Son Dakika
|
İnşaatta kafasına mutfak tüpü düşen işçi hayatını kaybetti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, işçi ve işveren temsilcilerini kabul etti
‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ duruşmasında 15 sanık tahliye edildi
Bursa’da avukat cinayeti: 7 şüpheli gözaltında
İzmir'de freni boşalan tır 10 araca çarptı
İstanbul'da sokak çetelerine yönelik operasyon
Trump: "İran işleri yoluna koyamıyor, akıllanmaları gerek"
Bartın’da halk otobüsü otomobilin üzerine devrildi: 44 yaralı
Şemdinli’de dereye düşen çocuğun cansız bedeni bulundu
Devler Ligi’nde 9 gollü maçın kazananı PSG
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Hamaney: "Düşmanlar ekonomik alanda da umutsuzluğa düşmeli"
İran'da patlama: 14 asker hayatını kaybetti!
Nevzat Bahtiyar’a verilen 17 yıl hapis cezasının gerekçesi açıklandı
Trump’tan AB menşeli otomobil ve ağır vasıtalara yüzde 25 gümrük vergisi kararı
Şanlıurfa’da üvey kardeşler arasında arazi kavgası: 2 ölü
Sobaya dökülen tinerin parlamasıyla ağır yaralanan genç hayatını kaybetti
Sakarya’da karaya oturan gemi havadan görüntülendi
EKONOMİ
Salihli’de Aile Destek Merkezi açıldı
01 Mayıs 2026 Cuma - 15:48:23
Manisa’nın Salihli ilçesinde, vatandaşlara yönelik sosyal destek hizmetlerinin güçlendirilmesi amacıyla kurulan Aile Destek Merkezi (ADEM) düzenlenen törenle hizmete açıldı. Salihli Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı bünyesinde hayata geçirilen merkezin açılışına Kaymakam Ali Güldoğan, İlçe Emniyet Müdürü Bircan Baycan, İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Doğukan Karaaslan, Mütevelli Heyeti üyeleri ve kursiyerler katıldı. Açılış programında konuşan Kaymakam Ali Güldoğan, ADEM’in özellikle kadınların mesleki beceriler kazanmasına katkı sağlayacağını belirterek, "Merkezimiz, kadınların sosyal hayata daha aktif katılım göstermesine ve aile yapısının güçlenmesine önemli destek sunacak" dedi. Konuşmaların ardından merkezin açılışı gerçekleştirilirken, Kaymakam Güldoğan ve beraberindeki protokol üyeleri merkezini dolaşarak yürütülecek faaliyetler hakkında yetkililerden bilgi aldı. Salihli’de hizmete giren Aile Destek Merkezi’nin, ilçedeki sosyal dayanışmayı artırması ve birçok vatandaşa katkı sağlaması bekleniyor.
01 Mayıs 2026 Cuma - 15:02
Bilecik’te konaklama sektörü durma noktasına geldi
Bilecik’te otel işletmecileri, yangın güvenliği raporu alma sürecinde Bilecik Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü’nün ’imar mevzuatı’ engeline takıldıklarını belirterek, duruma tepki gösterdi. Bilecik’te faaliyet gösteren oteller, itfaiye uygunluk raporu alamadıkları için kapanma tehlikesiyle karşı karşıya bulunduklarını belirtti. Türkiye’nin diğer illerinde yangın güvenliği odaklı yapılan denetimlerin Bilecik’te imar mevzuatı üzerinden yürütüldüğünü savunan işletmeciler, bu durumun hem şehir ekonomisini hem de istihdamı tehdit ettiğini açıkladı. Ortak bir bildiri yayımlayan otelciler, acil çözüm bekliyor. "Bilecik’te uygulanan bu farklı ve katı yaklaşım, ilimizdeki otelleri adeta kapanmaya zorlayan bir sürece dönüşmüştür" Bilecik’te otel işletmeciliği yapan Serkan Işık, "Yangın güvenliği tedbirleri kapsamında otellerin 31 Mayıs tarihine kadar ibraz etmesi gereken itfaiye uygunluk raporunu almak için yapılan başvurular sonucunda Bilecik Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü tarafından yürütülen denetimler nedeniyle ilimizdeki otellerin büyük bölümü rapor alamaz hale gelmiştir. Birçok işletme yangın güvenliğiyle ilgili tüm eksiklerini gidermek için ciddi yatırımlar yapmış, gerekli tedbirleri almış ve mevzuata uyum sağlamak için büyük maliyetlere katlanmıştır. Buna rağmen denetimlerin yangın güvenliğinden ziyade imar mevzuatı üzerinden yürütülmesi nedeniyle işletmelere itfaiye uygunluk raporu verilmemektedir. Türkiye’nin birçok ilinde ve Bilecik’e bağlı ilçelerde yapılan uygulamalarda itfaiye denetimleri öncelikli olarak yangın güvenliği kapsamında yapılmakta, işletmelerin eksikleri giderildikten sonra gerekli raporlar verilmektedir. Ancak Bilecik’te uygulanan bu farklı ve katı yaklaşım, ilimizdeki otelleri adeta kapanmaya zorlayan bir sürece dönüşmüştür. Bugün gelinen noktada Bilecik’te faaliyet gösteren ve sayısı zaten sınırlı olan otellerin büyük kısmı işletme ruhsatlarını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Bu durum yalnızca işletmecileri değil, otellerde çalışan onlarca kişiyi, Bilecik’e gelen misafirleri, turizm faaliyetlerini ve şehir ekonomisini doğrudan tehdit etmektedir" dedi. "Eğer mevcut uygulama bu şekilde devam ederse Bilecik’teki konaklama sektörünün büyük ölçüde kapanması kaçınılmaz olacaktır" Işık, "Yangın güvenliği elbette herkes için vazgeçilmez bir zorunluluktur. Ancak yangın güvenliği tedbirlerini yerine getiren işletmelere dahi rapor verilmemesi, uygulamanın amacını aşan ve işletmeleri tamamen faaliyet dışı bırakabilecek bir noktaya ulaşmıştır. Aynı mevzuatın Türkiye’nin farklı şehirlerinde farklı şekillerde uygulanması kabul edilebilir bir durum değildir. Bu uygulama hukukun temel ilkelerinden biri olan eşitlik ilkesini zedelemekte ve Bilecik’teki işletmeleri haksız bir mağduriyetle karşı karşıya bırakmaktadır. Eğer mevcut uygulama bu şekilde devam ederse Bilecik’teki konaklama sektörünün büyük ölçüde kapanması kaçınılmaz olacaktır. Bunun sonucu olarak hem çalışanlar işsiz kalacak hem de Bilecik’in turizm ve ekonomik hayatı ciddi zarar görecektir. Bilecik’te faaliyet gösteren otel işletmecileri olarak yetkili kurumları bu soruna acilen çözüm bulmaya davet ediyor, yangın güvenliği açısından gerekli tedbirleri yerine getiren işletmelerin mağdur edilmemesi gerektiğini kamuoyunun dikkatine saygıyla sunuyoruz" ifadelerini kullandı.
01 Mayıs 2026 Cuma - 15:01
Bosch Bursa’da bin 400 çalışanı işten çıkarma hazırlığında
Bursa’daki dev üretim tesisine sahip Bosch, önümüzdeki yıllarda ciddi bir küçülme planı açıkladı. Şirketin mevcut durumda yaklaşık 5 bin mavi yaka ve 900 beyaz yaka çalışanı bulunuyor. Ancak 2027 yılı sonuna kadar bin 150 mavi yaka, 2030 yılı sonuna kadar ise 250 beyaz yaka çalışan ile yollarını ayırması bekleniyor. Bu rakamlar, toplam çalışanların yaklaşık yüzde 25’inin işten çıkarılacağına işaret ediyor. Bosch yetkilileri, kararın ekonomideki daralma ve buna bağlı küçülme süreci nedeniyle alındığını belirtti. Bursa’daki otomotiv ve sanayi sektöründe önemli bir istihdam sağlayan fabrikanın bu adımının, kent ekonomisi ve iş gücü piyasasında olumsuzluğu yol açacağı bildirildi.
