EKONOMİ
05 Mayıs 2026 Salı - 12:44 Tera Holding YKB Emre Tezmen Topkapı Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı oldu Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Yükseköğretim Kurulu’nun onayıyla İstanbul Topkapı Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı oldu. Üniversite, yeni dönemde yeni nesil dijital teknolojiler ile uzay ve tıp odaklı Ar-Ge çalışmalarında dönüşüm sürecine girecek. Tera Holding, sosyal medya hesapları üzerinden yaptığı paylaşımla Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen’in İstanbul Topkapı Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı olduğunu duyurdu. Topkapı Üniversitesi, Mütevelli Heyeti Başkanlığı görevine Emre Tezmen’in getirilmesiyle yeni bir döneme başladı. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından onaylanan atama ile birlikte üniversite yönetiminde yeni bir yapılanma süreci başlatıldı. Yeni dönemde Topkapı Üniversitesi, teknoloji ve Ar-Ge odaklı bir vizyonla hareket edecek. Üniversite yönetimi, bilimsel üretkenliği artırmayı, yenilikçi projeleri desteklemeyi ve araştırma geliştirme faaliyetlerini merkeze alarak akademik yapıyı daha güçlü hale getirmeyi hedefliyor. Üniversitenin yeni yol haritasında ileri teknolojiler, uygulamalı eğitim modelleri ve sektör iş birlikleri ön plana çıkıyor. Bu kapsamda öğrencilerin mezuniyet sonrası iş bulma süreçlerini hızlandıracak projelerin hayata geçirilmesi planlanıyor. Topkapı Üniversitesi, yeni yönetim anlayışıyla birlikte yalnızca akademik başarıyı değil, ulusal ve uluslararası alanda daha görünür ve tercih edilir bir üniversite olmayı amaçlıyor. Kurum, sürdürülebilir büyüme ve istikrarlı gelişim hedefleri doğrultusunda kapsamlı bir dönüşüm sürecine giriyor. Emre Tezmen liderliğinde şekillenen bu yeni dönemde, üniversitenin eğitim kalitesinin artırılması, teknoloji temelli projelerin yaygınlaştırılması ve bilimsel çalışmaların güçlendirilmesi öncelikli başlıklar arasında yer alıyor. "Üniversitemizi teknoloji ve üretim gücüyle öne çıkaracağız" Topkapı Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Emre Tezmen, yeni dönemle ilgili yaptığı açıklamada şunları kaydetti: "Topkapı Üniversitesi olarak yeni dönemde teknoloji ve Ar-Ge odaklı güçlü bir yapılanma sürecine giriyoruz. Üniversitemizi sadece akademik başarıyla değil, aynı zamanda ürettiği değer ve geliştirdiği projelerle öne çıkan bir kurum haline getirmeyi hedefliyoruz. Araştırma ve geliştirme faaliyetlerini merkeze alan bir üniversite modeli inşa edeceğiz. Öğrencilerimizin mezun olduktan sonra iş hayatına hızlı adapte olabilen, donanımlı bireyler olarak yetişmesi en önemli önceliklerimizden biri olacak. Topkapı Üniversitesi’ni Türkiye’de en çok tercih edilen ve en beğenilen üniversiteler arasında konumlandırmaya devam edeceğiz. Teknoloji, bilim ve üretim odağında ilerleyen bir üniversite olarak güçlü bir geleceğe adım atıyoruz." Üniversite, yeni yönetim ve stratejik vizyon doğrultusunda teknoloji, bilim ve Ar-Ge eksenli projelerle eğitim alanında yeni bir dönemin kapılarını aramayı hedefliyor.
05 Mayıs 2026 Salı - 12:34 DSO Başkanı Kasapoğlu; "Reel sektör çoklu maliyet baskısı altında" Denizli Sanayi Odası (DSO) Mayıs Ayı Meclis Toplantısı’nda küresel ekonomik gelişmelerin imalat sanayisine etkileri ele alındı. Enerji maliyetleri, ihracat şartları ve finansmana erişim başta olmak üzere sanayicilerin karşı karşıya olduğu sorunlar Meclis gündeminde yer aldı. DSO Mayıs Ayı Meclis Toplantısı, DSO Meclis Başkanı İ. Okan Konyalıoğlu başkanlığında DSO Hizmet binasında gerçekleştirildi. Toplantıya konuk olarak Denizli Orman Bölge Müdürü Ahmet Köle katıldı. Toplantının açılışında konuşan DSO Meclis Başkanı İ. Okan Konyalıoğlu, Güney Kore ve Çin ziyaretlerinden edindiği bilgileri Meclis Üyeleriyle paylaşarak küresel sanayideki dönüşüme dikkat çekti. Bu ülkelerin hızlı, kaliteli ve teknoloji odaklı üretimi tüm ölçeklerde bir kültür haline getirdiğini vurgulayan Konyalıoğlu, fuar organizasyonlarındaki güçlü yapıları, planlı sanayi politikaları ve gelişmiş lojistik kabiliyetleriyle rekabette önemli avantaj sağladıklarını ifade etti. Konyalıoğlu, Denizli sanayisinin de bu dönüşümü doğru okuyarak katma değerli ve yenilikçi üretime odaklanması gerektiğini vurguladı. Toplantının devamında kürsüye gelen DSO Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu, konuşmasında Türkiye ekonomisindeki güncel gelişmeleri ve sanayicinin karşı karşıya olduğu temel sorunları değerlendirdi. Bu çerçevede Kasapoğlu, Türkiye ekonomisinde sanayisizleşme patikasının giderek belirginleştiğine dikkat çekerek mevcut enflasyonla mücadele programının reel sektör üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu ifade etti. "Reel sektör çoklu maliyet baskısı altında, enerji, faiz ve jeopolitik riskler kıskacı derinleşiyor" Küresel ekonomik gelişmelere değinen Başkan Kasapoğlu, "Bugün enerji maliyetleri, yüksek faiz, jeopolitik riskler, zayıflayan talep ve daralan finansman şartlarıyla aynı anda mücadele ediyoruz. Uluslararası Para Fonu Nisan 2026 Dünya Ekonomik Görünümü raporuna göre, küresel büyüme 2026 yılında yüzde 3,1, 2027’de ise yüzde 3,2 olarak gerçekleşecek. Özellikle Orta Doğu’daki savaş, küresel büyümeyi ve enflasyonla mücadeleyi doğrudan tehdit eden bir unsur olarak görünüyor. Enerji arzına yönelik olumsuz gelişmeler tüm dünyanın ekonomik dengelerini doğrudan etkiliyor. Savaş öncesinde 65-70 dolar civarında seyreden Brent petrolün varil fiyatı son üç ayda %63, son bir yılda %77 artışla 110 dolar seviyesine yaklaşmış durumda. Bu gelişmelerin enflasyonist ortamı besleme endişelerini beraberinde getirdiğini söylemek yanlış olmaz. Sanayici açısından bu tablo, doğrudan üretim maliyetlerine yansıyan yeni bir baskı alanı anlamına geliyor. Enerji fiyatlarındaki her artış birim maliyetleri yükseltiyor, fiyatlama gücünü zayıflatıyor ve uluslararası rekabetçiliği zorluyor." dedi. Kasapoğlu: "Sanayici döviz borcuyla değil, üretim gücüyle büyümelidir" Sanayicinin artan maliyet baskısı altında üretimini sürdürdüğünü, buna karşılık ihracat pazarlarındaki daralma ve döviz gelirlerindeki herhangi gerilemeyle birlikte kur şoku riskinin daha da belirgin hale geldiğini belirten Başkan Kasapoğlu, mevcut şartların sanayiciyi döviz borcuna dayalı bir yapıya zorladığını ifade etti. Kasapoğlu, "sanayici döviz borcuyla değil, üretim gücüyle büyümelidir" diyerek büyüme modelinin yeniden düşünülmesi gerektiğini vurguladı. Kur riskine teslim olmuş bilançoların ne yatırımı taşıyabileceğini ne de üretimi büyütebileceğini dile getiren Kasapoğlu, çözümün sanayiciyi döviz borcuna mecbur bırakmayan, uygun maliyetli ve erişilebilir Türk lirası kredi imkânlarının artırıldığı ve kur riskinden korunma araçlarının daha etkin kullanıldığı bir finansman yapısının kurulması olduğunu söyledi. Kasapoğlu, ithal ara malı bağımlılığının da azaltılmasına yönelik üretim politikalarının güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti. "Küresel Pazarlarda tutunma mücadelesi artıyor" İhracat tarafında kur hareketlerinin maliyet artışlarını yeterince karşılayamamasının kâr marjlarını ciddi biçimde daralttığını belirten Kasapoğlu, birçok firmanın artık büyümeden çok mevcut pazardaki varlığını korumaya odaklandığını, işletmelerin zararına ihracat yapmak zorunda kaldığını ifade etti. Avrupa Birliği’nin sınırda karbon düzenlemeleri, sürdürülebilirlik raporlama yükümlülükleri ve tedarik zinciri denetimleri gibi yeni kuralların da bu tabloya eklendiğini vurgulayan Kasapoğlu, ihracatın artık kurallara uyum ve iklim politikalarıyla da şekillenen çok katmanlı bir rekabet alanına dönüştüğünü vurguladı. "Mesele artık pazara girmek değil, pazarda kalabilmektir" ifadesiyle bu dönüşümü özetleyen Kasapoğlu, dayanıklılık, uyum ve finansmana erişimin bugün her zamankinden daha belirleyici hale geldiğini belirtti. Merkez Bankasının Döviz Dönüşüm Desteği uygulamasının süre uzatımı kararına da değinen Kasapoğlu, "Reel sektörün beklentisi, bu düzenlemenin çok daha uzun vadeli ve daha güçlü bir çerçevede sürdürülmesi yönündedir" ifadesini kullandı. "Oyunun kuralı maç başladıktan sonra değişmemelidir" Başkan Kasapoğlu, enerji alanında yapılan yeni düzenlemelere de değinerek lisanssız elektrik üretiminde aylık mahsuplaşma yerine saatlik mahsuplaşma uygulamasının yatırım planlamalarını zorlaştırdığını, nakit akışı ve geri dönüş süreleri açısından belirsizlik oluşturduğunu söyledi. Kasapoğlu, "Oyunun kuralı, maç başladıktan sonra değişmemelidir. Bu nedenle saatlik mahsuplaşma uygulamasının sanayimizin üretim gerçekleri, yatırım güvenliği ve ülkemizin yenilenebilir enerji hedefleri doğrultusunda yeniden gözden geçirilmesini; mahsuplaşmanın aylık bazda ve doğrudan kWh üzerinden yapılmasına imkân sağlayacak daha öngörülebilir bir yapının oluşturulmasını önemli buluyoruz." dedi. "İstihdam sanayiden uzaklaşıyorsa, ekonomi üretimden uzaklaşıyor demektir" Türkiye ve Denizli’ye ilişkin istihdam verilerini Meclis Üyeleriyle paylaşan Kasapoğlu, "Ücretli çalışan verileri, istihdam kompozisyonunu net biçimde ortaya koymaktadır. 2026 Şubat itibarıyla sanayi sektöründe istihdam yıllık bazda yüzde 3,2 gerilerken, özellikle emek yoğun alanlarda kayıplar daha belirgin hale geldi. Buna karşılık inşaat ve hizmet sektörlerindeki artış, istihdamın üretimden ziyade daha düşük katma değerli alanlara kaydığını gösteriyor. Denizli örneğinde tekstil ve giyim gibi sanayinin omurgasını oluşturan sektörlerdeki sert istihdam kaybı, üretim gücündeki erozyonu somut biçimde ortaya koymaktadır. Bizim meselemiz, istihdamın niteliğidir. Nerede, nasıl ve hangi sektörlerde istihdam oluşturduğumuzdur. Eğer sanayide istihdam kaybediyorsak, eğer ana sektörlerimiz güç kaybediyorsa, bugün gördüğümüz iyileşmeler kalıcı olmayacaktır." yorumunda bulundu. Kasapoğlu’ndan sanayide güven ve öngörülebilirlik vurgusu Sanayicinin ancak öngörülebilir bir ortamda yatırım yapabildiğini, yatırımın ise büyümenin temelini oluşturduğunu söyleyen Kasapoğlu, "İçinden geçtiğimiz dönem, sanayicinin dayanıklılığını sınayan sıradan bir dalgalanma değil; yönümüzü yeniden tayin etmemizi gerektiren bir eşiktir. Bu nedenle ihtiyaç duyduğumuz şey; geçici rahatlama sağlayan adımlar değil, güven veren, öngörülebilirliği tesis eden ve üretimi merkeze alan güçlü bir politika çerçevesidir. Sanayici önünü görebildiği ölçüde yatırım yapar, yatırım yaptığı ölçüde büyüme mümkün olur.