Son Dakika
|
Erdoğan'dan nüfus uyarısı: "Doğurganlık hızımız düşüyor, rakamlar tedirgin edici''
Kadın avukat cinayetinde zanlının ifadesi ortaya çıktı: ''İstemeden vurdum''
İnşaatta kafasına mutfak tüpü düşen işçi hayatını kaybetti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, işçi ve işveren temsilcilerini kabul etti
‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ duruşmasında 15 sanık tahliye edildi
Bursa’da avukat cinayeti: 7 şüpheli gözaltında
İzmir'de freni boşalan tır 10 araca çarptı
İstanbul'da sokak çetelerine yönelik operasyon
Trump: "İran işleri yoluna koyamıyor, akıllanmaları gerek"
Bartın’da halk otobüsü otomobilin üzerine devrildi: 44 yaralı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Kenya'da sel felaketi: 10 ölü
Kahramanmaraş’ta okul saldırısında ölenler unutulmuyor
İstanbul’da 1 Mayıs’ta gözaltına alınan 580 kişi serbest bırakıldı
Maltepe’de ormanda erkek cesedi bulundu
Hamaney: "Düşmanlar ekonomik alanda da umutsuzluğa düşmeli"
İran'da patlama: 14 asker hayatını kaybetti!
Nevzat Bahtiyar’a verilen 17 yıl hapis cezasının gerekçesi açıklandı
EKONOMİ
Olivtech Fuarı’nda Ege’nin gastronomik mirası keşfe çıkıyor
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 16:01:50
İzmir’de düzenlenen Gurme İzmir Olivtech Fuarı, Ege’nin zengin gastronomik mirasını keşfetmek isteyenleri bir araya getiriyor. Yerel yönetimler, üreticiler ve uzmanların katıldığı panellerde, kaliteli üretimden sürdürülebilirliğe kadar pek çok başlık ele alınırken, Mutfak Atölyesi’nde Ege mutfağının özgün tatları şefler tarafından benzersiz tariflerle sunuluyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen fuar, ortaya çıkardığı ticari hacmin yanı sıra birbirinden farklı konuların ele alındığı geniş programıyla sektördeki güncel başlıkları ele alıyor. Fuar kapsamında düzenlenen ve yerel yönetim, kamu ile kooperatif temsilcilerini bir araya getiren, "Zeytinin Yolculuğu: Kalite, Verim ve Gelecek" başlıklı panelin moderatörlüğünü, İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür üstlendi. Bademli Kooperatif Başkanı Hurşit Nallı, Gödence Kooperatif Başkanı Çağatay Özcan Kokulu ile Tarım ve Orman Bakanlığı Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nden Dr. Ayla Mumcu konuşmacı olarak yer aldı. Zeyin Konseyi kuruldu Bülent Üngür, zeytinciliğin İzmir için stratejik bir üretim alanı olduğuna dikkat çekerek, "Zeytin sadece bir tarım ürünü değil, bu coğrafyanın kültürü, ekonomisi ve geleceği. Biz İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak üreticiyi güçlendiren, kooperatifleri destekleyen ve yerel kalkınmayı önceleyen bir anlayışla hareket ediyoruz. Kooperatiflerimizin daha güçlü hale gelmesi, üretimin sürdürülebilirliği açısından kritik önemde. Başkanımız Dr. Cemil Tugay’ın öncülüğünde gerçekleştirdiğimiz Zeytin Konseyi’nde, İzmir’in ve Türkiye’nin zeytinyağı ihracatında güçlü bir konumda olduğu, ancak asıl hedefin katma değerli üretimi artırmak ve markalaşmak olduğu net şekilde ortaya kondu. En önemli başlıklardan biri de sektör genelinde kalite standardizasyonunun sağlanması" dedi. Büyükşehir’den tarıma dev destek İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak sağlanan tarımsal destekler ve kooperatiflerden yapılan alımlara da dikkat çeken Üngür, "İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi olarak 2026 yılında tarıma ayırdığımız destekler 1,4 milyar TL’yi buluyor. Bununla da yetinmedik; üretim, hastalık ve zararlılarla mücadele ile sulama desteklerinin yanı sıra İZTARIM tarafından bu yıl 22’ncisi açılan İZMAR şubeleri aracılığıyla 2025 yılında doğrudan kooperatiflerden yaklaşık 694 milyon TL’lik alım gerçekleştirildi" diye konuştu. "İzmir Büyükşehir Belediyesi tarımda adeta bir bakanlık gibi çalışıyor" Gödence Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Çağatay Özcan Kokulu, "Gödence’de, tarımsal amaçlı kooperatiflerin yerel yönetimlerle birlikte hareket etmesinin ne kadar önemli olduğunu bizzat deneyimledik. İzmir Büyükşehir Belediyesi, bu noktada adeta bir bakanlık gibi çalışıyor. Üreticiye dokunan, sahayı bilen ve çözüm üreten bir yaklaşım sergiliyor. Zeytinin anavatanı Türkiye’dir ve özellikle Kuzey Ege, Edremit bölgesi bu anlamda çok özel bir yere sahiptir. Bu değeri koruyarak geleceğe taşımak hepimizin sorumluluğu" dedi. "Hasat, kaliteyi belirleyen en kritik aşama" Tarım ve Orman Bakanlığı Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nden Dr. Ayla Mumcu, zeytinyağında kaliteyi belirleyen en önemli unsurların başında hasadın geldiğini vurgulayarak, "Zeytin kesinlikle yere düşmeden, mümkün olduğunca elle hasat edilmeli. Hasadın erken ya da geç yapılması da doğrudan kaliteyi etkiler. Bu nedenle doğru zamanda hasat, büyük önem taşıyor. Zeytin ve zeytinyağında taklit ve tağşişe karşı güçlü bir altyapıya sahibiz. Tüm bu süreçlerin doğru yönetilmesi kaliteyi güvence altına alıyor" ifadelerini kullandı. "İmalat süreçleri de en az üretim kadar önemli" Bademli Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Hurşit Nallı, zeytin ve zeytinyağı üretiminde yalnızca bahçe bakımının yeterli olmadığını vurgulayarak, "Bir üreticinin sadece bahçesindeki iyi bakım artık yeterli değil, imalat süreçleri de en az üretim kadar önemli. Zeytinyağında kaliteyi yükseltmek için tüm zincirin doğru yönetilmesi gerekiyor" dedi. "Bu yapı Türkiye’ye örnek olmalı" "Süt ve Peynir Üretiminde Değer Zinciri" başlıklı panelin moderatörlüğünü, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Harun Raşit Uysal yaptı. Uysal, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin üretici kooperatiflerine verdiği desteğin altını çizerek, bunun ekonomik değerinin yanı sıra aynı zamanda gıda güvenliği açısından da kritik olduğunu belirtti. Uysal, "İzmir’de belediye ve kooperatif iş birliğiyle uzun yıllardır uygulanan süt dağıtım projeleri hem üreticiyi güçlendirdi hem de toplumun sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişimini artırdı. Bu yapı doğru bir yapı ve tüm ülkeye örnek olmalı" dedi. "Kaliteli ürünün temeli kaliteli hammadde" Panelde konuşan Ulusal Süt Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aslı Akpınar, değer zincirinin çiftlikte başladığını vurgulayarak, kaliteli ürünün temelinin kaliteli hammadde olduğunu belirtti. "Üreticinin olmadığı yerde tüketiciden bahsedemeyiz" Tire Süt Kooperatifi Genel Müdür Yardımcısı Fatih Karataş ise değer zincirinin üreticiyle başladığını vurgulayarak, "Üreticinin olmadığı yerde tüketiciden bahsedemeyiz. Planlı üretim ve sürecin doğru yönetilmesi bu işin temeli. İzmir’de ortaya çıkan model Türkiye için önemli bir örnek; belediyeler kooperatiflere sahip çıktığında üretici, kooperatif ve yerel yönetim aynı hedefte buluşuyor ve bu da sahada karşılığını buluyor" dedi. Belediyelerin ve kooperatiflerin kurduğu market yapısına da değinen Karataş, ürünlerin doğrudan tüketiciye ulaştığını belirterek, "Aracısız yapı hem üreticiye hem tüketiciye katkı sağlıyor. İnsanlar doğduğu topraklarda üretmek ve