01 Mayıs 2026 Cuma - 15:01
HAK-İŞ Başkanı Arslan: "Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır"
Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır. Taksim’e sıkıştırılmış copların, TOMA’ların, gazların kullanıldığı bir 1 Mayıs bizim için 1 Mayıs olamaz" dedi HAK-İŞ Konfederasyonu 1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nü; Bursa ili Gökdere Meydanı’nda kutladı. 1 Mayıs temasını "Birlik, Mücadele, Dayanışma ve Savaşa Hayır" olarak belirleyen HAK-İŞ’in kutlama programına Bursa başta olmak üzere, Yalova, Bilecik, Kocaeli, Sakarya, İstanbul, Balıkesir, Düzce, Eskişehir, Kütahya, Çanakkale, Bolu, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Karabük illerinden katılım sağlandı. Yaklaşık 15 bin kişinin katılım sağladığı programda vergide adalet, hayat pahalılığıyla mücadele, sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması, mevsimlik-geçici ve kampanya işçilerinin sorunlarının çözümü, mutlak iş güvencesi ve adil bir emeklilik sistemi gibi birçok konu ele alındı. Ayrıca Gazze başta olmak üzere İran, Sudan ve Lübnan’da sivillerin hedef alındığı saldırılar da kınandı. HAK-İŞ’in 1 Mayıs kutlamalarına Sudan İşçi Sendikaları Federasyonu (SWTUF) Genel Başkanı Abdülkadir Sırrulhatme de katılım sağladı. Bu çerçevede, Sudan halkının egemenlik haklarına ilişkin birlik ve dayanışma mesajları verildi. Program, belediye işçilerinden oluşan müzik grubu olan ’Grup Şantiye’ tarafından verilen konser ile başladı. "Sudan’ın mücadelesini, SWTUF mücadelesini güçlü bir şekilde destekliyoruz" Programda bir konuşma gerçekleştiren HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, HAK-İŞ’in uluslararası bir sivil toplum örgütü olduğunu belirterek, sadece Türkiye’de değil tüm dünyada haksızlığa uğrayan insanların yanında olduklarının altını çizdi. Bu çerçevede Sudan’daki iç savaşa değinen Arslan, Hızlı Destek Kuvvetleri adlı örgütün Sudan halkına soykırım uyguladığını ve sivil halka karşı katliam gerçekleştirdiğini dile getirdi. Arslan, "Bugün yaşananlara karşı sesimizi yükseltmezsek bu hainler, bu emperyalist güçler üstümüze üstümüze geliyor. Onun için SWTUF ile beraber yaklaşık 8 yıldır darbecilere karşı mücadele ettik. SWTUF’un genel merkezinin yeniden açılması için destek olduk. Sudanlı kardeşlerimiz 15 Temmuz’dan sonra ülkemize gelip Ankara Kızılay’daki mitingimize katıldı. Abdulkadir bey de bu mitinge katılarak Türkiye’nin yanında olduğunu ifade ettiler. Bir taraftan ülkeyi emperyalistlere peşkeş çeken alçaklar varken bir tarafta bizimle beraber yürüyen Sudan halkı vardı. Onun için bu meydandan Sudan’ın mücadelesini, SWTUF mücadelesini güçlü bir şekilde desteklediğimizi ifade edelim" şeklinde konuştu. "İkinci Sumud inşallah Gazze’nin kurtuluşunun habercisi olacak" Arslan, HAK-İŞ olarak Gazze ile bağlarını koparmadıklarını da söyleyerek, bu çerçevede Gazze ve Filistin için mücadeleye davam edeceklerini bildirdi. Bu kapsamda Gazze’ye yardım için yola çıkan Sumud Filosu’na selam gönderen Arslan, "Gazze’deki zulümlerin dünya tarafından yakından görülebilmesi için insani yardımların rahat gidebilmesi için yola çıkan Sumud Filosu’nda bizim de bir kardeşimiz o mücadelenin içinde yer alıyor. Fatma Zengin kardeşimize buradan bir kez daha selam gönderiyoruz. Allah onun yardımcısı olsun. Sumud bizim hayallerimizi temsil ediyor. Sumud Gazze’nin ufuklarında yeni bir güneş doğmasını temsil ediyor. Sumud ateşkesin gerçekten sağlanmasını, barışın mutlaka gelmesini, başkenti Kudüs olan bağımsız özgür bütün dünyanın tanıdığı bir Filistin Devleti kurulması için önemli bir meşale yaktı. Birinci Sumud ile Filistin’de, Gazze’de ateşkesi şeklen de olsa başardık. İkinci Sumud inşallah Gazze’nin kurtuluşunun habercisi olacak" ifadelerine yer verdi. "Bursa’ya gelişimiz HAK-İŞ’in kararıdır" HAK-İŞ olarak 2020 yılında 1 Mayıs kutlamalarını Bursa’da gerçekleştirmek istediklerini fakat pandemi nedeniyle bunu gerçekleştiremediklerinin altını çizen Arslan, "Bursa’ya borcumuz vardı. Bu meydanları doldurup Bursa’yla kucaklaşmak, Bursa’yla beraber yola devam etmek istiyorduk. Onun için 6 yıl geç olsa da ocak ayındaki yönetim kurulumuz Bursa’da 1 Mayıs etkinliklerinin yapılmasına karar verdi. Ocak ayında, yaklaşık 5 ay önce 1 Mayıs’ı Bursa’da kutlama kararı aldık. Bazı çevreler başka şeyler arıyorlar. Aramayın boşuna. HAK-İŞ bağımsız, özgür bir kuruluştur. Hiçbir kararını hiçbir yerin etkisinde kalmadan vermektedir. Onun için Bursa’ya gelişimiz HAK-İŞ’in kararıdır. İyi ki bu kararı verdik ve iyi ki buradayız" açıklamasında bulundu. Arslan, 1 Mayıs kutlamalarının sadece bir güne sığdırılamayacağını aktararak, HAK-İŞ olarak 1 Mayıs kutlamalarını 1 haftaya yaydıklarını ve çeşitli etkinlik ve programlara kutlamaya devam edeceklerini söyledi. "Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır" HAK-İŞ’in 1 Mayıs’ı ideolojik yaklaşımlara taşıyanlara karşı mücadele başlattığını söyleyen Arslan, sözlerine şu şekilde devam etti: "Türkiye’nin bütün alanları 1 Mayıs alanı. Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır. Onun için biz yaklaşık 15 yıldır Türkiye’nin her bölgesinde birlik, mücadele, dayanışma gününü kutlamaya devam ediyoruz. Taksim’e sıkıştırılmış copların, TOMA’ların, gazların kullanıldığı bir 1 Mayıs bizim için 1 Mayıs olamaz. Biz sorunlarımızı meydanlarda yüksek sesle konuşacağız. Taleplerimizi ifade edeceğiz. Birliğimizi güçlendireceğiz. Ama polisle, jandarmayla, güvenlik güçleriyle çatışarak ülkeyi kaosa götürme oyunlarını sizin sayenizde bozduk Allah’a şükür. Bugün Türkiye’nin pek çok meydanında birlik, beraberlik, kardeşlik ruhu içerisinde 1 Mayıs etkinliklerini gerçekleştiriyoruz. Ama üzüntülerimiz var. 1977 yılında 1 Mayıs’ta Taksim’deki provokasyonlarla 37 emekçi kardeşimizin çoğu ezilerek öldü, 1977 katliamının hesabı hala sorulamadı. Komisyonlar kuruldu, araştırmalar yapıldı ama ne yazık ki 1 Mayıs 77’nin failleri bulunamadı. Buradan tekrar sesleniyoruz. Bu karanlık güçler yakalanmalı." "Daha güçlü bir sendika için mutlaka iş güvencesini gerçek anlamda ülkemize kazandırmamız gerekiyor" Arslan, 1 Mayıs’taki mottolarının sorunlarını yüksek sesle ve anlaşılır bir dilde ifade etmek olduğunu kaydederek, "Buraya katılan sendikacı kardeşlerimiz mücadelesini bayraklaştırmış bugün bu meydana anlam katan değerli emekçilerimiz sorunlarımız var. Bu sorunların çözümü için taleplerimizi buradan sıralıyoruz. Sendikal örgütlenmenin önündeki en büyük engelin iş güvencesinin olmamasıdır. Onun için sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kalkarken önce gerçek anlamda bir iş güvencesi istiyoruz. Bugünkü iş güvencesi bizi tatmin etmiyor. Bizim sorunlarımızı çözmeye yetmiyor. 17 milyon işçinin olduğu bu ülkede 2 buçuk milyon sendikalı işçi bunu hak etmiyor. Emekçiler hak etmiyor. Daha fazlasına ihtiyacımız var. Daha güçlü bir sendika için, daha güçlü bir emek hareketi için mutlaka iş güvencesini gerçek anlamda ülkemize kazandırmamız gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu. "Az kazanandan çok, çok kazanandan az vergi alınan bir sisteme itiraz ediyoruz" Vergi sistemine yönelik eleştirilerde de bulunan Arslan, sistemin değişmesi gerektiğine vurgu yaparak, "Vergide çok kazanandan ne yazık ki az, az kazanandan çok vergi alan bir yanlış gerçekten makul olmayan bir düzen var. Bu vergi sistemine itiraz ediyoruz. Bu sistem bizim taleplerimizi karşılamıyor. Düşünebiliyor musunuz? Almanya’daki bir işçi evliyse evlilik her çocuk için vergi indirimi sağlarken bizim ülkemizde ne yazık ki bunlar olmuyor. Almanya’daki bir işçi temel tüketim malları için harcadığı kalemleri vergiden düşerken ne yazık ki bizde bunlar sağlanmıyor. Aile yükümlülüklerimiz ne yazık ki dikkate alınmıyor. Önceden sekizinci ayda, dokuzuncu ayda yüzde 20’lik dilime girerken şimdi ne yazık ki dördüncü ayda yüzde 20, yedinci ayda yüzde 27’lik dilimlere giriyoruz ve bu yüzde 40’lara kadar gidiyor. Böyle bir vergi sistemine itiraz ediyoruz. Bunun değişmesi için gerçek anlamda bir vergi sistemine Türkiye’nin acilen kavuşmasını istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Emeklilik sisteminin bu şekilde devam etmesine asla izin vermemeliyiz" Arslan, emeklilik sisteminde sorunlar olduğunu kaydederek, "Dünyanın hiçbir ülkesinde sistemde daha fazla kalarak daha az maaş alan başka bir emekli grubu yok. Bu bizim ülkemize has ne yazık ki. Hazine ve Maliye Bakanı’na gittik. Çalışma Bakanı’na gittik. Cumhurbaşkanı Yardımcısı’na gittik. Partilerin grup başkanlarına gittik. Dedik ki ’bu adaletsizliği görün.’ Görüyorlar ve çözmüyorlar. Bunun bir an evvel sonuçlanması için vergi sisteminin nasıl ki değişmesini istiyorsak emeklilik sisteminin de bu şekilde devam etmesine asla izin vermemeliyiz" dedi. "Asgari ücret tespit yapısının mutlaka değişmesi gerekiyor" Asgari Ücret Tespit Komisyonu yapısının değişmesi gerektiğini kaydeden Arslan, hükümetle beraber işverenler ve işçilerin olduğu Asgari Ücret Tespit Komisyonu yapısının misyonunu tamamladığını belirtti. Mevcut asgari ücret tespit yapısının yanlış olduğunu daha önce de dile getirdiklerini ifade eden Arslan, "Dünyadaki örneklerden yola çıkalım. Asgari ücret tespit komisyonunu oluşturalım. Buna göre asgari ücret belirleyelim. Ne yazık ki hükümet Bakanımıza ifade etmemize rağmen hükümetimiz ne yazık ki Asgari Ücret Tespit Komisyonu konusunda adım atmadı. Ve işverenlerle hükümet asgari ücreti belirledi. Türkiye’ye bu yakışmıyor. HAK-İŞ olarak bunu kabul edemiyoruz. Bu yapının mutlaka değişmesi gerekiyor. İşverenlerin ve hükümetin belirlediği asgari ücret bizim asgari ücretimiz olamaz. Biz bunu kabul etmiyoruz. Buradan bir kez daha sesleniyorum; ’Sayın Bakanımız geliniz Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nu beraber oluşturalım, yeni bir yapı kuralım. Asgari ücret gerçek asgari ücret olarak belirlensin’" çağrısında bulundu. "125 bin ev işçisini sendikalarımıza üye yaptık" Arslan, Türkiye’deki kayıt dışı istihdam verilerine de değinerek, kayıt dışı istihdamda bulunan işçilerin sayısının fazla olduğunu ve bu durumun kayıtlı işletmelere karşı haksızlık doğurduğunu kaydetti. Kayıt dışı istihdama karşı harekete geçtiklerini ifade eden Arslan, "Bunun için HAK-İŞ olarak Türkiye’de 1 milyon 500 bin olan ev işçilerinin örgütlenmesi için yola çıktık. Aslında bunu devletimizin yapması gerekiyor. Kayıt dışıyla mücadeleyi devlet birinci görev yapmalı. Ama biz de yapmaya çalışıyoruz. Türkiye’deki 1 buçuk milyon kayıt dışı çalışan ev işçilerinin kayıt altına alınması için, iş kanunu kapsamına alınmaları için onların sendikalarına üye yapıyoruz. 125 bin ev işçisini sendikalarımıza üye yaptık. Bunları devam ettireceğiz" dedi. "12 Eylül 1980 öncesi kıdem tazminatımıza geri dönmek istiyoruz" Arslan, 1980 yılındaki askeri darbe sonucu sendikaların kapatılmaya zorlandığını ve birçok kazanımın geri alındığını söyledi. Alınan haklardan birinin de kıdem tazminatının yapısı olduğunu söyleyen Arslan, "Bugün biz 12 Eylül 1980 öncesi kıdem tazminatımıza geri dönmek istiyoruz. Şu hale bakın 50 yıl geçmiş kıdem tazminatımızı 50 yıl öncesinde arıyoruz. Bu gerçekten Türkiye’ye yakışmıyor" şeklinde konuştu. "Ara buluculuk sisteminin külliyen kaldırılmasını istiyoruz" Ara buluculuk sistemiyle işçilerin haklarının gasp edildiğini belirten Arslan, buna karşı olduklarını dile getirerek, "Ara buluculuk marifetiyle haklarımızın gasp edildiği bir dönem yaşıyoruz. O nedenle bugün sistemde olan ara buluculuk sisteminin külliyen kaldırılmasını istiyoruz. Haklarımızın gasp edilmesine asla izin vermeyeceğiz" açıklamasında bulundu. Arslan, özelleştirmelerin artmasının konuşulduğu bir dönemde sayısı 2 milyona yakın taşeron işçiye kadro verilmesinden ötürü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür etti. Staj ve çıraklık mağdurlarının sorunlarının giderilmesi gerektiğinin altını çizen Arslan, HAK-İŞ olarak bu konuda desteklerine devam edeceklerini kaydetti. Arslan, Türkiye’de emek hareketinin gelişiminin durduğunu söyleyerek, "Ülkemizin geleceği için bu ülkenin kaynaklarının imkanlarının potansiyelin olduğuna inanıyoruz. Ülkemizden umudumuzu kesersek başkalarının yaşadıklarını yaşarız. Biz Türkiye’nin ekonomik gücünün Türkiye’nin imkanlarının Türkiye’nin fırsatlarının emekçilerin inançlı çalışkanlığıyla Türk milletinin bu konudaki gerçekten mücadelesiyle bu sorunları aşacağımıza inanıyoruz" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
25 Nisan 2026 Cumartesi- 09:50
Sakarya Gaz Sahası’ndan bugüne kadar 6 milyar metreküp doğal gaz üretildi
2
30 Nisan 2026 Perşembe- 11:29
Diyarbakır OSB Yönetim Kurulu Başkanı Fidan: "İstihdamdaki hedefimiz 55 bine ulaşmak"
3
01 Mayıs 2026 Cuma- 11:00
Edirne’de Balkan Pazarı yeniden açıldı: Esnaf umutlu
4
24 Nisan 2026 Cuma- 10:51
İzmir’de kuyumculukta suistimalleri önlemek için ’Mavi Kart’ zorunluluğu getirildi
5
01 Mayıs 2026 Cuma- 10:07
Adana’da tarım arazileri sular altında kaldı
26 Kasım 2025 Çarşamba - 16:49
Antalya’da denetimli serbestlik kapsamındaki hükümlülerin istihdamı için işbirliği protokolü imzalandı
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı öncülüğünde ATSO, Antalya OSB ve İŞKUR arasında eski hükümlü ve denetimli serbestlik altındaki yükümlülerin iş hayatına kazandırılması, mesleki eğitimlerinin desteklenmesi ve toplumsal uyum süreçlerinin güçlendirilmesi amacıyla işbirliği protokolü imzalandı. Antalya Cumhuriyet Başsavcısı Yakup Ali Kahveci’nin başkanlığında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO), Antalya Organize Sanayi Bölgesi (OSB) ve Antalya Çalışma ve İş Kurumu (İŞKUR) İl Müdürlüğü arasında eski hükümlü ve denetimli serbestlik altındaki yükümlülerin İş Kanunu hükümleri doğrultusunda istihdam edilmesi, kişisel gelişimlerinin desteklenmesi ve yeniden topluma kazandırılmalarını sağlayacak ortak çalışmalar yürütmek amacıyla işbirliği protokolü imzalandı. Protokol imza töreninde konuşan Antalya Cumhuriyet Başsavcısı Yakup Ali Kahveci, denetimli serbestlik kapsamındaki yükümlülerin cezalarının infazı sonrasında topluma uyum sağlayabilmeleri için uzun süredir çeşitli eğitim programları yürüttüklerini belirterek şunları söyledi: "Denetimli Serbestlik Müdürlüğümüzün faaliyetleri kapsamında denetimli serbestlik altında infaz rejimi kapsamında infaz gören hükümlülerimizin cezalarının infazı sonrasında topluma kazandırılmaları, iş hayatına kazandırılmaları, bir an önce önceki yaşamlarına dönmeleriyle ilgili gayretler çerçevesinde bir protokol için bir araya geldik. Bu kapsamda denetimli serbestliğe ayrılmış yükümlülerimizin suçtan kaynaklanan ıslahlarının sağlanması maksadıyla biz yoğun şekilde zaten denetimli serbestlik programları kapsamında seminerler ve eğitimler veriyoruz. Bu eğitimlerimize artık onların iş hayatına katılmasını kolaylaştırma adına iş gücü eğitimini de dahil ediyoruz." Kahveci, protokol kapsamında kurumların üstleneceği sorumluluklara ilişkin şu bilgileri verdi: "Denetimli Serbestlik Müdürlüğümüz, bu kapsamda olabilecek hükümlülerimizi tespit edip, yönlendirme ve bilgilendirmelerini yapacak. Antalya Ticaret Sanayi Odası da bu yönüyle belirlenen hükümlülerimize teknik, fiziki imkânları sağlayıp, bunların eğitimi ve donatımıyla ilgili ön bilgilendirmeleri yapacak. İŞKUR İl Müdürlüğümüz ise kendisinde mevcut olan veri tabanıyla iş arayan ve işçi arayanları bir araya getiren misyonla bu yönde tespit edilen hükümlüleri bilgilendirecek ve yönlendirme yapacak. Organize sanayi bölgemiz de kendisinde mevcut işçi açığını bize yönlendirerek birçok hükümlünün istihdamına, ekonominin iş gücü arayışına cevap bularak hem denetimli serbestlik hükümlülerimizin olağan hayatlarına geri dönmelerini kolaylaştıracak hem de işverenlerimizin taleplerini daha kolaylaştırıcı bir işleyişle protokole imza atıyoruz. Bu doğrultuda ATSO’nun, OSB’nin ve İŞKUR’un çok yoğun destekleri zaten var. Önceki dönemde farklı kollarla birlikteliklerimiz vardı. Bununla birlikte hem bir protokol dâhilinde ilerleyeceğiz artık hem de daha verimli, daha sağlıklı işler yapacağız inşallah." "İnsan hayatına verilen değerin göstergesi" ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman da protokolün insan hayatına verilen önemin bir göstergesi olduğunu belirterek şöyle konuştu: "Bugünkü protokolle bütün kurumlarımız insan hayatına verdiği önemi aslında dile getirmiş oluyor. Çünkü bir kez bu dünyaya geliyoruz ve bu dünyada bazen de hatalar yapıyoruz. Bu hatalarda da adalet adına da bazen hükümlü duruma düşebiliyor insan. Sonuçta arzu edilmeyen bir durum ama yaşamın içinde olan bir olgu bu. Burada hükümlülük süresi bitmiş olan insanların tekrar hayata kazandırılmasında, daha önce yapmış oldukları işler ve bulundukları meslekler itibarıyla imkân varsa tekrar aynı mesleklerde bir iş bulmasının sağlanması, ekonomiye kazandırılması ve kendi hayatını tekrar kendi başına idame edebilmesi açısından bir çalışma söz konusu." "Mesleği olmayanlar için yeni beceri eğitimleri sağlanacak" Hacısüleyman, mesleği olmayan bireylerin de yeni beceriler kazanabileceğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: "Ola ki bir meslek sahibi değildir; ilk defa bir meslek öğrenecektir. Bu konuda kurumlarımız hep beraber bizler de iş dünyası olarak bunu oluşturma çabası içerisindeyiz. Belki de daha önce yaptığı mesleği değil, yeni bir meslek öğrenmiştir. Belki bulunduğu cezaevinde de eğitim görerek yeni bir alana da ilgi duymuş olabilir. Onların da o alanda geliştirilmesi konusunda biz de üstümüze her şeyden önce insan olarak ne görev düşüyorsa onu yapmak, sonra da kurum olarak ne yapmamız gerekiyorsa bu konuda birlikte çalışmayı arzu ediyoruz." "Her türlü desteği vermeye hazırız" Antalya OSB Başkanı Hasan Ali Gönen ise bölgede uzun yıllardır hükümlü istihdamı konusunda adım attıklarını belirterek, "D tipi cezaevinde bir protokol hazırlayıp, her yıl 40-50 tane mahkumumuzu Antalya Organize Sanayi peyzajında çalıştırıyoruz. Bu protokolde yer alan maddelerin tamamını yerine getirebileceğimiz irademiz var. Tecrübemiz var ve bu konuda her türlü desteği vereceğiz" dedi.
