EKONOMİ
Adm ve Gdz’den iş güvenliğinde yeni farkındalık yaklaşımı 09 Mayıs 2026 Cumartesi - 14:08:38 Adm ve Gdz, 4-10 Mayıs İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası kapsamında 5 ilde hayata geçirdiği tiyatro çalışması ve ‘Evde Bekleyenlerin Var’ isimli kısa filmle, iş güvenliğini sahadan topluma taşıyan yeni farkındalık modelini ortaya koydu. Adm ve Gdz, İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası kapsamında yürüttüğü çalışmalarla iş sağlığı ve güvenliğini kurum içi uygulama alanının bir adım ötesine taşıdı. Aydem çatısı altında elektrik dağıtım hizmeti veren Adm ve Gdz, sahada yürüttüğü uygulamaları tiyatro ve video gibi farklı anlatım araçlarıyla destekleyerek iş güvenliğini hem çalışanlar hem de kamuoyu nezdinde daha görünür ve etkili bir başlık haline getirmeyi hedefliyor. İş Sağlığı ve Güvenliği sahnede anlatıldı İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası kapsamında hayata geçirilen ‘Önce Yaşam Güvenliği, Önce Sen’ temalı tiyatro oyunu, Tiyatral Çözümler ekibi tarafından sahnelendi. Özellikle sahada görev yapan çalışanlara yönelik kurgulanan ve interaktif yapısıyla dikkat çeken oyun; iş güvenliği bilincini güçlendirmeyi, ailelerde ve toplumda farkındalık oluşturmayı ve kurum kültürünü pekiştirmeyi amaçlıyor. Her yıl daha geniş kitlelere ulaşan tiyatro gösterisi hafta kapsamında çalışanlar ve ailelerinin katılımıyla 5 ilde yoğun katılımla gerçekleşti. ‘Evde Bekleyenlerin Var’ mesajı geniş kitlelere ulaştı Tiyatro çalışmasına paralel olarak hazırlanan ‘Evde Bekleyenlerin Var’ isimli kısa film ise iş sağlığı ve güvenliği farkındalığını daha geniş kitlelere taşımayı hedefliyor. Film, bir çalışanın evinden başlayıp sahada devam eden gününü anlatırken, iş güvenliğinin yalnızca teknik bir zorunluluk değil, doğrudan hayatla ilgili bir sorumluluk olduğunu vurguluyor. Sahada alınan her önlemin, çalışanın sevdiklerine sağlıklı ve güvenli bir şekilde kavuşmasını anlatan film, ‘güvenli dönüş’ fikrini merkeze alıyor. İş sağlığı ve güvenliği bilincini topluma taşıyan yaklaşım Adm ve Gdz’in hayata geçirdiği çalışmalar, iş sağlığı ve güvenliğini saha uygulamalarının ötesine taşıyarak farklı iletişim araçlarıyla destekleyen bütüncül yaklaşımı yansıtıyor. Tiyatro ve video ile güçlendirilen model; çalışan davranışlarını desteklemeyi, farkındalığı kalıcı hale getirmeyi ve iş sağlığı ve güvenliği kültürünü kurum sınırlarının ötesine taşıyarak toplumsal bir bilince dönüştürmeyi hedefliyor.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 14:04 Teknokent Olağan Genel Kurul Toplantısı gerçekleşti Karabük Teknokent Olağan Genel Kurul Toplantısı, Karabük Üniversitesi Rektörü ve Teknokent Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Fatih Kırışık başkanlığında yapıldı. Karabük Teknokent Genel Kurulunda yapılan değerlendirmelerde, Ar-Ge ve inovasyon kapasitesinin artırılması ile üniversite-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi vurgulandı. Teknokent Genel Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Samet Nohutçu, genel kurul üyelerine yaptığı sunumda Karabük Teknokent’in son dönemdeki gelişimini ve yürütülen çalışmaları aktardı. Nohutçu, Teknokent’in artan performansıyla birlikte bölgedeki Ar-Ge ve inovasyon kapasitesinin güçlendiğini ifade etti. Genel kurulda yapılan değerlendirmelerde, üniversite-sanayi iş birliğinin Teknokent’in temel öncelikleri arasında yer aldığı vurgulandı. Akademik bilgi birikiminin sanayi ile buluşturulmasının, katma değeri yüksek projelerin geliştirilmesinde önemli rol oynadığı belirtildi. Özellikle Karabük’ün demir-çelik sektöründeki firmalarla yürütülen iş birliklerinin bölgesel kalkınmaya katkı sağladığı ifade edildi. Bu kapsamda üretim süreçlerinin geliştirilmesi, yenilikçi teknolojilerin uygulanması ve Ar-Ge kültürünün yaygınlaştırılması hedeflendi. Toplantıda ayrıca Karabük Teknokent’in sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda çalışmalarına kararlılıkla devam edeceği kaydedildi.