ÇEVRE - 01 Mayıs 2026 Cuma 09:19

Palandöken’de kar bereketi, sezon uzadı

A
A
A
Palandöken’de kar bereketi, sezon uzadı

Erzurum'un dünya çapındaki kayak merkezi Palandöken'de, sezon sonu gelmesine rağmen kar bereketi yaşanıyor. Kar kalınlığının yer yer 160 santimetreyi bulduğu merkezde, kayak sezonu profesyonel sporcular için Mayıs ayı sonuna kadar uzatıldı.

Türkiye'nin kış turizminde parlayan yıldızı Palandöken'de, 30 Nisan'da sona ermesi planlanan kayak sezonu, yoğun kar yağışı ve elverişli hava şartlarıyla bu yıl 3 Mayıs'a kadar esnetildi. Pistler, genel kullanıcılara yönelik kapanışın ardından profesyonel ekipler için açık kalmaya devam edecek. Merkezin 30 Mayıs'a kadar kayak kulüpleri ve milli takımların kullanımına tahsis edileceği açıklandı.

Avrupa'yı geride bıraktı

Yüksek irtifası ve kar tutma kapasitesiyle fark oluşturan Palandöken, yılda toplam 6 aydan fazla kayak yapılabilen nadir merkezlerden biri olma unvanını pekiştirdi. Sezon süresi bakımından Avrupa'daki popüler kayak merkezlerini geride bırakan Palandöken, Türkiye'nin kış turizmindeki gücünü bir kez daha kanıtlamış oldu.

Milli Takımlar için antrenman üssü

Sezonun Mayıs sonuna sarkması spor turizmi açısından büyük bir avantaj sağladı. Kar kalitesinin korunması, özellikle profesyonel sporcular ve milli takımlar için sezon dışı hazırlık ve yüksek irtifa antrenmanı adına paha biçilemez bir fırsat sunuyor. Dünyanın pek çok yerinde kayak sezonu kapanmışken, milli takımlar Palandöken'in eşsiz pistlerinde hazırlık çalışmalarına devam edebilecek. Palandöken, sunduğu bu uzun sezon imkânıyla hem sporcular hem de turizmciler için vazgeçilmez bir stratejik merkez olduğunu bir kez daha gösterdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Dijital reklamlarda yapay zekalı ‘sahtekarlık’ Bilişim Uzmanı Hakan Topuzoğlu, yapay zeka aracılığı ile hiç alakası olmayan kişilerin markalara reklam yüzü yapıldığını söyleyerek, ortaya çıkan durumun direkt markaya zarar verdiğini söyledi. Toplumda dijital okur yazarlığın öneminin büyük olduğunu söyleyen Hakan Topuzoğlu, "Yapay zeka baş döndürücü şekilde gelişiyor, geliştiriliyor ve gerçekten de artık hayatımızın her alanında. Bunu iyi amaçlarla kullanan insanlar olduğu gibi elbette suistimal etmek isteyen, kötü amaçlarla kullanan insanlar da var. Bu bir takım hukuki sorunları da yanında getirse de birçok olayda gördüğümüz gibi ne yazık ki hukuk biraz daha geriden geliyor ve daha hızlı hareket etmek gerekebiliyor. Son dönemde de özellikle güvenilir ya da bildik insanların bir konudaki konuşmaları ya da röportajları ya da bir basın açıklamaları alınarak bunun reklam amaçlı kullananlar olduğunu görüyoruz. Aslında burada bizim tüketici olarak daha dikkatli olmamız, daha uyanık olmamız gerekiyor. Yani her zaman yine belirttiğimiz gibi dijital okuryazarlık gerçekten toplumun her kesiminde çok büyük önem arz etmekte. Bir reklamda bir kişiyi gördüm diye hemen o reklama inanıp da o ürüne yönelmemek aslında şu anda yapılabilecek en doğru adımlardan biri. Yapılan işlemler markaya da şu şekilde zarar vermekte. Elbette hiç alakası olmayan ilgisi olmayan bir kişi bir reklam yüzü olarak kullanılıyor ve dolaylı değil direkt bir şekilde de o markaya da zarar veriyor. Çünkü ürün satmak isteyen aracı ya da satıcı bu ürünü satmak için her şey olabilir ya da mübahtır mantığında yaklaşabiliyor ama elbette bu işin ucu direkt ana markaya da zarar vermekte" dedi. Topuzoğlu, reklamlarda kullanılan görseller konusunda daha dikkatli olunması gerektiğini söyleyerek, "O yüzden bizim yapay zeka ile geliştirilmiş ya da reklamlarda kullanılan görseller, yazılar, videoları biraz daha dikkatli olmamız, hukuki anlamda da resmi kurumların bu konularda daha hızlı aksiyon alabilmeleri büyük önem taşımakta. Yani bir yargı sürecine dahi gerek kalmadan böyle bir şey varsa bir şikayet varsa bu çok hızlı bir şekilde anlaşılarak o reklamın durdurulması, yayınlanmasının engellenmesi ya da o firmanın bir daha bu konularda çalışma yapmasının önüne teknik olarak da geçmek mümkün. Aslında yine sözü açılmışken de söylemek istiyorum reklamların herhangi bir kontrolün olmaması şu anda en büyük sıkıntımız. Yani bir dijital mecradaki reklamları yöneten kontrol eden bir mekanizma oluşturularak aslında bu süreçte daha da kısaltılmış olacaktır" ifadelerini kullandı.
Diyarbakır Rojin Kabaiş davasında 2 bin 500 kişiden 415 kişinin DNA’sına bakıldı Van’da cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş soruşturmasında şifreli telefonunun çözülmesi yanı sıra, cansız bedeninin bulunduğu Mollakasım ve üniversite bitişiğindeki Bardakçı köyleri olmak üzere DNA’sı alınacak 2 bin 500 kişiden 425’ine bakıldı. Van’da 27 Eylül 2024’te kaybolan ve 15 Ekim’de göl kıyısında cansız bedeni bulunan 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında DNA profili alınan kişi sayısı 425’e ulaştı. Rojin’in babası Nizamettin Kabaiş, tarihi konuşmalar olduğunu, Adalet Bakanı’nın üç seferdir açıklamalar yaptığını ve Diyarbakır Valiliği aracılığıyla ailesiyle görüşüldüğünü ifade etti. Kabaiş, İstanbul’dayken ailesinin taleplerinin dinlendiğini aktararak, "DNA’lar alınsın. Rektörün akrabaları, üniversitedeki erkeklerin DNA’ları, Mollakasım ve Bardakçı köyündeki erkeklerin DNA’larının alınmasını istedik. Telefonun açılmasını istedik. Konuşmalar umutlu geçmiş. Rojin’in ablaları ve annesiyle görüşüldü. Yeni Adalet Bakanı’nın umutları olmasaydı Van Adliyesi önünde ailemle