EKONOMİ
Çine Ovası’nda balya mesaisi başladı 09 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:03:38 Aydın’ın Çine ilçesinde hububat hasadıyla birlikte tarlalarda yoğun mesai başlarken, üreticiler kurutulan buğdayları balyalayarak kaba yem olarak hazırlıyor. Üretici Taner İçöz, bu yıl yağışların verimi artırdığını belirterek sezondan umutlu olduklarını söyledi. Türkiye’nin önemli tarım kentlerinden olan Aydın’da hububat hasadıyla birlikte tarlalarda da kaba yem olarak bilinen ’balya’ mesaisi başladı. Çine ilçesi Kahraman Mahallesi Muhtarı ve üretici Taner İçöz, geçen yıl kuraklık nedeniyle zor günler geçiren çiftçilerin bu yıl yağışların iyi gitmesiyle umutlandığını söyledi. Sabahın erken saatlerinde tarlalara giren üreticiler, biçilen otları balyalama makineleri ile işleyerek hayvanların tüketebileceği kaba yem haline getiriyor. Hasat sezonunun başlamasıyla birlikte ovada yoğun mesai yaşanırken, çiftçiler bir yandan verimli sezonun sevincini yaşarken diğer yandan artan maliyetlerle mücadele ediyor. Çine Ovası’nda arpa, buğday ve yonca hasadının sürdüğünü belirten İçöz, üreticilerin biçim, toplama ve balyalama işlemleriyle yoğun şekilde çalıştığını ifade etti. Hasat edilen ürünlerin yaklaşık bir hafta bekletildikten sonra toplandığını, ardından balyalama sürecine geçildiğini kaydeden İçöz, makinacılık ve balyacılık işlerinin zorluğuna dikkat çekti. "Ümidimiz yüksek verimde yüksek parayı almak" Tarım sektöründe en büyük sorunlardan birinin işçi bulmak olduğunu söyleyen İçöz, "Arazilerimizde hasat dönemindeyiz. Arpa, buğday paketleme işle uğraşıyoruz. Sezonun tam üstündeyiz. Yonca paketleri oldu. Şimdi arpa ve buğdaydayız. Önce bunları biçiyoruz. 7-8 gün bekledikten sonra toplamaya geçiyoruz. Toplamadan sonra balyalama işine geçiyoruz. Makinecilik işi zor, balyacılık işi zor. İşçi bulmakta zorlanıyoruz. İşçi bulamıyoruz. Oradan bir sorunumuz var ama bu sene en azından yağışlar güzel gitti. Onun bir güzelliği var. Ürünlerimiz çok güzel. Bunun arkasında mısır ekeceğiz. Bu yerlerimize. Süt mısır ekiliyor bölgelerimizde. Bir de kuru mısır ekiyoruz. Domates eken yerler var. Bunlarla uğraşıyoruz. Şimdi bunlar kalktıktan sonra yerden arazilerimize giriş yapacağız. En azından su sorunumuz yok. Allah’a şükür olsun. En azından o bizi sevindiriyor şu anda. Fiyatlar belli değil. Bir belirsizlik var. Şu an yaptığımızı kaç paraya satacağımızı bilmiyoruz yani. Gübre ve mazot çok yüksek olduğu için işçi maliyeti yüksek. Bunun için de biz şu anda fiyat belirleyemiyoruz. Geçen sene biz çiftçiler olarak kurak bir yıl geçirdik. Para kazanmadık. Onun için bu sene ümitliyiz biraz daha. Geçen sene 36-37 lira civarındaydı. Bu sene 70-75 TL’lerde mazot alıyoruz. En azından ümidimiz kuru mısır da olsun silajlık mısır da olsun yüksek verimde yüksek parayı almak. Çünkü geçen sene bütün çiftçilerimiz zarar da etmedi, kâr da etmedi. Çok düşük paralara gitti işleri. Geçen sene balya fiyatları bizim arazide 150 liraydı. Şu anda 250-300 lira düşünüyoruz bir balya otun. Eskiden arpa vardı, şimdi buğdaya geçti. Fiğ yulaf var. Çeşit çok hayvanlar için ama insanların alım gücü düşük. Biz 300 lira düşünüyoruz şu anda ama daha verilmiş bir fiyat yok. Balyalarda artık buğday yapıyoruz. Arpa ekiyorduk eskiden biz tarlalarımıza, arpayı biçerdik, onu hasat yapardık. Şimdi bu sene komple ovada, arazide buğday ve yulaf ekiliyor. Bunlar daha iyi. Hayvana daha iyi yaradığı için çiftçilerimiz ona yöneldi şimdi" dedi.