EKONOMİ
12 Mayıs 2026 Salı - 21:16 Türkiye ile Belçika arasında 15 milyar dolarlık ticaret hedefi "Türkiye-Belçika İş Forumu" İstanbul’da gerçekleştirildi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Maxime Prévot arasında "Türkiye ve Belçika arasında İkili Ticari İlişkilerin Geliştirilmesine İlişkin Bakanlık Ortak Açıklaması" imzalandı. Görüşmelerde, 2025 yılında 9,2 milyar dolara ulaşan ticaret hacminin, iki ülke ekonomilerinin tamamlayıcı özellikleri dikkate alınarak dengeli ve sürdürülebilir biçimde 15 milyar dolara çıkarılması hedefi vurgulandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetiyle, çok sayıda bakan ve 200 firmadan 400’den fazla Belçikalı iş insanı ile birlikte Türkiye’ye gelen Belçika kraliçesi Mathilde’in katılımlarıyla gerçekleştirilen "Belçika Ekonomi Misyonu" kapsamında, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın katılımıyla İstanbul’da düzenlenen üst düzey temaslarda; Türkiye-Belçika ekonomik ve ticari ilişkilerinin stratejik boyutu kapsamlı şekilde ele alındı. Görüşmelerde; ticaret hacminin 15 milyar dolara yükseltilmesi, karşılıklı yatırımların artırılması, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve enerjiden savunma sanayiine, lojistikten dijital ve yeşil dönüşüme kadar birçok alanda iş birliğinin daha da güçlendirilmesi yönündeki güçlü irade bir kez daha teyit edildi. Ticaret Bakanı Bolat, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetleriyle Türkiye ye ziyaret eden Belçika Kraliçesi Mathilde ve beraberindeki Belçikalı Bakanlar, üst düzey yetkililer ve iş dünyası temsilcileri ile "Belçika Ekonomi Misyonu" kapsamında İstanbul’da bir dizi temas ve programa katıldı. "Ekonomik iş birliğinin daha da derinleştirilmesi yönündeki ortak irade teyit edildi" Program kapsamında Ticaret Bakanı Bolat, Belçika Kraliçesi Mathilde ile gerçekleştirdiği ilk görüşmede; Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri, Avrupa İşleri ve Kalkınma İşbirliği Bakanı Maxime Prévot, Dış Ticaret ve Savunma Bakanı Theo Francken, Brüksel-Başkent Bölgesi Bakan-Başkanı Boris Dillis, Flaman Bölgesi Başbakanı Mathias Diependaele ve Valon Bölgesi Başbakan Yardımcısı Pierre-Yves Jeholet’ün de katılımlarıyla, Türkiye-Belçika ekonomik iş birliği ve ticaret ilişkileri stratejik boyutlarıyla ele alındı. Taraflar, mevcut ekonomik iş birliğinin daha da derinleştirilmesi yönündeki ortak iradelerini bir kez daha teyit etti. "Türkiye ile Belçika arasındaki siyasi, diplomatik, ekonomik, ticari ve yatırım ilişkilerinin güçlü olduğu ve büyük bir gelişme potansiyeli taşıdığı vurgulandı" 2012 yılında gerçekleştirilen son Belçika Ekonomi Misyonu’nun ardından, 14 yıl sonra Belçika devletinin 200’ü aşkın Belçikalı şirketten 420 iş insanıyla yeniden Türkiye ye böylesine üst düzey bir ziyaret gerçekleştirmesi son derece önemli ve anlamlı olarak değerlendirildi. Türkiye ile Belçika arasındaki siyasi, diplomatik, ekonomik, ticari ve yatırım ilişkilerinin güçlü olduğu ve büyük bir gelişme potansiyeli taşıdığı vurgulandı. "Belçika Ekonomi Misyonu" kapsamında düzenlenen, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın açılış konuşmasını gerçekleştirdiği, "Türkiye-Belçika İş Forumu"nun resmi açılış programı, Belçika Kraliçesi Mathilde başta olmak üzere Belçikalı üst düzey mevkidaşlar ve iş dünyası temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Açılışta, Türkiye ve Belçika’nın Avrupa ekonomisinin birbirini tamamlayan iki güçlü aktörü olduğu vurgulanarak; ticaret, yatırım, sanayi, enerji, dijital dönüşüm ve yeşil ekonomi başta olmak üzere tüm alanlarda iş birliğinin daha ileri taşınması yönündeki kararlılık ifade edildi. ‘Türkiye ve Belçika arasında İkili Ticari İlişkilerin Geliştirilmesine İlişkin Bakanlık Ortak Açıklaması’ imzalandı Türkiye-Belçika ekonomik ilişkilerinin yalnızca ticaret alanında değil; yatırım, teknoloji ve ortak imalat ekseninde de giderek daha derin ve nitelikli bir yapıya kavuştuğu memnuniyetle değerlendirildi. Enerji, lojistik, dijitalleşme, sağlık, savunma sanayi ve yeşil dönüşüm gibi alanlarda yeni iş birliği fırsatları kapsamlı şekilde ele alınırken, özellikle e-ticaret ve küresel tedarik zincirleri bakımından iki ülkenin birbirini tamamlayan güçlü yapısına dikkat çekildi. Program kapsamında, Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Maxime Prévot arasında "Türkiye ve Belçika arasında İkili Ticari İlişkilerin Geliştirilmesine İlişkin Bakanlık Ortak Açıklaması" imzalandı. "Türkiye’nin üretim kapasitesi ve dinamik nüfusu ile stratejik konumunun sağladığı avantaj sayesinde önemli bir yatırım, teknoloji ve lojistik üssüdür" Türkiye ve Belçika’nın köklü ekonomik ilişkilerini yeni bir vizyonla daha da güçlendirme iradesini güçlü biçimde ortaya koyduğu belirtilirken; Türkiye’nin üretim kapasitesi, genç ve dinamik nüfusu ile stratejik konumunun sağladığı avantaj sayesinde önemli bir yatırım, teknoloji ve lojistik üssü olarak öne çıktığı ifade edildi. Belçika’nın Avrupa’daki güçlü lojistik ve finans ekosisteminin ise bu ortaklığı daha da kıymetli hale getirdiği vurgulandı. 