Son Dakika
|
Baba ve oğlunu öldüren kanser hastası yaşlı adam tahliye edildi
Ankara’da yaşlı adamı ağır yaralayıp parasını gasp eden saldırgan tutuklandı
Bakan Gürlek'ten flaş açıklamalar: ''İBB Davasında ifadesini geri çeken kimse yok''
Önünü kestiği yaşlı adamın parasını çalıp öldüresiye darp etti
Kübra Yapıcı cinayetinde yeni gelişme!
Hollanda’da bir kabin memuru hantavirüs şüphesiyle karantinaya alındı
Bingöl’de kayıp emekli öğretmen derede ölü bulundu
Endonezya’da yolcu otobüsü ile akaryakıt tankeri çarpıştı: 16 ölü, 4 yaralı
Cinayete kurban giden Kübra Yapıcı’nın ailesi: "10 kez müebbet alsınlar"
Kübra Yapıcı cinayetinde kan donduran detaylar
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Yol ortasındaki hindi kavgası trafiği durdurdu
İngiltere: "3 Britanyalı, hantavirüse yakalandı"
Trendyol Süper Lig’de 33. hafta heyecanı
Kağıthane’de metrobüs yangını!
Çöp evde bitkin halde bulunan adamın yeni hali şaşırttı
İran: "ABD’nin teklifini değerlendirmeyi sürdürüyoruz"
7 Haziran'da 6 sandık: AK Parti'nin adayları belli oldu
EKONOMİ
Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, Yalova’da sektör temsilcileriyle buluştu: "Tarımsal kayıplar geri alınacak"
08 Mayıs 2026 Cuma - 12:21:43
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "2025 yılının hem kurallık hem zirai don açısından bütün kategorilerde, bütün başlıklarda tarımsal üretimimizi etkilediği bir gerçek. Ancak 2025 yılında bizlerin yüzleştiği ve karşılaştığı ancak gıda arz güvenliği açısından sorun teşkil etmeyen bu husus, 2026 yılında inşallah bütün kayıplarımızı geri almak şeklinde zuhur edecektir" dedi. Bir dizi programa katılmak için Yalova’ya gelen Bakan Yumaklı, ilk olarak Yalova Valiliği’ni ziyaret etti. Burada Vali Ahmet Hamdi Usta ve il protokolü tarafından karşılanan Yumaklı, ardından anı defterini imzaladı. Bakan Yumaklı, ardından Yalova Ticaret ve Sanayi Odası’nda gerçekleştirilen sektör buluşmasına katıldı. Burada konuşan Yumaklı, sektör temsilcilerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamını iletti. Sektörü tüm yönleriyle değerlendirmeye büyük önem verdiklerini belirten Yumaklı, "Tarım ve orman sektörüyle alakalı buna bir de elbette suyu ayrıca ilave etmemiz gerekir. Bütün dünyada stratejik önem kavramının ifade edildiği bir değerler bütünü olduğunu ifade etmek istiyoruz. Artık gıda arz güvenliği, su, yeşil vatan, bunlar bir ülkenin stratejik önceliklerin arasına diğer önemli hususlarla birlikte girmiş durumda. Dolayısıyla hem iklim krizi hem de küresel konjonktür sektörümüzü bu anlamda etkileyen kritik riskler arasına girmiş durumda" diye konuştu. "Aynı ciddiyette aynı kararlılıkla devam edeceğiz" Yumaklı, Türkiye’de, gıda arz güvenliğini sağlamaları gereken 86 milyon vatandaşın bulunduğunu belirterek şöyle konuştu: "Gıda arz güvenliği derken neyi diyoruz? Basitçe, ihtiyacımız olan gıdamızı, soframıza gelecek olan ürününü elde etmekle alakalı hiçbir sorunun yaşanmaması. Temel olarak bu. Sadece bizim kendi vatandaşlarımızın değil, aynı zamanda ülkemize gelen, başta turistler olmak üzere transit olanlar da dahil, kimler varsa ülkemizde konaklayanların da ihtiyacını karşılamak bu manada önemli. Dolayısıyla bunları her geçen gün, biraz önce söylemiş olduğum iklim değişikliği başta olmak üzere tüm konjonktürel etkiler ve kritik risklerle beraber yönetmek durumundayız. Biz bu manada suyu merkeze alan tarımsal üretim planlamasını hayata geçirdik, 2024 yılının son çeyreğinde. Hamdolsun hem üreticilerimizin bunu çok ciddi bir şekilde sahiplenmesi hem de bizim metodolojilerimizin bu manada uygulamış olduğumuz programın çalışıyor olması, yönlendirici etkilerini görmemiz, birinci senenin sonunda bizlere büyük ümit vermiş durumda. Aynı ciddiyette aynı kararlılıkla devam edeceğiz inşallah. Yeni destekleme modelimiz uygulanan tarımsal krediler, uluslararası fonlar bunların hepsinin tamamını tarımsal üretim planlamasıyla entegre etmiş vaziyetteyiz. Üretim sezonu başında açıklanan ve 3 yıllığına açıklanan destek modeli de bu manada öngörü açısından çiftçilerimize, üreticilerimize bir avantaj sağlamış durumda." "Tarımsal kayıplar geri alınacak" Hayvansal üretimle alakalı 2024 yılının başında bir yol haritası açıkladıklarını hatırlatan Bakan Yumaklı, "Bu yol haritasını herhangi bir şekilde bir ara ermeden ya da esnemeden aynı şekilde devam ediyoruz. Bunun da pozitif etkilerini görmüş durumdayız. İnşallah hem hayvansal üretimle ilgili üretim planlamasını, hem de bitkisel üretimle ilgili, su ürünleriyle ilgili üretim planlamasını kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz. 2025 yılının hem kurallık açısından hem zirai don açısından bütün kategorilerde, bütün başlıklarda tarımsal üretimimizi etkilediği bir gerçek. Ancak 2025 yılında bizlerin yüzleştiği ve karşılaştığı ancak gıda arz güvenliği açısından sorun teşkil etmeyen bu husus, 2026 yılında inşallah bütün kayıplarımızı geri almak şeklinde zuhur edecektir. Bunun da buradan müjdesini öğrenmiş olalım" diye konuştu. Yumaklı, bakanlık olarak Yalova’nın tarım, orman ve su potansiyeli bildiklerini dile getirerek sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu şirin, sıcak ve samimi il, hem hakikaten merkezi bir noktada olması, Türkiye’nin en çok tarımsal üretimi tüketen, yaklaşık yüzde 25 civarında üretilen bütün tarımsal ürünlerin tüketildiği İstanbul’a yakın olması, diğer geçiş noktalarında bir bağlantı noktası olmasına sebebiyle son derece önemli. Dolayısıyla bizim her başlıkta desteklerimiz bu ilimize devam edecek. Aronya, kestane balı, kivi, süs bitkileri. Süs bitkilerini bütün Türkiye’ye öğreten Yalova var. Dolayısıyla bu konularda da ve daha potansiyel olan diğer konularda da Kırsal Kalkınma Destekleri başta olmak üzere bu ürünlerin modern şartlarda üretilmesi, pazarlanması ve marka haline gelmesi için yine çalışmaya