EKONOMİ
01 Mayıs 2026 Cuma - 15:02 Bilecik’te konaklama sektörü durma noktasına geldi Bilecik’te otel işletmecileri, yangın güvenliği raporu alma sürecinde Bilecik Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü’nün ’imar mevzuatı’ engeline takıldıklarını belirterek, duruma tepki gösterdi. Bilecik’te faaliyet gösteren oteller, itfaiye uygunluk raporu alamadıkları için kapanma tehlikesiyle karşı karşıya bulunduklarını belirtti. Türkiye’nin diğer illerinde yangın güvenliği odaklı yapılan denetimlerin Bilecik’te imar mevzuatı üzerinden yürütüldüğünü savunan işletmeciler, bu durumun hem şehir ekonomisini hem de istihdamı tehdit ettiğini açıkladı. Ortak bir bildiri yayımlayan otelciler, acil çözüm bekliyor. "Bilecik’te uygulanan bu farklı ve katı yaklaşım, ilimizdeki otelleri adeta kapanmaya zorlayan bir sürece dönüşmüştür" Bilecik’te otel işletmeciliği yapan Serkan Işık, "Yangın güvenliği tedbirleri kapsamında otellerin 31 Mayıs tarihine kadar ibraz etmesi gereken itfaiye uygunluk raporunu almak için yapılan başvurular sonucunda Bilecik Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü tarafından yürütülen denetimler nedeniyle ilimizdeki otellerin büyük bölümü rapor alamaz hale gelmiştir. Birçok işletme yangın güvenliğiyle ilgili tüm eksiklerini gidermek için ciddi yatırımlar yapmış, gerekli tedbirleri almış ve mevzuata uyum sağlamak için büyük maliyetlere katlanmıştır. Buna rağmen denetimlerin yangın güvenliğinden ziyade imar mevzuatı üzerinden yürütülmesi nedeniyle işletmelere itfaiye uygunluk raporu verilmemektedir. Türkiye’nin birçok ilinde ve Bilecik’e bağlı ilçelerde yapılan uygulamalarda itfaiye denetimleri öncelikli olarak yangın güvenliği kapsamında yapılmakta, işletmelerin eksikleri giderildikten sonra gerekli raporlar verilmektedir. Ancak Bilecik’te uygulanan bu farklı ve katı yaklaşım, ilimizdeki otelleri adeta kapanmaya zorlayan bir sürece dönüşmüştür. Bugün gelinen noktada Bilecik’te faaliyet gösteren ve sayısı zaten sınırlı olan otellerin büyük kısmı işletme ruhsatlarını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Bu durum yalnızca işletmecileri değil, otellerde çalışan onlarca kişiyi, Bilecik’e gelen misafirleri, turizm faaliyetlerini ve şehir ekonomisini doğrudan tehdit etmektedir" dedi. "Eğer mevcut uygulama bu şekilde devam ederse Bilecik’teki konaklama sektörünün büyük ölçüde kapanması kaçınılmaz olacaktır" Işık, "Yangın güvenliği elbette herkes için vazgeçilmez bir zorunluluktur. Ancak yangın güvenliği tedbirlerini yerine getiren işletmelere dahi rapor verilmemesi, uygulamanın amacını aşan ve işletmeleri tamamen faaliyet dışı bırakabilecek bir noktaya ulaşmıştır. Aynı mevzuatın Türkiye’nin farklı şehirlerinde farklı şekillerde uygulanması kabul edilebilir bir durum değildir. Bu uygulama hukukun temel ilkelerinden biri olan eşitlik ilkesini zedelemekte ve Bilecik’teki işletmeleri haksız bir mağduriyetle karşı karşıya bırakmaktadır. Eğer mevcut uygulama bu şekilde devam ederse Bilecik’teki konaklama sektörünün büyük ölçüde kapanması kaçınılmaz olacaktır. Bunun sonucu olarak hem çalışanlar işsiz kalacak hem de Bilecik’in turizm ve ekonomik hayatı ciddi zarar görecektir. Bilecik’te faaliyet gösteren otel işletmecileri olarak yetkili kurumları bu soruna acilen çözüm bulmaya davet ediyor, yangın güvenliği açısından gerekli tedbirleri yerine getiren işletmelerin mağdur edilmemesi gerektiğini kamuoyunun dikkatine saygıyla sunuyoruz" ifadelerini kullandı.
01 Mayıs 2026 Cuma - 15:01 HAK-İŞ Başkanı Arslan: "Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır" Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır. Taksim’e sıkıştırılmış copların, TOMA’ların, gazların kullanıldığı bir 1 Mayıs bizim için 1 Mayıs olamaz" dedi HAK-İŞ Konfederasyonu 1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nü; Bursa ili Gökdere Meydanı’nda kutladı. 1 Mayıs temasını "Birlik, Mücadele, Dayanışma ve Savaşa Hayır" olarak belirleyen HAK-İŞ’in kutlama programına Bursa başta olmak üzere, Yalova, Bilecik, Kocaeli, Sakarya, İstanbul, Balıkesir, Düzce, Eskişehir, Kütahya, Çanakkale, Bolu, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Karabük illerinden katılım sağlandı. Yaklaşık 15 bin kişinin katılım sağladığı programda vergide adalet, hayat pahalılığıyla mücadele, sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması, mevsimlik-geçici ve kampanya işçilerinin sorunlarının çözümü, mutlak iş güvencesi ve adil bir emeklilik sistemi gibi birçok konu ele alındı. Ayrıca Gazze başta olmak üzere İran, Sudan ve Lübnan’da sivillerin hedef alındığı saldırılar da kınandı. HAK-İŞ’in 1 Mayıs kutlamalarına Sudan İşçi Sendikaları Federasyonu (SWTUF) Genel Başkanı Abdülkadir Sırrulhatme de katılım sağladı. Bu çerçevede, Sudan halkının egemenlik haklarına ilişkin birlik ve dayanışma mesajları verildi. Program, belediye işçilerinden oluşan müzik grubu olan ’Grup Şantiye’ tarafından verilen konser ile başladı. "Sudan’ın mücadelesini, SWTUF mücadelesini güçlü bir şekilde destekliyoruz" Programda bir konuşma gerçekleştiren HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, HAK-İŞ’in uluslararası bir sivil toplum örgütü olduğunu belirterek, sadece Türkiye’de değil tüm dünyada haksızlığa uğrayan insanların yanında olduklarının