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:58 KARÇEL A.Ş.’de 11. dönem toplu iş sözleşmesi imzalandı KARDEMİR’in bağlı ortaklıklarından KARÇEL A.Ş. ile Özçelik-İş Sendikası arasında yürütülen 11. Dönem Toplu İş Sözleşmesi görüşmeleri anlaşmayla sonuçlandı. Yeni dönem sözleşmesi düzenlenen törenle imzalandı. KARÇEL A.Ş. Genel Müdürlük Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen imza törenine, KARDEMİR A.Ş. Strateji ve Yatırımlar Genel Müdür Yardımcısı ve KARÇEL A.Ş. Genel Müdür Vekili Şerif Okluoğlu, KARDEMİR A.Ş. Hukuk Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Gürbüz, KARDEMİR A.Ş. İnsan Kaynakları ve İdari İşler Direktörü Gencay Güven ile Özçelik-İş Sendikası Karabük Şube Başkanı Kenan Yılmaz ve sendika yönetimi katıldı. "Çalışanların hakları güçlendirildi" İmzalanan toplu iş sözleşmesiyle çalışanların ücret ve sosyal haklarında iyileştirmeler yapılırken, çalışma barışının ve kurumsal iş birliğinin daha da güçlendirilmesi hedefleniyor. Sözleşme sürecinin, KARDEMİR Yönetim Kurulu’nun desteğiyle karşılıklı anlayış, uzlaşı ve yapıcı iş birliği içerisinde tamamlandığı belirtildi. Taraflar, imzalanan sözleşmenin çalışma hayatında istikrarın sürdürülmesi ve kurumsal iş birliği kültürünün pekiştirilmesi açısından önemli bir adım olduğunu ifade etti. KARÇEL A.Ş. yetkilileri, 11. Dönem Toplu İş Sözleşmesi’nin başta çalışanlar olmak üzere ailelerine, Özçelik-İş Sendikası’na, şirkete, Karabük’e ve ülkeye hayırlı olmasını dileyerek, sürece katkı sunan tüm taraflara teşekkür etti.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:56 Didim Belediyesi’nin doğal ürünleri vatandaşla buluşuyor Aydın’ın Didim ilçesinde belediye tarafından üretilen doğal ve yerel ürünler, Cumhuriyet Kent Meydanı’ndaki satış ofisi ile semt pazarlarında vatandaşların beğenisine sunuluyor. Didim Belediyesi bünyesinde üretimi gerçekleştirilen doğal ve yerel ürünler, Cumhuriyet Kent Meydanı’nda bulunan Bitkisel Ürünler Satış Ofisi ile birlikte kentte kurulan pazar stantlarında vatandaşlarla buluşuyor. Belediyeye ait üretim alanlarında yetiştirilen tıbbi aromatik bitkiler, zeytin ve enginar ürünleri; üretimden hasada, işleme ve paketlemeye kadar uzman ekipler tarafından hazırlanıyor. Doğal üretim anlayışıyla sürdürülen çalışmalar kapsamında ürünlerin hijyenik şartlarda işlenerek satışa sunulduğu belirtildi. Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, yerel üretimi destekleyen çalışmaların sürdüğünü ifade ederek, doğal ve güvenilir ürünleri halkla buluşturmaya devam edeceklerini söyledi. Gençay, belediyeye ait üretim alanlarında yetiştirilen ürünlerin hem yerel üretime katkı sunduğunu hem de vatandaşların sağlıklı ürünlere ulaşmasını sağladığını kaydetti. Satış ofisi ve pazar stantlarında zeytin ve zeytinyağı, taze ve işlenmiş enginar ürünleri, lavanta, adaçayı, biberiye, kekik, nane, melisa ve defne yağları ile kurutulmuş sebzeler, toz biber ve salça gibi birçok doğal ürün yer alıyor. Cumhuriyet Kent Meydanı’nda hizmet veren Bitkisel Ürünler Satış Ofisi’nin yanı sıra Cumartesi Pazarı ve Çarşamba Pazarı’nda kurulan stantlarda da belediye üretimi ürünlerin vatandaşlara ulaştırıldığı belirtildi.