hep birlikte sektörümüzle devam edeceğiz. Bu desteklerin tamamı, bahsetmiş olduğum programların tamamı, Yalova’daki tarımsal üretimi güçlendirme, tarımsal sanayiye çok hızlı bir şekilde geçişin sağlanmasını elde etmek amacını taşıyor, bunu ifade etmek istiyorum. Tabii bu işin bir de istihdam yönü var. Hakikaten dediğim gibi son dönemde, özellikle tarımsal istihdamla ilgili bütün ülkelerin endişe duyduğu, çözümler geliştirmeye çalıştığı bir dönemde hem üretici gelirlerinin belli bir seviyenin üzerinde olması, hem üretimin garanti edilmesi, kaliteli ve verimli bir üretimin yapılması bu manada önemli. TKDK İPAK destekleri var. Biliyorsunuz Avrupa Birliği ile ortaklaşa takip ettiğimiz bir program. Mart ayında kamuoyuyla 2026 yılı takvimini paylaşmıştık. Geçen ay da Kırsal Kalkınma Yatırımları Programı’nın proje başvuru sürecini başlattık. Biraz önce söylemiş olduğum şeylerin tamamını hayata geçirmek adına bakanlığımız belli takvimde, belli programları yayınlıyor. Dolayısıyla bu desteklerin de, hibe destekleri başta olmak üzere Yalova’nın üretimine çok önemli katkıda bulunacağını ifade etmek istiyorum." Bakan Yumaklı, genç ve kadın gelişimcilere pozitif ayrımcılık yapmaya devam edeceklerini 2026’daki Kırsal Kalkınma Desteklerinin minimum yüzde 20’sini kadın ve genç girişimcilere ayırdıklarını söyledi. Yumaklı, Yalova’nın konumunun Yalova’ya pazar anlamında da büyük bir kolaylık sağladığını anlattı. Armutlu Kaledere Göleti çalışmalarının devam ettiğini, Armutlu Yumurdere ve Çınarcık Ortaburun sulaması ikmal işinin de tamamlandığını söyledi. Programları AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Yalova Milletvekili Ahmet Büyükgümüş, AK Parti Yalova Milletvekili Meliha Akyol da takip etti.
08 Mayıs 2026 Cuma - 11:42
Edirne’de kanola tarlaları sarıya büründü
Edirne’de bahar aylarıyla birlikte çiçek açan kanola, tarlaları sarıya çevirirken üreticiler için de yeni sezonun habercisi oldu. Kent genelinde geniş alanlarda yetiştirilen kanola, yağ üretiminde kullanılması nedeniyle çiftçiler için önemli bir gelir kaynağı olarak öne çıkıyor. Verimden umutlu olan üreticiler, hasat dönemine hazırlanıyor. Sarıya dönen tarlalar hem tarımsal üretime katkı sağlıyor hem de bölgeye gelen vatandaşların ilgisini çekiyor. Çiftçiler, bu yıl ciddi bir şekilde kanola tarlalarında artış olduğunu belirtti.
08 Mayıs 2026 Cuma - 11:29
TOBB Bursa KGK Ve TSKF’den kadın girişimcilere finansal rehberlik
Türkiye Soroptimist Kulüpleri Federasyonu (TSKF) Kadının Ekonomik Güçlenmesi Çalışma Grubu koordinatörlüğünde; Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Bursa Kadın Girişimciler Kurulu iş birliği ve Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) ev sahipliğinde düzenlenen "Kadın Girişimciler İçin Vergisel Riskler ve Fırsatlar" semineri, iş dünyasının kadın temsilcilerini bir araya getirdi. Moderatörlüğünü TSKF Kadının Ekonomik Güçlenmesi Çalışma Grubu Koordinatörü Nurdan Koçlular’ın üstlendiği etkinlikte; vergi mevzuatı, mali yükümlülükler, teşvik mekanizmaları ve sürdürülebilir finansal yönetim başlıkları altında, kadın girişimcilerin iş yaşamında karşılaşabilecekleri riskler ve büyüme fırsatları kapsamlı şekilde ele alındı. "Girişimci kadınlar toplumsal dönüşüme öncülük ediyor" Seminerin açılışında konuşan Türkiye Soroptimist Kulüpleri Federasyonu Başkan Vekili Filiz Yayla, federasyonun kadınlar ve genç kızlar için eğitimden sağlığa kadar 5 ana odakta çalıştığını belirtti. Kadın girişimciliğinin ekonomik kalkınmanın en stratejik unsurlarından biri olduğunu vurgulayan Yayla, "Kadın girişimcilerimiz yalnızca kendi işlerini büyütmekle kalmıyor, aynı zamanda istihdam oluşturuyor, toplumsal dönüşüme öncülük ediyor ve gelecek nesillere ilham veriyor" dedi. Vergisel süreçlerin girişimcilik yolculuğundaki önemine dikkat çeken Yayla, "Vergi mevzuatı doğru yönetildiğinde işletmeler için önemli bir fırsat sunarken, ihmal edildiğinde ciddi riskler doğurabiliyor. Bugün burada kadın girişimcilerimizin bu süreçleri daha bilinçli yönetmelerine destek olmak için bir aradayız. Bu seminerin, kadınlarımızın iş hayatında daha sağlam adımlar atmasına ve yollarının aydınlanmasına katkı sağlamasını diliyor, Bursa Soroptimist Kulübü ve Uludağ Soroptimist Kulübü`nün kıymetli üyeleri başta olmak üzere, tüm katılımcılarımıza teşekkür ederim" diye konuştu. "Kadınlarımızın iş dünyasında daha güçlü yer almasını önemsiyoruz" TOBB Bursa Kadın Girişimciler Kurulu İcra Komitesi Başkanı Sabriye Şen ise konuşmasında, mali süreçlerin etkin yönetimine dikkat çekti. Girişimciliğin artık yalnızca üretmek ya da satış yapmakla sınırlı olmadığını belirten Şen, "Günümüzde girişimcilik; değişen ekonomik şartları doğru okumayı, mali süreçleri etkin yönetmeyi ve sürdürülebilir bir iş yapısı oluşturmayı da gerektiriyor. Özellikle vergi mevzuatı gibi teknik alanlarda doğru bilgiye sahip olmak, işletmelerimizin büyümesi, risklerin azaltılması ve fırsatların doğru değerlendirilmesi açısından büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. Kadın girişimciliğinin ekonomik kalkınmadaki önemine dikkat çeken Şen, "Bizler TOBB Bursa Kadın Girişimciler Kurulu olarak kadınlarımızın iş dünyasında daha güçlü yer almasını destekleyen, bilgiye erişimini artıran ve girişimcilik ekosistemine katkı sağlayan her çalışmayı çok kıymetli buluyoruz. Kadın girişimcilerimizin üretimde, ihracatta, karar alma mekanizmalarında ve toplumsal dönüşümde daha görünür olması gerektiğine inanıyor ve çalışmalarımızı bu yönde sürdürüyoruz" diye konuştu. "Destek ve teşviklerle finansal fotoğrafınızı güçlendirin" Seminerde konuşan Mali Müşavir, Bağımsız Denetçi ve Bilirkişi Seval Karakoç, kadın girişimcilerin finansal süreçleri günlük operasyonların ötesinde stratejik bakış açısıyla yönetmesi gerektiğini belirtti. Şirket kuruluşunun ilk günlerinden itibaren