altını çizdi. Bu çerçevede Sudan’daki iç savaşa değinen Arslan, Hızlı Destek Kuvvetleri adlı örgütün Sudan halkına soykırım uyguladığını ve sivil halka karşı katliam gerçekleştirdiğini dile getirdi. Arslan, "Bugün yaşananlara karşı sesimizi yükseltmezsek bu hainler, bu emperyalist güçler üstümüze üstümüze geliyor. Onun için SWTUF ile beraber yaklaşık 8 yıldır darbecilere karşı mücadele ettik. SWTUF’un genel merkezinin yeniden açılması için destek olduk. Sudanlı kardeşlerimiz 15 Temmuz’dan sonra ülkemize gelip Ankara Kızılay’daki mitingimize katıldı. Abdulkadir bey de bu mitinge katılarak Türkiye’nin yanında olduğunu ifade ettiler. Bir taraftan ülkeyi emperyalistlere peşkeş çeken alçaklar varken bir tarafta bizimle beraber yürüyen Sudan halkı vardı. Onun için bu meydandan Sudan’ın mücadelesini, SWTUF mücadelesini güçlü bir şekilde desteklediğimizi ifade edelim" şeklinde konuştu. "İkinci Sumud inşallah Gazze’nin kurtuluşunun habercisi olacak" Arslan, HAK-İŞ olarak Gazze ile bağlarını koparmadıklarını da söyleyerek, bu çerçevede Gazze ve Filistin için mücadeleye davam edeceklerini bildirdi. Bu kapsamda Gazze’ye yardım için yola çıkan Sumud Filosu’na selam gönderen Arslan, "Gazze’deki zulümlerin dünya tarafından yakından görülebilmesi için insani yardımların rahat gidebilmesi için yola çıkan Sumud Filosu’nda bizim de bir kardeşimiz o mücadelenin içinde yer alıyor. Fatma Zengin kardeşimize buradan bir kez daha selam gönderiyoruz. Allah onun yardımcısı olsun. Sumud bizim hayallerimizi temsil ediyor. Sumud Gazze’nin ufuklarında yeni bir güneş doğmasını temsil ediyor. Sumud ateşkesin gerçekten sağlanmasını, barışın mutlaka gelmesini, başkenti Kudüs olan bağımsız özgür bütün dünyanın tanıdığı bir Filistin Devleti kurulması için önemli bir meşale yaktı. Birinci Sumud ile Filistin’de, Gazze’de ateşkesi şeklen de olsa başardık. İkinci Sumud inşallah Gazze’nin kurtuluşunun habercisi olacak" ifadelerine yer verdi. "Bursa’ya gelişimiz HAK-İŞ’in kararıdır" HAK-İŞ olarak 2020 yılında 1 Mayıs kutlamalarını Bursa’da gerçekleştirmek istediklerini fakat pandemi nedeniyle bunu gerçekleştiremediklerinin altını çizen Arslan, "Bursa’ya borcumuz vardı. Bu meydanları doldurup Bursa’yla kucaklaşmak, Bursa’yla beraber yola devam etmek istiyorduk. Onun için 6 yıl geç olsa da ocak ayındaki yönetim kurulumuz Bursa’da 1 Mayıs etkinliklerinin yapılmasına karar verdi. Ocak ayında, yaklaşık 5 ay önce 1 Mayıs’ı Bursa’da kutlama kararı aldık. Bazı çevreler başka şeyler arıyorlar. Aramayın boşuna. HAK-İŞ bağımsız, özgür bir kuruluştur. Hiçbir kararını hiçbir yerin etkisinde kalmadan vermektedir. Onun için Bursa’ya gelişimiz HAK-İŞ’in kararıdır. İyi ki bu kararı verdik ve iyi ki buradayız" açıklamasında bulundu. Arslan, 1 Mayıs kutlamalarının sadece bir güne sığdırılamayacağını aktararak, HAK-İŞ olarak 1 Mayıs kutlamalarını 1 haftaya yaydıklarını ve çeşitli etkinlik ve programlara kutlamaya devam edeceklerini söyledi. "Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır" HAK-İŞ’in 1 Mayıs’ı ideolojik yaklaşımlara taşıyanlara karşı mücadele başlattığını söyleyen Arslan, sözlerine şu şekilde devam etti: "Türkiye’nin bütün alanları 1 Mayıs alanı. Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır. Onun için biz yaklaşık 15 yıldır Türkiye’nin her bölgesinde birlik, mücadele, dayanışma gününü kutlamaya devam ediyoruz. Taksim’e sıkıştırılmış copların, TOMA’ların, gazların kullanıldığı bir 1 Mayıs bizim için 1 Mayıs olamaz. Biz sorunlarımızı meydanlarda yüksek sesle konuşacağız. Taleplerimizi ifade edeceğiz. Birliğimizi güçlendireceğiz. Ama polisle, jandarmayla, güvenlik güçleriyle çatışarak ülkeyi kaosa götürme oyunlarını sizin sayenizde bozduk Allah’a şükür. Bugün Türkiye’nin pek çok meydanında birlik, beraberlik, kardeşlik ruhu içerisinde 1 Mayıs etkinliklerini gerçekleştiriyoruz. Ama üzüntülerimiz var. 1977 yılında 1 Mayıs’ta Taksim’deki provokasyonlarla 37 emekçi kardeşimizin çoğu ezilerek öldü, 1977 katliamının hesabı hala sorulamadı. Komisyonlar kuruldu, araştırmalar yapıldı ama ne yazık ki 1 Mayıs 77’nin failleri bulunamadı. Buradan tekrar sesleniyoruz. Bu karanlık güçler yakalanmalı." "Daha güçlü bir sendika için mutlaka iş güvencesini gerçek anlamda ülkemize kazandırmamız gerekiyor" Arslan, 1 Mayıs’taki mottolarının sorunlarını yüksek sesle ve anlaşılır bir dilde ifade etmek olduğunu kaydederek, "Buraya katılan sendikacı kardeşlerimiz mücadelesini bayraklaştırmış bugün bu meydana anlam katan değerli emekçilerimiz sorunlarımız var. Bu sorunların çözümü için taleplerimizi buradan sıralıyoruz. Sendikal örgütlenmenin önündeki en büyük engelin iş güvencesinin olmamasıdır. Onun için sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kalkarken önce gerçek anlamda bir iş güvencesi istiyoruz. Bugünkü iş güvencesi bizi tatmin etmiyor. Bizim sorunlarımızı çözmeye yetmiyor. 