ÇEVRE - 12 Nisan 2026 Pazar 09:17

Palandöken’de kayak sezonu 30 Nisan’a kadar uzatıldı

A
A
A
Palandöken’de kayak sezonu 30 Nisan’a kadar uzatıldı

Palandöken Kayak Merkezi’nde 2025-2026 kış sezonu, elverişli kar kalınlığı ve hava şartları sayesinde 30 Nisan’a kadar uzatıldı.


Türkiye’nin kış turizminde öncü merkezlerinden biri olan Palandöken Kayak Merkezi, kayak severlere bahar aylarında kayak yapma ayrıcalığı sunmaya devam ediyor. Ejder3200 Kayak Merkezi tarafından yapılan son açıklamaya göre, sezonun resmi olarak 30 Nisan 2026 tarihine kadar açık kalacağı duyuruldu. Aralık ayında kapılarını açan merkezde, nisan ayı itibarıyla kar kalınlığı hala kayak yapmaya uygun seviyelerde seyrediyor. Yetkililer, hava ve pist şartlarının elvermesi durumunda 30 Mayıs 2026 tarihine kadar pistlerin kayak kulüpleri ve milli takım çalışmaları için açık tutulabileceğini belirttiler. Meteoroloji tarafından yapılan son açıklamalarda, Palandöken Kayak Merkezi’nde kar kalınlığı 211 santim civarlarında.



Uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapıyor


Türkiye’nin en önemli kış turizm destinasyonlarından biri olan Palandöken Kayak Merkezi, elverişli kar kalınlığıyla sezonu 30 Nisan’a kadar uzatırken, sahip olduğu teknik altyapı ve dünya standartlarındaki pistleriyle de dikkat çekiyor. Palandöken, sadece uzun sezonuyla değil, profesyonel kayakçılardan yeni başlayanlara kadar her seviyeye hitap eden teknik donanımıyla ön plana çıkıyor. Zirveden başlayan ve neredeyse şehrin hemen yanı başına kadar uzanan pistler, kayak severlere kesintisiz bir sürüş deneyimi sunuyor. Palandöken Kayak Merkezi, teknik kapasitesiyle uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapabilecek standartlarda hizmet veriyor.



Dik pistleri tercih sebebi


Palandöken’in en uzun kesintisiz parkuru, yaklaşık 12 kilometreye ulaşıyor. 3 bin 176 metre yükseklikteki Ejder3200, zirvesiyle Türkiye’nin en yüksek rakımlı kayak merkezlerinden biri konumunda. FIS (Uluslararası Kayak Federasyonu) onaylı slalom pistleri, diklik dereceleriyle profesyonel sporcuların ilk tercihi oluyor. Saatte binlerce kişiyi taşıyabilen son teknoloji gondol liftler, telesiyejler ve T-bar hatları sayesinde pistlerde bekleme süresi minimuma indiriliyor. Türkiye’nin en geniş aydınlatma sistemine sahip merkezinde, yaklaşık 10 kilometrelik pist alanında gece geç saatlere kadar kayak yapılabiliyor. Hava sıcaklığının uygun olduğu ancak yağışın yetersiz kaldığı dönemlerde, gelişmiş suni karlama sistemi sayesinde pistlerin kar kalitesi korunuyor.