mali disiplinin önemine dikkat çeken Karakoç, "Şirketinize bir finansal lider gibi bakın. Genç girişimci teşviklerinden evde üretim vergisi muafiyetine, desteklerden SGK prim avantajlarına kadar pek çok imkân mevcut. Özellikle kadın ortaklı şirketler için sunulan özel indirimler, girişimcilerimiz için birer kaldıraç görevi görüyor. Şirketinizin her ay düzenli olarak finansal fotoğrafını çekmek, bu fırsatları kaçırmamanızı sağlar" dedi. Karakoç ayrıca, KDV, stopaj, huzur hakkı ve kâr payı dağıtımı gibi teknik konularda da katılımcıları bilgilendirdi. Mevzuata uyum, işletmeleri koruyan en güçlü kalkan Vergi Avukatı ve Eski Vergi Müfettişi Şebnem Becce Özdemir ise Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın dijital dönüşüm süreciyle birlikte devreye aldığı yapay zeka destekli yeni nesil denetim sistemlerine dikkat çekti. Kurgan, Meva ve Beyanname Gözetimi gibi sistemlerin harcamaları, banka hareketlerini ve mal varlığı verilerini saniyeler içinde analiz edebildiğini vurgulayan Özdemir, "Yüksek Gelir Grubu Uyum Programı ile beyan edilen gelir ile yaşam standardı arasındaki uyumsuzluklar artık anında tespit ediliyor. Mevzuata uyum, işletmeyi koruyan en güçlü kalkandır. Bu nedenle vergi idaresinden gelen bildirimleri zaman kaybetmeden değerlendirmek ve süreci şeffaf yönetmek hem mali yükleri hem de telafisi güç hukuki riskleri önemli ölçüde azaltacaktır" uyarısında bulundu. Özdemir, kadın girişimcilere hukuki süreçlerde hak arama yollarını da anlattı. Kadın girişimcilerin yoğun ilgi gösterdiği program, soru-cevap bölümünün ardından toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
08 Mayıs 2026 Cuma - 11:23
’’Tüketim tarihi konusunda doğru bilgi, ekonomik kayıpları önleyecektir’’
Gıda Perakendecileri Derneği (GPD), gıda ürünlerinde tüketim tarihi uygulamalarına ilişkin açıklamada bulundu. Dernek, gıda ürünlerinde yer alan ‘Son Tüketim Tarihi’ (STT) ile ‘Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi’ (TETT) farklı anlamlar taşıdığının altını çizdi. Gıda Perakendecileri Derneği (GPD), tüketim tarihi konusunda doğru bilginin önemine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: ’’Gıda Perakendecileri Derneği (GPD) olarak, gıda ürünlerinde tüketim tarihi uygulamalarına ilişkin son dönemde gündeme gelen değerlendirmeler kapsamında; gıda güvenliği, tüketici bilgilendirmesi ve ekonomik etkiler açısından bazı hususlara ilişkin görüşlerimizi kamuoyuyla paylaşmanın önemli olduğunu değerlendiriyoruz. Gıda ürünlerinde yer alan "Son Tüketim Tarihi" (STT) ile "Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi" (TETT) farklı anlamlar taşımaktadır. Son Tüketim Tarihi, özellikle hızlı bozulabilen ve insan sağlığı açısından risk oluşturabilecek ürünlerde güvenlik kriterini ifade eder. Bu tarihin geçmiş olduğu ürünler tüketilmemeli ve satışa sunulmamalıdır. Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi ise uygun saklama koşullarında ürünün kalite özelliklerinin en iyi şekilde korunduğu süreyi ifade etmektedir. Tavsiye edilen tüketim tarihi geçen ürünlerin ambalaj bütünlüğünün, tadının, kokusunun ve görünüşünün tüketime uygun bulunması durumunda ürünlerin tüketimi mümkün olabilmektedir. Bu tarih, gıdanın güvenliğine değil, ideal kalite seviyesine işaret etmektedir. Dolayısıyla bu tarihin geçmesi, her ürün için gıdanın güvensiz ya da bozuk olduğu anlamına gelmemektedir. Ancak ürünün niteliğine göre saklama koşulları, ambalaj bütünlüğü ve ilgili mevzuat hükümleri her zaman belirleyicidir. Uluslararası düzeyde de Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi (TETT) geçmiş ancak uygun saklama koşulları korunmuş ve güvenlik kriterlerini karşılayan ürünlerin değerlendirilmesi gıda israfını azaltmaya yönelik sürdürülebilirlik yaklaşımının bir parçası olarak ele alınmaktadır Ülkemizde de gıda kaybının azaltılması sürdürülebilirlik açısından önemli bir gündem maddesidir. FAO verilerine göre, Türkiye’de tarladan sofraya gıda kaybı her yıl yaklaşık 20 milyon tona ulaşmaktadır. Bu kayıpların azaltılması; doğal kaynakların korunması, sürdürülebilir üretim, gıda sistemlerinin verimliliği ve gıda fiyatlarında enflasyonla mücadele açısından önem taşımaktadır. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla, STT ve TETT arasındaki farkın daha anlaşılır şekilde anlatılmasının hem tüketici farkındalığına hem de gıda israfının azaltılmasına katkı sağlayacağına inanıyoruz. Sektör olarak en temel önceliğimiz tüketici sağlığı ve gıda güvenliğidir. Yürürlükteki mevzuata ve bilimsel kriterlere tam uyum içinde; gıda güvenliği, şeffaflık, tüketici güveni ve sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda çalışmaya devam edeceğiz.’’
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 11:18
Soma’nın geleceği masaya yatırıldı
2
07 Mayıs 2026 Perşembe- 15:25
Bakan Işıkhan: "SGK’ya olan borçlarda mevcutta 36 ay olan tecil-taksitlendirme süresini 72 aya çıkarıyoruz"
3
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 13:50
Kastamonu’da Kurban Bayramı hareketliliği: 850 kilogramlık tosun 340 bin liraya alıcı buldu
4
07 Mayıs 2026 Perşembe- 16:15
Hakan Bucak Gayrimenkul ‘Marinada Residence’ projesini tanıttı
5
07 Mayıs 2026 Perşembe- 12:05
Çavdarhisar’da yol kontrol faaliyetleri
08 Kasım 2025 Cumartesi - 18:47
Ülker Oneo mobil içerik stüdyosunun kapılarını açtı: Oneo Ferah Stüdyo
Sakız sektörünün güçlü oyuncularından Oneo, içerik üreticilerine özel ferah ve yenilikçi buluşma noktası Oneo Ferah Stüdyo’yu hayata geçirdi. 8-9 Kasım tarihlerinde Emaar AVM’de ilk kez içerik üreticileriyle buluşacak stüdyo, üniversiteler başta olmak üzere farklı lokasyonlarda ilham vermeye devam edecek. İçerik üretmek isteyenlerin ağırlandığı mobil içerik stüdyosunda en beğenilen videoların sahipleri, markanın sosyal medyadaki yeni yüzlerinden biri olma şansını yakalayacak.
08 Kasım 2025 Cumartesi - 16:16
SANTEK heyetinden Yalova OSB’de inceleme
Yalova Sanayi ve Teknoloji İşbirliği Kurulu (SANTEK) heyeti, Yalova Makine İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde saha ziyareti gerçekleştirdi. Ziyarette heyet, öncelikli olarak OSB katılımcılarından Yaşalar Çelik İşleme ve Otomotiv San. ve Tic. Ltd. Şti. üretim tesislerini gezerek üretim süreçleri hakkında yerinde incelemelerde bulundu. Yalova OSB yönetimi tarafından gerçekleştirilen sunumla bölgenin mevcut durumu, yatırımcı profili ve yürütülen projeler hakkında SANTEK heyeti ile bilgi paylaşımında bulunulurken ayrıca sanayi ve teknoloji alanındaki iş birliği fırsatları üzerine değerlendirmelerde yapıldı. Üniversite sanayi işbirliğinin güçlendirilmesi, sanayi odaklı tez çalışmalarının artırılması, üniversite öğrencilerinin sanayi kuruluşlarında staj ve dönemsel çalışma eşleştirme çalışmalarının artırılarak devam ettirilmesi ve öğrencilerin yenilikçi projelerinin sanayicilerce desteklenmesi gibi önemli konularda istişarelerde bulunuldu. Görüşmeler neticesinde Yalova OSB’nin sanayi ekosisteminde yürüttüğü çalışmaların yerinde incelenmesi ve kurumlar arası iş birliğinin güçlendirilmesi açısından önemli bir fırsat oluşturuldu. Saha gezisi ve gerçekleştirilen sunumlar çerçevesinde, bölgenin gelişim süreci ile sanayi ve teknoloji alanındaki potansiyel iş birliği alanları değerlendirildi.
08 Kasım 2025 Cumartesi - 15:01
HAK-İŞ Başkanı Arslan: "Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısı değişmedikçe işçi kesiminin katılmaması kararını destekliyoruz"
Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan, Asgari Ücret Tespit Komisyonuna ilişkin, ""Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısı değişmedikçe işçi kesiminin katılmaması yönündeki kararı destekliyoruz" dedi. HAK-İŞ’e konfederasyonuna bağlı Öz Sağlık-İş Sendikası, 4’üncü Olağan Genel Kurulu’nu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan ve sendika üyelerinin katılımıyla gerçekleştirdi. Olağan Genel Kurula Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yazılı bir mesaj gönderdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, mesajında şu ifadelere yer verdi: "Öz sağlık-iş sendikası 4’üncü Olağan Genel Kurulu’na davetiniz için teşekkür ediyorum. Sağlık çalışanlarımız ülkemizin büyümesi ve güçlenmesinde de hep önde yer almışlardır. Bizler, sağlık çalışanlarının malı ve özlük haklarının iyileştirilmesi amacıyla çok sayıda adım attık. İstihdam politikalarımıza hız ve etkinlik kazandırdık. Çalışma hayatının tüm aktörlerini kapsayan geniş çaplı reformlar yaptık. Emekçilerimizin hak ve hukukunun korunmasına ilişkin hassasiyetimizi yalnızca sözlerimizle değil, çalışmalarımızla da açıkça ortaya koyduk. Öz sağlık-İş sendikası 4’üncü Olağan Genel Kurulu vesile ile tüm üyelerinize ve genel kurula katılanlara selam ve muhabbetlerimi iletiyorum." Programda bir konuşma gerçekleştiren HAK-İŞ Genel Başkanı Arslan, HAK-İŞ Konfederasyonu’nun kuruluşunun 50’inci yılı dolayısıyla birçok etkinlik düzenlediklerini ve 50’inci yıla özel bu etkinlikleri düzenlemeye devam edeceklerini belirtti. Konfederasyonu’nun üye sayısının yeterli olmadığını söyleyen Arslan, bu yönde çalışmalar yaptıklarını ifade ederek, Türkiye’de 17 milyon kayıtlı işçi var olduğunu ve onları sendikalaştırmanı ve haklarını savunmanın kendilerine görev edindiklerini sözlerine ekledi. "Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısı değişmedikçe işçi kesiminin katılmaması yönündeki kararı destekliyoruz" Asgari Ücret Tespit Komisyonu’na ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Arslan, komisyon yapısının değiştirilmesi gerektiğini ve daha çoğulcu ve demokratik olması gerektiğini dile getirdi. HAK-İŞ’in asgari ücret tespit komisyonuna katılmama kararı hakkında açıklamalarda bulunan Arslan, "Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısı değişmedikçe işçi kesiminin katılmaması yönündeki kararı destekliyoruz. Biz asgari ücret tespit komisyonunun yapısına 50 yıldır itiraz ediyoruz. Aralık ayında komisyon toplanacak. Ülkem adına endişe duyuyorum. Kanun değişmezse Aralık ayında oturup asgari ücreti belirleyecekler. Asgari ücretin çıkması uzlaşma değil, çoğunluk kararıdır. Milyonlarca çalışanın ücretinin belirlenmesini TİSK’e mi bırakacağız?" açıklamasında bulundu. "Asgari ücreti ortalama ücret haline getiren düzene karşıyız" Öz Sağlık-İŞ Sendikası Genel Başkanı Devlet Sert ise, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun Aralık ayında çalışmalarına başlayacağını hatırlatarak, "Ortalama ücret haline gelen ve işçiyi ücretiyle köleleştiren böyle bir düzene karşıyız. Konfederasyon Genel Başkanımız Sayın Mahmut Arslan’ın da açıkladığı gibi, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısı değişmedikçe işçi kesiminin katılmaması yönündeki karar çok doğrudur. Biz de destekliyoruz. Komisyonun, asgari ücretliyi temsil etmeyen yapısına itiraz ediyoruz. Dünyada bunun pek çok modeli var. Ülkemizin ekonomik ve sosyal yapısına uygun modeller var. Konfederasyonumuz HAK-İŞ’in de böyle bir çalışması var. Kurulun yapısı değişmeli; asgari ücret, tüm kesimlerin katılım sağladığı, bilimsel temeli olan, sivil toplumun katkı sunacağı bir modelle belirlenmeli" ifadelerine yer verdi. Toplantıya, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkan Yardımcısı İlhami Giray Şahin, HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, Çalışma Genel Müdürü Mehmet Baş, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Türkiye Direktörü Yasser Ahmed Hassan, Öz Sağlık-İş Sendikası Genel Başkanı Devlet Sert, siyasi parti temsilciler, bazı sendikaların yöneticileri ve delegeler katıldı.