17 milyon işçinin olduğu bu ülkede 2 buçuk milyon sendikalı işçi bunu hak etmiyor. Emekçiler hak etmiyor. Daha fazlasına ihtiyacımız var. Daha güçlü bir sendika için, daha güçlü bir emek hareketi için mutlaka iş güvencesini gerçek anlamda ülkemize kazandırmamız gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu. "Az kazanandan çok, çok kazanandan az vergi alınan bir sisteme itiraz ediyoruz" Vergi sistemine yönelik eleştirilerde de bulunan Arslan, sistemin değişmesi gerektiğine vurgu yaparak, "Vergide çok kazanandan ne yazık ki az, az kazanandan çok vergi alan bir yanlış gerçekten makul olmayan bir düzen var. Bu vergi sistemine itiraz ediyoruz. Bu sistem bizim taleplerimizi karşılamıyor. Düşünebiliyor musunuz? Almanya’daki bir işçi evliyse evlilik her çocuk için vergi indirimi sağlarken bizim ülkemizde ne yazık ki bunlar olmuyor. Almanya’daki bir işçi temel tüketim malları için harcadığı kalemleri vergiden düşerken ne yazık ki bizde bunlar sağlanmıyor. Aile yükümlülüklerimiz ne yazık ki dikkate alınmıyor. Önceden sekizinci ayda, dokuzuncu ayda yüzde 20’lik dilime girerken şimdi ne yazık ki dördüncü ayda yüzde 20, yedinci ayda yüzde 27’lik dilimlere giriyoruz ve bu yüzde 40’lara kadar gidiyor. Böyle bir vergi sistemine itiraz ediyoruz. Bunun değişmesi için gerçek anlamda bir vergi sistemine Türkiye’nin acilen kavuşmasını istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Emeklilik sisteminin bu şekilde devam etmesine asla izin vermemeliyiz" Arslan, emeklilik sisteminde sorunlar olduğunu kaydederek, "Dünyanın hiçbir ülkesinde sistemde daha fazla kalarak daha az maaş alan başka bir emekli grubu yok. Bu bizim ülkemize has ne yazık ki. Hazine ve Maliye Bakanı’na gittik. Çalışma Bakanı’na gittik. Cumhurbaşkanı Yardımcısı’na gittik. Partilerin grup başkanlarına gittik. Dedik ki ’bu adaletsizliği görün.’ Görüyorlar ve çözmüyorlar. Bunun bir an evvel sonuçlanması için vergi sisteminin nasıl ki değişmesini istiyorsak emeklilik sisteminin de bu şekilde devam etmesine asla izin vermemeliyiz" dedi. "Asgari ücret tespit yapısının mutlaka değişmesi gerekiyor" Asgari Ücret Tespit Komisyonu yapısının değişmesi gerektiğini kaydeden Arslan, hükümetle beraber işverenler ve işçilerin olduğu Asgari Ücret Tespit Komisyonu yapısının misyonunu tamamladığını belirtti. Mevcut asgari ücret tespit yapısının yanlış olduğunu daha önce de dile getirdiklerini ifade eden Arslan, "Dünyadaki örneklerden yola çıkalım. Asgari ücret tespit komisyonunu oluşturalım. Buna göre asgari ücret belirleyelim. Ne yazık ki hükümet Bakanımıza ifade etmemize rağmen hükümetimiz ne yazık ki Asgari Ücret Tespit Komisyonu konusunda adım atmadı. Ve işverenlerle hükümet asgari ücreti belirledi. Türkiye’ye bu yakışmıyor. HAK-İŞ olarak bunu kabul edemiyoruz. Bu yapının mutlaka değişmesi gerekiyor. İşverenlerin ve hükümetin belirlediği asgari ücret bizim asgari ücretimiz olamaz. Biz bunu kabul etmiyoruz. Buradan bir kez daha sesleniyorum; ’Sayın Bakanımız geliniz Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nu beraber oluşturalım, yeni bir yapı kuralım. Asgari ücret gerçek asgari ücret olarak belirlensin’" çağrısında bulundu. "125 bin ev işçisini sendikalarımıza üye yaptık" Arslan, Türkiye’deki kayıt dışı istihdam verilerine de değinerek, kayıt dışı istihdamda bulunan işçilerin sayısının fazla olduğunu ve bu durumun kayıtlı işletmelere karşı haksızlık doğurduğunu kaydetti. Kayıt dışı istihdama karşı harekete geçtiklerini ifade eden Arslan, "Bunun için HAK-İŞ olarak Türkiye’de 1 milyon 500 bin olan ev işçilerinin örgütlenmesi için yola çıktık. Aslında bunu devletimizin yapması gerekiyor. Kayıt dışıyla mücadeleyi devlet birinci görev yapmalı. Ama biz de yapmaya çalışıyoruz. Türkiye’deki 1 buçuk milyon kayıt dışı çalışan ev işçilerinin kayıt altına alınması için, iş kanunu kapsamına alınmaları için onların sendikalarına üye yapıyoruz. 125 bin ev işçisini sendikalarımıza üye yaptık. Bunları devam ettireceğiz" dedi. "12 Eylül 1980 öncesi kıdem tazminatımıza geri dönmek istiyoruz" Arslan, 1980 yılındaki askeri darbe sonucu sendikaların kapatılmaya zorlandığını ve birçok kazanımın geri alındığını söyledi. Alınan haklardan birinin de kıdem tazminatının yapısı olduğunu söyleyen Arslan, "Bugün biz 12 Eylül 1980 öncesi kıdem tazminatımıza geri dönmek istiyoruz. Şu hale bakın 50 yıl geçmiş kıdem tazminatımızı 50 yıl öncesinde arıyoruz. Bu gerçekten Türkiye’ye yakışmıyor" şeklinde konuştu. "Ara buluculuk sisteminin külliyen kaldırılmasını istiyoruz" Ara buluculuk sistemiyle işçilerin haklarının gasp edildiğini belirten Arslan, buna karşı olduklarını dile getirerek, "Ara buluculuk marifetiyle haklarımızın gasp edildiği bir dönem yaşıyoruz. O nedenle bugün sistemde olan ara buluculuk sisteminin külliyen kaldırılmasını istiyoruz. Haklarımızın gasp edilmesine asla izin vermeyeceğiz" açıklamasında bulundu. Arslan, özelleştirmelerin artmasının konuşulduğu bir dönemde sayısı 2 milyona yakın taşeron işçiye kadro verilmesinden ötürü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür etti. Staj ve çıraklık mağdurlarının sorunlarının giderilmesi gerektiğinin altını çizen Arslan, HAK-İŞ olarak bu konuda desteklerine devam edeceklerini kaydetti. Arslan, Türkiye’de emek hareketinin gelişiminin durduğunu söyleyerek, "Ülkemizin geleceği için bu ülkenin kaynaklarının imkanlarının potansiyelin olduğuna inanıyoruz. Ülkemizden umudumuzu kesersek başkalarının yaşadıklarını yaşarız. Biz Türkiye’nin ekonomik gücünün Türkiye’nin imkanlarının Türkiye’nin fırsatlarının emekçilerin inançlı çalışkanlığıyla Türk milletinin bu konudaki gerçekten mücadelesiyle bu sorunları aşacağımıza inanıyoruz" dedi.
