EĞİTİM - 12 Mart 2026 Perşembe 15:38

"Okullarda Şiddet ve Akran Zorbalığı"

A
A
A
"Okullarda Şiddet ve Akran Zorbalığı"

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Begüm Şahbudak, akran zorbalığını yalnızca iki öğrenci arasındaki bir sorun olarak değil, okul, aile ve öğrencilerin birlikte ele alması gereken bir sistem sorunu olarak değerlendirmek gerektiğini belirtti.


"Okullarda Şiddet ve Akran Zorbalığı" konusunu ilgili değerlendirmelerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Begüm Şahbudak, akran zorbalığında seyirci kalmanın çoğu zaman sessiz kalmak olmadığını, zorbalığın sürmesine katkıda bulunmak olduğunu belirtti. Akran zorbalığının yalnızca iki öğrenci arasında yaşanan bireysel bir çatışma olarak görülmemesi gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Begüm Şahbudak, zorbalığın tekrarlayıcı bir niteliğe sahip olduğunu ve taraflar arasında güç eşitsizliğinin bulunduğu durumlarda sistematik bir sorun haline geldiğini ifade etti. Zorbalıkla mücadelede yalnızca zorbayı cezalandırmaya ya da mağdura yönelik bireysel müdahalelere odaklanmanın yeterli olmayacağını vurgulayan Şahbudak, okul ortamı, aileler ve öğrencilerin dâhil olduğu bütüncül bir yaklaşımın önemine dikkat çekti.


Dr. Öğr. Üyesi Begüm Şahbudak, yaptığı değerlendirmede şu ifadelere yer verdi:


"Akran zorbalığı dediğimiz zaman aslında birebir bir çatışmadan ya da bir akran tartışmasından bahsetmiyoruz. Bu sürecin kronik olması, tekrarlayıcı zeminde olması önemli. Taraflar arasında güç eşitsizliğinin olması önemli ve sistematik bir hale geldiğinde akran zorbalığı diyoruz. Akran zorbalığı dediğimiz zaman müdahale sırasında sadece zorba ya da sadece mağdura yönelik bir müdahaleden değil, aslında sisteme yönelik bir müdahaleden bahsetmek mümkün. Zorbanın okuldan uzaklaştırılması ya da sadece mağdura yönelik bir müdahaleden bahsetmiyoruz. Orada bir sorun var ve bu sorun aslında ailelerin de dahil edildiği bir sistem sorunu olarak görülür ve okul içerisinde ele alınırsa o zaman çözüm çok daha kolay oluyor.



"Sessiz kalmak zorbaya yardım etmektir"


Çözüm dediğimizde aslında öğrencilerin de içine dahil edildiği, öğretmenlerin ve ailelerin de içine dahil edildiği çözümden bahsediyoruz. Söylediğimiz şey aslında seyircilerin de ortamdaki zorbalığa müdahil olması. Çünkü seyirci kalmak demek aslında sessiz kalmak demek değil. Aslında zorbaya yardım etmek demektir. Ve zorbanın okuldan uzaklaştırılması çoğu zaman bir çözüm olmuyor. Aksine bir sistem sorunu olarak ele alırsak eğer bir süre sonra mağdurun da zorlu olabileceğini düşünmemiz gerekiyor ve bunu bu şekilde ele alırsak aslında hepimizin üzerine düşen sorumluluklar var. Bir zorbayı cezalandırmaktansa hem akan zorbalığı yapan kişinin hem de mağdurun ruhsal olarak güçlendirilmesi ve değerlendirilmesi, mutlaka sisteme ailelerin de dahil edilmesi ve ailelerin de bu konuda sorumluluk alması önemli. Aslında öğrencilerin kendisine de adalet duygusunu sağlamak üzere bir sorumluluk verilmesi önemli. Seyirci kalmıyoruz. O sırada akran zorluğuna uğrayan kişiye hemen müdahale edemesek bile sonradan müdahale etme şansımız var ve bunu özellikle değerlendirmemiz gerekiyor diye düşünüyorum. Bunu bir sistem sorunu olarak ele alırsak çözüme ulaşmak çok daha kolay. Çünkü orada birebir bir zorbayı cezalandırdığımızda aslında sistemin çarkları dönmeye devam ediyor.



"Hem zorba, hem mağdur için ruhsal yardım mümkün"


Ergenlik döneminde akran ilişkileri oldukça önemli. Bu akran grubunda kabul görmek, dışlanmama ihtiyacı aslında kişiliğin de belirleyici yanlarından biri oluyor. Kimlik gelişiminde bunlar da önemli. Hem zorba için hem mağdur için aslında bir ruhsal etkilenme varsa yardım arayışında olmak sadece okul ikliminde çözülebilen sorunlardan bahsetmiyoruz. Aileler de bu konuda sorumluluk alarak ruhsal yardım ihtiyaçlarını görmezden gelmemeli ve bununla ilgili destek almalı. Hem zorba hem mağdur için ruhsal yardım mümkün ve aslında bu çocukların her birini suça sürüklenen çocuk ya da zorba çocuk olarak etiketlemeden önce onlar, bizlerin çocukları ve mutlaka yardımla değiştirebileceğimiz şeyler var. Bu umudu aşılayarak bitirmek istiyorum. Çünkü özellikle yardım alırsak değiştirebileceğimiz çok fazla şey var."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başkan Çerçioğlu’na hakaret içeren pankart olayında 4 kişi gözaltına alındı Aydın’ın Nazilli ilçesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nu hedef alan pankart ve afişlerle ilgili başlatılan soruşturma kapsamında CHP Nazilli Gençlik Kolları Başkanı Mustafa Kemal Koç ile birlikte 4 kişi gözaltına alındı. Aydın’ın Nazilli ilçesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nu hedef aldığı belirtilen afişler sabah saatlerinde fark edilerek kaldırıldı. Afişlerde CHP Nazilli Gençlik Kolları Başkanlığı’nın logosunun yer aldığı görüldü. Olayın ardından Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. Nazilli İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, pankartları astığı değerlendirilen kişi ya da kişileri tespit etmek için kentteki güvenlik kameralarını incelemeye aldı. Soruşturma kapsamında polis ekipleri önce CHP Nazilli İlçe Gençlik Kolları Başkanı Mustafa Kemal Koç’u gözaltına aldı. Ardından gençlik kolları ilçe yönetiminde yer alan Y.Ç., A.Ö. ve E.İ. de "Cumhurbaşkanına hakaret" ve "kamu görevlisine hakaret" suçlamalarıyla gözaltına alındı. 4 kişinin, İlçe Emniyet Müdürlüğü’ndeki işlemlerinin ardından savcılığa sevk edilmelerinin beklendiği öğrenildi. AK Parti Nazilli İlçe Başkanı Volkan Beyazıt ise yaptığı açıklamada pankartlara tepki gösterdi. Beyazıt, "Anladık, çıtanız da kapasiteniz de düşük ama bu kadarı da fazla. Silkelenin ve kendinize gelin artık. Siyaseti bu tür yöntemlerle kirletmeyin. Bunu yapan kanun tanımazlar elbet cezasını çekecektir. En güzel cevabı ise millet sandıkta verecektir" ifadelerini kullandı.
İstanbul Orhan Kaynak son yolculuğuna uğurlandı Trabzonspor Yardımcı Antrenörü ve eski futbolcu Orhan Kaynak, kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi. Geçirdiği kalp krizi sonrası hayatını kaybeden Trabzonspor Yardımcı Antrenörü ve eski futbolcusu Orhan Kaynak için İstanbul Sarıyer’de bulunan Fatih Sultan Mehmet Camii’nde ikindi namazını müteakip cenaze namazı kılındı. Namazın ardından Kaynak’ın naaşı defnedilmek üzere Kilyos Mezarlığı’na götürüldü. Cenazeye Orhan Kaynak’ın ailesi ve yakınlarının yanı sıra spor dünyasından çok sayıda katılım oldu. Katılanlar arasında Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan, Galatasaray Sportif AŞ Başkan Vekili Abdullah Kavukcu, eski Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, teknik direktörler Şenol Güneş, Fatih Terim, Rıza Çalımbay, Hami Mandıralı, Ertuğrul Sağlam, Tolunay Kafkas, Samet Aybaba, Eski TFF Yönetim kurulu Üyesi Fuat Guloloğlu ve Orhan Kaynak’ın eski takım arkadaşları da yer aldı. Ertuğrul Doğan: "İnşallah onun anısına Trabzonspor ligi daha iyi yerlerde bitirir" Basın mensuplarına açıklama yapan Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan, "Öncelikle camiamızın başı sağ olsun. Ailesine sabır diliyoruz, Allah rahmet eylesin. Bizim için çok önemliydi. Onu hep güler yüzüyle hatırlayacağız. Teknik kadro içerisinde hocamızın, futbolcuların, bizlerin çok sevdiği, çok saygı duyduğu biriydi. Çok üzgünüz. Tarifi yok. İnşallah onun anısına Trabzonspor ligi çok daha iyi yerlerde bitirir" şeklinde konuştu. Rıza Çalımbay: "Kimseyi üzmeyecek, güler yüzlü bir insandı" Teknik Direktör Rıza Çalımbay ise İHA’ya yaptığı açıklamada, "Orhan hocayla bağımız çok iyiydi. Benim yardımcımdı. Çok iyi bir insandı. Kimseyi üzmeyecek, güler yüzlü bir insandı. İyi bir aile babasıydı. Çok üzüldük. Çok güzel günler de yaşadık. Allah rahmet eylesin. Futbolculukta karşılıklı oynadık. Orhan’ın kardeşleri de çok kaliteli insanlardı. Şanssızlıkla maalesef kaybettik ve çok üzüldük" ifadelerini kullandı.