birlikte oturma eylemi yapacaktık. Büyük umutlar verdi, o yüzden oturma eylemi yapmayacağız" dedi. Gülistan Doku’nun dosyasıyla nasıl her şey açığa çıktıysa umut edip Rojin’in de dosyasının açığa çıkacağını kaydeden Kabaiş, "Dosyalar benzerliktedir. Bizimkinin Van Valisi’yle ilgisi yoktur, rektörle ilgilidir. Rektör o esnada hem delilleri karartı hem çok şüpheli hareketleri vardır. Oradaki halk, rektörün iki tane yeğenini işaret ediyor. Geçen sene de rektörü yakından tanıyan bir kişi gitti ifade vermek istedi. Adam diyor ki Rojin’in dosyası hakkında rektörle ilgili ifade vermek istiyorum. Onu gözaltına aldılar. Bir gün gözaltında kaldı. O adam dosyaya ışık tutuyor, yol gösteriyor. Neden onu gözaltına alıyorlar. Defalarca bunu savcılıkta dile getirdik. Bir insan gitse ifade verse dosya için bir umuttur. Belki bir şeyler biliyordur. Tunceli’de aynı şekilde bir adam mektup götürüp bıraktı" diye konuştu. "Belli, bu bir cinayettir" Her şeyin sil baştan takip edileceğini belirten Kabaiş, "Hem telefonun açılmasını istiyoruz hem de o iki erkek DNA’sı kime aitse açığa çıkmayana kadar rahat değilim. Bellidir bu bir cinayettir. Kim o genç kıza zarar vermiş. 2 bin 500 taneye değil, 5 bine kadar da çıkartılmasını istiyorum. Bize, 2 bin 500 kişinin DNA’sına bakılacak. Bunu çoktandır talep ediyoruz. Ama şu anda yapılıyor. Bir haftadır DNA’lara bakılıyor. Şu ana kadar toplam 425 kişinin DNA’sına bakılmış. Bunlar Bardakçı köyünden, Mollakasım’dan. Mollakasım, Rojin’in cansız bedeninin bulunduğu köy. Bardakçı köyü de üniversiteye yapışıktır. Rektör ve akrabalarının DNA’sını istemiştik. Telefon açılsa büyük bir umuttur" şeklinde konuştu. "Şu ana kadar neden rektöre soru sorulmuyor" diyen Kabaiş, "Tunceli’de devletin valisiydi ona 78 tane soru soruldu. Gereken oydu. Adalet Bakanı buradan bizi dinler, ona da sorarlar. Bu adam gökten inmemiş o da bir insandır. Neden onun tarafı tutuluyor. Rektörsen, hatan neyse o da cezasını çekecek. Senin telin kopuk, ışık yoktur, kameran eksiktir. Var da var. Bu tür şeyler, soru sorulmamış. Daha önce bize diyordu ki, orası özel mülktür kamera takamam. Ama Rojin’den sonra ne yaptı. Aynı yeri aynı nokta Rojin’in telefonu bulunduğu yerde direkt takıp 5 kamera takılmış. Onun dediği özel mülke takmış. Silinen kameralar var, onların da tespitinin yapılmasını istiyorum. Hem Mollakasım’da, hem üniversitenin son kamerası. Ona dediler bozuk, bir tanesini de siyah beyaza çevirmişler" dedi. Van’da 27 Eylül 2024’ten itibaren kendisinden haber alınamayan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği Bölümü öğrencisi 21 yaşındaki Rojin Kabaiş, 15 Ekim 2024’te Tuşba ilçesine bağlı Mollakasım Mahallesi’nde Van Gölü kıyısında ölü bulunmuştu. Kabaiş’in cenazesi, 16 Ekim’de Diyarbakır’da toprağa verilmişti.
İstanbul Necati Arabacı liderliğindeki suç örgütüne operasyon: 5 gözaltı İstanbul merkezli 3 ilde "Cehennem Necati" lakablı Necati Arabacı yaptığı suç örgütüne yönelik yapılan operasyonlarda 5 şüpheli gözaltına alındı, toplam 780 milyon liralık malvarlığına el konuldu.İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nce, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çalışmalarda; liderliğini bir sürece önce tutuklanan "Cehennem Necati" lakablı Necati Arabacı’nın yaptığı organize suç yapılanmasına yönelik yeni bir operasyon yaptı. Organize suç yapılanmasının kullandığı kriptolu haberleşme programı verileri incelendi. Çetenin Almanya, Brezilya ve İspanya yapılanması ortaya çıkarıldı. Suç örgütünün; Almanya’da 100 kilogram esrar, Brezilya’da 890 kilogram kokain, İspanya’da 84 kilo 400 gram esrar maddesi yakalamasının bulunduğu tespit edildi. Ayrıca örgütün silahlı bir yapılanmaya sahip olduğu, uyuşturucu ticaretinden kaynaklanan anlaşmazlıklarda "işkence" ve "kasten öldürme" gibi suçlara karıştıkları, örgüte maddi menfaat sağlamak amacıyla düzenli olarak para topladıkları ve bu gelirleri örgütsel faaliyetlerde kullandıklarına yönelik bulgulara ulaşıldı. İstanbul merkezli olarak İzmir ve Tunceli’de düzenlenen operasyonlarda şüphelilerin yakalanmasına yönelik eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 5 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Ayrıca 22 adet taşınmaz, 7 adet motorlu araç ve 8 adet şirket ve ortaklık payı olmak üzere toplamda 780 milyon liralık malvarlığına el koyuldu.