EĞİTİM - 17 Eylül 2025 Çarşamba 17:17

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Erzurum’da okul açılışını okulun öğrencileriyle birlikte yaptı

A
A
A
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Erzurum’da okul açılışını okulun öğrencileriyle birlikte yaptı

Evyap İbrahim Hakkı Fen Lisesi Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in katıldığı törenle açıldı.


Saygı duruşu ve İstiklal marşının okunması ile başlayan törende Halk Oyunları ekibi gösteri yaptı. Okulun yapımını gerçekleştiren hayırsever Evyap şirketi adına Mehmet Evyap, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen ve Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi’nin konuşmalarının ardından Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin konuştu.


Evyap ailesine teşekkür


Açılış töreninde konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bakan olduğu günden beri resmi bütçeyle yaptıkları hiçbir okulun açılışını yapmadığını ifade ederek, "Sadece hayırsever statüsünde yapımı tamamlanan okullarımızın açılışına gittim. Burada da Evyap ailesinin böyle bir Erzurum’a memleketlerine, memleketimize böyle bir katkısının olacağını duyunca bu açılışta bulunmak istedim. Huzurlarınızda Evyap ailesine hayatta olanlara şükranlarımı sunuyorum. Teşekkür ediyorum Aramızdan ayrılmış olanlara Allah’tan rahmet diliyorum. Böyle güzel evlatlar bıraktıkları için kendilerine teşekkür ediyorum. Mekanları, makamları cennet olsun İnşallah" dedi.


Eğitim yatırımlarında büyük mesafe alındı


Türkiye’de eğitim öğretim sürecinde yapılanların unutulduğunu belirten Bakan Tekin, "Cumhurbaşkanımızın başbakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı döneminde yapılanlar çok çabuk unutuluyor. Ben şunu her orta ifade ediyorum. İsmini yazmadan bir ülkede dünyanın herhangi bir ülkesinde yirmi yılda eğitim öğretim süreçleriyle ilgili o güne kadarki seksen yıllık geçmişte yapılanlardan daha nasıl yapıldı dersek ismini yazmasak Türkiye demesek eğitim fakültelerimizde eğitim devrimi gerçekleştiren bir ülke diye hikayesi anlatılır. Türkiye’de aynen böyle hikayesi sürekli anlatılacak bir eğitim öğretim süreci Sayın Cumhurbaşkanımızın birebir takibi ve destekleriyle yirmi yılda yaşadık" dedi.


