GÜNDEM - 08 Mart 2026 Pazar 09:06

AFAD 37 bin 473 kişiye eğitim verdi

A
A
A
AFAD 37 bin 473 kişiye eğitim verdi

Erzurum Valisi Aydın Baruş başkanlığında, Erzurum İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar hakkında İl Afet Merkezinde bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi.


Toplantıda İl Müdürü Selahattin Karslı, Birlik Müdürü Fatih Kaçdı ve şube müdürleri tarafından; Erzurum AFAD’ın yürüttüğü planlama, hazırlık ve iyileştirme çalışmaları hakkında kapsamlı bir brifing sunuldu.Muhtemel bir İstanbul depremine yönelik müdahale planları, 2025 yılı ile 2026 yılı Mart ayına kadar gerçekleştirilen görevler, afet konutlarının mevcut durumu, yıkım çalışmaları ile İl Afet Risk Azaltma Planı (İRAP) ve Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) kapsamında yürütülen faaliyetler ele alındı.


İRAP kapsamında yürütülen çalışmalar doğrultusunda heyelan ve kaya düşmesi gibi afet risklerine karşı önleyici projeler hayata geçirilirken, Aziziye ilçesi Gelinkaya Mahallesi’nde gerçekleştirilen kaya ıslahı çalışmalarıyla birçok yapı güvence altına alındı.


AFAD bünyesinde görev yapan yaklaşık 200 personel ile modern araç ve ekipmanlarla desteklenen arama kurtarma ekiplerinin afet ve acil durumlara hızlı ve etkin müdahale kapasitesine sahip olduğu vurgulandı.


Toplumda afet bilincinin artırılması amacıyla yürütülen eğitim faaliyetleri kapsamında 2025 yılı içerisinde okul farkındalık eğitimleri, yangın farkındalık eğitimleri, enkazda arama kurtarma, çığda arama kurtarma ve ilk yardım eğitimleri dâhil olmak üzere toplam 37 bin 473 kişiye eğitim verildiği, 2026 yılında da planlanan programlar doğrultusunda eğitimlerin devam ettiği ifade edildi.


Kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarından oluşan akredite arama kurtarma ekipleriyle yürütülen iş birlikleri sayesinde afetlere müdahale kapasitesinin güçlendirildiği, modern eğitim ve operasyon alanlarıyla donatılmış tesisler ile afetlere hazırlık çalışmalarının kararlılıkla sürdürüldüğü belirtildi.