26 Kasım 2025 Çarşamba - 16:46
KKTC Başbakan Yardımcısı Ataoğlu: "2025’in ilk 10 ayında toplam 4,5 milyon ziyaretçi ağırladık"
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, "2025’in ilk 10 ayı itibariyle 2 milyon kişi hava yoluyla KKTC’yi ziyaret etti. 2,5 milyon kişi de kara sınırlarından olmak üzere toplam 4,5 milyon kişiyi ağırladık" dedi. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, İslam Ülkeleri Standartlar ve Metroloji Enstitüsü’nün (SMIIC) işbirliği, Ticaret Bakanlığı ve Helal Akreditasyon Kurumu’nun koordinasyonunda düzenlenen 11. Dünya Helal Zirvesi ve Helal Expo 2025, İstanbul Fuar Merkezi’nde başladı. "Helal ticaret diplomatik bir platformdur" Zirvenin açılışında konuşan KKTC Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, helal ticaretin sadece ekonomik bir güç değil, "coğrafyalar arasında köprü kuran, ülkelerin görünürlüğünü artıran ve halkları birbirine yaklaştıran büyük bir diplomatik platform" olduğunu söyledi. Helal Expo’nun, "İslam dünyasının üretim potansiyelini, ticaret vizyonunu ve ortak hedeflerini buluşturan önemli merkez haline geldiğini" ifade etti. "Dünya pazarlarında helal ürünlerin yükselişi yeni iş fırsatları oluşturuyor" Helal ticaretin güven, kalite, etik, izlenebilirlik ve insan sağlığı üzerine kurulu olduğunu belirten Ataoğlu, "Bu değerlerin her biri aynı zamanda ülkelerin marka değerini büyütür. Bugün dünya pazarlarında helal ürünlerin yükselişi yeni iş fırsatları oluşturmakla kalmıyor, ülkelerin imajını güçlendiriyor, kültürel tanıtıma kapı açıyor, insanları bir ülkeyle ilk kez temas ettiren bir pencere haline geliyor. Ticaret, ürünlerin dolaşımı kadar ülkelerin hikayesinin de dolaşımıdır" dedi. "KKTC’de turizm, eğitim ve sağlık sektörleri öne çıkıyor" KKTC’nin potansiyeline değinen Ataoğlu, Helal Expo gibi organizasyonların, ülkelerinin ürün ve hizmet kalitesini göstermek, turizm ve yatırım markasını güçlendirmek, yeni iş ortaklıkları kurmak ve uluslararası ilişkileri derinleştirmek için önemli fırsatlar sunduğunu belirtti. Ataoğlu, KKTC’nin 2025 yılı turizm verilerine ilişkin de bilgi paylaştı. Ataoğlu, "2025’in ilk 10 ayı itibariyle 2 milyon kişi hava yoluyla KKTC’yi ziyaret etti. 2,5 milyon kişi de kara sınırlarından olmak üzere toplam 4,5 milyon kişiyi ağırladık" ifadelerini kullandı. "Türkiye’nin güçlü desteği KKTC’nin görünürlüğünü artırıyor" KKTC ile Türkiye arasındaki ilişkilere de değinen Ataoğlu, "Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye’nin güçlü desteği sayesinde KKTC’nin uluslararası görünürlüğü artmakta, ulaşım kapasitesi genişlemekte, turizm ve ticaret yolları güçlenmekte, KKTC markası daha geniş kitlelere ulaşmaktadır. KKTC-Türkiye işbirliği, yalnızca iki ülkenin değil, İslam dünyasının ortak kalkınma vizyonunu büyütmektedir" diye konuştu.
26 Kasım 2025 Çarşamba - 15:55
Sivas’ın yatırım potansiyeli, genç girişimcilere anlatıldı
Sivas Ticaret Sanayi Odası (STSO) Başkanı Zeki Özdemir, Genç MÜSİAD’ın Tecrübe Aktarım Programı’nda yatırım teşvikleri, kümelenme modeli ve UR-GE projeleri üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu. Sivas Ticaret ve Sanayi Odası (STSO) Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Özdemir, Genç MÜSİAD Sivas tarafından düzenlenen Tecrübe Aktarım Programı’nda genç girişimcilerle bir araya gelerek iş dünyasına yönelik güncel gelişmeleri anlattı. Özdemir, özellikle yatırım teşvik mekanizmaları, Sivas’ın üretim potansiyeli ve Demirağ OSB’nin sağladığı fırsatlar konusunda kapsamlı bilgiler paylaştı. Programda kümelenme modeli ve UR-GE (Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesinin Desteklenmesi) projelerinin firmalara sunduğu katkıları ayrıntılarıyla ele alan Özdemir, gençlere önemli önerilerde bulundu. Genç MÜSİAD Sivas’ın ev sahipliğinde düzenlenen Tecrübe Aktarım Programı’nın konuğu olan STSO Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Özdemir, katılımcılara Yatırım Teşvik Sistemi, Sivas’ın yatırım avantajları ve Demirağ Organize Sanayi Bölgesi’nin mevcut durumu ile sunulan fırsatlar hakkında bilgi verdi. Kümelenme ve UR-GE’ nin Sivas ekonomisine katkısı Özdemir, özellikle kümelenme modeliyle sektörel iş birliklerinin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, UR-GE projelerinin firmalara sağladığı katkıları detaylı şekilde anlattı. UR-GE kapsamında işletmelere yurt dışı pazarlama desteği, eğitim ve danışmanlık hizmetleri gibi önemli avantajlar sunulduğunu hatırlatan Özdemir, firmaların rekabet gücünü artırmak için bu projelere aktif şekilde dahil olmalarını tavsiye etti. STSO’nun yürüttüğü projeler ve geliştirdiği yeni çalışmalar hakkında da değerlendirmelerde bulunan Özdemir, Odanın hem iş dünyasına hem de genç girişimcilere yönelik projeleri planlı ve sürdürülebilir bir yaklaşımla hayata geçirmeye devam ettiğini ifade etti. Program, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.
