EKONOMİ
01 Mayıs 2026 Cuma - 15:02 Bilecik’te konaklama sektörü durma noktasına geldi Bilecik’te otel işletmecileri, yangın güvenliği raporu alma sürecinde Bilecik Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü’nün ’imar mevzuatı’ engeline takıldıklarını belirterek, duruma tepki gösterdi. Bilecik’te faaliyet gösteren oteller, itfaiye uygunluk raporu alamadıkları için kapanma tehlikesiyle karşı karşıya bulunduklarını belirtti. Türkiye’nin diğer illerinde yangın güvenliği odaklı yapılan denetimlerin Bilecik’te imar mevzuatı üzerinden yürütüldüğünü savunan işletmeciler, bu durumun hem şehir ekonomisini hem de istihdamı tehdit ettiğini açıkladı. Ortak bir bildiri yayımlayan otelciler, acil çözüm bekliyor. "Bilecik’te uygulanan bu farklı ve katı yaklaşım, ilimizdeki otelleri adeta kapanmaya zorlayan bir sürece dönüşmüştür" Bilecik’te otel işletmeciliği yapan Serkan Işık, "Yangın güvenliği tedbirleri kapsamında otellerin 31 Mayıs tarihine kadar ibraz etmesi gereken itfaiye uygunluk raporunu almak için yapılan başvurular sonucunda Bilecik Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü tarafından yürütülen denetimler nedeniyle ilimizdeki otellerin büyük bölümü rapor alamaz hale gelmiştir. Birçok işletme yangın güvenliğiyle ilgili tüm eksiklerini gidermek için ciddi yatırımlar yapmış, gerekli tedbirleri almış ve mevzuata uyum sağlamak için büyük maliyetlere katlanmıştır. Buna rağmen denetimlerin yangın güvenliğinden ziyade imar mevzuatı üzerinden yürütülmesi nedeniyle işletmelere itfaiye uygunluk raporu verilmemektedir. Türkiye’nin birçok ilinde ve Bilecik’e bağlı ilçelerde yapılan uygulamalarda itfaiye denetimleri öncelikli olarak yangın güvenliği kapsamında yapılmakta, işletmelerin eksikleri giderildikten sonra gerekli raporlar verilmektedir. Ancak Bilecik’te uygulanan bu farklı ve katı yaklaşım, ilimizdeki otelleri adeta kapanmaya zorlayan bir sürece dönüşmüştür. Bugün gelinen noktada Bilecik’te faaliyet gösteren ve sayısı zaten sınırlı olan otellerin büyük kısmı işletme ruhsatlarını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Bu durum yalnızca işletmecileri değil, otellerde çalışan onlarca kişiyi, Bilecik’e gelen misafirleri, turizm faaliyetlerini ve şehir ekonomisini doğrudan tehdit etmektedir" dedi. "Eğer mevcut uygulama bu şekilde devam ederse Bilecik’teki konaklama sektörünün büyük ölçüde kapanması kaçınılmaz olacaktır" Işık, "Yangın güvenliği elbette herkes için vazgeçilmez bir zorunluluktur. Ancak yangın güvenliği tedbirlerini yerine getiren işletmelere dahi rapor verilmemesi, uygulamanın amacını aşan ve işletmeleri tamamen faaliyet dışı bırakabilecek bir noktaya ulaşmıştır. Aynı mevzuatın Türkiye’nin farklı şehirlerinde farklı şekillerde uygulanması kabul edilebilir bir durum değildir. Bu uygulama hukukun temel ilkelerinden biri olan eşitlik ilkesini zedelemekte ve Bilecik’teki işletmeleri haksız bir mağduriyetle karşı karşıya bırakmaktadır. Eğer mevcut uygulama bu şekilde devam ederse Bilecik’teki konaklama sektörünün büyük ölçüde kapanması kaçınılmaz olacaktır. Bunun sonucu olarak hem çalışanlar işsiz kalacak hem de Bilecik’in turizm ve ekonomik hayatı ciddi zarar görecektir. Bilecik’te faaliyet gösteren otel işletmecileri olarak yetkili kurumları bu soruna acilen çözüm bulmaya davet ediyor, yangın güvenliği açısından gerekli tedbirleri yerine getiren işletmelerin mağdur edilmemesi gerektiğini kamuoyunun dikkatine saygıyla sunuyoruz" ifadelerini kullandı.
01 Mayıs 2026 Cuma - 15:01 HAK-İŞ Başkanı Arslan: "Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır" Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır. Taksim’e sıkıştırılmış copların, TOMA’ların, gazların kullanıldığı bir 1 Mayıs bizim için 1 Mayıs olamaz" dedi HAK-İŞ Konfederasyonu 1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nü; Bursa ili Gökdere Meydanı’nda kutladı. 1 Mayıs temasını "Birlik, Mücadele, Dayanışma ve Savaşa Hayır" olarak belirleyen HAK-İŞ’in kutlama programına Bursa başta olmak üzere, Yalova, Bilecik, Kocaeli, Sakarya, İstanbul, Balıkesir, Düzce, Eskişehir, Kütahya, Çanakkale, Bolu, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Karabük illerinden katılım sağlandı. Yaklaşık 15 bin kişinin katılım sağladığı programda vergide adalet, hayat pahalılığıyla mücadele, sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması, mevsimlik-geçici ve kampanya işçilerinin sorunlarının çözümü, mutlak iş güvencesi ve adil bir emeklilik sistemi gibi birçok konu ele alındı. Ayrıca Gazze başta olmak üzere İran, Sudan ve Lübnan’da sivillerin hedef alındığı saldırılar da kınandı. HAK-İŞ’in 1 Mayıs kutlamalarına Sudan İşçi Sendikaları Federasyonu (SWTUF) Genel Başkanı Abdülkadir Sırrulhatme de katılım sağladı. Bu çerçevede, Sudan halkının egemenlik haklarına ilişkin birlik ve dayanışma mesajları verildi. Program, belediye işçilerinden oluşan müzik grubu olan ’Grup Şantiye’ tarafından verilen konser ile başladı. "Sudan’ın mücadelesini, SWTUF mücadelesini güçlü bir şekilde destekliyoruz" Programda bir konuşma gerçekleştiren HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, HAK-İŞ’in uluslararası bir sivil toplum örgütü olduğunu belirterek, sadece Türkiye’de değil tüm dünyada haksızlığa uğrayan insanların yanında olduklarının altını çizdi. Bu çerçevede Sudan’daki iç savaşa değinen Arslan, Hızlı Destek Kuvvetleri adlı örgütün Sudan halkına soykırım uyguladığını ve sivil halka karşı katliam gerçekleştirdiğini dile getirdi. Arslan, "Bugün yaşananlara karşı sesimizi yükseltmezsek bu hainler, bu emperyalist güçler üstümüze üstümüze geliyor. Onun için SWTUF ile beraber yaklaşık 8 yıldır darbecilere karşı mücadele ettik. SWTUF’un genel merkezinin yeniden açılması için destek olduk. Sudanlı kardeşlerimiz 15 Temmuz’dan sonra ülkemize gelip Ankara Kızılay’daki mitingimize katıldı. Abdulkadir bey de bu mitinge katılarak Türkiye’nin yanında olduğunu ifade ettiler. Bir taraftan ülkeyi emperyalistlere peşkeş çeken alçaklar varken bir tarafta bizimle beraber yürüyen Sudan halkı vardı. Onun için bu meydandan Sudan’ın mücadelesini, SWTUF mücadelesini güçlü bir şekilde desteklediğimizi ifade edelim" şeklinde konuştu. "İkinci Sumud inşallah Gazze’nin kurtuluşunun habercisi olacak" Arslan, HAK-İŞ olarak Gazze ile bağlarını koparmadıklarını da söyleyerek, bu çerçevede Gazze ve Filistin için mücadeleye davam edeceklerini bildirdi. Bu kapsamda Gazze’ye yardım için yola çıkan Sumud Filosu’na selam gönderen Arslan, "Gazze’deki zulümlerin dünya tarafından yakından görülebilmesi için insani yardımların rahat gidebilmesi için yola çıkan Sumud Filosu’nda bizim de bir kardeşimiz o mücadelenin içinde yer alıyor. Fatma Zengin kardeşimize buradan bir kez daha selam gönderiyoruz. Allah onun yardımcısı olsun. Sumud bizim hayallerimizi temsil ediyor. Sumud Gazze’nin ufuklarında yeni bir güneş doğmasını temsil ediyor. Sumud ateşkesin gerçekten sağlanmasını, barışın mutlaka gelmesini, başkenti Kudüs olan bağımsız özgür bütün dünyanın tanıdığı bir Filistin Devleti kurulması için önemli bir meşale yaktı. Birinci Sumud ile Filistin’de, Gazze’de ateşkesi şeklen de olsa başardık. İkinci Sumud inşallah Gazze’nin kurtuluşunun habercisi olacak" ifadelerine yer verdi. "Bursa’ya gelişimiz HAK-İŞ’in kararıdır" HAK-İŞ olarak 2020 yılında 1 Mayıs kutlamalarını Bursa’da gerçekleştirmek istediklerini fakat pandemi nedeniyle bunu gerçekleştiremediklerinin altını çizen Arslan, "Bursa’ya borcumuz vardı. Bu meydanları doldurup Bursa’yla kucaklaşmak, Bursa’yla beraber yola devam etmek istiyorduk. Onun için 6 yıl geç olsa da ocak ayındaki yönetim kurulumuz Bursa’da 1 Mayıs etkinliklerinin yapılmasına karar verdi. Ocak ayında, yaklaşık 5 ay önce 1 Mayıs’ı Bursa’da kutlama kararı aldık. Bazı çevreler başka şeyler arıyorlar. Aramayın boşuna. HAK-İŞ bağımsız, özgür bir kuruluştur. Hiçbir kararını hiçbir yerin etkisinde kalmadan vermektedir. Onun için Bursa’ya gelişimiz HAK-İŞ’in kararıdır. İyi ki bu kararı verdik ve iyi ki buradayız" açıklamasında bulundu. Arslan, 1 Mayıs kutlamalarının sadece bir güne sığdırılamayacağını aktararak, HAK-İŞ olarak 1 Mayıs kutlamalarını 1 haftaya yaydıklarını ve çeşitli etkinlik ve programlara kutlamaya devam edeceklerini söyledi. "Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır" HAK-İŞ’in 1 Mayıs’ı ideolojik yaklaşımlara taşıyanlara karşı mücadele başlattığını söyleyen Arslan, sözlerine şu şekilde devam etti: "Türkiye’nin bütün alanları 1 Mayıs alanı. Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır. Onun için biz yaklaşık 15 yıldır Türkiye’nin her bölgesinde birlik, mücadele, dayanışma gününü kutlamaya devam ediyoruz. Taksim’e sıkıştırılmış copların, TOMA’ların, gazların kullanıldığı bir 1 Mayıs bizim için 1 Mayıs olamaz. Biz sorunlarımızı meydanlarda yüksek sesle konuşacağız. Taleplerimizi ifade edeceğiz. Birliğimizi güçlendireceğiz. Ama polisle, jandarmayla, güvenlik güçleriyle çatışarak ülkeyi kaosa götürme oyunlarını sizin sayenizde bozduk Allah’a şükür. Bugün Türkiye’nin pek çok meydanında birlik, beraberlik, kardeşlik ruhu içerisinde 1 Mayıs etkinliklerini gerçekleştiriyoruz. Ama üzüntülerimiz var. 1977 yılında 1 Mayıs’ta Taksim’deki provokasyonlarla 37 emekçi kardeşimizin çoğu ezilerek öldü, 1977 katliamının hesabı hala sorulamadı. Komisyonlar kuruldu, araştırmalar yapıldı ama ne yazık ki 1 Mayıs 77’nin failleri bulunamadı. Buradan tekrar sesleniyoruz. Bu karanlık güçler yakalanmalı." "Daha güçlü bir sendika için mutlaka iş güvencesini gerçek anlamda ülkemize kazandırmamız gerekiyor" Arslan, 1 Mayıs’taki mottolarının sorunlarını yüksek sesle ve anlaşılır bir dilde ifade etmek olduğunu kaydederek, "Buraya katılan sendikacı kardeşlerimiz mücadelesini bayraklaştırmış bugün bu meydana anlam katan değerli emekçilerimiz sorunlarımız var. Bu sorunların çözümü için taleplerimizi buradan sıralıyoruz. Sendikal örgütlenmenin önündeki en büyük engelin iş güvencesinin olmamasıdır. Onun için sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kalkarken önce gerçek anlamda bir iş güvencesi istiyoruz. Bugünkü iş güvencesi bizi tatmin etmiyor. Bizim sorunlarımızı çözmeye yetmiyor. 17 milyon işçinin olduğu bu ülkede 2 buçuk milyon sendikalı işçi bunu hak etmiyor. Emekçiler hak etmiyor. Daha fazlasına ihtiyacımız var. Daha güçlü bir sendika için, daha güçlü bir emek hareketi için mutlaka iş güvencesini gerçek anlamda ülkemize kazandırmamız gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu. "Az kazanandan çok, çok kazanandan az vergi alınan bir sisteme itiraz ediyoruz" Vergi sistemine yönelik eleştirilerde de bulunan Arslan, sistemin değişmesi gerektiğine vurgu yaparak, "Vergide çok kazanandan ne yazık ki az, az kazanandan çok vergi alan bir yanlış gerçekten makul olmayan bir düzen var. Bu vergi sistemine itiraz ediyoruz. Bu sistem bizim taleplerimizi karşılamıyor. Düşünebiliyor musunuz? Almanya’daki bir işçi evliyse evlilik her çocuk için vergi indirimi sağlarken bizim ülkemizde ne yazık ki bunlar olmuyor. Almanya’daki bir işçi temel tüketim malları için harcadığı kalemleri vergiden düşerken ne yazık ki bizde bunlar sağlanmıyor. Aile yükümlülüklerimiz ne yazık ki dikkate alınmıyor. Önceden sekizinci ayda, dokuzuncu ayda yüzde 20’lik dilime girerken şimdi ne yazık ki dördüncü ayda yüzde 20, yedinci ayda yüzde 27’lik dilimlere giriyoruz ve bu yüzde 40’lara kadar gidiyor. Böyle bir vergi sistemine itiraz ediyoruz. Bunun değişmesi için gerçek anlamda bir vergi sistemine Türkiye’nin acilen kavuşmasını istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Emeklilik sisteminin bu şekilde devam etmesine asla izin vermemeliyiz" Arslan, emeklilik sisteminde sorunlar olduğunu kaydederek, "Dünyanın hiçbir ülkesinde sistemde daha fazla kalarak daha az maaş alan başka bir emekli grubu yok. Bu bizim ülkemize has ne yazık ki. Hazine ve Maliye Bakanı’na gittik. Çalışma Bakanı’na gittik. Cumhurbaşkanı Yardımcısı’na gittik. Partilerin grup başkanlarına gittik. Dedik ki ’bu adaletsizliği görün.’ Görüyorlar ve çözmüyorlar. Bunun bir an evvel sonuçlanması için vergi sisteminin nasıl ki değişmesini istiyorsak emeklilik sisteminin de bu şekilde devam etmesine asla izin vermemeliyiz" dedi. "Asgari ücret tespit yapısının mutlaka değişmesi gerekiyor" Asgari Ücret Tespit Komisyonu yapısının değişmesi gerektiğini kaydeden Arslan, hükümetle beraber işverenler ve işçilerin olduğu Asgari Ücret Tespit Komisyonu yapısının misyonunu tamamladığını belirtti. Mevcut asgari ücret tespit yapısının yanlış olduğunu daha önce de dile getirdiklerini ifade eden Arslan, "Dünyadaki örneklerden yola çıkalım. Asgari ücret tespit komisyonunu oluşturalım. Buna göre asgari ücret belirleyelim. Ne yazık ki hükümet Bakanımıza ifade etmemize rağmen hükümetimiz ne yazık ki Asgari Ücret Tespit Komisyonu konusunda adım atmadı. Ve işverenlerle hükümet asgari ücreti belirledi. Türkiye’ye bu yakışmıyor. HAK-İŞ olarak bunu kabul edemiyoruz. Bu yapının mutlaka değişmesi gerekiyor. İşverenlerin ve hükümetin belirlediği asgari ücret bizim asgari ücretimiz olamaz. Biz bunu kabul etmiyoruz. Buradan bir kez daha sesleniyorum; ’Sayın Bakanımız geliniz Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nu beraber oluşturalım, yeni bir yapı kuralım. Asgari ücret gerçek asgari ücret olarak belirlensin’" çağrısında bulundu. "125 bin ev işçisini sendikalarımıza üye yaptık" Arslan, Türkiye’deki kayıt dışı istihdam verilerine de değinerek, kayıt dışı istihdamda bulunan işçilerin sayısının fazla olduğunu ve bu durumun kayıtlı işletmelere karşı haksızlık doğurduğunu kaydetti. Kayıt dışı istihdama karşı harekete geçtiklerini ifade eden Arslan, "Bunun için HAK-İŞ olarak Türkiye’de 1 milyon 500 bin olan ev işçilerinin örgütlenmesi için yola çıktık. Aslında bunu devletimizin yapması gerekiyor. Kayıt dışıyla mücadeleyi devlet birinci görev yapmalı. Ama biz de yapmaya çalışıyoruz. Türkiye’deki 1 buçuk milyon kayıt dışı çalışan ev işçilerinin kayıt altına alınması için, iş kanunu kapsamına alınmaları için onların sendikalarına üye yapıyoruz. 125 bin ev işçisini sendikalarımıza üye yaptık. Bunları devam ettireceğiz" dedi. "12 Eylül 1980 öncesi kıdem tazminatımıza geri dönmek istiyoruz" Arslan, 1980 yılındaki askeri darbe sonucu sendikaların kapatılmaya zorlandığını ve birçok kazanımın geri alındığını söyledi. Alınan haklardan birinin de kıdem tazminatının yapısı olduğunu söyleyen Arslan, "Bugün biz 12 Eylül 1980 öncesi kıdem tazminatımıza geri dönmek istiyoruz. Şu hale bakın 50 yıl geçmiş kıdem tazminatımızı 50 yıl öncesinde arıyoruz. Bu gerçekten Türkiye’ye yakışmıyor" şeklinde konuştu. "Ara buluculuk sisteminin külliyen kaldırılmasını istiyoruz" Ara buluculuk sistemiyle işçilerin haklarının gasp edildiğini belirten Arslan, buna karşı olduklarını dile getirerek, "Ara buluculuk marifetiyle haklarımızın gasp edildiği bir dönem yaşıyoruz. O nedenle bugün sistemde olan ara buluculuk sisteminin külliyen kaldırılmasını istiyoruz. Haklarımızın gasp edilmesine asla izin vermeyeceğiz" açıklamasında bulundu. Arslan, özelleştirmelerin artmasının konuşulduğu bir dönemde sayısı 2 milyona yakın taşeron işçiye kadro verilmesinden ötürü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür etti. Staj ve çıraklık mağdurlarının sorunlarının giderilmesi gerektiğinin altını çizen Arslan, HAK-İŞ olarak bu konuda desteklerine devam edeceklerini kaydetti. Arslan, Türkiye’de emek hareketinin gelişiminin durduğunu söyleyerek, "Ülkemizin geleceği için bu ülkenin kaynaklarının imkanlarının potansiyelin olduğuna inanıyoruz. Ülkemizden umudumuzu kesersek başkalarının yaşadıklarını yaşarız. Biz Türkiye’nin ekonomik gücünün Türkiye’nin imkanlarının Türkiye’nin fırsatlarının emekçilerin inançlı çalışkanlığıyla Türk milletinin bu konudaki gerçekten mücadelesiyle bu sorunları aşacağımıza inanıyoruz" dedi.
Edirne’de sütte verim artacak: 52 besiciye erken teşhis cihazı dağıtıldı
25 Kasım 2025 Salı - 18:54 Edirne’de sütte verim artacak: 52 besiciye erken teşhis cihazı dağıtıldı Edirne’de süt üretiminde verimliliği artırmak ve hastalıklarla erken mücadeleyi desteklemek amacıyla, yüzde 70 Bakanlık hibesiyle temin edilen 52 adet Mastitis Tespit Cihazı besicilere dağıtıldı. Edirne’de büyükbaş hayvancılıkta verimliliğin artırılması amacıyla mastitis (süt ineklerinde meme iltihabı) hastalığını erken dönemde tespit eden cihaz düzenlenen programla dağıtıldı. Edirne Valisi Yunus Sezer’in katılımıyla Tarım İl Müdürlüğü toplantı salonunda gerçekleştirilen programda, cihazların süt ineklerinde meme iltihabının erken tespitinde önemli bir rol oynadığı vurgulandı. Sezer, teknolojik cihazların üreticilere ciddi avantaj sağlayacağını belirterek cihazları üreticilere teslim etti. Edirne’de süt üretimine teknolojik destek Mastitis Tespit Cihazları sayesinde hastalık oluşmadan önce erken müdahale imkanı sağlanması, süt verim kayıplarının azaltılması, antibiyotik ve tedavi masraflarının düşürülmesi amaçlanıyor. Erken teşhis uygulamalarının yaygınlaşmasıyla hem hayvan sağlığının korunması hem de ekonomik kayıpların önüne geçilmesi hedefleniyor. Mikroorganizmaların özellikle sütte vermiş olduğu zararın hayvanlarda süt sıcaklığının artmasıyla birlikte meme hastalığına sebep olduğunu söyleyen İl Tarım ve Orman Müdürü İslam Köse, erken tespit ile hayvanları meme hastalıklarından kurtarmayı amaçladıklarını belirtti. "Yenilikçi çözümlerle sürümüzdeki verimi arttıracağız" Programda besicileri bilgilendiren Hayvan Sağlığı ve Yetiştiriciliği Şube Müdürü Onur Yalçın Toptaş, "Öncelikle hayvancılığı geliştirme projesinde bu tür inovatif yaklaşımlar verimin takip edilmesine ki, buradaki meme iltihabından dolayı kaynaklanan ve diğer hayvanlara geçen bu bakterilerle beraber sürünün meme sağlığının ve süt veriminin gitmesine yol açıyor. Bu gibi yenilikçi çözümlerle sürümüzdeki verimi arttıracağız ve aynı zamanda sürümüzde koruyucu hekimliği sağlamış olacağız. Aynı zamanda hayvanlara veteriner hekim kontrolünde ilaç kullanılması gerekiyor" ifadelerine yer verdi. Firma Sorumlusu Ender Koç da cihazın faydaları ve kullanımına ilişkin bilgilendirme yaptı. Konuşmaların ardından Vali Yunus Sezer ve Tarım İl Müdürü İslam Köse, üreticilere mastitis tespit cihazını dağıttı.
