TEKNOLOJİ - 25 Mayıs 2026 Pazartesi 09:15

Aybars Teknoloji Takımı’ndan gururlandıran başarı: "Bora" Türkiye ikincisi

A
A
A
Aybars Teknoloji Takımı’ndan gururlandıran başarı: "Bora" Türkiye ikincisi

Erzurum Ülkü Ocakları İl Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Aybars Teknoloji Takımı tarafından geliştirilen "Bora" isimli otonom insansız kara aracı, sahip olduğu teknik özellikler ve çok yönlü kullanım amacıyla dikkat çekiyor. Savunma sanayi ve afet yönetimi başta olmak üzere farklı alanlarda kullanılmak üzere geliştirilen araç, TeknOcak Teknoloji ve İnovasyon Festivali’nde "Otonom Sistemler ve Yenilikçi Teknolojiler" kategorisinde Türkiye ikincisi oldu.


Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından Ankara’daki ATO Congresium’da düzenlenen TeknOcak Teknoloji ve İnovasyon Festivali’ne Türkiye’nin 81 ilinden yaklaşık 500 mühendis ve üniversite öğrencisi katıldı. 100’ün üzerinde projenin yarıştığı organizasyonda Erzurum’u temsil eden Aybars Teknoloji Takımı, geliştirdiği "Bora" isimli insansız kara aracıyla jüri üyelerinden tam not aldı.


Modüler yapısıyla dikkat çekiyor


Makine mühendisliği, elektronik mühendisliği, yazılım mühendisliği ve endüstri mühendisliği öğrencilerinden oluşan 22 kişilik ekip tarafından geliştirilen araçta, uzaktan kumanda ile kontrol sistemi, otonom sürüş kabiliyeti, lazer işaretleme sistemi, ateş sisteminde otonom kilitlenme ve hedef takip özellikleri bulunuyor. Modüler yapıya sahip araç, farklı görevlerde kullanılabilecek şekilde tasarlanırken, geliştirilmeye açık prototip bir model olarak çalışmalarını sürdürüyor.


Bağımsız süspansiyon sistemiyle çalışıyor


Takımın geliştirdiği araçta dikkat çeken en önemli özelliklerden biri ise 4x4 palet sistemi ve bağımsız süspansiyon yapısı oldu. Arazi şartlarına uyum sağlayabilmesi amacıyla geliştirilen sistem sayesinde aracın daha stabil hareket etmesi ve görüntü işleme sırasında oluşan sarsıntının minimum seviyeye indirilmesi hedefleniyor. Takım üyeleri, özellikle otonom sistemlerde görüntü işlemenin büyük önem taşıdığını belirterek, araçta yaşanan titreşim problemini bağımsız süspansiyon sistemiyle azaltmaya çalıştıklarını ifade etti.


"En büyük özelliği 4x4 olması"


Aybars takımının kaptanı, Atatürk Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektrik Elektronik Bölümü 3. sınıf öğrencisi Suat Aykut, takımın geçen yıl Şubat ayında kurulduğunu ifade ederek, "Takımı kurulurken ki amacımız bir teknolojide birincilik getirmekten ziyade gelişen, yenilenen, Türkiye Yüzyılı’na adet olabilecek bir proje çıkarmaktı. Bu nedenle kendimize bir hedef belirledik. Üreteceğimiz araç tamamıyla farklı bir araç olacak, farklı bir fikir üzerine kurulacak. Aracı ürettiğimizde bir kişiye fikir verecek bir yapıda olması düşüncesiyle biz bir yola çıktık. Akabinde kendi projemizin üzerine çalıştık ve kendimize diğer insansız kara araçlarından farklı olarak 4x4 yapıya sahip, en büyük özelliği bu, 4x4 yapıya sahip bir insansız kara aracı geliştirmeye karar verdik" diye konuştu.


"Çalışmalarımız araçlarımızı geliştirme yönünde devam ediyor"


Araçta kullanılan 4x4 sistemin avantajlarından bahseden Aykut, "Özellikle 4x4 araçlar daha fazla çekiş yapısına sahip oluyor. Tanklarda bu 4x4 yapısının avantajı şu olacak; daha stabil olacak, arazi şartlarına göre daha uyumlu bir araç olacak. Özellikle bizim katıldığımız alan otonom insansız kara aracı yarışması. Otonom gibi araçlarda görüntü işleme olmazsa olmaz. Sarsıntı, görüntü işlemede görüntü kalitesini çok fazla bozan bir sorun. Biz bunu bu 4x4 palet yapımızdan, bağımsız süspansiyon kullanarak çözmeye çalıştık, minimalizeye indirdik. Çalışmalarımız araçlarımızı geliştirme yönünde devam ediyor" ifadelerini kullandı.


"Takımımız multidisipliner bir yapıya sahip"


Takımın multidisipliner bir yapıya sahip olduğunu belirten Aykut, "Takımımız 22 kişiden oluşmaktadır. Makine mühendisliği, elektronik mühendisliği, yazılım mühendisliği ve endüstri mühendisliği okuyan arkadaşlarla beraber multidisipliner yapıya sahip bir takımız. Geliştirdiğimiz araç, şu anki Bora aracımız, prototip bir araçtır. Biz bu aracımızın üzerinde otonom sürüşü, otonom atışı geliştirme denemelerini yapıyoruz. Akabinde bunun büyük bir projemiz var. Yaptığımız aracın yaklaşık 2 katı ölçülerinde ana bir araç geliştirme fikrine sahibiz. İnşallah onun da çalışmalarına başladık. Ağustos’un sonlarına doğru o aracımızı da bitirip, o aracımızla Teknofest gibi ulusal yarışmalara katılıp memleketimize, takımımıza, üniversitelerimize derece getirmeyi ümit ediyoruz" dedi.


"Otonom kar küreme aracı gibi bir AR-GE’miz var"


Geliştirdikleri otonom insansız kara aracının savunma sanayi ve afet yönetimi gibi insan hayatının risk altında olduğu alanlarda kullanılmak üzere tasarlandığını vurgulayan Aykut, "Bizim ilk başında da belirttiğim gibi kendimize belirlediğimiz hedef şuydu; farklı bir ürün ortaya çıkaralım. Sadece bir insansız kara aracı mantığıyla değil, şu an ülkemizin elinde bulunan Barkan gibi araçlarla sadece savunma sanayi odaklı bir araçtan ziyade modüler bir araç olsun. Bu aracımızı her alanda kullanabilelim. Özellikle biz geliştirdiğimiz araçta deprem, sel gibi afet alanlarında kullanılabilecek, bağımsız süspansiyon yapısıyla arazi şartlarına uyum sağlayacak, savunma sanayideki askeri operasyonlarda kullanılmak üzere geliştirdik. Akabinde kendi memleketimizin sorunu olan kar sorununa kendi aracımızla çözüm getirme düşüncemiz var. Otonom kar küreme aracı gibi bir AR-GE’miz var. Bunun için de çalışmalarımız devam etmektedir" şeklinde konuştu.


(AK-AT)

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Çelik: "Türkiye, dünyanın barış adası olarak öne çıkmaya devam ediyor" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Türkiye’nin çevresindeki krizlere rağmen dünyanın "barış adası" olarak öne çıktığını belirterek, "Bütün bunlar büyük bir mücadelenin eseridir" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, partisinin İl Danışma Meclisi Toplantısı’na katıldı. "Bunlar büyük bir mücadelenin eseri" Türkiye’nin dünyanın barış adası olarak öne çıktığını anlatan Çelik, "Türkiye’nin yukarısında Rusya-Ukrayna konusundaki kriz devam ediyor. Türkiye’nin güneyindeki Gazze’de soykırım maalesef devam ediyor. Doğumuzda İran’a dönük olarak Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in haksız, hakkaniyetsiz ve hukuksuz saldırısının neticesi olarak ortaya çıkan tablo maalesef insani, siyasi ve ekonomik sonuçlar doğuruyor. Balkanlar’da birtakım olaylar gerçekleşiyor. Bütün bunun ortasında Türkiye’miz, nazar değmesin, gıpta edilen, üzerine titrenilen, dünyanın barış adası olarak öne çıkmaya devam ediyor. Bütün bunlar büyük bir mücadelenin eseridir" ifadelerini kullandı. "Bu destek Türkiye’yi bugünlere getirdi" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ’Büyük Türkiye’ davası için mücadele verdiğini belirten Çelik, "Cumhurbaşkanımızın bütün ömrünü vakfettiği Büyük Türkiye davası, bu davanın gereklerini yerine getirme konusunda cesur, tereddütsüz ve tavizsiz mücadelesi ve tabii sizlerin, sizlerden öncekilerin hep beraber verdiği bu destek Türkiye’yi bugünlere getirdi" diye konuştu. "Dimdik ayakta durduk" Geçmiş dönemlerde siyasi baskılarla karşı karşıya kaldıklarını dile getiren Çelik, "Vesayetin en karanlık zamanlarında, vesayetin en zor zamanlarında ve dünyanın en kötü şartlarında Cumhurbaşkanımıza bilinen ve bilinmeyen siyasi suikastlerle ve siyasi tehditlerle gelirlerken, bütün siyasi kadrolarımızın ve partimizin üzerine bir kabus gibi çökmeye çalışırlarken tek bir parti temsilcimizi bile sökemediler, dimdik ayakta durduk" dedi. Adana teşkilatındaki birlik ve beraberliğe vurgu yapan Ömer Çelik, "Allah’a şükürler olsun ki Adana’da bütünleşme devam ediyor, büyüme devam ediyor, AK Parti Adana’ya imza atmaya devam ediyor" şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından partililer bayramlaştı.
Sinop Sinoplu kaptan, İsrail zulmünü anlattı Gazze’ye insani yardım götüren Küresel SUMUD Filosu’nun Sinoplu kaptanı Tahsin Ünlü, uluslararası sularda İsrail askerlerinin saldırısına uğradıklarını; tecrit, şiddet ve gasba maruz kaldıklarını söyledi. İsrail ablukasını kırmak ve Filistin halkına insani yardım ulaştırmak amacıyla Akdeniz’e açılan Küresel SUMUD Filosu’nda görev yapan Sinoplu tekne kaptanı Tahsin Ünlü, basın mensuplarıyla bir araya geldi. Ünlü, Kıbrıs’ın 80 mil açığında, uluslararası sularda İsrail askerleri tarafından hukuksuzça alıkonulduklarını ve 3 günlük bir tecrit süreci yaşadıklarını söyledi. Uluslararası hukukun hiçe sayıldığını belirten Kaptan Tahsin Ünlü, "Kıbrıs’ın 80 mil güneyinde, İsrail’in kendi topraklarından 180-200 kilometre uzakta, hiçbir uluslararası hakkı ve hukuku olmadan gerçekleştirdiği bir saldırıydı bu. Alıkoyma sonucu 3 günlük bir tecrit oldu; bunun 2 günü deniz, 1 günü kara hapishaneydi. Ardından Türkiye’nin girişimiyle ülkemize getirildik" dedi. "Konteynerlerde balık istifi kaldık" Gemi güvertesindeki ilkel şartlarda tutulduklarını aktaran Ünlü, "Gemilerin ortasına boş konteynerler koymuşlar. Kirli, soğuk, kadın-erkek karışık balık istifi yatar derece bir yerde kaldık. Açlık susuzluk sorun değil, biz bunu 3 gün çektik ama Filistinli kardeşlerimiz bunu yıllardır yaşıyor. Bizim yaşadığımız problem, onların yaşadıklarının yanında bir hiç kalır" ifadelerini kullandı. "Elektroşok ve şiddet uyguladılar" Gözaltı sürecinde ağır şiddete maruz kaldıklarını dile getiren Ünlü, "Kadın-erkek ayırt etmeden darp edilen arkadaşlarımız oldu. Ters kelepçe, darp ve işkence yapıldı. Yardım isteyen kadınlara elektroşok ile bayıltma gibi işlemler uygulandı. İsrail bunu kendi yayın organlarında bizleri rahat transfer ederken görüntüleyip dünyaya şiddet kullanılmadığını iddia edebilmek için lanse etmeye çalışıyor. Ayrıca pasaportlarımızın içine koyduğumuz paralara el koydular, 1 dolara bile tamah edip gasp ettiler" şeklinde konuştu. Hem Türk hem İsrail vatandaşı olan kişilerin İsrail ordusunda görev yaptığına dair ifşalara değinen Ünlü, "Farkındalık oluşturup yurt dışındaki insanların, özellikle Siyonistlerin Türkiye’deki mülkiyet haklarını ve vatandaşlıklarını ellerinden almamız gerekiyor. Sınır dışı yasağı koymalıyız" dedi. "Gemi hapishanesinde arkamızda namaza durdular" Filonun hedefine tam olarak ulaşamasa da küresel uyanışa vesile olduğunu belirten Kaptan Tahsin Ünlü, sözlerini şöyle tamamladı: "Farklı ülkelerden, farklı din ve ırklardan gelen aktivistlerle çok büyük bir fikir alışverişi yaptık, muazzam bir dayanışma içindeydik; hatta orada bir kardeşimiz Müslüman oldu. İslam’ın orada yayılışına, İsrail’in gemi hapishanelerinde İslam’dan tamamen bihaber olan Güney Amerikalıların arkamızda saf tutup namaza durduğuna şahit olduk. Hedefimiz Gazze’ye varmaktı; bunu tam bir zafer olarak niteleyemeyiz ama hezimet de değil. Çünkü bir hezimet olması için tamamıyla başarısız olmamız gerekiyordu. Bu süre zarfında dünyanın çeşitli yerlerinden, Avrupa’da ve Güney Amerika’daki insanlar bu konunun üzerine çok fazla düşmeye başladılar ve büyük bir uyanış başladı."