EKONOMİ
05 Mayıs 2026 Salı - 13:55 Denizli’nin Nisan ayı ihracatı yüzde 26,5 artışla 458 milyon Dolara ulaştı Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB) Başkanı Osman Uğurlu, nisan ayı ihracat verilerini açıkladı. Denizli ihracatı nisan ayında yüzde 26,5 artışla 458 milyon dolara yükselirken, ilin Türkiye ihracatındaki 8’inci sıradaki konumu korundu. Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB) Başkanı Osman Uğurlu, nisan ayına ilişkin ihracat rakamlarını kamuoyuyla paylaştı. Uğurlu, Türkiye’nin nisan ayı ihracatının geçen yılın aynı ayına göre yüzde 22,3 artışla 25,4 milyar dolar olarak gerçekleştiğini söyledi. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre Denizli’nin nisan ayı ihracatının yüzde 26,5 artışla 458 milyon dolara ulaştığını belirten Uğurlu, Denizli’nin şubat ve mart aylarında yükseldiği Türkiye ihracat sıralamasındaki 8’inci konumunu nisanda da koruduğunu ifade etti. DENİB kayıtlarına göre ise nisan ayında ihracat yüzde 30,7 artış göstererek 367 milyon dolara çıktı. Ocak-Nisan döneminde 1,6 milyar dolarlık ihracat Yılın ilk dört ayına ilişkin verileri de değerlendiren Osman Uğurlu, ocak-nisan döneminde Denizli ihracatının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6,9 artarak 1 milyar 601 milyon dolar olarak gerçekleştiğini kaydetti. Mart ayında bayram nedeniyle yaşanan iş günü kaybı ile jeopolitik gerilimlerin ihracat üzerinde geçici bir yavaşlamaya neden olduğunu belirten Uğurlu, Denizli ihracatçısının hızlı adaptasyon kabiliyeti sayesinde bu dalgalanmanın etkilerinin dengelendiğini söyledi. Geçen yılın nisan ayına göre iş günü fazlası ve parite etkisinin de ihracata olumlu katkı sunduğunu ifade eden Uğurlu, nisan ayında yakalanan performansın yılın geri kalanında artarak sürmesini temenni ettiklerini dile getirdi. Önde gelen sektörlerde çift haneli artış Nisan ayında Denizli’nin önde gelen sektörlerinde dikkat çekici artışlar yaşandı. Tekstil ve konfeksiyon ihracatı yüzde 20,5 artışla 129 milyon dolar olurken, elektrik-elektronik sektörü yüzde 31,7 artışla 109 milyon dolara ulaştı. Demir ve demir dışı metaller ihracatı yüzde 38 artışla 83 milyon dolar, tarım ihracatı yüzde 27,1 artışla 37 milyon dolar, madencilik ihracatı ise yüzde 26,5 artışla 28 milyon dolar olarak kaydedildi. Uğurlu, nisan ayında önde gelen tüm sektörlerde ihracat artışı yaşandığını vurgulayarak, son dönemde daralma yaşayan tekstil-konfeksiyon sektöründe yeniden çift haneli büyüme görülmesinin ayrıca memnuniyet verici olduğunu söyledi. İhracatta zirve İngiltere’nin Nisan ayında Denizli’nin en fazla ihracat yaptığı ülke İngiltere oldu. İngiltere’ye yapılan ihracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 51 artışla 72 milyon dolara yükseldi. İngiltere’yi yüzde 30,5 artışla 41 milyon dolarlık ihracatla İtalya izledi. ABD’ye ihracat yüzde 32,7 artışla 36,4 milyon dolar, Almanya’ya ihracat yüzde 27,4 artışla 36,3 milyon dolar, Hollanda’ya ihracat ise yüzde 20,5 artışla 25 milyon dolar olarak gerçekleşti. Uğurlu, Almanya’nın yeniden dördüncü sıraya gerilediğine dikkat çekerken, en fazla ihracat yapılan ilk 10 ülkenin tamamında çift haneli artış kaydedildiğini vurguladı. Küresel imalat PMI geriledi İstanbul Sanayi Odası tarafından açıklanan Küresel İmalat PMI verilerine de değinen Uğurlu, mart ayında endeksin 51,3 seviyesine gerilediğini belirtti. Savaşın ilk etkilerinin tedarik zincirleri, girdi fiyatları ve beklentiler üzerinde görüldüğünü ifade eden Uğurlu, tedarikçi teslim sürelerinin uzadığını ve girdi maliyetlerinde hızlı artış yaşandığını söyledi. Türkiye İmalat PMI verisinin ise mart ayında 1,4 puan düşüşle 47,9’a gerilediğini belirten Uğurlu, üretim, yeni siparişler, istihdam ve satın almalarda düşüşlerin hızlandığını, özellikle girdi maliyetlerinde enflasyonist baskının arttığını dile getirdi. Döviz dönüşüm desteği uzatıldı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın yurt dışı kaynaklı dövizlerin Türk lirasına dönüşümünü destekleyen uygulamasının süresinin 31 Temmuz 2026’ya kadar uzatıldığını hatırlatan Uğurlu, bu kararın ihracatçılar açısından olumlu bir gelişme olduğunu söyledi. Kur istikrarı, maliyet yönetimi ve nakit akışı açısından firmalara nefes aldıran desteğin üretim ve ihracat kapasitesinin korunmasına katkı sunduğunu belirten Uğurlu, özellikle emek yoğun sektörlerde rekabet gücünün korunabilmesi için destek oranının en az yüzde 5 seviyesinde uygulanmasının daha etkin olacağını ifade etti. Yeni vergi düzenlemesi ihracatçıya destek olacak Uğurlu, yeni vergi düzenlemesi kapsamında ihracatçı firmalar için kurumlar vergisi oranının yüzde 14’e, imalatçı ihracatçılar için ise yüzde 9’a indirildiğini hatırlattı. Küresel ölçekte artan jeopolitik riskler ve belirsizliklerin ticaret üzerindeki etkilerinin hissedildiği bir dönemde bu düzenlemenin uluslararası pazarlarda rekabet gücünü artıracağını kaydetti. Finansmana erişim beklentisi sürüyor Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın son Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tuttuğunu belirten Uğurlu, bu kararın beklentiler doğrultusunda geldiğini söyledi. Enflasyonla mücadele önceliğinin sürdüğünü ancak mevcut faiz seviyesinin kredi maliyetleri ve finansmana erişim açısından reel sektör üzerinde baskı oluşturmaya devam ettiğini ifade eden Uğurlu, ihracatçıların rekabet gücünün korunabilmesi için finansman şartlarının daha öngörülebilir ve erişilebilir hale gelmesini beklediklerini belirtti. Osman Uğurlu, tüm bu gelişmeler ışığında Denizli’nin üretim gücü, ihracat tecrübesi ve değişen küresel şartlara hızlı uyum kabiliyetiyle yoluna kararlılıkla devam ettiğini vurgulayarak, yılın geri kalanında daha güçlü bir performans hedeflediklerini söyledi.