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:33 MTSO’dan Ortadoğu ticaret ağı hamlesi Suriye’de savaşın sona ermesinin ardından başlayan yeniden yapılanma süreci kapsamında, Mersin ile Suriye arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) ile Uluslararası Göç Örgütü (IOM) ortak proje çalışmalarına başladı. Projenin detaylarının değerlendirildiği toplantı için IOM Program Geliştirme Sorumlusu Erhan Sırt, Proje Sorumlusu Ivan Lwanga ve beraberindeki heyet, MTSO’yu ziyaret etti. Heyet, MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Alpay Seyhan ve Yönetim Kurulu Üyesi İdris Üstemel tarafından ağırlandı. Görüşmede, Mersin’in Suriye ile sahip olduğu güçlü ticari ilişkiler, stratejik konumu, liman ve lojistik altyapısı ile kentte yaşayan Suriyeli nüfus sayesinde proje açısından önemli avantajlara sahip olduğu vurgulandı. Proje kapsamında MTSO bünyesinde kurulması planlanan İş Danışma Merkezi ile Mersin ve Suriye arasındaki ticaret hacminin artırılması hedefleniyor. Merkezde firmalar arası eşleştirme faaliyetleri, ortak iş toplantıları, alım heyetleri ve ticari iş birliklerini destekleyecek organizasyonların gerçekleştirilmesi planlanıyor. Toplantıda konuşan MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, projeye her türlü desteği vermeye hazır olduklarını belirtti. Çakır, kurulması planlanan merkezin yalnızca Suriye ile sınırlı kalmaması gerektiğini ifade ederek, merkezin ’Ortadoğu Masası’ niteliğinde yapılandırılarak bölge genelinde ticari ilişkileri geliştirebilecek bir yapıya dönüştürülebileceğini söyledi. İlerleyen süreçte Avrupa Masasının da oluşturulmasının hedeflendiğini kaydeden Çakır, projenin daha geniş bir coğrafyada ekonomik iş birliklerine katkı sağlayacağını dile getirdi.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:21 Kuzeyin üretim üssü Samsun’da MKE ve BAYKAR hareketliliği Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, savunma sanayi yatırımlarıyla kentin üretim gücünün yeni bir aşamaya geçtiğini belirterek, Makine ve Kimya Endüstrisi’nin (MKE) Çarşamba ilçesindeki dev yerleşkesinde çalışmaların sürdüğünü, BAYKAR’ın ise kısa süre içinde yatırım sahasında çalışmalara başlayacağını söyledi. Doğan, gelecek yıl her iki firmanın da Samsun’da aktif üretime geçmesinin beklendiğini ifade etti. Kuzeyin üretim merkezi Samsun’da son dönemde genişleyen organize sanayi bölgeleriyle (OSB) birlikte savunma sanayi yatırımları da hız kazandı. Kentte üretime hazırlanan yeni tesislerin, hem istihdama hem de ihracat rakamlarına önemli katkı sunması bekleniyor. Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, şehirde yürütülen organize sanayi bölgesi yatırımları ve savunma sanayi projelerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "Türkiye’nin en büyük MKE yerleşkelerinden biri" Makine ve Kimya Endüstrisi’nin (MKE) Samsun’daki yatırımının savunma sanayi açısından önemli bir başlangıç olduğunu ifade eden Doğan, "MKE, şu anda altyapı çalışmalarını sürdürüyor. Buradaki alan yaklaşık 800 dönümdü. Yapılan ilavelerle birlikte yerleşke büyüklüğü 4,5 milyon metrekareye ulaşıyor. Bu, Türkiye’nin en büyük MKE yerleşkelerinden biri olacak" dedi. "BAYKAR çalışmalara başlıyor" BAYKAR’ın Samsun’da kurulacak özel endüstri bölgesi için de hazırlık sürecinin başladığını belirten Doğan, "BAYKAR Özel Endüstri Bölgesi ilan edildi. Yaklaşık 1,5 aylık süreçte alanı kendi üretimlerine uygun hale getirmek için çalışmalara başlayacaklar. Gelecek yıl hem MKE’nin hem