08 Kasım 2025 Cumartesi - 15:00
Öz İplik-İş Sendikası eylemlerine Karesi Tekstil’den engelleme
Öz İplik-İş Sendikası anayasal haklarını kullanmak için yaptıkları eyleme Karesi Tekstil firması engelleme politikaları yürüttü. Bursa’da 5 bin 400 işçinin çalıştığı Karesi Tekstil’de çalışan işçiler, bir süre önce anayasal haklarını kullanarak Öz İplik İş Sendikası’na üye olmaya başladı. Üyeliklerin artmasıyla birlikte örgütlenme süreci belirli bir aşamaya gelmiş; ancak bu durum işveren ve işveren vekillerinin baskı ve engelleme girişimleriyle karşılandı. Oysa işçiler, Anayasa’nın 51. maddesini uyguladıklarını belirtti. Buna göre işçilerin sendikaya üye olma ve örgütlenme özgürlüğünü kullanmak istediklerini açıkladı. İşçilere yönelik baskı sistematik hale geldi İşçilerin telefonları ve e-devlet şifreleri zorla alınarak, baskı yoluyla üyelikleri iptal ettirildiği iddialar arasında yer alırken, işçiler arabulucuya zorla götürülerek işten çıkmaya mecbur bırakıldığı açıklandı. Maddi durumu zor olan işçilere ‘Tazminat verelim ama sendikadan vazgeç’ denilerek başka şirket üzerinden aynı yerde çalıştırılma dayatması yapıldığı belirtildi. Vinç üzerinde eylem yaptılar İşçiler, tüm bu engellemelere rağmen sendika temsilcileri mücadeleden vazgeçmemiş; işçilere seslenebilmek için vinç kullanarak çitlerin üzerinden konuşma yaptı. Tüm baskı ve engellemelere rağmen eylemlere devam edecekler Öz İplik-İş Sendikası işçileri tüm baskıların karşısında geri adım atmayacaklarını, bu mücadele yalnızca Karesi Tekstil işçilerinin değil, tüm işçilerin, tüm emekçilerin mücadelesi olduğunu belirtti. İşçiler, Karesi Tekstil önünde sendikal direnişlerine devam edeceklerini vurguladı.
08 Kasım 2025 Cumartesi - 13:30
Balıkesir’de makineli hasat zeytinde verimi artırıyor
Türkiye’nin önemli zeytin üretim merkezlerinden Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde zeytin hasadı başlarken, hasatta makine kullanımı da arttı. Makineler hasadı kolaylaştırırken, ağaçlara zarar vermediği için de verimi artırdığı kaydedildi. Burhaniye de zeytinliklerde hasat başlarken, pek çok üreticide hasatta makine kullanımına başladı. Makineler, hasatta büyük kolaylık sağlarken, genç dalları kırmadığı içinde verimin artmasına neden oluyor. Üretici Lütfü Mert de, Ziya Uysal, Gülten Semiz ve Birgül Güllü’den oluşan ekibi ile zeytin hasadı yapıyor. Eskiden sırıkla yapılan hasat, büyük oranda makineye dönerken, dalları kırmayan makinelerin gelecek yılın verimine de olumlu etki yaptığı kaydedildi. Makineleri daha çok erkekler kullanırken, kadınlarda makine kullanmaya başladı. Makine ile hasat yaptıklarını kaydeden Lütfü Mert, "Zeytincilikte hepten makine sistemine geçilmesini isterim. Biz bunlarla rahat ediyoruz. Bütün çiftçilerin makineli sisteme geçmesi lazım. Makineler ağaçlara da zarar vermiyor" dedi. Emekli Ziya Uysal da, "Genç yaşta emekli oldum. Şimdi zeytin hasadında çalışıyoruz. Makineleri kullanıyoruz. Makineler işimizi gayet kolaylaştırıyor. Daha güzel. Ağaçlara zarar vermiyor. Keşke makineler daha çok kullanılsa. Ağaçlara zarar vermediği içinde seneye daha iyi zeytin oluyor" dedi. Kadın işçi Birgül Güllü ise, "Biz normalde zeytinciyiz zaten. Çoktandır yapıyoruz bu işi. Bir iki senedir makineler çıktı. Şimdi makinelerle yapıyoruz bu işi. Güzel yani. Makineler çıktı, işimiz kolaylaştı" dedi.
08 Kasım 2025 Cumartesi - 13:24
Saatlerce kuyruk beklediler, kimi istediğini aldı kimi alamadı
Mersin’de bir iş yerinin açılışa özel yapılan indirimler nedeniyle trafiği bile sıkıştıran kuyruğa neden oldu. Bazı vatandaşlar istediğini aldı, bazıları ise eli boş döndü.
08 Kasım 2025 Cumartesi - 12:54
Bakan Işıkhan: "Kocaeli’ndeki parfüm fabrikasındaki yangına ilişkin başmüfettiş görevlendirildi"
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "Kocaeli’nin Dilovası ilçesindeki fabrikada meydana gelen yangın nedeniyle bakanlığımız başmüfettiş görevlendirmiştir" dedi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, HAK-İŞ Konfederasyonu’na bağlı Öz Sağlık-İş Sendikası’nın 4’üncü Olağan Genel Kurulu’na katıldı. Sözlerinin başında Kocaeli Dilovası’ndaki bir parfüm fabrikada meydana gelen yangın nedeniyle büyük üzüntü yaşadıklarını ifade eden Işıkhan, yangında hayatını kaybedenlere Allahtan rahmet, ailelerine de sabır diledi. Işıkhan şu ifadelere yer verdi: "Sözlerimin hemen başında, Kocaeli’nin Dilovası ilçesindeki fabrikada meydana gelen yangın nedeniyle büyük üzüntü yaşadığımızı ifade etmek isterim. Hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, kıymetli ailelerine sabır ve baş sağlığı diliyorum. Yaralı kardeşlerimize ve ailelerine geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Yaşanan elim olay nedeniyle bakanlığımız başmüfettiş görevlendirmiştir. Süreci yakından takip ediyoruz." Işıkhan, Öz Sağlık-İş Sendikası’nın, kurulduğu günden bu yana çalışma hayatında önemli bir yere sahip olduğunu ve sağlık ve sosyal hizmetler işkolunda sendikal örgütlenmenin güçlendirilmesi için büyük çaba gösterdiğini belirterek, şu ifadelere yer verdi: Bugün geldiğimiz noktada, Türkiye genelinde toplam; 2 milyon 429 bin 527 sendika üyesi işçi bulunmaktadır. Bu üyelerin yüzde 9,2’sini temsil eden Öz Sağlık-İş Sendikası, 2025 Temmuz ayı istatistik tebliğinde 224 bin 289 üyesi ile ülke genelinde en fazla üyeye sahip üçüncü sendika konumundadır. Sağlık ve sosyal hizmetler işkolunda ise; 788 bin 228 işçi çalışmakta olup, bunların 267 bin 262’si sendika üyesidir. Bu rakamlarla birlikte 2025 yılı itibarıyla bu işkolundaki sendikalaşma oranı yüzde 33,91 seviyesine ulaşmıştır. Ülke genelinde bu hizmet kolunda 55 bin 578 işyeri bulunmakta, bunların 4 bin 928’i sendikalıdır. Öz Sağlık-İş Sendikası, bu işkolunda yer alan sendikalı işçilerin yüzde 84’ünü temsil ederek, açık ara en fazla üyeye sahip sendika olma başarısını sürdürmektedir." Son dönemde, sosyal tarafların katılımıyla yapılan Üçlü Danışma Kurulları ve Çalışma Meclisi toplantılarında, sendikal örgütlenmenin yaygınlaştırılması, karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerilerinin detaylı şekilde ele alındığını kaydeden Işıkhan, Bu diyalogların, çalışma hayatının tüm paydaşları için daha sağlam ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etmeye imkân sağladığının altını çizdi. Işıkhan, teknolojinin sunduğu fırsatları sendikal işlemlerde en iyi şekilde değerlendirdiklerini belirterek, "Sendikal işlemlerin hızla ve şeffaf biçimde yürütülmesi için geliştirdiğimiz Sendika Bilgi Sistemi (SBS), dijital çağın gereklerine uygun, çağdaş bir platform olarak hizmete girmiştir. Sendikal örgütlenmenin temel unsurlarından biri olan; işkollarının kapsamı da uluslararası standartlara uyumlu şekilde güncellenmiştir. 