2025 yılında 9,2 milyar doları aşan ticaret hacmi ve karşılıklı artan yatırımların stratejik ortaklığın sağlam temelini oluşturduğu, ortak hedefin ise ticaret hacmini dengeli ve sürdürülebilir şekilde 15 milyar dolara çıkarmak olduğu kaydedildi. "Bölgemizde yaşanan son gelişmeler, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin jeopolitik önemini gösteriyor" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Belçika Kraliçesi Mathilde ile Vahdettin Köşkü’nde bir araya geldi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın da katılım sağladığı görüşmede; Türkiye ile Belçika ikili ilişkileri ile bölgesel ve küresel konular ele alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ve Belçika’nın ticari ilişkilerden savunma sanayiine, enerjiden tarıma kadar birçok alanda iş birliği potansiyeli bulunduğunu, ilişkileri geliştirmek için adımlar atmaya devam edeceklerini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca, bölgede yaşanan son gelişmelerin Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin jeopolitik önemini bir kez daha gösterdiğini, tam üyeliğimize kadar geçecek süreçte Gümrük Birliği’nin yeni koşullara göre güncellenmesinin öncelikli başlıklardan biri olduğunu ve AB’nin savunma girişimlerine katılımımızın müşterek menfaat gereği olduğunu vurguladı. "Belçika Ekonomi Misyonu" kapsamında İstanbul’da düzenlenen "Yatırım Öğle Yemeği" programında da Belçika Kraliçesi Mathilde, Belçikalı üst düzey mevkidaşlar ile Türk ve Belçikalı iş dünyasının önde gelen temsilcileri bir araya geldi. Toplantıda, iki ülke arasındaki 9,2 milyar dolarlık toplam ticaret hacminin yanı sıra yatırım potansiyelinin daha etkin değerlendirilmesine yönelik fırsatlar ele alındı. "İlişkilerin artık tek yönlü değil; karşılıklı ve dengeli bir yapıya ulaşıldığı ifade edildi" 719 Belçikalı firmanın Türkiye’de yaklaşık 5 milyar dolar tutarında doğrudan yatırım gerçekleştirmesi ve Belçika’nın Türkiye’ye yatırım girişlerinde 8. sırada yer almasının önemine dikkat çekildi. Türk firmalarının ise Belçika’da 750 milyon dolarlık yatırımla, Belçika’yı Avrupa Birliği ülkelerine yönelik ticari faaliyetlerinde üs olarak değerlendirmelerinin önemli olduğu ifade edildi. Toplantıda ayrıca, Türkiye’nin yatırım reform süreciyle birlikte ortaya çıkan yeni fırsatlar ve Türk yurtdışı müteahhitlik sektörünün uluslararası tecrübesi çerçevesinde Belçika’da ve üçüncü ülkelerde geliştirilebilecek iş birlikleri değerlendirildi. Lojistik, enerji, petrokimya, sağlık, inşaat ve sanayi gibi stratejik sektörlerde karşılıklı yatırımların artmasının, ilişkilerin artık tek yönlü değil; karşılıklı ve dengeli bir yapıya ulaştığını açıkça ortaya koyduğu ifade edildi. Türkiye-Belçika ekonomik ilişkilerinin yalnızca ticaret hacmiyle değil; karşılıklı yatırımlar, ortak projeler ve entegre üretim ağlarıyla daha ileri seviyeye taşınmasının hedeflendiği vurgulandı. "Türkiye, Avrupa’nın güvenlik ve ekonomi mimarisi açısından vazgeçilmez stratejik bir ortak" Günün devamında, Belçika Kraliçesi Mathilde’in himayelerinde düzenlenen "Belçika Ekonomi Misyonu" kapsamında Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Maxime Prévot, Dış Ticaretten Sorumlu Savunma Bakanı Theo Francken ve beraberindeki Belçikalı Bakanlarla gerçekleştirilen görüşmede, Türkiye-Belçika ekonomik ilişkilerinin stratejik derinliği ve geleceğe dönük ortak vizyon kapsamlı biçimde ele alındı. 200’e yakın Belçikalı şirketten 400’ü aşkın iş insanının katılımıyla gerçekleştirilen kapsamlı ekonomi misyonunun, mevcut ekonomik, ticari ve stratejik iş birliğini daha da derinleştirmeyi hedeflediği belirtilirken; Türkiye’nin Avrupa’nın güvenlik ve ekonomi mimarisi açısından vazgeçilmez ve Belçika için stratejik bir ortak olduğu birlikte teyit edildi. "Ticaret hacminin 15 milyar dolara çıkarılması hedefi vurgulandı" Görüşmelerde, 2025 yılında 9,2 milyar dolara ulaşan ticaret hacminin, iki ülke ekonomilerinin tamamlayıcı özellikleri dikkate alınarak dengeli ve sürdürülebilir biçimde 15 milyar dolara çıkarılması hedefi vurgulandı. Belçika’nın Türkiye’de 5 milyar dolarlık yatırımları ve 719 Belçikalı şirketin ülkemizdeki varlığı ekonomik entegrasyonun somut göstergesi olarak değerlendirildi. Karşılıklı yatırımların artırılması ve üçüncü ülkelerde ortak proje geliştirilmesi imkanları ele alınırken, "Türkiye-Belçika JETCO III. Dönem Toplantısı"nın 2027 yılında Brüksel’de gerçekleştirilmesi konusunda mutabakata varıldı. "‘Made in EU’ düzenlemesi kapsamlı şekilde ele alındı" Enerji, lojistik, ulaştırma, bilgi-iletişim teknolojileri, sağlık, savunma sanayi ve yeşil dönüşüm alanlarında iş birliği potansiyeli değerlendirilirken; Avrupa Birliği ve küresel tedarik zincirleri bakımından Türkiye ile Belçika’nın birbirini tamamlayan güçlü yapısına dikkat çekildi. Görüşmelerde ayrıca, Avrupa Birliği sanayi