05 Mayıs 2026 Salı - 13:44 Laboratuvar sonuçları "pestisit yok" dedi, başarı tescillendi Manisa’nın Alaşehir ilçesinde üretim yapan Mete ve Müşerref Üründü çifti, 2026 sezonunda zorlu iklim şartlarına rağmen kimyasal pestisit kullanmadan gerçekleştirdikleri üretimle dikkat çekti. Yapılan laboratuvar analizlerinde asma yapraklarında "pestisit kalıntısı tespit edilmedi (N.D.)" sonucu elde edildi. Soğuk ve yağışlı geçen sezonun bağlarda hastalık riskini artırdığı, birçok üreticinin kimyasal mücadeleye yöneldiği süreçte Üründü çifti, doğaya saygılı üretim anlayışından taviz vermedi. Özellikle asma yaprağının hassas yapısına dikkat çeken üreticiler, elde edilen sonucun büyük bir emeğin karşılığı olduğunu ifade etti. Müşerref Üründü, "Yaprak bitkinin en hassas bölgesidir. Uygulanan herhangi bir kimyasal en hızlı burada kendini gösterir. Buna rağmen tertemiz bir sonuç almak bizim için sadece bir analiz değil, büyük bir emeğin karşılığı" dedi. Sezonun son yılların en zorlu dönemlerinden biri olduğuna dikkat çeken Üründü, iklim şartlarının ve hastalık baskısının kendilerini zorladığını belirterek, "Birçok üretici çözümü kimyasallarda aradı. Biz ise doğaya, toprağa ve insan sağlığına zarar vermeden üretmenin mümkün olduğunu göstermek istedik" diye konuştu. "Sözlere değil, doğaya kulak verdik" Üretim sürecinde yalnızca doğa şartlarıyla değil, çevreden gelen olumsuz söylemlerle de mücadele ettiklerini ifade eden Üründü, "Sürekli olarak, ‘Bu iş ilaçsız olmaz’, ‘Bu kadar hastalık baskısında nasıl yapacaksınız?’ gibi sözler duyduk. Bu söylemler zaman zaman bizi yordu ancak doğru bildiğimiz yoldan vazgeçmedik" ifadelerini kullandı. Üretim anlayışlarının organik (bio) temelli ve doğaya saygılı bir sistem olduğunu vurgulayan Üründü çifti, kimyasal içerikli yaygın üretim modelinin ise konvansiyonel tarım olarak adlandırıldığını belirtti. Aldıkları analiz sonucunun yalnızca bir belge olmadığını dile getiren üreticiler, "Bu sonuç; sabrın, inancın ve emeğin karşılığı. Bizim için bu sadece bir başarı değil, aynı zamanda bir sorumluluk" dedi. Elde edilen bu başarının, sürdürülebilir tarım ve kalıntısız üretim açısından önemli bir örnek oluşturduğu değerlendirilirken, Üründü çifti aynı hassasiyetle üretime devam edeceklerini ifade etti.
Growtech Antalya Tarım Fuarı rekor katılımla kapılarını açtı
18 Kasım 2025 Salı - 14:30 Growtech Antalya Tarım Fuarı rekor katılımla kapılarını açtı Antalya’da bu yıl 24’üncüsü düzenlenen Growtech Antalya Tarım Fuarı, 36 ülkeden 725 firmanın katılımıyla açıldı. Fuar Direktörü Engin Er, "Bir ticaret platformu oluştu artık; dünya tarım sektörünün buluşma noktası Antalya" dedi. Dünyanın en büyük örtü altı tarım fuarı olarak gösterilen Growtech Antalya Tarım Fuarı’nın 24’üncüsü, Antalya’da sektör temsilcilerini bir araya getirdi. ANFAŞ Kongre ve Fuar Merkezi’nde düzenlenen fuar, 18-21 Kasım tarihlerinde ziyaretçilerini ağırlayacak. Açılış günü açıklamalarda bulunan Growtech Antalya Tarım Fuarı Direktörü Engin Er, bu yıl katılımcı ve metrekare büyüklüğü açısından rekor seviyelere ulaştıklarını söyledi. Er, "Bu yıla kadarki en yüksek rakamlara ulaştık. Hem katılımcı sayısı açısından hem metrekare büyüklüğü açısından. 135 ülkeden ziyaretçimiz geldi geçen sene. Bu sene de en az aynı miktarı bekliyoruz. 36 ülkeden katılımcımız var. 725 firmamız katılıyor. 725 firmanın 135 ülkeden gelen ziyaretçiyle buluşma noktası artık Growtech Antalya. Bir ticaret platformu oluştu artık. Dünya tarım sektörünün buluşma noktası Antalya" dedi. "Growtech, Antalya’dan doğan bir marka; fuarı dünyaya taşıyoruz" Growtech markasının Türkiye’den çıkıp dünyaya yayılan bir marka olduğunu vurgulayan Engin Er, yurt dışı organizasyon planlarına değindi. Er, "Growtech markası Antalya’dan, Türkiye’den doğan bir marka. Bu markayı yurtdışında dünya tarımının olduğu noktalara taşımak istiyoruz. Bunun ilk ayağı Endonezya’ydı. 2026’da Dubai’ye gidecek. Ondan sonraki yıllarda da yine dünyanın farklı noktalarına bu fuarı taşıyacağız. Antalya bir buluşma noktamız ama dünyanın farklı noktalarında da tarımı hem üreticilerle hem firmaların ürünleriyle buluşturmak istiyoruz" diye konuştu. Bu yıl birçok ülkeden yüksek talep aldıklarını ifade eden Er, ticaret hacmine de dikkat çekerek, şu ifadelere yer verdi: "Firmalar aslında bir yıl boyunca bu dört günü bekliyorlar. Çünkü bu buluşma noktasında ticari anlaşmalarını yapıyorlar, ön görüşmelerini yapıyorlar ve bir yıllık siparişleri neredeyse bu fuarda bağlamaya çalışıyorlar. Her yıl üstüne koya koya gittikleri için verim aldıklarını düşünüyoruz." "Fuar, turizmi de destekliyor" Growtech Direktörü Engin Er, fuarın Antalya turizmine sağladığı katkıya da işaret etti. Er, "Etrafımızda dolaşan insanlara baktığımızda herkes farklı dillerden konuşuyor, farklı renkte dolaşıyorlar. Bu da birçok ülkeden ziyaretçinin buraya gelip kendi yaptıkları işteki verimi nasıl artıracaklarını bulmak için geldiklerini gösteriyor. Antalya zaten bir turizm şehri. Geldiklerinde fuarın öncesinde ya da sonrasında ziyaretlerde bulunuyorlar, geziyorlar. Üç gün fuar dolaşıyorlar, iki gün tatil yapıyorlar. Dünyada bu kadar çok otelin ve ulaşım imkanının rahat olduğu çok az sayıda fuar şehri var" ifadelerini kullandı. Çin, 140 firma ile en büyük pavilyon katılımını yaptı Bu yıl 36 ülkeden katılımcının yer aldığı Growtech’te 6 ülke milli pavilyon oluşturdu. Engin Er, en geniş katılımın Çin’den olduğunu belirterek şöyle konuştu: "36 ülkeden gelen katılımcının 6 tanesi pavilyon şeklinde yani milli katılım şeklinde geliyor. Bunların en büyüğü Çin. 140 firma katılıyor Çin’den. Bu firmaların büyük bir kısmı gübre, ilaç ve tohum ağırlıklı firmalar. Ürünlerini dünyadan gelen tüm tarım profesyonellerine tanıtmak için geliyorlar. Hindistan çok hızlı ilerliyor yine tarım sektöründe. Onlar da 30’dan fazla firmayla katılıyorlar. Sri Lanka, Japonya, Kanada gibi ülkelerden de katılımcılarımız var." "Tarım artık milli güvenlik sektörü" Tarım sektörünün geleceğine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Engin Er, sektörün stratejik öneminin giderek arttığını söyledi. Er, "Türk tarımı gelişmek zorunda. Çünkü tarım sektörü dünyada insanlık var oldukça ölmeyecek bir sektör. Kimileri artık şöyle söylüyor, nasıl savunma sanayinde ilerlediyse tarım sektörü de artık milli güvenlik sektörü olarak görülüyor. Biz de aynı kanaatteyiz. O yüzden elimizden geldiği kadar sektöre destek olmaya çalışıyoruz. Tüm dünyada her ülke bir yapıyorsa bizim üç dört yapıyor olmamız lazım ki onlara yetişelim geçelim" dedi. Rusya, Körfez ülkeleri ve Kuzey Afrika’da pazar hareketliliği Growtech’in paydaşlarından Serkonder ile sık sık değerlendirme yaptıklarını söyleyen Er, küresel seracılık pazarlarındaki yönelimi de şöyle aktardı: "Bir ara çok fazla Rusya’ya sera kuruluyordu. Rusya’nın hedefi, belli bir zaman sonra Türkiye gibi ülkelerden domates almamak. Kendi seramı kurayım, kendim üreteyim. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, Rusya’nın belli bir güneyinin haricinde seralarla çok fazla verim alamadıklarını söylüyor bizim seracılar. Azerbaycan, Özbekistan ilk etapta Türk firmalarının gittiği pazarlar. Şu anda biraz sıkışmış vaziyetteler. Körfez tarafına gitmeye çalışıyorlar. Suudi Arabistan çok büyük alanlarda çölde zeytin yetiştiriyor. Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri bu işe yatırım yapıyor. Çünkü petrol bir gün bitecek. Kendi ihtiyaçlarını bir şekilde karşılamaları gerekiyor. Kuzey Afrika tarafında da yine bir hareket var seracılıkta. Hollanda’da ise durgunluk var."
Martı, New York Borsası’ndan pozitif not aldı
18 Kasım 2025 Salı - 14:29 Martı, New York Borsası’ndan pozitif not aldı New York Borsası’na kote olan teknoloji şirketi Martı Technologies için uluslararası araştırma kuruluşları, "AL" tavsiyesini yineledi. Oak Ridge Financial Research’ün raporunda, "Yerel köklere sahip bir süper uygulama" olarak tanımlanan Martı için 5 dolar hedef fiyat belirlendi. ABD merkezli uluslararası araştırma kuruluşu Oak Ridge Financial Research, Türkiye’nin New York Borsası’na doğrudan kote teknoloji şirketi Martı Technologies (NYSE: MRT) için yayımladığı analiz raporunda, "AL" tavsiyesini yineleyerek, 5 dolar hedef fiyat belirledi. Bu değerlendirme, kısa süre önce Benchmark Equity Research’ün aynı yöndeki raporunun ardından geldi. İki bağımsız uluslararası araştırma kuruluşunun "AL" tavsiyesi, Türkiye’nin önde gelen mobilite uygulamalarından Martı’nın büyüme potansiyelini, operasyonel performansını ve uzun vadeli stratejik konumuna dair olumlu beklentiyi teyit etti. Şirketten konuyla ilgili şu açıklama yapıldı: Güçlü operasyonel performans ve TAG büyümesi Oak Ridge raporu, şirketin 2025’in ilk yarısında 14,3 milyon dolar gelir elde ederek yüzde 70 yıllık büyüme kaydettiğini ortaya koydu. Raporda, şirketin yılı 34 milyon dolar gelir ile tamamlamasının beklendiğini ve 5 dolar hedef fiyatın korunduğu vurgulandı. Analistler, Martı’nın TAG markası altında sunduğu yenilikçi ulaşım hizmetiyle Türkiye’nin hızla büyüyen ulaşım pazarında liderliğini pekiştirdiğini kaydetti. Raporda ayrıca, şirketin teknoloji tabanlı operasyon modeli ve verimlilik odaklı büyüme stratejisinin kârlılığı desteklediği ifade edildi. Türkiye’nin mobilite dönüşümünde liderlerinden ve küresel oyuncu Oak Ridge raporunda; Türkiye’nin genç ve dinamik nüfusu sayesinde modern ulaşım çözümleri için büyük bir potansiyel sunduğu belirtilirken, 85 milyonluk nüfusun yüzde 70’inden fazlasının 50 yaş altı olmasının ve şehirleşme oranının hızla artmasının, Martı gibi yenilikçi platformlar için geniş bir büyüme alanı oluşturduğu ifade edildi. İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya başta olmak üzere 10 şehirde 128 milyonun üzerinde yolculuk ve 6,4 milyon tekil kullanıcıya ulaşarak, Türkiye’nin en büyük mobilite platformlarından biri olan şirket için Oak Ridge analistleri; şirketin TAG markasıyla artık yalnızca mikromobilite değil, çok modlu ulaşım hizmetleri sunan Türkiye’nin ilk "Mobility Super App"i haline geldiğini kaydetti. Analistler, Martı’yı "Türkiye’nin ulaşım sorununa teknolojik bir çözüm getiren, yerel köklere sahip bir süper uygulama" olarak tanımladı. Raporda, şirketin Türkiye’de araç çağırma sektöründe pazara ilk giren şirket (‘first mover’) olmanın sağladığı avantajı yakaladığı belirtildi. Analistler, şirketin bu avantajı kullanarak pazar payını istikrarlı biçimde artıracağını ve sektörün kurumsallaşmasında öncü rol oynamaya devam edeceğini öngördü. Martı Kurucusu Oğuz Alper Öktem açıklamasında şunları söyledi: "Türkiye’nin New York Borsası’na doğrudan kote ilk ve tek teknoloji şirketi olarak, uluslararası analistlerin Martı’ya olan ilgisinin artması bizim için önemli bir gösterge. Oak Ridge ve Benchmark gibi kuruluşların aynı yönde değerlendirme yapması, Martı’nın hem Türkiye’de hem bölgede mobilite dönüşümünü temsil eden bir marka haline geldiğini gösteriyor. Amacımız, Türkiye’nin inovasyon gücünü dünya sahnesinde daha da görünür kılmak ve sürdürülebilir büyüme yolculuğumuzu kararlılıkla sürdürmektir."
MTSO Başkanı Çakır: "Güçlü KOBİ, güçlü ekonomi demektir"
18 Kasım 2025 Salı - 14:27 MTSO Başkanı Çakır: "Güçlü KOBİ, güçlü ekonomi demektir" KOBİ’lerin finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla başlatılan ’TOBB Nefes Kredisi’nin ikinci paketinde kredi hacmi 25 milyar TL’den 50 milyar TL’ye yükseltildi. Kararı değerlendiren Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Hakan Sefa Çakır, kredi artışının KOBİ’ler için hayati önemde olduğunu belirterek, "TOBB Nefes Kredisinin hacminin artırılması KOBİ’lerimize gerçekten nefes olacaktır. Üreten KOBİ’leri korumak milli bir meseledir" dedi. TOBB, KGF ve bankalar işbirliğinde sağlanacak kredi kapsamında 24 ay vadeye kadar yüzde 33, 24 ay üzeri vadelerde ise yüzde 32 faiz uygulanacak. Kredi 6 ay anapara ödemesiz, azami 36 ay vadeli olacak. Firmalar en fazla 1,5 milyon TL kredi kullanabilecek. TOBB’a bağlı tüm oda ve borsa üyesi işletmeler programa başvurabilecek. "KOBİ’lerin ihtiyacı uygun finansmana erişimdir" MTSO Başkanı Çakır, yaptığı değerlendirmede şunları kaydetti: "Ekonomide hem küresel hem ulusal anlamda zorlu süreçlerden geçiyoruz. Böyle dönemlerde işletmelerin en büyük ihtiyacı uygun şartlarda finansmana erişimdir. Özellikle ekonomisi KOBİ’lere dayanan bir ülkeyseniz, üreten ve ihraç eden bir ülkeyseniz, öncelikle küresel rekabet için, daha sonra KOBİ’leri yeni çağa adapte edebilmek için finansman en önemli ihtiyaç haline geliyor. Bu ihtiyaçları karşılamak bir KOBİ için kolay değil. Bu anlamda işletmelerimize bir nefes olan TOBB Nefes Kredisinin, ikinci bir paketle kredi hacminin yükseltilmesi KOBİ’lerimize gerçekten nefes olacaktır. " İlave kredi paketinin önemine dikkat çeken Çakır, "Oda ve borsalar olarak bu ihtiyacı TOBB’a iletmiştik. Konuyu yakından takip eden ve ikinci paketle KOBİ’lere rahat nefes aldıran üst kuruluşumuz TOBB’a, KGF’ye ve ilgili bankalara teşekkür ediyoruz. Güçlü KOBİ güçlü ekonomi demektir, istihdam ve ihracat demektir. Üreten KOBİ’leri korumak milli bir meseledir" ifadelerini kullandı.
Growtech Antalya Tarım Fuarı rekor katılımla kapılarını açtı
18 Kasım 2025 Salı - 14:21 Growtech Antalya Tarım Fuarı rekor katılımla kapılarını açtı Antalya’da bu yıl 24’üncüsü düzenlenen Growtech Antalya Tarım Fuarı, 36 ülkeden 725 firmanın katılımıyla açıldı. Fuar Direktörü Engin Er, "Bir ticaret platformu oluştu artık; dünya tarım sektörünün buluşma noktası Antalya" dedi. Dünyanın en büyük örtü altı tarım fuarı olarak gösterilen Growtech Antalya Tarım Fuarı’nın 24’üncüsü, Antalya’da sektör temsilcilerini bir araya getirdi. ANFAŞ Kongre ve Fuar Merkezi’nde düzenlenen fuar, 18-21 Kasım tarihlerinde ziyaretçilerini ağırlayacak. Açılış günü açıklamalarda bulunan Growtech Antalya Tarım Fuarı Direktörü Engin Er, bu yıl katılımcı ve metrekare büyüklüğü açısından rekor seviyelere ulaştıklarını söyledi. Er, "Bu yıla kadarki en yüksek rakamlara ulaştık. Hem katılımcı sayısı açısından hem metrekare büyüklüğü açısından. 135 ülkeden ziyaretçimiz geldi geçen sene. Bu sene de en az aynı miktarı bekliyoruz. 36 ülkeden katılımcımız var. 725 firmamız katılıyor. 725 firmanın 135 ülkeden gelen ziyaretçiyle buluşması artık Growtech Antalya. Bir ticaret platformu oluştu artık. Dünya tarım sektörünün buluşma noktası Antalya" dedi. "Growtech, Antalya’dan doğan bir marka; fuarı dünyaya taşıyoruz" Growtech markasının Türkiye’den çıkıp dünyaya yayılan bir marka olduğunu vurgulayan Engin Er, yurt dışı organizasyon planlarına değindi. Er, "Growtech markası Antalya’dan, Türkiye’den doğan bir marka. Bu markayı yurtdışında dünya tarımının olduğu noktalara taşımak istiyoruz. Bunun ilk ayağı Endonezya’ydı. 2026’da Dubai’ye gidecek. Ondan sonraki yıllarda da yine dünyanın farklı noktalarına bu fuarı taşıyacağız. Antalya bir buluşma noktamız ama dünyanın farklı noktalarında da tarımı hem üreticilerle hem firmaların ürünleriyle buluşturmak istiyoruz" diye konuştu. Bu yıl birçok ülkeden yüksek talep aldıklarını ifade eden Er, ticaret hacmine de dikkat çekerek, şu ifadelere yer verdi: "Firmalar aslında bir yıl boyunca bu dört günü bekliyorlar. Çünkü bu buluşma noktasında ticari anlaşmalarını yapıyorlar, ön görüşmelerini yapıyorlar ve bir yıllık siparişleri neredeyse bu fuarda bağlamaya çalışıyorlar. Her yıl üstüne koya koya gittikleri için verim aldıklarını düşünüyoruz." "Fuar, turizmi de destekliyor" Growtech Direktörü Engin Er, fuarın Antalya turizmine sağladığı katkıya da işaret etti. Er, "Etrafımızda dolaşan insanlara baktığımızda herkes farklı dillerden konuşuyor, farklı renkte dolaşıyorlar. Bu da birçok ülkeden ziyaretçinin buraya gelip kendi yaptıkları işteki verimi nasıl artıracaklarını bulmak için geldiklerini gösteriyor. Antalya zaten bir turizm şehri. Geldiklerinde fuarın öncesinde ya da sonrasında ziyaretlerde bulunuyorlar, geziyorlar. Üç gün fuar dolaşıyorlar, iki gün tatil yapıyorlar. Dünyada bu kadar çok otelin ve ulaşım imkanının rahat olduğu çok az sayıda fuar şehri var" ifadelerini kullandı. Çin, 140 firma ile en büyük pavilyon katılımını yaptı Bu yıl 36 ülkeden katılımcının yer aldığı Growtech’te 6 ülke milli pavilyon oluşturdu. Engin Er, en geniş katılımın Çin’den olduğunu belirterek şöyle konuştu: "36 ülkeden gelen katılımcının 6 tanesi pavilyon şeklinde yani milli katılım şeklinde geliyor. Bunların en büyüğü Çin. 140 firma katılıyor Çin’den. Bu firmaların büyük bir kısmı gübre, ilaç ve tohum ağırlıklı firmalar. Ürünlerini dünyadan gelen tüm tarım profesyonellerine tanıtmak için geliyorlar. Hindistan çok hızlı ilerliyor yine tarım sektöründe. Onlar da 30’dan fazla firmayla katılıyorlar. Sri Lanka, Japonya, Kanada gibi ülkelerden de katılımcılarımız var." "Tarım artık milli güvenlik sektörü" Tarım sektörünün geleceğine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Engin Er, sektörün stratejik öneminin giderek arttığını söyledi. Er, "Türk tarımı gelişmek zorunda. Çünkü tarım sektörü dünyada insanlık var oldukça ölmeyecek bir sektör. Kimileri artık şöyle söylüyor, nasıl savunma sanayinde ilerlediyse tarım sektörü de artık milli güvenlik sektörü olarak görülüyor. Biz de aynı kanaatteyiz. O yüzden elimizden geldiği kadar sektöre destek olmaya çalışıyoruz. Tüm dünyada her ülke bir yapıyorsa bizim üç dört yapıyor olmamız lazım ki onlara yetişelim geçelim" dedi. Rusya, Körfez ülkeleri ve Kuzey Afrika’da pazar hareketliliği Growtech’in paydaşlarından Serkonder ile sık sık değerlendirme yaptıklarını söyleyen Er, küresel seracılık pazarlarındaki yönelimi de şöyle aktardı: "Bir ara çok fazla Rusya’ya sera kuruluyordu. Rusya’nın hedefi, belli bir zaman sonra Türkiye gibi ülkelerden domates almamak. Kendi seramı kurayım, kendim üreteyim. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, Rusya’nın belli bir güneyinin haricinde seralarla çok fazla verim alamadıklarını söylüyor bizim seracılar. Azerbaycan, Özbekistan ilk etapta Türk firmalarının gittiği pazarlar. Şu anda biraz sıkışmış vaziyetteler. Körfez tarafına gitmeye çalışıyorlar. Suudi Arabistan çok büyük alanlarda çölde zeytin yetiştiriyor. Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri bu işe yatırım yapıyor. Çünkü petrol bir gün bitecek. Kendi ihtiyaçlarını bir şekilde karşılamaları gerekiyor. Kuzey Afrika tarafında da yine bir hareket var seracılıkta. Hollanda’da ise durgunluk var."
İspanyol ICO ve Garanti BBVA iş birliğiyle Türkiye’deki şirketlere yeni finansman imkânı
18 Kasım 2025 Salı - 12:59 İspanyol ICO ve Garanti BBVA iş birliğiyle Türkiye’deki şirketlere yeni finansman imkânı Garanti BBVA ile İspanya’nın ulusal kalkınma bankası ICO (Instituto de Crédito Oficial), arasında imzalanan anlaşma, İspanyol şirketlerin Türkiye’deki faaliyetlerini desteklemek üzere ilk etapta 100 milyon dolara kadar finansman sağlamayı hedefliyor. İki kurum arasındaki iş birliği, sürdürülebilirlik ve dijital dönüşüm odaklı projelere yeni bir ivme kazandırarak İspanya ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkileri güçlendirecek. Garanti BBVA ve İspanya’nın ulusal kalkınma bankası ICO (Instituto de Crédito Oficial), İspanyol menşeili şirketlerin Türkiye’deki faaliyetlerini desteklemeyi amaçlayan ve ilk etapta 100 milyon dolara kadar finansman sağlayacak yeni bir anlaşmaya imza attı. Bu anlaşma, ICO’nun International Channel Facility (Uluslararası Kanal Programı) kapsamında Türkiye’deki ilk finansman faaliyeti olma özelliğine de sahip. Program, Avrupa ve Asya’yı birbirine bağlayan stratejik konumu sayesinde Türkiye üzerinden Avrasya bölgesinde İspanyol menşeili projeleri desteklemeyi hedefliyor. Yeni anlaşmayı iş dünyasına duyurmak için Garanti BBVA Genel Müdürlüğü’nde düzenlenen etkinlikte, açılış konuşmalarını İspanya’nın Türkiye Büyükelçisi Cristina Latorre, Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Sinem Edige ve ICO Uluslararası Kurumsal Finansman, Aracılık ve Devlet Fonları Genel Direktörü Fernando Salazar yaptı. Etkinliğe ICO Uluslararası Kanal Programı hakkında bilgi almak için çok sayıda şirket de katıldı. ICEX iş birliğiyle organize edilen etkinlikte, "İspanya ve Türkiye Arasındaki Ekonomik İş Birliğinin Güçlendirilmesi: Finansman, İş Birliği ve İspanyol Yatırımcılar İçin Pazar Erişimi" başlıklı bir panel oturumu da gerçekleştirildi. Oturumda, bölgedeki yatırım fırsatları ele alındı. Müşterilerimizin büyüme yolculuğuna uluslararası kaynak Açılışta konuşan Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Sinem Edige, ICO ile kurdukları iş birliğinin, uluslararası bağlantıları güçlü olan şirketlere daha uygun koşullarda finansman sağlama hedefi açısından çok kıymetli olduğunu belirterek, "Bu anlaşmayla birlikte, Türkiye’de İspanya ile ticari ya da yatırım ilişkisi bulunan firmalarımıza ICO kaynaklı fonlama imkânı sunacağız. Böylece hem iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğini güçlendiriyor hem de müşterilerimizin büyüme yolculuğuna uluslararası bir kaynakla katkı sağlamış oluyoruz. Biz bu ortaklığı, BBVA Grubu’nun küresel gücünü Türkiye ekonomisine daha fazla değer katacak şekilde kullanma fırsatı olarak görüyoruz ve ülkemize yatırım yapan yabancı şirketler için güvenilir bir finansal çözüm ortağı olmaktan ötürü mutluyuz" dedi. ICO Uluslararası Kurumsal Finansman Genel Direktörü Fernando Salazar ise yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: "ICO olarak, banka ile ICO Uluslararası Kanal Programı aracılığıyla iş birliğine başlamaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu adımla, İspanyol işletmelerin uluslararası genişlemelerini desteklemeye devam ediyor ve Latin Amerika, Karayipler, ABD ve Kuzey Afrika gibi bölgelerde halihazırda yerleşik olan pazarların ötesinde yeni pazarlarda varlığımızı güçlendiriyoruz." ICO’nun program kapsamında dünyadaki dokuzuncu anlaşması Yapılan açıklamaya göre, banka ile yapılan anlaşma, ICO’nun BBVA Grubu ile Uluslararası Kanal Programı çerçevesinde imzaladığı 9’uncu anlaşma oldu. Söz konusu program, İspanyol şirketlerin finansman ve likidite ihtiyaçlarına kapsamlı destek sağlamayı amaçlıyor. Bugüne kadar ICO, BBVA Kolombiya ile iki, BBVA Peru ile üç ve BBVA Meksika ile üç olmak üzere toplam sekiz finansman anlaşması imzalamıştı. ICO ile Türkiye’de yapılan son anlaşma, BBVA’nın kurumsal müşterilerini destekleme konusundaki kararlılığını yansıtıyor. Bu iş birliği, ekonomik kalkınma, sürdürülebilirlik ve İspanyol şirketlerinin uluslararası büyümesini teşvik eden projelerin geliştirilmesini hedefliyor.
Edirne Valisi Sezer: "İpsala pirinci AB tesciliyle marka değerini artıracak"
18 Kasım 2025 Salı - 12:44 Edirne Valisi Sezer: "İpsala pirinci AB tesciliyle marka değerini artıracak" Türkiye’de pirinç üretiminin yüzde 60’lık bölümünü karşılayan İpsala Ovası’nda yetişen İpsala pirincinin AB tarafından tescillenmesi, bölge için büyük bir kazanım oldu. Edirne Valisi Yunus Sezer, Avrupa Birliği’nden (AB) coğrafi işaret tescili alan İpsala pirincinin ulusal ve uluslararası ölçekte marka değerini artıracağını söyledi. Sezer, kentin en önemli tarımsal ürünlerinden biri olan İpsala pirincinin AB tescili almasından büyük memnuniyet duyduklarını ifade etti. "Türkiye’deki pirincin yarısı Edirne’de üretiliyor" Edirne’nin Türkiye’nin en büyük çeltik üretim merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Sezer, "Edirne, Türkiye’deki pirinç üretiminin yaklaşık yüzde 50’sini karşılıyor. Bu üretimin yüzde 25’i İpsala’da yapılıyor. Türkiye’de sofraya gelen her dört pilav tabağından birinin pirinci İpsala’da üretiliyor" dedi. "İpsala pirinci hak ettiği değeri buluyor" İpsala ve Edirne’de üretilen pirinçlerin lezzet ve kalite açısından öne çıktığını belirten Sezer, AB coğrafi işaretiyle birlikte tanıtım çalışmalarının daha da güçleneceğini kaydetti. Sezer, açıklamasında şunları söyledi: "Uluslararası alanda AB tarafından tescil edilmesi ilimiz adına çok değerli bir gelişme. İpsala pirinci hak ettiği değeri buluyor, daha da bulacak. Bu başarı ‘İpsala pirinci dünyada bir inci’ sloganına yakıştı. Üreticilerimizin emeğine de yakıştı. Dönümünde 1 tondan fazla ürün alınıyor. Edirne çeltik üretimini seviyor. Bu karar hak edilen bir karardır."
Ordu kivisinde rekolte hedefi 6 bin 200 ton: Ekonomiye katkısı yaklaşık 500 milyon TL
18 Kasım 2025 Salı - 12:34 Ordu kivisinde rekolte hedefi 6 bin 200 ton: Ekonomiye katkısı yaklaşık 500 milyon TL Ordu’da, fındıktan sonra üreticilere önemli oranda gelir sağlayan tescilli Ordu kivisinde hasat devam ediyor. Bu yıl 6 bin 200 ton rekolte beklenen kivinin, il ekonomisine yaklaşık 500 milyon TL katkı sağlaması hedefleniyor. Türkiye’de Yalova’dan sonra en fazla kivi üretiminin gerçekleştirildiği Ordu’da hasat devam ediyor. Bu yıl yaklaşık 6 bin 200 ton kivi üretimi beklenen Ordu’da üreticiler, kivinin fındığın yanında önemli bir gelir kaynağı haline geldiğini belirtiyor. Kendisine has aroması ve lezzetinin yanı sıra, uzun süreli depo ömrü ile tercih edilen Ordu kivisinin 90 gram ve üzeri 80 liradan satılacak. "Rekolte düşük ancak ekonomiye katkısı 500 milyon TL" Tüm tarım ürünlerinde olduğu gibi kivide de rekoltenin düşük olduğunu söyleyen Ordu Kivi Üreticiler Birliği Başkanı Yusuf Uzunlar, "İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün tespitlerine göre 6 bin 200 ton civarında bir kivi tespiti yapıldı. Kivilerimiz hakikaten kaliteli, coğrafi işaret belgeli. Fındıktan sonra en fazla katma değer üreten kivinin bu seneki ilin ve ülkemizin ekonomisine katkısı tahminimize göre 500 milyon TL civarında, iyi bir kazanç. Birincisi sınıf kivi 80, ikincisi sınıf 40 ve üçüncüsü sınıf kivi ise 25 lira, bu yıl sözleşmeyi ona göre yaptık" dedi. "Uygun fiyata satılan İran kivisi üreticileri sıkıntıya sokabiliyor" "Önceki yıllarda biz kivi toplarken ve satarken kota yüksek tutuluyordu ve İran’dan kivi gelmiyordu ya da yüksek fiyatlı geliyordu" diyen Uzunlar, "Ama şuan alıcılar Mersin Limanı’ndan İran kivisini daha uygun fiyata alabiliyorlar. Bu konuda sıkıntımız var, bu konunun ele alınmasını rica ediyoruz" şeklinde konuştu. Sabah saatlerinde kivi bahçesine giren işçiler ise kivi hasadının fındığa göre daha kolay olduğunu belirttiler. İşçiler, Ordu kivisinin lezzet ve aromasının güzel olduğunu, hasadın güzel geçtiğini belirttiler.
ATO Başkanı Baran, "(Nefes kredisi) Üyelerimizi bu önemli finansman desteğinden faydalanmaya davet ediyorum"
18 Kasım 2025 Salı - 12:33 ATO Başkanı Baran, "(Nefes kredisi) Üyelerimizi bu önemli finansman desteğinden faydalanmaya davet ediyorum" Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, "Üyelerimizi, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’miz öncülüğünde, Kredi Garanti Fonu güvencesi ve bankalar iş birliğiyle hayata geçirilen Nefes Kredisi desteğinden faydalanmaya davet ediyorum. KOBİ’lerimizin uygun şartlarda finansmana erişimi her zaman ilk önceliğimiz" dedi. ATO Başkanı Baran, yazılı bir açıklama yaparak, TOBB’un Kredi Garanti Fonu (KGF) güvencesiyle, bankalar iş birliğiyle 2 Ekim’de başlattığı Nefes Kredisi’nin 19 Kasım’da başlayacak ikinci paketinde kredi hacminin 25 milyar liradan 50 milyar liraya yükseltilmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Baran, KOBİ’lerin uygun şartlarda finansmana erişimi açısından önemli bir destek olduğunu belirterek, "Üyelerimizi, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’miz öncülüğünde, Kredi Garanti Fonu güvencesi ve bankalar iş birliğiyle hayata geçirilen Nefes Kredisi desteğinden faydalanmaya davet ediyorum. KOBİ’lerimizin uygun şartlarda finansmana erişimi her zaman ilk önceliğimiz" ifadelerine yer verdi. "Desteğin ekonomimizin büyümesine katkı sağlayacağına inanıyorum" Baran, TOBB Nefes Kredisi’nin KOBİ’lerin uygun şartlarda finansmana erişimi açısından önemli bir destek olduğunu belirterek, "Enflasyonla mücadele sürecinde üretimini, istihdamını ve ticaretini sürdürmeye çalışan KOBİ’lerimizin finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla uygulamaya alınacak olan ve 6 ay ana para ödemesiz, azami 36 ay vadeli olmak üzere 1,5 milyon liraya kadar kredi imkanı sağlayacak olan bu kredi paketi için başvurular 19 Kasım’ da başlayacak. Ticaretin ve üretimin çarklarının daha güçlü dönmesi için hazırlanan bu finansman desteğinin, KOBİ’lerimizin ekonomik faaliyetlerini sürdürülebilirliğine ve ekonomimizin büyümesine katkı sağlayacağına inanıyorum" açıklamasında bulundu.
Bakan Işıkhan: "İşsiz sayısı, 2025 yılının üçüncü çeyreğinde 26 bin kişi azaldı"
18 Kasım 2025 Salı - 12:17 Bakan Işıkhan: "İşsiz sayısı, 2025 yılının üçüncü çeyreğinde 26 bin kişi azaldı" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "İşsiz sayısı, 2025 yılının üçüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 26 bin kişi azaldı" dedi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, işgücü istatistiklerine ilişkin sosyal medya hesabında açıklama yaptı. Bakan Işıkhan 2025 yılının üçüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre istihdamda 65 bin kişi artış gösterdiğini belirtti. Bakan Işıkhan sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi: "Türkiye; istihdam kapasitesini güçlendirme rotasında ilerlemeyi sürdürüyor. İşsiz sayısı, 2025 yılının üçüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 26 bin kişi azaldı. Orta Vadeli Program ile uyumlu olarak hazırladığımız Ulusal İstihdam Stratejimizin de etkisiyle geçen yılın aynı dönemine göre 0,2 puan azalan işsizlik oranı, yüzde 8,5 seviyesiyle son 11 çeyrektir tek hanelerde gerçekleşiyor. Aynı dönemde istihdamımızı 65 bin kişi artırdık. Böylelikle istihdam sayımızı, 32 milyon 558 bin kişiye yükselttik. İstihdam oranımız, yüzde 49 seviyesini korudu. İşgücüne katılım oranında da 39 bin kişilik artış kaydettik. 35 milyon 568 bin kişiye ulaşan işgücü sayımızı artırmaya devam edeceğiz. Kadınlarda işsizlik oranı, başta İş Pozitif olmak üzere istihdamı destekleyici politikalarımız sayesinde bir önceki çeyreğe göre 0,4 puan, geçen yılın aynı dönemine göre 0,8 puan azalarak yüzde 11,2 olarak gerçekleşti. Gençlerimizin geleceğe daha güçlü adımlarla ilerlemeleri için hayata geçirdiğimiz programlarımızın olumlu sonuçlarını elde etmeyi sürdürüyoruz. Genç nüfusta bir önceki çeyreğe göre 0,5 puan, geçen yılın aynı dönemine göre 1,2 puan azalan işsizlik oranı bunun en güzel göstergelerindendir. Çalışma hayatının her geçen gün yeniden şekillenen ihtiyaçlarına etkin çözümler üreterek hedeflerimizi gerçekleştirmeye devam edeceğiz."