26 Kasım 2025 Çarşamba - 15:12
Başkan Doğan: "Tarımsal üretimde sürdürülebilirliği hedefliyoruz"
Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, "Yapılan desteklerle sadece üreticilerimizi ekonomik olarak desteklemeyi değil tarımsal üretimde sürdürülebilirliği de hedefliyoruz. Tarımsal üretim, şehirlerimizin geleceği için stratejik bir öneme sahip. Biz istiyoruz ki çiftçimiz üretmeye devam etsin" dedi. Türkiye’nin en önemli tarım kentlerinden biri olan Samsun’da Büyükşehir Belediyesi, ’Üreten Samsun’ vizyonu ile kent genelinde üreticilere tohumdan fideye, ekipmandan hayvancılık desteğine kadar çok kalemde tarımsal destek sağlıyor. Büyükşehir Belediyesi’nin destekleri ile üreticinin eli güçleniyor, kırsal kalkınma hız kazanıyor. Birçok kalemde güçlü destek Tarımda üretimi artırmak, çiftçinin yüzünü güldürmek için çalışmalarını sürdüren Büyükşehir Belediyesi, 2025 yılında üreticilere aromatik bitki, çilek ve nergis soğanı olmak üzere 401 bin 390 fide ile armut, elma, maviyemiş ve gül olmak üzere 17 bin 730 adet fidan desteği sağladı. Büyükşehir Belediyesi buğday, fasulye, patates, silajlık mısır, yonca ve çim tohumu olmak üzere üreticilere 164 bin 690 kilo tohum desteği ile hem tarıma hem de hayvancılığa önemli katkılar sundu. Büyükşehir desteklerle üreticinin yanında Tarımsal sulama altyapısı yatırımları, organik tarım projeleri, ekipman desteği ve eğitim çalışmaları ile üretimde sürdürülebilirlik de destekleniyor. Birçok mahalleye yeni sulama tesisi kazandıran Büyükşehir Belediyesi, çok sayıda sulama tesisini de yeniledi. Ayrıca Büyükşehir Belediyesi, kaz yetiştiriciliğinin geliştirilmesi kapsamında üreticilere civciv büyütme kafesi, yumurta fumügasyon kabini ve yumurta çevirici desteği sağladı. Büyükşehir ayrıca, 26 adet damla sulama sistemi ve 4 adet su deposu da inşa etti. Binlerce üreticiye ulaşan Samsun Büyükşehir Belediyesi tarımsal üretimin artmasında önemli rol oynadı. Samsun Büyükşehir Belediyesi bir yandan da kırsal kalkınmayı güçlendirmek ve yerel üretimi desteklemek amacıyla başlattığı ’Köy Fırınları Projesi’ ile birçok mahalleye köy fırınları inşa ediyor. "Her zaman üreticimizin yanında olarak çalışmalarımızı hayata geçiriyoruz" Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, "İki nehrin ortasına kurulmuş verimli ovaları, 17 ilçesi ile Samsun’umuz, Karadeniz’in medarı iftiharı bir şehir. Bizler de Samsun Büyükşehir Belediyesi olarak her zaman üreticimizin yanında olarak çalışmalarımızı hayata geçiriyoruz. Üreticilerimize tohum, fide, yem bitkisi tohumu, sulama ekipmanı, malzeme desteği gibi birçok kalemde önemli destekler sunuyoruz. Yapılan desteklerle sadece üreticilerimizi ekonomik olarak desteklemeyi değil, tarımsal üretimde sürdürülebilirliği de hedefliyoruz. Tarımsal üretim, şehirlerimizin geleceği için stratejik bir öneme sahip. Biz istiyoruz ki; çiftçimiz üretmeye devam etsin. Bu nedenle üreticimizin elini güçlendirmek, maliyet yükünü hafifletmek ve verimliliği artırmak için her türlü desteği sağlıyoruz. Üreten bir şehir, güçlü bir gelecek demektir anlayışı ile üretimi güçlendiriyor, kırsalda kalkınmayı hızlandırıyoruz. Bazı projelerle üreticilerimizin ürününü alıp ihtiyaç sahiplerine de ulaştırarak örnek bir çalışma yürütüyor, üreticinin emeğini paylaşmanın gücüyle buluşturuyoruz. Tarımsal destek programlarımızı artırarak sürdürmekte de kararlıyız" şeklinde konuştu.
26 Kasım 2025 Çarşamba - 15:06
Dünya zeytin ağacı günü Manisa’da buruk geçti
UNESCO tarafından 2019 yılında ilan edilen ve her yıl 26 Kasım’da kutlanan Dünya Zeytin Ağacı Günü, Türkiye’de en fazla zeytin ağacına sahip Manisa’da buruk geçti. Zeytin ağacının kültürel, ekonomik ve çevresel önemine dikkat çekmek amacıyla kutlanan günde Kırkağaç’ın Bakır Mahallesindeki anıt zeytin ağacı önünde konuşan Kırkağaç Ziraat Odası Başkanı Emin Özarı, üreticilerin 2025 sezonunu büyük kayıplarla geçirdiğini söyledi. Özarı, nisan ayında yaşanan zirai don felaketinin üzüm bağlarıyla birlikte yüzlerce dekar zeytinlikte ciddi hasara yol açtığını belirterek, "Yeni açan tomurcuklar ve çiçekler don vurmasıyla zarar gördü. Ardından gelen aşırı sıcaklık ve kuraklık nedeniyle zaten az tutan zeytinler döküldü. 2025 yılı rekoltesi son 20 yılın en düşük seviyesine geriledi" dedi. Hasar sonrası üreticinin en azından artan maliyetleri karşılayabilmek için yüksek fiyat beklentisine yöneldiğini dile getiren Özarı, ancak tekelci sermayenin düşük fiyat dayatmasıyla karşı karşıya kalındığını ifade etti. Özarı, "Sezon başında 150 TL’den başlayan alım fiyatları, kapalı kapılar ardında yapılan ayarlamalarla 95 TL’ye kadar düşürüldü. Çiftçimiz bir kez daha ezildi" diye konuştu. Çiftçinin hak ettiği değeri ancak örgütlenerek alabileceğini vurgulayan Özarı, şu çağrıda bulundu: "Bir gün gelecek, bir araya gelemeyen çiftçimiz zincirlerini kıracak, sermayenin yükünü üzerinden atacak, birlik olup kooperatifleşecek ve kendi hakkına sahip çıkacaktır. Ziraat Odası olarak ilaç tedarikinden alet ekipman desteğine, mısır ve buğday pazarlamasına kadar üreticimizin yanındayız ama esas kurtuluş kooperatifleşmededir. Tüm zeytincilerimizi odamıza davet ediyor, gelin birlik olalım, kooperatifimizi kuralım diyorum." Dünya Zeytin Ağacı Günü’nü buruk bir şekilde kutladıklarını ifade eden Özarı, tüm zeytin üreticilerinin gününü tebrik etti.
26 Kasım 2025 Çarşamba - 14:32
Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin "Binlerce yıldır kökleriyle bu toprakları kucaklayan ölmez ağaç zeytin, en köklü miraslarımızdandır."
Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin, Dünya Zeytin Ağacı Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda zeytin ağaçlarının barışın, sevginin ve bereketin simgesi olduğunu vurguladı. UNESCO tarafından 26 Kasım tarihinde ilan edilen gün kapsamında açıklama yapan Başkan Çetin, "Binlerce yıldır kökleriyle bu toprakları kucaklayan ölmez ağaç zeytin, en köklü miraslarımızdandır. Barışın, sevginin, bilgeliğin, bereketin ve ölümsüzlüğün sembolü zeytin ağaçları, kültürümüzün vazgeçilmez bir parçasıdır" ifadelerini kullandı. Çetin, bölgede zeytin üretiminin ekonomik ve kültürel önemine dikkat çekerek, "Bu kadim mirası korumayı ve yaşatmayı hatırlayıp hep birlikte doğa için çalışıyoruz" dedi.
26 Kasım 2025 Çarşamba - 14:05
Bakan Bolat’tan İslam ülkeleri arasında işbirliği vurgusu
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, ‘‘İslam ülkelerinin dayanışma içinde olmaları, kendi aralarındaki ticareti artırmaları önem taşımakta. Türkiye olarak İslam ülkeleri ile ekonomik ilişkilerimizi artırmaya yönelik politikalar uyguladık. Son 22 yılda İslam ülkelerinin toplam ticaretimizdeki payı yüzde 11’den yüzde 26’ya yükseldi’’ dedi. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, İslam Ülkeleri Standartlar ve Metroloji Enstitüsü’nün (SMIIC) işbirliği, Ticaret Bakanlığı ve Helal Akreditasyon Kurumu’nun koordinasyonunda gerçekleşen 11’inci Dünya Helal Zirvesi ve Helal Expo 2025 İstanbul Fuar Merkezi’nde başladı. Programın açılışında konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, küresel ticarette yaşanan olumsuz gelişmelerden bahsederken İslam ülkeleri arasındaki işbirliğinin önemine vurgu yaptı. ‘‘İslam ülkelerinin dayanışma içinde olması, ticaretlerini artırmaları önem taşımakta’’ Programın açılışında açıklamalarda bulunan Bakan Bolat, küresel ticarette tedarik sorunlarının arttığını, büyümenin yavaşladığını ve korumacılık politikalarının arttığını vurguladı. Bu dönemde İslam ülkelerinin daha fazla dayanışma içinde olması gerektiğini söyleyen Bolat, ‘‘İslam ülkelerinin bu zorlu süreçte daha fazla dayanışma içine girmesi, kendi aralarındaki ticaretleri artırmaları çok büyük önem taşımakta’’ sözlerini ifade etti. ‘‘İslam ülkelerinin Türkiye’nin toplam ticaretindeki payı yüzde 11’den yüzde 26’ya yükseldi’’ Türkiye ile İslam ülkeleri arasında gerçekleşen ticaretin arttığına da dikkat çeken Bolat, ‘‘Türkiye olarak son 22 senede tüm İslam dünyası ile ekonomik ilişkilerimizi artırmaya yönelik politikalar uyguladık. Türkiye’nin toplam ticaretinde İslam ülkelerinin payı yüzde 26’ya yükseldi. Bu rakam 22 sene önce yüzde 11’di’’ dedi. Uluslararası Helal Expo ve Dünya Helal Zirvesi’ne ilişkin de bilgi paylaşan Bolat, ‘‘Uluslararası Helal Expo ve Dünya Helal Zirvesi ise İİT coğrafyasıyla olan kadim bağlarımızı somut ekonomik iş birlikleriyle daha da tahkim etmemiz, helal standartlarını ortak bir dil haline getirmemiz ve karşılıklı ticaretimizi daha ileri bir düzeye taşımamız için eşsiz bir platform sunmaktadır. Bu sene, Dünya Helal Zirvesi ve Helal Expo için "Helal ticaretinde inovasyon ve mükemmeliyetçilik" temasının seçilmiş olmasını son derece anlamlı ve isabetli buluyorum’’ diye konuştu. ‘‘2024 yılı itibarıyla Müslüman tüketicilerin helal ürün ve hizmet harcamaları 2,3 trilyon dolara ulaştı’’ Dünyada Müslüman nüfusun 2023 yılı itibarıyla 2 milyarı aştığını vurgulayan Bolat, ‘‘İslam ülkelerinin 2030 yılına kadar 540 milyondan fazla Müslüman genç nüfusa sahip olacağı öngörülmektedir. Bu nüfusun ve gelişen teknolojinin piyasa talebini önemli ölçüde şekillendireceğini öngörmek güç değildir. 2024 yılı itibarıyla Müslüman tüketicilerin helal ürün ve hizmet harcamaları 2,3 trilyon dolara ulaşmıştır. Bu büyüklüğün 2025 yılı sonunda 2,5 trilyon doların üzerine çıkması, beş yıl içinde yıllık yüzde 5,3’lük büyüme oranıyla 2028 yılına kadar 3,4 trilyon dolara ulaşması beklenmektedir’’ açıklamalarında bulundu. ‘‘Helal gıda sektöründe 2028 yılı tüketici harcamalarının yaklaşık 2 trilyon dolara ulaşacağı öngörülüyor’’ Helal gıda sektöründeki büyümeden de bahseden Bolat, ‘‘Helal gıda sektöründe 2028 yılı itibarıyla tüketici harcamalarının yıllık yüzde 6,2 büyüme ile yaklaşık 2 trilyon dolara ulaşacağı beklenmektedir. Benzer şekilde 2028 yılına kadar, giyim, helal turizm, medya, helal eczacılık ve kozmetik sektörlerinde de kayda değer büyüme oranlarına ulaşılması öngörülmektedir’’ ifadelerini kullandı. Türkiye olarak belirlenen helal standartlarına ilişkin de bilgi veren Bolat, ‘‘2011 yılında İslam İşbirliği Teşkilatı’na bağlı İslam Ülkeleri Standartlar ve Metroloji Enstitüsü’nün (SMIIC) yayımladığı uluslararası SMIIC helal standartlarını milli helal standartlarımız olarak benimsedik. 2017 yılında helal ürün ve hizmetlerin belgelerinin akreditasyonu konusunda Helal Akreditasyon Kurumumuzu tek yetkili kuruluş olarak görevlendirdik’’ diye konuştu. Helal Akreditasyon Kurumu’na başvurular hakkında da bilgi paylaşan Bolat, ‘‘Helal Akreditasyon Kurumu yurtiçi ve yurtdışından toplamda 35 farklı ülkeden 219 başvuru almış; bunlardan 120 tanesi akreditasyon kararıyla sonuçlandırmıştır’’ ifadelerini kullandı.