2 Ağustos 2025 tarihinde yürürlüğe giren, İşkolları Yönetmeliği değişikliğiyle birlikte, Yönetmeliğin uluslararası normlarda yaşanan değişikliklere uyumlaştırılması sağlanmıştır. Sosyal adaletin güçlendirilmesi, gelir dağılımında eşitliğin artırılması ve istihdam kalitesinin yükseltilmesi hükümetimizin öncelikli hedefleri arasında yer almaktadır" ifadelerine yer verdi. Asgari ücrette ve gelir vergisi uygulamalarında yapılan iyileştirmelerle çalışanların refahını artırdıklarına dikkati çeken Işıkhan, kayıt dışı istihdamla mücadelede de teknolojik altyapıları güçlendirdiklerini söyledi. Işıkhan, mesleki eğitim ve kadın istihdamını destekleyen projelerle işgücü piyasasını daha kapsayıcı ve kaliteli hale getirmek için kararlılıkla çalıştıklarını söyleyerek, "Hep birlikte, çalışma hayatını daha adil, daha şeffaf ve daha kapsayıcı hale getirmek için el birliğiyle ilerliyoruz. Sizlerin bu mücadeledeki fedakarlıkları ve katkıları, ülkemizin güçlü ve huzurlu yarınlarına ulaşmasında büyük önem taşımaktadır" dedi. HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan sendika üyelerinin katılımıyla gerçekleşen toplantıda, Bakan Işıkhan’ın konuşmasının ardından toplu fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.
08 Kasım 2025 Cumartesi - 11:03
Alaplı’da üretilen pelet sobalar dünya pazarında
Zonguldak’ın Alaplı ilçesinde yaşayan demir doğrama ustası Ersin Ürkmez (46), geliştirdiği pelet sobalarıyla yurt içi ve yurt dışında büyük ilgi görüyor. Çalışmak için gittiği Rusya’da bir kafeteryada gördüğü pelet (sıkıştırılmış odun talaşı) sobasından esinlenen Ürkmez, Türkiye’ye döndükten sonra kendi tasarımını geliştirerek üretime başladı. Günde ortalama 5 soba üreten Ürkmez, ürünlerini 7 bin 500 liradan başlayan fiyatlarla satışa sunuyor. Ürkmez’in imalathanesinde üretilen sobalar, Türkiye’nin birçok iline gönderilirken Almanya’daki gurbetçilerden de yoğun talep görüyor. Peletli sobaların kömür sobalarına göre yakıt maliyetinde yüzde 50 tasarruf sağladığını belirten Ürkmez, "Pelet, sıkıştırılmış çam talaşından üretiliyor. Sabah doldurduğunuz pelet, akşama kadar yavaş yavaş yanıyor. Kömürün tonu 25 bin lira civarındayken, peletin tonu yaklaşık 12 bin lira. Yani yarı yarıya tasarruf sağlıyor. Ayrıca çevreci bir soba; karbon salınımı çok düşük, bacayı kirletmiyor, temizliği kolay" dedi. Peletli sobaların fiyatlarının model ve tasarıma göre değiştiğini belirten Ürkmez, "Ürünlerimiz 7 bin liradan başlayıp 20 bin liraya kadar çıkıyor. Elektronik aksamı bulunmayan, tamamen hava ile çalışan bir sistem. Zehirlenme riski yok. Konutlarda, bağ ve dağ evlerinde, kafeteryalarda sıkça tercih ediliyor. Türkiye’nin her yerine ve yurt dışına kargo ile gönderim yapıyoruz" ifadelerini kullandı. Ürkmez, peletli sobaların geleceğin ısıtma sistemi olacağını vurgulayarak, "Kömürlü sobaların yerini artık çevreci ve ekonomik peletli sobalar alıyor. Gurbetçilerimizden ve yerli müşterilerimizden büyük beğeni alıyoruz" diye konuştu.
08 Kasım 2025 Cumartesi - 11:02
Alaplı’da üretilen pelet sobalar dünya pazarında
Zonguldak’ın Alaplı ilçesinde yaşayan demir doğrama ustası Ersin Ürkmez (46), geliştirdiği pelet sobalarıyla yurt içi ve yurt dışında büyük ilgi görüyor. Çalışmak için gittiği Rusya’da bir kafeteryada gördüğü pelet (sıkıştırılmış odun talaşı) sobasından esinlenen Ürkmez, Türkiye’ye döndükten sonra kendi tasarımını geliştirerek üretime başladı. Günde ortalama 5 soba üreten Ürkmez, ürünlerini 7 bin 500 liradan başlayan fiyatlarla satışa sunuyor. Ürkmez’in imalathanesinde üretilen sobalar, Türkiye’nin birçok iline gönderilirken Almanya’daki gurbetçilerden de yoğun talep görüyor. Peletli sobaların kömür sobalarına göre yakıt maliyetinde yüzde 50 tasarruf sağladığını belirten Ürkmez, "Pelet, sıkıştırılmış çam talaşından üretiliyor. Sabah doldurduğunuz pelet, akşama kadar yavaş yavaş yanıyor. Kömürün tonu 25 bin lira civarındayken, peletin tonu yaklaşık 12 bin lira. Yani yarı yarıya tasarruf sağlıyor. Ayrıca çevreci bir soba; karbon salınımı çok düşük, bacayı kirletmiyor, temizliği kolay" dedi. Peletli sobaların fiyatlarının model ve tasarıma göre değiştiğini belirten Ürkmez, "Ürünlerimiz 7 bin liradan başlayıp 20 bin liraya kadar çıkıyor. Elektronik aksamı bulunmayan, tamamen hava ile çalışan bir sistem. Zehirlenme riski yok. Konutlarda, bağ ve dağ evlerinde, kafeteryalarda sıkça tercih ediliyor. Türkiye’nin her yerine ve yurt dışına kargo ile gönderim yapıyoruz" ifadelerini kullandı. Ürkmez, peletli sobaların geleceğin ısıtma sistemi olacağını vurgulayarak, "Kömürlü sobaların yerini artık çevreci ve ekonomik peletli sobalar alıyor. Gurbetçilerimizden ve yerli müşterilerimizden büyük beğeni alıyoruz" diye konuştu. (EY-OA-
08 Kasım 2025 Cumartesi - 10:30
Demirci’de safran çiçeği yetiştirildi
Ege’nin yüksek rakımlı ilçesi olan Manisa’nın Demirci ilçesinde bir çiftçi tarafından soğanından safran bitkisi yetiştirmeyi başardı. Çok eski çağlardan beri çiçek tepecikleri, baharat ve gıda boyası olarak kullanılan safran çiçeği Demirci’de ilk kez yetiştirildi. Coğrafi yapısı olarak yaylarında birçok endemik bitkinin yetiştirildiği Demirci’de Şerif Artuç Simav karayolu üzerinde bulunan tarlasına temin ettiği safranın soğanlarını dikti. Kasım ayı gibi çiçek vermeye başlayan safran çiçeğini hasadına başlayan Şerif Artuç ilk yıl tarlasından 150 grama yakın elde etti. Üretici Şerif Artuç yaptığı açıklamada "Demirci’de yetişmeyen bir bitki yetiştirmek için tarlama ektim. Bakımı zahmetli olan safran çiçeğini Eylül ayı gibi tarlamda küçük bir yerde deneme ekimi yaptım. Yetiştirme aşamasında sadece hayvan gübresi ve sulama yaptım. Kasım ayı başında da ara ara çiçek vermeye başladı. Şu ana kadar 150 grama yakın ürün elde ettim. Hedefim gelecek yıl 1 dönüm arazide safran bitkisi yetiştirecek ticaretini yapmayı hedefliyorum" dedi.