Türk Hava Yolları’ndan yenilikçi hamle: TKPAY ödeme dünyasında yerini aldı
26 Kasım 2025 Çarşamba - 13:06 Türk Hava Yolları’ndan yenilikçi hamle: TKPAY ödeme dünyasında yerini aldı Türk Hava Yolları’nın (THY) iştiraki olarak kurulan TKPAY’in lansmanında konuşan THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bolat, "Türk Hava Yolları olarak sadece seyahat deneyimini değil, bu deneyimin temas ettiği tüm süreçleri dönüştürmeyi hedefliyoruz. TKPAY ile ödeme süreçlerinin sadeleşmesini, operasyonel verimliliğin artmasını ve misafirlerimizin dijital ihtiyaçlarına tek noktadan yanıt verebilmeyi amaçlıyoruz. Bu platformun gelecekte havacılık ve seyahat sektörü için yeni hizmet modellerinin de önünü açacağına inanıyoruz" dedi. Türkiye’nin bayrak taşıyıcı hava yolu Türk Hava Yolları’nın yüzde 100 iştiraki olarak finansal teknolojiler alanında kurulan TKPAY, Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen lansmanla tanıtıldı. Programa Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bolat’ın yanı sıra üst yöneticiler ve iş ortakları katıldı. Program, aile fotoğrafı çekimiyle sona erdi. Türk Hava Yolları’nın dijitalleşme vizyonunun önemli bir adımı olan TKPAY, bireysel misafirlere TKPAY Cüzdan, kurumsal iş ortaklarına ise TKPAY Ödeme Platformu üzerinden hızlı, güvenli ve avantajlı ödeme çözümleri sunuyor. Turkish Airlines mobil uygulamasına entegre çalışan TKPAY Cüzdan, misafirlerin bilet alımlarından günlük harcamalarına kadar birçok işlemi tek bir noktadan yönetmesini sağlıyor. TKPAY Cüzdan ile gerçekleştirilen işlemlerde TK Para kazanılırken, restoran, konaklama, giyim ve ulaşım gibi anlaşmalı markalarda yapılan harcamalardan nakit iade elde ediliyor. Ayrıca 7 gün 24 saat ücretsiz para transferi, karekod ile ödeme, dijital veya fiziki kart kullanımı, anlık kur dönüşümü ve mil çevrimi gibi hizmetlerle misafirler seyahat boyu kesintisiz bir deneyim yaşıyor. Türk Hava Yolları’nın bilet iadesi ve bagaj tazminatı gibi işlemlerinin de artık doğrudan TKPAY Cüzdan üzerinden yapılacak olması, süreçleri hızlandırarak misafir memnuniyetini artırmayı hedefliyor. Kurumsal misafirler için geliştirilen TKPAY Ödeme Platformu ise başta Türk Hava Yolları ve AJet olmak üzere havacılık ve seyahat ekosisteminin tüm oyuncularına yüksek başarı oranına sahip, güvenilir, hızlı ve sade bir tahsilat altyapısı sunuyor. Platform, havayolları, seyahat acenteleri, konaklama ve araç kiralama şirketleri ile seyahatle bağlantılı diğer sektörlere yönelik kapsamlı çözümler sağlayarak, sektöre bütünsel bir finansal teknoloji yaklaşımı kazandırıyor. Türk Hava Yolları’nın seyahat alanındaki güçlü konumunu fintek dünyasına taşıyan TKPAY, yerli ve milli teknolojilerle geliştirdiği altyapı sayesinde düşük maliyetli ve güvenli ödeme hizmetleri sunmayı, yabancı misafirlere sağladığı kullanıcı dostu kur servisleriyle de Türkiye’nin turizm deneyimine katkı sağlamayı amaçlıyor. Lansmana özel olarak TKPAY Cüzdan üzerinden yapılan tüm bilet alımlarında yüzde 10 TK Para kazanma fırsatı sunuluyor. "Bu platformun gelecekte havacılık ve seyahat sektörü için yeni hizmet modellerinin de önünü açacağına inanıyoruz" TKPAY’in ödeme dünyasındaki konumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bolat, "Türk Hava Yolları olarak sadece seyahat deneyimini değil, bu deneyimin temas ettiği tüm süreçleri dönüştürmeyi hedefliyoruz. TKPAY, bu vizyonun en somut adımlarından biri olarak misafirlerimize hız, güven ve avantaj sunarken seyahat ekosistemindeki iş ortaklarımız için de güçlü bir teknoloji altyapısı oluşturuyor. Yerli ve milli bir fintek markasının Türk Hava Yolları gücüyle dünyaya açılması hem kurumumuzun hem de ülkemizin rekabetçiliğine katkı sağlayacaktır. TKPAY ile ödeme süreçlerinin sadeleşmesini, operasyonel verimliliğin artmasını ve misafirlerimizin dijital ihtiyaçlarına tek noktadan yanıt verebilmeyi amaçlıyoruz. Bu platformun gelecekte havacılık ve seyahat sektörü için yeni hizmet modellerinin de önünü açacağına inanıyoruz" dedi. Türk Hava Yolları’nın yüzde 100 iştiraki olan TKPAY, Ağustos 2023’te kuruldu ve Mart 2025’te Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’ndan lisans alarak faaliyetlerine başladı.
Hayvancılığa ’Can Suyu’ projesi Baklan’da başladı
26 Kasım 2025 Çarşamba - 12:37 Hayvancılığa ’Can Suyu’ projesi Baklan’da başladı Denizli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, hayvancılığın en önemli girdisi olan kaliteli kaba yem ihtiyacını karşılamak amacıyla 2025 yılı programı çerçevesinde Baklan ilçesinde başlayan proje kapsamında meralara gübre dağıtıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı, Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü tarafından uygulanan Çayır Mera Islah Projesi kapsamında; Denizli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, hayvancılığın en önemli girdisi olan kaliteli kaba yem ihtiyacını karşılamak ve et maliyetlerini düşürmek amacıyla Meraların ıslah çalışmalarına hız verdi. 2025 yılı programı kapsamında Baklan ilçesinde düzenlenen törenle meralar gübreyle buluştu. İl genelinde yürütülen tespit ve tahdit çalışmaları sonucunda Denizli’nin mera varlığı 22 bin 748 hektar olarak belirlendi. Tespit çalışmaları tamamlanan alanlarda verimliliği artırmak amacıyla başlatılan ıslah seferberliği ise tüm hızıyla sürüyor. Bu kapsamda il genelinde 47 yerleşim biriminde toplam 6 bin 779 hektar alanda mera ıslah projesi hazırlanırken, 40 yerleşim yerindeki çalışmalar tamamlandı. Kış Öncesi Meralara Gübre Desteği, Baklan ilçesi Konak Mahallesi’nde gerçekleştirilen gübre dağıtım programına; Baklan Kaymakamı Volkan Sarıtoprak, Denizli İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Nevzat Zayim, teknik personel, muhtarlar ve üreticiler katıldı. Törende konuşan Denizli İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Nevzat Zayim, projenin hayvancılık sektörü için stratejik önemine değindi. Zeyim, "Bakanlığımızın ana çalışmaları kapsamında, mera ıslahı için buradayız. Meraların verimli hale getirilmesi, hayvancılıktaki yem açığının giderilmesi ve et maliyetinin düşürülmesi için hayati önem taşıyor. Yemin doğadan karşılanması, hayvancılığın sürdürülebilirliği demektir. Bu nedenle kış ve yağmurlar öncesinde gübreleme programımızı başlattık. Denizli genelindeki ıslah çalışmalarımız, verimliliği artırmak adına gelişerek devam edecektir" dedi. "Sürdürülebilirlik İçin Önemli Bir Adım" Projenin kurumsal iş birliği ile yürütüldüğünü belirten Kaymakam Volkan Sarıtoprak, "Hem doğayı koruma hem de hayvancılığın sürdürülebilirliği açısından çok kıymetli bir proje. Emeği geçen Bakanlığımıza, İl Müdürlüğümüze ve Belediyemize teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. 4 ilçede 27 ton gübre dağıtılacak Mera ıslah projesi kapsamında meralarda sadece gübreleme değil; tesviye, ekim, sulama, yabancı bitki temizliği, sıvat yapımı ve münavebeli otlatma yöntemleri de uygulanıyor. 2025 yılı planlaması dahilinde Baklan, Çal, Çivril ve Sarayköy ilçelerindeki çeşitli mahallelerde uygulanmak üzere toplam 27 bin 300 kilogram gübre dağıtımına başlandı. Bu kapsamda sadece Baklan ilçesinde; Merkez, Kavaklar, İcikli ve Konak mahallelerine toplam 5 bin 500 kilogram gübre toprakla buluşturuldu. Mera ıslah çalışmalarının önümüzdeki yıllarda da artarak devam edeceği ve diğer yerleşim yerlerindeki projelerin de hayvancılığın istifadesine sunulacağı bildirildi.
EasyCep, 45 milyon dolar yatırımla 2’inci el elektronik pazarını dönüştürecek
26 Kasım 2025 Çarşamba - 12:34 EasyCep, 45 milyon dolar yatırımla 2’inci el elektronik pazarını dönüştürecek Yenilenmiş elektronik ürün marketi EasyCep, Oleka Capital, RePie Portföy ve Ziraat Portföy katılımıyla 45 milyon dolar yatırım aldı. Son 3 yılda 15 kat büyüyen şirket, Türkiye’de ikinci el cep telefonu piyasasını dönüştürmeye ve tabletten bilgisayara, akıllı ev aletlerinden oyun konsollarına uzanan elektronik ürünleri yenilemeye odaklanacak. Türkiye’nin önde gelen yenilenmiş elektronik ürün marketlerinden EasyCep, aralarında Oleka Capital, RePie Portföy ve Ziraat Portföy’ün de bulunduğu yatırımcılardan toplam 45 milyon dolar yatırım aldı. Bu yatırım, EasyCep’in Türkiye ikinci el cep telefonu pazarında başlattığı dönüşümü destekleyerek, yenilenmiş elektronik ürün pazar lideri olmasını sağlayan sermaye verimliliği yüksek iş modelini daha da güçlü bir yapıya taşıyacak. Yenilenmiş elektronik ürün çeşitliliğini artıracak Yatırımı değerlendiren EasyCep Kurucu Ortağı ve CEO’su Mehmet Akif Özdemir, "Bu yatırım EasyCep için heyecan verici yeni bir dönemin kapılarını açıyor. Önceliğimiz, öncüsü olduğumuz yenilenmiş elektronik ürün pazarında müşteri deneyimini çok daha yüksek bir seviyeye taşımak olacak. Bunun yanında, büyümemizi hızlandırmak üzere de çok iyi bir konumdayız. EasyCep Express bayi ağımızla ikinci el cep telefonu piyasasında başlattığımız dönüşümü daha da ileri taşıyacağız. Artık yalnızca cep telefonlarında değil, bilgisayardan tablete, oyun konsolundan akıllı ev aletlerine kadar geniş bir yelpazede elektronik ürünün yenilenmesine odaklanıyoruz. Böylece hem tüketicilerin güvenilir ve uygun fiyatlı teknolojiye erişimini kolaylaştırıyor hem de yerel esnafa kazandıran, kayıt dışılığı azaltan sürdürülebilir bir ekosistem inşa ediyoruz" açıklamasını yaptı. 2’inci el cep telefoncuları dönüştürüyor EasyCep, Türkiye genelinde 300’den fazla fiziksel noktayı kapsayan geniş bir operasyon ağına sahip. Önde gelen perakendeciler, e-ticaret platformları, OEM üreticiler ve telekom operatörleriyle stratejik iş birlikleri geliştiren şirket, 12 ay garanti ve satış sonrası kapsamlı destek sağlanan yenilenmiş cihazları, uygun fiyatlar ve esnek ödeme seçenekleriyle tüketicilere ulaştırıyor. Bu model, teknolojiyi daha erişilebilir kılmanın yanında cihazların kullanım sürelerini uzatarak elektronik atıkların azaltılmasına katkı sunuyor. Şirket, 2021 ve 2024 yılları arasında gelirlerini 15 kat artırarak dikkat çekici bir ivme yakaladı. Şirketin yeni nesil bayilik ağı EasyCep Express, ikinci el telefon esnafını ekosistemine dahil ederek 12 ay garantili ürünleri esnek ödeme seçenekleriyle tüketicilere ulaştırıyor. Böylece hem güvenli ve uygun fiyatlı teknolojiye erişim sağlanıyor hem de esnafın işini büyütmesine destek olunuyor. Yurt dışında da vites büyütecek Gelişmiş pazarlarda yenilenmiş cep telefonlarının toplam pazar içindeki büyüklüğü yüzde 25’lere ulaşırken, Türkiye’de son yıllardaki hızlı değişimle yenilenmiş telefonların payı yüzde 10’a ulaştı. Yurt dışında Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan’da faaliyet gösteren şirket, son olarak Suudi Arabistan ve BAE’de Xiaomi ile yaptığı iş birliği ile vites büyütmeye hazırlanıyor.