26 Kasım 2025 Çarşamba - 13:34
Muğla Büyükşehir, Şirinköy-Akçapınar yolunu yeniledi
Muğla Büyükşehir Belediyesi, Ula ilçesinin Şirinköy-Akçapınar güzergâhında toplam 11 milyon TL yatırımla başlattığı 2 bin metre uzunluğundaki sıcak asfalt çalışmalarını ve lokal yağmur suyu imalatlarını tamamladı. Akçapınar Muhtarı Şener Baykara, "Akçapınar, Şirinköy, Çıtlık ve Fethiye yoluna bağlayan bir ara yol burası. Burada önceden tali bir yol vardı. Bu tali yol gerçekten de çok bozuktu. Sürücülere zorluk yaşatıyordu. Kısa bir süredir de yolumuz olağanüstü, güvenli, düzgün bir şekilde yapıldı. Ahmet Aras Başkanım’a çok teşekkür ederim" dedi. Muğla Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi Başkanlığı İnşaat Yüksek Mühendisi Batuhan Kodal, "Muğla Büyükşehir Belediyesi olarak Ula ilçemizde şehir iş yollarına verdiğimiz önem doğrusunda Ula Belediyesi ile yapılan protokol kapsamında Büyükşehir Belediyemiz tarafından toplam 11 milyon TL yatırımla başlattığımız Şirinköy-Akçapınar güzergahında sıcak asfalt çalışmalarını tamamladık. Çalışmalar kapsamında mevcut yolun kötü durumdaki kaplamasını sökerek Şirinköy-Akçapınar yolunda PlantMix temel serümü, sıcak asfalt kaplama ve lokal yağmur suyu imalatlarını gerçekleştirdik. Bu doğrusu da toplamda 2 bin metre uzunluğundaki yolun imalatını tamamlamış bulmaktayız" dedi. Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, hizmetleri planlarken hem mevcut ihtiyaçları, hem de bölgenin gelecekteki gelişimini dikkate aldıklarını, il genelinde yollara toplam 2 milyar 272 milyon 422 bin TL yatırım yaptıklarını ve Muğla’nın her mahallesine eşit, nitelikli ve sürdürülebilir hizmet sunmaya özen gösterdiklerini açıkladı.
26 Kasım 2025 Çarşamba - 13:27
Ülker CEO’su Özgür Kölükfakı: "Hedefimiz 2050 yılında net sıfır şirket olmak"
Türkiye’nin önde gelen gıda şirketlerinden Ülker, uzun vadeli sürdürülebilirlik hedeflerini açıkladığı 2014’ten bu yana kaydettiği somut ilerlemeleri ve hedeflerini paylaştı. Ülker CEO’su Özgür Kölükfakı, "İsrafsız şirket kültürümüzle, her lokmada mutluluk vaadimiz için aralıksız çalışıyor, toplumsal etkimizi genişlettiğimiz projelerimizi dünyamızın yarınları için hayata geçirmeye devam ediyoruz. Hedefimiz 2050 yılında net sıfır şirket olmak" dedi. Ülker, sürdürülebilirlik vizyonu kapsamında yürüttüğü çevresel, ekonomik ve sosyal dönüşüme katkı sunan çalışmalarıyla ‘2050 Net Sıfır’ hedefine ilerliyor. Sürdürülebilirliğin dünyanın geleceğine yön veren, Türkiye’nin kalkınmasını ve toplumun refahını doğrudan etkileyen kritik bir konu olduğunu belirten Ülker CEO’su Özgür Kölükfakı, bu alanda başarının ortak sorumluluk almakla mümkün olduğunu söyledi. Kaynakları koruyarak, israfı önleyerek, uzun vadeli düşünerek büyümeyi hedeflediklerini dile getiren Kölükfakı, "2050, yalnızca bir tarih değil; çocuklarımıza bırakacağımız dünyanın şekilleneceği kritik bir eşik. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, 2050’de artan nüfus ve iklim olayları nedeniyle gıda üretiminin yüzde 70 artırılması gerekiyor. İklim kriziyle mücadelede gıda sektörünün; sahip olduğu önemli değişim ve uyum potansiyeline rağmen, bundan en çok etkilenecek sektörler arasında yer aldığının farkındayız. Bu tablo da sürdürülebilirliğin bir tercih değil, zorunluluk olduğunu gösteriyor" ifadelerini kullandı. "Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı temel alıyoruz" "Kurucumuz Sabri Ülker’den miras kalan unun gramını, suyun damlasını, emeğin değerini koruyan ‘İsrafsız Şirket’ kültürü, 1944’ten bu yana DNA’mızda yer alıyor" diyen Özgür Kölükfakı, sürdürülebilirlik çalışmalarının izlenebilir ve denetlenebilir olması için Birleşmiş Milletler’in 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarını (SKA) temel aldıklarını vurguladı. Kölükfakı, "Çalışmalarımızla bu 17 amaçtan 11’ine hizmet ediyoruz. Sürdürülebilirlik stratejimizi Dünyamız, Değer Zinciri, Çalışanlar ve Toplum başlıkları altında topladık. Uzun vadeli sürdürülebilirlik hedeflerimizi açıkladığımız 2014’ten bu yana karbon salım artışı olmadan büyüyen, birim başına su tüketimimizi yüzde 42,2 azaltmış, ham maddelerin yüzde 99,5’ini bitmiş ürüne dönüştüren bir şirketiz" değerlendirmesinde bulundu. "Plastik ambalajlarımız yıl sonunda yüzde 100 geri dönüştürülebilir olacak" Bugün itibarıyla plastik ambalajlarının yüzde 99’undan fazlasını geri dönüştürülebilir, tekrar kullanılabilir veya kompostlanabilir hale getirdiklerini kaydeden Özgür Kölükfakı, "Hedefimiz yüzde 100’dü. Sene sonunda bunu yakalayacağız. Bu sayede ambalaj kullanımı kaynaklı emisyonlarımızı düşüreceğiz. Üretimden tedarik zincirine, Ar-Ge’den ambalaja, inovasyondan dijital dönüşüme kadar her alanda sürdürülebilirliği işimizin merkezine koyuyoruz. İşimizin devamlılığını sağlamak ve iklim değişikliğinin operasyonlarımız üzerindeki etkisini azaltmak için hayata geçirdiğimiz onarıcı ve sürdürülebilir tarım uygulamalarında teknolojiyi etkin kullanıyoruz. Bu projelerle çevresel ve sosyal etkimizi bütüncül bir yaklaşımla yönetiyor, çiftçilerimizin refahını artırmak, teknoloji ve yeni metotlarla ilgili bilgi seviyesini yukarı taşımak için birlikte çalışıyoruz" diye konuştu. "Çalışmalarımızla uluslararası seviyede takdir görüyoruz" Ülker’in çalışmalarının uluslararası platformlarda da takdir gördüğünü dile getiren Kölükfakı sözlerine şöyle devam etti: "Sürdürülebilirlik çatısı altında yaptıklarımızla Standard&Poor’s Global’in Kurumsal Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi’nde üst üste 5 kez yer almamız, London Stock Exchange Group (LSEG) sürdürülebilirlik endeksinde kategorimizde dünya birincisi olmamız doğru yolda olduğumuzu gösteriyor. Sürdürülebilirlik her zaman işimizin merkezinde olacak. İsrafsız şirket kültürümüzle, çevreye ve insana saygılı üretim anlayışımızla, her lokmada mutluluk vererek, daha yaşanabilir bir dünya için çalışmaya devam edeceğiz. Toplumsal etkimizi genişlettiğimiz, performansımızla kimseyi beklemeden dünyamızın yarınları için ürettiğimiz bir geleceğe hazırlanıyoruz. Hedefimiz 2050 Net Sıfır şirket