BAYKAR’ın Samsun’daki önemli üretimlerini hep birlikte görmüş olacağız" diye konuştu. "Samsun’daki OSB alanlarını 4 yıllık süreçte yaklaşık 10 kat büyütmüş olacağız" Kentte organize sanayi bölgesi alanlarının da hızla büyüdüğüne dikkat çeken Doğan, Samsun’un ihracat hedeflerine ulaşabilmesi için üretim altyapısının güçlendirildiğini söyledi. Göreve geldiklerinde kentte yaklaşık 6 milyon 500 bin metrekare OSB alanı bulunduğunu dile getiren Doğan, "Havza OSB, Merkez OSB, Terme OSB, Yakakent ve Bafra Sera OSB ile birlikte şu anda 35 milyon metrekarelik bir büyüklüğe doğru ilerliyoruz. Hedefimiz 50 milyon metrekareye ulaşmak. Böylece Samsun’daki OSB alanlarını 4 yıllık süreçte yaklaşık 10 kat büyütmüş olacağız" ifadelerini kullandı. OSB altyapılarının belediye tarafından yapılmasının yatırımcı açısından önemli avantaj sağladığını kaydeden Doğan, "OSB’lerin tüm altyapılarını belediye olarak biz gerçekleştiriyoruz. Bu da maliyetleri düşürüyor ve Samsun’u yatırımcı açısından daha cazip hale getiriyor. Yeni yatırımlarla birlikte şehirdeki iş kapasitesi büyüyor, yan sanayi gelişiyor ve Samsun üretim merkezi olma hedefine daha güçlü şekilde ilerliyor" şeklinde konuştu.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 11:39 Türk Telekom dijital geleceği inşa edecek Türk Telekom dijital geleceğin inşası için teknoloji odaklı yenilikçi girişimleri desteklemeyi sürdürüyor. Türk Telekom Ventures’ın girişimlere sunduğu kapsamlı hızlandırma programı PİLOT’un 14’üncü dönem başvuruları devam ediyor. Türkiye’nin girişim ekosistemini güçlendirme ve dijital geleceğe yön verecek girişimleri destekleme vizyonuyla hareket eden TT Ventures PİLOT hızlandırma programında, geleceğin yerli ‘unicorn’ adayları aranıyor. Teknoloji odaklı girişimlerini küresel ölçeğe taşımak isteyen girişimciler, 14’üncü dönem başvurularını 17 Mayıs tarihine kadar TT Ventures’ın internet sitesi (ttventures.com.tr/pilot) üzerinden tamamlayabiliyor. Girişimlere hem Türkiye hem ABD olmak üzere tüm global pazarların kapıları açılıyor Yapılan açıklamaya göre, PİLOT girişim hızlandırma programına kabul edilen girişimler, nakit desteğinin yanı sıra Türk Telekom’un sunduğu geniş iş ağına ve alanında uzman 450’den fazla mentöre erişim imkanı elde ediyor. 12 haftalık yoğun eğitim ve gelişim sürecini başarıyla tamamlayan girişimler, TT Ventures’tan yatırım alma ve ABD’de düzenlenen girişimlere özel tasarlanmış tamamlayıcı programa katılarak dünya sahnesine çıkma imkanı yakalıyor. Program kapsamında girişimlere ayrıca TT Ventures’ın Türkiye ve ABD’deki ofislerinde çalışma, teknoloji altyapısı ve mobil iletişim desteği gibi kapsamlı imkanlar da sunuluyor. TT Ventures tarafından geliştirilen global iş birlikleri sayesinde girişimler sunumlarını global yatırımcılara ve global şirketlere yaparak onlardan yatırım alma ve iş birlikleri geliştirme imkanlarını elde ediyor. Mezun girişimlerin portföy değeri 600 milyon doları aştı Bugüne kadar 131 girişime toplamda 3,2 milyon dolarlık nakit ve yatırım desteği sağlayan PİLOT, Türkiye’nin en köklü kurumsal girişimcilik programlarından biri olarak öne çıkıyor. Programdan mezun olan 78 girişim, ekosistemdeki yatırımcılardan aldıkları toplamda 58 milyon dolarlık yatırım ile büyüme yolculuklarını sürdürürken, mezunların toplam portföy değeri 600 milyon dolar barajını aştı. PİLOT, 14. döneminde de yerli teknoloji ekosistemini güçlendirecek ve dünyaya açılacak yeni başarı hikayelerini belirlemeye devam edecek.