"8 buzağımızı şapa verdik"
05 Kasım 2025 Çarşamba - 17:00 "8 buzağımızı şapa verdik" Bursa’nın Yenişehir ilçesinde süt sığırcılığı yapan Mustafa Arslan, 8 buzağısını şap hastalığı nedeniyle kaybettiklerini ifade etti. Yenişehir’in Karaköy Mahallesi’nde süt sığırcılığı yapan Mustafa Arslan, 15 yıl önce 20 hayvanla başladığı hayvancılıkta bugün 300 başa ulaşırken, şap hastalığı yüzünden 10 günde tüm yatırımı heba oldu. Arslan, şap salgınına ilişkin "Deprem gibi oldu yıktı geçti" dedi. Mustafa Arslan, 260’ı sağmalık 300 hayvanı bulunduğunu belirterek, şöyle konuştu: "Bunun 130’u kesime gitti. Geri kalanları da damızlık özelliğini yitirdi kesime gidecek. Bugün sağmalık sığır alsanız 200 bin lira ama biz 80 bine kesime gönderdik. Buzağı ölümleri oldu, yavru atmalar yaşandı. 8 buzağımızı şapa verdik. Biri 50 bin liradan sadece buzağı zararımız bile 400 bin lira." "Yenilemeyi düşünseniz giden 100 hayvan yerine 40 baş alabiliyorsun" Yaklaşık 15 yıl önce 20 hayvanla başladıkları hayvancılıkta tüm çiftliği kendi buzağılarını büyüterek genişlettiklerini anlatan Arslan, 300 hayvanın 80’er bin liradan kesime gideceğini belirterek, "Buzağı ölümleri, yavru atmalar derken zarar daha da fazla" diye konuştu. Zararlarının çok büyük olduğuna dikkati çeken Arslan, "Tekrar sıfırdan başlayabilir miyiz bilmiyorum. 100 hayvanınız gidiyor yerine ancak 40 baş koyabiliyorsunuz. Resmen 10 günde, 15 yıl geriye gittik" diye konuştu.
Rize’de hamsinin fiyatı sevenlerinin yüzünü güldürüyor
05 Kasım 2025 Çarşamba - 17:00 Rize’de hamsinin fiyatı sevenlerinin yüzünü güldürüyor Türkiye’nin en çok tüketilen balığı olan hamsinin kilogram fiyatı Rize’de tezgahlarda 50 TL’den alıcı buluyor. Vatandaşın sofralarının vazgeçilmezi olan hamsi, hem balıkçının hem de esnafın yüzünü güldürüyor. Rize’de balıkçılar bu sezon hamside bolluk yaşandığını ve kaliteli olduğunu belirterek, ekonomiye de canlılık kattığını ifade etti. "Şu anda halkımız hamsiyi 50 TL’den yiyebiliyor" Hamsinin bu fiyatlara düşmesiyle birlikte vatandaşların hamsiye doyabileceğini söyleyen balıkçı esnafından Kadir Ali Şimşek, "Şu anda halkımız hamsiyi 50 TL’den yiyebiliyor. Hamsinin fiyatı çok iyi durumda. Bu durum vatandaşımıza çok iyi yaradı. 2 kilogram hamsi ile birlikte 4-5 kişilik aile doyabiliyor. Bundan 1-2 ay öncesinde hamsi 100 TL ile 150 TL arasında satılıyordu. Rabbime şükürler olsun bize hamsiyi verdi. Allah eksikliğini göstermesin. Fakiri fukarası bu fiyattan yararlanıyor. Evine et alamayanlar oluyor. Bizim işlerimiz de iyi" ifadelerini kullandı. "Hamsi fiyatları bu sene çok güzel" Hamsinin tezgahlarda bol olduğunu ve ucuza bulabildiklerini ifade eden Hasan Kurt, "Hamsi fiyatları bu sene çok güzel. Palamut çıkmadı ama hamsi çok bol bu yıl. Şu anda 50 TL’ye satılıyor. Ben de 2 kilogram eve aldım. Tutanlardan Allah razı olsun" dedi. "Hamsi hem taze hem de bol" Hamsinin bu yıl da çok taze olduğunu dile getiren Hatice Yıldırım ise, "Fiyatlar çok güzel, çok uygun. Hamsi hem taze hem de bol. Ben her zaman hamsi alırım. Bu yıl çok bereketli Allah daha da arttırsın. Hamsi milletin kavurmasıdır" şeklinde konuştu.