Palandöken’de kayak sezonu 30 Nisan’a kadar uzatıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir İzmir Ticaret Odası’na "kırmızı bayrak" gururu İzmir’in ve üyelerinin ticari hayatını geliştirecek projeler kazandırma misyonuyla faaliyetlerine devam eden İzmir Ticaret Odası, sosyal sorumluluk alanında örnek bir başarıya imza attı. İzmir Ticaret Odası hizmet binası, İzmir Büyükşehir Belediyesi Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü tarafından kentte yalnızca 24 binanın alabildiği 3 yıldızlı Kırmızı Bayrak ile ödüllendirildi. 141 yıllık tarihi, 105 bini aşkın üyesiyle kentin en köklü kurumlarından olan İzmir Ticaret Odası "engelsiz oda" unvanını almaya hak kazandı. Büyük bir titizlikle yapılan denetimlerde, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın Erişebilirlik İzleme ve Denetleme formları referans alındı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanan İzmir Ticaret Odası Kırmızı Bayrak Denetim Raporu’nda, bina girişinden, kullanım alanlarına kadar pek çok noktada belirlenen kriterlerin karşılandığına karar verildi. Özgener: "Üyelerimize verdiğimiz değerin bir göstergesi" 3 yıldızlı kırmızı bayrak ile ödüllendirilmekten dolayı büyük gurur yaşadıklarını ifade eden İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, bu başarının İzmir Ticaret Odası’nın hizmet kalitesi, kurumsal yetkinliği ve üyelerine sunduğu değerin önemli bir göstergesi olduğunu vurguladı. Özgener, "Kentimizin ve ülkemizin ekonomisine katkı sağlamanın yanında üyelerimize örnek olacak sosyal sorumluluk projelerine imza atmak önceliğimiz. Bu anlayışla yürüttüğümüz çalışmaların bir sonucu olarak 3 yıldızlı kırmızı bayrak ile ödüllendirilmekten büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Fiziksel mekânlarımızdan dijital hizmetlerimize kadar her alanda, engelli bireylerin ihtiyaçlarını gözeten, kapsayıcı ve sürdürülebilir çözümler üretmeye büyük önem veriyoruz. İzmir Ticaret Odası olarak, sadece ekonomik büyümeye katkı sağlayan değil; aynı zamanda toplumsal faydayı önceleyen, fırsat eşitliğini destekleyen ve herkes için erişilebilir bir hizmet anlayışını benimseyen bir kurum olma hedefiyle çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" dedi. Kırmızı Bayrak İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen "Engelsizmir" kapsamında verilen Kırmızı Bayrak, engelli bireylerin erişimine uygun hale getirilen kurumlara takdim ediliyor. Özel sektörde faaliyet gösteren binaların yanı sıra Dikili Devlet Hastanesi, Torbalı Engelsiz Yaşam Parkı, Aliağa Devlet Hastanesi gibi kamusal alanların da aralarında bulunduğu 24 bina Kırmızı Bayrağın en yüksek derecesi olan 3 yıldıza sahip olmasıyla dikkat çekiyor.
İzmir Uzmanından uyarı: "Sıkılabilen çocuklar geleceği kurtaracak" Psikolog Doğancan Dursun, dijital dünyanın çocuk gelişimi üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekerek, ebeveynleri "dijital bakıcılar" konusunda uyardı. Dursun, aşırı dijitalleşmenin çocukların beyin gelişimini olumsuz etkilediğini belirterek, "Sıkılabilen çocuklar bu çağda avantajlı olacak" dedi. Acıbadem Kent Hastanesi’nden Klinik Psikolog Doğancan Dursun dünyanın her geçen gün daha hızlı bir tempoya sürüklendiğini, bu hızın çocukların gelişim sürecinde "gürültü etkisi" oluşturduğunu söyledi. Özellikle kısa ve hızlı içeriklerin yer aldığı "reels" videolarının çocukları yoğun bir uyaran bombardımanına maruz bıraktığını kaydeden Dursun, bunun dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu (DEHB), dürtü kontrol sorunları ve çeşitli bağımlılık risklerini artırabileceğini vurguladı. "Tablet karşısında yemek yedirmeyin" İnsan beyninin anne karnından itibaren gelişmeye başlayan ve doğum sonrası ilk yıllarda en hızlı dönemini yaşayan kümülatif bir sistem olduğunu belirten Dursun, bakım verenle kurulan tutarlı bağın beyin gelişimi açısından kritik öneme sahip olduğunu dile getirdi. Günümüzde bu bağın yerini telefon ve tabletlerin aldığını ifade eden Dursun, "Tablet ve telefon gibi dijital cihazlarla oyalanan çocuklar aşırı uyarana maruz kalırlar ve ekran karşısında adeta donuklaşırlar. Bu sağlıklı bir durum değildir" diye konuştu. Yemek sırasında eline tablet verilen bir çocuğun yediği besinin tadını ve o anın hazzını deneyimleyemediğini kaydeden Dursun, doğal yollarla elde edilmeyen bu hazzın ilerleyen yaşlarda daha fazla tüketim isteği, obezite ve bağımlılıklara yönelik riskleri artırabileceğini belirtti. Dursun, çaba sarf etmeden ulaşılan "aşırı dopaminin" beynin ön bölgesinde duyarsızlaşmaya yol açabileceğini ifade etti. "Anne canım sıkıldı" sözü yeniden gündemde Çocukların sıkılmasına izin verilmesi gerektiğini vurgulayan Dursun, geçmişte sıkça duyulan "Anne canım sıkıldı" sözünün bugün bilimsel araştırmalarla desteklendiğini söyledi. Sıkılmanın üretkenliği, içsel motivasyonu ve odaklanmayı artıran önemli bir eşik olduğunu belirten Dursun, hazırlanmış bir çevrede kum, çamur ve sokak oyunları gibi doğal etkinliklerin çocuk gelişimine katkı sağladığını ifade etti. Haftalık "ekransız sürelerin" beynin doğal dengesini korumaya yardımcı olacağını dile getirdi. "Az oyuncak, çok hayal gücü" Güncel araştırmaların, çok fazla oyuncağa sahip çocukların da odaklanma süresinin kısaldığını; daha az oyuncağı olan çocukların ise daha uzun süreli ve geliştirici oyunlar kurabildiğini gösterdiğini belirten Dursun, ebeveynlerin nicelik yerine niteliğe odaklanması gerektiğini söyledi. "20 oyuncak kuralı"nın yeterli olabileceğini kaydeden Dursun, "20’den fazla oyuncak çocuğa yarar yerine zarar getirir, doyumsuzluğa yol açar. Her istenen oyuncağın hemen alınmaması ve mahrumiyetin de gelişimin bir parçası olduğunun bilinmesi gerekir" diye konuştu. Ailelere öneriler Çocuklukta başlayan bağımlılıkların ömür boyu sürebilecek yıkıcı sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken Dursun, "Bugün yavaşlamaya ve çocukların sıkılmasına izin vermeliyiz" dedi ve ebeveynlere, "Haftada en az 2 gün ’ekransız detoks’ uygulayın. Hafta içi sanal oyunlar olmasın. Çocuklarla dijitalden arınmış ortamlarda düzenli ve gerçek iletişim kurun. Takım sporları ve fiziksel aktivite gerektiren sokak oyunlarına yönlendirin" önerilerinde bulundu.
İzmir İzmirli akademisyenlerden sağlıkta dev adım: Kişiye özel besin üreten 3D yazıcı Yaşar Üniversitesi, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü ve Dokuz Eylül Üniversitesi iş birliğiyle geliştirilen 3D gıda baskı sistemi, bireylerin sağlık durumuna özel besin üretimi yaparak özellikle klinik beslenmede yeni bir dönemin kapısını aralıyor. İzmir’de üç üniversitenin ortak çalışmasıyla geliştirilen "Maliyet-Etkin 3D Gıda Baskı Sistemi", kişiye özel beslenme alanında çığır açacak bir teknoloji olarak öne çıkıyor. Robotik sistemler, yazılım otomasyonu ve ekstrüzyon tabanlı 3D baskı teknolojisini bir araya getiren proje, bireylerin genetik, metabolik ve sağlık verilerine göre özelleştirilmiş gıdalar üretebiliyor. Yaşar Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mehmet Süleyman Ünlütürk, Arş. Gör. Dr. İlhan Sofuoğlu, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nden Prof. Dr. Sevcan Ünlütürk, Arş. Gör. Dr. Elif Çavdaroğlu, Arş. Gör. Berkay Berk ve 9 Eylül Üniversitesi’nden Doç. Dr. Taner Akkan, Arş. Gör. Dr. İlke Öztürk’ten oluşan ekibinin çalışması, özellikle sağlık odaklı beslenme çözümlerine yenilikçi bir yaklaşım sunuyor. Kişiye özel besin Proje ile ilgili bilgi veren Yaşar Üniversitesi’nden Yazılım Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Süleyman Ünlütürk, projenin kişiye özel beslenme ihtiyacından doğduğunu belirterek, "Standart gıda üretim sistemleri bireysel beslenme ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalıyor. Bu sistem özellikle yutma güçlüğü (disfaji) yaşayanlar, diyabetli bireyler, obezite veya metabolik bozuklukları olanlar, gıda alerjisi veya intoleransı bulunanlar gibi özel beslenme gereksinimi olan hasta gruplarına hitap ediyor. Ayrıca, yaşlılar, kronik hastalıklar nedeniyle kontrollü diyet uygulaması gerekenler ve besin takviyesi veya fonksiyonel gıdalara ihtiyaç duyan bireyler için de uygun. Sistem, her hastanın bireysel beslenme profilini dikkate alarak güvenli ve dengeli gıda sunma olanağı sağlıyor" dedi. Üç boyutlu gıda baskı teknolojisinin sunduğu hassas dozajlama ve özelleştirilebilir üretim avantajlarını kullanarak, hızlı ve otomatik üretim yapabilen akıllı bir sistem geliştirmeyi hedeflediklerini aktaran Prof. Dr. Ünlütürk, "Geliştirilen sistem; robotik ön hazırlık ünitesi, yazılım tabanlı kontrol mekanizması ve 3D gıda yazıcının entegre çalışmasıyla işliyor. Kullanıcıdan alınan diyet verileri doğrultusunda besin bileşenleri hazırlanıyor, ardından yazıcı bu verileri işleyerek katmanlı üretimle kişiye özel gıdayı ortaya çıkarıyor. Sistem aynı zamanda uzaktan erişimle kontrol edilebiliyor" diye konuştu. Klinik beslenmede yeni dönem Sistem, yalnızca üretim teknolojisi değil, aynı zamanda klinik doğruluk açısından da dikkat çekiyor. Bezelye ve peynir altı suyu proteinlerine dayalı geliştirilen formülasyonlarla besin değerlerinde hedeflenen miktarlardan sapma yüzde 5’in altında tutulabiliyor. Bu yüksek hassasiyet, özellikle diyabet, obezite ve metabolik hastalıklar gibi durumlarda kritik önem taşıyor. Bu teknolojiyle, boğulma ve tıkanma riskinin azaltılması, hastaların ihtiyaç duyduğu besin değerlerini eksiksiz alabilmesi ve bakım süreçlerinin kolaylaşması hedefleniyor. Tam otomatik ve akıllı sistem Tam otomatik ve akıllı bir sistem olması nedeniyle benzer çalışmalardan ayrılan sistem ile ilgili olarak Prof. Dr. Ünlütürk şu bilgileri verdi: "Ayırıcı özellik yalnızca 3D baskı yapması değil; aynı zamanda robotik ön hazırlık, yazılım entegrasyonu ve uzaktan kontrol özelliklerini tek bir sistemde birleştirmesi. Bu sayede hem besin içeriği hem porsiyonlama hem de fonksiyonel bileşenler yüksek hassasiyetle ayarlanabiliyor. Bu teknolojinin gelecekte yapay zeka destekli mutfak sistemlerinin ve hastane teknolojilerinin temelini oluşturabilir. Hastaneler ve bakım merkezlerinde hasta odaklı beslenme süreçlerini dönüştürebilir."
Antalya Kepez Belediyesi’nde Kurban Bayramı öncesi çöp konteyneri seferberliği Kepez Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü, yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde ilçe genelinde çöp konteyneri ve sanayi kazanı üretim çalışmalarını hızlandırdı. Kepez Belediyesi, 26 Mayıs-29 Mayıs tarihleri arasındaki Kurban Bayramı nedeniyle ilçe genelinde çevre temizliği ve atık yönetimi çalışmalarını yoğunlaştırdı. Çalışmalar kapsamda, ilçedeki mahallelere yerleştirilmek üzere son bir yılda 2 bin 424 adet yeni çöp konteyneri imalatı gerçekleştirildi. Üretilen konteynerlerin bin 236 adedi ihtiyaç duyulan bölgelere yerleştirilirken, 813 adedi ise eski ve yıpranmış konteynerlerin yerine değişim amacıyla kullanıldı. Kepez genelinde kullanılabilir durumda olan ancak arızaları bulunan 2 bin 158 adet çöp konteyneri ise bakım ve onarımdan geçirilerek yeniden hizmete kazandırıldı. Çöp konteyner sayısı arttırıldı İlçede 2026 yılı itibariyle kullanılan çöp konteyneri sayısı 18 bine ulaşırken, bu konteynerlerin tamamında yerinde bakım, onarım ve boyama çalışmaları yapıldı. Kullanılamayacak durumda olan 3 bin 72 adet konteyner ise hurdaya ayrıldı. Sanayi bölgelerinde çevre düzeninin sağlanması amacıyla Akdeniz Sanayi Sitesi, Yeşil Antalya Sanayi Sitesi, Varsak Zeytinlik Mahallesi Hurdacılar Sitesi, Varsak Altıayak Mahallesi Yeni Sanayi Sitesi ve Gaziler Mahallesi Küçük Sanayi Sitesi’nde bulunan toplam 199 çöp kazanı da bakım sürecine alındı. Bu kazanların 11 adedinde tamir, boya ve bakım işlemleri tamamlandı. İmalatlar kesintisiz sürüyor Kepez Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü’nün Fevzi Çakmak Mahallesi’nde hizmet veren Çöp Konteyneri İmalat ve Bakım Atölyesi’ndeki modern ekipman ve çalışma alanları sayesinde imalat süreci kesintisiz şekilde devam ediyor. Üretim hattında pres, bükme, kesme ve profil kesme makineleri ile kaynak alanları, boyahane, tekerlek ve boya depoları, hırdavat deposu, mutfak, soyunma odası, üretim sonrası depo alanı ve sac-profil depoları yer alıyor. Kepez Belediyesi, Kurban Bayramı süresince oluşabilecek yoğunluğu göz önünde bulundurarak hem üretim hem de bakım çalışmalarını artırarak vatandaşların daha temiz ve düzenli bir çevrede bayram geçirmesini hedefliyor.