Ecevit’in başlattığı proje


2002 üç Kasım seçimleri öncesinde başbakan olarak hizmet eden rahmetli Ecevit’in başbakanken başlattığı bir projeyi hatırlatan Bakan Tekin, "Diyor ki cumhuriyetimizin yüzüncü yılı yaklaşıyor. Bir kampanya başlatalım. Herkes cumhuriyetin yüzüncü yılına mektup yazsın. Ve cumhuriyetin yüzüncü yılında nasıl bir Türkiye görmek istediklerini anlatsınlar. Allah nasip etti, Cumhuriyetin Yüzüncü yılında Milli Eğitim Bakanı olarak hizmet etmek bize nasip oldu. Ve o gün sayın Bülent Ecevit’in direktifleriyle başlayan projenin takipçisi olan o gün yazılan mektupları cumhuriyetin yüzüncü yılında yani olay mektupların yazılmasının üzerinden yaklaşık yirmi yıl geçtikten sonra bize takdim ettiler. Biz açtık, bir baktık O gün Cumhuriyet’in yüzüncü yılındaki Milli Eğitim Bakanı’na mektup yazan öğretmenlerimiz. Mektup yazan velilerimiz, mektup yazan okul yöneticilerimiz öğrencilerimiz mektuplarında nasıl bir eğitim öğretim ortamında bulunduklarını anlatıyor. Yani bu siyasi bir dil değil. O gün o kişilerin anlattıkları. Mesela bir öğretmenimiz diyor ki inşallah diyor cumhuriyetin yüzüncü yılında kırk elli kişilik sınıflarda ders anlatabilirim diyor. Yani kaç kişilik sınıf dersi anlatıyorsa artık öğretmenimiz diyor ki hayali bu. İnşallah yüzüncü yılda kırk elli kişilik sınıfta ders anlatırım diyor. Bir başka öğretmenimiz diyor ki inşallah cumhuriyetin yüzüncü yılında öğretmen olarak çocuklarıma hizmet etmek için kıyas Başımdaki örtü bir engel olarak gösterilmez diyor. Bu ayıptan Türkiye inşallah kurtulur diyor. Bir başka öğretmenimiz diyor ki, İnşallah diyor cumhuriyetin yüzüncü yılında okullarımızda bir tane bir bilgisayar olur. Bütün okula inşallah diyor. Temennisi bu. Bir başka öğretmenimiz diyor ki inşallah cumhuriyetin yüzüncü yılında çocuklarımız ihtiyaçlarını gidermek için okul binasının dışında tuvaletlere gitmek zorunda kalmazlar diyor. Şimdi 3 Kasım 2002’ye geldiğimizde Türkiye’nin profili bu. Sayın Cumhurbaşkanımız 2001 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi’ni kurarken ve 3 Kasım 2002 seçimleri öncesi seçim beyanına hazırlarken şu hususların altını çizmiş. Demiş ki bu iki belgede Sayın Cumhurbaşkanımız. Adalet ve Kalkınma Partisi eğitim alanında köklü bir reform hareketi hedefliyor. Diyor ki: Biz iktidara gelirsek Türkiye’nin nitelikli bir eğitim öğretimi altyapısına kavuşması için burası çok önemli. İnsanın merkezi alan bir yaklaşım benimseyeceğiz diyor. Yani insan Temel hak ve hürriyetlerini merkeze alın. Bunu önceleyen bir eğitim, öğretim felsefesi benimseyeceğiz diyor. Yine diyor ki, zorunlu eğitimi sekiz yıllık kesintisiz, zorunlu eğitim dayatmasını tercih ve yönlendirmeye imkan sağlayacak şekilde yeniden düzenleyeceğiz Ve zorunlu eğitim süresini makul bir zaman içerisinde on bir yıla çıkaracağız diyor. O günün şartlarında hatırlayın. İmam Hatip Ortaokullarını daha doğrusu imam hatip liselerini ve meslek liselerinin içeren bir düzenleme yapılmıştı 28 Şubat’ta. Bu okulların ortaokulları kapatılmıştı. Sekiz yıllık kesintisiz eğitim. Yani imam hatip lisesine giden öğrenci sayısı azalsın, imam hatipler kapansın diye alınan bir tedbir. O tarihte bu söyleniyor. Bir başka husus diyor ki Sayın Cumhurbaşkanımızın o tarihte partiyi kurarken kuruluş beyannamesi kamu okullarının eğitim kalitesini artıracağız diyor. Teknoloji imkanlarını geliştireceğiz. İlk şu anda arkadaşlar bunu ben söylemiyorum. Birleşmiş Milletler Kalkınma Örgütü var. MHP’nin raporu. Diyor ki Türkiye dünyada neredeyse bütün dersliklerinde akıllı tahta olan tek ülke. Biz şu anda kıymetli hemşehrilerim, 65 bin civarında resmi okulumuz var. Bu okullarımızın tamamında internet erişim hizmeti var. Bu okulların tamamında altı yüz elli bin derslikle İnternete bağlı, internet üzerinden bakanlık merkez teşkilatında dünyanın en büyük eğitim öğretim içeriği, içerik portal olan EBA’da veri transferi yapılabilen ve çocuklarımız her konuyu öğretmenlerimiz tarafından çok farklı şekillerde anlatan Bir platformumuz var EBA. Yani Narman’ın bir öğretmenimiz çocuklarımıza bir başka öğretmenin dersini anlatmak istiyorsa yani kendisine ilave olarak EBA’dan da faydalanabilir. Açıyor EBA’yı Türkiye’nin herhangi bir ilindeki okulundaki bir Öğretmenin anlatın. EBA’ya yüklediği aynı konuyla ilgili örnek uygulamayı çocuklarına seyrettirebiliyor. Bu üzerinde çok konuşulacak bir devrim. Çok konuşulması gereken bir nitelik.


