EKONOMİ - 20 Nisan 2026 Pazartesi 13:14

Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği Başkanı Ömer Madırlı, mazbatasını aldı

A
A
A
Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği Başkanı Ömer Madırlı, mazbatasını aldı

Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği Olağan Seçimli Genel Kurulu sonucunda seçimi kazanan Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Madırlı ve Yönetim Kurulu üyelerinin Adalet Sarayı Konferans Salonunda düzenlenen mazbata töreninde mazbatasını Seçim Müdürü Taylan Şeref’den aldı.


809 delegenin 481 oyunu alan Ömer Madırlı, birliğin yeni başkanı oldu. Başkan Ömer Madırlı, seçimin tüm ihracatçılara ve bölgeye hayır getirmesini temenni ederek "Bütün sektörleri içine alan bir birliğimiz var. Bu, sorumluluğumuzu daha da artırıyor. Zor bir coğrafyamız var ama bölgemizin sorunlarının çözülmesi ve bölgemizin gelişmesi için 4 yıl boyunca tüm gücümüzle çalışacağız. Seçim sürecinde desteğini esirgemeyen kıymetli başkanımız Ethem Tanrıver’e teveccüh gösteren, destek veren kıymetli ihracatçılarımız, birlik üyelerimiz bu görevi bize layık gördüler, hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum" dedi.


Yaklaşık 8 yıla aşkın süredir Doğu Anadolu İhracatçılar Birlik Başkanlığını yapmak ve hizmet etmekten gurur duyduğunu büyük bir onurla hizmet bayrağını Ömer Madırlı’ya teslim eden Ethem Tanrıver, seçimim tüm ihracatçılara ve bölgeye hayır getirmesini temenni etti. Tanrıver, Ömer Madırlı’ya yeni görevinde üstün başarı dileyerek şunları kaydetti: "Tanrıver Ailesi olarak, hayatım boyunca 8 yıldır onurla sürdürdüğüm görevin şerefi ve gururunu yaşıyorum. Görevim boyunca bana büyük destek veren yönetim kurulu ile birlik üyelerine ve çalışma arkadaşlarıma, evlatlarıma, kıymetli aileme teşekkür ederim. Her zaman yanında olduğumu ifade ederek, Birlikte görev yaptığımız kıymetli kardeşim Ömer Madırlı Başkanımıza yeni dönemde yönetim kurulumuzla birlikte daha iyi çalışmalara imza atacağımıza inanıyorum. Bölgemize, Erzurum’a hayırlı olsun"



Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği Başkanı Ömer Madırlı, mazbatasını aldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Van Bahçesaray’da su taşkını tehlikesi Van’ın Bahçesaray ilçesinde son günlerde etkili olan sağanak yağışlar ve yüksek kesimlerdeki karların hızla erimesi, ilçe merkezinde su baskını riskini en üst seviyeye çıkardı. Bahçesaray ilçesinde etkili olan sağanak yağışlar ve yüksek kesimlerdeki kar örtüsünün hızla erimesi, su baskını riskini beraberinde getirdi. Bahçesaray ilçesine bağlı Çatbayır Mahallesi’nden geçen Çatbayır deresi, son günlerde etkili olan yağışlar ve yüksek kesimlerdeki karların erimesiyle birlikte debisini artırdı. Su seviyesindeki hızlı yükseliş bölgede yaşayan vatandaşları tedirgin etti. Dere üzerinde taşkın riskini önlemek için yapılan 4 adet bentten birinde patlama yaşanınca ilçede tedirginlik yaşandı. Kaymakamlık mahalle yolunu ulaşıma kapatırken, ilçeye Afet Acil Durum (AFAD) Van İl Müdürlüğü, Devlet Su İşleri 17. Bölge Müdürlüğü ile ilgili kurum personeli sevk edildi. Çatbayır Mahallesi muhtarı Eyüp Kayan, "Yoğun bir yağmurdan sonra Çatbayır deresi coştu. Dün akşam su tesfiyesi benderinden bir tanesi patladı. Çok şükür ilçe merkezine zarar vermedi. Ama önlemleri erken aldık. Mahalledeki tehlikeli alanları boşalttık. Şu an halen tehlike var. Bentlerinin patlama ihtimali var. O yüzden tedbirli olmak lazım. Vatandaşlarımızı tekrardan uyarıyoruz. Şuan yol kapalı, araçla gidemiyoruz. Buraya kadar yaya geldik. O konuda zaten kaymakam bey gerekli talimatı vermiş. Biz de vatandaşları uyardık. O konuda güvenliğimizi alıyoruz. Allah beterinden korusun. Mahallemde şu an sıkıntı yok, sadece yollar kapalı. Bir hastamız vardı. Sağ olsun mahalle sakinleri ile beraber hastayı belli bir yere sırtımızla taşıdık. Ondan sonra ambulansa aktardık. Mahalle yollarımız kapalı, öğrencileri getirmedik. Şu an tek yapabileceğimiz vatandaşlarımıza bu konuda duyarlı olmalarını istiyoruz. Çünkü yollar kapalı, aynı zamanda tehlike devam ediyor" dedi. Bölgeye giderek incelemelerde bulunan AK Parti Bahçesaray İlçe Başkanı Cumali Sabırlı, "Şuan İslam Mahallesi ile Çatbayır Mahallemizin ortak geçiş noktası olan bölgedeyiz. Çatbayır’dan başlayıp Bahçesaray ilçe merkezinden geçip büyükdere ile birleşiyor. 2015 yılında çarşı merkezine büyük bir sel geldi. Çarşı merkezinde birçok esnafımızın zarar görmesine sebep oldu. Ama o zaman devlet büyüklerimiz bu dere yatağında set bentleri yaptılar. Yukarı Çatbayır Mahallesi girişinden çıkışına kadar tedbirler almışlardı. Çünkü aşırı yağışlardan dolayı, kar yağışlarından dolayı burası tamamen dolmuştu. Dün gece bentlerden biri patladı. Allah’a şükürler olsun herhangi bir sıkıntı yaşanmadı. Şu anki tedbir amaçlı dün geceden beri AFAD ekibi, Devlet Su İşleri ekiplerimiz burada mevcut. Şu an bu yol kapalı. Gerekli çalışmalar yapıldıktan sonra trafiğe açılacaktır" dedi.
Bartın TBMM Sanayi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Varank: ’’Dünya siyasetinde, uluslararası ilişkilerde artık sözü dinlenen bir Türkiye var’’ TBMM Sanayi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank, Bartın’da katıldığı İhtisas Akademesi dersinde, bağımsız ve güçlü Türkiye’nin öneminde dikkat çekerek, ’’Dünya siyasetinde, uluslararası ilişkilerde artık sözü dinlenen bir Türkiye var’’ dedi. Körfez’deki savaşa da dikkat çeken Eski Bakan Varank, Körfez ülkeleri 40 bin, 50 bin dolarlık insansız hava araçlarını düşürmek için 1 milyon, 2 milyon dolarlık füzeler kullanmak zorunda kalıyor. Peki stoklar tükenince ne yapıyorlar, ’Bize füze verin’ diye, Amerika Birleşik Devletleri’nin kapısını çalıyorlar’’ ifadelerini kullandı. Eski Sanayi ve teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Bartın Üniversitesi’nde Türkiye Gençlik Vakfı tarafından düzenlenen İhtisas Akademisi’nin gerçekleştirdiği ikinci derse konuşmacı olarak katıldı. Programın açılış konuşmasını yapan Bartın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, ihtisas kelimesinin anlamına vurgu yaptı. Rektör Akkaya, katılanları ve akademinin gerçekleşmesinde emeği geçen herkese teşekkür etti. TBMM Sanayi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank ise konuşmasında bağımsız ve güçlü Türkiye’nin önemini anlattı. Bağımsız ve güçlü bir Türkiye için en önemli görevin gençlere düştüğünü anlatan Varank, ’’Türkiye zorlu bir coğrafyada kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan kendi mücadelesini, kendi bağımsızlık mücadelesini vermeye çalışan tarihi anlamda çok önemli sorumlulukları olan bir ülke. Ve etrafımızdaki ateş çemberini düşündüğümüzde Türkiye’nin eğer o tarihi sorumluluklarını yerine getirmesini bekliyorsak Türkiye’nin ötesinde bir Türkiye var diye düşünüyorsak bizim tabii ki siyasiler hasbelkader bu ülkeye hizmet etme şerefine layık olmuş büyüklerimiz olarak yapmamız gerekenler var ama asıl önemli sorumluluk emin olun siz değerli gençlerimizin omuzlarında, sizin Türkiye’nin geleceğiyle ilgili atacağımız adımlarda’’ diye konuştu Savaşlar, tüm dünyayı etkiliyor Eski Bakan Varank, ’’İsrail ve ABD’nin İran saldırısının Türkiye de içerisinde olmak üzere tüm dünyayı etkilediğini belirterek, ’’Dünya öyle bir hale geldi ki, artık coğrafyalar kendi aralarında yani iki ülke mücadele ettiğinde, bir savaş gerçekleştirdiğinde bu savaşın, sadece o iki coğrafyayı etkilemesi gibi bir husus söz konusu değil. Şu anda İsrail’le Amerika Birleşik Devletleri’nin İran’a haksız ve adaletsiz bir şekilde saldırmasının sonuçlarını sadece İran yaşamıyor. Sadece Körfez bölgesi yaşamıyor. Artık biz de bu savaştan etkileniyoruz’’ ifadelerini kullandı ’’Bu savaştan sonra enerji adımları farklı şekilde atılacak’’ ABD ve İran saldırısının ardından dünyadaki enerji politikalarının de değişeceğini savunan Komisyon Başkanı Varank, ’’Enerji krizi tüm dünyanın kapısını çalmış vaziyette. Dünyanın geleceğine etki edecek enerjiyle ilgili adımlar artık bu savaştan sonra farklı bir şekilde atılmaya başlayacak. Türkiye olarak, biz bütün bu krizlerin içerisinde kendi başımıza hareket etmek, kendi bağımsız politikalarımızı uygulamak, bizim çıkarımız neyi gerektiriyorsa, bizim vatandaşlarımızın rahatı, konforu, ihtiyacı, neyi gerektiriyorsa bunu yapabilmek istiyorsak, bağımsız ve güçlü bir Türkiye olmak mecburiyetindeyiz. Ve son yirmi beş yıldır Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, bizim yapmaya çalıştığımız, bizim vermeye çalıştığımız mücadele de bu. Biz Türkiye, ’kendi ayakları üzerinde durabilsin’ istiyoruz. ’Kendi göbeğini kendisi kessin’ istiyoruz. Eğer dünyada söz söylenecekse Türkiye bu sözü söylesin ve sözü dinlensin istiyoruz’’ ifadelerine yer verdi. ’’Artık sözü dinlenen bir Türkiye var’’ Türkiye’nin 25 yılda, uluslararasın arenda sözü dinlenen bir ülke haline geldiğini kaydeden Mustafa Varank, şöyle devam etti: ’’İşte Sayın Cumhurbaşkanımız aslında yirmi beş yıldır bu mücadeleyi veriyor ve hamdolsun bugün geldiğimiz noktayı sizlerde takip ediyorsunuzdur. Dünya siyasetinde, uluslararası ilişkilerde artık sözü dinlenen bir Türkiye var. Dünyanın neresinde bir kriz varsa, dünyanın neresinde bir sıkıntı varsa artık Türkiye kapısı çalınan bir ülke. Uluslararası arenada, gerek ara buluculukta gerek farklı alanlarda sözü dinlenen bir ülke. Aslında biz bu noktaya, o tam bağımsızlık mücadelesini vererek geldik. Kendi bağımsız politikalarımızı uygulayarak geldik. Kendi teknolojimizi inşa ederek geldik. Kendi sanayimizi inşa ederek geldik. Uluslararası arenada kendi ittifaklarımızı inşa ederek geldik. Ve emin olun bunu yapmak çok kolay değildi.’’ ’’Belli kliklerin yaşadığı üniversiteleri gördük’’ Üniversite okuduğu yıllarını da hatırlatan Varank, ’’Şöyle bir toplantıyı, benim üniversite okuduğum dönemde, bir üniversitede gerçekleştirme imkanınız yoktu. Sadece belli zihniyetlere kapılar açılarak, müsaade edildiği zamanları yaşadık biz. Herkese kapıların açıldığı değil, her zihniyetin, her anlayışın sesini duyabildiği bir üniversite ortamı değil. Sadece belli kliklerin yaşadığı üniversiteleri biz gördük. Ama hamdolsun bugün geldiğimiz noktada işte tüm gençlerimiz kendini ifade etmek isterse bu üniversitelerde kendilerini rahatlıkla ifade edebiliyorlar’’ dedi. ’’Türk Devletleri Teşkilatı dünyada sese getirmeye başladı’’ Gençlik döneminden de örnekler veren Eski Bakan Varank, ’’Gençlik dönemlerimizde, milliyetçi, vatanına, milletine bağlı insanların aklında bir husus vardı. ’Acaba biz Türk Devletlerini bir araya getirebilir miyiz. Türk devletleri bir araya gelerek bir güç oluşturabilir mi’ diye. Bugün bakıyorsunuz, Türk Devletleri Teşkilatı artık dünyada ses getirmeye başladı. Kendisi, bir ittifak olarak söylemini ortaya koyabiliyor, politikalarını ortaya koyabiliyor. Türk devletleri teşkilatı aslında dünyanın gündeminde olmayan, bizim de gayretimizle, mücadelemizle artık dünyada kurulmuş bir ittifak’’ şeklinde konuştu. ’’Savunma sanayide bağımlılık yüzde 80’lerden 20’lere düştü’’ Türkiye’nin savunma sanayisinde dışa bağımlılığının yüzde 80’lerden 20’lere düştüğü vurgulayan Varank, ’’Biz iktidara geldiğimizde, Türkiye savunma sanayi ürünlerinde yüzde 80, dışa bağımlı bir ülkeydi. Bugün bu bağımlılık oranları çoğu kritik olmayan parçalarda yani dünyanın neresinde olursa olsun gidip, alıp bulabileceğiniz ürünler olmak üzere yüzde 20’lere düşmüş vaziyette. Kritik bütün parçalarda, komponentlerde artık kendi kendine yetebilen, kendi savunma sanayisi ürünlerini üretebilen, dışa bağımlı olmayan bir ülke var. Bugün Türkiye bu krizlerde, özellikle savaş ortamında kendisi ayakta kalabiliyorsa, kendisini korumakta başarılı olabiliyorsa, savunma sanayinde elde ettiğimiz o başarılar bu noktaya gelebiliyoruz’’ dedi ’’30 bin dolarlık İHA’lar için 1 milyon dolarlık füzeleri kullanmak zorunda kalıyorlar’’ Varank, Körfez bölgesinde dışa bağımlı olan ülkelerin durumlarının bu gün net bir şekilde görülebildiğini kaydederek, ’Dışa bağımlı olsanız ne oluyor? Bugün Körfez’de izliyorsunuz değil mi? İran, 30 bin, 40 bin dolarlık insansız hava araçlarını körfez bölgesinde kullanıyor. Oradaki ülkeler o 40 bin, 50 bin dolarlık insansız hava araçlarını düşürmek için 1 milyon, 2 milyon dolarlık füzeler kullanmak zorunda kalıyor. Peki bu füzeleri kendileri mi üretiyor? Hayır kendileri üretmiyor. Onu da Amerika’dan almak mecburiyetindeler. Peki stoklar tükenince ne olacak? İşte haberlerde okuyorsunuz. ’Bizim stoklarımız tükendi. Bize füze verin’ diye, Amerika Birleşik Devletleri’nin kapısını çalıyorlar. Tam bağımsız olmanız için savunma sanayi bir unsur. Altyapınızda gerekli tedbirleri almış olmanız lazım. Eğer altyapınızda yapmazsanız, ne teknolojide başarılı olabilirsiniz, ne üretimde başarılı olabilirsiniz, ne sanayide başarılı olabilirsiniz’’ ifadelerini kullandı Doğalgazda Filyos gerçeği Komisyon Başkanı Varank, bir asrı aşkın zamandır konuşulan Flyos Limanı projesi hayata geçirilerek, Karadeniz’deki gazın çıkarılabildiğini kaydetti. Filyos Limanı’nın Sakarya Gaz sahası için önemini anlatan Varank, şöyle konuştu: ’’Bakınız Filyos Limanı aslında yüz yıldır konuşulan bir limandı. Bu Filyos Limanı, Osmanlı Cihan Devleti’nden beri acaba hayata geçirilse ne olur? Bu bölgeye ne katkısı olur? diye tartışmaların yapıldığı bir limandı. Filyos Limanı bizim iktidarımız tarafından hayata geçirildi. Ve o Filyos Limanı sayesinde. Sakarya Gaz Sahasını hepiniz biliyorsunuz değil mi? Şu anda Türkiye’nin doğal gaz çıkardığı saha, işte o sahadaki bütün çalışmalar, o Filyos Limanı sayesinde hayata geçirildi. Biz o Filyos Limanını inşa etmeseydik, Sakarya gaz sahasından gazı, bugün itibariyle bile çıkaramazdık Neden biliyor musunuz? Çünkü orada çalışan gemilerin yanaşabileceği en yakın liman Trabzon’da. O gemiler Trabzon’dan bütün lojistiğini sağlamak zorunda kalacaktı. Biz Sakarya gaz sahasındaki çalışmaları yapamayacaktık. Bağımsızlığın temeli bütün bu alanlarda kendi kendine yetebilmekten, buralara yatırım yapabilmekten buralarda başarılı olabilmekten geçiyor. Oralarda başarılı olursanız, kendi siyasetinizi uygulayabiliyorsunuz.’’ ’’Türkiye Yüzyılı demogoji değil’’ Varank, bazı ülkelerin teknolojiyi dünyayı ve insanlığı mahvetmek için kullanıldığını ifade ederek, ’’Türkiye yüzyılı ile sadece kendine yeten değil, bütün dünyadaki mazlum milletlerin, devletlerin adeta ağzının içine baktığı bizlerden beklediği hususları da yerine getirebiliriz. Çok farklı bir dünyayı, daha adil bir dünyayı inşa edebiliriz. Bunlar tabii demagojik söylemler olarak bazı kardeşlerimize gelebilir. Ama değerli kardeşlerim bu asla bir demagoji değil. Dünyanın geldiği noktanın hepimiz farkındayız. Birileri teknolojiyi geliştiriyorlar. Ama o teknolojiyi insanlığı mahvetmek için zulmetmek için kullanıyorlar. Ama biz de işte kendinize yatırım yaparak, kendimizi geliştirerek o teknolojiyi, o sanayiyi, o savunma sanayisini daha adil bir dünyayı inşa etmek için kullanabiliriz. Bunu yapmamızın önünde hiçbir engel yok’’ diye konuştu. Yapılan konuşmanın ardından Varank, programa katılanların sorularına da cevap verdi.
Samsun Türk Dünyası Çocuk Festivali Samsun’da dolu dolu geçecek Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen 2. Samsun Türk Dünyası Çocuk Festivali, şehre bayram havası yaşatacak. Dokuz farklı ülkeden toplam 113 katılımcının yer alacağı 2. Samsun Türk Dünyası Çocuk Festivali, çocukların dostluk köprüleri kurduğu ve 23 Nisan coşkusunun hep birlikte yaşanacağı anlamlı bir organizasyon olarak dikkat çekiyor. Festival programı, 21 Nisan Salı günü gerçekleştirilecek festival yürüyüşü ile başlayacak. Saat 11.00’de başlayacak yürüyüşte çocuklar kortej halinde Çiftlik Caddesi üzerinden ilerleyerek Onur Anıtı’na ulaşacak. Birbirinden güzel görüntülere sahne olması beklenen yürüyüşün ardından Onur Anıtı önünde protokol konuşmaları gerçekleştirilecek. Daha sonra farklı ülkelerden gelen ekipler sahne alarak kendi kültürlerini yansıtan dans, müzik ve halk oyunları gösterilerini sunacak. Festival heyecanı 22 Nisan Çarşamba günü şehrin farklı noktalarına taşınacak. Saat 11.00’de Meydan AVM’de Kazakistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Balkarya, Samsun Büyükşehir Belediyesi ekipleri gösterilerini sergileyecek. Aynı saatte Bafra 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda Kırgızistan, Azerbaycan, Kırım, Gagauz ekipleri ile Bafra Halk Oyunları Grubu sahne alacak. Çarşamba ilçesi Tarihi Çarşamba Köprüsü’nde ise Özbekistan, Kosova ve Çarşamba Halk Oyunları Grubu gösterilerini sunacak. Böylece festival coşkusu Samsun’un dört bir yanında hissedilecek. Festivalin finali ise 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda büyük bir coşku ile gerçekleştirilecek. Günün ilk programında saat 09.30’da Çocuk Meclisi toplanacak. Saat 11.00’de Mustafa Dağıstanlı Spor Salonu’nda düzenlenecek 23 Nisan Resmi Töreni’nde çeşitli sahne gösterileri, çocuk koroları ve halk oyunları ekipleri izleyicilerle buluşacak. Bayram sevinci gün boyu devam edecek. Resmi törenin ardından saat 16.00’da İstiklal Meydanı’nda gerçekleştirilecek 23 Nisan Çocuk Festivali, miniklere unutulmaz bir gün yaşatacak. Yüz boyama etkinlikleri, oyun parkurları, halk oyunları gösterileri, bilim atölyeleri ve birbirinden eğlenceli sürprizlerle çocuklar doyasıya eğlenecek. "Çocuklarımızı ve ailelerimizi etkinliklerimize davet ediyorum" Etkinlikler hakkında bilgi veren Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, "Samsun’umuz, çocuklarımızın neşeyle gülümsediği, dostluk ve kardeşlik bağlarının güçlendiği büyük ve anlamlı bir festivale ev sahipliği yapıyor. Türk dünyasının farklı coğrafyalarından gelen çocuklarımızı aynı çatı altında buluşturacak bu özel festival, kültürel birlikteliğimizi pekiştirirken 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın ruhuna yaraşır şekilde kutlanacak. Şehrimizin dört bir yanında hissedilecek bu güzel buluşma sevginin, dayanışmanın ve kardeşliğin en güzel örneklerine sahne olacak. Tüm çocuklarımızı ve ailelerimizi etkinliklerimize davet ediyorum" dedi.
Eskişehir Anadolu Üniversitesi AÖF kalite elçileri İstanbul’da buluştu Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi (AÖF) tarafından düzenlenen Kalite Elçileri İstanbul Buluşması, İstanbul Aksaray Konukevinde gün boyu süren kapsamlı bir programla gerçekleştirildi. Öğretim üyeleri ve öğrencileri bir araya getiren toplantı, açıköğretim sisteminin kalite odaklı gelişimine katkı sağlamayı amacıyla gerçekleştirildi. Açılış konuşmasını yapan Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Kalite Elçileri buluşmalarının yeniden hayata geçirilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, bu platformun üniversitenin eğitim vizyonu açısından stratejik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Rektör Adıgüzel, "Bugün burada yalnızca bir toplantı gerçekleştirmiyoruz. Anadolu Üniversitesinin köklü geleneğini, geleceğin eğitim vizyonuyla buluşturan güçlü bir yol arkadaşlığını yeniden inşa ediyoruz. Açıköğretim Sistemimizde ‘mesafe tanımayan eğitim’ anlayışıyla en nitelikli içeriği sunmayı hedefliyoruz. Ancak biliyoruz ki başarımızın anahtarı, kaliteyi sürekli geliştirme konusundaki kararlılığımızdır" dedi. Aktif öğrencilerin soruları cevaplandı Kalite Elçilerinin sistemin en etkin paydaşları olduğunu belirten Rektör Adıgüzel, öğrencilerin geri bildirimlerinin eğitim süreçlerinin geliştirilmesinde kritik rol oynadığını ifade etti. Adıgüzel ayrıca, yeni dönemde hayata geçirilecek stratejik buluşmalar, kişisel gelişim eğitimleri ve kurumsal ayrıcalıklar hakkında da bilgi verdi. Açılış konuşmasının ardından toplantı, AÖF Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Erdem Erdoğdu’nun sunumuyla devam etti. Sunumda Açıköğretim Sistemi’nin mevcut yapısı, kalite süreçleri ve geliştirme hedefleri detaylı şekilde ele alındı. Program kapsamında aktif öğrencilerin soruları dinlenerek ilgili akademik kadro tarafından kapsamlı ve açıklayıcı yanıtlar verildi. Günün ikinci yarısında ise katılımcılar belirlenen başlıklar çerçevesinde gerçekleştirilen oturumlarda bir araya gelerek değerlendirmelerde bulundu. Birçok konu başlığı ele alındı Toplantı sürecinde; Prof. Dr. Berrin Özkanal, Prof. Dr. Kâmil Çekerol, Doç. Dr. Nejdet Karadağ, Öğr. Gör. Dr. Ayfer Çolak, Öğr. Gör. Dr. Halil Elibol ve Dr. Öğr. Üyesi G. Deniz Dinçer moderatörlüğünde yürütülen oturumlarda; farklı birimlerden akademik ve idari temsilciler de aktif görev aldı. Bu kapsamda ayrıca AÖF’te görevli olan öğretim üyeleri ve personel Prof. Dr. İrem Aydın, Zeynep Altaç, Sevgi Balta, Ömer Faruk Yazıcı, Öğr. Gör. Dr. Hüseyin Gündüz, Halil İbrahim Üzüm, Sefa Emre Öncü, Murat Uzun, Ali Murat Anlar, Hüseyin Kayhan, Özlem Çayırlı ve Yıldız Afşar İstanbul Tanıtım Ofisi’nden Öğr. Gör. Seda Akpınar Şenyuva, Özge Uğurlu ve Altın Kamilçelebi yürütülen çalışmalara katkı sundu. Gerçekleştirilen oturumlar; ’Öğrenci Destek Hizmetleri ve Öğrenci Bilgi Sistemi, Ölçme-Değerlendirme, Sınav Süreçleri ve Program Geliştirme, eKampüs ve Canlı Dersler, Medya, Tanıtım ve Yapay Zekâ Uygulamaları’ başlıklarında ele alındı. Toplantı sonunda öğrenciler, kendilerine söz hakkı tanınan bu etkileşim ortamından duydukları memnuniyeti dile getirirken, Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi’nin bir parçası olmaktan gurur duyduklarını ifade ettiler. Anadolu Üniversitesi, kalite odaklı yaklaşımı doğrultusunda öğrenci katılımını merkeze alan bu tür buluşmalarla Açıköğretim Sistemini daha ileriye taşımayı hedefliyor.
Bayburt Bayburt’ta kar sürprizi: Kış yeniden yüzünü gösterdi Bayburt’ta sabah saatlerinde başlayan ve öğleye doğru etkisini artıran kar yağışı, kentin yüksek noktalarını yeniden beyaza bürüdü. Öğleden sonra karla birlikte etkili olan yağmur nedeniyle kent merkezinde kar örtüsü oluşmadı. Gece saatlerinde başlayan kar yağışının ardından dağlık alanlar beyaz örtüyle kaplanırken, vatandaşlar Bayburt’ta bahar aylarında da kış şartlarının sürdüğünü söyledi. Baharı beklerken yeniden kar yağışıyla güne başlayan vatandaşlar yazın bir türlü gelmediğini belirtti. Cuma Atamer isimli vatandaş, kar yağışının sabah saatlerinde etkisini daha net gösterdiğini belirterek "Gece kalktık, her yer bembeyazdı. Köyden Bayburt’a geldik, Bayburt da aynı. Nisan ayında donuyoruz" dedi. 60 yaşındaki Hüseyin Köse, 20 Nisan’da böyle bir kar yağışını ilk kez gördüğünü ifade ederek, "Ben 60 yaşındayım, ilk defa 20 Nisan’da böyle kar yağdığını gördüm. İnşallah yaz gelir. Bayburt’un havası hiç değişmiyor, alıştık artık. Bayburt’un yazı 19 Mayıs’tan sonra gelir" diye konuştu. Kışın yeniden Bayburt’a geldiğini söyleyen Yakup Aktürk isimli vatandaş ise, "Göründüğü üzere Bayburt’a kış geri döndü. Bu sene zaten yazı beklemiyoruz. Vatana, millete hayırlı olsun" ifadelerini kullandı. Öte yandan Meteoroloji 12. Bölge Müdürlüğünün 5 günlük hava tahminine göre Bayburt’ta hafta içinde sağanak yağmur etkili olacak. Kentte hava sıcaklığının gece saatlerinde 0 dereceye kadar düşmesi, gündüz ise 16 dereceye kadar yükselmesi bekleniyor.
Rize Rize’nin parlayan yıldızı Handüzü Yaylası’nda ince elenip sık dokunuyor Rize’nin hatta Doğu Karadeniz Bölgesi’nin son dönemlerde özellikle kış sporlarıyla parlayan yıldızı olan Handüzü Yaylası’nda gerçekleşecek yatırımlar için planlamalar ince elenip sık dokunuyor. Son yıllarda kar kalitesi, karın kalma uzunluğu gibi kış sporlarıyla ilgilenen vatandaşların dikkatini çeken unsurlar nedeniyle en parlak dönemini yaşayan Handüzü Yaylası için vatandaşları tedirgin eden bazı konular da ortaya çıkmaya başladı. Birçok yaylada doğanın tahribatı söz konusu olduğu için Rize’nin Güneysu ilçesine bağlı Handüzü Yaylası’nda da ilçe merkezine olduğu gibi il merkezine de yakın olduğu için, ulaşımın rahat olması nedeniyle vatandaşlar ve sporcular bu tahribatın oluşabileceğinden endişe ediyor. Vatandaşların bu endişelerinin kendilerinin de endişesi olduğuna dikkat çeken Güneysu Kaymakamı Eyüp Gürdal ve Güneysu Belediye Başkanı Rıfat Özer, bu durumun oluşmaması için ince eleyip sık dokuduklarını ifade ediyor. "Çok acele etmeden, yavaş yavaş, sistematik olarak ilerleniyor" Handüzü Yaylası için 5 yıl önce planlanan bir master plan olduğunu ve o plana göre dikkatli ve yavaş yavaş ilerlediklerini dile getiren Güneysu Kaymakamı Eyüp Gürdal "Şehrimizin ve ülkemizin her noktasının kendine ayrı bir güzelliği, kendine ayrı bir tarihi ve geçmişi var. Handüzü özelinde ilçemizde, kaymakamlığımız, belediye başkanlığımız, il valiliğimiz çok koordineli bir şekilde çalışmalar ve planlamalar zaten yapmış. Burada hatta şu çok da güzel olmuş bence; çok acele etmeden, yavaş yavaş ilerlenmiş, sistematik olarak ilerleniyor. Çok güzel bir master planı çıkartılmış oraya yönelik. Ve bu master planının çerçevesinde, daha doğrusu perspektifinde de şu an biz ilerliyoruz. Bizim şu an orada ulaşıma dair bazı eksikliklerimiz var. Bizler bunu ilçemizde belediye başkanımıza ve diğer arkadaşlarımıza beraber, ilimizdeki valiliğimizin de koordinesinde ve ilgili bakanlıklarla da gerekli görüşmeleri yaparak ulaşım ağını genişleteceğiz" dedi. "Öncesinden gerçekleştirilen bir planlama süreci var" Gelecekte ’keşke yapmasaydık’ denileceğini düşündükleri her türlü yatırım, yapılaşma veya yaylanın doğallığına zarar verecek unsurlardan bugünden hesaplanarak uzak durduklarını ifade eden Kaymakam Gürdal, "Uzun vadede biz geriye dönüp baktığımızda; ’keşke biz buranın dokusuna zarar vermeseydik, keşke burayı daha planlı yapsaydık’ hatasına veya keşkesine düşmemek için bunu yavaş yavaş ilerletiyoruz. Bu demek değildir ki burada bir plan yok, bu planlama 5 yıl öncesinden gerçekleştirilen bir planlama süreci var. Biz inanıyoruz ki Handüzü’nün bölgesinin tamamında hem çok güzel konaklama noktalarının olduğu ki biz bunu da sıradan bir şekilde yapmak istemiyoruz. Sıradandan kastım biraz üzerinde durarak ilçemize her anlamda bir katma değer, hatta ilimize katma değer oluşturacak şekilde bir planlama içerisindeyiz" ifadelerini kullandı. "Daha önce yapılan hataların aynısını tekrar tekrar etmesin, yinelemesin" Handüzü Yaylası’nda yeterli konaklamanın sağlanması için 4 farklı nokta belirlendiğini dile getiren Güneysu Belediye Başkanı Rıfat Özer ise, "Handüzü’nde yaptığımız master planı çalışmaları doğrultusunda biz esas olarak şu konuyu aldık; burası daha önce yapılan hataların aynısını tekrar tekrar etmesin, yinelemesin. Onun için biz orada dört tane farklı konaklama noktası belirledik ve bölgemiz çok geniş. Ama bu ilk etapta dört konaklama hemen hayata geçer mi, hemen ihtiyacı olur mu? Onu tabii zaman gösterecek, tahsisler çıktığı zaman göreceğiz. Ama şu anda halihazırda üç tane ciddi yatırımcımız tahsislerin açılmasını bekliyor ve tahsisler çıktığı zaman hemen yatırımcılarımız olacak. İnşallah da bu yaz tahsise hazır olacağı söylendi Kültür Bakanlığı tarafından. Ama Güneysu merkez anlamında konaklama kapasitemiz şu anda yeterli değil. Bununla alakalı bizim belirlediğimiz bir-iki nokta var. Turizm konusunda, konaklama konusunda yatırım yapmayı düşünenler varsa eğer, biz bunlara yardımcı olacağız. Zaten amacımız bunu belediye olarak değil, vatandaşa sunup; araziyi ’biz burada böyle bir konaklama düşünüyoruz, bunun içinde bunlar bunlar olacak’ diye duyuruya çıkacağız. Talipliler de gelip bu tür yatırımı yapabilirler burada" dedi. Handüzü Yaylası için bin 500 yatak kapasitesi öngördüklerini dile getiren Özer, "Güneysu’nun tabii Rize’ye çok yakın olmasının da burada bir artısı var. Yani Güneysu da dokuz kilometre mesafede. Şu anda yeterli, yazları yeterli değil, ki yazın ciddi bir yoğunluk oluyor. Ama mevcut şu anki altyapıyla konaklamada bir sıkıntımız olmuyor, gelen talepleri karşılıyoruz. Ama Handüzü devreye girdikten sonra konaklamalar, hareketlilik başladıktan sonra yeterli olur mu? Handüzü’nde yeterli olacağını düşünüyoruz çünkü orada şu anda planladığımız kadarıyla bin 500 civarında bir yatak kapasitesi olacak" ifadelerini kullandı. "Doğada bir karmaşa, kargaşa olmayacak" Doğu Karadeniz’in turizm cennetlerinden olan Rize’nin Çamlıhemşin ilçesine bağlı Ayder Yaylası ve Trabzon’un Çaykara ilçesine bağlı Uzungöl’ün aksine yaylacıların turizmden etkilenmeyeceği bir master planla ilerlediklerini kaydeden Özer "Ayder ve Uzungöl’deki bir yapı düşünmüyoruz. Bizim burada master planla çalışırken en önemli konumuz; orada yaylayı kullanan insanlar, orada doğaya, işte keçici vesaire yetiştiricilik yapan insanlar bundan etkilenmeyecek. Yine kendi mera faaliyetlerini, hayvancılık faaliyetlerini hiç etkilenmeden yürütecekler. Doğada bir karmaşa, kargaşa olmayacak, aynı sakinliği ve doğallığını koruyarak biz orada insan seslerinden daha çok doğanın sesini insanlar gitsin dinlesin orada istiyoruz. Uzungöl gibi, Ayder gibi bir planlamamız yok" şeklinde konuştu.