Son Dakika
|
Baba ve oğlunu öldüren kanser hastası yaşlı adam tahliye edildi
Ankara’da yaşlı adamı ağır yaralayıp parasını gasp eden saldırgan tutuklandı
Bakan Gürlek'ten flaş açıklamalar: ''İBB Davasında ifadesini geri çeken kimse yok''
Önünü kestiği yaşlı adamın parasını çalıp öldüresiye darp etti
Kübra Yapıcı cinayetinde yeni gelişme!
Hollanda’da bir kabin memuru hantavirüs şüphesiyle karantinaya alındı
Bingöl’de kayıp emekli öğretmen derede ölü bulundu
Endonezya’da yolcu otobüsü ile akaryakıt tankeri çarpıştı: 16 ölü, 4 yaralı
Cinayete kurban giden Kübra Yapıcı’nın ailesi: "10 kez müebbet alsınlar"
Kübra Yapıcı cinayetinde kan donduran detaylar
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
İngiltere: "3 Britanyalı, hantavirüse yakalandı"
Trendyol Süper Lig’de 33. hafta heyecanı
Kağıthane’de metrobüs yangını!
Çöp evde bitkin halde bulunan adamın yeni hali şaşırttı
İran: "ABD’nin teklifini değerlendirmeyi sürdürüyoruz"
7 Haziran'da 6 sandık: AK Parti'nin adayları belli oldu
Vatikan: "Papa ile Rubio arasındaki görüşme samimi geçti"
EKONOMİ
Edirne’de kanola tarlaları sarıya büründü
08 Mayıs 2026 Cuma - 11:42:56
Edirne’de bahar aylarıyla birlikte çiçek açan kanola, tarlaları sarıya çevirirken üreticiler için de yeni sezonun habercisi oldu. Kent genelinde geniş alanlarda yetiştirilen kanola, yağ üretiminde kullanılması nedeniyle çiftçiler için önemli bir gelir kaynağı olarak öne çıkıyor. Verimden umutlu olan üreticiler, hasat dönemine hazırlanıyor. Sarıya dönen tarlalar hem tarımsal üretime katkı sağlıyor hem de bölgeye gelen vatandaşların ilgisini çekiyor. Çiftçiler, bu yıl ciddi bir şekilde kanola tarlalarında artış olduğunu belirtti.
08 Mayıs 2026 Cuma - 11:29
TOBB Bursa KGK Ve TSKF’den kadın girişimcilere finansal rehberlik
Türkiye Soroptimist Kulüpleri Federasyonu (TSKF) Kadının Ekonomik Güçlenmesi Çalışma Grubu koordinatörlüğünde; Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Bursa Kadın Girişimciler Kurulu iş birliği ve Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) ev sahipliğinde düzenlenen "Kadın Girişimciler İçin Vergisel Riskler ve Fırsatlar" semineri, iş dünyasının kadın temsilcilerini bir araya getirdi. Moderatörlüğünü TSKF Kadının Ekonomik Güçlenmesi Çalışma Grubu Koordinatörü Nurdan Koçlular’ın üstlendiği etkinlikte; vergi mevzuatı, mali yükümlülükler, teşvik mekanizmaları ve sürdürülebilir finansal yönetim başlıkları altında, kadın girişimcilerin iş yaşamında karşılaşabilecekleri riskler ve büyüme fırsatları kapsamlı şekilde ele alındı. "Girişimci kadınlar toplumsal dönüşüme öncülük ediyor" Seminerin açılışında konuşan Türkiye Soroptimist Kulüpleri Federasyonu Başkan Vekili Filiz Yayla, federasyonun kadınlar ve genç kızlar için eğitimden sağlığa kadar 5 ana odakta çalıştığını belirtti. Kadın girişimciliğinin ekonomik kalkınmanın en stratejik unsurlarından biri olduğunu vurgulayan Yayla, "Kadın girişimcilerimiz yalnızca kendi işlerini büyütmekle kalmıyor, aynı zamanda istihdam oluşturuyor, toplumsal dönüşüme öncülük ediyor ve gelecek nesillere ilham veriyor" dedi. Vergisel süreçlerin girişimcilik yolculuğundaki önemine dikkat çeken Yayla, "Vergi mevzuatı doğru yönetildiğinde işletmeler için önemli bir fırsat sunarken, ihmal edildiğinde ciddi riskler doğurabiliyor. Bugün burada kadın girişimcilerimizin bu süreçleri daha bilinçli yönetmelerine destek olmak için bir aradayız. Bu seminerin, kadınlarımızın iş hayatında daha sağlam adımlar atmasına ve yollarının aydınlanmasına katkı sağlamasını diliyor, Bursa Soroptimist Kulübü ve Uludağ Soroptimist Kulübü`nün kıymetli üyeleri başta olmak üzere, tüm katılımcılarımıza teşekkür ederim" diye konuştu. "Kadınlarımızın iş dünyasında daha güçlü yer almasını önemsiyoruz" TOBB Bursa Kadın Girişimciler Kurulu İcra Komitesi Başkanı Sabriye Şen ise konuşmasında, mali süreçlerin etkin yönetimine dikkat çekti. Girişimciliğin artık yalnızca üretmek ya da satış yapmakla sınırlı olmadığını belirten Şen, "Günümüzde girişimcilik; değişen ekonomik şartları doğru okumayı, mali süreçleri etkin yönetmeyi ve sürdürülebilir bir iş yapısı oluşturmayı da gerektiriyor. Özellikle vergi mevzuatı gibi teknik alanlarda doğru bilgiye sahip olmak, işletmelerimizin büyümesi, risklerin azaltılması ve fırsatların doğru değerlendirilmesi açısından büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. Kadın girişimciliğinin ekonomik kalkınmadaki önemine dikkat çeken Şen, "Bizler TOBB Bursa Kadın Girişimciler Kurulu olarak kadınlarımızın iş dünyasında daha güçlü yer almasını destekleyen, bilgiye erişimini artıran ve girişimcilik ekosistemine katkı sağlayan her çalışmayı çok kıymetli buluyoruz. Kadın girişimcilerimizin üretimde, ihracatta, karar alma mekanizmalarında ve toplumsal dönüşümde daha görünür olması gerektiğine inanıyor ve çalışmalarımızı bu yönde sürdürüyoruz" diye konuştu. "Destek ve teşviklerle finansal fotoğrafınızı güçlendirin" Seminerde konuşan Mali Müşavir, Bağımsız Denetçi ve Bilirkişi Seval Karakoç, kadın girişimcilerin finansal süreçleri günlük operasyonların ötesinde stratejik bakış açısıyla yönetmesi gerektiğini belirtti. Şirket kuruluşunun ilk günlerinden itibaren mali disiplinin önemine dikkat çeken Karakoç, "Şirketinize bir finansal lider gibi bakın. Genç girişimci teşviklerinden evde üretim vergisi muafiyetine, desteklerden SGK prim avantajlarına kadar pek çok imkân mevcut. Özellikle kadın ortaklı şirketler için sunulan özel indirimler, girişimcilerimiz için birer kaldıraç görevi görüyor. Şirketinizin her ay düzenli olarak finansal fotoğrafını çekmek, bu fırsatları kaçırmamanızı sağlar" dedi. Karakoç ayrıca, KDV, stopaj, huzur hakkı ve kâr payı dağıtımı gibi teknik konularda da katılımcıları bilgilendirdi. Mevzuata uyum, işletmeleri koruyan en güçlü kalkan Vergi Avukatı ve Eski Vergi Müfettişi Şebnem Becce Özdemir ise Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın dijital dönüşüm süreciyle birlikte devreye aldığı yapay zeka destekli yeni nesil denetim sistemlerine dikkat çekti. Kurgan, Meva ve Beyanname Gözetimi gibi sistemlerin harcamaları, banka hareketlerini ve mal varlığı verilerini saniyeler içinde analiz edebildiğini vurgulayan Özdemir, "Yüksek Gelir Grubu Uyum Programı ile beyan edilen gelir ile yaşam standardı arasındaki uyumsuzluklar artık anında tespit ediliyor. Mevzuata uyum, işletmeyi koruyan en güçlü kalkandır. Bu nedenle vergi idaresinden gelen bildirimleri zaman kaybetmeden değerlendirmek ve süreci şeffaf yönetmek hem mali yükleri hem de telafisi güç hukuki riskleri önemli ölçüde azaltacaktır" uyarısında bulundu. Özdemir, kadın girişimcilere hukuki süreçlerde hak arama yollarını da anlattı. Kadın girişimcilerin yoğun ilgi gösterdiği program, soru-cevap bölümünün ardından toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