"Eğitimle ilgili bir projeksiyon çizdik"


Bakın ben bir şey anlatmaya çalışıyorum. Biz sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde, bundan yirmi yıl önce eğitimle ilgili bir projeksiyon çizdik. Ve adım adım o gün çizdiğimiz projeksiyona ülkemizi taşıdık Mesela diyor ki yine o gün ikinci sınıftan itibaren çocuklarımızın ilgi ve yeteneklerine göre seçmeli derslerin oluşturularak çocuklarımız ilgi ve yeteneklerine göre yönlendirilecek ilk ve ortaöğretimde din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinin dışında velilerin rızasına bağlı olarak çocuklarımıza seçmeli din derslerinin verilmesini hayata geçireceğiz diyor. Bunu ne zaman diyoruz? 2001. Bir sürü vardı. Ben birkaç tane buradan seçtiklerimi söyleyeceğim. Mesela Diyor ki Sayın Cumhurbaşkanımız o gün. Çocuklarımızın ana dil becerilerini geliştireceğiz. Türkçelerini iyileştireceğiz. Türkçeyi bir bilim dil haline dönüştüreceğiz. 2023 ben Milli Eğitim Bakanı olarak göreve başladığım tarihte o günden beri yürüttüğümüz bir süreç var. Türkçe temel eğitim kurumlarında Türkçe, ortaöğretim kurumlarında Türk Dili Edebiyatı dersini biz ana ders haline dönüştürdük. Çocuklarımızın bu derste başarılı olabilmeleri için yetmiş alma şartı getirdik. Ve bu dersin ölçme ve değerlendirme mekanizmalarını değiştirdik. Türkiye’nin her tarafında çocuklarımız hangi derse olursa olsun başarılı olmaları için Türkçe de kendilerini doğru ifade edebilmelerini istedik. Çünkü ana dilde kendisini doğru ifade edebilen bir çocuğumuz, gencimiz sadece eğitim öğretim hayatında değil, aynı zamanda aile hayat toplumsal hayatında ve sonrasında da iş hayatında daha başarılı olacaktır diye düşünüyoruz. Yine o gün demiş ki AK Parti seçim beyannamesinde engelli öğrencilerin eğitimine özel bir önem vereceğiz demiş. Bugün şu anda bakın engelli öğrencilerimiz Kaynaştırma eğitimimiz var. Özel eğitim okullarımız var. Evde bakım evde eğitim hizmetimiz var. Hastanede eğitim hizmetimiz var. Özel rehabilitasyon merkezlerinde eğitim var. Bütçesi tamamen kamu tarafından karşılanıyor. Yani Beş farklı kategoride özel eğitime ihtiyaç duyan çocuklarımızın eğitim öğretim süreçlerini devam ettiriyoruz. Yine o gün diyor ki Sayın Cumhurbaşkanımız, eğitimin önündeki bütün yasakları kaldıracağız diyor. Bugün Türkiye’de yatak yok. Bakın bugün ana gündem konularından bir tanesi olduğu için söyleyeyim. O gün Kürtçe şarkı söylediği için linç edilen sanatçılar vardı ülkenin. Popüler sanatçıları. Bugün devletin resmi eğitim kurumlarında çocuklarımız kendi tercihlerine bağlı olarak seçmeli, Kürtçe ve işte Çerkezce, Lazca bütün bu dersleri alabiliyorlar. Bunların hepsi o dönemde yapılmış şeyler. Bir de istatistik rakam vereyim size Bütün bunları yapmak için o başta söylediğim öğretmen mektuplarında ifade edilen şeylerle ilgili olarak size bir tane rakam vereyim. O gün yani iki bin iki yılında Türkiye’de öğrencilerimiz üç yüz altmış yedi bin dersliğimizde Eğitim alıyorlarmış. Yani cumhuriyetin başından o güne kadar toplam üç yüz altmış yedi bin dersliğimiz varmış. Süreç içerisinde bunlardan yaklaşık doksan bin tanesinin de bugüne kadar yıkılıp yeniden yapıldığı güçlendirildiğini düşündüğümüzde Yaklaşık iki yüz elli, iki yüz altmış bin civarında o günden kalan dersimiz var bugün. Peki şu anda kaç dersimiz var? Yani iki yüz altmış bin bir tarafta dursun. Bugün yaklaşık olarak resmi okullarımızda altı yüz yirmi altı bin derslik var. Yani iki yüz altmış bin Altı yüz yirmi altı bin nere? O güne kadar yapılanın iki katından daha fazla derslik yapılmış durumda. Başka örnekler de verilebilir. Şöyle söyleyeyim. Mesela o gün on sekiz tane bilim sanat merkezi varmış. Bugün üç yüz altmış dört tane bilim sanat merkezimiz var. O gün iki bin yedi yüz okulumuza spor salonu varmış. Bugün on iki bin iki yüz on dört okulumuzda spor salonu var. O gün yirmi bir gün okulumuzda laboratuvar varmış. Bugün elli bin okulumuzda laboratuvar var. Bir de şunu söyleyeyim. Bugün yaklaşık bir milyon yüz bin öğretmenimiz var ve bu öğretmenlerimizin yüzde sekseni AK Parti hükümetleri döneminde atanmış. O gün çocuklarımız okula gidiyorlardı. Okula gittiklerinde ders kitaplarını satın almak için kırtasiyelerin önünde kuyruklar haftalarca ders kitapları gelsin diye beklerdik. Bugün çocuklarımız okula başladığında üstünde devletin bastırdığı ders kitapları onları bekliyor. Toplam o günden bugüne kadar dört milyar adet dert kitabı dağıtmış. Sadece bu sene iki yüz milyona yakın adet ders kitabı okullarda dağıtmış olduk Bütün bunları söylüyorum.


Eğitim öğretim altyapısına çok ciddi bir katkı sunduk


Ben daha önce 2013 - 2018 yılları arasında da müsteşarlık yaptım. O yıllarda da Erzurum’un eğitim öğretim altyapısını güçlendirilmesi için çok yoğun bir çaba içerisindeydim. Ciddi okullaşma göstergelerinde çok ciddi değişiklikler yaptık. Sadece bir rakam söyleyeyim size. 2002 Erzurum’da ortalama ilköğretim okullarında derslik başına düşen öğrenci sayısı otuz iki. Bugün ortalaması yirmi dört. Ders başına düşen öğrenciler ilköğretim kurumlarında otuz iki, bugün on altı. O gün ortaöğretim kurumlarında yirmi dört, bugün on sekiz. Yani Erzurum’da dahil olmak üzere, Türkiye’nin tamamında eğitim öğretim altyapısına çok ciddi bir katkı sunduk. Bakın ben siyaset bilimci dünyada ülkelerin demokratikleşme endekslerini hesap ederken genel bütçenin genel bütçeden ayrılan paylara bakılır. Bir ülkede eğer eğitim bütçesi en üst sıradaysa bu ülkenin demokratikleşme göstergesi açısından Bizim açımızdan önemli bir ülkedir. Ülkedir ve şu anda Türkiye AK Parti iktidarı döneminde neredeyse bütün bütçe dönemlerinde, bütçeden en büyük payı Milli Eğitim Bakanlığı’na aldı. Bu yıl da öyle. Önümüzdeki yıl da böyle olacak. Bu çok önemli bir gösterge. Bütün bu süreçleri yaparken Bize toplumu çok farklı kesimlerinden destekler var. Sivil toplum örgütlerinin destekleri var. Meslek örgütlerinin destekleri var. Bu destekleri almaya da devam edeceğiz. Bunu açık yüreklilikle de söylüyorum. Çünkü eğitim öğretim hizmetleri Sadece bir bakanın ya da bakanlığın yürütebileceği bir iş değil. Topyekün hizmet edeceğiz. Topyekün bu sürecin altında olacağız ki başarılı olabilelim. Ben bize destek olan, bu anlamdaki herkese, gerek, gerçek kişilere gerek tüzel kişilere teşekkür ediyorum. Ancak iki grubu burada ayırmam lazım. Bunlardan bir tanesi bugün burada bulunmamıza vesile olan Evyap ailesinin şahsında teşekkür edeceğimiz Türkiye’deki hayırseverlerimiz. Ben Türkiye’nin her tarafında bize eğitim öğretim desteği sunan bütün hayırseverlere teşekkür ediyorum. Allah kendilerinden razı olsun. Hayatta olmayan büyüklerine Allah’tan rahmet diliyorum. Bütün hayırseverlerimiz için bunu söylüyorum. Bu katkıları almaya da devam edeceğiz. Benim bugün burada bulunma sebebim Bunu bir bakan olarak yapmayı bir zorunluluk olarak hissediyorum. Bize bu süreçte destek olan kişilere gidip yüz yüze teşekkür etmek istiyorum"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kahramanmaraş Bebeğe şiddet uygulayan hemşire: "Çok pişmanım, bu pişmanlığım ömür boyu devam edecek" Kahramanmaraş’ta 5 günlük bebeğe şiddet uyguladığı iddiasıyla yargılanan hemşire, "Çok pişmanım, bu pişmanlığım ömür boyu devam edecek. Tutuksuz yargılanmayı talep ediyorum" dedi. Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Bakım Ünitesi’nde 26 Mayıs 2021 tarihinde tedavi altındaki 5 günlük bebeğe yönelik şiddet uygulandığı iddiaları üzerine soruşturma başlatıldı. Olayın yargıya intikal etmesinin ardından hemşire H.D.B.’nin 5 günlük Deniz Esin Bozoklar’ı darbetme anına ilişkin görüntüler ortaya çıktı. Hemşire H.D.B. hakkında görüntülerin ortaya çıkmasının ardından tutuklama kararı verildi. Kahramanmaraş 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya devam edildi. Sanık ve vekil avukatlarının hazır bulunduğu duruşma