08 Kasım 2025 Cumartesi - 10:28
Zeytin hasadı başladı, Marmarabirlik’ten 70 bin tonluk alım ve 50 milyon dolarlık ihracat hedefi
Bursa ve ilçelerinde zeytin hasadı başladı. Çiftçiler sabahın ilk ışıklarıyla birlikte bahçelerin yolunu tutup sofraları süsleyen zeytinleri ailece topluyor. Marmarabirlik Başkanı Ali Yıldız, bu yıl iri taneli ve kaliteli ürünlerin öne çıktığını belirterek, Türkiye genelinde sofralık ve yağlık zeytin rekoltesinin toplamda 2 milyon 450 bin ton olarak öngörüldüğünü, bunun 740 bin tonunun sofralık zeytin olduğunu ifade etti. Marmarabirlik Başkanı Ali Yıldız, Marmara Bölgesi’nde başlayan zeytin hasadıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Yıldız, Marmarabirlik bölgesinden gelen rekolte beyannamesinin 67 bin ton olduğunu, şu ana kadar alınan ürün miktarının 8 bin ton civarına çıktığını, ortalama fiyatın ise 115 TL seviyelerinde bulunduğunu kaydetti. Bursa Valiliği, Mudanya Kaymakamlığı ve Marmarabirlik tarafından organize edilen Hasat Başlangıcı Programı Marmarabirlik’in Mudanya Kooperatifi’nin Yörükali Mahallesi’ndeki zeytin alım deposu bahçesinde gerçekleştirildi. Programa, Mudanya Kaymakamı Ayhan Terzi, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Ak Parti Mudanya İlçe Başkanı Arif Bayrak, Tarım Orman İl Müdürü İbrahim Acar, Marmarabirlik Başkanı Ali Yıldız, Marmarabirlik Mudanya Kooperatifi Başkanı Cüneyt Soylu ile Marmarabirik ortakları zeytin üreticisi çiftçiler katıldı. Mudanya Kaymakamı Ayhan Terzi, çiftçiliğin zor olduğunu bildiğini ancak çiftçiliğin sadece Türkiye’de değil dünyanın her yerinde zor olduğunu belirtti. Kaymakam Terzi, gerek zeytinde gerekse başka ürünlerde modern tarıma geçmenin şart olduğunu da sözlerine ekledi. Mudanya Kooperatifi Başkanı Cüneyt Soylu da bu sene Mudanya bölgesinden 10 bin ton civarında ürün beklediklerini belirtti. Marmarabirlik Başkanı Ali Yıldız da hasat programına ev sahipliği yapmaktan gurur ve onur duyduklarını ifade etti. Konuşmaların ardından kooperatife ait zeytinliklerde hasat başladı. Zeytin ağaçlarının altına serilen mavi yaygılar, gökyüzünden bakıldığında halı desenini andıran etkileyici bir görüntü oluşturdu. Ağaçlar tek tek silkelenerek düşen zeytinler kasalara toplandı. Kaymakam Ayhan Terzi ve Marmarabirlik Başkanı Ali Yıldız da zeytin silkeleme makineleriyle hasada katılarak üreticilere destek verdi. Üreticilerden yoğun katılım Hasat programının ardından Yörükali Mahallesi çevresindeki zeytin üreticileri, traktörlerine yükledikleri tonlarca zeytini Marmarabirlik deposuna getirerek teslim etti. Teslim alınan zeytinler, bilgisayar destekli sistemle boyutlarına göre ayrılarak özel havuzlara yerleştirildi. Drone ile görüntülenen zeytin havuzları, hasadın büyüklüğünü gözler önüne serdi. Geleneksel fermantasyon, modern teknolojiyle buluştu Toplanan zeytinler, 6 ay boyunca doğal fermantasyona bırakılıyor. Sürecin sonunda zeytinler, son teknolojiyle donatılmış steril havuzlarda yıkanıyor ve tuz eşliğinde üzerlerine taş basılarak dinlenmeye alınıyor. Bu yöntemle elde edilen ürünler, hem lezzet hem de kalite açısından öne çıkıyor. "Şu ana kadar 67 bin ton rekolte beyanından ortalama 115 TL’ye 8 bin tonu alındı" Programın ardından hasat yerinde İHA muhabirinin sorularını cevaplandıran Marmarabirlik Başkanı Ali Yıldız, Marmara Bölgesi’nde başlayan zeytin hasadıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Yıldız Marmarabirlik Bölgesi’nden gelen rekolte beyannamesinin 67 bin ton olduğunu, şu ana kadar alınan ürün miktarının 8 bin ton civarına çıktığını, ortalama fiyatın ise 115 TL seviyelerinde olduğu bildirildi. Yeni depolama tesisi, ihracat hedefi Marmarabirlik’in gelecek hedeflerine de değinen Yıldız, 30 bin ton kapasiteli yeni bir depolama tesisi planladıklarını ve 70 bin ton zeytin alım hedefi koyduklarını açıkladı. İhracat alanında ise 50 milyon dolarlık bir hedefe odaklandıklarını belirten Yıldız, özellikle sofralık siyah zeytin için iç ve dış pazarda daha etkili bir pazarlama stratejisi geliştirdiklerini söyledi. Yeni ürünler ve işleme tesisleriyle ilgili çalışmaların sürdüğünü ifade eden Yıldız, bu yatırımların Marmarabirlik’i ve ortak yapısını daha da güçlendireceğini dile getirdi. Kuraklık rekolteyi etkiliyor Yıldız, Marmara Bölgesi’nde yaklaşık altı aydır yağış görülmediğini ve bu kuraklığın özellikle suyla üretim yapılmayan bölgelerde rekolteyi olumsuz etkilediğini belirtti. Son yağışların ürün kalitesine katkı sağladığını ifade eden Yıldız, daha fazla yağmurun daha kaliteli ürünler getireceğini söyledi. Tüketim ve tağşiş uyarısı Türkiye’nin sofralık siyah zeytin tüketiminde dünya lideri olduğunu belirten Yıldız, buna rağmen Avrupa’da yeşil zeytinin daha fazla tercih edildiğini aktardı. Yıldız, zeytinyağı tüketiminde ise Türkiye’nin kişi başı 2-2,5 kilo ile Avrupa’nın 13 litre seviyesinin oldukça gerisinde olduğunu vurguladı. Marmarabirlik’in doğal fermantasyonla ürettiği ürünlerin 8-9 ay mahzenlerde olgunlaştığını hatırlatan Yıldız, iç tüketimin artmasının üreticiye ve ülke ekonomisine büyük katkı sağlayacağını ifade etti. Son olarak zeytinyağında artan tağşiş üretimine dikkat çeken Yıldız, merdiven altı üretimlerin hem üreticiye hem de tüketiciye zarar verdiğini belirterek, vatandaşları güvenilir markaları tercih etmeleri konusunda uyardı. Tarım ve Ticaret Bakanlıklarının denetimlerinin arttığını da sözlerine ekledi.
08 Kasım 2025 Cumartesi - 10:02
Şapa karşı en radikal koruma aşı: Aşılamayı ihmal etmeyin
Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sezgin Şentürk, şap hastalığına yol açan virüsün, diğer viral etkenlerden çok farklı bir yapıya sahip, çok hızlı bir şekilde kendisini değiştirebilen ve güncelleyen bir virüs olduğunu belirterek, "Şu anda eğer aşıları zamanında ve uygun serotiple yapılmasına rağmen hastalık oluşuyorsa tahminimiz yeni varyantlarla karşı karşıya kalmış olabiliriz açıkçası" dedi. Şentürk, yaptığı açıklamada, Türkiye’deki şap hastalığının Afrika kökenli Sat-1 ve Sat-2 serotiplerinden meydana geldiğini ve şu anda Sat-1’in aktif durumda olduğunu belirtti. Şapın 7 serotipinin bulunduğunu dile getiren Şentürk, diğer serotiplerin yol açtığı hastalıklarla Türkiye’nin yıllardır mücadele ettiğini anlattı. Hayvanlar ilk kez karşılaşınca etkisi ağır oldu Afrika kökenli serotiplerin ülkeye ilk kez girmesiyle hastalığın etkisinin şiddetli hissedildiğine dikkati çeken Şentürk, "Sat-1 adını verdiğimiz bu serotiplerle hayvanlarımız daha önce karşı karşıya kalmamışlardı. Dolayısıyla hastalığı şiddetli son derece şiddetli oluşmaya başladı ve hayvanların bir çoğunda özellikle kuzu ve buzağılarda kalp kasında meydana gelen hasara bağlı ani ürünler gözüktü" dedi. Hayvanların birçoğunda ağızdaki, ayaktaki ve memelerdeki lezyonlara takiben de şiddetli bir şekilde hayvanlarda verim kayıpları oluştuğunu vurgulayan Şentürk, tırnaklarda meydana gelen bu lezyonlara takiben kalıcı topallık ve zorunlu kesimlerin görüldüğünü söyledi. Aşı hastalık yapıcı değil aksine koruyucu Bunların hepsinin üreticiler için büyük bir ekonomik yıkım meydana getirdiğini belirten Şentürk, şöyle konuştu: "Şap hastalığıyla ilgili son günlerde aşı tartışmaları yaşanıyor. ’Aşı yapıldı hayvan öldü, aşı yapıldı ama yine hasta oldu’ gibi iddialar, tartışmalar oluyor. Şap hastalığının virüsünü alan bir hayvanda hastalığın bir kuluçka devresi olur. Bu 3 ile 6 günlük bir dönemi kapsar bazen 14 günden 21 güne kadar uzayabilir açıkçası. Aşı yapıldığı esnada hayvanlar virüs almış olabilir ama klinik belirtil göstermemiş olabilir ve aşı yapıldıktan birkaç gün sonra da klinik belirtiler oluşmaya başlar. Hayvan sahipleri genellikle bunu aşıdan sonra oluştu diye bir düşünceye sahip olabilir. Bu düşünce çok doğru bir yaklaşım değildir. Aşılama hastalıktan korunmada veya hafif atlatmada son derece önemlidir." Şentürk, ilk doz aşı yapıldıktan 10 gün sonra kısmi bir koruma meydana geleceğini dile getirerek, üç hafta da dört hafta sonra yapılan ikinci doz aşıdan sonra bile 21 gün sonra tam bir bağışıklık koruyuculuk oluşmaya başlayacağını söyledi. Alt varyant endişesi Kendilerine üreticilerden ’Ben hayvanımı aşılattım, uygun zaman ve aralıkta yaptırdım ancak iki ay sonra üç ay sonra şapla karşı karşıya kaldık, 1-2 ay sonra hayvanlar hastalandı’ gibi şikayetler aldıklarını vurgulayan Şentürk, şöyle devam etti: "Bunun da muhtemel en büyük nedenlerinden bir tanesi alt varyant olabilir yada hayvanlarda var olan immunsistemi zayıflığına neden olan sorunlar beklenilen bağışıklığı oluşturmamış olabilir. Şap hastalığına yol açan virüs, maalesef diğer viral etkenlerden çok farklı bir yapıya sahip ve çok hızlı bir şekilde kendisini değiştirebilen hastalık yapıcı yapılarını değiştirebilen ve güncelleyen bir virüs. Şu anda sahada muhtemelen düşüncemizi o yönde; alt varyant dediğimiz değişik varyantlarla karşı karşıya kalmış olabiliriz. Şap hastalığında bir serotipe karşı ya da bir varyanta karşı yapılan aşılama maalesef yeni bir varyanta karşı koruyuculuk meydana getirmiyor." Kendini sürekli yeniliyor Şentürk, "Sürekli kendisini yeni şartlara göre yenileyen bir virüsle karşı karşıyayız. Bu konuda ülkeye gelen kuşak enfeksiyon virüsüne karşı daha etkin mücadele edilmesi gerekiyor" dedi" dedi. Hastalıkla ilgili sektör içindeki tüm ilgililerin taşın altına elini koyması gerektiğini belirten Şentürk, hayvan hareketlerinden, salgının boyutuna, gözlemlerden kontrole kadar geniş çaplı çalışma yürütülmesinin önemli olduğuna işaret etti.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder