KÜLTÜR SANAT - 30 Kasım 2025 Pazar 11:54

Kore’de döner kesmeyi öğrendiler Eskişehir’de dükkan açtılar

A
A
A
Kore’de döner kesmeyi öğrendiler Eskişehir’de dükkan açtılar

Türkiye’den 3 yıl önce gittikleri Güney Kore’de dönerci dükkanında çalışan Melih Kurt ve Zeynep Avcı çifti, memleketleri Eskişehir’e döndüklerinde kendi döner dükkanlarını açtı. Kore’de öğrendikleri döner kesimini ve hazırlanışını Eskişehir’deki dükkanlarında uygulayan esnafların müşterileri ise artmaya devam ediyor.


Eskişehirli lisede tanışan Melih Kurt ve Zeynep Avcı, 3 yıl önce gittikleri Güney Kore’de dönercide çalışarak geçimlerini sağladı. Burada döner kesiminden, hazırlanışına kadar birçok noktanın püf noktasını öğrenen nişanlı çift, memleket hasreti ve aile özleminden dolayı Eskişehir’e geri döndü. Eskişehir’de Güney Kore’de öğrendikleri dönerciliği yapmak için döner dükkanı açan çift, esnaf oldu. Kore dönüşü kendini döner keserken bulduğunu ifade eden Melih Kurt, nişanlısıyla birlikte çalışmanın gurur verici olduğuna değindi. Çiftin dükkanını Koreli müşterileri ise sık sık ziyaret ediyor. Melih Kurt ve Zeynep Avcı, yurtdışında yaşamanın abartıldığı kadar ilgi çekici olmadığına değinirken anavatanlarına döndükleri için çok mutlu olduklarını söyledi.



"Döner kesmeyi Güney Kore’de öğrendim"


Konuyla alakalı konuşan 26 yaşındaki Melih Kurt, "Biz bu döner işini hiç bilmiyorduk. Nişanlımla birlikte yurt dışına gittik. Başlangıçta dil okulu gibi bir şeylerle kendimizi geliştirmeyi düşündük. Ancak orada, Güney Kore’de, döneri öğrendik. Döner hakkında hiçbir bilgim yokken, tamamen Güney Kore’de öğrendim. Seul’de çalışan birçok Türk dönerci var; vatandaşlarımız orada hizmet veriyor ve Türk dönerini tanıtıyor. Eskiden Almanya ile bir rekabet vardı ancak şu anda bizim dönerimiz orada öne çıkıyor; hiçbir Alman rakip yok. Kore’de imkanlar kısıtlı. Helal et olması için etler Avustralya’dan geliyor ve but gibi içindeki bazı ürünleri bulmakta zorlanıyorlar. O yüzden buradaki lezzet tabii ki vazgeçilmez; Türkiye’deki döner her türlü daha iyi. 3 yıl çalıştık ve gezdik. Yurt dışı hevesiyle gittik, güzeldi ama insan en çok ailesini özlüyor. Baş sebeplerden biri bu. Bir de vatanımız tabii ki farklı. Burada da yapabileceğimizi düşündük ve geldik, döner dükkanını burada açtık. Herkes deneyip görebilir. Yaşam olarak birçok farklılık var. Bana çok güzel gelen farklılıklar da oldu ama para kazanmak olarak o kadar muhteşem farklar bence yok. Hem burada hem de Türkiye’de insanlar çalışınca para kazanabilir; yeter ki çalışmak istesinler. Bence bizim insanlarımızın çalışması gerek. Dönerimizi deneyen bir daha denemek istiyor. Çünkü biz Hatay usulü döner yapmıyoruz. Biz, biraz daha özümüze dönmek için anam babam usulü döner yapmayı tercih ettik. Kore’de de böyle yapıyorduk, Kore’de de Hatay usulü döner hiç yoktu; orada da anam babam usulü satılıyordu. Koreliler de bu tarzı, yani bizim gibi olanı seviyorlar aslında" dedi.



"16 saat çalışmak zorunda kalıyoruz"


26 yaşındaki Zeynep Avcı, "Şu anda tepkiler güzel. Gelen bir daha geliyor. Biz yurt dışına çalışmak ve dil öğrenmek için gitmiştik, orada bir dönercide çalışma fırsatı bulduk, döneri orada öğrendik çok ilginç. Eskişehir öğrenci şehri olduğu için daha çok evlere paket servis veriyoruz. Paket servis şu an için güzel. Dükkan işletmek tahmin ettiğimden çok daha yorucu. Günde 15-16 saat çalışmak zorunda kalıyoruz. Bir de personel bulmak gerçekten beklediğimden çok daha zormuş. Ama yine de keyifli. Kendi işinin sahibi olmak ve bu yaşta böyle bir sorumluluğu almak. Yorucu olsa da bu sorumluluğun altına girmek benim için güzel bir şans. Aslında yurt dışı yaşantısının hem güzel tarafları hem de kötü tarafları çok fazla. Evet, yaşam güzel, sosyallik güzel, kimse kimseye karışmıyor ama baktığınız zaman aynı dili konuştuğunuz insan sayısı da çok büyük bir oranda azalıyor. Devlet işlerinizi görmek istediğinizde her şeyi çok zor halledebiliyorsunuz. Ama dediğim gibi, her şeyin artıları ve eksileri var" ifadelerini kullandı.



Kore’de döner kesmeyi öğrendiler Eskişehir’de dükkan açtılar

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Kaza kurbanı Manisalı Uzman Çavuş’a acı veda Balıkesir’de İzmir seferini yapan yolcu otobüsünün devrilmesi sonucu meydana gelen kazada hayatını kaybeden Uzman Çavuş Kemal Can Sert (33) memleketi Manisa’nın Salihli ilçesinde toprağa verildi. Uzman Çavuş Sert’in cenazesi helallik alınmak üzere Sart Mahallesi’ndeki baba ocağına getirildikten sonra cenazesi, cenaze namazı kılınmak üzere Yukarı Sart Camii’ne getirildi. Yukarı Sart Camiinde öğle namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından evli ve 2 çocuk babası Sert, mahalle mezarlığında toprağa verildi. Cenaze namazına Kula Kaymakamı Salihli Kaymakam Vekili Talha Altuntaş, İlçe Emniyet Müdürü Bircan Baycan, Salihli İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Doğukan Karaaslan, CHP İlçe Başkanı Mustafa Özer, Ziraat Odası Başkanı Cem Yalvaç’ın yanı sıra protokol üyeleri ailesi ve yakınları katıldı. Cenaze namazında eşi Emine, çocukları Kahraman ve İlayda gözyaşı dökerken, kızı İlayda, namaz sırasında anne ve babasına ait eşyayı bir an olsun elinden bırakmadı. Kaza, saat 03.30 sıralarında Balıkesir Bandırma ilçesi Külefli Kavşağı’nda meydana geldi.Tekirdağ-İzmir istikametine ilerleyen 35 PK 328 plakalı yolcu otobüsü, şoförünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada Salihlili Uzman Çavuş Kemal Can Sert’in yanı sıra Nezire Akova ve Elif Kel hayatını kaybederken, 1’i ağır 31 kişi yaralandı.
Bursa Bursa’da "Bıçak Festivali" coşkusu, ustalar hünerlerini sergiledi Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Bıçak Festivali, yerli ve yabancı katılımcıların yoğun ilgisiyle başladı. Festival kapsamında Türkiye’nin dört bir yanından gelen bıçak ustaları el emeği ürünlerini sergilerken, festivale Bursa Büyükşehir Belediye Başkanvekili, Şahin Biba, Sürmene Belediye Başkanı Hüseyin Azizoğlu, AK Parti Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Recep Altepe ve vatandaşlar stantlara büyük ilgi gösterdi. Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, festival programında yaptığı konuşmada Bursa bıçakçılığının yüzyılların emeğini ve ustalığını taşıyan önemli bir zanaat olduğunu vurguladı. Festivalin amacının bu köklü mirası görünür kılmak ve dünyaya tanıtmak olduğunu ifade eden Binan, üç gün boyunca ziyaretçileri ağırlayacaklarını belirtti. Bu yıl "sürdürülebilirlik" temasıyla düzenlenen festivalde, teknolojiyle dönüşen bıçakçılık sektörü geniş bir çerçevede ele alınıyor. Yarışmalar ve atölye çalışmalarıyla Bursa bıçağının marka değerinin artırılması hedeflenirken, geri dönüşümden şef bıçağı yarışmasıyla zanaat ve çevre bilinci bir araya getiriliyor. Festival kapsamında düzenlenen uluslararası bıçak fuarında Rusya ve Almanya’dan gelen zanaatkarların yanı sıra Bursa başta olmak üzere Denizli, Eskişehir, Trabzon, Ankara, İstanbul, Sakarya, Kocaeli, İzmir, Bilecik ve Balıkesir’den katılan ustalar yer aldı. Fuarda yaklaşık 100 profesyonel stant ziyaretçileri ağırlıyor. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin yaşayan zanaatları koruma ve gelecek kuşaklara aktarma hedefi doğrultusunda çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Binan, 2017 yılında açılan Bursa Bıçak Müzesi’nin bu alandaki önemli adımlardan biri olduğunu ifade etti. Ayrıca 2027 yılında Dünya Bıçak Başkentleri Birliği buluşmasının Bursa’da gerçekleştirilecek olmasının kente ayrı bir değer kattığını söyledi. Festivalin hazırlanmasında emeği geçen tüm paydaşlara teşekkür eden Binan, vatandaşları etkinliğin son günü olan 3 Mayıs’a kadar festivali ziyaret etmeye davet etti. Öte yandan, festival alanında kurulan stantlarda sergilenen el yapımı bıçaklar, ziyaretçilerden tam not alırken, etkinlik boyunca çeşitli gösteri ve atölye çalışmaları da düzenleniyor.
İstanbul Beykoz’da İSKİ kaynaklı su arızası eski İstanbul’u hatırlattı Beykoz Gümüşsuyu Mahallesi sakinleri, İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ)’ye ait su hatlarında yaşanan arıza nedeniyle yaklaşık 4 gündür susuzlukla mücadele ediyor. Vatandaşlar günlük ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelirken ortaya çıkan görüntüler eski İstanbul’un su kuyruklarını aratmadı. İSKİ’nin Beykoz’da şebeke arızası nedeniyle Gümüşsuyu Mahallesi sakinleri yaşanan mağduriyetin uzamasına isyan etti. Susuz kalan mahalle sakinleri, İSKİ’ye ulaşmak için defalarca çağrı merkezlerini aradıklarını ancak net bir bilgilendirme alamadıklarını söyledi. Mahallede yaşanan susuzluk nedeniyle vatandaşlar ellerinde bidon, damacana ve kovalarla sokaklara çıktı. Su tankerlerinin başında uzun kuyruklar oluşurken, bazı vatandaşlar taşıdıkları bidonlarla metrelerce yürüyerek evlerine su götürmek zorunda kaldı. Ortaya çıkan görüntüler, 1990’lı yıllarda İstanbul’da yaşanan su sıkıntısını hatırlattı. Mahallede yaşanan krizin büyümesi üzerine devreye Beykoz Belediyesi girdi. Belediye ekipleri mahalleye su tankerleri sevk ederek vatandaşların acil su ihtiyacını karşılamaya başladı. Tankerlerden bidon ve kovalarına su dolduran vatandaşlar, temel ihtiyaçlarını giderebildi. "Sabah tuvalete gittim su yoktu" Yaşadığı mağduriyeti dile getiren mahalle sakini İbrahim Özdemir, "Tankerlerden abdest suyu aldım, lavabolara da yağmur suyu kullanıyorum. Dün gelecek dediler sabah tuvalete gittim su yoktu, taharet musluğunu yağmur suyu ile doldurdum" dedi. "2026 senesinde doksanları yaşıyoruz, eski İstanbul’u yaşıyoruz" Mahalle sakini Eray Külyat ise beş gündür mağdur olduklarını söyleyerek, " Evimin 2 sokak üstünde su var ama burada su yok. Doksanları yaşıyoruz, böyle bir şey olamaz. İnsanların hastası var, doğalgaz yakamıyorsun kombiler arıza yaptı. İSKİ’yi arıyoruz birde gelecek diyor, sonra akşam 19.00’da gelecek diyor, gerçekçi olun. 2026 senesinde doksanları yaşıyoruz, eski İstanbul’u yaşıyoruz, ‘ herşey çok güzel olacak’ dedi, hani bekliyoruz. Büyükşehir görsün bunu yakışık almıyor." diye konuştu "Gece yarısı içme suyu ile abdest alıyorum" Kadir Özkaya ise "2026 yılında dijital çağ diyoruz, yapay zeka diyoruz ama ne hikmetse bir suyu veremiyorlar. Telefon açıyorum, basınç düşüklüğü hava var diyorlar. Çok büyük iletişim kopukluğu var. Tuvalete gitmeye korkuyoruz, ben namaz kılan bir vatandaş olarak gece yarısı içme suyu ile abdest alıyorum. Abdest aldıktan sonra yatmıyorum ki abdestim bozulmasın diye, camiye bile gidemiyorum. 185’i arıyorum onlardan da bilgi alamıyorum, durum vahim" ifadelerini kullandı.
Bolu Ailelerden basın mensuplarına tepki: "Allah belanızı versin, daha 18 yaşında, çekmeyin" Bolu’da konuşmak için çağırdıkları sokakta 2 genci silahla vurarak yaralayan 3 şüpheli adliyeye sevk edildi. Şüphelilerin adliyeye getirilişi sırasında aileleri, görüntü almak isteyen basın mensuplarına, "Allah belanızı versin, biz çekilmesini istemiyoruz. Daha 18 yaşında oğlum" diyerek tepki gösterdi. Olay, dün akşam saatlerinde Çıkınlar Mahallesi 20. Cadde üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, F.K. (22) ve Ç.G. (27), konuşmak üzere cadde üzerine çağrıldı. Buluşma noktasına gelen araçtan inen E.C., hiç vakit kaybetmeden F.K. ve Ç.G.’nin ayaklarına doğru ateş açtı. Meydana gelen silahlı saldırı sonucu F.K. ve Ç.G. kurşunların hedefi olarak yaralanırken, silahı ateşleyen E.C. ve olay esnasında yanında bulunan B.K. ile O.S. araçla olay yerinden kaçtı. Yaralılar hastanede tedavi altına alındı. Basın mensuplarına engelleme girişimi Olayın ardından kaçan şüphelileri yakalamak için geniş çaplı çalışma başlatan polis ekiplerinin iz sürmesi ve uzun süren kovalamacası sonucunda E.C., B.K. ve O.S. gece saatlerinde kıskıvrak yakalanarak gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan 3 şüpheli, bugün geniş güvenlik önlemleri altında adliyeye sevk edildi. "Allah belanızı versin" Şüphelilerin adliyeye çıkarıldığı esnada bina önünde bekleyen şahısların aileleri ve yakınları, haber takibi yapan ve görüntü almak isteyen basın mensuplarına, "Allah belanızı versin, biz çekilmesini istemiyoruz. Daha 18 yaşında oğlum" diyerek tepki göstererek zorluk çıkardı.
Gaziantep Prof. Dr. Erol Murat Yıldız SANKO Sanat Galerisi’nde sergi açtı Giresun Üniversitesi Görele Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erol Murat Yıldız, "Derin" isimli baskı resim sergisini SANKO Sanat Galerisi’nde sanatseverlerle buluşturdu. Prof. Dr. Erol Murat Yıldız, sergi açılışında yaptığı konuşmada sanatın birleştirici ve iyileştirici yönünün toplumlar açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, "Sanat ve bilim itibar görmediği toplumları terk eder" dedi. Eserlerinde Türkiye sahillerinde sıklıkla karşılaşılan terk edilmiş tekne ve kayıklardan hareketle insan-doğa ilişkisine ve toplumsal hafızaya dikkat çektiğini anlatan Prof. Dr. Yıldız, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yalnızlığa bırakılan bu unsurları insan vefasızlığının bir yansıması olarak ele aldım. Gravür ve elek baskı teknikleriyle hazırladığım çalışmalarla Türk Baskı Resim Sanatına katkı sunmayı hedefledim. Kompozisyonlarımda yer verdiğim nesneler, deniz kültürü ve geçmiş yaşanmışlıklardan beslenen metaforik anlatımlar içeriyor. Her bir çalışmamı estetik bir bakış açısıyla günceli sorgulayan ve geçmiş ile gelecek arasında bağ kuran yüzeyler olarak kurguluyorum. Sosyal hayatın trajik yönlerine odaklanırken eserlerimde desen anlayışını korumaya özen gösteriyorum. Bu doğrultuda doku-biçim ilişkisi ve lekesel renk kullanımı gibi plastik unsurları ön plana çıkarıyorum." Dijital dünyanın imkanlarını üretkenliğe dönüştürmeliyiz Teknolojinin doğru ve verimli kullanımının sanatın gelişimi açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirten Prof. Dr. Yıldız, özellikle gençlerin dijital dünyanın sunduğu imkanları üretkenliğe dönüştürmesi gerektiğini vurguladı. Gençlerin sanata yönlendirilmesinin hem bireysel gelişim hem de toplumsal ilerleme açısından kritik olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yıldız, sanatla büyüyen nesillerin daha duyarlı, bilinçli bir toplumun temelini oluşturacağını kaydetti. Sanatın evrensel bir dil olduğuna işaret eden Yıldız, kültür ve sanat faaliyetlerinin artırılmasının toplumların kimliğine değer kattığını ve toplumsal birlikteliği güçlendirdiğini söyledi. SANKO Sanat Galerisi 363 sergiye ev sahipliği yaptı Gaziantep İl Kültür ve Turizm Müdür Yardımcısı Mehmet Aykanat da SANKO Sanat Galerisi’nin aktif çalışan ve seçkin sanatçılara ev sahipliği yapan kurum olduğuna işaret ederek, "Gaziantep’te nitelikli eserlere ev sahipliği yapması bakımından kültür ve sanatın gelişimi açısından önemli bir yere sahiptir" diye konuştu. SANKO Sanat Galerisi Seçici Kurul Üyesi ve Küratör Aslı Özen ise galerinin sanatçılar ile sanatseverler arasında önemli bir köprü görevi üstlendiğini hatırlatarak, bugüne kadar 363 sergide 728 sanatçıya ev sahipliği yaptıklarını bildirdi. Galerinin yalnızca bir sergi mekânı olmadığını vurgulayan Özen, "Burası aynı zamanda sanatçıların ve sanatseverlerin tanıştığı, buluştuğu ve etkileşim kurduğu bir platformdur" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından Aslı Özen, SANKO Holding adına "Zeugma Fırat’ın Gerdanlığı" isimli yayını Prof. Dr. Erol Murat Yıldız’a takdim etti. Sergi açılışına; Gaziantep Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Yıldız, Gaziantep Ticaret Odası Güzel Sanatlar Lisesi Resim Öğretmeni Hüseyin Yıldırım, SANKO Park AVM yöneticileri, sanatçı ve sanatseverler katıldı. SANKO Park AVM üçüncü katta bulunan "Derin" isimli baskı resim sergisi, 22 Mayıs 2026 tarihine kadar her gün 12.00-20.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek. Erol Murat Yıldız Prof. Dr. Erol Murat Yıldız, Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Resim-İş Eğitimi Bölümü lisans programından 1994, Sosyal Bilimler Enstitüsü Resim-İş Eğitimi yüksek lisans programından 1998 yılında mezun oldu. Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı ilk ve orta dereceli okullarda 1994-2011 yılları arasında Görsel Sanatlar Öğretmeni olarak görev yaptı, 2011’de Eğitim Bilimleri Enstitüsü Resim-İş Öğretmenliği Ana Bilim Dalı doktora programını tamamladı. Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Resim-İş Eğitimi Bölümü lisans programında 2011-2015 yılları arasında öğretim görevlisi olarak çalışan Erol Murat Yıldız, 2015 yılında Giresun Üniversitesi Görele Güzel Sanatlar Fakültesi Resim ve Baskı Sanatları Bölümünde öğretim üyesi olarak göreve başladı. Plastik sanatlar alanında 2019 yılında Doçent unvanı alan sanatçı, Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünde 2020’de Doç. Dr., 2025’te Prof. Dr. kadrosuna atandı. Yurt içi ve yurt dışında sergi, sempozyum, kongre, panel gibi pek çok kişisel ve karma sanatsal ve bilimsel etkinliğe katılan ve gravür baskı alanında çalışmalarını sürdüren sanatçı, Giresun Üniversitesi Görele Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı olarak görev yapmaktadır.