ŞOK Marketler’in cirosu yılın ilk dokuz ayında 199 milyar TL’ye ulaştı
05 Kasım 2025 Çarşamba - 22:46 ŞOK Marketler’in cirosu yılın ilk dokuz ayında 199 milyar TL’ye ulaştı ŞOK Marketler, yılın ilk dokuz ayında 199 milyar TL ciroya ve 11 bin 57 mağazaya ulaşarak, istikrarlı büyümesini sürdürdü. ŞOK Marketler, 2025 yılının ilk dokuz aylık finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) bildirdi. Türkiye’nin 81 ilindeki yaygın mağaza ağıyla, 199 milyar TL’ye ulaşan cirosu ve 11 bin 57 mağazasıyla firma, 2025 yılının ilk dokuz aylık döneminde de istikrarlı büyümesini sürdürdü. Temel ihtiyaç ürünlerini müşterilerine en uygun fiyatla sunma hedefinin yanında özel kampanyaları da devam eden firma, kart ayındaki "100 üründe geçen senenin fiyatları" kampanyasını bu yıl jasım ayında yeniden hayata geçirerek. müşterilerinin bütçesine katkı sağlamayı sürdürüyor. Öz markalarla yerli üretime destek Firma, çiftçiden doğrudan alım yaparak hem yerli tarımı destekliyor hem tüketicilere ekonomik ve sağlıklı ürünler sunarak, "Tarladan Sofraya" tedarik modeliyle yerli üreticileri desteklemeyi sürdürüyor. Kadın kooperatifleriyle yürütülen sosyal sorumluluk projesi "ŞOK’ta Ben de Varım" projesi kapsamında Türkiye’nin farklı illerindeki kadın kooperatiflerinden alınan el emeği ürünler, seçili mağazalarda müşterilerle buluşturuluyor. Proje kapsamında kadınların üretime katılıp ekonomik ve sosyal olarak güçlenmesine katkı sağlanıyor. Kaliteli, uygun fiyatlı ürünlerle müşterilerinin bütçesine katkı sağladıklarını belirten ŞOK Marketler CEO’su Uğur Demirel, 2025 yılının ilk 9 aylık finansal sonuçlarını değerlendirerek, "Yılın ilk dokuz aylık döneminde istikrarlı büyümemizi sürdürürken müşterilerimize en kaliteli ürünleri en uygun fiyatlarla ulaştırmak için kararlılıkla çalıştık. Her gün ucuz fiyat politikamız ve kazandıran kampanyalarımızla müşterilerimizin bütçesine destek oluyoruz. Mart ayındaki ‘100 Üründe Geçen Senenin Fiyatları’ kampanyasını kasım ayında tekrar ederek müşterilerimizin bütçesine katkı sağlamayı sürdürüyoruz. Kadın kooperatifleriyle yürüttüğümüz ‘ŞOK’ta Ben de Varım’ projemiz ve öz markalarımızla yerli üreticilere desteğimiz devam ediyor. Önümüzdeki dönemde de istikrarlı büyümemizi sürdürürken, perakende sektöründeki öncü uygulamalarımızla paydaşlarımıza destek olmaya devam edeceğiz" dedi,
TZOB Genel Başkanı Bayraktar: "Şap hastalığından etkilenen üreticilere destek verilmesi gerekiyor"
05 Kasım 2025 Çarşamba - 17:50 TZOB Genel Başkanı Bayraktar: "Şap hastalığından etkilenen üreticilere destek verilmesi gerekiyor" Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, "Şap hastalığından etkilenen üreticilere destek verilmesi gerekiyor" dedi. TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, bir dizi ziyarette bulunmak üzere Bayburt’a geldi. İlk olarak İl Tarım ve Orman Müdürlüğünü ziyaret eden Bayraktar, İl Müdürü Ebubekir Köse’den kentte yürütülen tarımsal faaliyetler hakkında bilgi aldı. Daha sonra Bayburt Ziraat Odası’nı ziyaret eden Bayraktar, burada üreticilerle bir araya gelerek, sorunlarını dinledi. Bayburt Ziraat Odası Başkanı Abuzer Yıldırımtepe de üreticilerin yaşadığı sıkıntıları iletti. Ziraat Odası’nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bayraktar, özellikle şap hastalığı nedeniyle mağduriyet yaşayan üreticilere destek verilmesi gerektiğini vurguladı. Bayraktar, son dönemde bazı illerde etkili olan şap hastalığının yurtdışı kaynaklı ölümcül bir virüs olduğunu belirterek, "Bu virüs birçok bölgemizde etkili oldu. Bazı illerimizde hayvan kayıpları yaşadık. Kaybetmediğimiz, ölmeyen hayvanlarımızda da ciddi verim kayıpları var. Tarım Bakanlığı bu konuda çalışma yürütüyor, sürekli aşı üretiyor ve sahada uyguluyor. Ancak bugünlerde pazarların yeniden kapandığını duyuyoruz. Bu mücadeleyi çok sıkı vermemiz lazım" dedi. Aşılama programlarının düzenli yapılmasının önemine dikkat çeken Bayraktar, ilkbahar ayında aşılama çalışmalarına erken başlanması gerektiğini kaydetti. Şap hastalığından zarar gören üreticilere destek verilmesinin hayvancılığın sürdürülebilirliği açısından kritik olduğunu söyleyen Bayraktar, "Nasıl dondan zarar gören üreticilerimize destek verildiyse, hayvansal üretim yapanlara da destek sağlanmalı. Üreticilerimiz bu işi bırakmak istemiyorlar, hayvancılığa devam etmek istiyorlar. Onları ahırlarda tutmamız lazım. Bu desteği alırsak üreticilerimiz de hayvancılık faaliyetlerine devam ederler" ifadelerini kullandı. Tarım sektörünün göç verdiğini, gençlerin tarımda tutulamadığını vurgulayan Bayraktar, "Şu an göçmenlerle idare ediyoruz. Ama onlar ülkelerine döndüğünde bu ülkeyi kim besleyecek? Bize çiftçi lazım, bu ülkenin çiftçisi lazım. Gıdayı da kendi çiftçimizle üretmemiz gerekiyor. Gençlerimize pozitif ayrımcılık yapılmalı" diye konuştu. Bayraktar, ayrıca tarım sektöründeki verilerin netleştirilmesi gerektiğini ifade ederek, "Tarım sektöründe bizim bazı rakamları netleştirmemiz lazım. Bu rakamları netleştiremezsek hedefler koyamayız. Ne kadar hayvan varlığımız var, ne kadar ekipmanımız var, bunları bilmemiz lazım. Odalarımız bu manada üzerine düşeni layıkıyla yapıyorlar. Birçok gittiğim yerde bizim salonlarımızda TÜİK’in elemanları çalışıyor, çiftçiyle buluşuyor, bu sayımı yapıyorlar. TÜİK’in elemanları Bayburt’ta da odamızdan istifade ediyorlar" dedi.