Samsun TSO’dan Türkiye 27’ncisi firmaya kutlama
26 Kasım 2025 Çarşamba - 12:31 Samsun TSO’dan Türkiye 27’ncisi firmaya kutlama Samsun Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Başkan Yardımcısı Salih Zeki Murzioğlu, 2021-2023 arasında yüzde 1493 büyüyerek "Türkiye’nin en hızlı büyüyen 100 şirketi" listesine 27’nci sıradan giren Samsunlu enerji firmasını kutladı. Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) öncülüğünde, Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) ve TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi (ETÜ) iş birliğinde şirketlerin 2021-2023 arası iki yıllık ciro artışı dikkate alınarak yapılan "Türkiye’nin en hızlı büyüyen 100 şirketi" yarışmasında yüzde 1493 büyüme başarısı göstererek 27’nci sırada yer alan enerji firmasını ziyaret etti. Murzioğlu, geçen günlerde düzenlenen törenle plaketini Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun elinden alan firmanın kurucusu ve yönetim kurulu başkanı Cumhur Kaya’yı bir kez daha kutlayarak, Atatürk Anıtı takdiminde bulundu. Murzioğlu: "Başarınızla gurur duyduk" Ziyarette konuşan Murzioğlu, "Samsun’umuzdan böyle bir başarı hikâyesi çıkmasından büyük gurur duyuyorum. CRK Enerji, kısa sürede gösterdiği bu olağanüstü büyüme performansıyla sadece ilimizin değil, ülkemizin ekonomisine de önemli katkılar sunmuştur. Biliyorsunuz bizim kültürümüzde güzel bir söz var; ‘marifet iltifata tabidir’. İşte iltifatı en çok hak edenler, ülkemizin zenginleşmesinde öncü rol üstlenen, vergi ödeyen, üreten, ihracat yapan ve istihdam sağlayan siz değerli girişimcilerimizdir. Girişimcilik, ekonomik gelişme ve kalkınmanın can damarıdır. Sizin gibi değerli firmalarımız büyüdükçe ekonomimiz büyüyecek, ekonomimiz büyüdükçe ülkemiz dünya ekonomisi içerisinde daha üst sıralara tırmanmış olacak. Hele ki, böyle bir dönemde, sizin gibi çok değerli genç girişimcimizin böyle bir başarıya imza atması bizleri daha da çok gururlandırdı. Bu başarı, azmin, vizyonun ve nitelikli çalışmanın en somut göstergesidir. Samsun TSO olarak her zaman girişimcilerimizin yanındayız. Başarınızda emeği olan herkesi canı gönülden kutluyorum. İnanıyorum ki, önümüzdeki yıllarda daha çok şirketimiz ilk 100 içerisine girecektir. Çünkü bu potansiyel kentimizde, sanayicimizde var" dedi. Cumhur Kaya ise hem yurt içinde hem de yurt dışında önemli projelere imza attıklarını söyledi.
Başkan Yılmaz ekonomiye dair değerlendirmelerde bulundu
26 Kasım 2025 Çarşamba - 11:56 Başkan Yılmaz ekonomiye dair değerlendirmelerde bulundu Manisa Ticaret ve Sanayi Odası’nın (Manisa TSO) Kasım Ayı Olağan Meclis Toplantısında konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yılmaz, "Enflasyonla mücadelede yalnızca para politikalarına dayanmak yeterli değildir. Mali disiplin ve yapısal tedbirler mutlaka eş zamanlı uygulanmalıdır" dedi. Manisa TSO Kasım Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Oda Hizmet Binası Meclis Salonu’nda yoğun katılımla gerçekleştirildi. Toplantı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları anısına yapılan saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Meclis Başkanı Ümit Türek’in başkanlığında yapılan toplantıda, gündem maddeleri müzakere edilerek oy birliğiyle karara bağlandı. Odanın yürüttüğü çalışmalar, devam eden projeler, üyelerin talepleri ve şehrin ekonomik gündemi detaylı şekilde ele alındı. Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yılmaz, toplantıda yaptığı konuşmada Türkiye’nin ekonomik görünümünü çok yönlü bir bakışla değerlendirdi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın yılın son Enflasyon Raporu’nda enflasyon tahmin aralığının yukarı yönlü revize edildiğini hatırlatan Yılmaz, enflasyonun yüksek seyrinin nedenlerini para arzındaki artış, kurdaki yükseliş, maliyetlerdeki artışlar ve beklentilerin bozulması gibi unsurlarla açıkladı. Yılmaz, toplumdaki enflasyon verilerine duyulan güvensizliğin ekonomik beklentileri olumsuz etkilediğini vurgulayarak, "Enflasyonla mücadelede yalnızca para politikalarına dayanmak yeterli değildir. Mali disiplin ve yapısal tedbirler mutlaka eş zamanlı uygulanmalıdır" dedi. Toplantıda Manisa iş dünyasının durumu, üretim ve ihracat hacmi, istihdam ihtiyacı ve sektörlerin gündemindeki konular da değerlendirildi. Meclis üyeleri, şehrin ekonomik potansiyelinin daha da güçlendirilmesi için çözüm önerilerini paylaştı. Yılmaz, konuşmasının sonunda Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü aramızdan ayrılışının 87. yıl dönümünde minnet ve saygıyla andığını belirtti. 24 Kasım Öğretmenler Günü vesilesiyle tüm öğretmenlere şükranlarını sunan Yılmaz, "Toplumumuzu şekillendiren öğretmenlerimizin emekleri her zaman başımızın tacıdır" dedi. Manisa TSO yönetimi, şehrin ekonomik kalkınmasına katkı sağlayacak projelerin hayata geçirilmesi ve üyelerin ihtiyaçlarına çözüm üretme noktasında çalışmaların aynı kararlılıkla devam edeceğini açıkladı.
MTSO Başkanı Çakır: "Dijital seferberlik ilan etmeliyiz"
26 Kasım 2025 Çarşamba - 11:45 MTSO Başkanı Çakır: "Dijital seferberlik ilan etmeliyiz" Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, dijital dönüşümün artık ertelenemez bir zorunluluk olduğuna dikkat çekerek, "Bu süreci hızlandırmak için dijital seferberlik ilan etmeli ve herkes kendi sorumluluğunu yerine getirmelidir" dedi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) himayesinde, Mersin’deki 9 oda ve borsanın iş birliğiyle, MTSO ev sahipliğinde ’Akıllı KOBİ Mersin Dijital Dönüşüm Konferansı’ düzenlendi. Turkcell Dijital İş Servisleri, Mastercard, Hepsiburada, Logo Yazılım, Tami ve Eclit’in desteklediği etkinlikte KOBİ’lerin dijital dönüşüm yolculuğu dört ayrı panelde ele alındı. Konferansa MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, Meclis Başkanı Hamit İzol, Yönetim Kurulu Üyesi Gökben Gökbulut’un yanı sıra Mersin Ticaret Borsası (MTB) Başkanı Abdullah Özdemir, Erdemli TSO Başkanı Mustafa Karagöz ve Mersin Deniz Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Bedii Canatan katıldı. Panel aralarında Turkcell Güney Türkiye Satış Direktörü Erhan Eray, ’Teknolojinin Rotasında Dönüşümün Anahtarı: Dijital İş Servisleri’ başlıklı sunum yaptı. Etkinlik, Akıllı KOBİ Platformu kullanıcılarının deneyim paylaşımlarıyla sona erdi. "Dijital dönüşüm sürecinde sahaya inilmesi önemli" Toplantının açılışında konuşan MTSO Başkanı Çakır, Türkiye ekonomisini geleceğe güçlü şekilde taşıyabilmek için KOBİ’lerin geliştirilmesinin zorunluluk olduğunu söyledi. "İşletmelerimizin dijital dönüşümü adına MTSO olarak sahadayız ve KOBİ’lerimizin yanına gidiyoruz" diyen Çakır, daha çok sayıda yetkin dijital dönüşüm uzmanı yetiştirip dijital dönüşümü sağlamak için bir seferberlik ilan edilmesinin zorunluluk haline geldiğini vurguladı. Dijital dönüşümün maliyetine dikkat çekerek bu dönüşümü sağlayacak finansal desteklerin sadece büyüme performansı gösteren KOBİ’lere değil, her işletmeye sağlanması gerektiğine de değinen Çakır, "Kaybedilen bir KOBİ’yi tekrar ekonomiye kazandırmak çok zordur. Bu anlamda KOBİ’lerin korunması bir memleket meselesidir" ifadelerini kullandı. "Verimli bir dönüşüm mekanizması gerekli" MTB Başkanı Abdullah Özdemir, Türkiye’deki firmaların yüzde 99.7’sini KOBİ’lerin oluşturduğuna ancak bu işletmelerin istihdamdaki payının yüzde 71, cirodaki payının ise yüzde 47 olduğuna dikkat çekti. Bu dengesizliği gidermek için dijital dönüşümün kritik bir araç olduğunu ifade eden Özdemir, özellikle tarım sektörünün dijitalleşmeye adaptasyonunun zor olduğunu ancak Mersin için büyük fırsatlar sunduğunu söyledi. "Dijital dönüşüm artık bir tercih değil" Mersin Deniz Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Bedii Canatan ise dijital dönüşümün küresel rekabette ayakta kalmanın zorunlu bir parçası haline geldiğini vurgulayarak, "Mersin’in ticari gücünü dijital yeteneklerle birleştirmek hem bölgesel rekabetçiliğimizi hem de sürdürülebilir büyümemizi güçlendirecektir" dedi. Akıllı KOBİ İcra Kurulu Üyesi Başar Ceylan, konferans serisinin 15’incisini Mersin’de düzenlediklerini belirterek, 2026 yılında da Türkiye genelinde etkinliklere devam edeceklerini söyledi. Ceylan, "Türkiye’nin dört bir yanındaki KOBİ’lerimizin dijital dönüşümüne destek olmayı hedefliyoruz. 2025 yılında gerçekleştirdiğimiz etkinliklerde bizi yalnız bırakmayan tüm KOBİ’lerimize teşekkür ederiz" diye konuştu.
BTSO Başkanı İbrahim Burkay: "AB piyasasındaki toparlanma Bursa için kritik önemde"
26 Kasım 2025 Çarşamba - 11:41 BTSO Başkanı İbrahim Burkay: "AB piyasasındaki toparlanma Bursa için kritik önemde" Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, küresel ölçekte sıkı para politikasının bir süre daha devam edebileceğini belirterek, özellikle Avrupa Birliği piyasasında görülen toparlanma sinyallerinin Bursa ihracatı için kritik önemde olduğunu söyledi. BTSO’nun Kasım Ayı Meclis Toplantısı Oda Hizmet Binası’nda gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa ekonomisinin en kapsamlı saha çalışmalarından biri olan "Bursa’nın 250 Büyük Firma Araştırması" sonuçlarını kamuoyuyla paylaştıklarını hatırlattı. 28’incisi gerçekleştirilen çalışmanın güçlü bir rehber niteliği taşıdığını vurgulayan Burkay, "Araştırmamız, her yıl olduğu gibi bu yıl da sahadaki gerçek durumu tüm berraklığıyla ortaya koydu. İçinden geçtiğimiz dönemin zorluğunu hepimiz çok net biliyoruz. Buna rağmen iş dünyamızın direncini bu çalışmanın içerisinde görme imkânı bulduk. 2024 yılı hem dünyada hem de ülkemizde zorlukların arttığı bir dönem oldu. Küresel ekonomideki yavaşlama, ticaret savaşları, jeopolitik gerilimler ve belirsizlikler etkisini sürdürüyor." dedi. Türkiye ekonomisinde de enflasyonla mücadelenin sürdüğünü, finansmana erişimin ise iş dünyasının en kritik sorunlarından biri olmaya devam ettiğini belirten Burkay, finansman maliyetlerinin sürdürülebilirliğin önünde ciddi bir engel oluşturduğunu ifade etti. TOBB öncülüğünde hayata geçirilen Nefes Kredisi’nin üçüncü ayağının devreye alındığını dile getiren Burkay, "Nefes Kredisi, finansmana erişimde atılan en somut adımlardan biri oldu. Her pakette 20-30 bine yakın firmamız faydalandı. Toplamda 70 bine yakın işletmemiz bu destekten yararlanmış durumda. Bu adımlar KOBİ’lerimize önemli ölçüde nefes aldırdı." diye konuştu. Küresel ölçekte sıkı para politikasının bir süre daha devam edebileceğini kaydeden Burkay, özellikle Avrupa Birliği piyasasında görülen toparlanma sinyallerinin Bursa ihracatı için kritik önemde olduğunu söyledi. Başkan Burkay, şöyle devam etti: "İhracatta siparişlerde bir düzelme var. Avrupa Birliği’nin toparlanması Türkiye ve Bursa ihracatını destekliyor. Malı satmak önemli ama esas olan gelir elde edebilmek. ABD ve AB piyasalarında 2026’nın ikinci yarısından itibaren firmalarımızı destekleyebilecek bir tablo oluşabilir. Uzun süren belirsizlik döneminin ardından daha öngörülebilir bir sürece geçmemiz mümkün." Başkan Burkay, BTSO’nun örnek çalışmalarıyla sektörlere rehberlik ettiğini, oluşturduğu ticaret platformlarıyla firmaların dış ticaret performansını artırmayı amaçladığını söyledi. Bu kapsamda KFA Fuarcılık A.Ş.’nin organizasyonlarını sürdürdüğünü belirten İbrahim Burkay, bu kapsamda makine teknolojileri sektörüne yönelik MEEXX Fuarı’nın 3-6 Aralık tarihinde Bursa Fuar Merkezi’nde gerçekleştirileceğini söyledi. Geçen hafta da yük mühendisliği alanında dünyanın ilk ihtisas fuarı olan LES-EXPO’nun lansmanını gerçekleştirdiklerini hatırlatan Başkan Burkay, söz konusu fuarın 7-9 Nisan 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenleneceğini söyledi. İbrahim Burkay, savunma sanayi fuarı IDEF’te de hummalı bir çalışmanın sürdüğünü kaydetti. Sanayide olduğu kadar hizmet ve ticarette de üyelerinin ticaret potansiyelini desteklediklerini ifade eden Başkan Burkay, yaptıkları çalışmalar kapsamında Bursa Kestane Şekeri’nin Avrupa Birliği’nden coğrafi işaret tescili aldığını hatırlattı. İbrahim Burkay, söz konusu tescilin ekonomik değere dönüşmesi için verimli bir iş modeli oluşturulması gerektiğini kaydetti. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, ekonomide zorlukların yaşandığı bir dönemde BTSO’da bütün meslek komitelerinin canhıraş bir şekilde çalıştığını ve bunun çok kıymetli olduğunu ifade etti. Bursa iş dünyasının dijital dönüşümü ve online ticarete adapte olmaları için de önemli adımlar attıklarını dile getiren Başkan Burkay, 70. Meslek Komitesi’nin Türkiye’deki ilk e-ticaret komitesi olduğuna işaret ederek, "E-ihracatta Bursa, Türkiye lideri. BTSO olarak bizler firmalarımızın e-ticaretteki potansiyelini 8 yıl önce gördük. Türkiye’de e-ihracat komitesini açan ilk Oda olduk. E-ticaret yapma potansiyelini olduğunun farkında olmayan birçok şirketimizin bu komitede yer almasını sağladık. Bugün Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi’nde de Dijital Dönüşüm Merkezi Projemiz var. Bu konuda komitemiz yoğun bir şekilde çalışıyor. Konvansiyonel ticaret yapan şirketlerimizin e-ihracat ile rekabetçiliğini artırmak en önemli hedeflerimiz arasında." diye konuştu. BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur da BTSO’nun ekonomik ve sosyal gelişmeleri sahaya taşıyan çalışmalarıyla iş dünyasına rehberlik etmeyi sürdürdüğünü söyledi. Sanayide yüksek teknoloji ve katma değerli üretime dayalı dönüşümün sürdürülebilir büyüme için zorunlu olduğuna işaret eden Uğur, şöyle devam etti: "Güçlü bir beşerî sermaye olmadan hiçbir ülkenin üretimde ya da ekonomide başarı şansı yoktur. Mesleki eğitimden dijital becerilere kadar gençlerimizin yetkinliklerini güçlendirmek zorundayız. Dijitalleşme, yeşil üretim ve nitelikli iş gücü Bursa’nın küresel rekabetteki temel anahtarlarıdır." Bursa Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Faruk Uysal, meclis toplantısında müdürlük faaliyetlerine ilişkin sunum gerçekleştirirken, Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Filiz Eryılmaz ise Türkiye’de ve dünyada Kasım ayı ekonomik gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Çameli Belediyesi araç filosunu güçlendiriyor
26 Kasım 2025 Çarşamba - 11:09 Çameli Belediyesi araç filosunu güçlendiriyor Çameli Belediyesi hizmet kalitesini arttırmak ve vatandaşlara daha hızlı çözümler sunmak amacıyla araç filosuna yeni araçlar ekledi. Çameli Belediyesi hizmet kalitesini arttırmak amacıyla filosuna yeni araçlar dahil etti. Çameli Belediyesi öz kaynaklarıyla yol tuzlama aracı ve transit filoya katıldı. Türkiye Belediyeler Birliği tarafından ise bir adet kepçe ve kamyonet hibe edildi. Araçların hizmete alım töreninde konuşan Çameli Belediye Başkanı Cengiz Arslan, "Bugün hizmete alacağımız 4 aracımız var. Özellikle arkamda görmüş olduğunuz kamyonun 5 özelliği var. Hem tuz atacağız, hem kar küreyeceğiz, hem asfalt atacağız hem yol süpüreceğiz hem de hafriyat işlerinde kullanacağız. Kendi öz kaynaklarımızla çözdük. Arkadaşlarımızın nakliyesi için bir adet transit aldık. Türkiye Belediyeler Birliği tarafından bir adet kamyonet hibe edildi. Son olarak ise Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından kazıcı ve yükleyici aracımız hibe edildi. Toplam değeri 20 milyon TL. Bu yıl hedefimiz 30 kilometre asfalt atmak. Ben göreve geldiğimde 3 mahalleye hizmet veriliyordu. Büyükşehir olmasıyla birlikte 31 hizmet ediyoruz. 13 aracımız vardı şu an 43 aracımız oldu. Sanırım bu araçların 20 tanesi hibe olarak bizlere geldi" dedi. Duaların okunmasının ardından kurban kesiminin ardından tören sona erdi.
Beypazarı’nda mor lahana hasadı sürüyor
26 Kasım 2025 Çarşamba - 10:55 Beypazarı’nda mor lahana hasadı sürüyor Ankara’nın Beypazarı ilçesinde ‘mor lahana’ hasadında sona yaklaşan çiftçiler, tarlalarda son ürünleri topluyor. Beypazarı’nda üreticilerin geçim kaynakları arasında yer alan ‘mor lahana’ hasadında mesai devam ediyor. Bölge genelinde yazın sonunda ekilen mor lahanalar, sonbaharın son ayında sökülmeye başlandı. Sezonun son ürünlerini almayı sürdüren Beypazarılı üreticiler, yaklaşık 25 dönümlük arazilerde yapılan hasatta toplanan ürünleri kasalara yerleştirerek Ankara haline gönderiyor. Yaklaşık 3 yıldır bulunduğu tarlada çalıştığını ifade eden çiftçi Hikmetullah Muradi, "Pek verimli geçmiyor. Susuzluk sıkıntısı var, sular kesildi falan. Su olmadığı için tam yetiştiremedik. Sıcaktan biraz yandı. Böyle gidiyoruz. Geçen senelere göre biraz sıkıntılı geçiyor. Bir yandan satış yok, bir yandan da susuzluk. Süreci 3 aya yakın oluyor. Biz kasayla gönderiyoruz, gerisini patron ilgileniyor. Burası tahminen 25 dönüm kadar. Akşam eve gidiyoruz, sabah tekrar işe geliyoruz. Günüm böyle geçiyor. İki yaprak ya da bir yaprak bırakarak kesiyoruz, çünkü ezilmemesi lazım. Giderken sağlam gitmesi lazım. Millete sağlam bir şey göndermek isteriz. Mallar Ankara haline gidiyor. Yol kenarından satın alma çoğunlukla olmaz. Çünkü burada hazırlığımız yok. Tartı falan yok, kiloyla satılıyor. O yüzden pek almazlar. Bir iki isteyen olursa veriyoruz" diye konuştu. Hasatla birlikte tarlalar mor bir görünüme bürünürken, işçiler gün boyu süren mesaiyle lahanaları tek tek keserek kasalara yerleştiriyor. Beypazarı’ndaki mor lahana tarlaları dronla da görüntülenirken, üreticiler sezonun sonuna yaklaşan hasadı tamamlamak için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.