Üretim varsa istihdam vardır, ihracat vardır, daha fazla refah vardır. Üretim yoksa, geri kalan her şey tartışmalıdır" sözleriyle konuşmasını tamamladı. Denizli Orman Bölge Müdürlüğü faaliyetleri DSO Meclisinde görüşüldü DSO’nun Mayıs Ayı meclis toplantısına konuk olarak katılan Denizli Orman Bölge Müdürü Ahmet Köle, Bölge Müdürlüğünün Denizli’deki faaliyetlerine ilişkin sunum gerçekleştirdi. Köle, yürütülen projeler ve planlanan çalışmalar hakkında meclis üyelerini bilgilendirirken özellikle ağaçlandırma, orman bakımı ve yangınla mücadele kapsamında yapılan çalışmalara dikkat çekti. Orman varlığının korunması ve geliştirilmesine yönelik faaliyetlerin sürdüğünü ifade eden Köle, yeşil alanların artırılması ve doğal kaynakların gelecek nesillere aktarılması için çalışmaların aralıksız devam ettiğini vurguladı. Toplantı Meclis Üyelerinden gelen soruların Köle tarafından yanıtlanmasıyla son buldu.
05 Mayıs 2026 Salı - 12:08 TUSAŞ ile GE Aerospace, HÜRJET için motor tedarik sözleşmesi imzaladı Türk havacılık sanayiinin özgün jet eğitim uçağı HÜRJET programında kritik bir eşik daha aşıldı. TUSAŞ ile GE Aerospace arasında, HÜRJET’e yönelik motor tedariki için sözleşme imzalandı. TUSAŞ ile GE Aerospace arasında, HÜRJET için F404 motor tedarikine yönelik sözleşme imzalandı; anlaşma, seri üretim sürecine ivme kazandırmayı hedefliyor. TUSAŞ’tan yapılan açıklamaya göre, HÜRJET’in seri üretim süreci kapsamında F404 motorlarının tedarikine ilişkin yeni bir adım atıldı. Sözleşme, TUSAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Cihad Vardan, TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu, TUSAŞ Uçak Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Gürsoy ile GE Aerospace Savunma ve Sistemler Satış ve İş Geliştirme Başkan Yardımcısı Rita Flaherty’nin katılımıyla gerçekleştirilen törenle imza altına alındı. Açıklamada, F404 motoru teslimat takviminin HÜRJET’in seri üretim hedefleriyle paralel ilerlediği belirtilerek, söz konusu anlaşmanın programın sürdürülebilir büyümesine katkı sağlayacağı ifade edildi. Geliştirme ve sertifikasyon faaliyetlerinde kullanılmak üzere 6 prototip uçağın üretiminin sürdüğü kaydedilen açıklamada, 2027 yılının ikinci yarısında seri üretimin hızlandırılmasının hedeflendiği aktarıldı. Öte yandan, imzalanan sözleşmelerle birlikte elde edilen sipariş sayısının HÜRJET’i küresel eğitim uçağı pazarında öne çıkan platformlardan biri haline getirdiği vurgulandı. HÜRJET’in, Boeing T-7 Red Hawk’tan sonra en fazla siparişe sahip eğitim uçağı konumunda bulunduğu ifade edildi. Açıklamada, HÜRJET’in üstün performansı ve çok rollü yapısıyla uluslararası ihalelerde öne çıktığı belirtilerek, Türkiye’nin havacılıkta bağımsızlık vizyonu doğrultusunda güçlü sanayi ortaklıkları ve artan ihracat başarısıyla küresel ölçekte büyümesini sürdürdüğü kaydedildi.
Fındıkta çok dal, çok fındık anlamına gelmiyor
18 Kasım 2025 Salı - 15:27 Fındıkta çok dal, çok fındık anlamına gelmiyor Samsun İl Tarım ve Orman Müdürü Kemal Yılmaz, fındık ocaklarında çok dal bulunmasının çok fındık vereceği anlamına gelmediğini belirterek, doğru budamanın fındık verim ve kalitesini artıracağını söyledi. Terme’de Halk Eğitim Merkezi aracılığı ile açılan ‘Fındık Budama Kursu’na 31 kişi kayıt yaptırdı. Kursa devamlılık sağlayan ve başarılı olan 16 kursiyer, eğitim sonunda sertifika almaya hak kazandı. Toplam 30 saat süren eğitimlerin, 6 saati teorik ve 24 saati uygulamalı gerçekleşti. Eğitimlerde ayrıca fındıkta tozlanma ve döllenme biyolojisi, gübreleme, bahçe tesisi, aşılama, budama gibi çeşitli konularda da üreticilere bilgiler verildi. Uygulama dersleri kapsamında Yerli ve Altunlu Mahallelerinde farklı bahçelerde 40 dekar alanda budama yapıldı. Kursu başarı ile bitiren 16 kursiyer, bugün Terme-Geçmiş Mahallesi’ndeki fındık bahçesinde düzenlenen törenle sertifikalarını aldı. Ayrıca kursun tamamına katılarak devamsızlık yapmayan 10 kursiyere içerisinde koruyucu giyim, biyosidal ve bitki koruma ürünü olan kahverengi kokarca ile mücadele çantası hediye edildi. Kurs sonunda yapılan yazılı sınavda 1. olan kursiyere de 50 kiloluk kompoze gübre hediye edildi. "Fındıkta çok dal çok fındık anlamına gelmiyor" Ocaklarda bulunan dalların sıklığı verimi ve kaliteyi düşürdüğünü ifade eden Müdür Kemal Yılmaz, "Fındıkta verim ve kalitenin artırılması için bakım ve budama işlemlerinin, zirai mücadele çalışmalarının eksiksiz yapılması gerekiyor. Bahçelerde budama ihmal edildiği zaman verimde ciddi düşüşler yaşanıyor. Üretici ziyaretlerimizde bahçelerin çok sık olduğunu, fındık ocaklarında çok sayıda dal olduğunu gözlemliyoruz. Bir fındık ocağında çok sayıda dalın bulunması o ağaçtan çok sayıda fındık alınacağı anlamına gelmiyor. Ocaktaki dal sayısını olması gerekene indirmemiz gerekiyor. Bu dal sayısı da bahçenin dikim sıklığına ve çeşitlere göre değişkenlik gösteriyor" dedi. Budamanın da sulama ve zirai mücadele kadar önemli olduğunun altını çizen Yılmaz, "Budama da fındıkta verimin artması için çok önemli. Bu konuda il ve ilçe müdürlüklerimizde eğitim faaliyetleri düzenleniyor. Terme’de eğitim faaliyetleri kapsamında kurs açıldı. Bu kurslarda hem teorik hem de uygulamalı olarak bilgiler verildi. Bizzat uygulamalı olarak da sahada gösterildi. Üreticilerimizin artık ‘budama elemanı benim’ diyebilecek seviyelere gelmesi için bu eğitimlerde tüm bilgi aktarımı yapıldı. Üreticilerimize budamanın nasıl yapılması gerektiğini uygulamalı olarak da gösteriyoruz. Bundan sonraki süreçte de budama ve verim artıracak tüm uygulamalarda eğitim faaliyetlerimiz devam edecek. Üreticilerimizin budama konusundaki eksikliklerini gidermek istiyoruz. Samsun 125 bin hektar alan fındık arazisi olan bir il. Bu potansiyeli, verimi artırmak suretiyle üreticilerimizin çok daha fazla kazanmasını temin etmeye çalışacağız" diye konuştu. Törene ayrıca Terme Kaymakamı Metin Maytalman ve mahalleler de katılırken, kursiyerler bir fındık bahçesindeki ocakları budayarak ağaçları daha verimli ve kaliteli meyve verecek hale getirdiler.
Üreticiye nefes aldıran çalışma
18 Kasım 2025 Salı - 15:25 Üreticiye nefes aldıran çalışma Yunusemre Belediyesi ekipleri, ova yolu bakım ve onarım çalışmalarını sürdürüyor. Ekipler, Türkmen Mahallesi’nde tarlalarına ulaşmakta zorluklar çeken vatandaşların yoğun olarak kullandığı ova yolunda ulaşım konforunu artırmak amacıyla malzeme serim çalışması gerçekleştirdi. Üreticinin sorunlarına çözüm üreten Yunusemre Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri, Türkmen Mahallesi’nde yaşayan vatandaşların tarlalarına ulaşımını kolaylaştırdı. Ekipler tarafından 6 kilometre uzunluğunda ova yolunda bakım ve onarım çalışması gerçekleştirildi. Yapılan çalışmalar sayesinde bölgede yaşayan üreticiler mal ve ürünlerini pazarlara rahat bir şekilde ulaştırırken, tarla ve bağlarına ulaşımda toz ve çamurdan kurtuldu. Amaçlarının üreticinin sorunlarını en aza indirmek olduğunu dile getiren Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Türkmen Mahallemizde alın teriyle üreten çiftçilerimizin ulaşım sorunu vardı. Bozulmuş ova yollarında tarlalarına ulaşım mücadelesi veriyorlardı. Fen işleri müdürlüğü ekiplerimizi yönlendirerek düzeltme ve malzeme serim çalışması gerçekleştirdik. Ova yolu bakım çalışmalarımız belirli bir program dâhilinde devam edecek" dedi. "Zorlu ulaşım anları geride kaldı" Yapılan çalışmadan duyduğu memnuniyeti dile getiren Türkmen Mahallesi sakini Metin Solmaz ise Yunusemre Belediyesi’ne teşekkür ederek şunları söyledi: "Yolumuz çok bozuktu, bataklıktı. İnsanların burada bağları zeytinleri var. Gençlerimiz şehirde çalışıyor ancak hafta sonları da araçları ile gelip tarlarına ulaşmaya çalışıyorlardı. Artık zorlu ulaşım anları geride kaldı. Semih Balaban Başkanımız olmak üzere belediyemize ve burada çalışan arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyoruz."
KOBİ’lere yeni TOBB nefes kredisi fırsatı
18 Kasım 2025 Salı - 14:50 KOBİ’lere yeni TOBB nefes kredisi fırsatı Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, KOBİ’lere uygun şartlarda finansman desteği sağlamak amacıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) öncülüğünde hayata geçirilen Nefes Kredisi’nin ikinci paketinde toplam kredi hacminin 25 milyar TL’den 50 milyar TL’ye yükseltildiğini belirterek, bu adımın işletmelerin nakit akışını güçlendirmek ve ekonomik canlılığını sürdürmek açısından son derece önemli olduğunu ifade etti Akıncı, yaptığı açıklamada, TOBB, Kredi Garanti Fonu (KGF) ve bankaların iş birliğiyle oluşturulan Nefes Kredisi’nin, özellikle KOBİ’lerin finansmana erişim noktasında kritik bir destek sağladığını söyledi. 2 Ekim 2025 itibarıyla başlayan ilk dönemin ardından, TOBB Nefes Kredisi’nin ikinci paketinde toplam kredi hacminin 25 milyar TL’den 50 milyar TL’ye yükseltildiğini belirten Akıncı, bu adımın işletmelerin nakit akışını güçlendirmek ve ekonomik canlılığını sürdürmek açısından son derece önemli olduğunu ifade etti. Kredi başvurularının 19 Kasım 2025 Çarşamba günü itibarıyla alınmaya başlanacağını kaydeden Akıncı, açıklamasında, "Krediler, işletmelerimizin üretim ve istihdamı sürdürmelerine, çarkların dönmesine ve KOBİ’lerimizin geleceğe güvenle bakabilmesine önemli katkı sağlıyor. Gaziantep gibi üretim ve ihracat odaklı şehirlerde bu tür finansman desteği, sadece yerel değil, ülke ekonomisinin de büyümesi açısından kritik bir rol oynuyor. Her sağlanan kredi, yeni bir üretim, yeni bir istihdam ve yeni bir ihracat anlamına geliyor" dedi. Başvuruların Halkbank, Vakıfbank, Ziraat Bankası, Denizbank, Garanti Bankası, Akbank ve Ziraat Katılım şubeleri aracılığıyla yapılabileceğini hatırlatan Akıncı, "TOBB Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu başta olmak üzere KGF yönetimine ve destek veren tüm banka yöneticilerine teşekkür ediyor, bu kredinin KOBİ’lerimiz için hayırlı olmasını diliyorum" diye konuştu.
Trendyol’dan e-ihracatta bir günde 600 bin paket
18 Kasım 2025 Salı - 14:47 Trendyol’dan e-ihracatta bir günde 600 bin paket Trendyol, Kasım ayının ilk kampanyası olan Süper Alışveriş Günleri’ni hem Türkiye’de hem de uluslararası pazarlarda başarıyla tamamladığını duyurdu. 15 ülkede eş zamanlı yürütülen kampanya döneminde Trendyol, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Romanya, Yunanistan, Bulgaristan ve Moldova’da en çok indirilen alışveriş uygulaması oldu. Trendyol, bu yıl Türkiye ile birlikte 15 ülkede eş zamanlı olarak 6-11 Kasım tarihlerinde gerçekleştirdiği Süper Alışveriş Günleri kampanyasının sonuçlarını açıkladı. E-ihracat hacmi Süper Alışveriş Günleri’nin en yoğun günü olan 11 Kasım’da zirveye ulaşan platform, Türk üreticilerinin ve satıcılarının toplam 600 bin paketini bir günde sınır ötesine gönderdi. Trendyol, bölgedeki güçlü lojistik ağıyla Orta ve Doğu Avrupa bölgesine her gün 15 TIR’lık ürün gönderimi gerçekleştirdi. Ayrıca Körfez bölgesinde 6 ülkeye günde 15 uçuş gerçekleştirerek uluslararası müşterilerine siparişlerini ulaştırdı. Kampanya döneminde platformun operasyon hacmi de tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. 1 günde 5 milyondan fazla paket teslimatı ile Trendyol, tarihinin en yüksek günlük kargo sevki hacmine imza attı. Trendyol uygulaması uluslararası pazarlarda zirveye yerleşti Trendyol ayrıca, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Romanya, Yunanistan, Bulgaristan ve Moldova’da en çok indirilen alışveriş uygulaması oldu. İstanbul, İzmir ve Ankara dışında Kasım ayında e-ihracatta öne çıkan şehirler Bursa, Denizli ve Gaziantep olurken; iç pazarda satıcı performansı en yüksek şehirler Kocaeli, Bursa ve Kayseri olarak öne çıktı. Kampanya boyunca Trendyol platformunda ortalama günlük aktif kullanıcı sayısı 30 milyonun üzerine çıkarken, bu rakamın 10 milyonunu uluslararası kullanıcılar oluşturdu. Platforma bu dönemde toplam ziyaret sayısı 1 milyara yaklaşırken, 280 milyonu uluslararası müşterilerden geldi. Aynı dönemde, Trendyol satıcıları üzerinden 65 milyon ürünü müşterilerine gönderdi. Trendyol, 27 Kasım-2 Aralık tarihleri arasında gerçekleşecek ikinci kampanya dönemi Efsane Kasım ile birlikte, ay boyunca 20 milyonu yurt dışı olmak üzere toplam 130 milyon ürünü müşterilerle buluşturmayı hedefliyor.
Growtech Antalya Tarım Fuarı rekor katılımla kapılarını açtı
18 Kasım 2025 Salı - 14:30 Growtech Antalya Tarım Fuarı rekor katılımla kapılarını açtı Antalya’da bu yıl 24’üncüsü düzenlenen Growtech Antalya Tarım Fuarı, 36 ülkeden 725 firmanın katılımıyla açıldı. Fuar Direktörü Engin Er, "Bir ticaret platformu oluştu artık; dünya tarım sektörünün buluşma noktası Antalya" dedi. Dünyanın en büyük örtü altı tarım fuarı olarak gösterilen Growtech Antalya Tarım Fuarı’nın 24’üncüsü, Antalya’da sektör temsilcilerini bir araya getirdi. ANFAŞ Kongre ve Fuar Merkezi’nde düzenlenen fuar, 18-21 Kasım tarihlerinde ziyaretçilerini ağırlayacak. Açılış günü açıklamalarda bulunan Growtech Antalya Tarım Fuarı Direktörü Engin Er, bu yıl katılımcı ve metrekare büyüklüğü açısından rekor seviyelere ulaştıklarını söyledi. Er, "Bu yıla kadarki en yüksek rakamlara ulaştık. Hem katılımcı sayısı açısından hem metrekare büyüklüğü açısından. 135 ülkeden ziyaretçimiz geldi geçen sene. Bu sene de en az aynı miktarı bekliyoruz. 36 ülkeden katılımcımız var. 725 firmamız katılıyor. 