olmak." "Sürdürülebilir tarımı destekliyoruz" Ülker Operasyonel Mükemmellik, ISG, Kalite ve Sürdürülebilirlik Başkan Yardımcısı Süheyl Aybar da 2014’te koydukları uzun vadeli sürdürülebilirlik hedeflerine ilerlerken öncü uygulamalara imza attıklarını söyledi. Aybar, buğday, fındık, kakao gibi tarımsal ham maddelerin sürdürülebilirliğine katkı sağlayacak projeler geliştirdiklerine işaret ederek, şu bilgileri aktardı: "Sürdürülebilir buğday tarımına destek olmak için Onarıcı Tarım, yeni buğday türleri ıslahı ve buğdayın tarlada mineraller bakımında zenginleştirilmesini sağlayan Biyofortifikasyon projelerini sürdürüyoruz. "Fındıktan Fazlası" projemize fındıkta iyi tarım uygulamaları eğitimleri, toprak analizleri, mikrobiyal gübre ve fidan temini, zararlılarla mücadeleyi kapsayacak şekilde devam ediyoruz. Kakaodan Fazlası projesiyle ise kakao tedarik zincirinde iklim değişikliğinin oluşturduğu çevresel etkileri azaltmaya ve projenin, iş birliği içinde olduğumuz çiftçiler üzerindeki sosyal etkisini artırmaya odaklanıyoruz. Sürdürülebilirlik bizim için bütüncül bir bakış açısı. Bu bakış açısıyla 2014’te açıkladığımız sürdürülebilirlik hedeflerimizde önemli sonuçlar elde ettik: 2024’te Türkiye fabrikalarımızda elektrik tüketimimizin tamamını yenilenebilir kaynaklardan sağladık. Böylece 101 bin ton sera gazı salımını engelledik. Plastik kullanımını 140 ton, kâğıt kullanımını 220 ton düşürdük; lojistikte Yeşil Rota projemizle 4 bin 849 ton karbon salımını önledik." "Orta vade hedefimiz 2030" 2030’a kadar tüm fabrikalarında olduğu gibi depolarında da elektrik tüketiminin yüzde 100’ünü yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlamayı hedeflediklerine dikkat çeken Süheyl Aybar, konuşmasına şöyle devam etti: "Lojistik kaynaklı karbon salımını 2019’a kıyasla yüzde 30 azaltmak, birim su tüketimini 2014’e kıyasla yüzde 45 düşürerek 250 bin metreküp su ve atık suyu geri kazanmak, gıdadaki net kayıpları yüzde 0,5’in altına düşürmek, 2030’a kadar onarıcı tarım uygulamalarını 10 bin dekar alana çıkarmak gibi hedeflerimiz var.2050 yolunda ise elektrikli fırın dönüşümleri, yeşil enerji yatırımları, karbon yakalama teknolojileri ve ürünlerimizin nakliyesinde kullandığımız elektrikli araçlar gibi yenilikçi çözümler üzerinde çalışıyoruz. 2050 Net Sıfır hedefimize ulaşmak için, yüzde 90’lık emisyon azaltımına ulaştıktan sonra, kalan zorunlu emisyonları dengelemek için karbon kredileri ve yenilikçi teknolojilere yatırım yapacağız. Sürdürülebilirliği işimizin merkezinde tutarak daha yaşanabilir bir dünya için çalışmaya devam edeceğiz."
26 Kasım 2025 Çarşamba - 13:19
Ordu 16 bin 750 ton ile Türkiye’nin en fazla bal üretimini yapan il
Ordu’da arıcılara yönelik ‘Sağlıklı Arı, Sağlıklı Yaşam-Arı Ürünlerinin Çeşitlendirilmesi, Arı Sağlığı ve Koloni Yönetimi’ adlı eğitim programı düzenlendi. İl Tarım ve Orman Müdürü Bayram Ay, Türkiye’de en fazla bal üretiminin yapıldığı Ordu’da kovan başı bal veriminin 26 kilogram olduğunu, toplamda ise 16 bin 750 ton üretim yapıldığını söyledi. Ordu İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Ordu Arı Yetiştiricileri Birliği iş birliğiyle arı ürünlerinin çeşitlendirilmesi, arı sağlığı ve koloni yönetimi, ana arı yetiştiriciliği, genetik etkileşimlerin arı kalitesine etkileri konularında arıcıların teknik kapasitesinin artırılması hedefiyle arıcılara yönelik ‘Sağlıklı Arı, Sağlıklı Yaşam’ temalı eğitim programı düzenlendi. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nde düzenlenen programda konuşan İl Tarım ve Orman Müdürü Bayram Ay, 2025 yılı verilerine göre Ordu’da 645 bin adet arılı kovan olduğunu söyledi. 16 bin 750 ton bal üretimi ile Ordu’nun Türkiye’de en fazla bal üretimi yapılan il olduğunu ifade eden Ay, "İlimiz arı kovanlarının kışı geçirmeleri için oldukça uygun bir iklime sahip olmasına rağmen flora yapısının özelliklerinden olan çiçeklenme döneminin kısıtlı bir süreyi kapsaması sebebiyle arıcılarımızın büyük bir kısmı gezginci arıcılık yapmaktadır. Arıcılık Kayıt Sistemi’nden alınan verilere göre ilimiz, 2025 yılında 645 bin adet arılı kovana sahip olup, 2025 yılı kovan başı bal verimi 26 kilogram olarak tespit edilmiştir. İlimiz, toplamda 16 bin 750 ton bal üretimi ile birlikte Türkiye’de 1. sırada yer almaktadır. 2024 yılı verilerine göre il genelinde 2 bin 635 arıcıya ait 563 bin 521 koloni için 84 milyon 580 bin 86 TL arılı kovan destekleme ödemesi yapılmıştır. 2025 yılı arılı kovan desteklemesi kapsamında birlik üyesi yetiştiricilere kovan başı 140-266 TL, birlik üyesi olmayan yetiştiricilere kovan başı 100-170 TL arası destekleme ödemesi yapılacak olup, destekleme çalışmaları hâlihazırda devam etmektedir" dedi. Arıcılara yönelik denetimlerin kesintisiz bir şekilde devam ettiğine dikkat çeken Ay, Ordu’dan çeşitli ülkelere 2023 yılında 723 ton 335 kilo, 2024 yılında 598 ton 825 kilo, 2025 yılında ise 371 ton 171 kilo bal ihracatı yapıldığını ve son olarak İngiltere’ye 8 ton bal ihraç edildiğini söyledi. Ordu Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Akın Çiftçi ise, Türkiye’de en fazla bal üretiminin yapıldığı Ordu’da arıcıların büyük bir kısmının gezgin olduğunu, birlik olarak her zaman arıcıların yanında olduklarını, desteklerinin ve eğitimlerinin devam edeceğini kaydetti. Konuşmaların ardından Doç. Dr. Ayşe Ebru Borum tarafından arıcılara yönelik ‘Arı Ürünlerinin Çeşitlendirilmesi, Arı Sağlığı ve Koloni Yönetimi’, Dr. Samet Okuyan tarafından ise ‘Bal Arılarında Yetiştirme ve Genetik Etkileşimlerin Ana Arı Kalitesi Üzerine Etkileri’ konularında eğitim verildi. Programda arıcılık sektörüne sunduğu desteklerden dolayı Ordu Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Akın Çiftçi tarafından Ordu Valisi Muammer Erol’a plaket takdim edildi. Vali Erol ise, İl Tarım ve Orman Müdürü Bayram Ay’a, Arıcılık Araştırma Enstitüsü Müdürü Şeref Cınbırtoğlu’na, Gıda Kontrol Laboratuvar Müdürü Nizamettin Açıkbaş’a, TARSİM Bölge Müdür Yardımcısı Burhan Kılıç’a, Doç. Dr. Ayşe Ebru Borum’a, Dr. Samet Okuyan’a katkılarından dolayı plaket verdi.