Manavgat Belediyesi 2. Halk Lokantası hizmete açıldı
25 Kasım 2025 Salı - 18:06 Manavgat Belediyesi 2. Halk Lokantası hizmete açıldı Manavgat Belediyesi tarafından hayata geçirilen 2. Halk Lokantası, törenle hizmete açıldı. Atatürk Kültür Merkezi Meydanı’nın yanında hizmet verecek olan lokanta, özellikle öğrenciler ve dar gelirli vatandaşlar için uygun fiyatlı, sağlıklı ve güvenilir bir yemek alternatifi sunmayı hedefliyor. Açılışa özel olarak vatandaşlara mercimek çorbası, tas kebabı, pirinç pilavı ve irmik helvasından oluşan menü ücretsiz olarak ikram edildi. Manavgat Belediye Başkan Vekili Mehmet Çiçek, lokantanın ilk misafirlerine kendisi yemek servis etti. "Bu proje, kentimizin sosyal dayanışmasını güçlendiren önemli bir adımdır" Açılışta konuşan Manavgat Belediye Başkan Vekili Mehmet Çiçek, 2. Halk Lokantası’nın öğrenciler ve ihtiyaç sahibi vatandaşlar için kritik bir hizmet olduğunu vurguladı. Çiçek, "Kentimizin sosyal dayanışmasını güçlendirecek önemli bir hizmeti, 2. Halk Lokantamızı açıyoruz. Özellikle öğrencilerimizin ucuz ve sağlıklı yemeğe erişebilmesi, ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın da en az bir öğün sıcak yemeğe kavuşabilmesi için bu projeyi hayata geçiriyoruz. Ekonomik şartların ağırlaştığı bu dönemde, öğrencilerimizin sıcak bir öğüne erişebilmesi bizim için bir sosyal belediyecilik görevidir" dedi. "İlk lokantaya yoğun ilgi, ikinci lokantanın açılmasında etkili oldu" Başkan Vekili Çiçek, Manavgat halkının ilk Halk Lokantası’na gösterdiği yoğun ilginin, ikinci lokantanın açılmasında etkili olduğunu ifade ederek, "İlk Halk Lokantasına gösterilen yoğun ilgi, bu projeye duyulan ihtiyacı açıkça göstermiştir. Bugün açılışını yaptığımız ikinci Halk Lokantası, özellikle öğrencilerimizin yoğun olduğu konumuyla ihtiyaca daha geniş kapsamda cevap verecektir" diye konuştu. "Askıda yemek sistemi hayata geçiyor" Başkan Vekili Çiçek, Halk Lokantalarında uygulanacak yeni "askıda yemek" sistemi hakkında da, "Halk Lokantalarımızda uygulamaya hazırladığımız askıda yemek sistemi, dayanışmayı büyüten güçlü bir adım olacak. Bu uygulamaya destek olmak isteyen hemşehrilerimiz; meyve-sebze veya bakliyat gibi ayni destek ya da maddi katkı sunabileceklerdir. Ayrıca diledikleri ölçüde askıda yemek bırakabileceklerdir. Tüm destekler şeffaf bir şekilde kayıt altına alınacak, düzenli olarak raporlanacak ve belediye meclisine sunulacaktır. Her katkı, bir öğrencimizin karnının doymasına, bir ihtiyaç sahibinin sıcak bir öğüne ulaşmasına vesile olacaktır. Bu lokanta, birlik, beraberlik ve dayanışmanın bir simgesidir. Manavgat’ta kimse yalnız değildir, sahipsiz değildir. Bu projede emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ederim. 2. Halk Lokantamızın Manavgat’a hayırlı olmasını diliyorum" açıklamasına yer verdi. Açılış törenine, Manavgat Belediye Başkan Vekili Av. Mehmet Çiçek, CHP Antalya İl Başkan Yardımcısı Mehmet Çınar, CHP Manavgat İlçe Başkanı Oykun Başar, CHP Antalya İl Gençlik Kolları Başkanı Onur Kayar, siyasi parti temsilcileri, belediye başkan yardımcıları, belediye meclis üyeleri, muhtarlar, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, oda başkanları, basın mensupları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Hafta içi her gün hizmet verecek Manavgat Belediyesi 2. Halk Lokantası, hafta içi her gün 12.00-14.00 saatleri arasında hizmet verecek. Lokantada 4 çeşit yemek 100 TL, öğrenciler ve Manavgat Kart sahipleri için ise 60 TL olacak.
Başkan Gülsoy: "Enflasyon sadece ekonomiyi değil, toplumsal refahı tehdit eden unsurların başında geliyor"
25 Kasım 2025 Salı - 17:44 Başkan Gülsoy: "Enflasyon sadece ekonomiyi değil, toplumsal refahı tehdit eden unsurların başında geliyor" Kayseri Ticaret Odası (KTO) Kasım Ayı Meclis Toplantısı’nda konuşan KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, "Enflasyon sadece ekonomiyi değil, toplumsal refahı tehdit eden unsurların başında geliyor" dedi. KTO Meclis Salonu’nda düzenlenen toplantıya KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, yönetim kurulu üyeleri ve oda üyeleri katıldı. Küresel ekonominin uzun süredir görülmeyen düzeyde belirsizlikten geçtiğini söyleyen Başkan Ömer Gülsoy, "Küresel ekonomi uzun süredir görülmemiş düzeyde belirsizliklerin hâkim olduğu bir dönemden geçmektedir. Artan jeopolitik riskler, ticaret savaşları, ekonomik bloklaşmalar, enerji ve gıda arzındaki dalgalanmalar, iklim değişikliğinin yıkıcı etkileri dünya ekonomisini ciddi bir sınavla karşı karşıya bırakmaktadır. Son dönemde ABD’de yeni yönetimin uygulamaya aldığı ticaret ve üretim odaklı korumacı adımlar, global tedarik zincirlerini yeniden şekillendirmeye devam ediyor. Avrupa’da büyüme görünümü zayıf seyrini korurken, Çin ekonomisinde beklenen toparlanmanın gecikmesi de küresel talebi aşağı çekiyor. Tüm bu gelişmeler ışığında, uluslararası kuruluşların güncel tahminleri küresel ekonominin potansiyel üretim seviyesinin altında büyümeye devam edeceğine işaret etmektedir. Bu tablo, önümüzdeki dönemde dünya genelinde yavaşlamanın süreceğini göstermektedir. Böyle bir ortamda hem ülkelerin hem de işletmelerin gelecek planlarını yeni ekonomik gerçekliklere göre yeniden şekillendirmesi kaçınılmaz hâle gelmiştir. İşletmelerimizin maliyet yapılarından üretim süreçlerine; yatırımlarından ürün çeşitliliğine; tedarik zincirlerinden müşteri portföylerine; insan kaynaklarından satış-pazarlama stratejilerine kadar her alanı, yeni konjonktüre uygun şekilde yeniden değerlendirmesi artık zorunluluk hâline gelmiştir. Önümüzdeki dönem; verimliliğe odaklanan, rekabet gücünü artıran, üretkenliği destekleyen ve katma değeri yüksek ürünlere yönelen işletmelerin ayakta kalacağı bir dönem olacaktır" dedi. "Enflasyonla mücadele sahiplenilmesi gereken bir hedef" Başkan Gülsoy, enflasyonun sadece ekonomiyi değil toplumsal ahlak ve refahı tehdit eden unsurların başında geldiğini söyleyerek, "Ülkemize baktığımızda ise; hammadde fiyatlarındaki oynaklık, enerji maliyetleri, finansmana erişim sıkıntısı ve yüksek enflasyon, üretim ve yatırım kararlarını şekillendirmeye devam eden temel başlıklar olarak karşımıza çıkıyor. Orta Vadeli Ekonomik Programın hayata geçirilmesinin ardından geçen süre içerisinde, ekonomi yönetimimizin kararlılıkla sürdürdüğü politikaların etkilerini hep birlikte yakından takip ediyoruz. Bu süreçte programın temel hedefi olan enflasyonla mücadele konusunda önemli adımlar atılırken, makroekonomik istikrarı güçlendirmeye yönelik çalışmalar da devam ediyor. Bu süreçte hemen her meclis konuşmamda siz kıymetli Meclis Üyelerimize; enflasyonla mücadelenin mutlaka sahiplenilmesi gereken bir hedef olduğunu ifade ettim. Çünkü yüksek enflasyon, sadece ekonomik dengeleri bozmuyor, aynı zamanda toplumsal ahlakı, refahı ve gelir adaletini tehdit eden en önemli unsurların başında geliyor. Bugün toplumun her kesimi enflasyonun düşmesini istiyor. Ancak gelinen noktada, enflasyonun kontrol altına alınması için uygulanan politikaların üretim kesiminde belirli maliyetler oluşturduğunu da görüyoruz. Özellikle üretim odaklı iş dünyası, sıkı para politikasının etkilerini güçlü şekilde hissediyor. Bu nedenle KOBİ’lerimizin ayakta kalabilmesi için finansmana erişimin güçlendirilmesi ve faiz oranlarının makul seviyelere inmesi her zamankinden daha büyük önem taşıyor. Ekonomi yönetimimizin kararlılıkla yürüttüğü programın başarısı için; yatırım ortamının iyileştirilmesi, öngörülebilirliğin artırılması ve belirsizlikleri azaltan adımların devamı oldukça değerlidir. Bu noktada hükümetimizin attığı yapısal adımları destekliyoruz. Buna ek olarak, reel sektör üzerindeki yükü hafifletecek tamamlayıcı politikaların da devreye alınmasının süreci daha da güçlendireceğine inanıyoruz. Ülkemizin sürdürülebilir büyüme hedeflerine ulaşabilmesi için ihracatın, yatırımların ve sanayi üretiminin ekonomiye daha güçlü katkı vermesi şarttır. Enflasyonla mücadele sürecinin ise üretim kapasitesini zayıflatmadan, istihdamı ve yatırım iştahını koruyacak dengeli bir çerçevede sürdürülmesi gerektiğini özellikle vurgulamak istiyorum. Bu doğrultuda, enflasyonu düşürme sürecinde ağırlıklı olarak para politikası araçlarına dayalı bir yaklaşımın; ekonomik maliyetlerin sektörler arasında eşit dağılmamasına yol açtığı yönünde sahadan geri bildirimler alıyoruz. Bu nedenle para politikasının, maliye politikaları, yatırım teşvikleri, finansmana erişim mekanizmaları ve verimliliği artıran yapısal reformlarla desteklenmesinin önemli olduğunu düşünüyoruz. Tüm bu politika setinin birlikte ve uyum içinde uygulanması, hem fiyat istikrarına hem de büyümeye katkı sağlayacaktır. Bu kapsamda, Merkez Bankası’nın politika faizinde iki aydır devam ettirdiği düşüş eğilimi iş dünyamız açısından memnuniyet vericidir. Finansman maliyetlerinin azalması; üretim, istihdam ve yatırımın sürdürülebilirliği için kritik öneme sahiptir" ifadelerini kullandı. Enflasyondaki güncellemenin politika faizi sürecini olumsuz etkilememesini temenni ettiklerini söyleyen Gülsoy, "Diğer taraftan, 7 Kasım’da gerçekleştirilen Enflasyon Raporu sunumunda 2025 yıl sonu enflasyon tahmin aralığının yüzde 25-29’dan yüzde 31-33 seviyesine yükseltilmiş olması dikkat çekicidir. Bu güncellemenin, politika faizindeki gevşeme sürecini olumsuz yönde etkilememesini arzu ediyoruz. Çünkü reel sektörün planlama yapabilmesi için finansman imkanlarının öngörülebilir ve istikrarlı olması gerekmektedir. Bu noktada, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin öncülüğünde, Kredi Garanti Fonu ve bankaların iş birliğiyle hayata geçirilen ikinci "Nefes Kredisi" paketinin genişletilmesini oldukça önemli buluyoruz. Gelen yoğun talep üzerine kredi hacminin 25 milyar TL’den 50 milyar TL’ye çıkarılması, sahadaki ihtiyaçların doğru analiz edildiğinin bir göstergesidir. Kredi paketinin genişletilmesi, iş dünyasının taleplerinin karşılık bulduğunu gösteren son derece değerli bir adımdır. Kayseri Ticaret Odası olarak hem ilk paketin devreye alınması hem de ikinci paketin genişletilmesi için yoğun girişimlerde bulunduk. Çok sayıda odamızla birlikte yürüttüğümüz bu çalışmaların sonuç verdiğini görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Nefes Kredisi özellikle KOBİ’lerimiz için kısa vadede de olsa önemli bir rahatlama sağlayacaktır. Bu süreçte destekleriyle iş dünyamıza güç katan ve taleplerimizi karşılıksız bırakmayan TOBB Başkanımız değerli hemşehrimiz Sayın M. Rifat Hisarcıklıoğlu’na şükranlarımızı sunuyoruz" ifadelerini kullandı. "Karamsar olan üretim yapamaz" Karamsarlığın üretimi olumsuz yönde etkileyeceğini söyleyen Gülsoy, "Özellikle şunu da ifade etmek istiyorum. İçinden geçtiğimiz dönem; tedbirli, planlı, dijitalleşmeye ve verimliliğe odaklanan bir iş yapış modelini zorunlu kılmaktadır. Bizler de iş dünyası olarak hem değişen dünya ekonomisine hem de ülkemizin ekonomik programına uyum sağlayarak güçlü bir şekilde yolumuza devam edeceğiz. Hedefimiz; üreten, ihracat yapan, katma değer oluşturan, istihdamı artıran bir ekonomik yapıyı birlikte büyütmektir. Türkiye’nin güçlü üretim kapasitesi ve dinamik iş gücüyle enflasyonla mücadele sürecinde başarıya ulaşacağına olan güvenimiz tamdır. Oda olarak da ilimizdeki yatırımcılarının yaşadığı sorunların farkında ve bilincindeyiz. Bu konuda elimizden geleni fazlasıyla yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz. Sektörel taleplerimizi her platformda dile getiriyor, üyelerimizin istek ve taleplerini sürekli olarak raporluyor TOBB, ilgili bakanlarımıza, ve kurumlarımıza iletiyoruz. Bu konuda komitelerimizin çalışmaları ve desteği bizim için çok önemli. Hiçbir olumsuz tablo, bizleri karamsarlığa ya da tedbirsizliğe sevk etmemeli. İş insanına karamsarlık yakışmaz. Karamsar olan ne üretebilir ne de ticaret yapabilir. Bizler Türk İş dünyası olarak bu güne kadar birçok zorluğu birlikte aştık. Çünkü bu tecrübeye ve dinamizme sahibiz. Yeter ki kendimize güvenelim. Yeter ki birbirimizi ötekileştirmeyelim. Kamu, özel sektör el ele vererek bu zorlu günleri de atlatırız" diye konuştu. Başkan Gülsoy ayrıca 2025 yılı Kasım ayında kurulan firma sayısını 187, kapanan firma sayısını ise 81 olarak açıkladı.
İş Bankası ve OSBÜK ile İkiz Dönüşüm Buluşmaları’nın 4’üncüsü gerçekleştirildi
25 Kasım 2025 Salı - 15:55 İş Bankası ve OSBÜK ile İkiz Dönüşüm Buluşmaları’nın 4’üncüsü gerçekleştirildi Dijital ve yeşil dönüşümün ülke genelindeki OSB’lere yayılmasını desteklemek üzere İş Bankası ve Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu iş birliği ile başlatılan ’OSB’lerde İkiz Dönüşüm Buluşmaları’nın 4’üncüsü Ankara’da gerçekleştirildi. Türkiye ekonomisinin belkemiğini oluşturan KOBİ’lerin dijital yetkinliklerini geliştirerek sürdürülebilirliği merkeze alan üretim modellerine geçiş yapabilmesi, işletmeler kadar ülke ekonomisinin uzun vadeli kalkınması ve rekabet gücünün korunması açısından da önem taşıyor. İş Bankası bu yaklaşımla geçtiğimiz yıl Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) ile bir protokol imzalayarak ‘OSB’lerde İkiz Dönüşüm Buluşmaları’nı başlattı. Konya, Gaziantep ve İzmir’in ardından bu defa Ankara’da, KOBİ’ler dijital ve yeşil dönüşüm gündemiyle bir araya geldi. "100 KOBİ’nin İkiz Dönüşümü Yolculuğu projemizle dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve teknolojiyi birleştiren güçlü bir ekosistem inşa ettik." Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz, etkinlikte yaptığı konuşmada, Ankara’nın üretim, ihracat ve teknoloji üssü konumunda olduğunu ve 100 KOBİ’nin İkiz Dönüşüm Yolculuğu projesinde yer alan KOBİ’lerden 12’sinin Ankara’dan katılım gösterdiğini belirtti. İkiz dönüşümün, sadece bir zorunluluk değil; aynı zamanda ülkemizin rekabet gücünü artıracak stratejik bir fırsat olduğuna vurgu yapan Sezgin Yılmaz; sözlerini şöyle sürdürdü: "Üretim ve istihdam oluşturan sektörleri destekleyerek, Türkiye’nin sürdürülebilir büyümesine katkı sunmayı önemsiyoruz. Geçtiğimiz yıl, Bankamızın 100. Yılı vesilesiyle hayata geçirdiğimiz 100 KOBİ’nin İkiz Dönüşüm Yolculuğu projemiz ile Türkiye’nin 6 bölgesinde, 12 farklı sektörde faaliyet gösteren 100 KOBİ’nin dönüşümüne ivme kazandırdık. Projemizle dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve teknolojiyi birleştiren bir ekosistem inşa ettik. Ayrıca OSBÜK ile imzaladığımız protokol doğrultusunda oluşturduğumuz OSB Finansman Paketi ile bugüne kadar yaklaşık 2 bin 250 işletmeye toplam 37 milyar TL tutarında nakdi ve gayri nakdi kredi desteği sağladık. Bu desteklerle sanayicilerimizin; karbon ayak izlerini azaltacak, enerji verimliliğini artıracak ve dijitalleşme süreçlerini hızlandıracak yatırımlar gerçekleştirmelerine katkıda bulunduk. Böylece sadece finansman değil; aynı zamanda sürdürülebilir, verimli ve rekabetçi bir üretim modeline geçişi de desteklemiş olduk" dedi. "OSB’lerde ikiz dönüşüm buluşmaları, OSB’lerimizin dönüşüm yolculuğunda stratejik bir rol üstleniyor" Türk sanayisinin lokomotifi organize sanayi bölgelerinde istihdam, ihracat, AR-GE harcamaları ve ciro gibi pek çok başlıkta artışların yaşanmaya devam ettiğini ifade eden OSBÜK Yönetim Kurulu Üyesi Gül Akyürek Balta, OSBÜK’ün de her alanda organize sanayi bölgelerini desteklemeye ve çalışmalarına rehber olmaya devam ettiğini söyledi. Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK)’nun karbon nötr OSB hedefi ile organize sanayi bölgelerinin iş süreçlerinin dijitalleşmesine yönelik çalışmalarını aralıksız sürdürdüğünü vurgulayan Balta, "OSB’lerde İkiz Dönüşüm Buluşmaları çalışmalarımızın en önemli başlıklarından bir tanesidir. Geçtiğimiz yıl Konya’dan başlattığımız buluşmalar, Gaziantep ve İzmir gibi ülkemizin üreten şehirlerinde devam etti. Dördüncüsünü Ankara’da gerçekleştirdiğimiz buluşmalarla, organize sanayi bölgelerimizdeki ikiz dönüşüm sürecinin hız kesmeden devam etmesini, işletmelerimizin geleceğe güvenle hazırlanmasına katkılar veriyoruz. Bu anlamda OSB’lerde İkiz Dönüşüm Buluşmaları, OSB’lerimizin dönüşüm yolculuğunda stratejik bir rol üstleniyor" diye konuştu. Panel oturumları Etkinlik, açılış konuşmalarının ardından dijital ve yeşil dönüşümün birlikte ele alındığı "Dönüşüm Zamanı: Yeşil ve Dijital Gelecek" paneline MEXT Satış ve Pazarlama Grup Direktörü Barış Arıkan, KOSGEB Başkan Yardımcısı Melih Gökgöz ve UDEA Elektronik Sanayi ve Ticaret A.Ş. Genel Müdürü H. Ober Saygılı’nın katılımlarıyla sona erdi.
Samsun’da gıda güvenliği kırmızı çizgi: İşletmelere 20 milyon TL’yi aşan ceza
25 Kasım 2025 Salı - 15:35 Samsun’da gıda güvenliği kırmızı çizgi: İşletmelere 20 milyon TL’yi aşan ceza Samsun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, 2025 yılı içerisinde bugüne kadar 18 bin 758 gıda denetimi gerçekleştirdi. Türk Gıda Kodeksi’ne aykırı faaliyette bulunan işletmelere toplam 20 milyon 62 bin 849 TL idari para cezası uygulandı. Samsun genelinde bin 413’ü üretim, 11 bin 899’u satış-toplu tüketim-yem–ithalat–ihracat olmak üzere toplam 13 bin 312 gıda ve yem işletmesi bulunuyor. Bu çerçevede 145 kontrol görevlisi ile yürütülen çalışmalarda, işletmelerin mevzuata uygunluğunu değerlendirmek amacıyla 2 bin 159 numune alındı ve 18 bin 758 gıda denetimi yapıldı. Hazır yemek üretimi yapan işletmelerden alınan 37 numunenin tamamının Türk Gıda Kodeksi’ne uygun olduğu tespit edildi. Gıda satış ve/veya toplu tüketim alanlarında faaliyet gösteren işletmelerden alınan 439 numunenin ise 53’ünün kodekse aykırı olduğu belirlendi. 2025 yılında Alo Gıda 174 hattına bin 208 başvuru yapıldı. Başvuruların bin 163’ü gıda satış ve toplu tüketim işletmelerine, 45’i ise üretim yerlerine yönelik oldu. Tüm başvuruların il müdürlüğü tarafından ivedilikle incelendiği ve gerekli işlemlerin yapıldığı bildirildi. Samsun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkilileri, gıda güvenliğinin "kırmızı çizgi" olduğunu vurgulayarak denetimlerin 7/24 esasıyla devam ettiğini ifade etti. Yetkililer, vatandaşların halk sağlığını tehlikeye düşürebilecek durumlarda Alo Gıda 174 hattına başvurmaları gerektiğini hatırlattı. "Tüketicileri gördükleri uygunsuzlukları bildirmeye davet ediyorum" İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri İlkadım ilçesinde bulunan bir restoran ve markete denetimler yaptı. Bu denetimlerde açıklama yapan Samsun İl Tarım ve Orman Müdürü Kemal Yılmaz, "İl ve ilçe tarım müdürlükleri olarak gıda güvenliğimizin kırmız çizgimiz olduğunu bir kez daha buradan ifade etmek istiyorum. Tüketici sağlığını tehlikeye düşürecek hiçbir gıdaya göz yummayacağımızı ifade etmek istiyorum. Denetimlerimiz 7/24 esası ile devam etmektedir. Bundan sonrada aynı hassasiyetle devam edilecektir. En iyi denetçi tüketicinin kendisidir. O yüzden tüketici herhangi bir işletmede uygunsuzluk gördükleri taktirde mutlaka ALO 174 ihbar hattımıza bildirmeleri konusunda uyarmak istiyorum. Onların bizlere verecekleri bilgiler çok kıymetlidir" dedi.
Özbekistan Büyükelçisi İlkhom Khaydarov BTSO’da
25 Kasım 2025 Salı - 15:31 Özbekistan Büyükelçisi İlkhom Khaydarov BTSO’da Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), Özbekistan Büyükelçisi İlkhom Khaydarov ve beraberindeki heyeti ağırladı. Büyükelçi Khaydarov, gerçekleştirdiği ziyarette Bursa’nın Türkiye’nin sanayi alanında en gelişmiş şehirlerinden biri olduğunu vurgulayarak, Türkiye ile Özbekistan arasındaki ekonomik ve ticari iş birliklerini güçlendirme konusunda kararlı olduklarını söyledi. BTSO ev sahipliğinde Oda Hizmet Binası’nda düzenlenen "Özbekistan Büyükelçilik Heyeti Firma Bilgilendirme Toplantısı", iş dünyasının temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantıya BTSO Meclis Başkan Yardımcısı Metin Şenyurt’un yanı sıra Bursa Milletvekili Osman Mesten ve Özbekistan Bursa Fahri Konsolosu Ali Baklan da iştirak etti. BTSO Meclis Başkan Yardımcısı Metin Şenyurt, dost ve kardeş ülke Özbekistan’dan gelen heyeti üretim ve ihracat üssü Bursa’da ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını söyledi. "10 milyar dolarlık ticaret hacmi Hedefi" BTSO Meclis Başkan Yardımcısı Metin Şenyurt, Özbekistan’ın Orta Asya’da Türkiye’nin ekonomik ve ticari iş birliğine özel önem verdiği ülkeler arasında yer aldığını vurguladı. Şenyurt, "Ortak tarihimiz ve kardeşlik bağlarımız ilişkilerimize ayrı bir güç katıyor. 2017 sonrasında stratejik ortaklık seviyesine yükselen Türkiye-Özbekistan ilişkileri, her alanda önemli ilerleme kaydetti. Cumhurbaşkanlarımızın vizyoner adımlarıyla 2000’li yılların başında 168 milyon dolar olan dış ticaret hacmimiz bugün 3 milyar dolara ulaştı. Kısa vadede 5 milyar dolar, uzun vadede 10 milyar dolar hedefliyoruz. BTSO olarak Özbekistan ile iş birliğimizi her alanda güçlendirmeye devam ediyoruz" dedi. "Özbekistan büyürse Türk dünyası büyür" Özbekistan Büyükelçisi İlkhom Khaydarov, Özbekistan denildiğinde genellikle tarihi ve kültürel zenginliklerin akla geldiğini belirtirken, ülkenin sanayi alanında da son yıllarda çok önemli adımlar attığını ifade etti. BTSO’nun "Bursa Büyürse Türkiye Büyür" mottosunu anlamlı bulduğunu dile getiren Büyükelçi Khaydarov, "Biz de ‘Özbekistan Büyürse Türk Dünyası Büyür’ diyoruz. Türk dünyasında yüzölçümü ve nüfus bakımından ikinci büyük ülkeyiz ve nüfusumuz her yıl artıyor. Nitelikli insan kaynağımız hızla gelişiyor." dedi. Bursa’nın en güçlü üretim şehirlerinden biri olduğunu vurgulayan Khaydarov, özellikle otomotiv, tekstil, gıda ve tarım sektörlerinde kentin öncü konumda bulunduğunu söyledi. Bu alanlarda Özbekistan ile geniş iş birliği fırsatları olduğunu kaydeden Büyükelçi Khaydarov, "Türkiye, birçok sektörde Özbekistan’ın en önemli iş ortaklarından biri. Başta Bursa olmak üzere Türkiye ile işbirliğimizi daha da güçlendirmek istiyoruz" ifadelerini kullandı. Program kapsamında, Özbekistan Büyükelçilik Müsteşarı Maşrab Mamirov da Özbekistan’ın ekonomik yapısı ve yatırım imkanlarına ilişkin kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi.
Milas Güllük Mahallesi su sorununa çözüm
25 Kasım 2025 Salı - 14:53 Milas Güllük Mahallesi su sorununa çözüm MUSKİ Genel Müdürlüğü Olağan Genel Kurul Toplantısı 2. terkip gerçekleştirildi. Genel Kurulda; 65 yaş üstü muhtaç vatandaşlara indirim ve Güllük Mahallesi’nde su ve kanalizasyon hizmetlerinin özel şirketten MUSKİ’ye devri oy birliğiyle kararlaştırıldı. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın başkanlığında, 24 Kasım 2025 tarihinde gerçekleştirilen MUSKİ Olağan Genel Kurul Toplantısı 2. terkip 2026 yılı Bütçe Tasarısı, 2026 Performans Programı, İşçi sayısı ve gerekli revizeler, Atıksu ve 65 yaş üstü vatandaşlara indirimler gibi önemli konuları içeren 6 gündem maddesi görüşülerek oy birliğiyle karara bağlandı. Atıksu indirimine ek olarak 65 yaş üstü vatandaşlara da indirim sağlandı Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda yürüttüğü çalışmalara bir yenisi daha eklendi. MUSKİ Olağan Genel Kurul Toplantısı 2. terkibinde, 2026 Bütçe Tasarısı, Muhtaçlık Belgesi’ne sahip 65 yaş üstü vatandaşlara indirim uygulanması kararlaştırıldı. Böylece Mayıs ayında alınan; köyden mahalleye dönüşen yerlerde atıksu tarifelerinde yüzde 50 indirim yapılması ve turizme katkı sağlanması amacıyla hayata geçirilen düzenlemelere, yeni bir sosyal destek daha eklenmiş oldu. Başkan Aras, "Vatandaşlarımızın yüksek bedeller ödemesinin önüne geçiyoruz" Güllük’te Su ve Kanalizasyon hizmetlerinin HZR Güllük Su ve Atıksu A.Ş. tarafından yürütülmesi ve işletme maliyetlerinin vatandaşlara yüksek bedeller olarak yansımasına neden olduğu yönünde gelen yoğun başvurular, şikâyetler ve talepler üzerine önemli bir adım attıklarını belirten Başkan Aras, "2041’e kadar sürecek bu sözleşme ister istemez tabi ki özel şirket tarafından işletilen su ve kanalizasyon idaresinin vatandaşlarımıza yüksek maliyetler olarak yansımasına yol açmış. Arkadaşlarımızın, MUSKİ yöneticilerinin ilgili firma ile yapmış olduğu çalışmalar, yine Güllük vatandaşlarımızın bizlerden yoğun talepleri, başvuruları, şikâyetleri neticesinde çeşitli görüşmeler istişareler konusunda buranın devri gündeme geldi. HZR Güllük Su ve Atıksu A.Ş.’nin Genel Müdürlüğümüze devredilmesi talebi komisyonumuzca uygun görülerek oy birliğiyle kabul edildi" dedi. "Gelecek 50 yılın su planını çıkarıyoruz" Kentin hızla artan nüfusu, yüksek yapılaşma oranı ve iklim krizinin etkileri karşısında sürdürülebilir su yönetimi için kritik bir adım attıklarını belirten Başkan Aras, "Su yönetimimizi geleceğe göre planlamamız gerekiyor. Bunu planlamak için tabi ki yatırımlar yapıyoruz ama asıl olan planlı çalışmak yani bir içme suyu master planı. Bu içme suyu master planıyla ilgili de yine MUSKİ Genel Müdürlüğü Havza Adasında şu anda çalışmalarını sürdürüyor. Yani biz gelecek 50 yıl su projeksiyonu çıkartacak bir içme suyu master planı ile ilgili adımı atmış durumdayız. Bunu aynı zamanda atıksu masterplanı olarak da değerlendiriyoruz. Bunun içinde arkadaşlar sizi kutluyorum. Bu önemli. Bu planlama adımı bence hayati bir adım" dedi.
Hububat ambarı Konya Ovasında yağışlar yetersiz
25 Kasım 2025 Salı - 14:33 Hububat ambarı Konya Ovasında yağışlar yetersiz Türkiye’nin tahıl ambarı olarak bilinen Konya Ovası’nda hububat üretimi yapan çiftçilerin beklediği yağmur yağışı toprağa düştü. Yaklaşık 10 milyon dekar alanda hububat ekiminin yapıldığı ovaya düşen yağmurun özellikle kıraç arazilerde şu an için can suyu olduğunu belirten uzmanlar, kar yağışı ve yağmur yağışının devam etmesiyle rekoltede sorun yaşanmayacağına dikkat çekiyor. Türkiye’nin tahıl üretiminde önemli yere sahip Konya Ovası’nda geçtiğimiz hububat üretim sezonunda 2 milyon tonun altında hasat gerçekleşti. Bu yıl yağışların azalmasıyla geçen yılın aynı aylarına oranla yağışlarda da azalma oldu. Uzmanlar, hububat ekili alanlarda yapılan incelemelerde dünkü yağmur yağışının açıkları bir nebze kapattığını, bitkilerin kar yağışı ihtiyacının olduğunu belirtti. "Yağış beklentisi devam ediyor" Konya Ovası’nda yağışların devamının beklendiğine değinen Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Konya Şube Başkanı Burak Kırkgöz, "Uzun dönemdir çiftçilerimiz maalesef yağışları alamadı ve yağışlar yetersiz. Özellikle hububat ekili kıraç alanlarda çiftçilerimiz yağışların devam etmesini dört gözle bekliyor. Şu anda sulu alanlarda çiftçilerimiz yağışların yetersiz olmasıyla birlikte sulamalarını yaptı. Sulama imkanı olmayan çiftçilerimizin bu dönemde yağış beklentisi devam ediyor. İnşallah 12. aydaki yağışlarımız bol ve bereketli olur. Özellikle kar yağışı bu dönemlerde çok etkili, çok önemli. Yağmur arkasından kar yağışını çiftçilerimiz bekliyor" dedi. "Yağışların gelmesi bu alanları verimli bir şekilde sezona hazırlayacaktır" Başkan Burak Kırkgöz, "Kıraç alanlarda yağışların bu dönemlerde yağmasıyla birlikte bitkilerin can suyu oldu diyebiliriz. Bu dönemden sonra yağışlar eğer kesilirse bitkiler maalesef kuruda kalacağı için çok ciddi anlamda rekoltede bir düşüş yaşanabilir. Lakin önümüzdeki süreçte yağışların gelmesi bu alanları verimli bir şekilde sezona hazırlayacaktır. Lakin yağmazsa, yağış olmazsa sulu alanlarda çok büyük problem olmamakla birlikte kıraç alanlarda çok ciddi zararlar söz konusu olabilir" şeklinde konuştu. "Çiftçilerimizde birtakım tedirginliklere neden oluyor" Yağışların az olmasıyla verim düşüklüğünün yaşadığına değinen Kırkgöz, "Kuraklığın ciddi anlamda kendini hissettirmesi sulu alanlarda dahi verimlerde, rekoltede bir düşüşe neden oldu. Bu da tabii Konya çiftçisini özellikle çok tedirgin etmekte. Çiftçilerimiz yağış olmadığı takdirde yer altı ve yer üstü kaynaklarıyla sulasalar dahi bekledikleri verimi bulamıyorlar, bu da çiftçimizi tedirgin ediyor. Özellikle su fakiri olan Konya bölgemizde yer altı ve yer üstü su kaynaklarının çok ciddi anlamda azalması çiftçilerimizde tedirginliklere de neden oluyor" diye konuştu.