AFAD 37 bin 473 kişiye eğitim verdi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Osmaniye Osmaniye’de öğrenciler Kadınlar Günü’nde gül şeklinde mum dağıttı Osmaniye’de üniversite öğrencileri, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla üniversite kampüsünde öğrencilere gül şeklinde kokulu mum dağıttı. Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Arkeoloji Kulübü öğrencileri, üniversite kampüsünde gerçekleştirilen etkinlikte Kadınlar Günü’nün anlam ve önemine dikkat çekmek amacıyla hazırladıkları gül şeklindeki kokulu mumları öğrencilere hediye etti. Kampüs içerisinde gerçekleştirilen etkinlikte öğrenciler dağıtılan hediyelerden dolayı memnuniyetlerini dile getirirken, etkinlik renkli görüntülere sahne oldu. Arkeoloji Kulübü öğrencileri, kadınların toplumdaki önemine dikkat çekmek ve Kadınlar Günü’nü anlamlı bir şekilde kutlamak amacıyla böyle bir etkinlik düzenlediklerini belirtti. Hayatımızın her alanında bizlerin yanında olan kadınlarımıza ufakta olsa teşekkür etmek istedik diyen Kulüp Başkanı Emre Taylı, "Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Arkeoloji Kulübü olarak 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için hayatımızın her alanında destekçimiz ve yardımcımız olan fedakarlığı, emeği ve zarafetiyle bilim ve sanata kadar hayatın her alanında var olan Türk kadını geçmişten bugüne güçlü duruşuyla hayatımızın her alanına aydınlatmaktadır. Türk kadını tarih boyunca milletin temeli olmuştur. Bilimden sanata her alanda bulunan kadınlarımız için küçük birer hediye dağıttık. Hayatımızın her alanında bize destekçi olan kadınlarımıza, annelerimize minnettarız" Dedi.
Kocaeli Bir zamanlar Türkiye’nin kağıdını üretiyordu, şimdi tarihini anlatıyor Kocaeli’de bulunan Seka Kağıt Müzesi, 1934’ten 1990’lı yıllara kadar kullanılan dev üretim makineleriyle Türkiye’nin kağıt sanayisindeki tarihi gelişimini ziyaretçilerine sunuyor. 70 metrelik kağıt makinesi, tonlarca ağırlığındaki çelik silindirler, Alman üretimi hamur sistemleri ve dönemin enerji panoları müzenin en dikkat çeken bölümleri arasında yer alıyor. Dünyanın en büyük kağıt müzesi olma özelliğini taşıyan 12 bin 345 metrekarelik alanda kurulu 4 katlı ve 18 salonlu yapı, endüstriyel mirası gelecek nesillere aktarıyor. Türkiye’nin kağıt ihtiyacının önemli bir bölümünü uzun yıllar boyunca karşılayan ve binlerce kişiye istihdam sağlayan tesis, 2004 yılında faaliyetini durdurmasının ardından uygulanan endüstriyel dönüşüm projesiyle 2016’da müze olarak hizmete açıldı. Müzenin sergi alanlarında 70 metre uzunluğundaki kağıt makinesi, tonlarca ağırlığındaki çelik silindirler, hamur sistemleri ve dönemin enerji panoları öne çıkıyor. "Bu makineler ileri mühendislik örneği" Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Müzeler Şefi Hüseyin Saban, müzede sergilenen makinelerin dönemin ileri mühendislik örnekleri olduğunu belirtti. Makinelerin yaklaşık yüzde 90’ının Alman menşeli olduğunu aktaran Saban, "1934’lü yıllarda Almanya’dan trenlerle getirilen parçalar burada monte edildi. O dönemin endüstriyel üretim standartlarına göre oldukça gelişmiş bir sistem kurulmuş" dedi. "Türkiye’nin ilk kağıt mühendisleri ve ustaları burada yetişti" İlk yıllarda üretim hattında Alman mühendislerin görev yaptığını, kurulum ve ilk işletme süreçlerinin onların kontrolünde yürütüldüğünü anlatan Saban, aynı dönemde Türk gençlerinin de çıraklık ve kalfalık sistemiyle üretim hattında eğitim aldığını kaydederek, "1950’li yıllara gelindiğinde tesis tamamen Türk mühendis ve ustaların kontrolüne geçti. Yani burada yalnızca kağıt üretilmedi; aynı zamanda Türkiye’nin ilk kağıt mühendisleri ve ustaları da yetişti" diye konuştu. Tek başına üretim hattı: 1 numaralı kağıt makinesi Fabrikanın en eski üretim hattını oluşturan "1 numaralı kağıt makinesi" hakkında teknik bilgiler veren Saban, J.M. Voith firmasına ait 1934 yapımı makinenin 70 metre uzunluğunda ve 2,65 metre eninde olduğunu dile getirdi. Saban, makinenin tek başına komple bir üretim hattı gibi çalıştığını belirterek, şöyle konuştu: "Sistem; oluşum bölümü, pres sistemi, 48 kurutma silindiri ve perdah kalenderden oluşuyor. Tüm üniteler mekanik olarak senkronize çalışacak şekilde tasarlanmış. Hamur ilk olarak tel bölümünde ince bir tabaka halinde yayılıyor. Vakum sistemiyle suyun büyük kısmı burada uzaklaştırılıyor. Ardından pres bölümünde mekanik basınç uygulanarak nem oranı düşürülüyor. Daha sonra 48 silindirli kurutma grubuna giriyor. Silindirler kademeli ısı transferi sağlayarak kağıdın kontrollü şekilde kurumasını sağlıyor. Son aşamada kalender bölümünde yüzey düzgünlüğü ve kalınlık standardı sağlanarak bobin haline getiriliyor." Hamur hazırlamada fiziksel parçalama süreci Hamur hattındaki makinelerin üretim kalitesi açısından kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Saban, "Schleifer makinesi"nin tomrukları yüksek mukavemetli taş sistemiyle mekanik olarak liflerine ayırdığını, bunun tamamen fiziksel bir parçalama süreci olduğunu anlattı. Liflerin daha sonra teksif makinelerinde elenerek yabancı maddelerden arındırıldığını ifade eden Saban, "Refiner’lar lifleri saçaklandırarak yüzey alanını artırıyor. Liflerin birbirine tutunma kapasitesi bu aşamada yükseliyor. Bu da doğrudan kağıdın mukavemet değerini etkiliyor. Yani dayanıklılık burada belirleniyor. Politiks çoklu karıştırıcı sistemdir. Hamurun homojenliği, yoğunluğu ve katkı maddelerinin dağılımı bu aşamada kontrol edilir. Üretimde kalite standardının korunması için kritik bir ünitedir" şeklinde konuştu. Saban, enerji altyapısının da mekanik üretim sistemine entegre planlandığını bildirerek, sözlerini şöyle tamamladı: "1934’lü yıllara ait Siemens marka elektrik panosu hala sergileniyor. Alternatörle üretilen enerji bu pano üzerinden dağıtılıyordu. Güç santrali sistemi, beş ayrı üretim hattına enerji sağlayacak şekilde tasarlanmıştı. Schleifer’den başlayan süreç, teksif, refiner ve hamur depoları üzerinden 1 numaralı kağıt makinesine ulaşıyordu. Tüm makineler entegre bir sistem olarak çalışarak üretimi tamamlıyordu. Bu yapı, döneminin tam anlamıyla endüstriyel mühendislik örneğidir."
İzmir Çiğli’deki trafik yükü azalacak İzmir Büyükşehir Belediyesi, Çiğli Ataşehir ile Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’ni birbirine bağlayacak Çiğli Kipa Taşıt Köprüsü’nün yapımına başladı. Köprü tamamlandığında çevre yolundaki trafik yükü azalacak. Üç kilometrelik güzergah 100 metreye düşecek; hastane ve fabrikaların yoğun olduğu bölgede ulaşım süresi 15 dakikadan 1 dakikaya inecek. Böylece acil müdahale araçlarının bölgeye erişimi de önemli ölçüde hızlanacak. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın kent trafiğindeki düğümleri çözmeye yönelik ulaşım yatırımlarından biri daha hayata geçirildi. Çiğli Ataşehir Mahallesi ile Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’ni (AOSB) dere üzerinden birbirine bağlayacak Çiğli Kipa Taşıt Köprüsü’nün yapımına başlandı. Tamamlandığında çok sayıda hastane ve sağlık kuruluşunun yer aldığı Ataşehir Mahallesi’ne ulaşımı büyük ölçüde rahatlatacak köprü sayesinde yaklaşık 3 kilometrelik güzergah 100 metreye; trafik süresi ise 15 dakikadan 1 dakikaya düşecek. Çevre yolunun yükü iki projeyle hafifleyecek AOSB ve Çiğli Kipa’ya ulaşımı kolaylaştıracak köprü ile Caher Dudayev Bulvarı ve çevre yolu üzerindeki trafik yükü alternatif bağlantıyla azalmış olacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin eş zamanlı sürdürdüğü Şemikler Taşıt Üst Geçidi Projesi’nin de tamamlanmasıyla, uzun yıllardır sıkışıklığa neden olan çevre yolunun Çiğli-Karşıyaka aksı büyük ölçüde rahatlayacak. İtfaiye ve ambulans ulaşımı hızlanacak Yol Yapım Bakım ve Onarım Dairesi Başkanlığı İnşaat Mühendisi Aşkın Şenyürekli, Çiğli Kipa Alışveriş Merkezi’nin bulunduğu bölgede Ataşehir’deki hastane yoğunluğuna hizmet edecek çelik bir taşıt üst geçidi inşa ettiklerini belirterek, "Bu köprünün öncelikli amacı ambulans ve itfaiye araçlarının hızlı erişimini sağlamak. Şu anda bölgeye gelen araçlar çevre yolunu kullanarak uzun bir güzergah kat etmek zorunda kalıyor. Özellikle fabrika giriş-çıkış saatlerinde ciddi trafik oluşuyor. Yapacağımız düzenlemeyle mesafe 100 metreye inecek ve ulaşım 1 dakika içinde sağlanabilecek. Böylece çevre yolundaki yoğunluk da önemli ölçüde azalacak" dedi. Afete dayanıklı uzun ömürlü çelik köprü İzmir’in deprem bölgesi olduğunu hatırlatan Şenyürekli, köprünün Türkiye’nin güncel deprem yönetmeliğine uygun olarak projelendirildiğini vurgulayarak, "Fore kazık ve derin karıştırma yöntemiyle zemin güçlendirmeleri planlandı, çelik imalatlarımız başladı. Çalışmalar yaklaşık bir yıl sürecek. Zemin sıvılaşmasına karşı gerekli önlemleri aldık. Yaklaşım duvarlarının kalıp ve demir imalatına başladık, önümüzdeki günlerde zemin ve çelik imalatları hız kazanacak. Dayanıklı ve uzun ömürlü bir köprü inşa ediyoruz. Tamamlandığında İzmir’e uzun yıllar hizmet edecek. Planladığımız süreden daha kısa sürede bitirerek bir an önce hizmete açmayı hedefliyoruz" diye konuştu. Bisiklet ve yaya yolu da yer alacak Çiğli Ataşehir Mahallesi’nde yapımına başlanan köprü, Çiğli KİPA Alışveriş Merkezi’nin bulunduğu 8280 Sokak ile Ataşehir Mahallesi’ne yeni giriş sağlayacak 8019/14 Sokak’ı birbirine bağlayacak. Yaklaşık 65 metre uzunluğunda ve 13 metre genişliğinde inşa edilecek çelik köprüde, tek gidiş-tek geliş olmak üzere iki şeritli taşıt yolu ile birlikte bisiklet ve yaya yolu da yer alacak.
Diyarbakır Diyarbakır’ın tek kadın ambulans şoförü 5 yıldır hayat kurtarmak için zamanla yarışıyor Diyarbakır’da görevli sağlık çalışanı Ayfer Kurt, 10 yıl ambulansın arka kabininde sağlıkçı olarak görev yaptıktan sonra, eğitimlerini tamlayıp ambulans şoförü oldu. Hemcinsinin, ’10 yıl boyunca damar yolu açtın, şimdide çevre yolunu mu açacaksın’ ön yargısıyla karşılan Kurt, kentin tek kadın ambulans şoförü olarak 5 yıldır hayat kurtarmak için zamanla yarışıyor. 2011 yılında Sağlık Bakanlığında acil tıp teknisyeni olarak başlayan Ayfer Kurt, mesleğinin ilk 10 yılında ambulansın arka kabininde sağlıkçı olarak görev yaptı. Ambulans şoförü olarak da çalışma kararı alan Kurt, gerekli eğitim ve sertifikalarını üstün başarı ile aldıktan sonra ambulansın şoför koltuğuna geçti. Hemcinsinin, ’10 yıl boyunca damar yolu açtın, şimdide çevre yolunu mu açacaksın’ ön yargısıyla karşılan Kurt, kentin tek kadın ambulans şoförü olarak 5 yıldır Çınar ilçesinde hayat kurtarmak için zamanla yarışıyor. Ambulans şoförü Ayfer Kurt, İHA muhabirine, 2011 yılında Sağlık Bakanlığında acil tıp teknisyeni olarak başladığını, yaklaşık 15 yıldır aktif olarak çalışmakta olduğunu söyledi. İlk 10 yıl ambulansın arka kabininde sağlıkçı olarak görev yaptığını belirten Kurt, son 5 yıldır da sağlıkçı sürücü olarak Çınar ilçesinde görev yaptığını kaydetti. Sağlık Bakanlığının vermiş olduğu bütün belgeleri tamamladığını aktaran Kurt, "2013 yılında ambulans sürüş teknik eğitimi ve sertifikamı aldıktan sonra daha sonra sürücülüğe başlayayım dedim. Üstün başarıyla ileri sürüş eğitimlerimi aldım. Sonrasında bir gün oturup karar verdim. Ambulans şoförlüğü yapmak istiyorum. Bir kadın olarak onu da değerlendirmek istiyorum dedim. Çünkü sürekli kadınlara yapamazsın izlenimi çok baskın olduğu için bunu da yapacağım, insanlara bunu da göstereceğim dedim. Sürücü olarak başladım ve 5 yıldır bu görevi yapmaktayım" dedi. "Trafiğe rağmen bir kadın sürücü olarak ambulans kullanmak çok zor" Kurt, vatandaşların ambulansın sürücü koltuğunda bir kadını gördükleri zaman önce bir şoke olduklarına değinerek, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bakıyorlar, tekrar dönüp bir daha bakıyorlar. Gülümseyen de var, yüz ifadeleri çok değişik çok farklı bakış açıları olan insanlar da oluyor. Diyarbakır’da yoğun bir trafik sirkülasyonu var. Bu trafiğe rağmen bir kadın sürücü olarak ambulans kullanmak çok zor. Sağ olsun insanlarımız duyarlı. Siren sesini duydukları an özellikle son zamanlarda Türkiye’de herkesin de ciddiye aldığı bir konu var. Fermuar sistemi. Fermuar sistemine uyan insanlarımızın sayısı gittikçe artmaya başladı. Trafikte pek fazla sıkıntı yaşamıyorum. İvedilikle, güvenli bir şekilde vakalarımızı hastanelerimize yetiştirebiliyoruz." "Kadın ambulans şoförü sadece ben varım" "Yanıma oturan hasta yakınları bana baktıklarında onlara sakin olun diyorum, sorun yok. Sizi en güvenli şekilde Allah’ın izniyle yetiştireceğiz" diyen Kurt, "O şekilde hastaneye gidiyoruz. Önce kemerlerini taktırıyorum. Vücut dillerinden anlıyorum çok tedirgin olduklarını, kasılıyorlar. Güzergah devam ettikçe bu sefer rahatlamaya başlıyorlar. Onların rahatlaması da beni mutlu ediyor. Sürücü olarak kadın görüyorlar. Yapamazsın izlenimi çok. Önce ön yargılı yaklaşıyorlar. Tabii ön yargılarını kırıyorum. Şu an kadın ambulans şoförü sadece ben varım" şeklinde konuştu. "Bizler, her gün üzerimize düşen görevi layıkıyla yerine getiriyoruz" 8 Mart Dünya Kadınlar Gününün önemi emekçi kadınların, başarılarının, emeklerinin, gayretlerinin ön plana çıktığı bir gün olduğunu ifade eden Kurt, "Ama sadece o günle sınırlandırılmamalı. Bizler, her gün üzerimize düşen görevi layıkıyla yerine getiriyoruz. 5 yıldır bu işi yaptığım için Çınar bölgesinde aştım, merkezde aştım. Ama izlenim gerçekten çok güzel oluyor. Bakış açılarını değiştirebiliyorsun. Yapılamaz denilen şeyleri başarmayı görmek çok güzel oluyor. Çok güzel bir duygu. Bir arkadaşım bana ’10 yıl boyunca damar yolu açtın, şimdide çevre yolunu mu açacaksın.’ Bana, ‘yapamazsın’ dedi. Görürsün dedim. Bunu da yapacağım" diye konuştu.
İstanbul Pendik’te ilahiler ve ezgiler çocukların sesinden yükseldi Pendik’te çocuk ilahi korosunun Yunus Emre Kültür ve Sanat Merkezi’nde verdiği Ramazan konseri yoğun katılımla gerçekleşti. Çocukların seslendirdiği eserler, izleyicilere duygu dolu anlar yaşattı. Pendik Belediyesi tarafından Ramazan ayı etkinlikleri kapsamında düzenlenen konser, Yunus Emre Kültür ve Sanat Merkezi’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi. Aydın Musa Güven yönetimindeki çocuk korosu, ilahiler ve ezgiler seslendirerek izleyicilere unutulmaz bir gece yaşattı. Salonu dolduran vatandaşlar, çocukların güçlü sesleriyle hayat bulan ilahileri büyük bir ilgiyle dinledi. Manevi atmosferin hâkim olduğu gecede izleyiciler duygusal anlar yaşarken, konser sonunda çocuklar büyük alkış aldı. Ramazan ayının birlik, beraberlik ve maneviyatını yansıtan konser, Pendiklilerden tam not aldı. "Çocuklar evde de Allah diyor" Etkinliğe katılan Abbas Şentürk, "Pendik Belediyesine bu programla alakalı teşekkür ederim. Çocuklarımız evde de Allah demeye devam ediyor ve ilahilerimizi öğreniyorlar. Bugün ailecek katılım gösterdik. Bu güzel organizasyon için başkana ve ekibine teşekkür ederim. Maltepe’de oturuyorum orda bu tarz Ramazan çalışmaları yok. Pendik bu konuda Ramazan’ın ruhunu yaşıyor. Emeği geçen herkese teşekkürler" dedi. "Aile gibi olduk" Çocuk korosundan Azra Çelik, "Biz çocuk korusunda bir aile gibi olduk, kardeşlik bağlarımız güçlendi. İlahilerden Allah aşkını hissettik. İkiz kardeşimle bu koroda olmak ayrı güzel, insanlar çok şaşırıyorlar. İlahi söylemek çok güzel" şeklinde konuştu.