725 firmanın 135 ülkeden gelen ziyaretçiyle buluşma noktası artık Growtech Antalya. Bir ticaret platformu oluştu artık. Dünya tarım sektörünün buluşma noktası Antalya" dedi. "Growtech, Antalya’dan doğan bir marka; fuarı dünyaya taşıyoruz" Growtech markasının Türkiye’den çıkıp dünyaya yayılan bir marka olduğunu vurgulayan Engin Er, yurt dışı organizasyon planlarına değindi. Er, "Growtech markası Antalya’dan, Türkiye’den doğan bir marka. Bu markayı yurtdışında dünya tarımının olduğu noktalara taşımak istiyoruz. Bunun ilk ayağı Endonezya’ydı. 2026’da Dubai’ye gidecek. Ondan sonraki yıllarda da yine dünyanın farklı noktalarına bu fuarı taşıyacağız. Antalya bir buluşma noktamız ama dünyanın farklı noktalarında da tarımı hem üreticilerle hem firmaların ürünleriyle buluşturmak istiyoruz" diye konuştu. Bu yıl birçok ülkeden yüksek talep aldıklarını ifade eden Er, ticaret hacmine de dikkat çekerek, şu ifadelere yer verdi: "Firmalar aslında bir yıl boyunca bu dört günü bekliyorlar. Çünkü bu buluşma noktasında ticari anlaşmalarını yapıyorlar, ön görüşmelerini yapıyorlar ve bir yıllık siparişleri neredeyse bu fuarda bağlamaya çalışıyorlar. Her yıl üstüne koya koya gittikleri için verim aldıklarını düşünüyoruz." "Fuar, turizmi de destekliyor" Growtech Direktörü Engin Er, fuarın Antalya turizmine sağladığı katkıya da işaret etti. Er, "Etrafımızda dolaşan insanlara baktığımızda herkes farklı dillerden konuşuyor, farklı renkte dolaşıyorlar. Bu da birçok ülkeden ziyaretçinin buraya gelip kendi yaptıkları işteki verimi nasıl artıracaklarını bulmak için geldiklerini gösteriyor. Antalya zaten bir turizm şehri. Geldiklerinde fuarın öncesinde ya da sonrasında ziyaretlerde bulunuyorlar, geziyorlar. Üç gün fuar dolaşıyorlar, iki gün tatil yapıyorlar. Dünyada bu kadar çok otelin ve ulaşım imkanının rahat olduğu çok az sayıda fuar şehri var" ifadelerini kullandı. Çin, 140 firma ile en büyük pavilyon katılımını yaptı Bu yıl 36 ülkeden katılımcının yer aldığı Growtech’te 6 ülke milli pavilyon oluşturdu. Engin Er, en geniş katılımın Çin’den olduğunu belirterek şöyle konuştu: "36 ülkeden gelen katılımcının 6 tanesi pavilyon şeklinde yani milli katılım şeklinde geliyor. Bunların en büyüğü Çin. 140 firma katılıyor Çin’den. Bu firmaların büyük bir kısmı gübre, ilaç ve tohum ağırlıklı firmalar. Ürünlerini dünyadan gelen tüm tarım profesyonellerine tanıtmak için geliyorlar. Hindistan çok hızlı ilerliyor yine tarım sektöründe. Onlar da 30’dan fazla firmayla katılıyorlar. Sri Lanka, Japonya, Kanada gibi ülkelerden de katılımcılarımız var." "Tarım artık milli güvenlik sektörü" Tarım sektörünün geleceğine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Engin Er, sektörün stratejik öneminin giderek arttığını söyledi. Er, "Türk tarımı gelişmek zorunda. Çünkü tarım sektörü dünyada insanlık var oldukça ölmeyecek bir sektör. Kimileri artık şöyle söylüyor, nasıl savunma sanayinde ilerlediyse tarım sektörü de artık milli güvenlik sektörü olarak görülüyor. Biz de aynı kanaatteyiz. O yüzden elimizden geldiği kadar sektöre destek olmaya çalışıyoruz. Tüm dünyada her ülke bir yapıyorsa bizim üç dört yapıyor olmamız lazım ki onlara yetişelim geçelim" dedi. Rusya, Körfez ülkeleri ve Kuzey Afrika’da pazar hareketliliği Growtech’in paydaşlarından Serkonder ile sık sık değerlendirme yaptıklarını söyleyen Er, küresel seracılık pazarlarındaki yönelimi de şöyle aktardı: "Bir ara çok fazla Rusya’ya sera kuruluyordu. Rusya’nın hedefi, belli bir zaman sonra Türkiye gibi ülkelerden domates almamak. Kendi seramı kurayım, kendim üreteyim. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, Rusya’nın belli bir güneyinin haricinde seralarla çok fazla verim alamadıklarını söylüyor bizim seracılar. Azerbaycan, Özbekistan ilk etapta Türk firmalarının gittiği pazarlar. Şu anda biraz sıkışmış vaziyetteler. Körfez tarafına gitmeye çalışıyorlar. Suudi Arabistan çok büyük alanlarda çölde zeytin yetiştiriyor. Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri bu işe yatırım yapıyor. Çünkü petrol bir gün bitecek. Kendi ihtiyaçlarını bir şekilde karşılamaları gerekiyor. Kuzey Afrika tarafında da yine bir hareket var seracılıkta. Hollanda’da ise durgunluk var."
Martı, New York Borsası’ndan pozitif not aldı
18 Kasım 2025 Salı - 14:29 Martı, New York Borsası’ndan pozitif not aldı New York Borsası’na kote olan teknoloji şirketi Martı Technologies için uluslararası araştırma kuruluşları, "AL" tavsiyesini yineledi. Oak Ridge Financial Research’ün raporunda, "Yerel köklere sahip bir süper uygulama" olarak tanımlanan Martı için 5 dolar hedef fiyat belirlendi. ABD merkezli uluslararası araştırma kuruluşu Oak Ridge Financial Research, Türkiye’nin New York Borsası’na doğrudan kote teknoloji şirketi Martı Technologies (NYSE: MRT) için yayımladığı analiz raporunda, "AL" tavsiyesini yineleyerek, 5 dolar hedef fiyat belirledi. Bu değerlendirme, kısa süre önce Benchmark Equity Research’ün aynı yöndeki raporunun ardından geldi. İki bağımsız uluslararası araştırma kuruluşunun "AL" tavsiyesi, Türkiye’nin önde gelen mobilite uygulamalarından Martı’nın büyüme potansiyelini, operasyonel performansını ve uzun vadeli stratejik konumuna dair olumlu beklentiyi teyit etti. Şirketten konuyla ilgili şu açıklama yapıldı: Güçlü operasyonel performans ve TAG büyümesi Oak Ridge raporu, şirketin 2025’in ilk yarısında 14,3 milyon dolar gelir elde ederek yüzde 70 yıllık büyüme kaydettiğini ortaya koydu. Raporda, şirketin yılı 34 milyon dolar gelir ile tamamlamasının beklendiğini ve 5 dolar hedef fiyatın korunduğu vurgulandı. Analistler, Martı’nın TAG markası altında sunduğu yenilikçi ulaşım hizmetiyle Türkiye’nin hızla büyüyen ulaşım pazarında liderliğini pekiştirdiğini kaydetti. Raporda ayrıca, şirketin teknoloji tabanlı operasyon modeli ve verimlilik odaklı büyüme stratejisinin kârlılığı desteklediği ifade edildi. Türkiye’nin mobilite dönüşümünde liderlerinden ve küresel oyuncu Oak Ridge raporunda; Türkiye’nin genç ve dinamik nüfusu sayesinde modern ulaşım çözümleri için büyük bir potansiyel sunduğu belirtilirken, 85 milyonluk nüfusun yüzde 70’inden fazlasının 50 yaş altı olmasının ve şehirleşme oranının hızla artmasının, Martı gibi yenilikçi platformlar için geniş bir büyüme alanı oluşturduğu ifade edildi. İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya başta olmak üzere 10 şehirde 128 milyonun üzerinde yolculuk ve 6,4 milyon tekil kullanıcıya ulaşarak, Türkiye’nin en büyük mobilite platformlarından biri olan şirket için Oak Ridge analistleri; şirketin TAG markasıyla artık yalnızca mikromobilite değil, çok modlu ulaşım hizmetleri sunan Türkiye’nin ilk "Mobility Super App"i haline geldiğini kaydetti. Analistler, Martı’yı "Türkiye’nin ulaşım sorununa teknolojik bir çözüm getiren, yerel köklere sahip bir süper uygulama" olarak tanımladı. Raporda, şirketin Türkiye’de araç çağırma sektöründe pazara ilk giren şirket (‘first mover’) olmanın sağladığı avantajı yakaladığı belirtildi. Analistler, şirketin bu avantajı kullanarak pazar payını istikrarlı biçimde artıracağını ve sektörün kurumsallaşmasında öncü rol oynamaya devam edeceğini öngördü. Martı Kurucusu Oğuz Alper Öktem açıklamasında şunları söyledi: "Türkiye’nin New York Borsası’na doğrudan kote ilk ve tek teknoloji şirketi olarak, uluslararası analistlerin Martı’ya olan ilgisinin artması bizim için önemli bir gösterge. Oak Ridge ve Benchmark gibi kuruluşların aynı yönde değerlendirme yapması, Martı’nın hem Türkiye’de hem bölgede mobilite dönüşümünü temsil eden bir marka haline geldiğini gösteriyor. Amacımız, Türkiye’nin inovasyon gücünü dünya sahnesinde daha da görünür kılmak ve sürdürülebilir büyüme yolculuğumuzu kararlılıkla sürdürmektir."
MTSO Başkanı Çakır: "Güçlü KOBİ, güçlü ekonomi demektir"
18 Kasım 2025 Salı - 14:27 MTSO Başkanı Çakır: "Güçlü KOBİ, güçlü ekonomi demektir" KOBİ’lerin finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla başlatılan ’TOBB Nefes Kredisi’nin ikinci paketinde kredi hacmi 25 milyar TL’den 50 milyar TL’ye yükseltildi. Kararı değerlendiren Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Hakan Sefa Çakır, kredi artışının KOBİ’ler için hayati önemde olduğunu belirterek, "TOBB Nefes Kredisinin hacminin artırılması KOBİ’lerimize gerçekten nefes olacaktır. Üreten KOBİ’leri korumak milli bir meseledir" dedi. TOBB, KGF ve bankalar işbirliğinde sağlanacak kredi kapsamında 24 ay vadeye kadar yüzde 33, 24 ay üzeri vadelerde ise yüzde 32 faiz uygulanacak. Kredi 6 ay anapara ödemesiz, azami 36 ay vadeli olacak. Firmalar en fazla 1,5 milyon TL kredi kullanabilecek. TOBB’a bağlı tüm oda ve borsa üyesi işletmeler programa başvurabilecek. "KOBİ’lerin ihtiyacı uygun finansmana erişimdir" MTSO Başkanı Çakır, yaptığı değerlendirmede şunları kaydetti: "Ekonomide hem küresel hem ulusal anlamda zorlu süreçlerden geçiyoruz. Böyle dönemlerde işletmelerin en büyük ihtiyacı uygun şartlarda finansmana erişimdir. Özellikle ekonomisi KOBİ’lere dayanan bir ülkeyseniz, üreten ve ihraç eden bir ülkeyseniz, öncelikle küresel rekabet için, daha sonra KOBİ’leri yeni çağa adapte edebilmek için finansman en önemli ihtiyaç haline geliyor. Bu ihtiyaçları karşılamak bir KOBİ için kolay değil. Bu anlamda işletmelerimize bir nefes olan TOBB Nefes Kredisinin, ikinci bir paketle kredi hacminin yükseltilmesi KOBİ’lerimize gerçekten nefes olacaktır. " İlave kredi paketinin önemine dikkat çeken Çakır, "Oda ve borsalar olarak bu ihtiyacı TOBB’a iletmiştik. Konuyu yakından takip eden ve ikinci paketle KOBİ’lere rahat nefes aldıran üst kuruluşumuz TOBB’a, KGF’ye ve ilgili bankalara teşekkür ediyoruz. Güçlü KOBİ güçlü ekonomi demektir, istihdam ve ihracat demektir. Üreten KOBİ’leri korumak milli bir meseledir" ifadelerini kullandı.
Growtech Antalya Tarım Fuarı rekor katılımla kapılarını açtı
18 Kasım 2025 Salı - 14:21 Growtech Antalya Tarım Fuarı rekor katılımla kapılarını açtı Antalya’da bu yıl 24’üncüsü düzenlenen Growtech Antalya Tarım Fuarı, 36 ülkeden 725 firmanın katılımıyla açıldı. Fuar Direktörü Engin Er, "Bir ticaret platformu oluştu artık; dünya tarım sektörünün buluşma noktası Antalya" dedi. Dünyanın en büyük örtü altı tarım fuarı olarak gösterilen Growtech Antalya Tarım Fuarı’nın 24’üncüsü, Antalya’da sektör temsilcilerini bir araya getirdi. ANFAŞ Kongre ve Fuar Merkezi’nde düzenlenen fuar, 18-21 Kasım tarihlerinde ziyaretçilerini ağırlayacak. Açılış günü açıklamalarda bulunan Growtech Antalya Tarım Fuarı Direktörü Engin Er, bu yıl katılımcı ve metrekare büyüklüğü açısından rekor seviyelere ulaştıklarını söyledi. Er, "Bu yıla kadarki en yüksek rakamlara ulaştık. Hem katılımcı sayısı açısından hem metrekare büyüklüğü açısından. 135 ülkeden ziyaretçimiz geldi geçen sene. Bu sene de en az aynı miktarı bekliyoruz. 36 ülkeden katılımcımız var. 725 firmamız katılıyor. 725 firmanın 135 ülkeden gelen ziyaretçiyle buluşması artık Growtech Antalya. Bir ticaret platformu oluştu artık. Dünya tarım sektörünün buluşma noktası Antalya" dedi. "Growtech, Antalya’dan doğan bir marka; fuarı dünyaya taşıyoruz" Growtech markasının Türkiye’den çıkıp dünyaya yayılan bir marka olduğunu vurgulayan Engin Er, yurt dışı organizasyon planlarına değindi. Er, "Growtech markası Antalya’dan, Türkiye’den doğan bir marka. Bu markayı yurtdışında dünya tarımının olduğu noktalara taşımak istiyoruz. Bunun ilk ayağı Endonezya’ydı. 2026’da Dubai’ye gidecek. Ondan sonraki yıllarda da yine dünyanın farklı noktalarına bu fuarı taşıyacağız. Antalya bir buluşma noktamız ama dünyanın farklı noktalarında da tarımı hem üreticilerle hem firmaların ürünleriyle buluşturmak istiyoruz" diye konuştu. Bu yıl birçok ülkeden yüksek talep aldıklarını ifade eden Er, ticaret hacmine de dikkat çekerek, şu ifadelere yer verdi: "Firmalar aslında bir yıl boyunca bu dört günü bekliyorlar. Çünkü bu buluşma noktasında ticari anlaşmalarını yapıyorlar, ön görüşmelerini yapıyorlar ve bir yıllık siparişleri neredeyse bu fuarda bağlamaya çalışıyorlar. Her yıl üstüne koya koya gittikleri için verim aldıklarını düşünüyoruz." "Fuar, turizmi de destekliyor" Growtech Direktörü Engin Er, fuarın Antalya turizmine sağladığı katkıya da işaret etti. Er, "Etrafımızda dolaşan insanlara baktığımızda herkes farklı dillerden konuşuyor, farklı renkte dolaşıyorlar. Bu da birçok ülkeden ziyaretçinin buraya gelip kendi yaptıkları işteki verimi nasıl artıracaklarını bulmak için geldiklerini gösteriyor. Antalya zaten bir turizm şehri. Geldiklerinde fuarın öncesinde ya da sonrasında ziyaretlerde bulunuyorlar, geziyorlar. Üç gün fuar dolaşıyorlar, iki gün tatil yapıyorlar. Dünyada bu kadar çok otelin ve ulaşım imkanının rahat olduğu çok az sayıda fuar şehri var" ifadelerini kullandı. Çin, 140 firma ile en büyük pavilyon katılımını yaptı Bu yıl 36 ülkeden katılımcının yer aldığı Growtech’te 6 ülke milli pavilyon oluşturdu. Engin Er, en geniş katılımın Çin’den olduğunu belirterek şöyle konuştu: "36 ülkeden gelen katılımcının 6 tanesi pavilyon şeklinde yani milli katılım şeklinde geliyor. Bunların en büyüğü Çin. 140 firma katılıyor Çin’den. Bu firmaların büyük bir kısmı gübre, ilaç ve tohum ağırlıklı firmalar. Ürünlerini dünyadan gelen tüm tarım profesyonellerine tanıtmak için geliyorlar. Hindistan çok hızlı ilerliyor yine tarım sektöründe. Onlar da 30’dan fazla firmayla katılıyorlar. Sri Lanka, Japonya, Kanada gibi ülkelerden de katılımcılarımız var." "Tarım artık milli güvenlik sektörü" Tarım sektörünün geleceğine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Engin Er, sektörün stratejik öneminin giderek arttığını söyledi. Er, "Türk tarımı gelişmek zorunda. Çünkü tarım sektörü dünyada insanlık var oldukça ölmeyecek bir sektör. Kimileri artık şöyle söylüyor, nasıl savunma sanayinde ilerlediyse tarım sektörü de artık milli güvenlik sektörü olarak görülüyor. Biz de aynı kanaatteyiz. O yüzden elimizden geldiği kadar sektöre destek olmaya çalışıyoruz. Tüm dünyada her ülke bir yapıyorsa bizim üç dört yapıyor olmamız lazım ki onlara yetişelim geçelim" dedi. Rusya, Körfez ülkeleri ve Kuzey Afrika’da pazar hareketliliği Growtech’in paydaşlarından Serkonder ile sık sık değerlendirme yaptıklarını söyleyen Er, küresel seracılık pazarlarındaki yönelimi de şöyle aktardı: "Bir ara çok fazla Rusya’ya sera kuruluyordu. Rusya’nın hedefi, belli bir zaman sonra Türkiye gibi ülkelerden domates almamak. Kendi seramı kurayım, kendim üreteyim. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, Rusya’nın belli bir güneyinin haricinde seralarla çok fazla verim alamadıklarını söylüyor bizim seracılar. Azerbaycan, Özbekistan ilk etapta Türk firmalarının gittiği pazarlar. Şu anda biraz sıkışmış vaziyetteler. Körfez tarafına gitmeye çalışıyorlar. Suudi Arabistan çok büyük alanlarda çölde zeytin yetiştiriyor. Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri bu işe yatırım yapıyor. Çünkü petrol bir gün bitecek. Kendi ihtiyaçlarını bir şekilde karşılamaları gerekiyor. Kuzey Afrika tarafında da yine bir hareket var seracılıkta. Hollanda’da ise durgunluk var."