politikalarının geleceği açısından önem taşıyan "Made in EU" düzenlemesi kapsamlı şekilde ele alındı; Türkiye’nin Gümrük Birliği kapsamındaki derin entegrasyonu ve Avrupa değer zincirlerine sunduğu kritik katkının bu düzenleme içinde hakkıyla yansıtılması gerektiği vurgulandı. AB sanayi ve ticaret politikalarındaki güncel düzenlemeler ile Gümrük Birliği’nin modernizasyonu konusunda kapsamlı görüş alışverişinde bulunuldu. Yeşil dönüşüm ve Avrupa Yeşil Mutabakatı hedefleri doğrultusunda iş birliğinin güçlendirilmesi, e-ticaret alanındaki düzenlemelerde ortak yaklaşım geliştirilmesi ve vize süreçlerinin iyileştirilmesi konularında daha yakın iş birliği tesis edilmesi hususlarında yapıcı bir anlayış geliştirildiği ifade edildi. Türkiye-Belçika ekonomik ortaklığını her alanda daha ileri taşımaya yönelik güçlü iradenin bir kez daha teyit edildiği belirtildi. "Türk ve Belçikalı iş dünyası temsilcileri bir araya geldi" Programın sonunda, "Belçika Ekonomi Misyonu" kapsamında İstanbul’da düzenlenen resepsiyonda, Belçika Kraliçesi Mathilde, Belçikalı üst düzey mevkidaşlar ile Türk ve Belçikalı iş dünyası temsilcileri bir araya geldi. Gün boyunca gerçekleştirilen İş Forumu, heyetler arası üst düzey ikili görüşmeler, çalışma toplantıları, Yatırım Öğle Yemeği ve firmalar arası B2B görüşmelerin son derece yoğun ve verimli geçtiği ifade edildi. Bu temasların, Türkiye-Belçika ekonomik ortaklığının güçlü ve çok boyutlu yapısını açık biçimde ortaya koyduğu vurgulandı. "Türkiye ve Belçika’nın ortak ekonomi anlayışı açısından güçlü şekilde örtüşen iki ülke olduğu vurgulandı" "Belçika Ekonomi Misyonu"nun, Belçika ile mevcut ekonomik, ticari ve stratejik iş birliğinin daha da derinleştirilmesi ve yüksek seviyelere taşınması bakımından adeta bir mihenk taşı olduğu ifade edilirken; Türk ve Belçikalı iş dünyası temsilcilerinin gün boyunca sergilediği yüksek düzeyli katılım ve etkileşimin, ilişkilerin dinamizmini ve geleceğe dönük potansiyelini bir kez daha ortaya koyduğu belirtildi. Türkiye ve Belçika’nın ortak ekonomi anlayışı ve küresel değer zincirlerine entegrasyon vizyonu açısından güçlü şekilde örtüşen iki ülke olduğu, bu ortak zeminin yeni iş birliği alanlarını daha görünür kıldığı kaydedildi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, program vesilesiyle Belçika Kraliçesi Mathilde’e, Belçikalı üst düzey mevkidaşlara ve "Belçika Ekonomi Misyonu" programına katılım sağlayan tüm Türk ve Belçikalı iş dünyası temsilcilerine teşekkürlerini ifade etti.
Sunar Yatırım, sürdürülebilir büyüme hedeflerini paylaştı
27 Ekim 2025 Pazartesi - 10:59 Sunar Yatırım, sürdürülebilir büyüme hedeflerini paylaştı Yarım asrı aşan üretim geçmişiyle Türkiye’nin gıda, tarım ve biyoendüstri alanında öncü gruplarından Sunar Yatırım, sürdürülebilir büyüme stratejisini basın mensuplarıyla paylaştı. Grup, yenilenebilir enerji, sürdürülebilir tarım ve biyo-bazlı üretim yatırımlarıyla çevreyle uyumlu sanayi dönüşümüne öncülük ederken entegre yapısı ve global ihracat ağıyla ülke ekonomisine katma değer sağlamaya devam ediyor. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, biyoendüstrinin geleceğin en stratejik alanlarından biri olduğuna dikkat çekerek, "Doğadan ilham alan bu yeni nesil üretim anlayışıyla hem çevreyi koruyor hem de ülkemizin sanayi kapasitesinin artışına katkı sunuyoruz. Yerli kaynaklarla, dünya standartlarında üretim yaparak Türkiye’nin rekabet gücünü kalıcı şekilde artırmayı hedefliyoruz. Bu alanda üretim artması, dış ticaret açığımızın azalması anlamına geliyor" dedi. Gıda, tarım ve biyoendüstri alanında 50 yılı aşkın deneyimini, sürdürülebilirlik odaklı yatırımlarla geleceğe taşıyan Sunar Yatırım, Adana’da düzenlenen basın toplantısında grubun, biyoendüstri alındaki öncü adımları başta olmak üzere yenilenebilir enerji projelerini, biyo-bazlı ürün geliştirme çalışmalarını ve sürdürülebilir tarım programının somut sonuçlarını paylaştı. Toplantıda konuşan Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, "Geleceğin dünyasında başarı, çevreyle uyumlu ve verimli üretim modellerini benimsemekten geçiyor. Biz Sunar olarak bu dönüşümü hayata geçiriyoruz. Amacımız yalnızca üretmek değil, doğayla uyum içinde kalıcı değer ve güven inşa etmek" dedi. Sürdürülebilirliğin moda bir kavram olmaktan öte iş yapış biçimlerinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayan Çomu, "Üretimin her aşamasını, doğaya, topluma ve insana saygı temelinde yeniden tasarlamaya gayret ediyoruz. Bizim için büyüme, ekonomik girdinin yanında, bu topraklardan aldığımız bereketi geleceğe aktarma sorumluluğu" diye konuştu. Yerelden beslenip küreselde büyüyor Sunar ürünlerinin bugün 6 kıtada, 100’ü aşkın ülkeye ulaştığını ve ihracat gelirlerinin 250 milyon doların üzerinde olduğunu aktaran Çomu, özellikle Türkiye’de tek üreticisi oldukları sorbitol başta olmak üzere, dekstrin, mısır yağı ve nişasta segmentlerinde Türkiye’nin ihracat liderleri arasında yer aldıklarını söyledi. Mustafa Nuri Çomu, "Adana’dan dünyaya yayılan üretim zincirimiz ile yerelden beslenip küresel pazarlarda büyüyoruz. Bizim için globalleşme, yerel değerleri dünyaya taşımak demek. Yatırımlarımızın merkezinde hem bölge kalkınması hem de uluslararası rekabet gücü bulunuyor" dedi. Çomu ayrıca, Türkiye’de büyük oranda ithal edilen sodyum glukonatı üreten ilk firma olduklarını hatırlatarak, "25 Mayıs 2025’te Ticaret Bakanlığı, yerli üreticilerin başvurusu üzerine Çin menşeli sodyum glukonat ithalatına damping soruşturması açtı. Soruşturmada, sodyum glukonat ve diğer komponentlerin fiyatlarının yerli üreticilere zarar verdiği ve anti dumping vergisi uygulanmasının değerlendirildiği belirtildi. Sunar olarak adil rekabet ve yerli sanayinin korunmasına yönelik yürüttüğümüz çalışmaların kamu nezdinde de ses getirmesinden memnuniyet duyuyoruz" ifadelerini kullandı. 180 günde doğada kaybolan biyobozunur plastik Sunar NP bünyesinde yürütülen Ar-Ge çalışmalarıyla geliştirilen 180 günde doğada kaybolan biyobozunur ve bitki bazlı ham maddeler, ambalaj ve plastik sektörlerinde alternatif çözümler sunuyor. Grup, termoplastik nişasta (TPN) ve biyopolimer üretiminde attığı adımlarla döngüsel ekonomi hedeflerine katkı sağlarken bu ürünlerin ticarileştirilmesiyle dışa bağımlılığın azaltılmasına yönelik somut ilerlemeler kaydetmeyi amaçlıyor. Biyoendüstrinin geleceğin en stratejik alanlarından biri olduğuna dikkat çeken Çomu, "Doğadan ilham alan bu yeni nesil üretim anlayışıyla hem çevreyi koruyor hem de ülkemizin sanayi kapasitesinin artışına katkı sunuyoruz. Yerli kaynaklarla, dünya standartlarında üretim yaparak Türkiye’nin rekabet gücünü kalıcı şekilde artırmayı hedefliyoruz. Bu alanda üretimin artması dış ticaret açığımızın azalması anlamına da geliyor" diye konuştu. Biyo-bozunur poşetlerin Geri Kazanım Katılım Payı (GEKAP) vergisine tabi tutulmadan ayrı sınıflandırılması gerektiğine de dikkat çeken Çomu, "Bu konuda yapılacak düzenlemeler, çevre dostu ürünlerin yaygınlaşmasını hızlandıracaktır" açıklamasını yaptı. 10 yılda 180 çiftçi ile 20 bin dönüm arazide sürdürülebilir tarım Mısır yağı ihracatında dünyada ilk üçte, Türkiye’de ilk sırada yer alan grup şirketi Elita Gıda’nın tarımsal sürdürülebilirliğe yönelik yaklaşık 10 yıldır aralıksız sürdürdüğü projesiyle ilgili de bilgi veren Mustafa Nuri Çomu, "Programımız, şimdiye dek 180 üreticiyle iş birliği içinde 20 bin dönümü aşan sahada uygulandı. Türkiye’de ayçiçek üretiminde sürdürülebilir tarım modelini ilk kez uygulayan şirketimiz Elita Gıda, geçtiğimiz aylarda SAI (Sustainable Agriculture Initiative / Sürdürülebilir Tarım Girişimi) platformu tarafından yürütülen FSA (Farm Sustainability Assessment) denetiminden de başarıyla geçti. Su ve enerji tasarrufu, toprak verimliliği, karbon salımının azaltılmasına odaklanan projemiz ile çiftçilere eğitim ve teknoloji transferi sağlayarak tarımın geleceğine katkı sunmayı amaçlıyoruz" dedi. Çomu ayrıca, kuraklık ve ithalat artışının sektörel etkilerine değinerek, "2024-2025 döneminde Türkiye’nin mısır ithalatı yüzde 45 arttı, kuraklık nedeniyle ayçiçeği üretiminde yüzde 10’dan fazla düşüş bekleniyor. Bu durum, yerli üretimin stratejik değerini daha da artırıyor. Sunar’ın entegre üretim yapısı, bu açığı kapatma gücüne sahip" değerlendirmesinde bulundu. İnsan, Ar-Ge ve teknoloji odağı Nişasta sektöründe Türkiye’nin ilk Ar-Ge merkezine sahip olduklarını vurgulayan Mustafa Nuri Çomu, "Değeri, 1 milyon ABD dolarını aşan teknoloji altyapısına sahip merkezimizde; mühendis, biyomühendis ve gıda mühendislerinden oluşan uzman bir ekibimiz var. Projelerimiz, ticarileşen ürünlerle Türkiye sanayisine katkı sağlıyor. Merkezimizde kurulduğu günden bu yana Ar-Ge çalışmalarıyla geliştirerek endüstriye sunduğumuz ürün oranı, tüm ürünlerimiz içinde yüzde 30’u geçti. Bununla beraber, Ar-Ge ekibimizde yüksek oranda kadın ve lisansüstü yetişmiş çalışma arkadaşlarımızın bulunması bizim için gurur verici" şeklinde konuştu. EXCIPACT GMP (İyi Üretim Uygulamaları) sertifikasını aldıklarını da paylaşan Çomu, "Bu belge, ilaç ve eksipiyan endüstrisine yönelik yüksek güvenlik ve kalite standartlarına sahip üretim yapabildiğimizin uluslararası göstergesi. Avrupa’da bu sertifikaya sahip sayılı üreticiler arasındayız" dedi. Enerjide yeşil dönüşümü ve karbon hedefleri Türkiye’nin yeşil dönüşüm politikalarına doğrudan katkı sunduklarını ifade Mustafa Nuri Çomu, 2025’te devreye alınan güneş enerji santralleriyle yenilenebilir enerji kapasitesini artırdıkları bilgisini verdi. 2026 sonuna kadar, tüm tesislerinin enerji ihtiyacının yüzde 95’ini GES yatırımları ile karşılayacaklarını açıklayan Çomu, "GES projelerimiz, yıllık bazda 80 bin tonun üzerinde karbon salımının önüne geçilmesini sağlıyor. Hedefimiz, 2030 yılına kadar karbon nötr üretim modeline tam geçiş yapmak. Enerjide yeşil dönüşümü sadece çevresel değil aynı zamanda ekonomik bir değer olarak görüyoruz" şeklinde konuştu.