yaşamak istiyor. Bu modeli güçlendirdikçe üretim de refah da artacak" diye konuştu. "Değer zinciri bütüncül bir yapı ile ele alınmalı" Pınar Süt İmalat Müdürü Hüseyin Önel ise süt ve süt ürünlerinde değer zincirini süt temininden lojistiğe, işleme süreçlerinden ambalajlamaya ve dağıtıma kadar bütüncül bir yapı içinde ele aldıklarını belirterek, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve katma değerli ürünlerin sektörün geleceğini şekillendirdiğini ifade etti. Fonksiyonel ve yüksek proteinli ürünlere talebin arttığını belirten Önel, bu doğrultuda geliştirdikleri yeni ürünlerle hem farklılaştıklarını hem de katma değer oluşturduklarını söledi. Bağdan şişeye kalite yolculuğu konuşuldu "Bağdan Şişeye: Terroir, Teknoloji ve Trendler" başlıklı bir diğer oturumunun moderatörlüğünü ise Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Altındişli üstlendi. Ege Üniversitesi Ege Meslek Yüksekokulu Gıda Teknolojisi Programı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ufuk Yücel, Usca Bağcılık ve Şarapçılık Kurucusu ve Urla Bağ Yolu Derneği Başkanı Serpil Erdurak ile Danışman Önolog Işık Gülçubuk konuşmacı olarak yer aldı. Panelde, kaliteli şarabın temelinin bağda atıldığı ve terroirin belirleyici rolü vurgulanırken, Türkiye’nin zengin üzüm çeşitliliğinin korunmasının önemi, iklim şartlarının üretime etkisi ve gıda teknolojisinin üzümden şaraba uzanan süreçte kaliteyi belirleyen temel unsurlardan biri olduğu ifade edildi. Mutfak Atölyesi’nde Ege lezzetleri ziyaretçi ile buluşuyor Fuar kapsamında düzenlenen Mutfak Atölyesi, Ege mutfağının özgün tatlarını ziyaretçilerle buluşturuyor. Türk mutfağının önemli temsilcilerinden Şef Özlem Mekik moderatörlüğünde gerçekleştirilen atölyede, alanında uzman isimler özel reçetelerini paylaşıyor. DoubleTree by Hilton Executive Chef’i İlhami Dinç, Dokuz Eylül Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Turgay Bucak ve öğrencileri ile birlikte, Ege’nin zengin bitki çeşitliliğini benzersiz bir tarifle yorumladı. Atölyede hazırlanan "Çağla bademli ballı Ege otları harmanı", bölgenin doğallığını ve lezzet mirasını yansıtan özel bir sunum olarak öne çıkarken katılımcılardan büyük beğeni kazandı.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:36
GSO Başkanı Adnan Ünverdi nisan ayı ihracat rakamlarını değerlendirdi
Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, nisan ayında Gaziantep’ten geçen yılın aynı ayına göre yüzde 25,4 oranında artışla 967 milyon 492 bin dolarlık ihracat gerçekleştirildiğini kaydetti. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından açıklanan nisan ayı ihracat rakamlarını değerlendiren Ünverdi, Gaziantep’ten ocak-nisan döneminde ise geçen yılın aynı dönemine göre 3,9 oranında artışla 3 milyar 371 milyon 280 bin dolar ihracat yapıldığını belirtti. Gaziantep’in hem aylık hem dönem bazında 6’ncı sırada yer aldığını dile getiren Ünverdi, "Böylesi bir dönmede azim ve kararlılıkla çaba gösteren üreticilerimize, sanayicilerimize, ihracatçılarımıza ve tüm çalışanlarımıza gönülden teşekkür ediyorum. Büyük bir özveriyle ellerinden gelenin de daha fazlasını yapmak için çaba gösteriyorlar" ifadelerini kullandı. Hem iç hem dış piyasa şartları sebebiyle üreticilerin zorlu bir süreçten geçtiğine işaret eden Ünverdi, "Para sıkılaşma ile birlikte enflasyonla mücadele sürecinde; finansman maliyetleri, faizin yüksek seyretmesi, banka kredilerine ulaşımın güçleşmesi reel sektörün direncini kırmıştır. Bu süreçte en fazla yükü çeken sanayicilerimiz olmuştur. İç piyasada nakit akışının durmasının yanı sıra sadece ülkemizde değil savaşla birlikte hammadde, enerji, nakliye ve tüm girdi maliyetlerindeki artışlar dış pazardaki rekabet gücümüzü olumsuz etkilemiştir. Dezenflasyon sürecinde önemli mesafeler katedildi fakat, küresel gelişmelerin sürece yansımaları ile sanayici üzerindeki baskı daha da artmıştır" ifadelerini kullandı. Politika faizinde yapılan indirimlerin umut verdiği bir dönemde İran geriliminin artmasıyla birlikte faizin nisan ayında stabil bırakıldığını hatırlatan Ünverdi, "Ticari krediler zaten politika faizinin çok üzerinde seyrediyor. Bu doğrultuda zaman uzadıkça sanayiciler olarak gücümüz azalıyor. Biz şartlar ne olursa olsun mücadelemizi devam ediyoruz fakat, reel sektörü rahatlatacak, üretim, ihracat ve istihdamımızı koruyacak tedbirlerin alınmasını istiyoruz. Pandemi ve savaşın etkileri ile birlikte depremi yaşamış bir kent olarak, şehrimiz ve bölge sanayimize can suyu olacak ve ayakta kalmasını sağlayacak özel teşvik uygulamaları bekliyoruz. Mart ayında yapılan yeni düzenleme ile deprem bölgesine tanınan kredi büyüme sınırı muafiyetleri sona erdirilmiştir. Bölge şartları göz önünde bulundurularak kredi büyüme muafiyetlerinin en azından bölgesel riskler azalıncaya kadar yeniden uygulanmaya alınmasını veya kademeli bir geçiş sürecine bağlanmasını çok önemli buluyoruz. Tabii ki devletimiz tarafından açıklanan yeni yatırım ve destek programları bu süreçte çok önemlidir ve bunlar devam etmelidir. Biz ülkemizin gücüne inanıyoruz. Nisan ayı ihracat rakamlarındaki artışın da şehrimiz ve ülkemiz adına devam etmesini ümit ediyor ve reel sektör olarak düzlüğe çıkmak için elimizden gelen çabayı gösteriyoruz" ifadelerine yer verdi.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:25
Manisalı sağlıkçı genç kangal yetiştiricisi oldu
Manisa’nın Köprübaşı ilçesine bağlı Kıranşeyh Mahallesi’nde yaşayan 23 yaşındaki fizyoterapist Hasan Yılmaz, aileden gelen tarım ve hayvancılık geleneğini yenilikçi projelerle büyütüyor. Uzun yıllardır tarım ve hayvancılıkla uğraşan aile çiftliğinde üretime yeni bir soluk getiren Yılmaz, Manisa’da bir ilke imza atarak Sivas Kangalı üretimine başladı. Zeytincilik başta olmak üzere tarımsal üretimin sürdürüldüğü aile çiftliğinde küçükbaş hayvancılık da yapan Yılmaz ailesi, daha önce de bölgede ilklerden biri olarak De France koyunu yetiştiriciliğine başlamıştı. Geleneksel üretim modellerini modern girişimlerle geliştirmeyi hedefleyen Hasan Yılmaz, şimdi de Türkiye’nin en değerli yerli ırklarından biri olarak bilinen Sivas Kangalı üzerine yatırım yaptı. Kangal köpeklerine olan ilgisinin uzun yıllara dayandığını belirten Yılmaz, kapsamlı araştırma ve hazırlık sürecinin ardından üretime başladıklarını söyledi. İlk yavruların dünyaya geldiğini ifade eden Yılmaz, çiftlikte şu anda 30 günlük yavrular bulunduğunu ve yoğun ilgi gördüklerini dile getirdi. Kangal köpeklerinin sürü koruma kabiliyeti, güçlü içgüdüleri, sadakati ve dayanıklılığıyla öne çıktığını vurgulayan Yılmaz, bu ırkın bölgedeki hayvancılık faaliyetlerine önemli katkı sağlayabileceğini belirtti. Yılda iki kez yavrulayabilen kangalların üretim potansiyeliyle de dikkat çektiğini ifade eden genç girişimci, amaçlarının bu ırkı Manisa ve çevresinde yaygınlaştırmak olduğunu kaydetti. Genç yaşta kırsal üretime yönelmesiyle dikkat çeken Hasan Yılmaz, fizyoterapist kimliğinin yanı sıra girişimci yönüyle de örnek oluyor. Geleneksel tarımı yenilikçi üretim anlayışıyla buluşturduklarını belirten Yılmaz, "Hem çiftliğimizi geliştirmek hem de bölgemize yeni bir değer kazandırmak istiyoruz. Kangal yetiştiriciliği konusunda Manisa’da öncü olmayı hedefliyoruz" dedi. Kangal sahiplenmek ya da bu ırk hakkında bilgi almak isteyenleri çiftliklerine davet eden Yılmaz, projeyi büyüterek bölgesel ölçekte örnek bir üretim modeli oluşturmayı hedeflediklerini söyledi. Köprübaşı’nda genç bir girişimcinin öncülüğünde başlayan bu çalışma, hem hayvancılık sektörü hem de kırsal kalkınma açısından dikkat çeken bir adım olarak değerlendiriliyor.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:15
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Yıllıklandırılmış ihracatımız 275,8 milyar dolar ile Cumhuriyet tarihimizin en yüksek seviyesine ulaşmıştır"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Yıllıklandırılmış ihracatımız 275,8 milyar dolar ile Cumhuriyet tarihimizin en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Ticarette korumacılık eğilimlerinin güçlendiği bir dönemde sürdürülebilir büyüme altyapısını sağlamlaştırmaya devam ediyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, sosyal medya hesabından dış ticaret verilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yılmaz, ihracatın küresel ekonomide artan belirsizlikler ve jeopolitik gerilimlere rağmen nisan ayında güçlü bir performans sergilediğini dile getirdi. "Yıllıklandırılmış ihracatımız 275,8 milyar dolar ile Cumhuriyet tarihimizin en yüksek seviyesine ulaştı" Nisan ayında ihracatın yıllık yüzde bazda 22,3 artışla 25,4 milyar dolar olarak gerçekleştiğini hatırlatan Yılmaz, "Yıllıklandırılmış ihracatımız 275,8 milyar dolar ile Cumhuriyet tarihimizin en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Ticarette korumacılık eğilimlerinin güçlendiği, küresel talep görünümünün zayıfladığı ve jeopolitik risklerin arttığı bu dönemde; yatırım, istihdam, üretim ve ihracat odaklı yaklaşımımızla makroekonomik istikrarımızı güçlendirmeye ve sürdürülebilir büyüme altyapısını sağlamlaştırmaya devam ediyoruz. Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda üretimde dönüşümü hızlandıran, verimliliği ve rekabet gücünü artıran, yatırım ortamını iyileştiren ve ülkemize döviz kazandıran sektörleri destekleyen politikalarımızı güçlü bir koordinasyon içerisinde kararlılıkla uyguluyoruz. Böylece sürdürülebilir ve kapsayıcı büyümeyi destekleyerek vatandaşlarımızın refahını kalıcı olarak artırmayı hedefliyoruz" açıklamasında bulundu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
25 Nisan 2026 Cumartesi- 09:50
Sakarya Gaz Sahası’ndan bugüne kadar 6 milyar metreküp doğal gaz üretildi
2
30 Nisan 2026 Perşembe- 11:29
Diyarbakır OSB Yönetim Kurulu Başkanı Fidan: "İstihdamdaki hedefimiz 55 bine ulaşmak"
3
01 Mayıs 2026 Cuma- 14:10
ASKON: "Erzurum için faydalı olacak işlerde sorumluluk üstleneceğiz"
4
28 Nisan 2026 Salı- 09:55
Turfanda patateste hasat başladı
5
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:20
Kahramanmaraş’ta kurbanlık fiyatlarında esnaftan indirim kararı
25 Kasım 2025 Salı - 11:20
Yenişehir’de ekmeğe yapılan zam tartışmalara yol açtı
Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel’den, YESAŞ tarafından uygulanan zam kararına yönelik açıklama geldi. Başkan Özel, Yenişehir Belediyesi’nin bilgisi dışında alınan ve uygulanan zam kararının, YESAŞ’ın kuruluş felsefesine aykırı olduğuna dikkat çekti. Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, YESAŞ tarafından uygulanan ekmek zammına ilişkin açıklamada bulundu. Ekmek zammının Yenişehir Belediyesi’nin kararı olmadığını ifade eden Başkan Özel, "Yenişehir belediyesi olarak, YESAŞ’ın ekmeğe yaptığı zammı, biz de Yenişehirli hemşehrilerimiz gibi şaşkınlık ve üzüntüyle karşıladık" dedi. "Zam kararı belediyemizin bilgisi dışında" Başkan Ercan Özel, "Halkımızın bildiği gibi; Belediyemiz iştiraki olan ancak bir süredir usulsüz ve kanunsuz bir şekilde yönetim kurulu başkanlığı Yenişehir belediyesi uhdesinden çıkarılarak, bilgimiz dışında oluşturulan bir heyet tarafından yönetilmeye çalışılan YESAŞ’ın, yangından mal kaçırırcasına aldığı zam kararı kabul edilebilir değildir. Özetle; Yenişehir’de ekmek fiyatına yapılan zam, belediyemizin bilgisi dışında, YESAŞ Yönetim kurulu tarafından alınmış bir karardır. Buna rağmen ilçemizde ekmeğe yapılan bu zam sanki Yenişehir Belediyesince yapılmış gibi gösterilmeye çalışılmaktadır" ifadelerini kullandı. "Yönetim zaafiyeti vardır" Fırıncılar Odası Başkanı Osman Çırakoğlu’nun "Bursalılar rahat olsun, bu yıl ekmeğe zam yok. Halkımız bizim dışımızda yapılan hiçbir açıklamaya paylaşıma itibar etmesin" sözlerini hatırlatan Başkan Özel, "Kâr amacı güden, özel sektör fırıncılarımızın temcilcileri bile fiyatları sabit tutma iradesi gösterirken; kamu hizmeti amacıyla var olan YESAŞ’ın, ‘zam’ konusunda sektörden daha hevesli davranması ilçe halkımız için kabul edilebilir bir durum değildir. Bu gelişme göstermektedir ki, ortada büyük bir tezat ve YESAŞ’ta büyük bir yönetim zaafiyeti vardır" diye konuştu. "Vatandaşımızın alım gücü esas alınmalı" "Halka kaliteli ve ucuz ekmek sunmak amacıyla kurulan ve çok uzun yıllardır bu misyonunu sürdüren YESAŞ’ın, yalnızca birkaç ay içinde sürdürülemez bir yapıya dönüştürülmesi ve bunun faturasının Yenişehirli hemşehrilerimize çıkarılmasını kesinlikle kabul etmiyoruz" sözleriyle açıklamasına devam eden Başkan Özel, şunları söyledi: "Ekmek temel bir ihtiyaçtır; bu nedenle fiyatlandırma süreçlerinde vatandaşlarımızın alım gücü esas alınmalıdır. Maliyet artışları doğrultusunda zam elbette yapılabilir fakat zam oranının ve zamanlamasının ilgili oda başkanı ile ortak akıl çerçevesinde doğru, adil ve makul biçimde belirlenmesi gerekir." "Kuruluş felsefesine açıkça aykırı" "Bugün İnegöl’de, İznik’te, Orhangazi’de ve tüm Bursa genelinde vatandaşımız 15 TL’ye ekmeğe ulaşabiliyorken, Yenişehir’de fiyatın bir anda 20 TL’ye çıkarılması; hemşehrilerimizin haklı tepkisine yol açmıştır. Bu zam ile birlikte YESAŞ’ın 45 yıllık köklü tarihi boyunca ilk kez ekmek, adet bazında bakıldığında diğer ilçelerden daha pahalı hale gelmiştir. Bu durum, kurumun kuruluş felsefesine açıkça aykırıdır." YESAŞ’a görevini yapma çağrısı YESAŞ Yönetim Kuruluna çağrıda bulunan Başkan Özel, "Asıl sorgulanması gereken ise 45 yıldır dar gelirlinin sofrasına destek olmak için faaliyet gösteren YESAŞ’ın, nasıl bu kadar kısa sürede bu noktaya taşındığı ve borçlarını dahi ödeyemez hale geldiğidir. Yenişehir Belediyesi olarak her zaman vatandaşımızın yanında olduk, yine yanındayız. Bu haksızlığın ortadan kaldırılması ve ekmek fiyatının en azından bu sene için makul seviyelere çekilmesi noktasında YESAŞ Yönetim Kurulu’nu göreve davet ediyorum. YESAŞ’ın bu karardan bir an önce geri dönmesi; halkımızın mağduriyetlerini gidermesi ve kuruluş amacına uygun hareket etmesi en doğru adım olacaktır. Yenişehirli hemşehrilerimizin huzuru, refahı ve hakkı bizim için her şeyden değerlidir" dedi.
25 Kasım 2025 Salı - 11:01
Bilişimde ortak akıl
"Codexizmir Bilişim İhracatı Geliştirme Projesi", İzmir Ticaret Odası, Teknopark İzmir, İzmir Bilimpark ve Yazılım ve Bilişim Sanayicileri Kümelenme Derneği iş birliği ile başladı. Ticaret Bakanlığının desteğiyle, bilişim sektöründe faaliyet gösteren İzmir Ticaret Odası üyesi 15 firma ile yürütülecek proje, İzmirli firmaların uluslararası piyasalardaki rekabet gücünü kümelenme anlayışıyla geliştirerek yurt dışı pazarlara etkin bir biçimde açılmalarını ve ihracatlarını artırmalarını sağlayacak. Üç aşamalı proje 3 aşamalı olarak gerçekleşmesi planlanan "Codexizmir Bilişim İhracatı Geliştirme Projesi" nin ilk aşamasında, uzman ve danışmanlar tarafından projeye dahil olan firmalarda incelemeler yapıldı, firmaların ihracat potansiyeli belirlendi, kümenin iş planı ve ihracat stratejisi hazırlanarak bir rapora dönüştürüldü. Projenin ikinci aşamasında, proje katılımcısı firmalara yönelik olarak eğitim /danışmanlık faaliyetleri gerçekleştirildi. Projeye katılan firmalar ilk eğitimlerini "Hizmet İhracatı Aşamaları ve KDV İşlemleri" konusunda aldı. Projenin son aşamasında ise yurtdışı pazarlama faaliyetleri olarak ortak pazar araştırmaları, küme tanıtım faaliyetleri, yurtdışı fuar katılımları ve ziyaretleri, ikili iş görüşmeleri, kurum/kuruluş ziyaretlerinin gerçekleştirilmesi için çalışmalar yürütülecek. Özgener: "Bilişim sektörü stratejik önem taşıyor" 36 ay sürecek proje kapsamında düzenlenecek faaliyetlerin giderlerinin, T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından %75 oranında destek almaya hak kazandığını ifade eden İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, "Bakanlığımız verdiği bu destek ve duyduğu güven İzmir için çok önemli bir fırsat. Dijital dönüşümün hız kazandığı günümüzde bilişim sektörü, ülkelerin ekonomik büyümesinde stratejik bir rol üstleniyor. Yazılım, veri analitiği, yapay zekâ ve oyun teknolojileri gibi alanlarda sağlanan hizmetler, artık yalnızca iç pazara değil, dünya pazarlarına da açılan güçlü bir ihracat kalemi haline gelmiş durumda. Bu dönüşümün önemli merkezlerinden biri de İzmir. Genç ve nitelikli iş gücü, güçlü üniversiteleri, yenilikçi girişim ekosistemi ve yüksek yaşam kalitesiyle İzmir, bilişim ihracatında Türkiye’nin yükselen şehirlerinden biri konumuna geliyor. İzmir’de faaliyet gösteren yazılım firmaları, uluslararası pazarlarda rekabet edebilecek nitelikte çözümler üretiyor. Özellikle sağlık teknolojileri, lojistik yazılımları, endüstri 4.0 uygulamaları, oyun geliştirme ve dijital hizmet ihracatında kent giderek daha fazla adını duyuruyor. Bilişim ihracatı, İzmir ekonomisine yalnızca döviz kazandırmakla kalmıyor; aynı zamanda yüksek katma değerli istihdam yaratıyor, genç girişimcilere küresel vizyon kazandırıyor. Şehrin dijital üretim gücü, sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle de doğrudan örtüşüyor" dedi. İzmir’in geleceği dijital üretim gücünde Ortak akılla geliştirilen "Codexizmir Bilişim İhracatı Geliştirme Projesi" ile İzmir’in bilişim ihracatında yeni bir ivme yakalamasını hedeflediklerini ifade eden Özgener sözlerini şöyle sürdürdü: "Önümüzdeki yıllarda teknoloji tabanlı ihracatın, kentin ekonomik büyümesinde en belirleyici unsurlardan biri olması bekleniyor. İzmir’in geleceği dijital üretim gücünde, bilişim ihracatında ve yeniliği dünya ile buluşturma yeteneğinde saklı. Proje kapsamında hazırlanan, İhtiyaç Analizi ve Stratejik Yol Haritasında, sektörün hedef pazarları, Almanya, Birleşik Arap Emirlikleri, Hollanda, İngiltere, ABD, Katar, Azerbaycan, İspanya, İsviçre ve S. Arabistan olarak belirlendi. Üyelerimizin uluslararası rekabet güçlerini artırmak için çalışmalarımıza devam edeceğiz" Prof. Dr. Baran: "En kritik kaldıraç" "Codexizmir Bilişim İhracatı Geliştirme Projesi" hakkında değerlendirmelerde bulunan İzmir Yüksek Teknoloji Üniversitesi Rektörü ve Teknopark İzmir Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Baran, "Bugün, ekonomik büyümenin ve sürdürülebilir kalkınmanın en kritik kaldıraçlarından biri yüksek teknoloji ihracatıdır. Bilişim sektöründe globalleşme artık bir tercih değil, küresel rekabette var olmanın zorunlu koşuludur. İzmir’in inovasyon üssü Teknopark İzmir olarak, bizler de İzmirimizin ve ülkemizin ekonomisine katma değer sağlayacak her projeye en güçlü desteği vermeyi görev biliyoruz." dedi. Rektör Baran, Teknopark İzmir’in projeye olan aktif katılımının önemini vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti: "Codexizmir projesi kapsamında desteklenen 15 firmanın 5’inin doğrudan Teknopark İzmir ekosisteminden çıkması, bölgemizdeki teknoloji üretme potansiyelinin somut bir göstergesidir. Proje; firmalarımızın küresel arenada görünürlük kazanmasına, potansiyel yatırımcı ve müşterilere ulaşmasına, en önemlisi de markalaşmasına önemli ölçüde katkı sağlamaktadır." diye konuştu. "Hedefimiz İzmir’i Türkiye’nin lideri yapmak" Projenin çıktılarına odaklanan Rektör Baran, sözlerini şöyle tamamladı: "Proje sürecinde katılımcı firmalarımızın ihtiyaç analizleri bilimsel bir yaklaşımla detaylı biçimde yapıldı. Kurgulanan uzman eğitim, danışmanlık ve tanıtım hizmetleriyle firmaların hem teknik hem stratejik kapasiteleri ve kurumsallaşma düzeyleri artırıldı. Bunun yanı sıra, firmaların yurtdışı pazarlara açılmaları için oluşturulan destek mekanizmaları, onlara sürdürülebilir bir rekabet üstünlüğü elde etme yolunu açmaktadır. Hedefimiz; İzmir’i, Türkiye’nin teknoloji ve yazılım ihracatında lider konuma taşımaktır. Codexizmir, bu açıdan bölgemiz ve ülkemiz için stratejik bir değer taşıyor." Dede: "İnovasyonu ihracata dönüştüreceğiz" İzmir Bilimpark Genel Müdürü Kayahan Dede, projenin İzmir’deki teknoloji ekosistemi için önemine şöyle değindi: "İzmir Bilimpark olarak, kentimizin bilişim sektöründeki ’ortak akıl’ anlayışını somut bir adıma dönüştüren bu güçlü iş birliğinin parçası olmaktan gurur duyuyoruz. Bünyemizde yer alan Ar-Ge ve yazılım firmalarının en temel hedefi, geliştirdikleri yenilikçi teknolojileri ve yüksek katma değerli hizmetleri küresel pazarlara ulaştırmaktır. Codexizmir Projesi, T.C. Ticaret Bakanlığı’nın da değerli desteğiyle, firmalarımıza tam da bu noktada ihtiyaç duydukları eğitimi, mentorluğu ve uluslararası pazarlama fırsatlarını sunarak, onların ihracat potansiyelini en üst seviyeye çıkarmayı hedefliyor. Bu projenin, İzmir’in dijital üretim gücünü ve uluslararası rekabetçiliğini artırarak, Türkiye’nin teknoloji ihracatı hedeflerine önemli bir katkı sağlayacağına inanıyoruz." Güler: "Dijital ihracat hedefimize katkı sağlayacak" Codexizmir projesi ile İzmir bilişim ekosistemini uluslararası pazarlara taşıyacak güçlü bir adım atıldığını söyleyen YABİSAK Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Faruk Güler, yapılan iş birliğiyle ilgili olarak şunları belirtti: "İzmir Ticaret Odası liderliğinde Teknopark İzmir, İzmir Bilimpark ve Yazılım ve Bilişim Sanayicileri Kümelenme Derneği olarak bir araya geldik. Bu proje, yerel yazılım ve bilişim firmalarının rekabet gücünü artırırken, Türkiye’nin dijital ihracat hedeflerine katkı sağlayacak. Hedefimiz, dijital ihracat kapasitesini artırmak ve yüksek katma değerli yazılım ürünlerini küresel pazarlara ulaştırmaktır. Projeler kapsamında, firmalara eğitim, mentorluk, finansal destek ile uluslararası pazarlara açılmaları desteklenecek." Çok önemli bir imkan Proje katılımcısı, İzmir Ticaret Odası Meclis Üyesi Ferzan Yalkut, teknoloji ve inovasyon vizyonuna uygun olarak Bilişim/Yazılım sektörünün yurtdışına açılmasının İzmir’İn öncelikli konularından olduğunu ifade ederek, "Proje, firmalara özel ihtiyaç analizi çalışması, çok farklı disiplinlerde ihracata yönelik eğitimler düzenlenmesi ve yurtdışı pazarlama ve alım heyeti faaliyetleri ile ihracatın gelişmesi için önemli bir imkan sunuyor. Bu anlamda proje katılımcılarının çok önemli bir ivme yakaladıklarını bizzat görüyoruz. Temennimiz kazanılan bilgi ve birikimle ihracatımızın süreklilik kazanması ve yükselen bir grafikte olması. Projeyi destekleyen tüm kurumlara teşekkür ediyorum" dedi.
25 Kasım 2025 Salı - 10:54
Çoruh EDAŞ, zorlu kış şartlarına karşı sahada önlemlerini aldı
Doğu Karadeniz Bölgesi’nde elektrik dağıtım hizmeti sunan Çoruh Elektrik Dağıtım A.Ş. (Çoruh EDAŞ), kış koşullarında kesintisiz ve güvenli enerji arzı için tüm operasyonel gücünü sahada seferber ettiğini duyurdu. Çalışmalarını kaliteli, sürdürülebilir ve kesintisiz enerji arzı sağlama misyonuyla sürdüren Çoruh Elektrik Dağıtım A.Ş. (Çoruh EDAŞ), kış aylarında enerji arzının güvenli ve sağlıklı şekilde devam etmesi için çalışmalarına devam ediyor. Saha operasyonlarını 716 adet arıza ve 89 adet bakım onarım çalışanı, 461 araçlık filosuyla sürdüren Çoruh EDAŞ, bölgedeki enerji altyapısını kış koşullarına karşı dayanıklı kılmak için gerekli kontrol ve çalışmaları düzenli olarak gerçekleştiriyor. Kışa hazırlık için bugüne kadar 17 bin 833 km hatta, 321 bin 32 direkte, 3 bin 761 adet trafoda bakım onarım gerçekleştiren şirket, olası arızalar için 161 adet panonun yenilenmesini sağladı. Hizmet bölgesinde 141 km hat üzerinde sehim alma çalışmasını tamamlayan şirket, bin 946 noktada ağaç kesim ve budama işlemlerini tamamlayarak önlemlerini aldı. Mobil trafo ve jeneratörlerle müdahale Zorlu kış şartları ve olası afet durumlarında dahi hizmet sürekliliğini sağlamak üzere tüm hazırlıklarını tamamlayan şirket, mobil trafo ve jeneratör yatırımlarıyla da hizmet bölgesindeki vatandaşların memnuniyetini önceliklendiriyor. Bölgede olası afet durumlarında hızlı müdahale amacıyla 3 adet mobil trafoyu kritik anlarda devreye alınmak üzere envanterinde tutan Çoruh Edaş, trafolar sayesinde enerji dağıtımını kısa sürede üstlenerek kesintilerin etkisini en aza indirmeyi planlıyor. Öte yandan 32 adet mobil jeneratör ile de ani kesintilerde bölgeye geçici elektrik tedarikinin güvenli şekilde sağlanmasına olanak sunuyor.
25 Kasım 2025 Salı - 10:51
Zonguldak’a doğal gaz sağlayan boru hattında akış yeniden başladı
BOTAŞ, Zonguldak’a doğal gaz arzı sağlayan boru hattında 22 Kasım akşam saatlerinde Alaplı ilçesine bağlı Sarıkadı Köyü’nde meydana gelen hasarın giderildiğini ve hatta doğal gaz akışının yeniden başladığını duyurdu. Alınan bilgiye göre, bölgede yürütülen çalışma sırasında bir iş makinesinin boru hattına temas etmesi sonucu hasar oluştu. Olay sonrası bölge, jandarma ekipleri tarafından geniş bir güvenlik çemberine alınarak giriş-çıkışlara kapatıldı. BOTAŞ ekipleri, hatta meydana gelen hasarla ilgili detaylı inceleme yaparak onarım çalışmalarını gece boyunca sürdürdü. Yapılan çalışmalar sonucunda hat, bu sabah saatlerinde tamamen tamir edilerek normale döndürüldü ve doğal gaz akışı yeniden sağlandı. Onarım sürecini baştan sona takip eden Alaplı Kaymakamı Selçuk Köksal, yoğun ve koordineli bir operasyonla tadilatın kısa sürede tamamlandığını belirterek ekiplere teşekkür etti.
25 Kasım 2025 Salı - 10:42
İtalya, EGİAD üyeleri için yeni ticaret kapıları açıyor
Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), üyelerinin uluslararası pazarlara erişimini güçlendirmek ve dış ticaret kapasitesini artırmak amacıyla yürüttüğü çalışmalar kapsamında "İtalya ile İş Yapmak" başlıklı seminer düzenledi. İzmir İtalyan Ticaret ve Sanayi Odası Derneği iş birliğinde, EGİAD merkezinde tertip edilen toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı M. Kaan Özhelvacı, Türkiye-İtalya ekonomik ilişkilerinin güçlü ve sürdürülebilir bir yapı sunduğunu vurgulayarak, "İtalya, Türkiye’nin Avrupa Birliği içerisindeki en önemli ticaret ortaklarından biridir. 2024 yılı itibarıyla 28 milyar dolara ulaşan ticaret hacmi, iki ülke arasında güçlü ve çok boyutlu bir ekonomik ilişkiye işaret etmektedir. Otomotiv, makine-teçhizat, tekstil, beyaz eşya ve elektrikli cihazlar ihracatımızda öne çıkarken; İtalya’dan motorlu taşıtlar, endüstriyel makineler, kimyasallar ve moda ürünleri ithal ediyoruz. Bu derinleşen yapı, iş birliği için güçlü bir zemin oluşturmaktadır" dedi. Ortak sanayi kültürü, KOBİ ekosistemi ve Akdeniz geleneği güçlü bir bağ kuruyor Özhelvacı, iki ülke arasındaki üretim kültürünün yakınlığına da dikkat çekerek, "Türkiye ve İtalya, orta-yüksek teknolojili sanayi yapıları, güçlü KOBİ ekosistemleri ve ortak Akdeniz ticaret geleneği ile birbirini doğal olarak tamamlayan iki ülkedir. Makine ve otomasyon teknolojileri, yeşil dönüşüm, enerji verimliliği, gıda teknolojileri ve tasarım odaklı sektörler Türk iş dünyası için önemli fırsatlar barındırmaktadır" diye konuştu. Uluslararasılaşma artık bir tercih değil, zorunluluktur EGİAD’ın uluslararasılaşma vizyonuna değinen Özhelvacı, genç iş adamlarının yalnızca ulusal pazarlarda değil, uluslararası ölçekte de güçlü bir aktör hâline gelmesinin artık bir tercih değil; zorunluluk olduğunu belirterek, şöyle devam etti: "EGİAD olarak; dış ticaret elçilerimiz, uluslararası ilişkiler komisyonumuz, iş heyetlerimiz ve ülke bazlı seminerlerimizle bu sürece güçlü destek sunuyoruz." dedi. Konuşmasında konuşmacılara teşekkür eden Özhelvacı, İtalya ile iş ilişkilerinin gelişmesinde sunulan katkıları şu sözlerle ifade etti: "Sayın Uğur Barkan’ın hem önceki dönem başkanlık görevleri hem de EGİAD İtalya Dış Ticaret Elçisi olarak yürüttüğü çalışmalar son derece değerlidir. Sayın Pietro Alba ve Sayın Eren Alpar’ın iki ülke iş dünyası arasındaki köprüleri güçlendirmesi büyük önem taşımaktadır." Ege’den Avrupa’ya uzanacak yeni iş birliklerinin tohumları atıldı Özhelvacı, "Bugün burada yalnızca bir bilgilendirme toplantısı gerçekleştirmiyoruz; Ege’den Avrupa’ya uzanacak yeni iş birliklerinin temelini atıyoruz. Bu etkinliğin üyelerimize İtalya ile iş yapma süreçlerinde önemli bir perspektif kazandıracağına inanıyorum" dedi. Seminer, soru-cevap bölümüyle sona erdi ve EGİAD ile İtalyan Ticaret Odası temsilcileri arasında yeni iş birliği fırsatlarına yönelik görüş alışverişi gerçekleştirildi. Etkinlikte, EGİAD Önceki Dönem Yönetim Kurulu ve Danışma Kurulu Başkanı ve EGİAD İtalya Dış Ticaret Elçisi Uğur Barkan, İzmir İtalyan Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Pietro Alba, Genel Sekreter Eren Alpar’ın yanı sıra Oda Yönetim Kurulu Üyesi ve EGİAD Yönetim Kurulu Üyesi Aslı Güven Şahin konuşmacı olarak yer aldı. Programın moderasyonunu Aslı Güven Şahin üstlendi.
25 Kasım 2025 Salı - 10:24
ODTÜ, Türkiye’nin ilk üniversite endowment fonunu tanıtıyor
Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), Türkiye’de bir ilke imza atarak üniversite bünyesinde kurulan ilk süreklilik (endowment) fonu olan ODTÜ 70. Yıl Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’nu kamuoyuna tanıtmaya hazırlanıyor. ODTÜ70, Türkiye’nin derin teknoloji alanlarındaki inovasyon kapasitesini değerlendirip küresel liderlik hedefleyen erken aşama ve büyüme aşamasındaki teknoloji girişimlerine sabırlı ve disiplinli finansman sağlamayı hedefliyor. Fon, yapısı, yatırım stratejisi ve oluşturduğu model itibarıyla Türkiye’de öncü bir rol üstleniyor. Bağış ve yatırım gelirlerini aynı çatı altında birleştiren fon, yapacağı yatırımların çıkışlarından elde edeceği getirinin yüzde 20’sini ODTÜ Geliştirme Vakfı’na aktaracak. Bu yönüyle ODTÜ70, Türkiye’de üniversite sürdürülebilirliği için tasarlanmış ilk model olma özelliğini taşıyor. Fon, Maxis Girişim Sermayesi Portföy Yönetimi A.Ş. iş birliğiyle yönetiliyor ve 70 milyon dolar hedef büyüklüğe ulaşmayı hedefliyor. Fonun yatırım odağı, yüzde 70 ODTÜ ekosistemi girişimleri, yüzde 30 stratejik fırsatlar olarak belirlendi. Öncelikli alanlar arasında yapay zekâ, ileri malzemeler, biyoteknoloji, sağlık teknolojileri, savunma, mobilite ve iklim teknolojileri bulunuyor. ODTÜ’nün akademik gücü, araştırma kapasitesi ve Teknokent’teki 400’ü aşkın teknoloji şirketi ile birlikte oluşturduğu ekosistem ve dünyanın dört bir yanına yayılmış mezunların gücü fonun yatırım stratejisinin merkezinde yer alıyor. Mezun girişimcilerin başarıları da fonun arkasındaki güçlü potansiyeli ortaya koyuyor. Türkiye’deki tüm exit’lerin yüzde 11’inin ODTÜ mezunları tarafından gerçekleştirildiği bildirilirken, en yüksek yatırım alan ilk 100 girişimin yüzde 17’sinde yine ODTÜ’lü kurucuların yer aldığı belirtildi. 2024 yılında gerçekleşen 524 yatırımın 50’si ODTÜ mezunlarına ait. ODTÜ70, üniversitenin bilgi birikimi, mezun ağı ve girişimcilik ekosistemini bir araya getirerek yerli teknoloji girişimlerinin küresel pazarlara açılmasını hızlandırmayı hedefliyor. Açılış etkinliği, 27 Kasım Perşembe günü saat 16.00’da İstanbul Beşiktaş’ta bulunan İş Kuleleri’nde gerçekleştirilecek. Etkinlik kapsamında ODTÜ70’in vizyonu, hedefleri ve Türkiye’nin teknoloji ekosistemine sağlayacağı katkılar detaylı biçimde kamuoyuyla paylaşılacak.
25 Kasım 2025 Salı - 10:20
Tavas’ta zeytin seferberliği kapsamında açılan Tarla Okulu ilk mezunlarını verdi
Denizli’nin Tavas ilçesi Seki Mahallesi’nde, üretim sezonu boyunca devam eden ‘Zeytin Çiftçi Tarla Okulu’ hasat etkinliği ve sertifika töreniyle sona erdi. Zeytin Çiftçi Tarla Okulu’ndan 31 üretici mezun oldu. Zeytin Çiftçi Tarla Okulu’nda sezon boyunca uzman teknik personel tarafından üreticilere; 19 Şubat’ta budama, 24 Mart’ta gübreleme, 11 Temmuz’da ise hastalık ve zararlılarla mücadele eğitimleri verildi. Eğitim sürecini başarıyla tamamlayan 31 üreticiye katılım belgeleri törenle takdim edildi. Törenin açılışında konuşan Tavas İlçe Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ali Söylemez, ilçedeki zeytin potansiyeline vurgu yaptı. TÜİK verilerine göre Tavas genelinde 5 bin 750 dekar alanda zeytin üretimi yapıldığını belirten Söylemez, "Seki Mahallemiz, 48 üretici ve bin 227 dekar zeytin alanı ile ilçemizin önemli üretim merkezlerinden biridir. Şubat ayında başlattığımız okulumuzu bugün hasatla taçlandırıyoruz" dedi. Denizli İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Nevzat Zayim, törende yaptığı konuşmada 2025 sezonunda yaşanan iklimsel zorluklara dikkat çekti. İl genelinde yaşanan aşırı sıcaklar, kuraklık ve düzensiz yağışlar nedeniyle rekolte kaybı yaşandığını hatırlatan Tarım ve Orman İl Müdürü Zayim, bu kayıpların önüne geçmek için bilimsel üretimin şart olduğunu vurguladı. Zeytinciliğin bölge ekonomisi için önemine işaret eden Tarım ve Orman İl Müdürü Zayim, "Denizli olarak Türkiye zeytin üretiminin yaklaşık yüzde 1’ini karşılıyoruz ve Ege Bölgesi’nde 5. sıradayız. Ancak hedefimiz sadece miktar değil, kalitedir. Hayata geçirdiğimiz ’Örnek Üreticilerle Topraktan Sofraya Bilinçli Üretim ve Yayım Projesi’ ile 710 üreticimize birebir danışmanlık veriyoruz. Tavas ve Kale ilçelerimizdeki zeytinyağının kalitesini tescillemek adına Coğrafi İşaret ve markalaşma çalışmalarına kaymakamlarımızın desteğiyle başlıyoruz. Markalaşma olmazsa, gerçek kazanca ulaşamayız" dedi. Tavas Kaymakamı İsmail Demir ise tarımın insanlık için vazgeçilmez bir unsur olduğunu belirterek, "Pandemi süreci tarım ve insan arasındaki simbiyotik ilişkiyi tescilledi. Ülkemizin en verimli topraklarındayız. Seki halkı asildir, çalışkandır ve üretkendir. Bu projeye gönüllü katılan tüm üreticilerimizi tebrik ediyorum" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından eğitimleri tamamlayan 31 üreticiye sertifikaları protokol üyeleri tarafından verildi. Tören, zeytin bahçesinde yapılan hasat etkinliği ile sona erdi. Denizli Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ve Tavas İlçe Müdürlüğü iş birliğinde yürütülen ‘Zeytin Çiftçi Tarla Okulu’ projesi, Seki Mahallesi’nde düzenlenen hasat şenliğine Tavas Kaymakamı İsmail Demir, Denizli il Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Nevzat Zayim, Tavas İlçe tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ali Söylemez, İl Müdür Yardımcıları, Şube Müdürleri, teknik personel ve çiftçilerin katılımı ile gerçekleşti.
25 Kasım 2025 Salı - 10:12
m-TOD’un yeni dönem başkanı Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin oldu
Türk Telekom, Turkcell ve Vodafone tarafından her yıl dönüşümlü olarak başkanlığı yapılan Mobil Telekomünikasyon Operatörleri Derneği’nin (m-TOD) yeni dönem başkanı Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin oldu. Türkiye’nin mobil iletişim teknolojilerinde öncü, yenilikçi ve lider ülke olma yolunda katkı sunma vizyonuyla 2016 yılında kurulan m-TOD’da görev değişikliği oldu. Üç operatörün her yıl dönüşümlü olarak başkanlık yaptığı derneğe yeni dönemde Türk Telekom başkanlık yapacak. Derneğin 2025 Olağan Genel Kurulu’nda Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, başkanlık görevini Turkcell CEO’su Ali Taha Koç’tan devraldı. Olağan Genel Kurul sonrası açıklamalarda bulunan Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin şunları ifade etti; "Ülkemizin iletişim sektörünün en önemli aktörleri ve m-TOD paydaşları olarak, dijital çağda büyük bir sorumluluk taşıdığımızı biliyoruz. Ülkemizi mobil iletişim teknolojilerinde öncü, yenilikçi ve lider bir konuma ulaştırmak amacıyla 2016’da kurulan m-TOD’da yeni bir döneme başlıyoruz. Türkiye’nin dijitalleşme yolculuğunda kritik bir eşik olan ve 1 Nisan 2026’da hayatımıza girecek 5G için geri sayım sürerken, m-TOD olarak bu çağın Türkiye için yalnızca teknik bir güncelleme değil, aynı zamanda yeni bir dönemin kapılarını aralayacak stratejik bir dönüşüm niteliği taşıdığının bilinciyle hareket ediyoruz. 5G; sağladığı yüksek hız, kapasite ve düşük gecikme ile yepyeni deneyimleri mümkün kılacak. Ekonomik ve sosyal anlamda birçok dönüşümün eşiğinde olduğumuz bu dönemde dernek olarak; Türkiye’nin küresel yarışta, standartları belirleyen ülkeler arasında yer almasını amaçlıyoruz. Dijital ekonomiyi büyütecek, sürdürülebilir inovasyonu destekleyecek güçlü iş birlikleri ile ülkemizi mobil teknolojilerde, üreten, geliştiren ve dünyaya değer sunan bir konuma taşımayı hedefliyoruz. Mobil iletişim teknolojilerinde güçlü iş birlikleri kurduğumuz ve sektörümüzü temsil ettiğimiz m-TOD’un yeni döneminde başkanlığını üstlenmenin mutluluğunu yaşıyor, geçtiğimiz dönemde dernek başkanlığını yapan Turkcell CEO’su Ali Taha Koç’a katkılarından dolayı teşekkür ediyorum" dedi. Sektördeki tüm oyuncular arasındaki iş birliğinin artırılması amacıyla hareket ediyor m-TOD, mobil alanına ilişkin tüm süreçlerde etkin rol alarak Türkiye’yi bu alanda öncü, yenilikçi ve lider bir konuma ulaştırmak için 2016 yılında kuruldu. Türk Telekom, Turkcell ve Vodafone tarafından kurulan ve başkanlığını her sene dönüşümlü olarak operatörlerin genel müdürlerinin üstlendiği m-TOD, mobil iletişim teknolojisinin ulusal ve uluslararası alanda dernek seviyesinde temsil edilmesi ve sektördeki tüm oyuncular arasındaki iş birliğinin artırılması amacıyla hareket ediyor. m-TOD, sektör regülasyonlarına ilişkin ilgili çalışmaların yanı sıra rekabet ilkeleri ve kamu faydasını gözetecek çeşitli projeleri de aralıksız sürdürüyor.
25 Kasım 2025 Salı - 10:06
Adana’da seralarda gül hasadı başladı
Adana’da seralarda yetişen güller hasat edilmeye başlandı. Türkiye’nin en önemli tarım üretim merkezlerinden Adana’da gül yetiştiriciliği devlet desteği sayesinde her geçen yıl artıyor. Bu sene il genelindeki 416 dönüm serada yetişen güller, hasat edilmeye başlandı. Özenle yetiştirilen ve emekle toplanan güller, tazelikleri korunarak pazara ve çiçekçilere ulaştırılıyor. 1 dönüme ortalama 15 bin adet gül verimi alınırken, seradan çıkış fiyatı tanesi yaklaşık 10 TL olan güllerin çiçekçilerde 100 TL’ye kadar yükselmesi ise dikkat çekti. "Burada aracılar kazanıyor" Gül üreticisi Ogün Sever Okur, İhlas Haber Ajansı muhabirine yaptığı açıklamada, asıl parayı kazanan kişilerin aracılar olduğunu belirterek, "10 dönümlük bir serada üretim yapıyoruz. Dönümde 15 bin adet gül alıyoruz. Dalında 10 liradan gülü satıyoruz ama çiçekçide fiyat 100 TL. Burada aracılar kazanıyor. Gül yetiştirmek çok zahmetli bir iş ama fiyatlar bizi keyiflendirirse çok güzel olur" dedi. "1 dönüme maliyet 100 bin lira" Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan ise, "Adana’da gül seramız bu sene 416 dönüme yükseldi ancak fiyatlar çok düşük. Burada 10 liraya satılan gül, dışarıda 50-70 ve 100 TL’den alıcı buluyor. Aslında burada üretici kazanmıyor. Çiftçimizin 1 dönüme maliyeti 100 bin lira. 1 dönümde eğer çiftçi 15 bin adet gül alırsa para kazanacak" ifadelerini kullandı. "Gümrük vergisi şart" Karpuz ve muzda olduğu gibi gülde de gümrük vergisi olmasını talep eden Doğan, "Yurt dışından gelen güllere gümrük vergisi konulmalı. Bizim gül ekim alanlarımızın artması için gümrük vergisi konulmalı. Aksi takdirde gülden para kazanma şansımız yok" diye konuştu.
25 Kasım 2025 Salı - 09:45
Aksa Enerji, Burkina Faso’da 20 yıllık elektrik satış anlaşması imzaladı
Aksa Enerji, Burkina Faso’nun ulusal elektrik kurumu Sonabel ile 20 yıl süreli garantili elektrik alım anlaşması imzalayarak Afrika’daki sürdürülebilir yüksek büyüme stratejisine yeni bir yatırım daha ekledi. Şirket, Burkina Faso’nun başkenti Ouagadougou’da toplam 119 MW kurulu güce sahip olacak elektrik üretim santralini 2026’nın son çeyreğinde devreye alacak. Türkiye’nin önde gelen halka açık serbest elektrik üreticilerinden Aksa Enerji, Afrika’daki stratejik yatırımlarına bir yenisini ekledi. Burkina Faso’nun başkenti Ouagadougou’da hayata geçirilecek ve kurulu gücü 119 MW olacak akaryakıt kaynaklı elektrik üretim santrali için bölgenin ulusal elektrik kurumu Sonabel ile (La Société Nationale d’Electricité du Burkina) ile 20 yıl süreli garantili elektrik alım anlaşması imzaladı. Anlaşma kapsamında Aksa Enerji, ülkenin başkenti Ouagadougou’da toplam 119 MW kurulu güce sahip olacak akaryakıt kaynaklı elektrik üretim santralini 2026 yılının son çeyreğinde devreye alacak. Yeni yatırım, Burkina Faso’nun artan enerji talebinin güvenilir ve kesintisiz şekilde karşılanmasına katkıda bulunurken bölgenin elektrik arz güvenliğine uzun vadeli katkı sunması hedefleniyor. Santralin inşaat ve işletme süreçlerinde yerel tedarik zinciri ve istihdamın desteklenmesi planlanıyor. "Afrika’nın enerji geleceğini inşa ediyoruz" Aksa Enerji Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Cemil Kazancı, anlaşmaya ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: "Bugün attığımız stratejik adım, Afrika’da uzun vadeli değer oluşturma vizyonumuzun önemli bir yansımasıdır. Burkina Faso’nun enerji arz güvenliği hedeflerine katkı vermek üzere, tecrübe ve yetkinliklerimizi kullanarak en hızlı ve verimli çözümlerimizi devreye sokacağız. Afrika kıtasında daha önce yaptığımız projelerde olduğu gibi bu projede de başarılı olacağımıza inanıyorum. Aksa Enerji olarak diğer projelerde olduğu gibi bu proje de uzun vadeli, döviz bazlı bir anlaşmadır. Bir defa daha vurgulamam gerekirse, bulunduğumuz coğrafyalarda güçlü finansal yapımız, yüksek mühendislik gücümüz ve 25 yılı aşkın deneyimimizle fark oluşturuyoruz" dedi. Şirket, yapılan yeni anlaşmalarla sürdürülebilir yüksek büyüme stratejisinin bir parçası olarak Afrika’da üstlendiği projelere bir yenisini daha eklediğini duyurdu. Şirket; Gana, Senegal ve Gabon’un ardından Burkina Faso ile kıtadaki yatırımlarını artırıyor.
25 Kasım 2025 Salı - 09:43
Doğru budama ile 500 metrekareden alınan fındık, 10 dönümlük bahçeden alınan fındığı solluyor
SAMSUN (İHA) – Ziraat yüksek mühendisi Gökhan Ayar, dip sürgünü temizliği, uç budaması ve seyreltme uygulamaları sayesinde fındık bahçelerinde birim alandan alınan verimin, doğru budama yapılmamış bahçelere göre çok daha yüksek olduğunu söyledi. Bu sene fındık rekoltesinde Türkiye’de birinci sırada yer alan Samsun’da Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından üreticilere çeşitli eğitimler veriliyor. Bu eğitimlerinden biri de fındık bahçelerinin olmazsa olmazı arasında yer alan ama üreticiler tarafından bilinçli yapılmayan budama olarak dikkat çekiyor. Halk Eğitim Müdürlüğü kursları ile üreticilere budama teknikleri öğretilirken, doğru budama yapılan fındık bahçelerinde dal sayısı azalsa da elde edilen meyvenin arttığı üreticilere vurgulanıyor. Terme İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nde görevli Ziraat Yüksek Mühendisi Gökhan Ayar, ilçedeki en çok rekolteli fındık veren bahçede çiftçilere budamanın nasıl yapılacağı konusunu uygulamalı olarak gösterdi. "Güneş görmeyen dallar fındık vermez, gölgedeki dalın fındığı olmaz" Fındık ocaklarında her daldan meyve almak için tüm dalların güneş aldığından emin olunması gerektiğini ifade eden Gökhan Ayar, "Fındık meyvesi, ağaçlardaki tomurcukların karanfile dönüşmesinden oluşuyor. Bu dişi çiçekler fındıkta aralık ve şubat ayları arasında oluşur. Bu tomurcukların karanfile dönüşmesi için fosfor ve güneş çok önemli. Güneşi görmeyen tomurcuklardan karanfil elde edemezsiniz. Bu sebeple karanfillerin güneş görmesi gerekiyor. Fındıkta budamanın asıl amacı da karanfilleri arttırmak için güneşlenmeyi artırmaktır. Dallar birbirini gölgelemesin, üst üste gelmesin istiyoruz. Dallar başka dalları gölgelediğini oradan karanfil elde edilemeyeceği gibi fındık da elde edilemiyor. Bir daldaki karanfillerin yüzde 80’i tek yıllık sürgünlerden elde edilir. Yeni sürgünlerin bir karış ya da 15 santimden büyük olması yeterlidir. 10 santimin altına düşen sürgünlerde gelişim zayıf demektir. Fındıkta verimin alınması için yıllık sürgünün artırılması gerekir. Yıllık sürgünün artmasında da en önemli unsur; budama ve sulamadır. Bu şekilde 35-40 santime kadar yeni sürgünler elde edilebilir. Aldığımız fındıkların yüzde 80’ini yıllık sürgünlerden alırız. Doğru budama da yıllık sürgünde önemli. Özellikle uç budamaları yıllık sürgünlere olumlu etki eder. 8-10 sene sonra verimli olmayan dallar yedek olarak bekletilebiliyor. Aslında sadece uç budamasıyla yıllık sürgün gelişimi artırılabilir" dedi. "Dip sürgünü yapmazsanız, odun beslemiş olursunuz" Ocaklardaki dallardan verim almak için işe yaramayan ve gereksiz besin tüketen dip sürgünlerinin budanması gerektiğini dile getiren Gökhan Ayar, "Budama; dip sürgünü, seyreltme ve uç budaması olarak 3’e ayrılır. Dip sürgünü temizliğinde dip sürgünleri; daha genç olduğundan gübre, su gibi besinleri fındık alınacak daldan daha fazla faydalanıyorlar. Hızlı gelişmek için diğer dallardan daha fazla besleniyorlar. Ana dalı, fındık verecek dalı besleyeceğimize dip budaması yapmazsak bir işe yaramayacak dip sürgünlerini, yani odun beslemiş oluyoruz. Dip sürgünü temizlikleri kışa girmeden yapılmalı. Hastalıklardan korunmak için de dip sürgünü budaması önemli. Küllenme dip sürgününden başlar. Zararlılar için konak alanıdır. Bundan dolayı fındık ocaklarında dip sürgünü bırakmamamız gerekiyor. Gübrelemeden önce dip sürgününün yapılması gerekiyor. Fındık ocakları ne kadar kalabalık olursa orada hastalık olma ihtimali artacaktır. Dip sürgünlerini budarken yüksekten yapılmayacak. Toprağın biraz daha altından odunları kesmek gerekiyor. Dip sürgünlerini ilk başta toprağın az altından kessek ileride sıkıntı yaşanmaz. Tek gövde bile fındık yetiştirilir" diye konuştu. "Doğru budama yapılan 500 metrekarelik bahçeden alınan fındık, budama yapılmayan 10 dönümlük fındık bahçesinden alınamıyor" Verimi artırmak için daha çok alan ve dala ihtiyaç olmadığını, yeteri kadar sağlıklı daldan çok iyi şekilde verim alınabileceğini vurgulayan Ayar, "Seyreltme de budamada önemli bir yöntem. Dallar, tüm dallar güneşten faydalanacak şekilde seyreltilecek. Birbirine gölge etmeyecek, ortası boş kalacak ve iyi bir hava sirkülasyonu sağlanacak. Bu sirkülasyon küllenmeyi önler. Çok sık fındık ocakları hastalığa daha açık. Az değil, yeteri kadar dal, daha fazla verim demektir. Birim alandan daha fazla dal istenir ama olması gerektiği kadar. Fındık ocaklarında ortada dal olmamalı. Bu dal tüm dalları gölgeler. Köşeden gelip, ortaya gelerek diğer dalları gölgeleyen dallar da kabul görmüyor. Fındık ocaklarının dallarının dışa doğru açılması gerekiyor. Hastalıklı ve zararlı dalların da ocaklardan çıkartılması gerekiyor. Önce bu dallar çıkartıldıktan sonra seyreltmeye geçilmeli. Üreticiler, ‘Dalkıranları çıkartırsam bahçemde dal kalmayacak’ diyor. Gerekirse kalmayacak, başka türlü bununla başa çıkılmaz. Örnek bahçelerde dalkıran sorunu 2 yılda hallettik. Bunu bahçede dalkıran hastalığına yakalanan dal bırakmayarak bunu başardık. Fındık kendi kendini yenileyen bir bitkidir. Yaralarını iyileştirebilir. Biz bu budama işlemini örnek bahçelerimizde uyguluyoruz. Terme Ortasöğüt Mahallesi’nde bir bahçemizde budama işlemi gerçekleştirdik. Budama yapılan bahçede 500 metrekareden aldığı fındığı, geri kalan 10 dönümlük fındık bahçesinden alamıyor" şeklinde konuştu. Ayar ayrıca budamanın üçüncü kısmını oluşturan uç budama işleminin inceliklerini de şu sözlerle aktardı: "Uç budaması da fındıkta verimliliği artırmak için olmazsa olmaz. Fındık ocaklarında kökten uca kadar giden dala ‘lider dal’ denir. Lider dal üzerinde yapılan her budama uç budamadır. Uç budaması; lider dalın en uç kısmından dışarıya bakan kısmından 10 santim gerisinden bir kesim yaptığımız takdirde verimli olacaktır. Uç budaması yumuşak dokudan değil, odunlaşmanın başladığı yerde yapılır. Uç budamasında budanan göz nereye bakıyorsa dalın büyümesi o yöne doğru olacaktır. İçeri giren dal istenmediğinden budamada gözlerin dışarı bakması çok önemli bir husustur."
25 Kasım 2025 Salı - 09:39
Karadeniz’de hamsi bereketi diğer balık türlerini de canlandırdı
Bu yıl hamsinin bolluğu tezgahlardaki çeşitliliğe de etki ederek hem balıkçı esnafının hem vatandaşın yüzünü güldürdü. Karadeniz’de bu sezon yaşanan hamsi bolluğu, yalnızca tezgâhları değil denizin ekosistemini de hareketlendirdi. Hamsinin yoğun olduğu bölgelerde diğer balık türleri de görülürken, bu durum tezgahlara olumlu yansıdı. Kıyı balıkçılarının oltalarına normalde bölgede sık görülmeyen mırmır balığı ve uskumru gibi türler takılmaya başladı. Balıkçılar, Karadeniz’de bu türlerin bu kadar yoğun görülmesinin son yıllarda rastlanan nadir bir durum olduğunu dile getirdiler. Hamsi bolluğu yalnızca çeşitlilikte değil, balıkların boyutlarında da etkisini gösterdi. Özellikle istavrit, bulduğu zengin besinle birlikte olağan dışı bir büyüme gösterdi. Balıkçıları şaşırtan türlerin hamsinin arkasından geldiğini düşündüklerini ifade eden balıkçı esnafı Musa Tafralı, "Bu yıl hamsinin bolluğundan dolayı kıyı balıklılarımız için de çok bereketli bir yıl geçiyor. Çok nadir görülen balıklar bu yıl bollukla başladı. 3 tanesi yaklaşık 1 kilogram gelen iri istavritler çıkmaya başladı. Uskumru Karadeniz’de nadir görünürdü ama bu yıl bayağı bereketli oldu. Mırmır balığı Ege balığıdır ama Karadeniz’de, Pazar ilçesinde çoğalmaya başladı. Kıyı balıkçılığı gitgide artmaya başlıyor. Uskumrunun artması da bizi çok şaşırtıyor. Bu balıklar Marmara Denizi ve Ege Denizi balıkları. Karadeniz’de bu balıklar gitgide artmaya başladı. Bu bolluğun hamsinin bolluğundan kaynaklandığını düşünüyoruz. Çünkü çok yoğun hamsicilik var. Rize’de şu an tonlarca hamsi tutuluyor. Biz de bu balıkların hamsinin peşine geldiğini düşünüyoruz. Ayrıca hamsinin fiyatı da düşük olduğu için diğer çeşitler de uygun hale geliyor" ifadelerini kullandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder