EKONOMİ
01 Mayıs 2026 Cuma - 15:02 Bilecik’te konaklama sektörü durma noktasına geldi Bilecik’te otel işletmecileri, yangın güvenliği raporu alma sürecinde Bilecik Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü’nün ’imar mevzuatı’ engeline takıldıklarını belirterek, duruma tepki gösterdi. Bilecik’te faaliyet gösteren oteller, itfaiye uygunluk raporu alamadıkları için kapanma tehlikesiyle karşı karşıya bulunduklarını belirtti. Türkiye’nin diğer illerinde yangın güvenliği odaklı yapılan denetimlerin Bilecik’te imar mevzuatı üzerinden yürütüldüğünü savunan işletmeciler, bu durumun hem şehir ekonomisini hem de istihdamı tehdit ettiğini açıkladı. Ortak bir bildiri yayımlayan otelciler, acil çözüm bekliyor. "Bilecik’te uygulanan bu farklı ve katı yaklaşım, ilimizdeki otelleri adeta kapanmaya zorlayan bir sürece dönüşmüştür" Bilecik’te otel işletmeciliği yapan Serkan Işık, "Yangın güvenliği tedbirleri kapsamında otellerin 31 Mayıs tarihine kadar ibraz etmesi gereken itfaiye uygunluk raporunu almak için yapılan başvurular sonucunda Bilecik Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü tarafından yürütülen denetimler nedeniyle ilimizdeki otellerin büyük bölümü rapor alamaz hale gelmiştir. Birçok işletme yangın güvenliğiyle ilgili tüm eksiklerini gidermek için ciddi yatırımlar yapmış, gerekli tedbirleri almış ve mevzuata uyum sağlamak için büyük maliyetlere katlanmıştır. Buna rağmen denetimlerin yangın güvenliğinden ziyade imar mevzuatı üzerinden yürütülmesi nedeniyle işletmelere itfaiye uygunluk raporu verilmemektedir. Türkiye’nin birçok ilinde ve Bilecik’e bağlı ilçelerde yapılan uygulamalarda itfaiye denetimleri öncelikli olarak yangın güvenliği kapsamında yapılmakta, işletmelerin eksikleri giderildikten sonra gerekli raporlar verilmektedir. Ancak Bilecik’te uygulanan bu farklı ve katı yaklaşım, ilimizdeki otelleri adeta kapanmaya zorlayan bir sürece dönüşmüştür. Bugün gelinen noktada Bilecik’te faaliyet gösteren ve sayısı zaten sınırlı olan otellerin büyük kısmı işletme ruhsatlarını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Bu durum yalnızca işletmecileri değil, otellerde çalışan onlarca kişiyi, Bilecik’e gelen misafirleri, turizm faaliyetlerini ve şehir ekonomisini doğrudan tehdit etmektedir" dedi. "Eğer mevcut uygulama bu şekilde devam ederse Bilecik’teki konaklama sektörünün büyük ölçüde kapanması kaçınılmaz olacaktır" Işık, "Yangın güvenliği elbette herkes için vazgeçilmez bir zorunluluktur. Ancak yangın güvenliği tedbirlerini yerine getiren işletmelere dahi rapor verilmemesi, uygulamanın amacını aşan ve işletmeleri tamamen faaliyet dışı bırakabilecek bir noktaya ulaşmıştır. Aynı mevzuatın Türkiye’nin farklı şehirlerinde farklı şekillerde uygulanması kabul edilebilir bir durum değildir. Bu uygulama hukukun temel ilkelerinden biri olan eşitlik ilkesini zedelemekte ve Bilecik’teki işletmeleri haksız bir mağduriyetle karşı karşıya bırakmaktadır. Eğer mevcut uygulama bu şekilde devam ederse Bilecik’teki konaklama sektörünün büyük ölçüde kapanması kaçınılmaz olacaktır. Bunun sonucu olarak hem çalışanlar işsiz kalacak hem de Bilecik’in turizm ve ekonomik hayatı ciddi zarar görecektir. Bilecik’te faaliyet gösteren otel işletmecileri olarak yetkili kurumları bu soruna acilen çözüm bulmaya davet ediyor, yangın güvenliği açısından gerekli tedbirleri yerine getiren işletmelerin mağdur edilmemesi gerektiğini kamuoyunun dikkatine saygıyla sunuyoruz" ifadelerini kullandı.
01 Mayıs 2026 Cuma - 15:01 HAK-İŞ Başkanı Arslan: "Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır" Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır. Taksim’e sıkıştırılmış copların, TOMA’ların, gazların kullanıldığı bir 1 Mayıs bizim için 1 Mayıs olamaz" dedi HAK-İŞ Konfederasyonu 1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nü; Bursa ili Gökdere Meydanı’nda kutladı. 1 Mayıs temasını "Birlik, Mücadele, Dayanışma ve Savaşa Hayır" olarak belirleyen HAK-İŞ’in kutlama programına Bursa başta olmak üzere, Yalova, Bilecik, Kocaeli, Sakarya, İstanbul, Balıkesir, Düzce, Eskişehir, Kütahya, Çanakkale, Bolu, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Karabük illerinden katılım sağlandı. Yaklaşık 15 bin kişinin katılım sağladığı programda vergide adalet, hayat pahalılığıyla mücadele, sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması, mevsimlik-geçici ve kampanya işçilerinin sorunlarının çözümü, mutlak iş güvencesi ve adil bir emeklilik sistemi gibi birçok konu ele alındı. Ayrıca Gazze başta olmak üzere İran, Sudan ve Lübnan’da sivillerin hedef alındığı saldırılar da kınandı. HAK-İŞ’in 1 Mayıs kutlamalarına Sudan İşçi Sendikaları Federasyonu (SWTUF) Genel Başkanı Abdülkadir Sırrulhatme de katılım sağladı. Bu çerçevede, Sudan halkının egemenlik haklarına ilişkin birlik ve dayanışma mesajları verildi. Program, belediye işçilerinden oluşan müzik grubu olan ’Grup Şantiye’ tarafından verilen konser ile başladı. "Sudan’ın mücadelesini, SWTUF mücadelesini güçlü bir şekilde destekliyoruz" Programda bir konuşma gerçekleştiren HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, HAK-İŞ’in uluslararası bir sivil toplum örgütü olduğunu belirterek, sadece Türkiye’de değil tüm dünyada haksızlığa uğrayan insanların yanında olduklarının altını çizdi. Bu çerçevede Sudan’daki iç savaşa değinen Arslan, Hızlı Destek Kuvvetleri adlı örgütün Sudan halkına soykırım uyguladığını ve sivil halka karşı katliam gerçekleştirdiğini dile getirdi. Arslan, "Bugün yaşananlara karşı sesimizi yükseltmezsek bu hainler, bu emperyalist güçler üstümüze üstümüze geliyor. Onun için SWTUF ile beraber yaklaşık 8 yıldır darbecilere karşı mücadele ettik. SWTUF’un genel merkezinin yeniden açılması için destek olduk. Sudanlı kardeşlerimiz 15 Temmuz’dan sonra ülkemize gelip Ankara Kızılay’daki mitingimize katıldı. Abdulkadir bey de bu mitinge katılarak Türkiye’nin yanında olduğunu ifade ettiler. Bir taraftan ülkeyi emperyalistlere peşkeş çeken alçaklar varken bir tarafta bizimle beraber yürüyen Sudan halkı vardı. Onun için bu meydandan Sudan’ın mücadelesini, SWTUF mücadelesini güçlü bir şekilde desteklediğimizi ifade edelim" şeklinde konuştu. "İkinci Sumud inşallah Gazze’nin kurtuluşunun habercisi olacak" Arslan, HAK-İŞ olarak Gazze ile bağlarını koparmadıklarını da söyleyerek, bu çerçevede Gazze ve Filistin için mücadeleye davam edeceklerini bildirdi. Bu kapsamda Gazze’ye yardım için yola çıkan Sumud Filosu’na selam gönderen Arslan, "Gazze’deki zulümlerin dünya tarafından yakından görülebilmesi için insani yardımların rahat gidebilmesi için yola çıkan Sumud Filosu’nda bizim de bir kardeşimiz o mücadelenin içinde yer alıyor. Fatma Zengin kardeşimize buradan bir kez daha selam gönderiyoruz. Allah onun yardımcısı olsun. Sumud bizim hayallerimizi temsil ediyor. Sumud Gazze’nin ufuklarında yeni bir güneş doğmasını temsil ediyor. Sumud ateşkesin gerçekten sağlanmasını, barışın mutlaka gelmesini, başkenti Kudüs olan bağımsız özgür bütün dünyanın tanıdığı bir Filistin Devleti kurulması için önemli bir meşale yaktı. Birinci Sumud ile Filistin’de, Gazze’de ateşkesi şeklen de olsa başardık. İkinci Sumud inşallah Gazze’nin kurtuluşunun habercisi olacak" ifadelerine yer verdi. "Bursa’ya gelişimiz HAK-İŞ’in kararıdır" HAK-İŞ olarak 2020 yılında 1 Mayıs kutlamalarını Bursa’da gerçekleştirmek istediklerini fakat pandemi nedeniyle bunu gerçekleştiremediklerinin altını çizen Arslan, "Bursa’ya borcumuz vardı. Bu meydanları doldurup Bursa’yla kucaklaşmak, Bursa’yla beraber yola devam etmek istiyorduk. Onun için 6 yıl geç olsa da ocak ayındaki yönetim kurulumuz Bursa’da 1 Mayıs etkinliklerinin yapılmasına karar verdi. Ocak ayında, yaklaşık 5 ay önce 1 Mayıs’ı Bursa’da kutlama kararı aldık. Bazı çevreler başka şeyler arıyorlar. Aramayın boşuna. HAK-İŞ bağımsız, özgür bir kuruluştur. Hiçbir kararını hiçbir yerin etkisinde kalmadan vermektedir. Onun için Bursa’ya gelişimiz HAK-İŞ’in kararıdır. İyi ki bu kararı verdik ve iyi ki buradayız" açıklamasında bulundu. Arslan, 1 Mayıs kutlamalarının sadece bir güne sığdırılamayacağını aktararak, HAK-İŞ olarak 1 Mayıs kutlamalarını 1 haftaya yaydıklarını ve çeşitli etkinlik ve programlara kutlamaya devam edeceklerini söyledi. "Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır" HAK-İŞ’in 1 Mayıs’ı ideolojik yaklaşımlara taşıyanlara karşı mücadele başlattığını söyleyen Arslan, sözlerine şu şekilde devam etti: "Türkiye’nin bütün alanları 1 Mayıs alanı. Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır. Onun için biz yaklaşık 15 yıldır Türkiye’nin her bölgesinde birlik, mücadele, dayanışma gününü kutlamaya devam ediyoruz. Taksim’e sıkıştırılmış copların, TOMA’ların, gazların kullanıldığı bir 1 Mayıs bizim için 1 Mayıs olamaz. Biz sorunlarımızı meydanlarda yüksek sesle konuşacağız. Taleplerimizi ifade edeceğiz. Birliğimizi güçlendireceğiz. Ama polisle, jandarmayla, güvenlik güçleriyle çatışarak ülkeyi kaosa götürme oyunlarını sizin sayenizde bozduk Allah’a şükür. Bugün Türkiye’nin pek çok meydanında birlik, beraberlik, kardeşlik ruhu içerisinde 1 Mayıs etkinliklerini gerçekleştiriyoruz. Ama üzüntülerimiz var. 1977 yılında 1 Mayıs’ta Taksim’deki provokasyonlarla 37 emekçi kardeşimizin çoğu ezilerek öldü, 1977 katliamının hesabı hala sorulamadı. Komisyonlar kuruldu, araştırmalar yapıldı ama ne yazık ki 1 Mayıs 77’nin failleri bulunamadı. Buradan tekrar sesleniyoruz. Bu karanlık güçler yakalanmalı." "Daha güçlü bir sendika için mutlaka iş güvencesini gerçek anlamda ülkemize kazandırmamız gerekiyor" Arslan, 1 Mayıs’taki mottolarının sorunlarını yüksek sesle ve anlaşılır bir dilde ifade etmek olduğunu kaydederek, "Buraya katılan sendikacı kardeşlerimiz mücadelesini bayraklaştırmış bugün bu meydana anlam katan değerli emekçilerimiz sorunlarımız var. Bu sorunların çözümü için taleplerimizi buradan sıralıyoruz. Sendikal örgütlenmenin önündeki en büyük engelin iş güvencesinin olmamasıdır. Onun için sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kalkarken önce gerçek anlamda bir iş güvencesi istiyoruz. Bugünkü iş güvencesi bizi tatmin etmiyor. Bizim sorunlarımızı çözmeye yetmiyor. 17 milyon işçinin olduğu bu ülkede 2 buçuk milyon sendikalı işçi bunu hak etmiyor. Emekçiler hak etmiyor. Daha fazlasına ihtiyacımız var. Daha güçlü bir sendika için, daha güçlü bir emek hareketi için mutlaka iş güvencesini gerçek anlamda ülkemize kazandırmamız gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu. "Az kazanandan çok, çok kazanandan az vergi alınan bir sisteme itiraz ediyoruz" Vergi sistemine yönelik eleştirilerde de bulunan Arslan, sistemin değişmesi gerektiğine vurgu yaparak, "Vergide çok kazanandan ne yazık ki az, az kazanandan çok vergi alan bir yanlış gerçekten makul olmayan bir düzen var. Bu vergi sistemine itiraz ediyoruz. Bu sistem bizim taleplerimizi karşılamıyor. Düşünebiliyor musunuz? Almanya’daki bir işçi evliyse evlilik her çocuk için vergi indirimi sağlarken bizim ülkemizde ne yazık ki bunlar olmuyor. Almanya’daki bir işçi temel tüketim malları için harcadığı kalemleri vergiden düşerken ne yazık ki bizde bunlar sağlanmıyor. Aile yükümlülüklerimiz ne yazık ki dikkate alınmıyor. Önceden sekizinci ayda, dokuzuncu ayda yüzde 20’lik dilime girerken şimdi ne yazık ki dördüncü ayda yüzde 20, yedinci ayda yüzde 27’lik dilimlere giriyoruz ve bu yüzde 40’lara kadar gidiyor. Böyle bir vergi sistemine itiraz ediyoruz. Bunun değişmesi için gerçek anlamda bir vergi sistemine Türkiye’nin acilen kavuşmasını istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Emeklilik sisteminin bu şekilde devam etmesine asla izin vermemeliyiz" Arslan, emeklilik sisteminde sorunlar olduğunu kaydederek, "Dünyanın hiçbir ülkesinde sistemde daha fazla kalarak daha az maaş alan başka bir emekli grubu yok. Bu bizim ülkemize has ne yazık ki. Hazine ve Maliye Bakanı’na gittik. Çalışma Bakanı’na gittik. Cumhurbaşkanı Yardımcısı’na gittik. Partilerin grup başkanlarına gittik. Dedik ki ’bu adaletsizliği görün.’ Görüyorlar ve çözmüyorlar. Bunun bir an evvel sonuçlanması için vergi sisteminin nasıl ki değişmesini istiyorsak emeklilik sisteminin de bu şekilde devam etmesine asla izin vermemeliyiz" dedi. "Asgari ücret tespit yapısının mutlaka değişmesi gerekiyor" Asgari Ücret Tespit Komisyonu yapısının değişmesi gerektiğini kaydeden Arslan, hükümetle beraber işverenler ve işçilerin olduğu Asgari Ücret Tespit Komisyonu yapısının misyonunu tamamladığını belirtti. Mevcut asgari ücret tespit yapısının yanlış olduğunu daha önce de dile getirdiklerini ifade eden Arslan, "Dünyadaki örneklerden yola çıkalım. Asgari ücret tespit komisyonunu oluşturalım. Buna göre asgari ücret belirleyelim. Ne yazık ki hükümet Bakanımıza ifade etmemize rağmen hükümetimiz ne yazık ki Asgari Ücret Tespit Komisyonu konusunda adım atmadı. Ve işverenlerle hükümet asgari ücreti belirledi. Türkiye’ye bu yakışmıyor. HAK-İŞ olarak bunu kabul edemiyoruz. Bu yapının mutlaka değişmesi gerekiyor. İşverenlerin ve hükümetin belirlediği asgari ücret bizim asgari ücretimiz olamaz. Biz bunu kabul etmiyoruz. Buradan bir kez daha sesleniyorum; ’Sayın Bakanımız geliniz Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nu beraber oluşturalım, yeni bir yapı kuralım. Asgari ücret gerçek asgari ücret olarak belirlensin’" çağrısında bulundu. "125 bin ev işçisini sendikalarımıza üye yaptık" Arslan, Türkiye’deki kayıt dışı istihdam verilerine de değinerek, kayıt dışı istihdamda bulunan işçilerin sayısının fazla olduğunu ve bu durumun kayıtlı işletmelere karşı haksızlık doğurduğunu kaydetti. Kayıt dışı istihdama karşı harekete geçtiklerini ifade eden Arslan, "Bunun için HAK-İŞ olarak Türkiye’de 1 milyon 500 bin olan ev işçilerinin örgütlenmesi için yola çıktık. Aslında bunu devletimizin yapması gerekiyor. Kayıt dışıyla mücadeleyi devlet birinci görev yapmalı. Ama biz de yapmaya çalışıyoruz. Türkiye’deki 1 buçuk milyon kayıt dışı çalışan ev işçilerinin kayıt altına alınması için, iş kanunu kapsamına alınmaları için onların sendikalarına üye yapıyoruz. 125 bin ev işçisini sendikalarımıza üye yaptık. Bunları devam ettireceğiz" dedi. "12 Eylül 1980 öncesi kıdem tazminatımıza geri dönmek istiyoruz" Arslan, 1980 yılındaki askeri darbe sonucu sendikaların kapatılmaya zorlandığını ve birçok kazanımın geri alındığını söyledi. Alınan haklardan birinin de kıdem tazminatının yapısı olduğunu söyleyen Arslan, "Bugün biz 12 Eylül 1980 öncesi kıdem tazminatımıza geri dönmek istiyoruz. Şu hale bakın 50 yıl geçmiş kıdem tazminatımızı 50 yıl öncesinde arıyoruz. Bu gerçekten Türkiye’ye yakışmıyor" şeklinde konuştu. "Ara buluculuk sisteminin külliyen kaldırılmasını istiyoruz" Ara buluculuk sistemiyle işçilerin haklarının gasp edildiğini belirten Arslan, buna karşı olduklarını dile getirerek, "Ara buluculuk marifetiyle haklarımızın gasp edildiği bir dönem yaşıyoruz. O nedenle bugün sistemde olan ara buluculuk sisteminin külliyen kaldırılmasını istiyoruz. Haklarımızın gasp edilmesine asla izin vermeyeceğiz" açıklamasında bulundu. Arslan, özelleştirmelerin artmasının konuşulduğu bir dönemde sayısı 2 milyona yakın taşeron işçiye kadro verilmesinden ötürü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür etti. Staj ve çıraklık mağdurlarının sorunlarının giderilmesi gerektiğinin altını çizen Arslan, HAK-İŞ olarak bu konuda desteklerine devam edeceklerini kaydetti. Arslan, Türkiye’de emek hareketinin gelişiminin durduğunu söyleyerek, "Ülkemizin geleceği için bu ülkenin kaynaklarının imkanlarının potansiyelin olduğuna inanıyoruz. Ülkemizden umudumuzu kesersek başkalarının yaşadıklarını yaşarız. Biz Türkiye’nin ekonomik gücünün Türkiye’nin imkanlarının Türkiye’nin fırsatlarının emekçilerin inançlı çalışkanlığıyla Türk milletinin bu konudaki gerçekten mücadelesiyle bu sorunları aşacağımıza inanıyoruz" dedi.
Türkiye-Afrika ticaretinde 1 milyar dolarlık imza
25 Kasım 2025 Salı - 14:07 Türkiye-Afrika ticaretinde 1 milyar dolarlık imza Türk şirketi, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde önemli anlaşmayı tamamladı. 3 adet havalimanı yapımı, 7 bölgenin güneş enerjisiyle elektrifikasyonu ve içme suyu altyapı projelerini içeren 1 milyar dolar tutarındaki yatırım paketi Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin başkenti Kinşasa’da imzalanarak resmiyet kazandı. Hacıoğlu Madencilik ve Koçak A.Ş., Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde önemli anlaşmayı tamamladığını duyurdu. Buna göre, 3 adet havalimanı yapımı, 7 bölgenin güneş enerjisiyle elektrifikasyonu ve içme suyu altyapı projelerini içeren 1 milyar dolar tutarındaki yatırım paketi Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin başkenti Kinşasa’da imzalanarak resmiyet kazandı. Şirket heyeti; CEO Yasin Hacıoğlu liderliğinde, CFO Sercan Yaşa, teknik mimari ekip sorumlusu Can Dağdelen ve 24’üncü dönem milletvekili ve eski büyükelçi Tülin Erkal’dan oluştu. Koçak Grubu ise yönetim kurulu başkanı İsmail Koçak ve teknik yapıyı destekleyen şirket düzeyinde katılım sağladı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı, ilgili bakanlar, Tshuapa Eyaleti Valisi ve çok sayıda üst düzey bürokratla gerçekleştirilen geniş kapsamlı toplantılarda sunulan projeler, bölgenin ihtiyaçlarını doğrudan hedef alan bütüncül yaklaşımıyla dikkat çekti. Yapılan açıklamaya göre, Tshuapa Eyaleti’nde inşa edilecek altı adet su arıtma tesisi, bölgenin en temel sorunlarından biri olan temiz suya erişimi kalıcı biçimde çözmeyi hedefliyor. Aynı eyalette Boende, Bokundu ve Ikela şehirlerinde hayata geçirilecek üç havalimanı projesi ise ülkenin içine sıkışmış ulaşım ağını yeniden tanımlayacak. Yatırım paketi içerisinde 7 bölgenin güneş enerjisiyle elektrifikasyonu da yer alıyor. Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin başkenti Kinşasa’da imzalanan yatırım paketi 1 milyar dolarlık proje değeriyle Afrika’da Türk şirketleri tarafından yapılan en büyük yatırım tutarlarından biri olarak ön plana çıkıyor. İmzalanan anlaşmanın ardından değerlendirmelerde bulunan Yasin Hacıoğlu, girişimlerin, hem bölge halkı için hayatı dönüştüren hem de Türkiye-Afrika ilişkilerini ileri bir aşamaya taşıyan çift yönlü bir kazanım olduğunun altı çizildi.
DOKA’nın Yönetim Kurulu Ordu’da toplandı
25 Kasım 2025 Salı - 13:26 DOKA’nın Yönetim Kurulu Ordu’da toplandı Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı’nın (DOKA) 172. Yönetim Kurulu Toplantısı, Ordu Valisi ve DOKA Dönem Başkanı Muammer Erol’un ev sahipliğinde Ordu’da gerçekleştirildi. Toplantının açılış konuşmasını yapan Ordu Valisi ve DOKA Dönem Başkanı Muammer Erol, "Yönetim Kurulu toplantımızda ilk olarak bu yıl uygulanmaya başlanan Yerel Kalkınma Hamlesi Programı başvurulanına dair bilgi verilecektir. 30 Eylül 2025 tarihinde tamamlanan başvuru döneminde Bölgemiz toplamda 94 ön başvuruyla ülke genelinde birinci sırada yer almıştır. Bu kapsamda başvuru sürecinde desteklerinden dolayı Yönetim Kurulu üyelerimize ve sektör temsilcilerimize ayrıca teşekkürlerimizi sunuyoruz" dedi. Vali Erol, Yerel Kalkınma Hamlesi Programının sonraki dönemde yatırım konularına dair öneriler görüşüleceğini belirterek, "Toplantı gündemimizin devamında, bölgemizin mavi ekonomi konusunda mevcut durumu ve ajansınızın balık işleme ve atıklarından kolajen üretimi fizibilitesi, Karadeniz Bölgesi yat turizmi potansiyeli, bölgemizde deniz ve su sporlarının geliştirilmesi ve mavi bayrak plaj fizibiliteleri konularında planladığı çalışmalar hakkında bilgi verilecektir" diye konuştu. "Başvuruların potansiyel yatırım tutarının toplam 38,5 milyar TL" Yapılan başvuruların potansiyel yatırım tutarının toplam 38,5 milyar TL olduğunu ve söz konusu projelerin hayata geçmesi durumunda bölgede 5 bin 556 kişilik ilave istihdam oluşturulması beklendiğini kaydeden Vali Erol, "Ajansımızın Yerel Kalkınma Hamlesi programına yönelik tanıtım çalışmaları kapsamanda 52 tanıtım-bilgilendirme etkinliği gerçekleştirilmiş, bu etkinliklere bin 192 kişi katılmıştır. Ayrıca, bilgilendirme ve teknik destek sağlama amacıyla 286 firma, kurum ziyareti, 936 telefon görüşmesi ve yaklaşık 3 bin adet e-posta iletimi yanıtlanması ile bölgeden ve bölge dışından potansiyel yatırımcıların programa erişimi etkin şekilde sağlanmıştır" ifadelerine yer verdi. Toplantıya Artvin Valisi Dr. Turan Ergün, Giresun Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, Gümüşhana Valisi Aydın Baruş, Ordu Valisi Muammer Erol, Trabzon Valisi Aziz Yıldırım, DOKA Genel Sekreteri Kemal Akpınar, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse, Gümüşhane İl Genel Meclis Başkanı Eşref Balki, Ordu Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Levent Karlıbel, Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Erkut Çelebi, Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hasan Çakırmelikoğlu, Artvin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Seçkin Kurt, Gümüşhane Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İsmail Akçay katıldı.
EN YAKIT, 2026 yılı için hedeflerini belirledi
25 Kasım 2025 Salı - 12:53 EN YAKIT, 2026 yılı için hedeflerini belirledi Bu yılı iyi bir performansla geride bırakmaya hazırlanan EN YAKIT, 2026’da erişilebilirlik, hızlı şarj ve yeni iş birlikleriyle kullanıcı deneyimini iyileştirme gibi kriterlerde sektördeki konumunu güçlendirecek. Türkiye’nin elektrikli mobilite dönüşümünde öne çıkan EN YAKIT, 2025 yılını operasyonel güçlenme, kullanıcı deneyimi ve iş birlikleri açısından önemli yol katetti. Elektrikli araç kullanıcısı sayısının hızla arttığı ve şarj altyapısının ülke genelinde büyümeye devam ettiği 2025’te şirket, hem teknoloji yatırımlarını hem de kullanıcı odaklı hizmetlerini daha da ileri taşıdı. Şirket yaptığı çalışmaları şöyle açıkladı: ’’2025 yılı boyunca şirket, şarj süreçlerini sadeleştiren ve kullanıcı deneyimini üst seviyeye taşıyan En-ix "Tak & Şarj Et" teknolojisi ile önemli bir fark oluşturdu. Sürücüler, cihazlarla etkileşimi en aza indiren bu teknoloji sayesinde daha hızlı, daha konforlu ve daha güvenli şarj deneyimine ulaştı. Artan kullanıcı sayısı ve genişleyen elektrikli araç ekosistemine uyum sağlamak amacıyla müşteri hizmetleri altyapısı da güçlendirildi. Müşteri ilişkileri yönetimi (CRM) tabanlı geliştirmeler, anlık sorun çözme kapasitesini artırarak EN YAKIT kullanıcılarına kesintisiz destek sundu. Şirketin çağrı merkezi, müşteri memnuniyetinde sektör standartlarının üzerine çıkarak yüzde 98’le rekor performansa ulaştı. Türkiye’de şarj istasyonu erişilebilirliğinin önemli ölçüde arttığı 2025 yılında şirket, yüksek standartlarda seçilmiş kaliteli ve güvenli lokasyonlara yeni cihazlar konumlandırarak kullanıcıların ülke çapında daha kolay ulaşım sağlamasına katkı sundu. Havacılık sektöründeki stratejik iş birlikleri de büyüdü. THY Miles&Smiles ve Shop&Miles program ortaklıkları, EN YAKIT kullanıcılarına ek avantajlar sunarak elektrikli araç sürücülerine değer katan kampanyalarla genişletildi. Markanın görünürlüğünü artıran "EN YAKIT Yanımda" iletişim kampanyası, kullanıcı geri bildirimlerini güçlendirdi ve toplu ücretsiz şarj günleri ile sektörde dikkat çekti. Bunun yanında En Win paketleri ile kullanıcıların şarj maliyetlerine yönelik çözümler geliştirildi. Şarj istasyonlarında düzenli temizlik ve yenilenmiş hijyen protokolleri uygulanarak cihazların kullanım konforu artırıldı. Şirket, yıl boyunca kullanıcı geri bildirimlerini dinleyerek tüm süreçlerini geliştirmeye devam etti. Kurumsal alanda yapılan hamlelerle filo yönetim hizmeti genişletildi, çeşitli kurumlarla iş birlikleri yapılarak filo şarj operasyonlarının daha verimli yönetilmesi sağlandı. Elektrikli dönüşümün toplumun tüm kesimlerine ulaşması hedefiyle 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda çeşitli okullarla iş birliği içinde çocuklara sürdürülebilir ulaşım eğitimi verildi. Kullanıcı bağlılığını artırmayı amaçlayan sadakat programı, 2025 boyunca etkin şekilde işletilerek şirket topluluğunu büyütmeye devam etti. Yeni yılda yeni hedefler Elektrikli mobilite talebinin hızla arttığı, hızlı şarj yatırımlarının ivme kazandığı ve Türkiye’nin elektrikli araç pazarında Avrupa ortalamasına yaklaşan bir büyüme gösterdiği 2026’da şirket, sektöre yön verecek güçlü hedefler belirledi. Bu kapsamda, mobil uygulama yenilemesi ile kullanıcıların geri bildirimleri doğrultusunda daha akıllı, daha hızlı ve kişiselleştirilmiş bir deneyim sunulacak. Türkiye’nin farklı sektörlerinden markalarla yapılacak yeni iş birlikleri, elektrikli mobilite ekosisteminde yeni değer alanları oluşturacak. Şirket, 2026’da da Türkiye’nin en erişilebilir şarj ağı olma hedefini sürdürerek cihaz ağını ülke genelinde güçlü şekilde genişletecek. DC hızlı şarj yatırımları artırılarak kullanıcıların yolculuk deneyimi daha da hızlandırılacak, uzun menzil ihtiyaçlarına yönelik çözümler önceliklendirilecek. Şarj istasyonlarının bulunduğu alanlarda deneyim odaklı hizmetler hayata geçirilecek; sürücülere daha konforlu ve fonksiyonel istasyon ortamları sunulacak. Kurumsal iş birlikleri ve filo çözümleri sayesinde yeni segmentlerde büyüme gerçekleştirilecek. Şirket, Türkiye’nin elektrikli ulaşım dönüşümündeki öncü marka pozisyonunu pekiştirme kararlılığını 2026’da da sürdürecek.’’
Doğudan batıya yeşil dönüşüm için güç birliği
25 Kasım 2025 Salı - 12:32 Doğudan batıya yeşil dönüşüm için güç birliği Samsun Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) liderliğinde, Romanya TSO ortaklığı ile yürütülecek Avrupa Birliği hibe destekli, yaklaşık 170 bin euro bütçeli, "Sustainability Bridge from East to West / Doğudan Batıya Sürdürülebilirlik Köprüsü" projesinin sözleşmesi Hazine ve Maliye Bakanlığı Merkezi Finans ve İhale Birimi’nde imzalandı. Proje kapsamında karbon emisyon ölçümleri, sürdürülebilirlik analizleri, çalıştaylar, danışman yetiştirme programı, Türkiye ve Romanya’da çalışma ziyaretleri ve ikili iş görüşmelerinden oluşan kapsamlı faaliyetler gerçekleştirilecek. Avrupa Birliği’nin karbon emisyonlarının azaltılması politikalarına uyumu desteklemeyi, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) kapsamındaki sektörlerde faaliyet gösteren KOBİ’lerin farkındalıklarını ve uyum kapasitelerini artırmayı hedeflemek amacıyla Samsun TSO tarafından hazırlanan, "Sustainability Bridge from East to West / Doğudan Batıya Sürdürülebilirlik Köprüsü" projesinin protokolü Hazine ve Maliye Bakanlığı Merkezi Finans ve İhale Birimi’nde düzenlenen törenle imzalandı. Ayrıca, Türkiye–Romanya odaları arasında sürdürülebilirlik odaklı bir iş birliği ağı oluşturulması da planlanan protokole imzayı projenin liderliğini yürütecek Samsun TSO adına Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu ve Genel Sekreter Süleyman Karabük imza attı. Adana Sanayi Odası’nın da ortak olarak yer alacağı Avrupa Birliği hibe destekli, toplam 168 bin 618,85 Euro bütçeli proje 15 Ocak 2026 tarihinde başlayacak ve 15 ay sürecek. İş birliği ağı kurulacak Protokol töreninde proje hakkında açıklamalarda bulunan Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, "Bugün imzasını attığımız proje, AB’nin karbon emisyonlarının azaltılması politikalarına uyumu desteklemeyi, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) kapsamındaki sektörlerde faaliyet gösteren KOBİ’lerin farkındalıklarını ve uyum kapasitelerini artırmayı hedefliyor. Ayrıca Türkiye–Romanya odaları arasında sürdürülebilirlik odaklı bir iş birliği ağı oluşturulacak. Proje kapsamında ise, 20 KOBİ’nin karbon emisyon ölçümleri, analizleri ve eylem planları hazırlanacak, SKDM sektörlerinde mevcut durum analizi ve yol haritası oluşturulacak. Bunun yanı sıra düzenleyeceğimiz çalıştaylarla, Türkiye-Romanya İş Forumu’yla farkındalık artırılacak. Proje kapsamında sürdürülebilirlik danışmanları da yetiştirilecek" dedi. Murzioğlu: "Yeni bir dönemin kapısını aralıyoruz" KOBİ’lerin yeşil dönüşüm sürecine öncülük ettiklerini kaydeden Salih Zeki Murzioğlu "Bugün burada, Samsun’un ve bölgemizin geleceğini birlikte inşa etmek adına çok anlamlı bir adıma imza attık. Şehrimiz, lojistik, üretim ve ihracat kapasitesiyle Türkiye’nin kuzeye açılan kapısıdır. 170’ten fazla ülkeye ihracat yapan, 11 organize sanayi bölgesi bulunan güçlü bir üretim merkeziyiz. Bu noktadan hareketle, sürdürülebilirlik, çevreye duyarlı üretim, dijital dönüşüm gibi alanlarda yeni bir dönemin kapısını aralıyoruz. KOBİ’lerimizin yalnızca kâr etmek değil, gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak adına da faaliyet göstermesi gerekiyor. Odalarımız ve iş dünyamızla birlikte "Doğudan Batıya Sürdürülebilirlik Köprüsü" gibi projeler sayesinde karbon emisyonlarının azaltılması, yeşil dönüşüm, sınırda karbon düzenlemelerine hazırlık gibi konularda sahada gerçek adımlar atacağız" diye konuştu. Hedef, bölgeyi sürdürebilir kalkınmanın merkezi haline getirmek Projenin önemine vurgu yapan Murzioğlu, "Samsun, Adana ve Romanya arasındaki bu iş birliği ağı, sadece bir protokol değil; Türk ve Avrupa iş dünyası arasında köprü kuran, yeni yatırım ve ortaklık kapıları aralayan, sürdürülebilirlik vizyonunu pratiğe geçiren bir misyondur. Bizim gücümüz birlikteliğimizdir. Şehrimizdeki işletmeler, üyelerimiz, genç/kadın danışman adaylarımızla beraber çalışarak; üretimde, ihracatta, teknolojiyle entegre dönüşümde öncü olmaya, çevreye saygılı, kaynaklarını verimli kullanan, rekabetçi bir Samsun oluşturmaya kararlıyız. Hedefimiz açık: Bölgeyi sürdürülebilir kalkınmanın merkezi haline getirmek; yerel değerleri küresel pazara taşımak, yeşil ve dijital dönüşümü hızlandırmak ve bunu başaracağımıza inanıyorum" ifadelerini kullandı.
ESO Başkanı Kesikbaş: "Büyüyen Eskişehir için sanayicimizin yanında durmalıyız"
25 Kasım 2025 Salı - 12:23 ESO Başkanı Kesikbaş: "Büyüyen Eskişehir için sanayicimizin yanında durmalıyız" Eskişehir Sanayi Odası (ESO) Başkanı Celalettin Kesikbaş, Eskişehir’de faaliyet gösteren firmaların ekim ayında 443,7 milyon dolar ihracat yaptığını belirterek, "Ocak-Ekim döneminde ihracatımız geçen yıla göre yüzde 7,4 artarak 3,95 milyar dolar oldu. Eskişehir’in üreterek büyüme serüveni devam ediyor, sanayicimizin yanında durmalıyız" dedi. T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre, Türkiye’nin 2025 Ekim ayı ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,3 artışla 24 milyar dolar olurken, ithalat yüzde 6,6 artışla 31,3 milyar dolara ulaştı. Yılın ilk 10 ayında ise ihracat yüzde 3,9 artışla 224,5 milyar dolar, ithalat ise yüzde 6 artışla 299 milyar dolar olarak gerçekleşti. "Bu başarıya katkı sağlayan tüm firmaları ve çalışanları içtenlikle kutluyorum" Verileri değerlendiren ESO Başkanı Celalettin Kesikbaş, Eskişehir’in ihracattaki yükselişini kentin üretim iradesinin ve sanayicinin çabasının güçlü bir yansıması olarak nitelendirdi. Eskişehir’in aldığı her mesafenin bu şehrin alın teriyle, emeğiyle, inancıyla mümkün olduğunu vurgulayan Başkan Kesikbaş, bu başarıya katkı sağlayan tüm firmaları ve çalışanları içtenlikle kutladı. "Bu ivme, dış ticaret açığını büyütme riskini barındırıyor" İhracattaki artış her ne kadar umut verici olsa da ithalatın hızlı bir şekilde yükselmesinin ülke ekonomisi açısından dikkatle takip edilmesi gerektiğini belirten Başkan Kesikbaş, "İthalattaki bu ivme, dış ticaret açığını büyütme riskini barındırıyor. Bu konu ekonomik bir gösterge olmanın ötesinde, üretim maliyetlerinden yatırımların hızına kadar pek çok alanı etkileyen bir uyarı sinyalidir. Dış ticaret açığının büyümesi, ekonominin dış şoklara karşı daha hassas hale gelmesine yol açabilir" ifadelerini kullandı. "Üretim yapan sanayicimizin desteklenmesi geleceğimize yatırımdır" İmalat sanayinin taşıdığı stratejik önemin altını çizen Başkan Kesikbaş, sözlerine şöyle devam etti: "İhracatımızın yaklaşık yüzde 95’i imalat sektörümüzden geliyor. Bu sektör güçlü kaldığı sürece şehir de ülke de güçlenir. Üretim yapan sanayicimizin desteklenmesi, yalnızca bir ekonomik tercih değil; geleceğimize yapılan bir yatırımdır. Uygun maliyetli, uzun vadeli, öngörülebilir finansman imkanları olmadan üretimin sürdürülebilirliği tehlikeye girecektir. Yatırım ortamını daha elverişli hale getirmek, sanayicimize nefes aldıracaktır" ifadelerini kullandı.
’Amazon Kadınları Girişimci Köyü Projesi’nde final heyecanı: Girişimci kadınlar sertifikalarını aldı
25 Kasım 2025 Salı - 11:39 ’Amazon Kadınları Girişimci Köyü Projesi’nde final heyecanı: Girişimci kadınlar sertifikalarını aldı Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) tarafından desteklenen "Amazon Kadınları Girişimci Köyü Projesi" kapsamında 50’den fazla kadın girişimci ve girişimci adayı, markalaşma ve tasarım odaklı yoğun bir eğitim programını tamamladı. Sosyal Kalkınma ve Girişimcilik Teknik Destek Programı kapsamında desteklenen ve Karadeniz İlleri Kadın Platformu Derneği tarafından yürütülen proje, kadın girişimcilerin üretim, tasarım ve marka geliştirme süreçlerindeki kapasitelerini artırmayı hedefledi. Bu kapsamda katılımcılar, 28 gün boyunca toplam 90 saatlik eğitim sürecine katıldı. Eğitimlerde; markalaşma stratejilerinin geliştirilmesi, tasarım ve satış kanallarının güçlendirilmesi, fikri mülkiyet hakları ve marka tescili, marka yönetimi, sürdürülebilirlik gibi başlıklarda kapsamlı içerikler ele alındı. Final projeleri jüri tarafından değerlendirildi Katılımcılar tarafından hazırlanan final projeleri, 22 Kasım’da gerçekleştirilen oturumda jüri üyelerine sunuldu. Jüri değerlendirme sürecinde OKA Sosyal Kalkınma ve Girişimcilik Birim Başkanı Sümer Çakır da görev aldı. Projeler; marka hikâyesi ve sunum videosu, ürün tasarımı, ambalaj ve sunum bütünlüğü, ölçeklenebilir pazarlarda ticari konumlandırma, farklılaşma stratejileri, ticari başarı potansiyeli kriterleri çerçevesinde değerlendirildi. Eğitim sürecini başarıyla tamamlayan katılımcılara sertifikaları, OKA Genel Sekreteri Mehlika Dicle tarafından takdim edildi. Danışmanlık süreci aralık ayında tamamlanacak Proje kapsamında ayrıca 20 katılımcıya toplam 60 saatlik birebir ve grup danışmanlığı sağlanması planlanmakta olup danışmanlık faaliyetlerinin Aralık ayı içerisinde tamamlanması hedefleniyor.
Limak, Barcelona stadı ile İspanya’nın gündeminde
25 Kasım 2025 Salı - 11:25 Limak, Barcelona stadı ile İspanya’nın gündeminde Avrupa’nın en büyük stadyum yenileme projelerinden biri olan Camp Nou’nun açılışı uluslararası medyanın gündeminde. Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir, İspanya’nın köklü gazetesi La Vanguardia’ya verdiği röportajda, Spotify Camp Nou’nun yenileme çalışmalarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Barcelona’da yenilenen Spotify Camp Nou’nun yeniden açılış süreci, uluslararası medyada geniş yer buluyor. İspanya’nın önde gelen gazetelerinden La Vanguardia, yayımladığı haberde Limak’ın projedeki üstlenici rolünü ve Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir’in liderliğini merkeze alarak detaylı bir analiz paylaştı. Haberde, ‘Avrupa’nın en büyük stadyum yenileme projesi’ olarak tanımlanan Camp Nou’nun teknik ve operasyonel boyutlarına dikkat çekilirken, Ebru Özdemir’in ‘mühendislikten küresel iş liderliğine uzanan’ kariyer yolculuğu öne çıkarıldı. "Sembolik ve duygusal sorumluluk" Katalan gazetenin haberinde, Camp Nou, Avrupa’daki en büyük yenileme projelerinden biri olarak ifade edilirken Limak’ın yerel regülasyonlara uyumdan çok paydaşlı koordinasyona, maliyet ve zaman yönetiminden teknik uygulamalara kadar uzanan proje yönetimi yaklaşımı ayrıntılarıyla anlatıldı. Ebru Özdemir’in mühendislik formasyonuna dikkat çeken haberde, proje boyunca sergilediği liderlik yaklaşımı, teknik doğruluk, çok kültürlü ekiplerle çalışma deneyimi ve küresel ölçekte paydaş yönetimi tecrübeleri aktarıldı. Yenilenen Camp Nou’ya dönüş maçında tribünde Barcelona’nın galibiyetini izleyen Özdemir, projeyi ‘sembolik ve duygusal bir sorumluluk’ olarak tanımladı. La Vanguardia haberinde Ebru Özdemir’in şu ifadelerine yer verildi: "Camp Nou, yalnızca bir stadyum değil; dünyanın dört yanından milyonlarca insanın duygusal hafızasında yer alan bir yapı. Yenileme sürecinde hedefimiz, bu mirası geleceğe taşırken teknolojisi, mimarisi ve işleyişiyle dünyanın en iyi stadyumunu ortaya çıkarmaktı." Haberde, Özdemir’in Barcelona ve futbol kültürüyle kurduğu bağ da kendi sözleriyle aktarıldı. Özdemir, Fenerbahçe taraftarı olduğunu ancak projenin ardından Barcelona’ya da güçlü bir yakınlık hissettiğini söyledi. Limak’ın uluslararası projeleri La Vanguardia, Limak’ın son yıllarda Kuveyt Uluslararası Havalimanı Terminali, Riyad metro hatları, Balkanlar’da altyapı yatırımları, ulaştırma, enerji, çimento ve turizm alanlarındaki faaliyetlerini sıralayarak, bu projelerin Ebru Özdemir liderliğinde şekillenen uluslararası büyüme stratejisinin yansımaları olduğunu belirtti. Global Engineer Girls projesine özel vurgu Haberde ayrıca, kız öğrencilerin mühendislik alanında güçlenmesini hedefleyen Limak’ın Global Engineer Girls (GEG) programı, "Türkiye’den doğup uluslararası ölçekte etki oluşturan bir sosyal dönüşüm modeli" olarak tanımlandı. Türkiye, Kosova, Kuzey Makedonya, Kuveyt ve Suudi Arabistan’da devam eden GEG’in, bu ülkelerde kız öğrencilerin mühendisliğe erişimini destekleyen örnek bir sosyal etki programı olarak öne çıktığı belirtildi.