’GAMEON Revival 2025’ League of Legends turnuvası kayıtları başladı
27 Ekim 2025 Pazartesi - 10:40 ’GAMEON Revival 2025’ League of Legends turnuvası kayıtları başladı Türk Telekom’un oyun markası GAMEON, espor ekosistemini bir araya getiren turnuva serisine 2025 yılında da devam ediyor. Türk Telekom GAMOEN ile toplam 750 bin TL ödül havuzuna sahip "GAMEON Revival 2025" League of Legends turnuvası kayıtları başladı. Oyuncuların ve profesyonel esporcuların bir araya geleceği turnuva kayıtları 10 Kasım’a kadar devam ediyor. Türk Telekom GAMEON, oyun ekosistemine katkı sağlamaya devam ediyor. GAMEON, League of Legends’ın Türkiye resmi ligi GAMEON Şampiyonluk Ligi isim sponsorluğunun ardından yeni sezon öncesi oyuncuları ve espor takımlarını bir araya getirecek yeni turnuvasını duyurdu. "GAMEON Revival 2025" ile hem kendi takımını kuran hem de profesyonel arenada boy gösteren oyuncular bir araya gelecek, 750 bin TL ödül havuzu içerisinde en yüksek pay için mücadele edecek. Turnuvaya başvurular 10 Kasım’a kadar devam ederken 14 Aralık’ta ESA Arena’da gerçekleştirilecek final ile son bulacak. Espor ve oyun ekosisteminin gelişmesini hedefleyen GAMEON, oyuncu topluluğunun ihtiyaçları ve istekleri çerçevesinde hareket ederek oyunseverleri bir araya getiren etkinliklerine devam ediyor. Çevrim içi ve fiziksel etkinliklerde oyuncularla etkileşimini sürdüren GAMEON, League of Legends’ın Türkiye’deki resmi ligi GAMEON Şampiyonluk Ligi isim sponsorluğunun ardından League of Legends komünitesi ile "GAMEON Revival 2025’te sezon sonrasında da bir araya geliyor. GAMEON Revival 2025 ile profesyonel arenada sahne almak isteyen takımlar, "gameon.com.tr" adresinden kayıt olabiliyor. Oyuncular ve takımlar bir arada GAMEON Revival 2025, oyuncuların kendi kurdukları takımların yanı sıra profesyonel arenadan bildiği takımların katılımıyla kasım ayında başlıyor. 10 Kasım’a kadar sürecek olan kayıt sürecinin ardından grup aşaması 15-27 Kasım tarihleri arasında çevrim içi oynanacak. Play-off maçları ise 5-7 Aralık’ta yine çevrim içi olacak. Play-off aşamasını da geçerek adını finale yazdıran iki takım, ESA Arena’da taraftarların karşısında 750 bin TL’lik ödül havuzundan en yüksek payı almak, sezon öncesi turnuvasında kupaya uzanmak için oynayacak. GAMEON Revival 2025’in karşılaşmaları play-off aşaması itibariyle GAMEON Twitch & YouTube ve Tivibu Spor 4 kanallarından canlı yayınlanacak.
Kayseri Ticaret Borsası II. Geleneksel Et ve Et Ürünleri Çalıştayı tamamlandı
27 Ekim 2025 Pazartesi - 10:25 Kayseri Ticaret Borsası II. Geleneksel Et ve Et Ürünleri Çalıştayı tamamlandı Kayseri Ticaret Borsası (KTB) tarafından düzenlenen ’II. Geleneksel Et ve Et Ürünleri Çalıştayı’ yoğun katılımla gerçekleştirildi. Et ve et ürünleri sektöründe sürdürülebilir üretim, kalite yönetimi, yenilikçi teknolojiler ve sektörel dönüşüm temalarının ele alındığı çalıştay, ulusal ve uluslararası düzeyde büyük yankı uyandırdı. Çalıştay; Polonya, Belçika ve Hırvatistan’dan gelen akademisyenlerin fiziki katılımıyla uluslararası bir bilim platformu haline geldi. Ayrıca Erciyes Üniversitesi, Kayseri Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Selçuk Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi gibi Türkiye’nin önde gelen akademik kurumlarından öğretim üyeleri, sektöre dair güncel araştırma ve uygulama sonuçlarını paylaştı. Katılımcılar arasında Kayseri Valiliği, yerel yönetimler, kamu kurumları, özel sektör temsilcileri ve Ar-Ge merkezleri de yer aldı. Bu yönüyle çalıştay, bilim, kamu ve sanayiyi aynı masa etrafında buluşturan öncü bir platform haline geldi. Et ve gıda sektörünün önde gelen markalarından Ar-Ge temsilcileri, ayrıca Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen büyük gıda işletmelerinin Ar-Ge merkezi uzmanları, çalıştayda yer alarak sektöre yön verecek deneyim ve yenilikçi uygulamaları paylaştı. Bu katılım, özel sektörün sürdürülebilir üretim vizyonuna bilimsel katkı sunma iradesini somut biçimde ortaya koydu. "Kayseri, et ve et ürünleri alanında bilgi ve sürdürülebilirlik üssü oluyor" Kayseri Ticaret Borsası (KTB) Yönetim Kurulu Başkanı Recep Bağlamış; kapanış konuşmasında Kayseri’nin et sektöründe sadece üretim gücüyle değil, bilgiye dayalı sürdürülebilir yaklaşımıyla da öncü bir şehir haline geldiğini vurguladı. Bağlamış; "Kayseri, üretim potansiyelini bilimsel bilgiyle birleştirerek tarım ve gıda sektöründe fark oluşturuyor. Bu çalıştayla birlikte, et ve et ürünleri sektörünün geleceğini sürdürülebilirlik, kalite, teknoloji ve çevresel duyarlılık ekseninde yeniden ele aldık. Kayseri Ticaret Borsası olarak amacımız, bilim temelli, çevreye duyarlı ve yenilikçi bir üretim kültürü oluşturmak; bu alanda Türkiye’ye örnek olmaktır" dedi. 2 gün süren çalıştayda; et üretiminde kaynak verimliliği, hayvan refahı, karbon ayak izinin azaltılması, enerji etkinliği, dijital izlenebilirlik ve kalite standartları gibi başlıklar masaya yatırıldı. Katılımcılar, sektörde sürdürülebilir büyüme, eğitimli insan kaynağı, bilimsel üretim ve Ar-Ge yatırımlarının stratejik önemine dikkat çekti. Çalıştay sonunda, tüm öneri ve sonuçların ’Çalıştay Bildiri Kitapçığı’na dönüştürülmesi planlandı. ’ Başkan Bağlamış; çalıştayın yalnızca bir etkinlik değil, sektörün geleceğini şekillendiren bir vizyon platformu olduğunu vurgulayarak, "Kayseri Ticaret Borsası olarak biz, üretimle bilimi buluşturan, sektörün geleceğini planlayan bir anlayışla hareket ediyoruz. Gelenekten geleceğe uzanan bu süreçte, hem yerel hem de uluslararası düzeyde sürdürülebilirlik ve yenilik odağını güçlendirmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Reel Kesim Güven Endeksi Ekim ayında 1,2 puan arttı
27 Ekim 2025 Pazartesi - 10:22 Reel Kesim Güven Endeksi Ekim ayında 1,2 puan arttı Ekim ayında mevsimsellikten arındırılmış Reel Kesim Güven Endeksi (RKGE-MA), bir önceki aya göre 1,2 puan artarak 102,0 seviyesinde gerçekleşti. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Ekim ayı İktisadi Yönelim İstatistikleri ve Reel Kesim Güven Endeksi (RKGE) verilerini paylaştı. İktisadi Yönelim Anketi sonuçları, imalat sanayinde faaliyet gösteren 1828 iş yerinin yanıtlarının ağırlıklandırılıp toplulaştırılmasıyla elde edildi. 2025 yılı Ekim ayında mevsimsellikten arındırılmış Reel Kesim Güven Endeksi (RKGE-MA), bir önceki aya göre 1,2 puan artarak 102,0 seviyesinde gerçekleşti. Endeksi oluşturan anket sorularına ait yayılma endeksleri incelendiğinde, mevcut mamul mal stoku, mevcut toplam sipariş miktarı, gelecek üç aydaki toplam istihdam, gelecek üç aydaki üretim hacmi, genel gidişat, sabit sermaye yatırım harcaması ve gelecek üç aydaki ihracat sipariş miktarına ilişkin değerlendirmeler endeksi artış yönünde etkilerken, son üç aydaki toplam sipariş miktarına ilişkin değerlendirmeler endeksi azalış yönünde etkiledi. Mevsimsellikten arındırılmamış Reel Kesim Güven Endeksi (RKGE) bir önceki aya göre 0,6 puan artarak 100,8 seviyesinde gerçekleşti. Son üç aya yönelik değerlendirmelerde, üretim hacminde artış bildirenler lehine olan seyrin bir önceki aya göre güçlendiği, iç piyasa sipariş miktarında azalış bildirenler lehine olan seyrin bir önceki aya göre zayıfladığı, ihracat sipariş miktarında azalış bildirenler lehine olan seyrin ise artış bildirenler lehine döndüğü görüldü. Mevcut toplam siparişlerin mevsim normallerinin altında olduğu yönündeki değerlendirmelerin bir önceki aya göre zayıfladığı görüldü. Mevcut mamul mal stokları seviyesinin mevsim normallerinin üzerinde olduğunu bildirenler lehine olan seyrin ise mevsim normallerinin altında olduğunu bildirenler lehine döndüğü gözlendi. Gelecek üç aya yönelik değerlendirmelerde, üretim hacmi, ihracat sipariş miktarı ve iç piyasa sipariş miktarında artış bekleyenler lehine olan seyrin bir önceki aya göre zayıfladığı görüldü. Gelecek üç aydaki istihdama ilişkin azalış yönlü beklentilerin zayıfladığı, gelecek on iki aydaki sabit sermaye yatırım harcamasına ilişkin artış yönlü beklentilerin ise güçlendiği gözlendi. Ortalama birim maliyetlerde, son üç ayda artış olduğunu bildirenler lehine olan seyrin zayıfladığı, gelecek üç ayda artış olacağını bekleyenler lehine olan seyrin güçlendiği görüldü. Gelecek üç aydaki satış fiyatına ilişkin artış yönlü beklentilerin ise zayıfladığı gözlendi. Gelecek on iki aylık dönem sonu itibarıyla yıllık ÜFE beklentisi bir önceki aya göre 0,2 puan azalarak yüzde 34,3 seviyesinde gerçekleşti. 2025 yılı Ekim ayında, ankete katılan işyerlerinin yüzde 54,0’ü üretimlerini kısıtlayan faktör bulunmadığını belirtirken, yüzde 13,7‘si talep yetersizliğinin üretimlerini kısıtlayan en önemli faktör olduğunu belirtmiş, onu sırasıyla mali imkansızlıklar, işgücü yetersizliği, hammadde-ekipman yetersizliği ve diğer faktörler izledi. İçinde bulunduğu sanayi dalındaki genel gidişat konusunda, bir önceki aya kıyasla daha kötümser olduğunu belirtenler lehine olan seyrin zayıfladığı görüldü.
Şanlıurfa’da turizmde sonbahar bereketi
27 Ekim 2025 Pazartesi - 10:20 Şanlıurfa’da turizmde sonbahar bereketi Tarihi, kültürü, gastronomisi ve inanç turizmiyle öne çıkan Şanlıurfa’da sonbahar aylarında yaşanan turizm hareketiyle otellerdeki doluluk oranı yüzde 100 seviyesine çıktı. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Göbeklitepe ve Karahantepe ile Hazreti İbrahim’in doğduğu ve ateşe atıldığı yer olarak rivayet edilen Balıklıgöl gibi önemli tarihi alanlara sahip Şanlıurfa’da, eylül-ekim aylarında otellerdeki doluluk oranı yüzde 100 seviyesine ulaştı. Kente gelen yerli ve yabancı misafirler, Şanlıurfa’nın binlerce yıllık tarihini yerinde keşfetmenin mutluluğunu yaşıyor. "Otellerde doluluk oranı yüzde 100" Şanlıurfa’da turizmci-otel işletmecisi Ahmet Küçük, "Şanlıurfa bu dönemlerde çok yoğun bir turizm sezonu yaşıyor. Özellikle Nisan, Mayıs, Eylül ve Ekim aylarında havaların serinlenmesiyle birlikte turist akınına uğruyor. Şu anda doluluklarımız yüzde 100 ve bu şekilde devam ediyor. Aralık ortasına kadar bu şekilde ve bayağı bir yoğun teveccüh var. İnsanlar artık biraz şehir otellerinden uzaklaşma ihtiyacı hissediyorlar. Urfa’nın da bu anlamda çok büyük bir potansiyeli var. Kültür turizmi var, yemeklerimiz çok ön planda, tarih deseniz binlerce yıllık geçmişe sahibiz. Göbeklitepe, Karahantepe ve Harran gibi ören yerlerimiz var. Yine inanç turizmi deseniz Hz. İbrahim ve diğer peygamberlerin burada yaşadığı biliniyor. Artık insanlar farklı arayışlar içerisine giriyor. Artık insanlar şehir otellerinden sıkıldılar diyebiliriz. Bu anlamda Şanlıurfa’ya bayağı teveccüh var" dedi. "Ekim ayı her zaman yılın en güzel ve en verimli ayı olmuştur" Turizm Rehberi Mehmet Kamil Türkmen, Şanlıurfa’ya her geçen gün ilginin arttığını belirterek, "Urfa’da 12 aya bakıp baktığınız zaman Ekim ayı her zaman yılın en güzel ve en verimli ayı olmuştur. İstatistikler bunu böyle söyler. Dolayısıyla arkamızda, sağımızda, solumuzda ve önümüzde baktığımız zaman bu güzel mahşeri kalabalığı görürsünüz. Bu durum gerçekten bizi son derece mutlu kılıyor. Otellerimizde de şuan Ekim ayı için doluluk oranları gayet güzel. Dolayısıyla turizmde Şanlıurfa hak ettiği payı alabilmelidir ve almalıdır diye düşünüyoruz" şeklinde konuştu. "Yerli turistten çok yabancı turistler geliyor" Esnaf Recep Çelik ise yoğunluk dolayısıyla mutlu olduklarını ifade ederek, "Urfa’da yerli turistten çok yabancı turistler geliyor. Balıklıgöl’ü ziyaret etmek için geliyorlar. Ziyaretçiler buraya gelerek bizden alışveriş yapıyorlar. İsot, fıstık gibi Urfa ürünlerini alıyorlar. Keşke her mevsim böyle kalabalık geçse, kalabalıktan dolayı son derece memnunuz. Geçtiğimiz günlerde Japonya kraliçesinin de Şanlıurfa’ya yaptığı ziyaret, kentin tanıtımına ciddi manada katkı sağladı diyebiliriz. Urfa daha da tanındı" diye konuştu. Şanlıurfa’ya yurt içinden ve yurt dışından gelen ziyaretçiler ise kenti gezmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirtti.
Eylül ayında işsizlik oranı yüzde 8,6 oldu
27 Ekim 2025 Pazartesi - 10:05 Eylül ayında işsizlik oranı yüzde 8,6 oldu İşsiz sayısı 2025 yılı Eylül ayında bir önceki aya göre 12 bin kişi artarak 3 milyon 75 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise değişim göstermeyerek yüzde 8,6 seviyesinde gerçekleşti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Eylül ayı İşgücü İstatistikleri’ni açıkladı. Buna göre, Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre; 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2025 yılı Eylül ayında bir önceki aya göre 12 bin kişi artarak 3 milyon 75 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise değişim göstermeyerek yüzde 8,6 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 7,4 iken kadınlarda yüzde 11,1 olarak tahmin edildi. Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam oranı yüzde 48,9 oldu İstihdam edilenlerin sayısı 2025 yılı Eylül ayında bir önceki aya göre 200 bin kişi azalarak 32 milyon 491 bin kişi, istihdam oranı ise 0,3 puan azalarak yüzde 48,9 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 66,3 iken kadınlarda yüzde 31,8 olarak gerçekleşti. Mevsim etkisinden arındırılmış işgücüne katılma oranı yüzde 53,5 olarak gerçekleşti İşgücü, 2025 yılı Eylül ayında bir önceki aya göre 188 bin kişi azalarak 35 milyon 566 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,3 puan azalarak yüzde 53,5 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 71,6 iken kadınlarda yüzde 35,7 oldu. Genç nüfusta mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı yüzde 14,9 oldu 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,9 puan azalarak yüzde 14,9 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 11,4, kadınlarda ise yüzde 21,4 olarak tahmin edildi. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi 42,9 saat oldu İstihdam edilenlerden referans döneminde işbaşında olanların, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi 2025 yılı Eylül ayında bir önceki aya göre 1,0 saat artarak 42,9 saat olarak gerçekleşti. Mevsim etkisinden arındırılmış atıl işgücü oranı yüzde 28,6 oldu Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı 2025 yılı Eylül ayında bir önceki aya göre 1,2 puan azalarak yüzde 28,6 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 18,0 iken işsiz ve potansiyel işgücünün bütünleşik oranı yüzde 20,5 olarak tahmin edildi.
Zeytinin zahmetli yağ yolculuğu başladı
27 Ekim 2025 Pazartesi - 09:54 Zeytinin zahmetli yağ yolculuğu başladı Türkiye’de zeytinyağının yüzde 20’sini karşılayan Mersin’in Mut ilçesinde üreticilerin hasadıyla birlikte fabrikalarda mesai başladı. Bu yıl 120 bin ton zeytin ile 10 bin ton civarında da yağ rekoltesinin beklendiği bildirildi. Türkiye’nin önemli zeytin üretim merkezlerinden Mersin’in Mut ilçesinde hasat başladı. Hem sofralık hem de yağlık zeytinin yetiştiği bölgede sabahın erken saatlerinde bahçelere giren işçiler, tırmıklarla hasat yapıyor. Ardından hasat edilen zeytinlerden sofralık olanlar boyuna göre ayrılıyor. Bir kısmı normal zeytin olarak tüketilmesi için ayrılırken, bir kısmı da yağ üretim tesislerine gönderiliyor. Elek numarasına göre kilogramı 60 liradan başlayıp 85 liraya kadar alıcı bulan zeytinin yağ fiyatının ise 300 TL civarında olduğu belirtildi. "120 bin ton hasat bekleniyor" İlçedeki rekolte beklentisiyle ilgili bilgi veren Mut Ziraat Odası Başkanı Muharrem Yılmaz, "2025-2026 yılı zeytin ve zeytinyağı hasadımız başladı. İlçemizde bu yıl rekoltemiz hava şartlarından kaynaklı, yağışların olmamasından kaynaklı biraz düşük. Bu yıl takriben 120 bin ton zeytin, 10 bin ton civarı da zeytinyağı rekoltesi beklemekteyiz. İlçemizde kayıtlı 10 milyon zeytin ağacımız var. Bu yıl çiftçi rekolte az olsa da fiyat aralığından memnun. Şu anda üreticinin yüzünü güldürmekte. Zeytin fiyatı 60 ile 85 lira arasında değişmekte" dedi. Üretici Mehmet Çaltı ise, "Bu yıl hava şartlarından dolay zeytin verimimiz çok düşük. Kalitesi yüksek ama ürünün onda birini alamıyoruz" ifadelerini kullandı. Zeytinyağı çekimi hakkında bilgi veren makina operatörü Ali İhsan Şahin de, "Dökülen zeytinlerimiz buradan üniteye gider sonra da makineye yağ olmak için yol alır. Daha sonra makineden yağ olarak çıkar sofralara gönderilir" ifadelerini kullandı.
Akbank sendikasyon kredisini uzun vadeli yeniledi
27 Ekim 2025 Pazartesi - 09:48 Akbank sendikasyon kredisini uzun vadeli yeniledi Akbank, Ekim 2024 sendikasyon kredisinin 1 yıl vadeli dilimini yenileyerek Türk ekonomisine toplam 650 milyon dolar karşılığı destek sağladığını duyurdu. Akbank, Ekim 2024 sendikasyon kredisinin 1 yıl vadeli dilimini yenileyerek Türk ekonomisine toplam 650 milyon ABD doları karşılığı destek sağladı. Yapılan açıklamaya göre, euro ve ABD doları para birimlerinde 1 yıl, 2 yıl ve 3 yıl olmak üzere toplam 6 dilimden oluşan kredinin, 1 yıl vadeli dilimlerin maliyeti SOFR+%1,50 ve Euribor+%1,25; 2 vadeli dilimlerin maliyeti SOFR+%1,90 ve Euribor+%1,65; 3 yıl vadeli dilimlerin maliyeti SOFR+%2,15 ve Euribor+%1,90 seviyesinde belirlendi. Yenilenen sendikasyonda 2 ve 3 yıllık dilimler Akbank’ın yenilenen Sürdürülebilir Finans Çerçevesi’nde uygun kredilere kullandırılacak. İşleme 20 ülkeden 8’i yeni olmak üzere toplam 46 banka, 1 milyar ABD dolarının üzerinde bir taleple katıldı. Bakanın tamamladığı sendikasyon kredisiyle ilgili olarak açıklamada bulunan Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, "Uluslararası yatırımcıların uzun vadeye yönelik talebi üzerine dokuz yıl sonra ilk kez 2025 yılı Nisan ayında açtığımız 3 yıl dilimde yakaladığımız başarıyı bir kez daha tekrarladık ve sendikasyon kredimizi 650 milyon ABD doları karşılığı bir tutarla ve yüzde 114 oranında yeniledik. 2 ve 3 yıllık dilimlerin Sürdürülebilir Finans Çerçevemize uygun kullandırılacak olmasıyla sürdürülebilirlik stratejimizi ilerletmeye ve Türk ekonomisini desteklemeye devam ettik. Bankamıza ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz. Katılımcı bankalarımıza çok teşekkür ederiz" şeklinde konuştu. Konuya ilişkin yaptığı açıklamada Hazine ve Finansal Kurumlar Genel Müdür Yardımcısı Şebnem Muratoğlu, "Sendikasyon kredilerinde farklı vade seçeneklerini uzun süre sonra sektöre yeniden hatırlattığımız Ekim 2024 sendikasyon kredimizin 1 yıllık dilimini 1, 2 ve 3 yıllık vadelerden oluşan kredimizle yenileyerek, etkin bilanço yönetimimizle 2025 yılının ikinci sendikasyonunu bir kez daha başarılı bir şekilde tamamladık. Uluslararası piyasalardaki güçlü itibarımız ile sektörümüze öncülük eden çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Tüm katılımcı bankalara tekrar teşekkür ederiz" dedi. Açıklamaya göre, bankanın yurt dışı borçlanma işlemlerindeki başarılı geçmiş performansı ve itibarına bağlı olarak bu yılın Nisan ayında yenilenen sendikasyon kredisinde uluslararası yatırımcıların uzun vadeli dilimlere yükselen talebi gözlemlenmişti. Ekim 2025 sendikasyonunda da, uluslararası yatırımcıların daha uzun vadeli Akbank riski iştahı bir kez daha 2 ve 3 yıllık dilimlere olan yoğun talep ile ispatlanmış oldu.