Fındıkta verim artacak, toprak trüfle zenginleşecek
05 Kasım 2025 Çarşamba - 17:16 Fındıkta verim artacak, toprak trüfle zenginleşecek Samsun’un Çarşamba ilçesinde yürütülen "Organik Fındık Bahçelerinde Dijital İzleme ve Trüf Mantarı Entegrasyonu" projesiyle hem fındıkta verim artışı hem de toprak kalitesinde iyileşme hedefleniyor. Çarşamba Ticaret ve Sanayi Odası(TSO) Toplantı Salonu’nda düzenlenen açılış toplantısı, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) koordinasyonunda ve Küresel Çevre Fonu Küçük Destek Programı (GEF-SGP) desteğiyle gerçekleştirildi. Proje; Çarşamba TSO ev sahipliğinde, Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nin akademik katkıları ile yürütülüyor. Toplantının amacının, bölgesel kalkınma ve sürdürülebilir tarım alanında yenilikçi üretim modellerini tanıtmak olduğunu belirten yetkililer, proje kapsamında fındık üretiminde dijital izleme sistemlerinin kullanımı ve trüf mantarı entegrasyonunun örnek uygulamalarının paylaşılacağını ifade etti. Programın açılış konuşmasını yapan Çarşamba TSO Meclis Başkan Yardımcısı Uğur Gökçe, "Organik fındık üreticilerinin daha verimli ve sürdürülebilir üretim gerçekleştirmeleri için dijital izleme sistemleri ile trüf mantarı entegrasyonunun nasıl olacağını öğreneceğiz. Hep birlikte daha sağlıklı bir tarım geleceğine katkı sağlamayı hedefliyoruz" dedi. Toplantının devamında, çiftçilere projenin uygulama adımları anlatılarak trüf mantarının özellikleri ve üretim süreçleri hakkında bilgi verildi. Programa OMÜ Ziraat Fakültesi’nden Prof. Dr. Kürşat Demiryürek, Prof. Dr. Aysun Pekşen, Doç. Dr. Nur İlkay Abacı ve çok sayıda çiftçi katıldı.
"8 buzağımızı şapa verdik"
05 Kasım 2025 Çarşamba - 17:00 "8 buzağımızı şapa verdik" Bursa’nın Yenişehir ilçesinde süt sığırcılığı yapan Mustafa Arslan, 8 buzağısını şap hastalığı nedeniyle kaybettiklerini ifade etti. Yenişehir’in Karaköy Mahallesi’nde süt sığırcılığı yapan Mustafa Arslan, 15 yıl önce 20 hayvanla başladığı hayvancılıkta bugün 300 başa ulaşırken, şap hastalığı yüzünden 10 günde tüm yatırımı heba oldu. Arslan, şap salgınına ilişkin "Deprem gibi oldu yıktı geçti" dedi. Mustafa Arslan, 260’ı sağmalık 300 hayvanı bulunduğunu belirterek, şöyle konuştu: "Bunun 130’u kesime gitti. Geri kalanları da damızlık özelliğini yitirdi kesime gidecek. Bugün sağmalık sığır alsanız 200 bin lira ama biz 80 bine kesime gönderdik. Buzağı ölümleri oldu, yavru atmalar yaşandı. 8 buzağımızı şapa verdik. Biri 50 bin liradan sadece buzağı zararımız bile 400 bin lira." "Yenilemeyi düşünseniz giden 100 hayvan yerine 40 baş alabiliyorsun" Yaklaşık 15 yıl önce 20 hayvanla başladıkları hayvancılıkta tüm çiftliği kendi buzağılarını büyüterek genişlettiklerini anlatan Arslan, 300 hayvanın 80’er bin liradan kesime gideceğini belirterek, "Buzağı ölümleri, yavru atmalar derken zarar daha da fazla" diye konuştu. Zararlarının çok büyük olduğuna dikkati çeken Arslan, "Tekrar sıfırdan başlayabilir miyiz bilmiyorum. 100 hayvanınız gidiyor yerine ancak 40 baş koyabiliyorsunuz. Resmen 10 günde, 15 yıl geriye gittik" diye konuştu.
Rize’de hamsinin fiyatı sevenlerinin yüzünü güldürüyor
05 Kasım 2025 Çarşamba - 17:00 Rize’de hamsinin fiyatı sevenlerinin yüzünü güldürüyor Türkiye’nin en çok tüketilen balığı olan hamsinin kilogram fiyatı Rize’de tezgahlarda 50 TL’den alıcı buluyor. Vatandaşın sofralarının vazgeçilmezi olan hamsi, hem balıkçının hem de esnafın yüzünü güldürüyor. Rize’de balıkçılar bu sezon hamside bolluk yaşandığını ve kaliteli olduğunu belirterek, ekonomiye de canlılık kattığını ifade etti. "Şu anda halkımız hamsiyi 50 TL’den yiyebiliyor" Hamsinin bu fiyatlara düşmesiyle birlikte vatandaşların hamsiye doyabileceğini söyleyen balıkçı esnafından Kadir Ali Şimşek, "Şu anda halkımız hamsiyi 50 TL’den yiyebiliyor. Hamsinin fiyatı çok iyi durumda. Bu durum vatandaşımıza çok iyi yaradı. 2 kilogram hamsi ile birlikte 4-5 kişilik aile doyabiliyor. Bundan 1-2 ay öncesinde hamsi 100 TL ile 150 TL arasında satılıyordu. Rabbime şükürler olsun bize hamsiyi verdi. Allah eksikliğini göstermesin. Fakiri fukarası bu fiyattan yararlanıyor. Evine et alamayanlar oluyor. Bizim işlerimiz de iyi" ifadelerini kullandı. "Hamsi fiyatları bu sene çok güzel" Hamsinin tezgahlarda bol olduğunu ve ucuza bulabildiklerini ifade eden Hasan Kurt, "Hamsi fiyatları bu sene çok güzel. Palamut çıkmadı ama hamsi çok bol bu yıl. Şu anda 50 TL’ye satılıyor. Ben de 2 kilogram eve aldım. Tutanlardan Allah razı olsun" dedi. "Hamsi hem taze hem de bol" Hamsinin bu yıl da çok taze olduğunu dile getiren Hatice Yıldırım ise, "Fiyatlar çok güzel, çok uygun. Hamsi hem taze hem de bol. Ben her zaman hamsi alırım. Bu yıl çok bereketli Allah daha da arttırsın. Hamsi milletin kavurmasıdır" şeklinde konuştu.
Gaziantep Ticaret Odasında Erasmus+ Etkinliği
05 Kasım 2025 Çarşamba - 16:26 Gaziantep Ticaret Odasında Erasmus+ Etkinliği Gaziantep Ticaret Odası (GTO) ve Hasan Kalyoncu Üniversitesi iş birliğinde Erasmus+ Projesi kapsamında düzenlenen etkinlik ile Türk ve yabancı öğrenciler bir araya getirildi. Gaziantep Ticaret Odası ve Hasan Kalyoncu Üniversitesi iş birliğinde gerçekleştirilen etkinlikte Avrupa Birliğinin en fazla ilgi çeken programlarından biri olan Erasmus+ kapsamında 10 farklı ülkeden Gaziantep’e gelen öğrenciler Türk öğrencilerle buluşturuldu. Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştirerek Gaziantep ve Gaziantep Ticaret Odası hakkında etkinlik katılımcısı öğrencileri bilgilendiren GTO Genel Sekreter Yardımcısı Gülbin Çalışkantürk, "Gaziantep, Türkiye’nin en dinamik şehirlerinden biri olarak girişimci ruhu ve güçlü sanayi altyapısıyla tanınmaktadır. Şehrimiz aynı zamanda tarih, kültür ve yeniliğin bir araya geldiği bir şehir. Gastronominin ve iş birliğinin şehri olan Gaziantep, geçmiş ile geleceği birbirine bağlayan gerçek bir köprüdür. Gaziantep Ticaret Odası olarak bizler de 40 bini aşkın üyemizin rekabet gücünü artırmak, yenilikçiliği ve dijital dönüşümü teşvik etmek, uluslararası iş birliklerini geliştirmek için çalışıyoruz. Ulusal ve AB destekli projelerimiz aracılığıyla daha sürdürülebilir, kapsayıcı ve girişimci bir bölgesel ekonomi inşa etmeyi hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. Etkinlikte Gaziantep Ticaret Odasının yürüttüğü dış kaynaklı çalışmalar, kurum faaliyetleri ve projeler hakkında da GTO Dış İlişkiler ve Proje Geliştirme Müdürlüğü Uzman Yardımcısı Liudmyla Yıldırım sunum yaptı. Etkinlik, Avrupalı katılımcılar ve Türk üniversite öğrencilerinin grup çalışmalarıyla sona erdi.
BYD Türkiye elektrikli SUV ailesini genişletiyor
05 Kasım 2025 Çarşamba - 15:55 BYD Türkiye elektrikli SUV ailesini genişletiyor BYD, Türkiye’de elektrikli SUV ailesini genişletiyor. Marka, tamamen elektrikli sportif D-SUV modeli SEALION 7 ile kompakt SUV modeli ATTO 2’yi tanıttı. BYD SEALION 7’nin Türkiye lansmanı, 5 Kasım’da İstanbul’da düzenlenen özel bir etkinlikle gerçekleştirildi. Verilen bilgiye göre, yeni SUV modelin Türkiye’ye özel olarak geliştirilen arkadan itişli versiyonu 2 milyon 389 bin TL, dört çeker versiyonu ise 3 milyon 939 bin TL’den başlayan fiyatlarla Kasım ayına özel lansman fiyatları ile satışa sunuluyor. BYD’nin Türkiye’de satışa sunduğu sekizinci model olan SEALION 7, markanın "Okyanus Serisi"nde DOLPHIN, SEAL ve SEAL U modellerinin ardından yerini aldı. Sportif tasarımı, gelişmiş donanımları ve yüksek güvenlik standartlarıyla dikkat çeken model, EuroNCAP’ten 5 yıldızlı güvenlik derecesi aldı. Etkinlikte ayrıca, tamamen elektrikli kompakt SUV modeli BYD ATTO 2 de ilk kez tanıtıldı. Şehir içi kullanıma uygun boyutları ve modern tasarımıyla öne çıkan ATTO 2, Aralık ayından itibaren BYD bayilerinde satışa sunulacak. Tanıtım etkinliğinde konuşan BYD Türkiye Genel Müdürü İsmail Ergun, lansmanı yapılan otomobillere ilişkin de bilgi paylaştı. Ergun, "SEALİON 7, Kasım ayının üçüncü haftasından itibaren bayilerimizde olacak. Bu aracın 2 motor tipini getirmiş olduk. Bir tanesi 160 KW’lık model, bu modelin vergi ile ilgili avantajı var. Bu araç Türkiye’ye özel üretildi. Aynı aracın ikinci modeli ise 4 çeker 390 KW’lık bir model. Performans arayan müşterilerimize hitap ediyor. ATTO 2 modelimizi de bugün tanıttık, Aralık ayında gelecek. Bu modelimiz B segmentinin sınırlarını zorluyor, 4,3 metrenin üzerinde boyuta sahip. Şehir içi kullanıma çok uygun. İç hacmi geniş yüksek teknoloji ürünler arayan müşterilere hitap ediyor" ifadelerini kullandı. BYD, her iki modelde de markanın e-Platform 3.0 teknolojisini, gelişmiş bağlantı özelliklerini ve uzaktan yönetilebilen BYD Mobil Uygulaması’nı sunuyor. BYD SEALION 7’nin öne çıkan özellikleri BYD’nin Türkiye’nin satışa sunduğu sekizinci model olan BYD SEALION 7, Türkiye’de DOLPHIN, SEAL ve SEAL U’dan sonra Okyanus Serisi’nde yer alan dördüncü model olarak öne çıkıyor. Türkiye’ye özel geliştirilen 160 kW güce sahip arkadan itişli versiyonu, 0’dan 100 kilometre/saat hıza yalnızca 7,8 saniyede ulaşıyor. 71,8 kWsa bataryasıyla WLTP normuna göre 440 kilometre menzil sunan model, günlük kullanımda da uzun yolculuklarda da yüksek verimlilik sağlıyor. AC 11 kW şarj ile tam dolum yaklaşık 7,5 saatte tamamlanırken, DC 150 kW hızlı şarj sayesinde yüzde 30’dan yüzde 80’e 20 dakikada ulaşılabiliyor. BYD ATTO 2’nin öne çıkan özellikleri Markanın tasarım dilini yansıtan ejderha yüzü tasarımı, kompakt boyutları ve çevik manevra kabiliyetiyle şehir içi SUV deneyimini yeni bir seviyeye taşıyan BYD ATTO 2, BYD’nin ikonik e-Platform 3.0 altyapısı, akıllı kabin teknolojisi ve zengin standart donanımlarıyla dikkat çekiyor. ATTO 2, SUV’un yüksek oturma pozisyonunu seven ve şehir içi kullanıma uygun kompakt bir otomobil arayan müşteriler için özel olarak tasarlandı. Aralık ayında Türkiye’de satışa sunulacak BYD ATTO 2, segmentinin üzerinde donanım özellikleri sunarken, 12,8 inç elektrikli dönebilir dokunmatik ekran, 8 hoparlörlü gelişmiş ses sistemi, 15W kablosuz şarj ünitesi, elektrikli ve ısıtmalı vegan deri ön koltuklar, ısıtmalı direksiyon, ambiyans aydınlatması, panoramik cam tavan ve elektrikli katlanabilir yan aynalar gibi premium özelliklerle öne çıkıyor.
Endüstriyel yemek sektöründe kalite ölçülebilir standartlarla yükseliyor
05 Kasım 2025 Çarşamba - 15:40 Endüstriyel yemek sektöründe kalite ölçülebilir standartlarla yükseliyor Endüstriyel yemek sektöründe artan hijyen beklentileri, firmaların üretim süreçlerini daha şeffaf, denetlenebilir ve sürdürülebilir bir yapıya dönüştürmesini zorunlu kılıyor. Sektörde 35 yılı geride bırakan Yankı Yemek, bu dönüşümü yalnızca takip eden değil, uygulamalarında öncü yaklaşım sergileyen işletmeler arasında yer alıyor. Kurumsal yemek hizmetlerinde sürekli iyileştirme prensibini benimseyen Yankı Yemek, üretim süreçlerini yüksek teknolojiyle destekleyerek standart olgunluğunu koruyor. Bursa’da faaliyet gösteren firma, ham madde seçiminden porsiyon yönetimine, sevkiyattan personel eğitimine kadar her aşamada kontrol mekanizmasını devrede tutuyor. Endüstriyel mutfak yatırımlarını artıran işletme, sürdürülebilir lezzet yaklaşımıyla müşterilere güven veren bir pozisyon edindi. Yankı Yemek Genel Müdür Yardımcısı Leman Yurttaş, endüstriyel yemek sektöründe rekabetin fiyat indirimi üzerinden ilerlemesinin sürdürülebilir olmadığını belirterek, şirketin uzun vadeli iş ilişkileri ve müşteri sağlığını merkeze alan bir üretim anlayışı benimsediğini söyledi. Malzeme seçimi, üretim hijyeni ve düzenli personel eğitimlerinin lezzetin devamlılığında belirleyici olduğuna dikkat çeken Yurttaş, kalite yönetim süreçlerinin laboratuvar analizleri ve sertifikasyonlarla ölçümlendiğini ifade etti. Üretim alanlarında temas riskini azaltan teknolojik sistemlerin devrede olduğunu kaydeden Yurttaş, teknolojinin güvenli ve standartlaştırılmış kalite için kritik rol oynadığını vurguladı. Firmanın Çalı Sanayi Bölgesi’ndeki 5 bin metrekarelik modern tesisi, günlük 20 bin kişilik üretim kapasitesine sahip. Mevcutta 15 bin pax seviyesinde üretim gerçekleştiren Yankı Yemek, talep artışlarında ise hızlıca atıl kapasitesini devreye alarak kesintisiz hizmet sağlayabiliyor. Tüm satın alım süreçlerinde yalnızca sertifikalı tedarikçilerle çalışan firma, risk analizlerini düzenli aralıklarla raporluyor. Laboratuvar destekli kontrollerin yanı sıra sevkiyat ekipmanlarının temizlik döngüleri de dijital olarak kayıt altına alınıyor. Yankı Yemek, ISO 14001, ISO 9001, ISO 22000 (HACCP) ve OHSAS 18001 gibi uluslararası standartlarla üretim ve hizmet süreçlerini güvence altına alıyor. Yurttaş, söz konusu belgelerin yalnızca birer sertifikasyon değil, denetlenen, ölçümlenen ve raporlanan bir mutfak kültürünün teknik altyapısını temsil ettiğini belirtti. Endüstriyel yemek üretiminde hijyenin çoğu zaman görünmeyen bir maliyet unsuru olduğunu ifade eden Yurttaş, bu kalemin göz ardı edilmesinin zincirleme riskler doğurabileceğini kaydetti. Endüstriyel yemek sektöründe kalite bilincinin yükseltilmesinin zorunlu olduğunu vurgulayan Yurttaş, kalıcılığın anlık fiyat kararlarıyla değil, kurumsal hafızayı güçlendiren ve süreçlere yerleşen uygulamalarla sağlandığını söyledi. Bu kapsamda sürdürülebilirlik eksenli bir işletme modeli kurguladıklarını aktaran Yurttaş, teknolojik altyapı, hijyen odaklı üretim yönetimi, sürekli eğitilen iş gücü ve çok katmanlı kontrol mekanizmalarının birleşimiyle oluşturdukları üretim disiplininin sektör adına örnek gösterilebilir nitelikte olduğunu ifade etti.