08 Mayıs 2026 Cuma - 11:23
’’Tüketim tarihi konusunda doğru bilgi, ekonomik kayıpları önleyecektir’’
Gıda Perakendecileri Derneği (GPD), gıda ürünlerinde tüketim tarihi uygulamalarına ilişkin açıklamada bulundu. Dernek, gıda ürünlerinde yer alan ‘Son Tüketim Tarihi’ (STT) ile ‘Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi’ (TETT) farklı anlamlar taşıdığının altını çizdi. Gıda Perakendecileri Derneği (GPD), tüketim tarihi konusunda doğru bilginin önemine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: ’’Gıda Perakendecileri Derneği (GPD) olarak, gıda ürünlerinde tüketim tarihi uygulamalarına ilişkin son dönemde gündeme gelen değerlendirmeler kapsamında; gıda güvenliği, tüketici bilgilendirmesi ve ekonomik etkiler açısından bazı hususlara ilişkin görüşlerimizi kamuoyuyla paylaşmanın önemli olduğunu değerlendiriyoruz. Gıda ürünlerinde yer alan "Son Tüketim Tarihi" (STT) ile "Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi" (TETT) farklı anlamlar taşımaktadır. Son Tüketim Tarihi, özellikle hızlı bozulabilen ve insan sağlığı açısından risk oluşturabilecek ürünlerde güvenlik kriterini ifade eder. Bu tarihin geçmiş olduğu ürünler tüketilmemeli ve satışa sunulmamalıdır. Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi ise uygun saklama koşullarında ürünün kalite özelliklerinin en iyi şekilde korunduğu süreyi ifade etmektedir. Tavsiye edilen tüketim tarihi geçen ürünlerin ambalaj bütünlüğünün, tadının, kokusunun ve görünüşünün tüketime uygun bulunması durumunda ürünlerin tüketimi mümkün olabilmektedir. Bu tarih, gıdanın güvenliğine değil, ideal kalite seviyesine işaret etmektedir. Dolayısıyla bu tarihin geçmesi, her ürün için gıdanın güvensiz ya da bozuk olduğu anlamına gelmemektedir. Ancak ürünün niteliğine göre saklama koşulları, ambalaj bütünlüğü ve ilgili mevzuat hükümleri her zaman belirleyicidir. Uluslararası düzeyde de Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi (TETT) geçmiş ancak uygun saklama koşulları korunmuş ve güvenlik kriterlerini karşılayan ürünlerin değerlendirilmesi gıda israfını azaltmaya yönelik sürdürülebilirlik yaklaşımının bir parçası olarak ele alınmaktadır Ülkemizde de gıda kaybının azaltılması sürdürülebilirlik açısından önemli bir gündem maddesidir. FAO verilerine göre, Türkiye’de tarladan sofraya gıda kaybı her yıl yaklaşık 20 milyon tona ulaşmaktadır. Bu kayıpların azaltılması; doğal kaynakların korunması, sürdürülebilir üretim, gıda sistemlerinin verimliliği ve gıda fiyatlarında enflasyonla mücadele açısından önem taşımaktadır. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla, STT ve TETT arasındaki farkın daha anlaşılır şekilde anlatılmasının hem tüketici farkındalığına hem de gıda israfının azaltılmasına katkı sağlayacağına inanıyoruz. Sektör olarak en temel önceliğimiz tüketici sağlığı ve gıda güvenliğidir. Yürürlükteki mevzuata ve bilimsel kriterlere tam uyum içinde; gıda güvenliği, şeffaflık, tüketici güveni ve sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda çalışmaya devam edeceğiz.’’
08 Mayıs 2026 Cuma - 11:10
Milyarderlerin yüzen sarayları Antalya’da inşa ediliyor
Antalya Serbest Bölge’nin yılın ilk 4 ayındaki ticaret hacmi 408 milyon dolara yükseldi. ASBAŞ Genel Müdürü Zeki Gürses, "Antalya Serbest Bölge’nin en önemli özelliklerinden biri ihracat ağırlıklı olması. Bölgemizde ihracatın ithalatı karşılama oranı Nisan ayı itibarıyla yüzde 192 olarak gerçekleşti" derken, bölgede inşa edilen 58 metrelik "Amanda" adlı süperyatın onlarca milyon dolara İtalyan bir müşteriye satıldığını belirten Nebula Yat Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Sürer ise, "Amanda için 2026 Haziran ayında teslim edilecek diyebiliriz" ifadelerini kullandı. Antalya Serbest Bölge, yılın ilk 4 ayında ulaştığı ticaret hacmi, ihracat ağırlıklı üretim yapısı, yat sektöründeki kümelenme ve yüksek katma değerli üretimle ekonomiye katkısını sürdürdü. Antalya Serbest Bölge A.Ş. (ASBAŞ) Genel Müdürü Zeki Gürses, bölgenin 2026 yılının ilk 4 ayındaki ticaret hacmi, istihdam rakamları, ihracat performansı, yat üretimindeki büyüme ve altyapı yatırımlarının etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Antalya Serbest Bölge’de yat üretiminin yanı sıra medikal, elektrik ve elektronik sektörlerinin de öne çıktığını belirten Gürses, bölgenin hem ticaret hacmi hem de istihdam açısından Antalya ve Türkiye ekonomisi için önemli bir üretim merkezi konumunda olduğunu söyledi. "İlk 4 aydaki ticaret hacmi 408 milyon dolar olarak gerçekleşti" Antalya Serbest Bölge’nin yılın ilk 4 ayında 408 milyon dolarlık ticaret hacmine ulaştığını belirten ASBAŞ Genel Müdürü Zeki Gürses, geçen yıl aynı dönemde bu rakamın 395 milyon dolar olduğunu ifade etti. Gürses, "Antalya Serbest Bölge’nin ilk 4 aydaki ticaret hacmi 408 milyon dolar olarak gerçekleşti. Geçen seneki rakam 395 milyon dolardı. Bu da yüzde 3’lük bir artış gerçekleştiğini gösteriyor" dedi. Nisan sonu itibarıyla bölgede 79 firmanın faaliyet gösterdiğini kaydeden Gürses, yat sektörünün bölgede güçlü bir kümelenme oluşturduğunu vurguladı. Gürses, "Nisan sonu itibarıyla 79 firmamız var. Ağırlıklı sektörümüz yat sektörü. Bu alanda bir kümelenme var ve 44 firmamız faaliyet gösteriyor. Bunun yanı sıra ticaret hacmi ve istihdam anlamında çok büyük katkı sağlayan diğer sektörlerimiz de var. 4 medikal, 13 elektronik firmamız bulunuyor. Bu 3 sektör, Antalya Serbest Bölge’ye gerek istihdam gerekse ticaret hacmi olarak ciddi anlamda katkı sağlayan, katma değerli üretim yapan firmalarımızdan oluşuyor" ifadelerini kullandı. Bölgede yaklaşık 7 bin 200 kişinin çalıştığını aktaran Gürses, yat sektöründe dönemsel olarak dışarıdan desteklenen personelle birlikte bu sayının daha da yükseldiğini belirterek, "Şu anda Antalya Serbest Bölge’de toplam çalışan sayısı 7 bin 200 civarında. Geçici süreyle dışarıdan desteklenen personelleri de dahil ettiğimizde, çünkü yat sektörüne dönemsel olarak Antalya’dan da istihdam katkısı sağlanıyor, aylık ortalama 10 binin üzerinde olduğunu rahatlıkla ifade edebilirim" diye konuştu. "İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 192" Antalya Serbest Bölge’nin en dikkat çeken yönlerinden birinin ihracat ağırlıklı üretim yapısı olduğunu ifade eden Gürses, Nisan ayı itibarıyla ihracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 192’ye ulaştığını söyledi. Gürses, "Antalya Serbest Bölge’nin en önemli özelliklerinden biri ihracat ağırlıklı olması. Bölgemizin ihracatın ithalatı karşılama oranı Nisan ayı itibarıyla yüzde 192 olarak gerçekleşti. Son dönemde ülkemizde ihracat anlamında rakamsal olarak bir gerileme söz konusu. Son açıklanan rakamlarla ülkemizin ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 70’in altına kadar düştü. Fakat Antalya Serbest Bölge’de bunun tam tersi bir eğilim var. Bu da burada ne kadar katma değerli üretim yapıldığının ve yurt dışına ihracat gerçekleştirildiğinin bir göstergesi" ifadelerini kullandı. Antalya’nın ihracatının yüzde 27’si Serbest Bölge’den Antalya Serbest Bölge’nin tek başına Antalya ihracatında önemli bir paya sahip olduğuna dikkat çeken Gürses, "Bir mukayese yapacak olursak, Antalya ilinin toplam ihracatının yüzde 27’si oranındaki ihracat rakamını Antalya Serbest Bölge karşılıyor. Türkiye genelindeki sıralamaya baktığımızda ise Antalya Serbest Bölge, bir il olarak değerlendirilse 28’inci sırada yer alıyor" dedi. "Burada üretilen yatlar dünyanın her tarafına satılıyor" Yat sektörünün döviz kazandırıcı faaliyetler, alt sektörlere katkısı ve nitelikli istihdam sağlaması nedeniyle bölge için stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayan Gürses, Antalya Serbest Bölge’de yat üretiminde güçlü bir kümelenme oluştuğunu belirtti. Gürses, "Yat sektörü çok önemli. Çünkü imalat ve üretim ciddi katma değer sağlıyor. Satış yönünden döviz kazandırıcı faaliyetler yürütülmesi, birçok alt sektörü desteklemesi ve nitelikli eleman istihdam etmesi nedeniyle çok ciddi katkı sunuyor. Onun için burada bir kümelenme gerçekleşti" diye konuştu. Bölgenin 80’in üzerinde ülkeyle ticaret ilişkisi bulunduğunu ifade eden Gürses, özellikle yat sektöründe dünyanın farklı noktalarına ihracat yapıldığını söyledi. Avrupa Birliği ülkeleriyle ticaret hacminin yüzde 50’nin üzerinde olduğunu, Amerika dahil OECD ülkeleriyle de çalıştıklarını belirten Gürses, "Burada üretilen yatlar dünyanın her tarafına satılıyor. Özel siparişlere binaen dünyanın her tarafına satılıyor" dedi. "90 metreye kadar yat imalatı yapılabiliyor" Antalya Serbest Bölge’de 2021 yılında tamamlanan yaklaşık 17 milyon dolarlık altyapı yatırımlarının bölgenin kapasitesini ciddi şekilde artırdığını belirten Gürses, bu yatırımlarla birlikte bölgenin Doğu Akdeniz’in en kapasiteli yat üretim ve bakım-onarım merkezi haline geldiğini söyledi. Gürses, "2021 yılında tamamladığımız altyapı yatırımlarıyla birlikte burada 2 bin tona kadar yatlara hizmet verme imkanına sahibiz. Şu anda Doğu Akdeniz’de en kapasiteli yat üretim ve bakım-onarım merkezi haline geldik. Bu sayede buraya gelen yatların boyları uzadı. Eskiden 25-30 metreye kadar yat imalatı yapılabilirken, şu anda 90 metreye kadar yat imalatı yapılabiliyor" ifadelerini kullandı. İlk 4 ayda 12 tekne teslim edildi Antalya Serbest Bölge’de 2025 yılı sonuna kadar 832 teknenin imal edilerek sahiplerine teslim edildiğini belirten Gürses, yılın ilk 4 ayında 12 teknenin daha tamamlanıp teslim edildiğini söyledi. Gürses, "Toplamda bugüne kadar üretilen yat sayısı 844’e ulaştı. 2000-2025 yılları arasında Antalya Serbest Bölge’de üretilen yatların ortalama boyu 18 metre iken, bu yılın ilk 4 ayında üretilen yatların ortalama boyu 30 metreye çıktı. Daha büyük yatların da imalatı devam ediyor" dedi. Rıhtımda 50 ve 60 metre boylarında yatların teslim öncesi son donanımlarının yapıldığını ve deneme testlerinin gerçekleştirildiğini aktaran Gürses, bakım-onarım faaliyetlerinde de hızlı bir gelişme yaşandığını kaydetti. "Rıhtımlarımızın kapasitesi dolu" Altyapı yatırımlarının ardından Akdeniz ve Orta Doğu’dan büyük yatların bakım-onarım için Antalya Serbest Bölge’ye yoğun ilgi gösterdiğini belirten Gürses, geçen aylarda 80 metrelik bir teknenin bakım-onarımının tamamlanarak gönderildiğini, 74 metrelik başka bir teknenin de gelmek için talepte bulunduğunu açıkladı. Yaklaşık 400 metrelik yat bağlama rıhtımına rağmen kapasitenin dolduğunu belirten Gürses, "Rıhtım yatırımlarımızı bitirmemize rağmen, yaklaşık 400 metrelik bir yat bağlama rıhtımımız olmasına rağmen, şu anda rıhtımlarımızın kapasitesi dolu. Liman başkanlarımızın izniyle yükleme-boşaltma rıhtımlarımızı da yat bağlama rıhtımı olarak kullanmaya başladık. Serbest bölgedeki yatırımlarımızın karşılığını ciddi anlamda almaya başladık" diye konuştu. Antalya Serbest Bölge’de şu ana kadar bakım-onarıma gelen tekne sayısının 248’e ulaştığını belirten Gürses, "Bunun 218 tanesini teslim ettik, 30 tanesinin bakım-onarım faaliyeti şu anda devam ediyor. Şu ana kadar bu faaliyetlerden 144 milyon dolarlık bir ticaret hacmi gerçekleşti" dedi. "Her üretilen yat yeni bir müşteri kazandırıyor" Bölgede yapılan yatırımlarla birlikte 90 metre ve 2 bin tona kadar yatlara hizmet verilebildiğini belirten Gürses, 560 tonluk travellift ve modern yat bağlama yatırımlarının firmaların elini güçlendirdiğini söyledi. Gürses, altyapı yatırımları sayesinde içerideki firmaların daha büyük siparişler alabildiğini belirterek, "Şu anda dünyada kabul edilebilir en güvenli sistemin yatırımını Antalya Serbest Bölge’de gerçekleştirdik. Toplam rıhtım yatırımlarımızla birlikte yaklaşık 17 milyon dolarlık bir yatırım yapmıştık. Burada 90 metre ve 2 bin tona kadar yatlara hizmet verebiliyoruz. Ayrıca 560 tonluk travelliftimiz var. Bu anlamda elimiz çok güçlendi" dedi. Antalya Serbest Bölge’de üretilen yatların Monaco, Cannes ve Florida gibi dünyanın önemli fuarlarında sergilendiğini kaydeden Gürses, "Burada üretilen yatlar dünyanın önemli fuarlarında sergileniyor. Monaco’da, Cannes’da, Florida’daki fuarlarda yer alıyor. Her üretilen yat yeni bir müşteri kazandırıyor. Çünkü Türk işçisinin emeğiyle üretilen yatlar gerçekten çok kaliteli. Bu yatların denizlerdeki sayısının artması da burayı cazibe merkezi haline getirdi" ifadelerini kullandı. Elektronik ve medikal sektörü de öne çıkıyor Antalya Serbest Bölge’de yat sektörünün yanı sıra elektrik-elektronik ve medikal sektörlerinin de katma değerli üretim açısından öne çıktığını belirten Gürses, elektronik sektöründe faaliyet gösteren firma sayısının 13’e çıktığını söyledi. Elektronik sektörünün kilogram başına ihracat değerinin yüksekliğine dikkat çeken Gürses, "Elektrik ve elektronik sektöründe sayı 13’e kadar çıktı. Bu bizim için mutluluk verici. Çünkü katma değeri son derece yüksek. Kilogram değeri 7-8 bin dolara, bazen 10 bin dolara kadar çıkan ürünler var. Bu, ülkemiz ekonomisine ciddi anlamda katkı sağlıyor" dedi. Bu sektörlerin teknoloji transferi ve nitelikli istihdam açısından da önemli olduğunu belirten Gürses, üniversite gençlerinin bölgede çalışma imkanı bulduğunu söyledi. Medikal sektörünün de özellikle kadın istihdamına katkı sağladığını belirten Gürses, "Medikal sektörü de kadınları istihdama kazandırma yönünden çok önemli bir katkı sağlıyor. Yaklaşık yüzde 80 kadın istihdamı sağlıyor. Aynı şekilde teknoloji transferi açısından da önemli. Bu 3 sektör bizim için gerçekten çok önemli. Daha çok gelişmeleri için çalışıyoruz" diye konuştu. 58 metrelik Amanda haziranda teslim edilecek Antalya Serbest Bölge’nde faaliyet gösteren Nebula Tersanesi tarafından inşa edilen 58 metrelik "Amanda" adlı süperyat da bölgedeki yat üretim kapasitesinin geldiği noktayı ortaya koydu. Nebula Yat Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Sürer, onlarca milyon dolara İtalyan bir müşteriye satılan Amanda’nın teknik özellikleri, yapım süreci ve teslim takvimine ilişkin bilgi verdi. Amanda’nın 58 metrelik bir süperyat olduğunu belirten Sürer, "Amanda, Nebula Tersanesi’nin ürettiği 58 metrelik bir süperyat. Tasarımcısı dünyaca meşhur Espen Oeino. Amanda’nın yapımı 3 yıl sürdü. Bin 300 groston hacme sahip. Yenilikçi bir sevk sistemi olan dizel elektrik sevk sistemine sahip. Teknede dizel jeneratörler elektrik üretiyor, elektrikli pervanelerimizde de sevk sistemi çalışıyor" dedi. Yatta 7 misafir kabini ve 15 kişilik mürettebat kapasitesi bulunduğunu belirten Sürer, Amanda’nın 14 misafire konforlu deniz tatili imkanı sunacak şekilde tasarlandığını söyledi. Sürer, "Teknemizde 7 misafir kabini ve 15 mürettebat için mürettebat kabinleri mevcut. Bu, 14 kişilik bir misafir kapasitesi demektir. Aynı zamanda 15 kişilik de mürettebat kapasitesi var" ifadelerini kullandı. "Çapa atmadan sabit durabilecek sisteme sahip" Amanda’nın ileri teknoloji donanımlarıyla dikkat çektiğini belirten Sürer, süperyatın dynamic positioning sistemi sayesinde çapa atmadan sabit durabildiğini anlattı. Sürer, "Teknemiz aynı zamanda dynamic positioning dediğimiz, çapa atmadan sabit durabilecek bir sabitleme sistemine sahip. Bu, baş pervane ile kıç pervanelerin senkronize çalışmasıyla oluşan bir sistem" dedi. Amanda’nın 6 güvertesi bulunduğunu, teknede asansör, servis mutfakları ve ana mutfak gibi otel standardında donanımlar yer aldığını belirten Sürer, "Oldukça geniş bir hacmi var. İçinde 6 güverte olduğu için bir asansörü var. Her katta servis mutfakları, en alt katta ana mutfağı var. Konforlu bir deniz tatili için gereken her şey otel standartlarında teknemizde mevcut. Ana makine dairesinden mutfağa, servisten temizliğe, güverte temizliğinden halatların toplanmasına kadar çok çeşitli personel bulunduğu için ciddi anlamda personel ihtiyacı oluyor. Lüks bir yatta konfor her şeyden önce geldiği için gereken her türlü donanım, ekipman ve personel teknede mevcut" diye konuştu. "Amanda için 2026 Haziran ayında teslim edilecek diyebiliriz" Amanda’nın suyla buluştuğunu ve teslim öncesi test sürecinin başladığını belirten Sürer, süperyatın Haziran 2026’da sahibine teslim edilmesinin planlandığını açıkladı. Sürer, "Teknemiz aslında suyla buluştu. Teknelerin yapım aşamasında bitime yaklaşan ilk aşama suya indirilmektir. Suya indirildikten sonra deniz suyuyla çalışan sistemlerin test edilmesi gerekiyor. Burada da 2-3 aylık bir süre gerekiyor. Bütün sistemler test ediliyor. Ondan sonra deniz testi dediğimiz seyre çıkılıp bütün raporlar alındıktan sonra sahibine teslim ediliyor. Amanda için 2026 Haziran ayında teslim edilecek diyebiliriz" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 11:18
Soma’nın geleceği masaya yatırıldı
2
07 Mayıs 2026 Perşembe- 15:25
Bakan Işıkhan: "SGK’ya olan borçlarda mevcutta 36 ay olan tecil-taksitlendirme süresini 72 aya çıkarıyoruz"
3
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 13:50
Kastamonu’da Kurban Bayramı hareketliliği: 850 kilogramlık tosun 340 bin liraya alıcı buldu
4
07 Mayıs 2026 Perşembe- 16:15
Hakan Bucak Gayrimenkul ‘Marinada Residence’ projesini tanıttı
5
07 Mayıs 2026 Perşembe- 12:05
Çavdarhisar’da yol kontrol faaliyetleri
09 Kasım 2025 Pazar - 13:20
Amasya pazarında soğanın kilosu 7 aydır 10 TL
Amasya’da semt pazarlarında soğan 7 aydır kilosu 10 TL’den satılıyor. Pazarın en hesaplı ürünü olan soğan, şehirde tanesi 12,5 TL’ye satılan ekmek ve metreküpü 19 TL olan sudan daha ucuz. Türkiye’de soğan üretiminin en fazla gerçekleştirildiği ikinci şehir olan Amasya’da bu yıl 90 bin dekar alanda yapılan ekiminden yaklaşık 500 bin ton rekolte elde edildi. İspanya ve Almanya gibi Avrupa ülkelerine de ihracatı sağlandı. "Bir tane ekmek insanın karnını doyurmuyor" 50 yılı aşkın süredir semt pazarında esnaflık yapan Elvan Bulut, "Amasya’da soğanın kilosu 10 TL, ekmeğin tanesi ise 12,5 TL’den satılıyor. Bir tane ekmek insanın karnını doyurmuyor. Gramajı ufalıyor, parası çoğalıyor" dedi. Bulut, bu durumu ‘Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana’ türküsünü seslendirerek dile getirdi. "Soğan 7 aydır 10 TL’den satılıyor" Amasya Belediyesi meclis üyesi olan Amasya Pazarcılar Derneği Başkanı Tolga Güven de soğanın sudan ucuz olduğunu belirterek, "Pazarın en ucuzu soğan. Yaklaşık 7 aydır 10 TL’den satılıyor. Sudan ucuza satılıyor. Kışın da bol bol soğan alınıp, tüketilmeli. Şifa deposu soğan giren eve hastalık girmez" diye konuştu. "İnsanımızı pazardan soğuttular" İstanbul ve Çorum’da semt pazarlarında yaşanan hadiselerin sosyal medyanın etkisiyle helalinden kazançtan başka düşüncesi olmayan pazarcılara da olumsuz yansıdığına işaret eden Güven, "müşteri her zaman haklıdır" prensibiyle hizmet ettiklerini söyledi. Aynı durumdan şikayet eden pazarın tek kadın esnafı Şahsenem Gelir ise, "Sosyal medyadaki yayınlarla insanımızı pazardan soğuttular. Biz tüm müşterilerimizi içtenlikle, güler yüzle pazarımıza bekliyoruz" şeklinde konuştu.
09 Kasım 2025 Pazar - 13:04
Köylülerin yüzünü güldürecek tarihi proje: 5 milyar lira gelir hedefleniyor
MHP Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk, İl Özel İdaresi projesi sayesinde yaklaşık 5 milyar liralık kaynak kazandırılacağını belirtti. Öztürk, bu kaynağın köylere asfalt yol, içme suyu, kanalizasyon ve kilit parke gibi altyapı yatırımlarında kullanılacağını, böylelikle 1 merkez, 8 ilçe ve 185 köyün kalkınmasına katkı sağlanacağını söyledi. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kırıkkale Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Üyesi Avukat Halil Öztürk, Kırıkkale Valiliği İl Özel İdaresi’nin Kırıkkale merkez, ilçe ve köylere hizmet götürmek amacıyla yürüttüğü proje hakkında kamuoyunda oluşturulmak istenen olumsuz algılara sert tepki gösterdi. Öztürk, projenin geleceğe yatırım niteliğinde olduğunu belirterek, "Günü kurtarmaya değil, geleceğe yatırım yapmalıyız" dedi. İl Özel İdaresi’nin Vali Mehmet Makas’ın göreve başladığı dönemde kaynak sıkıntısı yaşadığını ifade eden Öztürk, "Sayın Valimiz göreve geldiğinde İl Özel İdaresi’nin kasası tabiri caizse boştaydı. Ancak Valimizin üretkenliği, çalışkanlığı ve bizlerin desteğiyle şeffaf ihaleler, tasarruf ve güçlü yönetim sayesinde kaynak oluşturuldu. Yahşihan’daki lojmanlar 60 milyon liraya satılamazken 185 milyon liraya satılarak kuruma ciddi gelir sağlandı. İki yılda 41 yeni araç Özel İdare bünyesine kazandırıldı. Köylerde ve ilçelerde altyapı ve üstyapı yatırımları kesintisiz sürüyor. Esasen Vali Bey göreve geldiğinde hazır bir kaynak yoktu, kurumsallaşma, liyakat ve adalet anlayışıyla kaynak üretildi" ifadelerini kullandı. Vali Mehmet Makas’ın görev süresinin geçici olduğunu ancak hizmet anlayışının kalıcı olduğunu vurgulayan Öztürk, "Vali Bey, göreve geldiği günden itibaren şehrimizin seçilmişleri ve bürokrasisiyle uyum içinde çalışıyor. Köy köy, ilçe ilçe geziyor, yapılan çalışmaları yerinde inceliyor. Kimse kimseyi kandırmasın, Vali Bey Kırıkkale’nin geleceğini düşünüyor. Bu projeye engel olunursa, kaybeden Vali değil Kırıkkale olur" değerlendirmesini yaptı. CHP’li İl Genel Meclis Üyelerinin projeye karşı çıktığını dile getiren Öztürk, AK Partili meclis üyelerine seslenerek, "CHP ülke genelinde yapılan mega projelere nasıl karşıysa, Kırıkkale’deki bu devasa kaynağa da karşı. Gelin el birliğiyle Kırıkkale’nin geleceğini kurtaralım. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından atanan, devleti temsil eden Sayın Valimiz Mehmet Makas’a güçlü bir destek verelim. Böylece Kırıkkale’nin önümüzdeki 20 yılını güvence altına alalım" çağrısında bulundu. Projenin bir buçuk yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Öztürk, son dönemde artan eleştirilere de dikkat çekerek, "Şimdi neden eleştiriler başladı? Yoksa bazı kesimler buradan rant elde etme peşinde midir" dedi. Öztürk, projenin amacının "lüks bina yapmak" olmadığını belirterek, "Projenin esası, İl Özel İdaresi binasının Arpalık Çukuru mevkiine taşınmasıyla mevcut Yahşihan’daki arazinin konut, ticaret ve iş merkezi olarak değerlendirilmesidir. Böylece Kırıkkale’nin 20 yılını kurtaracak 5 milyar liralık kaynak sağlanacak. Bu kaynakla köylere asfalt yol, içme suyu, kanalizasyon, köy konağı ve kilit parke gibi yatırımlar yapılacak. Kimse beton algısına aldanmasın. Vali Bey’in amacı makam odası değil, kalıcı hizmettir. Kırıkkale’ye kazandırılan bu bina kimsenin şahsi malı değildir. Lütfen hizmet edene engel olmayalım" diye açıkladı. Eldeki mevcut kaynaklarla kısa vadeli işler yapılabileceğini ancak uzun soluklu yatırımlar için bu projenin şart olduğunu belirten Öztürk, "Gelin gönül gönüle, el birliğiyle bu projeyi hayata geçirelim. Kırıkkale’nin 1 merkezi, 8 ilçesi ve 185 köyünü baştan aşağı imar ve ihya edelim" ifadeleriyle sözlerini tamamladı.
09 Kasım 2025 Pazar - 12:57
Bakan Işıkhan: "İŞKUR, 10 ayda 1 milyon 298 bin 953 işe yerleştirmeye aracılık etti"
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Türkiye İş Kurumunun (İŞKUR) yılın 10 ayında 1 milyon 298 bin 953 işe yerleştirmeye aracılık ettiğini açıkladı . Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İŞKUR ile iş gücü piyasasının nabzını tuttuklarını, iş arayan vatandaşların ve işverenlerin ihtiyaçlarını tespit ederek çözüm yolları belirlediklerini belirtti. İşe yerleştirme verilerine ilişkin bilgi veren Işıkhan, şu ifadelere yer verdi: "Bu amaçla ocak-ekim ayları arasında önemli adımlar attık. 1 milyon 298 bin 953 işe yerleştirmeye aracılık ettik. 2 milyon 733 bin 107 bireysel görüşme ve 760 bin 146 iş yeri ziyareti gerçekleştirdik. Tüm bu süreçte toplam 2 milyon 101 bin 49 açık iş (işveren tarafından talep edilen-ihtiyaç duyulan eleman) tespit ettik. Ülkemizin kalkınmasına katma değer sağlayan her bir vatandaşımızın yanında olmaya devam edeceğiz."
09 Kasım 2025 Pazar - 11:50
Yeni yatırım teşvik sistemi Denizli’de tanıtıldı
Denizli Sanayi Odası ev sahipliğinde, "Türkiye Yüzyılı Kalkınma Hamlesi ve Yeni Yatırım Teşvik Sistemi" programı tanıtımı gerçekleştirildi. Toplantıda sanayi ve yatırım dünyasına, yeni teşvik sistemiyle ilgili önemli mesajlar verildi. Denizli Sanayi Odası Başkanı Selim Kasapoğlu; Denizli’nin teşviklerden en az yararlanan illerden biri olduğunu, yeni sistemin bu tabloyu değiştirmek için büyük bir fırsat sunduğunu belirtti. Denizli Sanayi Odası (DSO)‘da gerçekleştirilen, "Türkiye Yüzyılı Kalkınma Hamlesi" ve "Sektörel ve Bölgesel Teşvik Sistemi" başlıklarıyla düzenlenen toplantıda, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yetkilileri tarafından yeni yatırım teşvik sistemine ilişkin kapsamlı bilgiler paylaşıldı. Bakanlık yetkilileri, "Türkiye Yüzyılı Kalkınma Hamlesi" kapsamında geliştirilen yeni teşvik sisteminin ayrıntılarını Denizli’de anlattı. Toplantıda; yeni sistemle getirilen yapısal değişiklikler, makine ve faiz destekleri, öncelikli yatırım alanları, sektörel teşvikler ve uygulama süreçlerine dair ayrıntılar aktarıldı. Etkinliğe, Bakanlık yetkililerinin yanı sıra Denizli Sanayi Odası yönetimi, sanayiciler ve sektör temsilcileri katıldı. Yeni sistemle üretim ve yatırımda dönüşümün hedeflendiği vurgulandı. "Denizli, teşviklerden daha etkin yararlanmalı" Toplantının açılış konuşmasını yapan DSO Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu, yeni teşvik sisteminin sanayiye önemli fırsatlar sunduğunu vurguladı. Kasapoğlu, konuşmasında şu ifadeleri kullandı; "Yeni bir dönemi başlatan sistemin tüm detaylarını Bakanlığımızın değerli yetkilileriyle birlikte değerlendireceğiz. Denizli, üretim kültürü, girişimcilik ruhu ve ihracat yeteneğiyle ülkemizin en dinamik sanayi şehirlerinden biridir. Ancak artık sadece üretmek yetmiyor; teşvikleri ve hibeleri stratejik biçimde kullanmak gerekiyor. Denizli, Türkiye ortalamasına göre yatırım teşviklerinden ve hibelerden en az yararlanan illerden biri. Bu tabloyu değiştirmek istiyoruz" dedi. "Bir dönüm noktası olacak" Kasapoğlu, yeni sistemin Denizli sanayisi için bir dönüm noktası olacağını belirterek; "Yeni yatırım teşvik sistemi, doğru anlaşıldığında ve etkin biçimde uygulandığında firmalarımızın rekabet gücünü yeniden tanımlayacak bir dönüşümü başlatacaktır. Denizli Sanayi Odası, uzun yıllardır yatırım teşvik düzenleme yetkisine sahip bir kurumdur. Bu deneyimle sanayicilerimizin teşviklerden daha etkin yararlanmasını sağlamak için ‘Hibe, İnovasyon ve Teşvik Ofisi’ kurduk. Şu ana kadar 80 firmamıza destek verdik, bu sayıyı artırarak tüm üyelerimizin bu sistemlerden yararlanmasını hedefliyoruz" diye konuştu. "Sanayicilerin talepleri doğrultusunda yeni adımlar" Kasapoğlu, Denizli sanayisinin büyük ölçüde özkaynaklarıyla büyüdüğünü, ancak zorlaşan ekonomik şartlar nedeniyle firmaların daha fazla desteğe ihtiyaç duyduğunu ifade ederek; "Yeni sistemde daha önce orta-yüksek teknoloji teşviklerinden yararlanabilen sektörler artık yalnızca ‘hedef yatırımlar’ kapsamında destekleniyor. Bu durum, Denizli’nin lokomotif sektörleri açısından dezavantaj oluşturuyor. Bu nedenle sistemin üretim altyapımıza daha uygun ve kapsayıcı biçimde uygulanmasını öneriyoruz. Güney Ege Kalkınma Ajansımız ile birlikte programın şehrimizin üretim profiline daha uygun hale gelmesi için çalışmalar yürütüyoruz" dedi. "Yeni teşvik sistemi üretim odaklı dönüşümü amaçlıyor" Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Sait Cordan, yeni sistemin vizyonunu anlatarak Türkiye’nin üretim odaklı dönüşüm hedefini vurguladı. Toplantıda Denizli sanayicisine seslenen Cordan; "Yeni teşvik sistemiyle artık bölgesel değil, konu ve üretim bazlı bir modele geçiyoruz. Amacımız, ülkemizi orta ve yüksek teknolojili yatırımlara yönlendirmek. Bu, hemen gerçekleşecek bir dönüşüm değil; aşamalı olarak ilerliyoruz. İlk bölgesel teşvik sisteminden bugüne kadar çeşitli adımlar attık, şimdi ise yeni sistemle daha güçlü bir yapıya geçiyoruz" dedi. Denizli’yi, sanayicilerini çok yakından tanıdığını, şehri ve üretim azmini iyi bildiğini aktaran Cordan, klasik sektörlerin de dışlanmadığını belirterek; "Bazı yanlış anlamalar oluyor; mevcut klasik sektörlerimizi bırakmıyoruz. Aksine, onların yanına yeni ve teknolojik alanlar eklememiz gerekiyor. Umuyorum ki bu sistem siz sanayicilerimize yeni fırsatlar sunacak ve ülkemize üretim odaklı büyüme yolunda ivme kazandıracaktır" diye konuştu. Programda son olarak, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü Uzman Yardımcısı Mehmet Korkmaz, yeni yatırım teşvik sistemine ilişkin teknik sunum yaptı. Etkinlik, sanayicilerin sorularının yanıtlandığı soru-cevap oturumu ile sona erdi.
09 Kasım 2025 Pazar - 11:21
Eskişehir’in Akdeniz’inde zeytinyağının soğuk sıkım yolculuğu
Eskişehir’in Akdeniz’i olarak bilinen Sarıcakaya ilçesinde yetişen zeytinler yine bölgede hizmet veren fabrikada soğuk sıkım yöntemi ile yağa dönüştürülüyor. 4 buçuk-5 kilogram zeytinden 1 litre yağ alınan fabrikada asit oranı ise 0.3 ile 0.5 dizem arasında değişiyor. Eskişehir’in Akdeniz’i olarak bilinen Sarıcakaya ilçesinin kırsal Mayıslar Mahallesi’nde toplanan zeytinler, yine aynı mahalle de bulunan fabrikada soğuk sıkım yöntemiyle zeytinyağı üretimi yağıyor. Asit oranı 0.3 ile 0.5 dizem arasında olan yağlar daha sonra, sofralarda yerini alıyor. Zeytinin kalitesine göre değişse de genellikle fabrikada yapılan işlemlerde 4 buçuk-5 kilo zeytinden 1 litre zeytinyağı üretiliyor. Sıcak sıkımında yapıldığı fabrikada yağ oranı soğuk sıkıma göre biraz daha az olabiliyor. Bölge de üretilen zeytinyağları çiftçinin işini başka bir noktaya ürünü taşımadıkları ve tarlaya yakın bir yerde yağa ulaşım açısından kolaylaştırıyor. "İç Anadolu’da yetişen zeytinlerin soğuk sıkımını yapıyoruz" Sarıcakaya ilçesi Mayıslar Mahallesi’nde zeytinyağı üretimi yapan Emre Can, yaptıkları işlem hakkında, "Biz şu an Eskişehir’in Sarıcakaya ilçesine bağlı Mayıslar Mahallesi’nde bulunan bir zeytinyağı fabrikası işletmesindeyiz. Burada İç Anadolu Bölgesi’nde yetişen zeytinleri zeytinyağına dönüştürüp soğuk sıkım yapıyoruz. Buradaki çiftçilerimize, yani kendi bölgemizdeki zeytin üreticilerine, soğuk sıkım zeytinyağlarını yapıp teslim ediyoruz. Müşterilerimiz genelde bu civarlardan; hepsi kendi tarlasından zeytinleri toplayıp getiriyor. Ondan sonra burada sıkıyoruz, müşterimize tekrardan teslim ediyoruz" dedi. "Soğuk sıkımda 4 buçuk-5 kiloda bir yağ alıyoruz" Zeytinyağlarının asit oranına değinen Emre Can şöyle devam etti; "Bizim burada zeytinlerimizin kalitesi, yani asit oranı olarak söyleyeyim, bayağı düşük oranlarda çıkıyor. Asit oranlarımız 0.3-0.4 dizem, maksimum 0.5 dizemlerde oluyor. Yağ verimi olarak, genelde soğuk sıkımda 4 buçuk-5 kiloda bir yağ alıyoruz. Sıcak sıkımda bu oran tabii ki daha çok düşüyor ama bizde sıcak sıkım olmadığı için sadece soğuk sıkım yapıyoruz. Burada nem ve rutubet fazla olmadığı, yani deniz olmadığı için yağ kalitemiz çok güzel çıkıyor. Asit oranlarımız, dediğim gibi, 0.3-0.4 dizem."
09 Kasım 2025 Pazar - 11:12
ABİGEM genel kurulunu yaptı
Erzurum ABİGEM A.Ş.’nin 2024 Yılı Olağan Genel Kurulu gerçekleştirildi. Erzurum Avrupa Birliği İş Geliştirme Merkezi Anonim Şirketi’nin (ABİGEM A.Ş.) 2024 yılı olağan genel kurulu, Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası’nda (ETSO) gerçekleştirildi. Toplantı, Erzurum Ticaret İl Müdürlüğü’nün 06.11.2025 tarihli ve 115377945 sayılı yazısı ile Bakanlık temsilcileri olarak görevlendirilen Ferhat Karaduman ve Ticaret İl Müdürü Hüseyin Yücel gözetiminde yapıldı. Genel kurula, ABİGEM A.Ş. hissedarları arasında yer alan TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve ETSO Başkanı Saim Özakalın, Erzurum Ticaret Borsası Başkanı Hakan Oral, Erzurum Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanı Rasim Fırat, Atatürk Üniversitesi temsilcisi Halil İbrahim Yurdgülü ve Erzincan Ticaret ve Sanayi Odası Genel Sekreter Yardımcısı Serkan Yarcan katıldı.
09 Kasım 2025 Pazar - 10:46
Yozgat’ta 70’lik çift 40 yıldır omuz omuza pazarcılık yapıyor
Yozgat’ın Çekerek ilçesinde kurulan halk pazarında 70’lik çift 40 yıldır omuz omuza pazarcılık yaparak geçimlerini sağlıyor. Yozgat’ın Çekerek ilçesinde kurulan halk pazarında, pazarcılık yapan bir çift dikkat çekiyor. İkisi de 71 yaşında olan Selvet ve Halil çifti 40 yıldır aynı pazarda omuz omuza pazarcılık yaparak geçimlerini sağlıyor. Hem hayat arkadaşı hem de iş ortağı olan çift evde olduğu gibi pazarda da mutlu ve mesut bir şekilde vakit geçiriyor. Selvet Çekiç 71 yaşında olduğunu ve eşiyle birlikte 40 yıldır pazarcılık yaptığını belirterek, "Hala bu işle uğraşıyorum. Bu yaşta zor oluyor. Emeklilik maaşı yetmediği için yapmak zorundayım. Nohut, fasulye kilosu 80 lira. Bulgurun kilosu 35, mercimek 80 lira. Bursa’dan İstanbul’dan, İzmir’den, Çekerek, Aydıncık, Kazankaya pazarlarından tanıyanların hepsine ürün veriyorum. Malımı alan müşterilerim memnun. Sabah 4’te 5’te kalkıyorum, hazırlıklarımı yapıyorum, pazara geliyorum, sergimi açıyorum, kahvaltımı burada yapıyorum. Sıcak da oluyor soğuk da. Alan da sağ olsun almayan da. Güle güle yesinler" dedi. Halil Çekiç eşiyle birlikte çekirdek, kestane, tarhana, mısır, fasulye, nohut, mercimek, yarma, düğü, yumurta, bal sattıklarını söyledi. Çekiç, "71 yaşındayım. İşin zorlukları oluyor tabi. 40 yıldır bu işi yapıyoruz. Bundan sonra da devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
09 Kasım 2025 Pazar - 10:26
Tunceli’de tarım yatırımları ikiye katlandı
Tunceli Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Kırsal Kalkınma Yatırımları Destekleme Programı kapsamında kırsalda üretimi güçlendirmeye yönelik çalışmalarını sürdürüyor. 2024 yılında 24 proje tamamlanırken, 2025 yılı için proje sayısı iki katına çıkarılarak 48’e yükseltildi. Toplam yatırım tutarı ise 273,5 milyon TL’ye ulaştı. Tunceli Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, üreticilerin gelir düzeyini artırmak, tarımsal altyapıyı güçlendirmek ve kırsal bölgelerde istihdamı desteklemek amacıyla önemli projelere imza attı. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın destekleriyle yürütülen Kırsal Kalkınma Yatırımları Destekleme Programı çerçevesinde, hayvancılıktan su ürünlerine, tarımsal ürünlerin işlenmesinden bireysel sulamaya kadar geniş bir yelpazede yatırımlar hayata geçirildi. Kent genelinde yürütülen projelerle hem üretim kapasitesi hem de tarımsal çeşitlilik artarken, kadın ve genç üreticilerin kırsal kalkınma süreçlerine aktif katılımı da güçlendirildi. 2024’te 24 proje tamamlanırken, 2025 yılında proje sayısının iki katına çıkarılmasıyla Tunceli tarımında yeni bir büyüme döneminin başlaması hedefleniyor. 2024 yılında yapılan yatırımların ayrıntılarını paylaşan Tunceli Tarım ve Orman İl Müdürü Yavuz Suat Pala, "Tarım İl Müdürlüğü olarak kırsalda üretime destek olan tüm üreticilerimizi, kadınlarımızı, gençlerimizi desteklemek için Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Kırsal Kalkınma Yatırımları Destekleme Programları kapsamında projelerimizi yürütüyoruz. Bu kapsamda 2024 yılında toplam 24 projemizi tamamladık, bu projelerin toplam proje tutarı 57 milyon TL; bunun 28,5 milyon TL’si hibe olarak üreticilerimizin hesaplarına yattı. Bu projelerin 5’i ekonomik yatırımlardır. 490 ton kapasiteli su ürünleri tesisi, ikincisi tarımsal ürünlerin işlenmesi, paketlenmesi, depolanması (Merkez OSB’de yaptığımız) Çemişgezek’te Tohum Eleme Tesisi Modernizasyonu, Pertek’te 370 baş küçükbaş ağılı ve 560 baş büyükbaş ağılı hayata geçirildi. 2024 yatırımlarının 13 tanesi altyapı yatırımlarımız ve kalan 6 projemiz bireysel sulama yatırımları olarak hayata geçirildi" şeklinde konuştu. "2024 yılında 24 olan projeleri 2025 yılında 48’e yükselttik" Hayata geçirilen projelerin 2025 yılında 2 katına çıkarıldığını belirten Müdür Pala, "2025 yılına bakacak olursak; 2024 yılında 24 olan projeleri 2025 yılında 48’e yükselttik. Toplam proje tutarımız ise 273,5 milyon TL. Bunun 136,7 milyon TL’lik kısmı hibe olarak üreticilerimizin hesaplarına yattı. Tarım ve Orman Bakanlığı olarak üreticilerimizi yüzde 50 oranında destekledik. Bu projeleri 3 ana başlıkta sınıflandırabiliriz. 14 projemiz ekonomik yatırım olarak hayata geçirildi. 2 tanesi Mazgirt’te, 2 tanesi Ovacık’ta, 2 tanesi Pertek’te ve 1 tanesi Çemişgezek’te olmak üzere 7 tane büyükbaş hayvan ağılı hayata geçirildi. Aynı zamanda 2 tanesi Çemişgezek’te, bir tane merkezde ve bir tane de Pertek’te olmak üzere 4 tane su ürünleri tesisi hayata geçirildi. Biri Mazgirt’te, diğeri Çemişgezek’te olmak üzere 2 tane küçükbaş hayvan ağılı hayata geçirildi. Mazgirt’te su ürünleri teknoloji yenileme projesini de 2025 yılında hayata geçirdik. Toplam 26 projemiz altyapı yatırımları, 8 projemizi de bireysel sulama yatırımları olarak hayata geçirdik. Bu bireysel sulama yatırımlarından 5 tanesi Pertek’te 2 tanesi Mazgirt’te ve bir tanesi Ovacık’ta hayata geçirildi. Bireysel sulamayı desteklerken toplam 279 dekarlık alanı modern bir sulama sistemine kavuşturduk. Bu projelerimizle su tasarrufu sağlarken sulamada verimliliği hedefledik" dedi.
09 Kasım 2025 Pazar - 10:02
Zeytin hasadıyla tatil buluştu: Ayvalık ara tatilin gözdesi oldu
Öğrencilerin ara tatile girmesiyle birlikte son dönemin popüler destinasyonu Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde yoğunluk yaşanıyor.
09 Kasım 2025 Pazar - 09:38
Adana’da cam temizliğine yeni soluk: Dronlar camcı oldu
Dronlar hayatımızın her alanına girerken Adana’da yüksek katlı binaların dış cepheleri, güvenlik ve hız açısından artık dron ile temizlenmeye başlandı.
09 Kasım 2025 Pazar - 09:02
Sedir mantarının geleceği için uyarı: "Her mantar toplanmaz"
Adana’nın Feke ilçesinde orman köylülerinin ek gelir kaynağı olan sedir mantarında toplanma dönemiyle birlikte uyarılar da arttı. Köylüler, hem mantarın geleceğinin tehlikeye girdiğini hem de ormanda zehirli mantarların bulunduğunu belirterek toplama sırasında dikkatli olunması çağrısı yaptı. Feke ilçesinde Mansurlu sedir ormanlarının ardından Konakkuran Mahallesi’nde de mantar hasat şenliği yapıldı. Kilosu 500 TL’ye köylüden alınan sedir mantarı bölge için önemli bir gelir kaynağı olurken yöre sakinleri, yanlış toplama yönteminin mantarın yok olmasına neden olduğunu söyledi. Bilinçsiz toplama yüzünden bazı alanlarda sedir mantarının artık çıkmadığına da dikkat çekildi. Feke Belediye Başkanı Cömert Özen, sedir mantarının bölge halkı için önemli bir gelir kaynağı olduğunu hatırlatarak, "Seneye yeniden bölgede mantarın çıkabilmesi için doğru hasat edilmesi gerekiyor. Her türün bir ömrü olduğu gibi mantarın da korunması şart. Bilinçsiz toplama, mantarın geleceğini tehdit ediyor. Vatandaşlarımızdan ricamız, her yeri kazmasınlar ve doğru şekilde toplasınlar" dedi. "Küçük mantarlar toplanmamalı" Konakkuran Mahalle Muhtarı Ferhat Baykul da zehirli mantar türleri olduğuna dikkat çekti. Baykul, "Bölgemizde hasat şenliği başladı ama herkes dikkatli olmalı. Küçük mantarlar toplanmamalı, kontrolsüz hasat yapılmamalı. Ayrıca zehirli mantarlar da var. Tanımadıkları mantarları kesinlikle toplamamalılar" dedi. Bölgede 20 yıldır mantar toplayan Menekşe Erkay ise yanlış toplamanın mantarın geleceğini tehdit ettiğini söyledi. Erkay, "Mantar bizim ek gelirimiz. Severek topluyoruz ama küçük mantar toplanmamalı. Yanlış toplayanlar yüzünden mantar azaldı. Eskiden torba torba toplardık, şimdi bir poşet bile zor doluyor. Biz mantarı aldıktan sonra yerini kapatırız, küçük mantarı ellemeyiz. Böyle olunca seneye yine çıkar, herkese yeter" diye konuştu. Yanlış hasadın yanı sıra yağış eksikliğinin de üretimi etkilediğine değinen AK Parti Feke İlçe Başkanı Vahit Todil, "1997’den beri sedir mantarının ihracatını yapıyoruz. Feke’mizin beyaz altını bölge ekonomisine ciddi katkı sunuyor. Ama bu sene yağmur az, mantar da az. Köylülerimiz zor şartlarda topluyor. Yağmur duasına bile çıkmayı planlıyoruz" ifadelerini kullandı. Kozan Ticaret Odası Başkanı Mustafa Kandemir ise AK Parti Milletvekili Tamer Dağlı’nın sedir ormanlarının kesim planına alınmasını engelleyerek mantarın geleceğini koruduğunu hatırlattı.
08 Kasım 2025 Cumartesi - 18:47
Ülker Oneo mobil içerik stüdyosunun kapılarını açtı: Oneo Ferah Stüdyo
Sakız sektörünün güçlü oyuncularından Oneo, içerik üreticilerine özel ferah ve yenilikçi buluşma noktası Oneo Ferah Stüdyo’yu hayata geçirdi. 8-9 Kasım tarihlerinde Emaar AVM’de ilk kez içerik üreticileriyle buluşacak stüdyo, üniversiteler başta olmak üzere farklı lokasyonlarda ilham vermeye devam edecek. İçerik üretmek isteyenlerin ağırlandığı mobil içerik stüdyosunda en beğenilen videoların sahipleri, markanın sosyal medyadaki yeni yüzlerinden biri olma şansını yakalayacak.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder