ÇEVRE - 12 Nisan 2026 Pazar 04:06

Erzincan’da çiftçiler don nöbetinde

A
A
A
Erzincan’da çiftçiler don nöbetinde

Erzincan’da hava sıcaklıklarının gece saatlerinde eksi derecelere kadar düşmesi, çiçeklenme dönemindeki meyve ağaçlarını tehdit ediyor. Don riskine karşı önlem alan çiftçiler, bahçelerinde ateş yakarak ürünlerini korumaya çalışıyor.


Baharın gelişiyle birlikte kayısı başta olmak üzere elma, kiraz ve diğer meyve ağaçlarının çiçek açtığı kentte, ani sıcaklık düşüşleri üreticileri endişelendiriyor. Gece boyunca bahçelerinde nöbet tutan çiftçiler, farklı noktalarda kontrollü ateşler yakarak oluşan ısı ve duman sayesinde ağaçların zarar görmesini önlemeye çalışıyor.


Merkeze bağlı Akyazı Mahallesi’nde üretim yapan Ramazan Beydili, geniş arazilerde farklı meyve türleri yetiştirdiklerini söyledi. İklim değişikliklerinin üretimi zorlaştırdığını belirten Beydili, ağaçların erken çiçek açmasının don riskini artırdığını ifade etti.


Geçen yıl olumsuz hava koşulları nedeniyle istedikleri verimi alamadıklarını dile getiren Beydili, "Bu yıl daha iyi bir hasat bekliyoruz. Dona karşı bahçemizde tütsü şeklinde ateşler yakarak önlem almaya çalışıyoruz." dedi.


İlkokul öğrencisi Yusuf Kerem Demirol da babasına destek olmak için bahçeye geldiğini anlatarak, geçen yıl yaşanan don nedeniyle kayısı alamadıklarını söyledi.


Bu yıl aynı durumu yaşamamak için gece ateş yakarak ağaçları korumaya çalıştıklarını belirten Demirol, iyi bir hasat umut ettiklerini kaydetti.



Erzincan’da çiftçiler don nöbetinde

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Arnavutköy’de kadın kuaföründe "ödeme yapmadan kaçtı" iddiası İstanbul’un Arnavutköy ilçesinde bir kadın kuaföründe işlem yaptıran kişi, yaklaşık 3 saat süren hizmetin ardından ödeme yapmadan iş yerinden ayrıldı. İşletmeci, durumu gece saatlerinde fark etti. Olay, Arnavutköy Bolluca Mahallesi’nde bulunan bir kadın kuaföründe meydana geldi. İddiaya göre, Nezahat Kocayiğit’in işlettiği kuaföre müşteri gibi gelen bir kişi, yaklaşık yarım saat sıra bekledikten sonra işlem yaptırmaya başladı. İşlemler sırasında farklı hizmetler de talep eden kadının, bu şekilde iş yerinde uzun süre vakit geçirdiği ve yaklaşık 3 saat boyunca saç ve makyaj işlemleri yaptırdığı belirtildi. Ardından da ödeme yapamadan kuaförden ayrıldı. Yoğunluk nedeniyle durumun fark edilmediğini belirten işletmeci Nezahat Kocayiğit, "Normal bir çalışma günümüzdü. Kendisi müşteri gibi içeriye girdi, yaklaşık yarım saat sıra bekledi. Daha sonra işlemlerini yapmaya başladık. Farklı işlemler de yaptıracağını söyleyerek burada vakit geçirdi. Yaklaşık 3 saat ilgilendik ve 2 bin TL’nin üzerinde işlem yaptık. O gün çok yoğunduk, ayrıca yakınımızın nişanı vardı, ona hazırlanıyorduk. Olay saat 17.00-18.00 civarında oldu ama biz dolandırıldığımızı gece 02.00’de fark ettik" dedi. Şahsın işlemlerin ardından iş yerinden ayrıldığı ve bir daha geri dönmediği ifade edilirken, kadının kuaför dükkanına geldiği içeride sıra beklediği ve hızla dükkandan ayrıldığı anlar güvenlik kamerası tarafından kaydedildi.
Konya Yüzyıllık lezzet "gavut" sofralarda yerini koruyor İç Anadolu’nun köklü lezzetlerinden "gavut", geçmişten günümüze uzanan bir kültürel miras olarak Konya’nın Hadim ilçesinde yaşatılmaya devam ediyor. İlçeye bağlı Bolat Mahallesi’nde geleneksel yöntemlerle hazırlanan gavut, hem besleyici özelliği hem de tarihi geçmişiyle dikkat çekiyor. Gavut geleneğini sürdüren İbrahim Çakar, bu lezzetin atalarından kendilerine miras kaldığını belirterek, günümüzde bu geleneği devam ettiren kişi sayısının azaldığını söyledi. Çakar, "Gavut geleneğini biz devam ettiriyoruz. Atalarımızdan, dedelerimizden kalma bir miras. Şimdilerde pek yapan yok. Gavut bize çok eskilerden kalma. Seyahatname eserinde de ismi geçen çok eski bir yiyeceğimiz" dedi. Gavutun zengin içeriğine de değinen Çakar, "Gavutun içinde 8 çeşit malzeme bulunur. Bunlar buğday, mısır, nohut, arpa, menengiç, ahlat, kabak çekirdeği ve ay çekirdeği. Bunları sacın üzerinde kavuruyoruz, soğutuyoruz, sonra el değirmeninde undan biraz daha kalın şekilde öğütüyoruz. Hazırlanan karışım farklı şekillerde tüketilebilir. Bunu pekmezle karıştırıp yiyoruz. Dünyanın en doğal tatlısı. Şekerle, pekmezle veya tereyağıyla kavurup yiyenler var ama benim tavsiyem pekmezle karıştırıp yemek. En doğalı ve güzelidir. Gavutun besin değeri yüksektir. Özellikle lif ve protein açısından zengin bir gıdadır. Tokluk hissi sağlaması nedeniyle diyetlerde de tercih edilebilir. Zayıflamak isteyenler gavutu denesinler. Öğle yemeğinden sonra, akşam 3 kaşık gavut yiyen kişi tok bir şekilde günü tamamlayabilir. Kansızlık sorununa da iyi gelir, düzenli tüketimde kan değerlerinde iyileşme görülebilir" ifadelerini kullandı. Geçmişte göç kültüründe de önemli bir yere sahip olan gavutun, yaylaya çıkan aileler için vazgeçilmez bir yiyecek olduğunu anlatan Çakar, "Eskiden atalarımız yaylaya göç ederken yanlarında mutlaka gavut bulunurmuş. Gavutu olmayan yaylaya göç etmezmiş. Hatta unutanlar yolun yarısından dönermiş. Gavut bizim kültürümüzde çok önemli bir yere sahip" diye konuştu.
Bursa Kanserde kişiselleştirilmiş tedavi dönemi Prof. Dr. İlhan Sezgin, kanserle mücadelede genetik biliminin sunduğu yeni imkanlara dikkat çekti. Sezgin, modern tıpta kanserin artık yalnızca görüntüleme ve klasik patoloji ile değil, genetik analizlerle çok daha derinlemesine değerlendirildiğini vurguladı. Kanserin temelinde DNA’da meydana gelen mutasyonların yer aldığını belirten Medicana Bursa Hastanesi Genetik Hastalıkları Değerlendirme Merkezi’nden Prof. Dr. Sezgin, bu değişimlerin iki ana grupta incelendiğini ifade ederek, "Kalıtsal (germline) mutasyonlar anne veya babadan geçerek bireyin tüm hücrelerinde bulunur ve nesilden nesile aktarılabilir. Somatik mutasyonlar ise yaşam boyunca çevresel faktörler veya yaşlanma sonucu oluşur ve yalnızca belirli dokularda görülür" dedi. "Her hastanın kanseri farklıdır" Kanserin artık tek tip bir hastalık olarak değerlendirilmediğini belirten Sezgin, "Her kanser hastası moleküler düzeyde kendine özgü bir profile sahiptir. Bu nedenle tedavi yaklaşımı da kişiye özel olmalıdır" dedi. Genetik testler teşhis ve tedavide yol gösteriyor Tümörden alınan örneklerle yapılan genetik analizlerin, hastalığın nedenini ortaya koyduğunu ifade eden Sezgin, şu bilgileri paylaştı: "Genetik testler sayesinde kanserin moleküler alt tipi belirlenir, erken evrede risk tespiti yapılabilir ve özellikle bazı kan hastalıklarında tanı netleştirilebilir. Ayrıca kişiye özel tarama programları oluşturmak da mümkün hale gelir." Aile öyküsü kritik önemde Kanserlerin yaklaşık yüzde 5 ila 10’unun kalıtsal olduğunu hatırlatan Sezgin, aile öyküsünün önemine dikkat çekerek, "Ailede kanser öyküsü bulunan bireylerde genetik testler, hastalık ortaya çıkmadan riskin belirlenmesini sağlar. Bu sayede erken tarama ve önleyici tedbirler planlanabilir. Aynı zamanda diğer aile bireylerinin de değerlendirilmesine imkan tanır" ifadelerini kullandı. Kişiselleştirilmiş tedavi dönemi Modern onkolojide artık standart tedavi yaklaşımlarının yerini kişiselleştirilmiş tıbbın aldığını belirten Sezgin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Günümüzde birçok kanser türünde, belirli genetik mutasyonları hedef alan akıllı ilaçlar kullanılmaktadır. Genetik testler, hangi hastanın hangi tedaviden fayda göreceğini gösteren bir yol haritası sunar. Böylece gereksiz kemoterapilerden kaçınılabilir, en etkili tedaviye hızlıca başlanabilir." Genetik analizlerin, hastalığın agresifliğini, metastaz riskini ve tedaviye yanıtı öngörmede kritik rol oynadığını vurgulayan Sezgin, hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapi seçiminde de bu testlerin belirleyici olduğunu sözlerine ekledi. Prof. Dr. Sezgin, kanserle mücadelede genetik biliminin sunduğu imkanların her geçen gün geliştiğini belirterek, "Artık hastalığı değil, hastayı tedavi ediyoruz" dedi.
Mersin Mersin kent merkezinde çöp konteynerleri yenileniyor Mersin’in merkez ilçesi Akdeniz’de, artan nüfus ve yoğun kullanım nedeniyle yıpranan çöp konteynerleri yenileniyor. İlçede çevre ve temizlik altyapısını güçlendirmeye yönelik başlatılan çalışmalar kapsamında, özellikle ana arterlerdeki eski konteynerler modern ve daha sağlıklı olan yenileriyle değiştiriliyor. Gündüz nüfusunun 750 bini aşarak birçok Anadolu ilini geride bırakan Akdeniz ilçesinde yürütülen çalışmalar, Akdeniz Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü ekipleri tarafından titizlikle sürdürülüyor. Yaya ve araç trafiğinin en yoğun olduğu bölgelerde başlatılan uygulamada, kullanım ömrünü tamamlayan konteynerler yenileriyle değiştiriliyor. Çalışmalar kapsamında, çevresel etkiler ve yoğun kullanım nedeniyle deformasyona uğrayan İstiklal Caddesi ile Kuvayi Milliye Caddesi üzerindeki konteynerlerin değişimi öncelikli olarak gerçekleştiriliyor. Yeni yerleştirilen konteynerlerin koku ve sıvı sızdırmaz özelliklere sahip olduğu, bu sayede hem çevre hem de halk sağlığı açısından daha uygun olduğu belirtildi. "Temiz bir çevre önceliğimizdir" Akdeniz Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Zeyit Şener, yürütülen çalışmalarla ilgili yaptığı yazılı açıklamada, ilçenin yoğun nüfusuna dikkat çekerek temizlik hizmetlerinin önemine vurgu yaptı. Şener, "Akdeniz ilçemiz, ticari ve sosyal hareketliliğiyle yalnızca Mersin’in değil, bölgemizin en önemli merkezlerinden biridir. Gündüz nüfusumuzun 750 bin bandına ulaşması, temizlik hizmetlerinde daha hızlı ve etkin olmamızı zorunlu kılıyor. Bu yoğunluk, kent ekipmanlarında hızlı yıpranmaya neden oluyor. Ekiplerimiz, vatandaşlarımızın daha temiz ve sağlıklı bir ortamda yaşamlarını sürdürebilmesi için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Ana arterler başta olmak üzere ömrünü tamamlayan tüm çöp konteynerlerini yeniliyoruz" dedi. Yenileme çalışmalarının ilçe genelinde kademeli olarak devam edeceğini ifade eden Şener, modern şehircilik anlayışına uygun bir Akdeniz hedeflediklerini belirtti. Öte yandan belediye yetkilileri, kullanım dışı kalan konteynerlerin toplanarak bakım ve onarımdan geçirildiğini, yeniden kullanıma kazandırıldığını ve temizlik çalışmalarının belirlenen program dahilinde sürdürüleceğini kaydetti.