26 Kasım 2025 Çarşamba - 13:15
ATSO Başkanı Hacısüleyman: "Antalya için destinasyon yönetimi artık ertelenemez"
ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, turizmde gelir odaklı modele geçilmesi gerektiğini belirterek Antalya’nın sürdürülebilir geleceği için destinasyon yönetiminin zorunlu hale geldiğini söyledi. Antalya Ticaret ve Sanayi Odasının (ATSO) kasım ayı olağan meclis toplantısı, Meclis Başkanı Ahmet Öztürk’ün başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, Odanın yürüttüğü çalışmalar ile ekonomiye ve sektörel gelişmelere ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Antalya ekonomisi, turizm sektörü, tarım ve asgari ücret konularının ele alındığı toplantıda konuşan ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, daha önce açıklanan Nefes Kredisi paketinin 50 milyar liraya çıkarıldığını kaydetti. Hacısüleyman, "Üretim yapan işletmelerimize kaynak bulunması artık zorunluluktur" diye konuştu. "Antalya’nın geleceği için destinasyon yönetimi" Ocak–Ekim 2025 döneminde Antalya’ya gelen yabancı ziyaretçi rakamlarını değerlendiren Başkan Hacısüleyman, turizmde artık nicelikten ziyade nitelik odaklı bir modele geçilmesi gerektiğini belirterek, "Artık hedefimiz yalnızca sayısal verileri artırmak değil, turist başına geliri yükseltecek çalışmalar yapmamız gerektiğine inanıyorum" dedi. Seyahat ihtiyacının artık bir lüks olmadığını ifade eden Başkan Hacısüleyman, dünyada 1,5 milyarın üzerinde kişinin seyahat ettiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: "Seyahat ihtiyacı artık lüks değil bir ihtiyaç haline gelmiş durumda. Biz de şehir olarak bu seyahat ihtiyacının artmasından faydalanan bir şehiriz. Ticaretin geliştirilmesi yönünde muhakkak turizm hareketi olmalı ve iyileştirilmeli. Aynı zamanda şehrimizdeki yaşam kalitesi ve sürdürülebilirlik kısa dönem ihtiyaçlardan daha önemli. Antalya’nın geleceği için bunu yapmak zorundayız. Hedefimiz Antalya ve Türkiye için sayı değil, gelir odaklı bir modele geçmek. Turizm panelinde söylediğim bir konu var: Destinasyon yönetimi. Dünyada birçok şehirde uygulanan, tüm paydaşların ortak yönetimine dayalı bir model. 20 yıl önce de konuşulmuş ama hayata geçmemiş. Antalya için artık ertelenemez. Altyapı ve üst yapı dengesiz gelişiyor. Bu nedenle 12–14 Aralık arasında Antalya 2050 Vizyon Toplantısı’nı düzenliyoruz. Üniversiteler, yerel yönetimler, kamu yöneticileri ve sizlerle birlikte Antalya’nın geleceğini tartışacağız." Ziyaretçi sıralamasında Rusya’nın ilk sırada olduğunu belirten Hacısüleyman, Londra Fuarı’ndan alınan ilk verilere göre 2025 rakamlarının korunacağını, 2026 için ise barış ortamı sağlanırsa olumlu bir tablo oluşabileceğini aktardı. TOBB’un temmuz ayında başlattığı nefes kredisi programının Antalya’daki kullanımına ilişkin verileri paylaşan Hacısüleyman, ilk dilimde 3 bin 420, ikinci dilimde bin 265 olmak üzere toplam 4 bin 685 üyenin ATSO’dan belge aldığını açıkladı. Hacısüleyman, nefes kredisinin tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak, "Üretimi sürdürebilmek ve istihdamı koruyabilmek için iş dünyamızın kredi ihtiyacı nefes kredisi tanımının ötesine geçiyor. Üretim yapan işletmelerimize kaynak bulunması artık zorunluluktur" ifadelerini kullandı. "Maliyet baskısı iş dünyasını zorluyor" Enflasyon ve faiz beklentilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hacısüleyman, ekim ayı enflasyonunun yüzde 2.55, yıllık enflasyonun ise yüzde 32,87 olduğunu hatırlatarak yıl sonu için yüzde 32 civarında bir enflasyon öngördüklerini belirtti. 11 Aralık’taki faiz indirimi toplantısında 1–1,5 puanlık düşüş beklendiğini ifade eden Hacısüleyman, asgari ücret konusundaki tartışmalara da değinerek, "Asgari ücrete yüzde 25–30 arasında bir artış konuşuluyor. Ancak oran ne olursa olsun çalışan için yeterli olmayacak, işveren için ise maliyet baskısı artacaktır. Eğitim, gıda ve sağlık maliyetlerinin mutlaka kontrol altına alınması gerekiyor" dedi. Hacısüleyman, asgari ücretin işverene maliyetinin hâlihazırda 30 bin lira civarında olduğunu hatırlattı. "Festival adı altında haksız rekabet" Tekstil sektörüyle ilgili denetim ve eşitlik çağrısını yineleyen Hacısüleyman, düğün salonlarında "festival" adı altında yapılan satışların haksız rekabet oluşturduğunu belirterek, "Bir düğün salonunda, şık bir isim verilerek "dev marka ve festival buluşması" adı altında yapılan ticaret modeli kabul edilemez. Tekstilci arkadaşlarımız mağaza açıyor, kira ödüyor, stopaj ödüyor, maliyetleri var. Ancak bir düğün salonunda festival adı altında ticaret yapılması hem eşitlik ilkesine hem etik kurallara aykırıdır. Bakanlığa yazılarımızı yazdık, konunun takipçisiyiz" dedi.
26 Kasım 2025 Çarşamba - 13:14
Şekerbank’tan KOBİ’lerin yeşil dönüşümüne finansman desteği
Şekerbank, Gaziantep Sanayi Odası Mesleki Eğitim Merkezi (GSOMEM) ile KOBİ’lerin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmalarına destek olmak üzere iş birliği gerçekleştirdi. Bu iş birliğiyle Şekerbank, Gaziantep Sanayi Odası’na (GSO) bağlı KOBİ’ler başta olmak üzere, yeşil dönüşüm yatırımı yapacak tüm firmalara finansman desteği sunacak. Şekerbank, Gaziantep Sanayi Odası Mesleki Eğitim Merkezi (GSOMEM) ile KOBİ’ler öncelikli olmak üzere ihracatçıların yeşil dönüşüm süreçlerini desteklemek amacıyla stratejik bir iş birliği gerçekleştirdi. Gaziantep Sanayi Odası’nda (GSO) düzenlenen imza töreninde protokol Şekerbank Kurumsal ve Ticari Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Özlem Selçuk Erkan, GSO Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi ve GSO Yönetim Kurulu Üyesi ve GSOMEM Yönetim Kurulu Başkanı Ali Can Koçak arasında imzalandı. Törene ayrıca Şekerbank Sürdürülebilir Finansman Grup Başkanı Aslıhan Gemici, Şekerbank Güneydoğu Anadolu Bölge Müdürü Murat Özdenvar, GSO Genel Sekreteri Yusuf İzzettin İymen, Genel Sekreter Yardımcıları İbrahim Çalı, Kübra Kayın ve Şekerbank heyeti katıldı. İş birliği kapsamında Banka, KOBİ’ler öncelikli olmak üzere, karbonsuzlaşma kapsamında yatırım yapmak isteyen firmalara, Türkiye’nin ilk enerji verimliliği ürünü olan EKOkredi aracılığıyla finansman imkânı sunacak. Yapılan açıklamaya göre, Gaziantep Sanayi Odası Mesleki Eğitim Merkezi ise yeşil dönüşümü odağına alan şirketlere; yatırımlarının çevresel etkilerinin değerlendirilmesi, enerji verimliliğinin artırılması, atık yönetimi ve döngüsel ekonomi uygulamalarının hayata geçirilmesi konularında mentörlük vererek, "Yatırım Emisyon Etki Değerlendirme" raporlarının hazırlanmasına destek olacak. Bu raporlar rehberliğinde banka, enerji verimliliği, yenilenebilir enerji ve sürdürülebilir üretim odaklı projeleri finanse edecek. Ayrıca bankanın kendi kaynaklarıyla geliştirdiği ve firmaların karbon emisyonu ve su tüketimi hesaplamalarına olanak tanıyan Carbonmap platformuna ücretsiz erişim sağlanacak. Böylece KOBİ’lerin hem finansmana erişimi kolaylaşacak hem de çevresel etkilerinin azaltılması konusunda bilinçlendirilerek sürdürülebilirlik faaliyetlerindeki rekabet gücü artırılacak. "Ticari ve KOBİ müşterilerimizin yeşil dönüşüm hedeflerini desteklemeye devam edeceğiz" Şekerbank Kurumsal ve Ticari Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Özlem Selçuk Erkan iş birliğinin Ticari ve KOBİ müşteriler öncelikli olmak üzere, firmaların karbonsuzlaşma süreçlerinde ve yeşil dönüşüm projelerinin kalkındırılmasına yönelik önemli bir fırsat olduğunu belirterek şunları söyledi: "Sürdürülebilir bankacılıktaki birikimimizi, üretim ve ihracat hacmiyle ülkemiz ekonomisine yön veren Gaziantep’in yeşil dönüşüm sürecine aktarıyoruz. GSOMEM ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, Ticari ve KOBİ müşterilerimizin karbon ayak izini azaltan yatırımlarına finansman erişimini kolaylaştırırken, yeşil ekonomiye geçiş sürecinde bölgesel kalkınmaya da katkı sağlayacak. Banka olarak Ticari ve KOBİ müşterilerimizin yeşil dönüşüm hedeflerini desteklemeye devam edeceğiz." "Gaziantep sanayisinin rekabet gücünü sürdürülebilirlik odaklı projelerle daha da güçlendiriyoruz" GSO Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, protokolün Gaziantep sanayisinin yeşil dönüşüm yolculuğunda önemli bir adım olduğunu belirterek şöyle konuştu: "Sanayimizin geleceğini sürdürülebilir üretim modelleri belirliyor. KOBİ’lerimizin yeşil dönüşüme uyumu hem ihracatta rekabet gücünü korumaları hem de küresel standartlara uygun üretim yapmaları için kritik öneme sahip. Banka ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, firmalarımızın finansmana erişimini kolaylaştırırken aynı zamanda yeşil dönüşüm süreçlerine profesyonel bir rehberlik sağlayacak. Gaziantep olarak çevresel sorumluluklarımızın farkındayız ve sürdürülebilirlik odaklı tüm projeleri desteklemeye devam edeceğiz." "GSOMEM olarak firmalarımıza dönüşüm süreçlerinde teknik rehberlik sağlamaktan memnuniyet duyuyoruz" GSO Yönetim Kurulu Üyesi ve GSOMEM Yönetim Kurulu Başkanı Ali Can Koçak ise iş birliğinin saha uygulamalarına yansıyacak güçlü bir model sunduğunu ifade ederek şunları dile getirdi: "Gaziantep sanayisinin yeşil dönüşüm sürecine teknik anlamda katkı sunmak bizim temel hedeflerimiz arasında yer almaktadır. Bu kapsamda firmalarımızın yatırımlarının çevresel etkilerini ölçmek, enerji verimliliği ve döngüsel ekonomi uygulamalarını geliştirmek için mentörlük sağlayacağız. Hazırlayacağımız ‘Yatırım Emisyon Etki Değerlendirme’ raporları, sanayicilerimize yol gösterici olacak. Şekerbank ile başlattığımız bu iş birliğinin, bölgemizde sürdürülebilir üretim kültürünün yerleşmesine önemli katkılar sağlayacağına yürekten inanıyoruz."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder