretime başladım" Yoğun bir talep gördüklerini ve siparişlere yetişemediklerini belirten Ulukök, "Yuvalama hazırlamak biraz sosyal bir iştir. Sosyalleşme de artık komşular arasında azaldı. Dolayısıyla bu boşluğu biz bu iş yeriyle kapatmaya çalıştık. Ramazan Bayramı öncesi gece-gündüz çalışıyoruz. Hemen hemen hedefimize ulaştık. Müşteri potansiyelimiz çok güzel. Tek makineyle üretime başladım. Daha sonra aldığımız destekle diğer makinelerimizi aldık. Sağ olsun devletimiz bize bu konuda bayağı yardımcı oldu. Birçok makineyi destekle aldık. Sadece kendi el emeğimiz bizi zorlayacaktı. Devletimiz sağ olsun birçok açığımızı kapattı. Devletimiz, ‘siz çalışın biz size destek oluruz, yardımcı oluruz’ demek istiyor. Gereken desteği de verdiler. Biz de suistimal etmeden bu destekle işimizi büyüttük" ifadelerini kullandı. "Bütün ev hanımlarının başarılı olmalarını istiyorum" Şahide Ulukök’ün istihdam ettiği kadınlardan Fadime Mutlu ise "Burada çalıştığım için çok memnunum. Şahide hanım bize böyle iş imkanı sağladığı için çok kendisine çok teşekkür ederim. İyi ki bu iş yerini kurmuş. Bizim gibi ev hanımlarına iş kapısı oldu, bizde çalışıyoruz. Çok şükür ekmeğimizi kazanıyoruz. Böyle iş yerlerinin açılmasının istiyorum. Bütün ev hanımlarının evde oturacaklarına çalışmalarını ve başarılı olmalarını istiyorum" diye konuştu.