Gaziantep Ticaret Odasında Erasmus+ Etkinliği
05 Kasım 2025 Çarşamba - 16:26 Gaziantep Ticaret Odasında Erasmus+ Etkinliği Gaziantep Ticaret Odası (GTO) ve Hasan Kalyoncu Üniversitesi iş birliğinde Erasmus+ Projesi kapsamında düzenlenen etkinlik ile Türk ve yabancı öğrenciler bir araya getirildi. Gaziantep Ticaret Odası ve Hasan Kalyoncu Üniversitesi iş birliğinde gerçekleştirilen etkinlikte Avrupa Birliğinin en fazla ilgi çeken programlarından biri olan Erasmus+ kapsamında 10 farklı ülkeden Gaziantep’e gelen öğrenciler Türk öğrencilerle buluşturuldu. Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştirerek Gaziantep ve Gaziantep Ticaret Odası hakkında etkinlik katılımcısı öğrencileri bilgilendiren GTO Genel Sekreter Yardımcısı Gülbin Çalışkantürk, "Gaziantep, Türkiye’nin en dinamik şehirlerinden biri olarak girişimci ruhu ve güçlü sanayi altyapısıyla tanınmaktadır. Şehrimiz aynı zamanda tarih, kültür ve yeniliğin bir araya geldiği bir şehir. Gastronominin ve iş birliğinin şehri olan Gaziantep, geçmiş ile geleceği birbirine bağlayan gerçek bir köprüdür. Gaziantep Ticaret Odası olarak bizler de 40 bini aşkın üyemizin rekabet gücünü artırmak, yenilikçiliği ve dijital dönüşümü teşvik etmek, uluslararası iş birliklerini geliştirmek için çalışıyoruz. Ulusal ve AB destekli projelerimiz aracılığıyla daha sürdürülebilir, kapsayıcı ve girişimci bir bölgesel ekonomi inşa etmeyi hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. Etkinlikte Gaziantep Ticaret Odasının yürüttüğü dış kaynaklı çalışmalar, kurum faaliyetleri ve projeler hakkında da GTO Dış İlişkiler ve Proje Geliştirme Müdürlüğü Uzman Yardımcısı Liudmyla Yıldırım sunum yaptı. Etkinlik, Avrupalı katılımcılar ve Türk üniversite öğrencilerinin grup çalışmalarıyla sona erdi.
BYD Türkiye elektrikli SUV ailesini genişletiyor
05 Kasım 2025 Çarşamba - 15:55 BYD Türkiye elektrikli SUV ailesini genişletiyor BYD, Türkiye’de elektrikli SUV ailesini genişletiyor. Marka, tamamen elektrikli sportif D-SUV modeli SEALION 7 ile kompakt SUV modeli ATTO 2’yi tanıttı. BYD SEALION 7’nin Türkiye lansmanı, 5 Kasım’da İstanbul’da düzenlenen özel bir etkinlikle gerçekleştirildi. Verilen bilgiye göre, yeni SUV modelin Türkiye’ye özel olarak geliştirilen arkadan itişli versiyonu 2 milyon 389 bin TL, dört çeker versiyonu ise 3 milyon 939 bin TL’den başlayan fiyatlarla Kasım ayına özel lansman fiyatları ile satışa sunuluyor. BYD’nin Türkiye’de satışa sunduğu sekizinci model olan SEALION 7, markanın "Okyanus Serisi"nde DOLPHIN, SEAL ve SEAL U modellerinin ardından yerini aldı. Sportif tasarımı, gelişmiş donanımları ve yüksek güvenlik standartlarıyla dikkat çeken model, EuroNCAP’ten 5 yıldızlı güvenlik derecesi aldı. Etkinlikte ayrıca, tamamen elektrikli kompakt SUV modeli BYD ATTO 2 de ilk kez tanıtıldı. Şehir içi kullanıma uygun boyutları ve modern tasarımıyla öne çıkan ATTO 2, Aralık ayından itibaren BYD bayilerinde satışa sunulacak. Tanıtım etkinliğinde konuşan BYD Türkiye Genel Müdürü İsmail Ergun, lansmanı yapılan otomobillere ilişkin de bilgi paylaştı. Ergun, "SEALİON 7, Kasım ayının üçüncü haftasından itibaren bayilerimizde olacak. Bu aracın 2 motor tipini getirmiş olduk. Bir tanesi 160 KW’lık model, bu modelin vergi ile ilgili avantajı var. Bu araç Türkiye’ye özel üretildi. Aynı aracın ikinci modeli ise 4 çeker 390 KW’lık bir model. Performans arayan müşterilerimize hitap ediyor. ATTO 2 modelimizi de bugün tanıttık, Aralık ayında gelecek. Bu modelimiz B segmentinin sınırlarını zorluyor, 4,3 metrenin üzerinde boyuta sahip. Şehir içi kullanıma çok uygun. İç hacmi geniş yüksek teknoloji ürünler arayan müşterilere hitap ediyor" ifadelerini kullandı. BYD, her iki modelde de markanın e-Platform 3.0 teknolojisini, gelişmiş bağlantı özelliklerini ve uzaktan yönetilebilen BYD Mobil Uygulaması’nı sunuyor. BYD SEALION 7’nin öne çıkan özellikleri BYD’nin Türkiye’nin satışa sunduğu sekizinci model olan BYD SEALION 7, Türkiye’de DOLPHIN, SEAL ve SEAL U’dan sonra Okyanus Serisi’nde yer alan dördüncü model olarak öne çıkıyor. Türkiye’ye özel geliştirilen 160 kW güce sahip arkadan itişli versiyonu, 0’dan 100 kilometre/saat hıza yalnızca 7,8 saniyede ulaşıyor. 71,8 kWsa bataryasıyla WLTP normuna göre 440 kilometre menzil sunan model, günlük kullanımda da uzun yolculuklarda da yüksek verimlilik sağlıyor. AC 11 kW şarj ile tam dolum yaklaşık 7,5 saatte tamamlanırken, DC 150 kW hızlı şarj sayesinde yüzde 30’dan yüzde 80’e 20 dakikada ulaşılabiliyor. BYD ATTO 2’nin öne çıkan özellikleri Markanın tasarım dilini yansıtan ejderha yüzü tasarımı, kompakt boyutları ve çevik manevra kabiliyetiyle şehir içi SUV deneyimini yeni bir seviyeye taşıyan BYD ATTO 2, BYD’nin ikonik e-Platform 3.0 altyapısı, akıllı kabin teknolojisi ve zengin standart donanımlarıyla dikkat çekiyor. ATTO 2, SUV’un yüksek oturma pozisyonunu seven ve şehir içi kullanıma uygun kompakt bir otomobil arayan müşteriler için özel olarak tasarlandı. Aralık ayında Türkiye’de satışa sunulacak BYD ATTO 2, segmentinin üzerinde donanım özellikleri sunarken, 12,8 inç elektrikli dönebilir dokunmatik ekran, 8 hoparlörlü gelişmiş ses sistemi, 15W kablosuz şarj ünitesi, elektrikli ve ısıtmalı vegan deri ön koltuklar, ısıtmalı direksiyon, ambiyans aydınlatması, panoramik cam tavan ve elektrikli katlanabilir yan aynalar gibi premium özelliklerle öne çıkıyor.
Endüstriyel yemek sektöründe kalite ölçülebilir standartlarla yükseliyor
05 Kasım 2025 Çarşamba - 15:40 Endüstriyel yemek sektöründe kalite ölçülebilir standartlarla yükseliyor Endüstriyel yemek sektöründe artan hijyen beklentileri, firmaların üretim süreçlerini daha şeffaf, denetlenebilir ve sürdürülebilir bir yapıya dönüştürmesini zorunlu kılıyor. Sektörde 35 yılı geride bırakan Yankı Yemek, bu dönüşümü yalnızca takip eden değil, uygulamalarında öncü yaklaşım sergileyen işletmeler arasında yer alıyor. Kurumsal yemek hizmetlerinde sürekli iyileştirme prensibini benimseyen Yankı Yemek, üretim süreçlerini yüksek teknolojiyle destekleyerek standart olgunluğunu koruyor. Bursa’da faaliyet gösteren firma, ham madde seçiminden porsiyon yönetimine, sevkiyattan personel eğitimine kadar her aşamada kontrol mekanizmasını devrede tutuyor. Endüstriyel mutfak yatırımlarını artıran işletme, sürdürülebilir lezzet yaklaşımıyla müşterilere güven veren bir pozisyon edindi. Yankı Yemek Genel Müdür Yardımcısı Leman Yurttaş, endüstriyel yemek sektöründe rekabetin fiyat indirimi üzerinden ilerlemesinin sürdürülebilir olmadığını belirterek, şirketin uzun vadeli iş ilişkileri ve müşteri sağlığını merkeze alan bir üretim anlayışı benimsediğini söyledi. Malzeme seçimi, üretim hijyeni ve düzenli personel eğitimlerinin lezzetin devamlılığında belirleyici olduğuna dikkat çeken Yurttaş, kalite yönetim süreçlerinin laboratuvar analizleri ve sertifikasyonlarla ölçümlendiğini ifade etti. Üretim alanlarında temas riskini azaltan teknolojik sistemlerin devrede olduğunu kaydeden Yurttaş, teknolojinin güvenli ve standartlaştırılmış kalite için kritik rol oynadığını vurguladı. Firmanın Çalı Sanayi Bölgesi’ndeki 5 bin metrekarelik modern tesisi, günlük 20 bin kişilik üretim kapasitesine sahip. Mevcutta 15 bin pax seviyesinde üretim gerçekleştiren Yankı Yemek, talep artışlarında ise hızlıca atıl kapasitesini devreye alarak kesintisiz hizmet sağlayabiliyor. Tüm satın alım süreçlerinde yalnızca sertifikalı tedarikçilerle çalışan firma, risk analizlerini düzenli aralıklarla raporluyor. Laboratuvar destekli kontrollerin yanı sıra sevkiyat ekipmanlarının temizlik döngüleri de dijital olarak kayıt altına alınıyor. Yankı Yemek, ISO 14001, ISO 9001, ISO 22000 (HACCP) ve OHSAS 18001 gibi uluslararası standartlarla üretim ve hizmet süreçlerini güvence altına alıyor. Yurttaş, söz konusu belgelerin yalnızca birer sertifikasyon değil, denetlenen, ölçümlenen ve raporlanan bir mutfak kültürünün teknik altyapısını temsil ettiğini belirtti. Endüstriyel yemek üretiminde hijyenin çoğu zaman görünmeyen bir maliyet unsuru olduğunu ifade eden Yurttaş, bu kalemin göz ardı edilmesinin zincirleme riskler doğurabileceğini kaydetti. Endüstriyel yemek sektöründe kalite bilincinin yükseltilmesinin zorunlu olduğunu vurgulayan Yurttaş, kalıcılığın anlık fiyat kararlarıyla değil, kurumsal hafızayı güçlendiren ve süreçlere yerleşen uygulamalarla sağlandığını söyledi. Bu kapsamda sürdürülebilirlik eksenli bir işletme modeli kurguladıklarını aktaran Yurttaş, teknolojik altyapı, hijyen odaklı üretim yönetimi, sürekli eğitilen iş gücü ve çok katmanlı kontrol mekanizmalarının birleşimiyle oluşturdukları üretim disiplininin sektör adına örnek gösterilebilir nitelikte olduğunu ifade etti.
Ordu’da fındık bahçelerine kuraklık tehlikesine karşı damlama sistemi
05 Kasım 2025 Çarşamba - 15:05 Ordu’da fındık bahçelerine kuraklık tehlikesine karşı damlama sistemi Ordu Büyükşehir Belediyesi, fındıkta verimliliği artırmak ve kuraklık tehdidine karşı önlem almak amacıyla başlattığı Fındık Verimliliği Projesi (FINVER) kapsamında, fındık bahçelerine toprak altı damlama sulama sistemi kuruyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler’in öncülüğünde, belediyenin tarım şirketi ORTAR A.Ş. tarafından yürütülen projeyle fındıkta yüzde 40’a varan verim artışı hedefleniyor. Kurulan sistem sayesinde su, doğrudan bitkinin kök bölgesine ulaştırılarak hem su tasarrufu sağlanıyor, hem de bitki beslenmesi ve ürün kalitesi önemli ölçüde iyileşiyor. Ordu’nun belirlenen pilot bölgelerinde başlatılan çalışmaların, üreticilerden gelecek talepler doğrultusunda yaygınlaştırılması planlanıyor. "Verimde yüzde 40-50’ye varan artış mümkün" Proje hakkında bilgi veren Ziraat Mühendisi Abdulkerim Kurucu, uygulamanın bölge tarımı açısından önemli bir yenilik olduğunu belirterek, "Toprak altı damlama sulama sistemi sayesinde su ve gübre doğrudan kök bölgesine ulaştırılıyor. Bu, kaynak kullanımında tasarruf sağlarken bitkinin beslenme etkinliğini artırıyor. Üretici hem gübre maliyetinden tasarruf ediyor hem de işçilik giderleri neredeyse sıfıra iniyor. Kullanım etkinliği açısından yüzde 40-50’ye varan verim artışı elde etmek mümkün" dedi. Özellikle yaz aylarında yaşanan kuraklık dönemlerinde sistemin önemine dikkat çeken Kurucu, "Bu sistemle toprakta düzenli nem seviyesi korunabiliyor. Suyun kontrollü ve doğrudan kök bölgesine verilmesi, su kayıplarını minimuma indiriyor, bitki gelişimini dengeliyor. Bu da doğrudan ürün kalitesine ve miktarına yansıyor" ifadelerini kullandı.
E-ticaretin temeli: Güven ve süreklilik
05 Kasım 2025 Çarşamba - 14:43 E-ticaretin temeli: Güven ve süreklilik Bazı ödeme sistemlerinde son günlerde yaşanan geçici aksaklıkların, e-ticaret ekosisteminde güvenli ödeme altyapısının önemini bir kez daha ortaya koyduğunu belirten Birfatura CEO’su İbrahim Bayır, "E-ticarette güven sadece ürünle değil, ödeme sisteminin istikrarıyla da inşa edilir" dedi. Son günlerde bazı ödeme sistemlerinin faaliyetlerinin geçici olarak durması, dijital ticaret dünyasında kısa süreli gecikmelere ve planlama sorunlarına sebep oldu. Yaşanan bu süreç, güvenli ve sürdürülebilir bir ödeme altyapısının, dijital ekonominin temel taşlarından biri olduğunu bir kez daha gösterdi. Birçok işletmenin günlük operasyonlarını satış gelirleriyle yürüttüğünü, ödeme akışında yaşanan küçük gecikmelerin bile zincirleme etkilere yol açabildiğini söyleyen BirFatura CEO’su İbrahim Bayır, "E-ticaret, bugün binlerce işletmenin büyüme motoru. Ancak bu büyümenin sürdürülebilir olması, satış kadar ödeme süreçlerinin de güvenli bir şekilde ilerlemesine bağlı. Son gelişmeler, hem işletmeler hem de müşteriler açısından ‘paranın zamanında ve doğru şekilde yönetilmesi’ konusunun ne kadar hassas olduğunu gösterdi. Birçok işletme, günlük satış gelirleriyle operasyonlarını sürdürürken; ödeme akışında yaşanan kısa gecikmeler bile iş planlarını etkileyebiliyor. Bu durum, markalara nakit akışını çeşitlendirmenin ve muhtemel gecikmelere karşı alternatif planlar oluşturmanın önemini bir kez daha hatırlattı" dedi. BirFatura’nın hedefinin, her ölçekteki işletmenin finansal süreçlerini daha şeffaf ve güvenli hale getirmek olduğunu belirten Bayır, "Birfatura olarak biz, işletmelerin finansal süreçlerini daha şeffaf ve güvenli hale getirmek için çalışıyoruz. Amacımız, her ölçekteki markanın sadece satışta değil, tahsilat tarafında da güven içinde ilerlemesini sağlamak. Çünkü biliyoruz ki, güvenli bir finansal yapı, dijital ticaretin uzun ömürlü büyümesinin temelidir" diye konuştu. İşletmeler için birkaç hatırlatma da yapan İbrahim Bayır, "İşletmeler için farklı sistemleri hazır tutmak, muhtemel aksamalarda iş sürekliliğini sağlar. Lisanslı ve denetlenen altyapılar her zaman daha sağlamdır. Kısa vadeli kriz planları oluşturmalı. Küçük önlemler, büyük kayıpların önüne geçer. Müşteri ile açık iletişim kurmak da önemli. Şeffaflık, güvenin en önemli parçasıdır" şeklinde konuştu. Türkiye’de e-ticaret sektörü hızla büyümeye devam ederken, son yaşanan gelişmeler dijital ekonominin kalbinde "güven" unsurunun yer aldığını bir kez daha ortaya koydu. BirFatura, işletmelerin bu güvenli zeminde büyümelerine destek olmayı sürdüreceğini açıkladı.
Fındık üreticilerinden Ferrero’ya "manipülasyon" tepkisi: "Amaç üreticiyi panikletip ucuza fındık almak"
05 Kasım 2025 Çarşamba - 14:35 Fındık üreticilerinden Ferrero’ya "manipülasyon" tepkisi: "Amaç üreticiyi panikletip ucuza fındık almak" Ordu’nun Altınordu Ziraat Odası Başkanı Atakan Akça, İtalyan Ferrero firmasının Türkiye fındığı hakkında yaptığı iddia edilen açıklamanın "manipülasyon" olduğunu belirterek, "Amaç, üreticiyi panikletip elindeki fındığı hemen ucuz fiyata pazara indirmelerini sağlamaktı. Üretici direndi ve direnmeye devam ediyor. Bu yıl dünyada ve Türkiye’de fındık rekoltesinin az olduğunu bildiğimiz için üreticiler fındığa sahip çıktı ve bunların yaptığı manipülasyonunu boşa çıkarttı. Bu sene patron üretici, üretici ne derse o olacak" dedi. İtalyan firma Ferrero’nun, dünyanın en büyük fındık üreticisi olan Türkiye’den alımı durduracağı iddiaları üzerine fındık fiyatları geriledi. Serbest piyasada 380 liraya kadar çıkan fiyatlar, iddianın ardından 280 lira seviyelerine düştü. Ferrero yetkilileri bu şekilde bir açıklamalarının olmadığını duyururken, durum Ordulu fındık üreticilerinden büyük tepki topladı. "Manipülasyon üreticiyi etkilemedi" Altınordu Ziraat Odası Başkanı Atakan Akça, "Bu ülkede özellikle fındık alıcısı tekelci bir firmanın, her sene manipülasyon yaparak üreticinin ürününü elinden ucuza almaya çalıştığı bir hamlesi oluyor. Bu sene hamleyi tekrar denediler. Bilindiği üzere 195 lira levant kalite fındık fiyatı açıklandı ama serbest piyasada 370-380 lira bandına çok çabuk yükseldi. Tabii, bunlar için hammadde ne kadar pahalı olursa kazançları o kadar az olacaktı. Buna manipülasyon yaparak ürünün fiyatını aşağı çekme yoluna gittiler ki dünyada talebin az olduğu bir dönemde hamle ile Türkiye’deki işbirlikçilerinin de vasıtası ile fiyatları 280 lira bandına kadar geri çektiler" dedi. "Amaç; üreticiyi panikletip fındığı ucuza satın almak" Akça, buradaki amacın üreticiyi panikletmek olduğunu ifade ederek, "O hamle bana göre çok sonuç vermedi ve tekrar bir hamle yapmak durumunda kaldılar ve Amerika’daki bir gazeteye artık Türkiye’den fındık almayacakları ile ilgili bir beyanat verdirdiler ki Türkiye’deki işbirlikçileri de harekete geçerek, bunu Türkiye piyasasına yaydılar. Buradaki amaç üreticiyi panikletip, elindeki fındığı hemen ucuz fiyata pazara indirmelerini sağlamaktı. Üretici direndi ve direnmeye devam ediyor. Bu yıl dünyada ve Türkiye’de fındık rekoltesinin az olduğunu bildiğimiz için üreticiler fındığa sahip çıktı ve bunların yaptığı manipülasyonu boşa çıkarttı. Israrla söylüyorum, bu sene patron üretici, üretici ne derse o olacak" diye konuştu. "Hedeflerine ulaşamadılar" "Bu manipülasyon tam manası ile hedefine ulaşamadı" diyen Akça, "Akabinde bu tepkiyi gören tekelci firma, Rekabet Kurumu’nun da açıklaması üzerine tekelci firmanın yetkilileri kendi ağızlarından ‘Bizim için Türkiye en büyük tedarikçi ülkedir, dolayısıyla bizim böyle bir beyanatımız yoktur’ açıklamasını yapmak zorunda kaldılar. Ben bundan sonraki süreçte artık fındık fiyatlarının yukarı doğru seyrinin başlayacağından kesinlikle eminim" şeklinde konuştu.