salonunda tutuklu sanık hemşire H.D.B., SEGBİS sistemi ile duruşmaya bağlandı. "Hastaya bile isteye herhangi bir zarar verme amacım olmadı" Mahkeme başkanı sanık eski hemşireye söz verdi. Hemşire H.D.B., "Hastaya bile isteye herhangi bir zarar verme amacım olmadı, amacım tedavi yapmaktı. Bir anda gelişen durum için çok pişmanım, bu pişmanlığım ömür boyu devam edecek. Tutuksuz yargılamayı talep ediyorum. Çok özür dilerim ama hastalığıyla ilgili benim herhangi bir ilgim ve bağım yoktur. Yaklaşık 4.5 aydır ben de evladımdan ayrıyım. Sizden rica ediyorum. Birden fazla adli kontrol, ev hapsi uygulayın. Tahliyemi talep ediyorum. Lütfen sayın hakimim sizden, mahkemenizden rica ediyorum, tutuksuz yargılanmayı talep ediyorum" dedi. Sanık avukatı Mustafa Çaprak ise, "Davada tutuklu sanığın tutukluluk halinin göz önünde bulundurularak tahliyesine karar verilmesini istiyoruz" diye konuştu. Vekil avukatı Sait Bolat ise önceki beyanlarını tekrar ederek tutukluluk halinin devam etmesini talep etti. Mahkeme, sanık hemşire H.D.B.’nin tutukluluk halinin devamına karar verdi. Duruşma, Adli Tıp Kurumu’ndan (ATK) gelecek raporun beklenmesi nedeniyle 3 Temmuz tarihine ertelendi.
Kütahya Kütahya’da iş kazası sonrası felç kalan hastaya kişiye özel çözüm Kütahya’da multidisipliner tedavi ve rehabilitasyon çalışması kapsamında, iş kazası sonrası tetrapleji (Dört uzuv felci) gelişen bir hastanın günlük yaşam aktivitelerini yeniden kazanabilmesi amacıyla kişiye özel yardımcı aparat geliştirildi. Kütahya Şehir Hastanesi Yoncalı Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi’nde sürdürülen rehabilitasyon süreci, fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanları, fizyoterapistler, ergoterapistler ve mühendislik destekli tasarım ekibinin ortak çalışmasıyla yürütüldü. 37 yaşındaki Mesut Kurt isimli hastanın yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen uygulama, üniversite-hastane iş birliğinin sağlık alanındaki somut örneklerinden biri olarak dikkat çekti. Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Fatıma Yaman, hastanın iş kazasının ardından boyundan aşağısında ciddi hareket kaybı oluştuğunu belirterek tedavi süreci hakkında bilgi verdi. Yaman, hastanın merkeze ilk geldiğinde tamamen yatağa bağımlı durumda olduğunu ifade ederek, "Hastamız bize her iki kol ve bacakta felç durumu bulunan tetrapleji tablosuyla başvurdu. İlk aşamada yalnızca sedye üzerinde takip ediliyordu. Tedavi sürecinde öncelikle tansiyon düşüklüğü gibi sistemik problemleri kontrol altına aldık. Ardından oturma dengesi, gövde kontrolü ve temel hareket becerileri üzerine yoğunlaştık" dedi. Kişisel ihtiyaçlarını karşılıyor Rehabilitasyon sürecinin yalnızca fiziksel tedaviyle sınırlı olmadığını vurgulayan Yaman, fizyoterapistlerin gövde stabilitesi ve kas kontrolü üzerinde çalışırken, ergoterapistlerin hastanın günlük yaşam aktivitelerini yeniden kazanmasına yönelik uygulamalar yaptığını söyledi. Özellikle yemek yeme, kitap tutma ve kişisel ihtiyaçlarını karşılayabilme gibi temel becerilerin hastanın psikolojik motivasyonu açısından büyük önem taşıdığı ifade edildi. Bu süreçte Engelsiz Yaşam Merkezi ile ortak çalışma yürütüldüğünü aktaran Yaman, hastanın ihtiyaçlarına uygun yardımcı aparat geliştirilmesiyle rehabilitasyon sürecinin önemli ölçüde desteklendiğini belirtti. Merkezin Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Emrah Afşar ise hastaya özel olarak geliştirilen aparatın tamamen bireysel ihtiyaçlar doğrultusunda tasarlandığını söyledi. Afşar, 3D yazıcı teknolojisi kullanılarak geliştirilen aparatın, hastanın el ve kol hareket açıklığına uygun şekilde planlandığını belirtti. Afşar, "Hastamızı detaylı şekilde değerlendirdikten sonra öğrencilerimizle birlikte kişiye özel bir kendine yardım aparatı tasarladık. Hastanın elini ağzına götürme açılarını analiz ederek birebir uyumlu bir model oluşturduk. Aparatın hafif, kullanışlı ve hastanın mevcut hareket kapasitesine uygun olmasına özellikle dikkat ettik. Şu anda hastamız uzun süredir tek başına gerçekleştiremediği yemek yeme aktivitesini daha bağımsız şekilde yapabiliyor" diye konuştu.
Mardin Mardin Valisi Akkoyun, Kızıltepe ilçesinde incelemelerde bulundu Mardin Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Tuncay Akkoyun, Kızıltepe ilçesinde çeşitli incelemelerde bulundu. Vali Akkoyun, Kılduman Mahallesi ilkokulunu ziyaret ederek öğretmen ve öğrencilerle bir araya geldi. Gerçekleştirilen ziyarette öğrencilerle yakından ilgilenen Vali Akkoyun, çocuklarla geleceğe dair hedefleri ve meslek tercihleri üzerine sohbet gerçekleştirdi. Ziyarette mahalle sakinleriyle de bir araya gelerek hasbihal eden, talep ve önerilerini dinleyen Vali Akkoyun, Kılduman Mahallesiyle ilgili Muhtar Zeynettin Zamur’dan bilgi aldı. Akkoyun, vatandaşların ilettiği talep ve ihtiyaçlar için anında çözümler üretip neticeye kavuşturulması noktasında ilgili kurum müdürleri ve daire başkanlarına gerekli talimatları verdi. Vali Akkoyun, ardından 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü münasebetiyle Kılduman Mahallesinde bulunan salatalık serasında hasat programına katıldı. Üretici İsmail Zamur’a ait sera alanında gerçekleştirilen hasatta Akkoyun, üretim süreci ve yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. Hasadın ardından çiftçilerin "14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü"nü kutlayan Akkoyun, üreticilere bereketli bir sezon geçirmeleri temennisinde bulundu. Akkoyun, ardından Mardin Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanı Muhammed Ali Günenç’in Kızıltepe ilçesinde vefat eden ninesi Hasine Güldağ’ın taziyesine katılarak aileye başsağlığında bulundu. Akkoyun, ziyaretleri kapsamında Mardin Eczacı Odası Başkanı Fatih Oral ve beraberindekilerle, 14 Mayıs Eczacılık Günü münasebetiyle Kızıltepe ilçesindeki eczacılar, esnaf ve vatandaşlarla bir araya geldi. Eczacıların 14 Mayıs Eczacılık Günü’nü kutlayan Akkoyun, vatandaşlarla sohbet ederek talep ve önerilerini dinledi. Akkoyun, esnafa da hayırlı ve bereketli kazançlar temennisinde bulundu. Vali Akkoyun, ardından Kızıltepe ilçesinde faaliyet gösteren Hububat ve Ticaret Merkezini ziyaret ederek merkez hakkında Başkan Mehmet Şerif Öter’den bilgi aldıktan sonra zahireciler ve esnaflarla bir araya gelerek sohbet etti. Ziyaretlerde Vali Akkoyun’a, Vali Yardımcısı İbrahim Engin Şenay, Kızıltepe Kaymakamı Abdullah Şahin, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Tahsin Saruhan, İl Emniyet Müdürü Recep Tecimer ve Mardin Eczacı Odası Başkanı Fatih Oral da eşlik etti.