EKONOMİ
Ticaret Bakanı Bolat: "Nisan ayında ihracat 25,4 milyar dolara yükseldi" 02 Mayıs 2026 Cumartesi - 17:01:47 Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Nisan ayında ihracat rakamlarının geçen yıla göre yüzde 22,3 artarak 25,5 milyar dolara yükseldiğini söyledi. Çeşitli programlara katılmak üzere Ordu’da bulunan Bakan Ömer Bolat, Ordu Üniversitesi Ceren Özdemir Konferans Salonu’nda düzenlenen 2026 yılı Nisan ayı dış ticaret verileri basın toplantısına katıldı. Burada yaptığı açıklamada Türkiye’nin dünyadaki enerji krizleri, sıcak savaşlar ve ekonomik durgunluk gibi faktörlere rağmen dirençli bir ekonomiye sahip olduğuna değinen Bakan Bolat, son 22 çeyrektir, 2020 yılının ikinci çeyreğinden sonra Türkiye’nin sürekli büyüyen bir üretim ve ekonomik güce sahip olduğuna değindi. "İşsizlik oranı son 38 ayın en düşüğü" Türkiye’nin 2025 yılı sonu itibarıyla dünyanın 16. büyük ekonomisi büyüklüğüne ulaştığına dikkat çeken Bolat, "2002’de dünyada 21. sıradaydı ve Avrupa’nın da 6. büyük ekonomisi konumuna ulaştık. Toplam milli gelirimiz 1,6 trilyon dolara, kişi başı milli gelirimiz de 18 bin 40 dolara yükseldi. Mart ayı verileri açıklandı, yüzde 8,1 işsizlik oranı; son 38 ayın en düşük oranları ve son 38 aydır tek hanede seyrediliyor. İstihdam rakamımız 32 milyon 425 bin civarında. İşsizlik rakamımız da 2 milyon 830 bin civarında, 3 milyonun altını seyretmektedir" dedi. "Nisan ayında ihracat rakamı yüzde 22,3 arttı" Nisan ayında ihracatın geçen yılın aynı ayına göre yüzde 22,3 artarak 25,4 milyar dolara yükseldiğini ifade eden Bakan Bolat, "Nisan ihracat artışları, hem oran olarak hem mutlak değer olarak son 53 ayın Kasım 2021’den bu yana en fazla ihracat artışı sağlanan ay oldu. Ve Nisan ayı itibarıyla yıllıklandırılmış son 12 ayda 275,8 milyar dolara ulaşarak 276 milyar dolara yaklaşmış olduk, bu da bir rekordu. Mal ve hizmet ihracat toplamımız Nisan itibarıyla yıllık bazda 398 milyar dolara yükseldi. Emtialardaki ocak ve şubat ayındaki müthiş artışlara rağmen ve enerji krizine rağmen, enerji maliyetlerindeki büyük artışlara rağmen, yanı başımızdaki yaklaşık 12 ülkeyi olumsuz etkileyen Körfez Savaşı’na rağmen ihracatta, ihracatçılarımızın ve bakanlığımızın yoğun çalışmaları ile elde edilen Nisan ayı sonuçları hamdolsun yüz güldüren sonuçlar olarak tarihe geçti. Nisan ayının ihracat rakamı 25,4 milyar dolar olarak gerçekleştirildi. Aralık ayındaki 26,3 milyar dolardan sonra en büyük artış. Bu artışımız yüzde 22,3. Geçen yıl Nisan ayında 20 milyar 800 milyon dolar olan ihracatın 25,4 milyar dolar olmasıyla nette 4,6 milyar dolar artış sağladık, bu büyük bir rakam" şeklinde konuştu. Programa Ordu Valisi Muammer Erol, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, Ordu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Baş, siyasi parti temsilcileri ve ilgililer katıldı.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 16:01 Olivtech Fuarı’nda Ege’nin gastronomik mirası keşfe çıkıyor İzmir’de düzenlenen Gurme İzmir Olivtech Fuarı, Ege’nin zengin gastronomik mirasını keşfetmek isteyenleri bir araya getiriyor. Yerel yönetimler, üreticiler ve uzmanların katıldığı panellerde, kaliteli üretimden sürdürülebilirliğe kadar pek çok başlık ele alınırken, Mutfak Atölyesi’nde Ege mutfağının özgün tatları şefler tarafından benzersiz tariflerle sunuluyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen fuar, ortaya çıkardığı ticari hacmin yanı sıra birbirinden farklı konuların ele alındığı geniş programıyla sektördeki güncel başlıkları ele alıyor. Fuar kapsamında düzenlenen ve yerel yönetim, kamu ile kooperatif temsilcilerini bir araya getiren, "Zeytinin Yolculuğu: Kalite, Verim ve Gelecek" başlıklı panelin moderatörlüğünü, İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür üstlendi. Bademli Kooperatif Başkanı Hurşit Nallı, Gödence Kooperatif Başkanı Çağatay Özcan Kokulu ile Tarım ve Orman Bakanlığı Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nden Dr. Ayla Mumcu konuşmacı olarak yer aldı. Zeyin Konseyi kuruldu Bülent Üngür, zeytinciliğin İzmir için stratejik bir üretim alanı olduğuna dikkat çekerek, "Zeytin sadece bir tarım ürünü değil, bu coğrafyanın kültürü, ekonomisi ve geleceği. Biz İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak üreticiyi güçlendiren, kooperatifleri destekleyen ve yerel kalkınmayı önceleyen bir anlayışla hareket ediyoruz. Kooperatiflerimizin daha güçlü hale gelmesi, üretimin sürdürülebilirliği açısından kritik önemde. Başkanımız Dr. Cemil Tugay’ın öncülüğünde gerçekleştirdiğimiz Zeytin Konseyi’nde, İzmir’in ve Türkiye’nin zeytinyağı ihracatında güçlü bir konumda olduğu, ancak asıl hedefin katma değerli üretimi artırmak ve markalaşmak olduğu net şekilde ortaya kondu. En önemli başlıklardan biri de sektör genelinde kalite standardizasyonunun sağlanması" dedi. Büyükşehir’den tarıma dev destek İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak sağlanan tarımsal destekler ve kooperatiflerden yapılan alımlara da dikkat çeken Üngür, "İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi olarak 2026 yılında tarıma ayırdığımız destekler 1,4 milyar TL’yi buluyor. Bununla da yetinmedik; üretim, hastalık ve zararlılarla mücadele ile sulama desteklerinin yanı sıra İZTARIM tarafından bu yıl 22’ncisi açılan İZMAR şubeleri aracılığıyla 2025 yılında doğrudan kooperatiflerden yaklaşık 694 milyon TL’lik alım gerçekleştirildi" diye konuştu. "İzmir Büyükşehir Belediyesi tarımda adeta bir bakanlık gibi çalışıyor" Gödence Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Çağatay Özcan Kokulu, "Gödence’de, tarımsal amaçlı kooperatiflerin yerel yönetimlerle birlikte hareket etmesinin ne kadar önemli olduğunu bizzat deneyimledik. İzmir Büyükşehir Belediyesi, bu noktada adeta bir bakanlık gibi çalışıyor. Üreticiye dokunan, sahayı bilen ve çözüm üreten bir yaklaşım sergiliyor. Zeytinin anavatanı Türkiye’dir ve özellikle Kuzey Ege, Edremit bölgesi bu anlamda çok özel bir yere sahiptir. Bu değeri koruyarak geleceğe taşımak hepimizin sorumluluğu" dedi. "Hasat, kaliteyi belirleyen en kritik aşama" Tarım ve Orman Bakanlığı Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nden Dr. Ayla Mumcu, zeytinyağında kaliteyi belirleyen en önemli unsurların başında hasadın geldiğini vurgulayarak, "Zeytin kesinlikle yere düşmeden, mümkün olduğunca elle hasat edilmeli. Hasadın erken ya da geç yapılması da doğrudan kaliteyi etkiler. Bu nedenle doğru zamanda hasat, büyük önem taşıyor. Zeytin ve zeytinyağında taklit ve tağşişe karşı güçlü bir altyapıya sahibiz. Tüm bu süreçlerin doğru yönetilmesi kaliteyi güvence altına alıyor" ifadelerini kullandı. "İmalat süreçleri de en az üretim kadar önemli" Bademli Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Hurşit Nallı, zeytin ve zeytinyağı üretiminde yalnızca bahçe bakımının yeterli olmadığını vurgulayarak, "Bir üreticinin sadece bahçesindeki iyi bakım artık yeterli değil, imalat süreçleri de en az üretim kadar önemli. Zeytinyağında kaliteyi yükseltmek için tüm zincirin doğru yönetilmesi gerekiyor" dedi. "Bu yapı Türkiye’ye örnek olmalı" "Süt ve Peynir Üretiminde Değer Zinciri" başlıklı panelin moderatörlüğünü, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Harun Raşit Uysal yaptı. Uysal, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin üretici kooperatiflerine verdiği desteğin altını çizerek, bunun ekonomik değerinin yanı sıra aynı zamanda gıda güvenliği açısından da kritik olduğunu belirtti. Uysal, "İzmir’de belediye ve kooperatif iş birliğiyle uzun yıllardır uygulanan süt dağıtım projeleri hem üreticiyi güçlendirdi hem de toplumun sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişimini artırdı. Bu yapı doğru bir yapı ve tüm ülkeye örnek olmalı" dedi. "Kaliteli ürünün temeli kaliteli hammadde" Panelde konuşan Ulusal Süt Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aslı Akpınar, değer zincirinin çiftlikte başladığını vurgulayarak, kaliteli ürünün temelinin kaliteli hammadde olduğunu belirtti. "Üreticinin olmadığı yerde tüketiciden bahsedemeyiz" Tire Süt Kooperatifi Genel Müdür Yardımcısı Fatih Karataş ise değer zincirinin üreticiyle başladığını vurgulayarak, "Üreticinin olmadığı yerde tüketiciden bahsedemeyiz. Planlı üretim ve sürecin doğru yönetilmesi bu işin temeli. İzmir’de ortaya çıkan model Türkiye için önemli bir örnek; belediyeler kooperatiflere sahip çıktığında üretici, kooperatif ve yerel yönetim aynı hedefte buluşuyor ve bu da sahada karşılığını buluyor" dedi. Belediyelerin ve kooperatiflerin kurduğu market yapısına da değinen Karataş, ürünlerin doğrudan tüketiciye ulaştığını belirterek, "Aracısız yapı hem üreticiye hem tüketiciye katkı sağlıyor. İnsanlar doğduğu topraklarda üretmek ve yaşamak istiyor. Bu modeli güçlendirdikçe üretim de refah da artacak" diye konuştu. "Değer zinciri bütüncül bir yapı ile ele alınmalı" Pınar Süt İmalat Müdürü Hüseyin Önel ise süt ve süt ürünlerinde değer zincirini süt temininden lojistiğe, işleme süreçlerinden ambalajlamaya ve dağıtıma kadar bütüncül bir yapı içinde ele aldıklarını belirterek, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve katma değerli ürünlerin sektörün geleceğini şekillendirdiğini ifade etti. Fonksiyonel ve yüksek proteinli ürünlere talebin arttığını belirten Önel, bu doğrultuda geliştirdikleri yeni ürünlerle hem farklılaştıklarını hem de katma değer oluşturduklarını söledi. Bağdan şişeye kalite yolculuğu konuşuldu "Bağdan Şişeye: Terroir, Teknoloji ve Trendler" başlıklı bir diğer oturumunun moderatörlüğünü ise Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Altındişli üstlendi. Ege Üniversitesi Ege Meslek Yüksekokulu Gıda Teknolojisi Programı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ufuk Yücel, Usca Bağcılık ve Şarapçılık Kurucusu ve Urla Bağ Yolu Derneği Başkanı Serpil Erdurak ile Danışman Önolog Işık Gülçubuk konuşmacı olarak yer aldı. Panelde, kaliteli şarabın temelinin bağda atıldığı ve terroirin belirleyici rolü vurgulanırken, Türkiye’nin zengin üzüm çeşitliliğinin korunmasının önemi, iklim şartlarının üretime etkisi ve gıda teknolojisinin üzümden şaraba uzanan süreçte kaliteyi belirleyen temel unsurlardan biri olduğu ifade edildi. Mutfak Atölyesi’nde Ege lezzetleri ziyaretçi ile buluşuyor Fuar kapsamında düzenlenen Mutfak Atölyesi, Ege mutfağının özgün tatlarını ziyaretçilerle buluşturuyor. Türk mutfağının önemli temsilcilerinden Şef Özlem Mekik moderatörlüğünde gerçekleştirilen atölyede, alanında uzman isimler özel reçetelerini paylaşıyor. DoubleTree by Hilton Executive Chef’i İlhami Dinç, Dokuz Eylül Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Turgay Bucak ve öğrencileri ile birlikte, Ege’nin zengin bitki çeşitliliğini benzersiz bir tarifle yorumladı. Atölyede hazırlanan "Çağla bademli ballı Ege otları harmanı", bölgenin doğallığını ve lezzet mirasını yansıtan özel bir sunum olarak öne çıkarken katılımcılardan büyük beğeni kazandı.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:36 GSO Başkanı Adnan Ünverdi nisan ayı ihracat rakamlarını değerlendirdi Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, nisan ayında Gaziantep’ten geçen yılın aynı ayına göre yüzde 25,4 oranında artışla 967 milyon 492 bin dolarlık ihracat gerçekleştirildiğini kaydetti. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından açıklanan nisan ayı ihracat rakamlarını değerlendiren Ünverdi, Gaziantep’ten ocak-nisan döneminde ise geçen yılın aynı dönemine göre 3,9 oranında artışla 3 milyar 371 milyon 280 bin dolar ihracat yapıldığını belirtti. Gaziantep’in hem aylık hem dönem bazında 6’ncı sırada yer aldığını dile getiren Ünverdi, "Böylesi bir dönmede azim ve kararlılıkla çaba gösteren üreticilerimize, sanayicilerimize, ihracatçılarımıza ve tüm çalışanlarımıza gönülden teşekkür ediyorum. Büyük bir özveriyle ellerinden gelenin de daha fazlasını yapmak için çaba gösteriyorlar" ifadelerini kullandı. Hem iç hem dış piyasa şartları sebebiyle üreticilerin zorlu bir süreçten geçtiğine işaret eden Ünverdi, "Para sıkılaşma ile birlikte enflasyonla mücadele sürecinde; finansman maliyetleri, faizin yüksek seyretmesi, banka kredilerine ulaşımın güçleşmesi reel sektörün direncini kırmıştır. Bu süreçte en fazla yükü çeken sanayicilerimiz olmuştur. İç piyasada nakit akışının durmasının yanı sıra sadece ülkemizde değil savaşla birlikte hammadde, enerji, nakliye ve tüm girdi maliyetlerindeki artışlar dış pazardaki rekabet gücümüzü olumsuz etkilemiştir. Dezenflasyon sürecinde önemli mesafeler katedildi fakat, küresel gelişmelerin sürece yansımaları ile sanayici üzerindeki baskı daha da artmıştır" ifadelerini kullandı. Politika faizinde yapılan indirimlerin umut verdiği bir dönemde İran geriliminin artmasıyla birlikte faizin nisan ayında stabil bırakıldığını hatırlatan Ünverdi, "Ticari krediler zaten politika faizinin çok üzerinde seyrediyor. Bu doğrultuda zaman uzadıkça sanayiciler olarak gücümüz azalıyor. Biz şartlar ne olursa olsun mücadelemizi devam ediyoruz fakat, reel sektörü rahatlatacak, üretim, ihracat ve istihdamımızı koruyacak tedbirlerin alınmasını istiyoruz. Pandemi ve savaşın etkileri ile birlikte depremi yaşamış bir kent olarak, şehrimiz ve bölge sanayimize can suyu olacak ve ayakta kalmasını sağlayacak özel teşvik uygulamaları bekliyoruz. Mart ayında yapılan yeni düzenleme ile deprem bölgesine tanınan kredi büyüme sınırı muafiyetleri sona erdirilmiştir. Bölge şartları göz önünde bulundurularak kredi büyüme muafiyetlerinin en azından bölgesel riskler azalıncaya kadar yeniden uygulanmaya alınmasını veya kademeli bir geçiş sürecine bağlanmasını çok önemli buluyoruz. Tabii ki devletimiz tarafından açıklanan yeni yatırım ve destek programları bu süreçte çok önemlidir ve bunlar devam etmelidir. Biz ülkemizin gücüne inanıyoruz. Nisan ayı ihracat rakamlarındaki artışın da şehrimiz ve ülkemiz adına devam etmesini ümit ediyor ve reel sektör olarak düzlüğe çıkmak için elimizden gelen çabayı gösteriyoruz" ifadelerine yer verdi.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:25 Manisalı sağlıkçı genç kangal yetiştiricisi oldu Manisa’nın Köprübaşı ilçesine bağlı Kıranşeyh Mahallesi’nde yaşayan 23 yaşındaki fizyoterapist Hasan Yılmaz, aileden gelen tarım ve hayvancılık geleneğini yenilikçi projelerle büyütüyor. Uzun yıllardır tarım ve hayvancılıkla uğraşan aile çiftliğinde üretime yeni bir soluk getiren Yılmaz, Manisa’da bir ilke imza atarak Sivas Kangalı üretimine başladı. Zeytincilik başta olmak üzere tarımsal üretimin sürdürüldüğü aile çiftliğinde küçükbaş hayvancılık da yapan Yılmaz ailesi, daha önce de bölgede ilklerden biri olarak De France koyunu yetiştiriciliğine başlamıştı. Geleneksel üretim modellerini modern girişimlerle geliştirmeyi hedefleyen Hasan Yılmaz, şimdi de Türkiye’nin en değerli yerli ırklarından biri olarak bilinen Sivas Kangalı üzerine yatırım yaptı. Kangal köpeklerine olan ilgisinin uzun yıllara dayandığını belirten Yılmaz, kapsamlı araştırma ve hazırlık sürecinin ardından üretime başladıklarını söyledi. İlk yavruların dünyaya geldiğini ifade eden Yılmaz, çiftlikte şu anda 30 günlük yavrular bulunduğunu ve yoğun ilgi gördüklerini dile getirdi. Kangal köpeklerinin sürü koruma kabiliyeti, güçlü içgüdüleri, sadakati ve dayanıklılığıyla öne çıktığını vurgulayan Yılmaz, bu ırkın bölgedeki hayvancılık faaliyetlerine önemli katkı sağlayabileceğini belirtti. Yılda iki kez yavrulayabilen kangalların üretim potansiyeliyle de dikkat çektiğini ifade eden genç girişimci, amaçlarının bu ırkı Manisa ve çevresinde yaygınlaştırmak olduğunu kaydetti. Genç yaşta kırsal üretime yönelmesiyle dikkat çeken Hasan Yılmaz, fizyoterapist kimliğinin yanı sıra girişimci yönüyle de örnek oluyor. Geleneksel tarımı yenilikçi üretim anlayışıyla buluşturduklarını belirten Yılmaz, "Hem çiftliğimizi geliştirmek hem de bölgemize yeni bir değer kazandırmak istiyoruz. Kangal yetiştiriciliği konusunda Manisa’da öncü olmayı hedefliyoruz" dedi. Kangal sahiplenmek ya da bu ırk hakkında bilgi almak isteyenleri çiftliklerine davet eden Yılmaz, projeyi büyüterek bölgesel ölçekte örnek bir üretim modeli oluşturmayı hedeflediklerini söyledi. Köprübaşı’nda genç bir girişimcinin öncülüğünde başlayan bu çalışma, hem hayvancılık sektörü hem de kırsal kalkınma açısından dikkat çeken bir adım olarak değerlendiriliyor.
Şap yüzünden beside yüzde 30 kayıp tahmin ediliyor
24 Kasım 2025 Pazartesi - 09:58 Şap yüzünden beside yüzde 30 kayıp tahmin ediliyor Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD) Başkanı Müslüm Doğru, şap hastalığı yüzünden beside yüzde 30, süt sığırlarında ise yüzde 15-20 kayıp tahmin ettiklerini belirterek, şu anda ülkede sıkıntı olduğunu, kesime giden hayvanın azaldığını vurgulayarak "Et fiyatları yükselecek" dedi. Bursa İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğinin 22 Kasım fiyatlarına göre, 400 kilogram ve üzerindeki holstein cinsi danaların kesim ücretleri 30 lira artarak 490 liraya çıktı. Bütün holstein cinsi danalarda kesim ücretleri 30 lira artarak, 250 ve altı kilogramda olanlar için 390 liraya, 251-350 kilogram arasındakilerde 440 liraya ve 351-400 kilo arasındakilerde ise 470 liraya çıktı. Diğer dana ırklarında da 30 liralık bir artış yaşandı ve kesim fiyatları 250 ve altındakilerden 400 kilogram ve üzerindekilere kadar 420 ile 520 liraya çıktı. İnek kesim fiyatlarında da kilogram başına 30 liralık artışla 350 ila 440 lira arasında fiyatlara çıktı. Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD) Başkanı Müslüm Doğru, şap hastalığının ülkede derin yaralar açtığını ve bıraktığı hasarın etkisinin çok süreceğini söyledi. Türkiye’de şap hastalığının girmediği şehir olmadığına dikkati çeken Doğru, "En çok besi çiftçliklerinden hayvanlar kesime gitti. 250-300 kilogram hatta 200 kilogram karkas veren hayvanlar bile erkenden kesildi." dedi. Besi çiftliklerinde süt sığırcılığı yapılanlara oranla daha çok hayvanın kaybedildiğini dile getiren Doğru, şöyle konuştu: "İnekler damızlık olduğu için hemen gitmez, mücadele edersiniz ama ayağı kötü olmuş, memeleri sağılmaz olmuş hayvanlar kesime gitti. Aşıyı geç yapanlar daha çok zarar gördü. Aşı çalıştı; aşı yaptıranlar az hasarla atlattı. Birinci şap aşısını yaptırdığınız zaman bir süresi var. 21 gün geçince ikinciyi yaptıracaksınız. ikinci aşı yaptırıldıktan sonraki 42’nci günde yüzde 80-85 koruma sağlıyor. Uyarılar ve açıklamalar yaptık. Aşı yaptırılmasını istedik, aşı yaptıranlar oldu yaptırmayanlar oldu. ’Aşı yaptırdım hastalandı’ diyenler oldu. 2 aşı yaptırdıktan sonra şapın girdiği çiftlikler var ama az hasarla atlattılar." Şapın etkisi 6 Şubat depremi gibi olacak Doğru, şapa yakalanan hayvanın aşılı olmasının yanında beslenmesinin ve diğer güç verecek etkenlerinin de iyi olmasının önemine işaret etti. Şap hastalığının bazı çiftliklerde "yıkım" oluşturduğuna dikkati çeken Doğru, şunları söyledi: "Pandemi benzetmesi çok doğru ama oluşturduğu etki 6 Şubat depremi gibi olacak. 6 Şubat depremi kaç yıl oldu halen acısını çekiyoruz. Şapın da etkisi sürecek, acısını uzunca süre çekeceğiz. Sadece et verimi değil süt verimi de düşüyor. Şapa yakalandığı zamanki verimi aynı laktasyon içinde bulamazsınız. Bir hayvanın gebe kalıp doğum yapması lazım ki aynı verimi yakalasın." Şap hastalığının döl verimini de etkilediğini vurgulayan Doğru, "Hayvanlar gebe kalmıyor. Öyle bir hastalık ki içerde de hasar bırakıyor. Gebe kalmaması ne demek? Hayvanın verimi düşük ve doğması gereken buzağıların doğmayacak olması demek ve bizi kötü zamanlar bekliyor." dedi. "Beside yüzde 30, süt sığırında yüzde 15-20 kayıp tahmin ediliyor" Doğru, şap hastalığının Türkiye’nin her yerinde görüldüğünü, girmediği şehir bulunmadığını belirterek, "Bundan ders çıkarmamız gerekiyor. Bu ne ilkti ne son olacak. Çünkü gerçekten kovid pandemisi gibi oldu ülkede girmedği şehir kalmadı. Beside yüzde 30, süt sığırlarında ise yüzde 15-20 kayıp tahmin ediyoruz. Bunlar çok ciddi oranlar. Hızlıca kesime gittiği dönemde et fiyatlarının yükselmesi durdu. Arz fazlalığı fiyatları sabit tuttu." diye konuştu. Şu anda kesime giden hayvanın azaldığını belirten Doğru, şunları kaydetti: "Normalde bu aylarda kesime gelecek hayvanlar önceden kesime gitti. Şu anda dana sıkıntısı var. Kırmızı ette bizi ne bekliyor? Fiyatların yükselmesi gayet doğal kabul edilmesi lazım. Saece Türkiye’de değil ABD’de etçil hayvan çok var. Çevresinde üretici ülkeler bulunuyor. Buna rağmen tarihinde görülmemiş şekilde et fiyatları yükseliyor. Bizde de yükselecek. Bunun önüne geçmek çok zor gibi. Bunu ithalatta önleyecekseniz palyatif çözüm olur. Palyatif çözüm hayvancılığı öldürür. Et ve süt fiytlarını baskılamayı bırakırsak bir süre tüketici sıkıntı çekecek ama üretici üretimden vazgeçmeyecek biraz olsun para kazanmaya başlayacak içindeki umut yeşerecek."
Bakan Kacır: "Yerli patent başvurularında dünyada 10’uncu ülkeyiz"
23 Kasım 2025 Pazar - 16:37 Bakan Kacır: "Yerli patent başvurularında dünyada 10’uncu ülkeyiz" Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Yerli patent başvurularında dünyada 10’uncu ülkeyiz. Yerli patent artış hızında dünyanın en hızlı yükselen ilk üç ülkesi arasındayız" dedi. Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü’nün (WIPO) yayımladığı Dünya Fikri Mülkiyet Göstergeleri 2025 Raporuna göre, Türkiye’de Patent İşbirliği Antlaşması (PCT) kapsamında başvuru yapan kadın buluşçu oranı yüzde 26,1 ile dünya lideri konumuna yükseldi. Türkiye, 10 bin 4 yerli patent başvurusuyla dünya sıralamasında da 10’uncu basamağa yükseldi. "Yerli patent başvurularında dünyada 10’uncu ülkeyiz" Bakan Kacır, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Türkiye, fikri mülkiyette küresel ligde yeni bir başarıya imza attı. WIPO’nun 2025 Dünya Fikri Mülkiyet Göstergeleri Raporu; patentten tasarıma, markadan kadın buluşçulara kadar pek çok alanda ülkemizin yükselişini açıkça ortaya koyuyor. Yerli patent başvurularında dünyada 10’uncu ülkeyiz. Yerli patent artış hızında dünyanın en hızlı yükselen ilk üç ülkesi arasındayız. Uluslararası patent başvurularında, kadın buluşçu oranında yüzde 26,1 ile dünya lideriyiz" açıklamasında bulundu. Türkiye’nin yerli marka başvurularında dünya 6’ncısı olduğunu kaydeden Kacır, şu ifadeleri kullandı: "Yerli tasarım başvurularında dünya 3’üncüsüyüz. Bu tablo; araştırmacılarımızın, mühendislerimizin, girişimcilerimizin ve özellikle kadınlarımızın teknoloji ve inovasyon alanında ortaya koyduğu büyük emeğin güçlü bir yansımasıdır. Türkiye, fikri mülkiyette de küresel rekabette yoluna kararlılıkla devam ediyor." Dünya Fikri Mülkiyet Raporu; inovasyon ve endüstriyel politikalarla ülkelerin mevcut kapasitelerinden yararlanılmasında olumlu etkiyi vurgulanması bakımından büyük önem taşıyor. Patent, marka ve tasarında güçlü performans Raporda; Türkiye geçen yıl patent, marka ve tasarım alanlarında küresel ölçekte güçlü bir performans sergiledi. Türkiye, 2024’te bir önceki yıla göre patent başvurularında yüzde 18,4, tescillerde ise yüzde 38,9 artış kaydederek dünya ortalamasının üzerinde büyüme gösterdi. Uluslararası arenada kadınların yaptığı patent başvurularında önemli bir sıçrama gerçekleştirdiği görüldü. Bu kapsamda Türkiye’de PCT kapsamında başvuru yapan kadın buluşçu oranında yüzde 26,1 ile dünya lideri konumuna geldi. 2014-2024 döneminde kişi başına düşen patent başvurusu artışında Türkiye dünya 2’ncisi, yerli faydalı model başvurularında ise dünya 7’ncisi oldu. Patent uzmanı sayısının 181’e ulaşmasıyla Türkiye, bu alanda da dünya da 10’uncu sırada yer aldı. Türkiye, patent ofisleri sıralamasında ise 23’üncülükten 18’inciliğe çıkarak tarihimizde ilk kez ilk 20’de yer aldı. Marka başvurularında Avrupa’nın zirvesinde Türkiye 2024’te 366 bin 543 sınıf ile yerli marka başvurularında dünyada 6’ncı, Avrupa’da ise 2’nci oldu. Yerli marka tescillerinde ise 284 bin 781 sınıf ile Türkiye, Avrupa’da birinci, dünyada 4’üncü sıraya yerleşti. Türkiye tasarımda dünya üçüncüsü Türkiye, geçen yıl 41 bin 875 yerli tasarım başvurusu ile dünya 3’üncüsü oldu. Tasarım başvurularının sektörlere göre dağılımına bakıldığında mobilya ve ev eşyalarını yüzde 25,8, reklamcılığın yüzde 19,2, tekstil ve aksesuarın yüzde 13,4 olduğu görüldü. Yerli tasarım yoğunluğunda Türkiye, gayrisafi yurt içi hasılaya oranla dünya 4’üncüsü, nüfusa göre ise 5’incisi olarak konumlandı. Türkiye’nin küresel sıralaması Raporda yer alan 2024 verilerine göre, Türkiye 10 bin 4 yerli patent başvurusu ile Çin 1 milyon 672 bin 1, ABD 270 bin 295, Japonya 237 bin 169, Güney Kore 195 bin 786, Hindistan 63 bin 217, Almanya 40 bin 85, Rusya 21 bin 502, Fransa 12 bin 751, İngiltere’den 11 bin 105, sonra 10. sırada yer aldı. Türkiye’yi, İtalya 9 bin 120, İran 8 bin 314, Kuzey Kore 6 bin 936, Brezilya 5 bin 752 ve Kanada 4 bin 304 ile takip etti. Dünyada yerli marka başvurularında Türkiye’nin duruma bakıldığında, Çin’in 6 milyon 786 bin 172, Rusya’nın 523 bin 570, Hindistan’ın 512 bin 597, ABD’nin 493 bin 415 ve Brezilya’nın 425 bin 953 sınıf sayısından sonra 366 bin 543 sınıf ile 6. sırada yer aldığı görüldü. Bu alanda Türkiye’yi 302 bin 9 sınıf ile İran, 265 bin 457 sınıf ile Güney Kore, 240 bin 417 sınıf ile Japonya, 239 bin 28 sınıf ile Fransa, 207 bin 784 sınıf ile Almanya, 200 bin 303 sınıf ile İngiltere, 159 bin 140 sınıf ile Meksika, 127 bin 832 sınıf ile Endonezya izledi. Türkiye 41 bin 875 yerli tasarım alanındaki başvurularıyla dünyada 803 bin 234 ile Çin ve 51 bin 765 başvuruyla Güney Kore’den sonra 3’üncü sırada yer aldı. Yerli tasarım alanındaki başvurularda Türkiye’yi 36 bin 754 başvuruyla İtalya, 36 bin 118 başvuruyla Hindistan, 30 bin 985 başvuruyla İngiltere, 28 bin 202 başvuruyla Almanya, 26 bin 821 başvuruyla Fransa, 20 bin 675 başvuruyla Japonya, 20 bin 670 başvuruyla ABD, 13 bin 916 başvuruyla İspanya, 7 bin 723 başvuruyla Rusya, 7 bin 545 başvuruyla İran, 5 bin 892 başvuruyla Brezilya ve 5 bin 776 başvuruyla Endonezya takip etti.
Manisa’nın su güvenliğine ve yangınlara karşı stratejik yatırım
23 Kasım 2025 Pazar - 15:49 Manisa’nın su güvenliğine ve yangınlara karşı stratejik yatırım Manisa Su ve Kanalizasyon (MASKİ) Genel Müdürlüğü, daha hızlı ve etkin hizmet verebilmek amacıyla araç filosunu güçlendirdi. MASKİ yatırımı ile 40 milyonluk yatırımla 5 adet su tankeri ve 5 adet 4x4 arazi aracını filosuna ekledi. Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) Genel Müdürlüğü, içme suyu temini ve yangın gibi afetlerde kullanılmak üzere paslanmaz krom malzemeden üretilmiş 4 adet 13 tonluk ve 1 adet 8 tonluk olmak üzere toplam 5 adet su tankerini filosuna kazandırdı. Tankerler, elektrik kesintilerinin yaşandığı ve pompalarda arıza meydana geldiği durumlarda özellikle kırsal mahallelere su ulaştırılmasında kritik bir rol üstlenecek. Bu durumlarda tankerler, içme suyu depolarına takviye yapmanın yanı sıra ihtiyaç halinde mahallelere doğrudan su sağlamak için de kullanılacak. MASKİ, su tankerlerinin yanı sıra 5 adet 4x4 arazi aracını da filosuna ekleyerek özellikle zorlu arazi şartlarındaki sondaj noktalarına ulaşım ve müdahale kapasitesini de yükseltti. Bu araçlarla, sondaj pompalarında yaşanabilecek arızalara daha hızlı müdahale edilebilecek. "MASKİ’nin operasyon kapasitesi artırıldı" Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun öncülüğünde gerçekleştirilen bu stratejik yatırımla MASKİ’nin operasyon kapasitesinin artırıldığını belirten Elektrik Makine ve Malzeme İkmal Daire Başkanı Murat Yılmaz, "Yatırımla yalnızca su temini değil, aynı zamanda yangınlar ve doğal afetlere karşı hızlı çözüm üretme kapasitesi de artırıldı. Arazi araçları da sondajlarda yaşanabilecek arızalara ekiplerin daha hızlı ve daha etkin müdahale edebilmesini sağlayacak" dedi.
Samsun Yeni OSB’de altyapı çalışmaları ve fabrika kurulumları devam ediyor
23 Kasım 2025 Pazar - 14:02 Samsun Yeni OSB’de altyapı çalışmaları ve fabrika kurulumları devam ediyor Samsun’da, yüksek teknolojiye dayalı ve katma değerli üretimin merkezi olması hedeflenen Yeni Organize Sanayi Bölgesi (OSB) içinde hem altyapı yatırımları hem de firmaların fabrika kurulum çalışmaları devam ediyor. Samsun Valililiği sosyal medya hesapları üzerinden yapılan paylaşımda, yerli ve yabancı yatırımcılara modern altyapı ve destek hizmetlerinin sağlanması için bir yandan çalışmaların devam ettiği, bir yandan da yer tahsisi yapılan firmalara ait inşaatların yükseldiği belirtildi. Yapılan açıklamada, Yeni OSB’de ’Milli Teknoloji Hamlesi’ doğrultusunda yürütülen çalışmalardaki son durum şu şekilde sıralandı. "Samsun Büyükşehir Belediyesi SASKİ Genel Müdürlüğü, bölgede atık su ve içme suyu altyapı çalışmalarını sürdürüyor. TCDD 4. Bölge Müdürlüğü tarafından Yeni OSB ile Samsun Limanı arasında yapılacak demiryolu iltisak hattının zemin etütleri tamamlandı, proje ihale aşamasına geldi. DSİ 7. Bölge Müdürlüğü, belirlenen alanlarda altyapı çalışmalarına başladı. TEİAŞ Genel Müdürlüğü, 35 dönümlük alanda kurulacak 300 MVA kapasiteli trafo merkezinin zemin etüt çalışmalarını yürütüyor." Yer tahsisi yapılan firmalarda fabrikaların kurulum çalışmalarının devam ettiği belirtilirken, bazı firmalarının ise dolgu ve ruhsat işlemleri sürüyor. Tamamlandığında Karadeniz Bölgesinin üretim üssü haline geleceği düşünülen OSB’nin, Samsun’un sanayi kapasitesine önemli katkı sağlayacağını belirtiliyor.
MÜSİAD Antalya, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’a projelerini anlattı
23 Kasım 2025 Pazar - 13:38 MÜSİAD Antalya, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’a projelerini anlattı MÜSİAD Antalya Başkanı Yusuf Akgül, Antalya iş dünyası temsilcileriyle önceki gün bir araya gelen Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’a kentin kalkınmasına katkı sunacak projeleri ve MÜSİAD’ın yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi verdi. Görüşmede, Antalya’nın ticaret hacmini büyütmeye, turizm gelirlerini çeşitlendirmeye ve üretim kapasitesini artırmaya yönelik yapılabilecek çalışmalar üzerinde duruldu. Başkan Akgül, MÜSİAD Antalya’nın sanayi, ticaret ve ihracat alanlarında hazırladığı rapor ve proje önerilerini de sunarak, şehir ekonomisinin güçlenmesi için kamu–sivil toplum iş birliğinin önemine dikkat çekti. Bakan Bolat’ın, Antalya’nın stratejik konumunun Türkiye’nin ihracat hedefleri açısından büyük bir fırsat sunduğunu vurguladığı toplantıda, iş dünyasının talepleri, mevcut sorunlar ve çözüm önerileri karşılıklı istişare edildi. Katılımcılar, özellikle ihracatın artırılması, yatırım süreçlerinin kolaylaştırılması ve işletmelerin rekabet gücünün yükseltilmesi başlıklarında ortak çalışma alanları oluşturdu. Toplantı sonrası değerlendirmede bulunan MÜSİAD Antalya Başkanı Yusuf Akgül, şu ifadeleri kullandı: "Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda, Antalya iş dünyasının üretimden ihracata uzanan tüm süreçlerde daha güçlü bir konuma gelmesi için var gücümüzle çalışıyoruz. Kentimizin potansiyelini artıracak her adımın takipçisi olmaya devam edeceğiz."
Diyarbakır OSB Başkanı Fidan: "İhracat rakamları üretim direncinin kanıtıdır"
23 Kasım 2025 Pazar - 12:59 Diyarbakır OSB Başkanı Fidan: "İhracat rakamları üretim direncinin kanıtıdır" Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Fidan, kentin 2025 yılı ilk 10 aylık dış ticaret performansını değerlendirerek Diyarbakır’ın son yıllarda yakaladığı sanayi ivmesinin artık kalıcı bir dönüşüme işaret ettiğini söyledi. Diyarbakır OSB Başkanı Fidan, Diyarbakır’ın ihracatının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17,5 artarak 235,3 milyon dolara yükselmesinin sadece rakamsal bir büyüme olmadığını sanayicinin risk alabilme kapasitesinin, üretimdeki kararlılığının ve küresel koşullara karşı geliştirdiği direnç mekanizmasının bariz bir göstergesi olduğunu ifade etti. Fidan, artışın özellikle küresel belirsizliklerin yoğun olduğu bir dönemde gerçekleşmesinin önemine işaret ederek şu değerlendirmede bulundu: "Enerji fiyatlarından lojistik sorunlarına, tedarik zinciri kırılmalarından küresel talep daralmalarına kadar dünya genelinde üretim büyük sınavlardan geçiyor. Böyle bir atmosferde Diyarbakır’ın ihracatını yüzde 17,5 artırabilmiş olması, kentimizin üretim direncinin ve sanayicimizin inatçı emeğinin somut kanıtıdır. OSB olarak bu tabloyu çok değerli buluyoruz." "Irak pazarında stratejik bir bağ var" Fidan, Irak’ın Diyarbakır için artık yalnızca bir dış ticaret kapısı değil, aynı zamanda stratejik bir partner haline geldiğini belirtti. Fidan, "120 milyon doları aşan Irak ihracatı, Diyarbakır’ın bölgesel ağırlığını açıkça ortaya koyuyor. Bu pazarla kurduğumuz bağ sadece ürün akışından ibaret değil kültürel, ekonomik ve coğrafi olarak stratejik bir karşılıklı bağımlılık oluşmuş durumda. Irak, Diyarbakır sanayisinin doğal hinterlandı haline gelmiştir" dedi. "Avrupa pazarına açılım sanayinin yeni evresidir" Diyarbakır’ın pazar çeşitliliğinde de önemli bir eşiği geçtiğini kaydeden Fidan, Almanya’da yüzde 49, Azerbaycan’da ise yüzde 123’lük artışın kentin artık tek bir pazara bağlı olmadan büyüme kapasitesine sahip olduğunu gösterdiğini söyledi. Fidan, "Bu veriler, Diyarbakır’ın Avrupa’ya ve Kafkasya’ya düzenli üretim gönderen bir sanayi kentine dönüştüğünü gösteriyor. OSB’deki firmalarımız kalite standartlarını yükseltiyor, sertifikasyon süreçleri hızlanıyor ve teknoloji kullanım oranı artıyor. Bu tablo, Diyarbakır sanayisinin yeni bir evreye geçtiğinin işaretidir" diye konuştu. Kimyevi maddeler ve mamulleri sektöründe 39,9 milyon dolarlık ihracat hacminin "rutinin ötesinde, stratejik bir sıçrama" olduğunu aktaran Fidan, yeni tesisler, kapasite artışları ve istihdam genişlemelerinin kentin sanayi omurgasını çeşitlendirdiğini ifade etti. Fidan, "Diyarbakır artık sadece tekstil ve gıda ağırlıklı bir üretim üssü değil; kimya ve metal sektörleri güçlü bir şekilde ön plana çıktı" şeklinde konuştu. Fidan, tekstil ve hazır giyimde yaşanan yüzde 40’lık daralmanın panik oluşturmadığını ancak sektörde yeni bir yol haritası ihtiyacını işaret ettiğini ifade ederek, "Rekabet artık fiyatla değil, kalite ve hızla yapılıyor. Bu iki alanda doğru adımları atmazsak küresel dalgalanmalardan etkilenebiliriz" dedi. Diyarbakır’ın lojistik avantajı Diyarbakır’ın coğrafi konumunun ihracat için büyük bir avantaj oluşturduğunu vurgulayan Fidan, Mersin Limanı ve Habur Sınır Kapısına yakınlığın rekabet gücünü artırdığını ve yeni lojistik merkezlerinin devreye girmesiyle bu avantajın daha da büyüyeceğini ifade etti. Diyarbakır’ın üretim kapasitesini yukarı çeken temel faktörlerden birinin genç iş gücü olduğunu söyleyen Fidan, mesleki eğitim merkezleriyle yapılan iş birliklerinin nitelikli personel arzını artırdığını vurguladı. 2026’nın ilk 10 aydaki ihracatını değerlendirirken "Bu ivme final değil, güçlü bir sanayi çağının başlangıcıdır" diyen Fidan, "Bugünkü yüzde 17,5’lik artış bizim için bir sonuç değil yeni bir başlangıçtır. Mevcut ivmeyi korur, pazar çeşitliliğini artırır ve üretim altyapısını güçlendirirsek 2026’da ihracatın iki katına çıkması kesinlikle ulaşılabilir bir hedeftir. Sanayicinin krediye erişimde yaşadığı sıkıntıların aşılması, hızlı tren hattının devreye alınması, Mersin Limanı’na ulaşımın kolaylaşması, otoban bağlantısının yapılaması, yeni lojistik merkezleriyle entegrasyon gibi adımların atılması halinde Diyarbakır 1 milyar dolar ihracatı aşan bir üretim merkezine dönüşecektir. Biz OSB olarak bunun için gece gündüz çalışıyoruz. Diyarbakır’ın sanayi çağını başlatacak adımları hep birlikte atıyoruz’’ diye konuştu.