EKONOMİ
İkinci el araç piyasasında durgunluk yaşanıyor 03 Mart 2026 Salı - 20:18:22 Düzce’de otomotiv sektörü 2026 yılına durgunlukla başlarken, sektör temsilcileri yatırımcıların farklı alanlara yönelmesinin piyasaya yansımalarını değerlendiriyor. Düzce’de uzun yıllardır galericilik yapan İhsan Açıkgöz, 2026 yılı itibariyle otomotiv piyasasında yaşanan durgunluğa ilişkin açıklamalarda bulundu. Piyasalardaki yön değişimlerinin sektörü doğrudan etkilediğini belirten Açıkgöz, araç alım satımında ciddi bir yavaşlama yaşandığını ifade etti. Geçmiş yıllarda kripto para borsalarındaki yükseliş dönemini hatırlatan Açıkgöz, "Kripto para artarken herkes o işin uzmanıydı. Ardından araç fiyatları yükseldi, bu kez herkes araç satış uzmanı oldu. Şimdi ise altın ve gümüş yükseliyor, herkes bu alanın uzmanı kesildi" dedi. 30 yılı aşkın süredir galericilik yaptıklarını belirten Açıkgöz, çok iyi ve çok kötü piyasa dönemleri gördüklerini vurguladı. "Araç satışı eş-dost üzerinden dönüyor" Mevcut dönemde araç alım satımının büyük ölçüde tanıdık çevre üzerinden gerçekleştiğini söyleyen Açıkgöz, şehir dışından araç alımının ciddi oranda azaldığını kaydederek, "İnsanlar artık ’Arabamı satayım’ diye galerilere koşmuyor. Sadece eş, dost ve tanıdık vasıtasıyla alım satım yapılıyor. Şehir dışından araç almaya kimse sıcak bakmıyor. Çünkü dışarıdan alınan araçlarda yaşanan sorunlar güveni zedeledi. Bu nedenle alışveriş daha çok bilindik çevrede dönüyor" diye konuştu. Altın ve gümüş yatırımı araç satışını etkiliyor Araç satışlarındaki düşüşün başlıca nedenlerinden birinin yatırım tercihlerindeki değişim olduğunu belirten Açıkgöz, vatandaşların birikimlerini otomobile bağlamak yerine altın ve gümüşe yöneldiğini söyleyerek, "Altın ve gümüş sürekli yükseliyor. İnsanlar parasını faize ya da kıymetli metallere yatırıyor. Yüksek faiz oranları da piyasayı etkiliyor. Çoğu esnaf şu an kâr etmiyor, sadece günü kurtarıyor. Ancak müşteri portföyü güçlü olan işletmeler ayakta kalabiliyor" şeklinde konuştu. "Savaş bitmeden piyasaların düzelmesini beklemek yanlış" Altın ve gümüş fiyatlarındaki yükselişi de küresel gelişmelere bağlayan İhsan Açıkgöz, piyasaların normalleşmesi için uluslararası gerilimlerin sona ermesi gerektiğini savunarak, "Altın ve gümüş savaş odaklı yükseliyor. Ne zaman savaşlar biter, o zaman bu emtialarda gerileme olur. Ardından araç ticareti, arsa ve konut piyasası yeniden hareketlenir. Ancak savaşlar bitmeden eski düzenin geri gelmesini beklemek doğru olmaz" ifadelerini kullandı.
03 Mart 2026 Salı - 20:05 İkinci el araç piyasasında durgunluk yaşanıyor Düzce’de otomotiv sektörü 2026 yılına durgunlukla başlarken, sektör temsilcileri yatırımcıların farklı alanlara yönelmesinin piyasaya yansımalarını değerlendiriyor. Düzce’de uzun yıllardır galericilik yapan İhsan Açıkgöz, 2026 yılı itibariyle otomotiv piyasasında yaşanan durgunluğa ilişkin açıklamalarda bulundu. Piyasalardaki yön değişimlerinin sektörü doğrudan etkilediğini belirten Açıkgöz, araç alım satımında ciddi bir yavaşlama yaşandığını ifade etti. Geçmiş yıllarda kripto para borsalarındaki yükseliş dönemini hatırlatan Açıkgöz, "Kripto para artarken herkes o işin uzmanıydı. Ardından araç fiyatları yükseldi, bu kez herkes araç satış uzmanı oldu. Şimdi ise altın ve gümüş yükseliyor, herkes bu alanın uzmanı kesildi" dedi. 30 yılı aşkın süredir galericilik yaptıklarını belirten Açıkgöz, çok iyi ve çok kötü piyasa dönemleri gördüklerini vurguladı. "Araç satışı eş-dost üzerinden dönüyor" Mevcut dönemde araç alım satımının büyük ölçüde tanıdık çevre üzerinden gerçekleştiğini söyleyen Açıkgöz, şehir dışından araç alımının ciddi oranda azaldığını kaydederek, "İnsanlar artık ’Arabamı satayım’ diye galerilere koşmuyor. Sadece eş, dost ve tanıdık vasıtasıyla alım satım yapılıyor. Şehir dışından araç almaya kimse sıcak bakmıyor. Çünkü dışarıdan alınan araçlarda yaşanan sorunlar güveni zedeledi. Bu nedenle alışveriş daha çok bilindik çevrede dönüyor" diye konuştu. Altın ve gümüş yatırımı araç satışını etkiliyor Araç satışlarındaki düşüşün başlıca nedenlerinden birinin yatırım tercihlerindeki değişim olduğunu belirten Açıkgöz, vatandaşların birikimlerini otomobile bağlamak yerine altın ve gümüşe yöneldiğini söyleyerek, "Altın ve gümüş sürekli yükseliyor. İnsanlar parasını faize ya da kıymetli metallere yatırıyor. Yüksek faiz oranları da piyasayı etkiliyor. Çoğu esnaf şu an kâr etmiyor, sadece günü kurtarıyor. Ancak müşteri portföyü güçlü olan işletmeler ayakta kalabiliyor" şeklinde konuştu. "Savaş bitmeden piyasaların düzelmesini beklemek yanlış" Altın ve gümüş fiyatlarındaki yükselişi de küresel gelişmelere bağlayan İhsan Açıkgöz, piyasaların normalleşmesi için uluslararası gerilimlerin sona ermesi gerektiğini savunarak, "Altın ve gümüş savaş odaklı yükseliyor. Ne zaman savaşlar biter, o zaman bu emtialarda gerileme olur. Ardından araç ticareti, arsa ve konut piyasası yeniden hareketlenir. Ancak savaşlar bitmeden eski düzenin geri gelmesini beklemek doğru olmaz" ifadelerini kullandı.
03 Mart 2026 Salı - 18:21 İran-ABD-İsrail savaşı rotayı Şırnak’a çevirdi: Erbil uçakları Şerafettin Elçi Havalimanı’na iniyor İran ile ABD-İsrail arasında yaşanan savaş nedeniyle Irak’taki havalimanlarına iniş yapamayan uçaklar, Şırnak’taki Şerafettin Elçi Havalimanı’na iniş yapıyor. Ortadoğu’da devam eden savaş ve güvenlik riskleri nedeniyle Erbil Uluslararası Havalimanı’na iniş yapamayan yolcu uçakları, rotalarını Şırnak Şerafettin Elçi Havalimanı’na çevirdi. Özellikle Irak hava sahasındaki hareketlilik nedeniyle Şırnak’a iniş yapan uçaklardaki yolcular, burada işlemlerini tamamladıktan sonra karayolu üzerinden Habur Sınır Kapısı’nı kullanarak Irak’a geçiş yapıyor. Bölgedeki yoğunluk nedeniyle tarifeli seferlerin yanı sıra çok sayıda özel uçuşun da Şırnak’a yönlendirildiği öğrenildi. Bölgedeki zorunlu rota değişikliğinin yanı sıra Şırnak Şerafettin Elçi Havalimanı tarihi bir güne tanıklık etti. Erbil Havayolları tarafından icra edilen operasyonla, Almanya’nın Düsseldorf şehrinden Şırnak’a ilk direkt dış hat uçuşu gerçekleştirildi. Erbil Havayolları’na ait uçakla Düsseldorf’tan gelen 145 yolcu Şırnak’a iniş yaparken, aynı uçak Şırnak’tan 170 yolcu alarak havalandı. Havalimanı yetkilileri ve vatandaşlar, yaşanan bu hareketliliğin Şırnak’ın bölgesel bir lojistik ve ulaşım merkezi olma potansiyelini artırdığına dikkat çekiyor. Irak’a gitmek için Şırnak’ı tercih eden yolcular, sunulan hizmetten ve ulaşım kolaylığından memnun olduklarını dile getirirken, havalimanındaki yoğunluğun önümüzdeki günlerde de devam etmesi bekleniyor.
Gazze’ye ayni ve nakdi destek sağlanacak
03 Mart 2026 Salı - 09:41 Gazze’ye ayni ve nakdi destek sağlanacak Düzce Belediye Meclisi, mart ayı birinci birleşimi Meclis Başkan vekili Av. Ali Dilber başkanlığında yapıldı. Gazze’ye, Ramazan ayı dolayısıyla insani yardım desteği sağlanması, akaryakıt tankeri ve minibüs alımı görüşüldü. Konuralp Belediye Hizmet Binası Meclis Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen meclis toplantısında, 29 gündem maddesi ele alındı. Bir önceki birleşime ait meclis tutanak özetinin oylanması sonrası gündem maddelerine geçildi. Toplantının ilk gündem maddesinde, belediye meclisi kararıyla kardeş şehir ilan edilen Gazze’ye, Ramazan ayı dolayısıyla insani yardım desteği sağlanması görüşüldü. Gazze’de acil insani yardım faaliyetlerini yürüten Deniz Feneri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği aracılığıyla ayni ve nakdi yardım yapılabilmesi için Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’ye sözleşme imzalama yetkisi verilmesi talebi oy birliğiyle kabul edildi. Şartlı bağış Düzce Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü’ne, Fransa’da faaliyet gösteren bir dernek tarafından arama-kurtarma çalışmalarında kullanılmak üzere dinleme cihazı ve arama kamerası şartlı bağışlanmasına ilişkin talep de oy birliğiyle kabul edildi. Destek Hizmetleri Müdürlüğü’nden Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’ne ödenek aktarılması ile Yazı İşleri Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Düzce Belediyesi Bütçe İçi İşletmesi’nin Mali Hizmetler Müdürlüğü’ne devredilmesine ilişkin talepler Plan ve Bütçe Komisyonu’na havale edildi. Ayrıca, Düzce Belediyesi Bütçe İçi İşletmesi’nin faaliyet alanının genişletilmesi de gündeme geldi. Laboratuvarının kurulması görüşüldü Buna göre; beton, çelik ve yapı malzemelerinin fiziksel, kimyasal ve mekanik testlerinin yapılacağı akredite bir yapı laboratuvarının kurulması, işletilmesi ve yönetilmesi; laboratuvar yatırım fizibilitesi, teknik altyapı planlaması, ekipman seçimi, akreditasyon süreçleri ve kalite yönetim sistemlerinin hazırlanması; şantiye ve saha hizmetleri kapsamında numune alma, taşımacılık ve test hizmetlerinin yürütülmesi ile uzman kadro aracılığıyla laboratuvar operasyonlarının gerçekleştirilmesi ve raporlama faaliyetlerinin eklenmesi talebi de Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülecek. Elektronik haberleşme altyapısı ve geçiş hakkı ücretlerinde tarife değişikliği yapılmasına ilişkin talep de Plan ve Bütçe Komisyonu’na sevk edildi. Araç alınacak Belediye hizmetlerinde kullanılmak üzere akaryakıt tankeri ile 17+1 koltuklu dizel minibüs alımına ilişkin talepler de Plan ve Bütçe Komisyonu’na gönderildi. İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü Çalışma Yönetmeliği’nde değişiklik yapılmasına ilişkin madde ise Hukuk Komisyonu’na havale edildi. İmar gündemde Toplantıda ayrıca trampa, imar planı değişikliği, yapı yaklaşma mesafesi, yapılaşma şartları ve itirazlara ilişkin çeşitli talepler görüşülmek üzere İmar Komisyonu’na sevk edildi.
Savaş gölgesinde piyasalar: Yatırımcı rotayı altın ve gümüşe çevirdi
02 Mart 2026 Pazartesi - 20:59 Savaş gölgesinde piyasalar: Yatırımcı rotayı altın ve gümüşe çevirdi Küresel ölçekte artan jeopolitik gerilimlerin enerji ve emtia piyasalarında sert dalgalanmalara yol açtığı değerlendirilirken, uzmanlar güvenli liman talebinin yeniden altın ve gümüşe yöneldiğine dikkat çekiyor. ABD-İsrail hattında İran’a yönelik operasyonlar ve karşılıklı misillemeler sonrası artan tansiyon, özellikle Hürmüz Boğazı üzerinden enerji arzına ilişkin endişeleri gündeme taşıdı. Krizle birlikte petrol fiyatlarında yukarı yönlü hareket hızlanırken, yatırımcıların riskten kaçınma eğilimi doğrultusunda altın ve gümüşte de güçlü alımlar gözlendi. Jeopolitik risklerin ekonomik verilerin önüne geçtiği bir fiyatlama dönemine girildiği belirtiliyor. DEMAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş, yaşanan gelişmelerin yalnızca bölgesel değil küresel sistem açısından da kırılma anlamı taşıdığını belirterek, "Artık dünyada belirleyici olan şey ekonomik veriler değil, jeopolitik kırılmalardır. Uluslararası kurumların caydırıcılığı zayıflamış durumda. Gücün belirlediği bir düzen zaten vardı; fakat bugün o düzenin bile kuralları ortadan kalkıyor. Bu durum tüm küresel sistemi etkiliyor" dedi. "Bugün altın fiyatını sadece enflasyon, faiz ya da dolar belirlemiyor" Kitiş, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmelerin enerji piyasaları açısından kritik olduğuna işaret ederek, bu hattın küresel petrol ticareti için stratejik önem taşıdığını vurguladı. Boğazdaki risk algısının artmasının petrol fiyatlarını yukarı çektiğini belirten Kitiş, arz daralması ihtimalinin fiyatlar üzerindeki baskıyı artırabileceğini ifade etti. Jeopolitik belirsizlik dönemlerinde yatırımcıların ilk yöneldiği varlıkların altın ve gümüş olduğunu belirten Kitiş, mevcut sürecin klasik ekonomik dinamiklerin ötesine geçtiğini dile getirerek, "Bugün altın fiyatını sadece enflasyon, faiz ya da dolar belirlemiyor. Siyasi ve askeri gelişmeler artık fiyatlamanın ana unsuru haline geldi. Ekonomik veriler ikinci planda kalıyor. Uzun vadede altının yükseliş eğilimi sürecektir. Çünkü belirsizlik geçici olabilir ama güven arayışı kalıcıdır. Devletler ve merkez bankaları rezerv tercihlerinde altını artırmaya devam ediyor. Bu yapısal bir dönüşümdür" diye konuştu. "Petrol artışı enflasyon baskısını tetikleyebilir" Petrol fiyatlarındaki yükselişin küresel enflasyon üzerinde yeniden baskı oluşturabileceği, bunun da merkez bankalarının para politikalarını etkileyebileceği değerlendiriliyor. Enerji maliyetlerindeki artışın hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde büyüme üzerinde sınırlayıcı etki oluşturabileceği ifade ediliyor. Hususa ilişkin Kitiş, "Dünyada yaşanan bu kırılma, sadece askeri ya da siyasi bir gelişme değil; aynı zamanda küresel varlık dağılımının yeniden şekillendiği bir dönemdir. Faiz iner çıkar, piyasalar dalgalanır; fakat belirsizlik derinleşirse yatırımcı rotasını değiştirmez. Önümüzdeki süreçte geri çekilmelerin geçici olacağını, asıl yönün yukarı olduğunu düşünüyorum. Altın ve gümüşte hikâye bitmedi; aksine yeni başlıyor" şeklinde konuştu.
MTSO Başkanı Çakır: "Mersin, Doğu Akdeniz’de güvenli liman alternatifi"
02 Mart 2026 Pazartesi - 16:54 MTSO Başkanı Çakır: "Mersin, Doğu Akdeniz’de güvenli liman alternatifi" Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek muhtemel bir kapanmanın küresel enerji ve ticaret hatlarında zincirleme etki oluşturacağını belirterek, "Mersin, Doğu Akdeniz’de güvenli liman ve stratejik koridor alternatifi olarak öne çıkmaktadır" dedi. Amerika ile İran arasında yaşanan gerilim sonrası muhtemel gelişmelerin bölge ve Mersin ticaretine etkilerini değerlendiren Çakır, Hürmüz Boğazı’ndan günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol ve önemli miktarda LNG taşındığını hatırlattı. Geçişlerin aksaması halinde yalnızca enerji fiyatlarında değil; tahıl, pirinç, şeker, yem ham maddeleri ve petrokimya girdilerinde de maliyet baskısı oluşacağını ifade etti. Türkiye’nin, Basra kaynaklı petrol tedarikinin yaklaşık yüzde 20’sinin bu hattan etkileneceğini kaydeden Çakır, Enerji Bakanlığı’nın arz güvenliği açısından kısa vadede sorun öngörmediğini belirtti. Rusya, Azerbaycan ve Irak gibi alternatiflerin mevcut olduğunu dile getiren Çakır, Basra kaynaklı eksikliğin ikame edilebileceğini, ancak lojistik maliyetler ve sigorta primlerindeki artışın hem liman operasyonlarını hem de sanayiciyi etkileyeceğini söyledi. Navlun ve sigorta maliyetleri artabilir Katar kaynaklı LNG sevkiyatında yaşanabilecek kesintilerin deniz trafiğini yavaşlatabileceğine işaret eden Çakır, alternatif rotalara yönelimin navlun ücretlerini yüzde 15-30 artırabileceğini belirtti. Artan savaş ve risk primlerinin sigorta maliyetlerini yükselteceğini, bunun da gemi işletme giderleri üzerinden ihracatçı ve ithalatçı firmalara ek yük getireceğini kaydetti. Petrol fiyatlarındaki artışın Mersin’deki akaryakıt ithalatı ve dolum tesisleri üzerinde maliyet baskısı oluşturabileceğini ifade eden Çakır, Irak kaynaklı ham petrol transit akışındaki gecikmelerin de antrepo ve dolum tesislerini etkileyebileceğini dile getirdi. "Mersin güvenli alternatif" Basra Körfezi’nde güvenlik riskinin artması halinde Irak ve çevre ülkelerin alternatif transit güzergah arayışına hız vereceğini vurgulayan Çakır, Mersin’in kara ve demir yolu bağlantılarıyla stratejik avantaj sunduğunu söyledi. Limanın 3,6 milyon TEU kapasitesiyle bölgenin en güçlü merkezlerinden biri olduğunu ifade eden Çakır, Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı ve Irak kaynaklı petrol trafiğinde artış yaşanabileceğini, Mersin’in Doğu Akdeniz’de güvenli liman olarak konumlanacağını kaydetti. Kalkınma Yolu ve Mersin-Filyos Koridoru Irak’ın Fav Limanı’ndan başlayarak Türkiye’ye uzanması planlanan Kalkınma Yolu Projesi’nin bu tür krizlere karşı stratejik önem taşıdığını belirten Çakır, projenin demir yolu, kara yolu ve enerji nakil hatlarını kapsadığını ifade etti. Hatların Adana ve Mersin’e bağlanmasıyla Türkiye’nin krizlere karşı daha dirençli hale geleceğini dile getirdi. MTSO’nun gündeme getirdiği Mersin-Filyos Koridorunun da kuzey-güney lojistik entegrasyonu açısından kritik olduğunu belirten Çakır, Afrika üzerinden Avrupa’ya ulaşan yüklerin 45 günde, Süveyş üzerinden 35 günde, Orta Koridor üzerinden 25 günde taşındığını; Kalkınma Yolunun ise 20 günün altına inebilecek süre avantajı sunduğunu söyledi. Küresel projelerde belirsizlik Çakır, Çin’in İran geçişli Kuşak ve Yol kara hattı ile Hindistan merkezli IMEC (BAE-İsrail) ve INSTC (İran-Rusya) projelerinin mevcut jeopolitik riskler nedeniyle belirsizlik yaşadığını ifade etti. Deniz yolu güvenliğinin azalması halinde gemilerin Ümit Burnu’nu dolaşmak zorunda kalabileceğini, bunun da teslimat sürelerini 15-20 gün uzatacağını belirtti. Artan enerji maliyetlerinin küresel enflasyonu tetikleyebileceğini kaydeden Çakır, "Avrupa için Türkiye ve Mersin, ham madde ve ara mal tedarikinde en yakın ve güvenilir üretim üssü olarak öne çıkacaktır" dedi. "Kendi koridorlarımızı oluşturmak zorundayız" Tek bir hatta bağlı kalınmaması gerektiğini vurgulayan Çakır, MTSO olarak tüm riskleri değerlendirdiklerini ve ilgili kamu kurumlarıyla koordinasyon içinde alternatif senaryolar üzerinde çalıştıklarını söyledi. Sanayici, ihracatçı ve lojistik sektörünü muhtemel maliyet artışlarına karşı hazırlamak için aktif şekilde çalıştıklarını belirten Çakır, Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek bir güvenlik krizinin Mersin Limanı’nda doğrudan fiziksel kesinti oluşturmasının beklenmediğini, kısa vadede asıl etkinin enerji, navlun ve gıda emtia fiyatları üzerinden hissedileceğini sözlerine ekledi.
TAB Gıda’nın sistem geneli satışları yüzde 52 artışla 62,5 milyar TL’ye ulaştı
02 Mart 2026 Pazartesi - 16:20 TAB Gıda’nın sistem geneli satışları yüzde 52 artışla 62,5 milyar TL’ye ulaştı TAB Gıda, 2025 yılını finansal ve operasyonel açıdan güçlü bir performansla kapattığını duyurdu. Burger King, Sbarro, Popeyes, Arby’s, Usta Dönerci, Usta Pideci ve Subway markalarının faaliyetlerini sürdüren şirket, sistem genelindeki satışlarını hem kendi işletmeleri hem de franchise restoranları dahil olmak üzere yüzde 52 artışla 62,5 milyar TL’ye yükseltti. TAB Gıda, 2025 yılında da kârlı büyüme çizgisini sürdürürken reel bazda hasılatını yüzde 14 artırdı, FAVÖK’ünü ise reel olarak yüzde 7 büyüterek 9,7 milyar TL’ye çıkardı. Şirket, yüzde 20,4 FAVÖK marjı gerçekleştirdi. Operasyon, İnsan Kaynakları, İç Denetim, İdari İşler ve Bilgi Teknolojilerinden Sorumlu Genel Müdür Gökhan Asok, şu değerlendirmelerde bulundu: "2025 yılında operasyonel yetkinliklerimizi genişletmek en önemli önceliklerimiz arasında yer aldı. Restoran içi süreçlerde kalite standardizasyonunu sağlamak, gıda güvenliğini güçlendirmek ve hizmet hızını artırmak için dijital çözümler, otomasyon teknolojileri ve çevik süreç yönetimi yaklaşımlarını devreye alarak verimliliğimizi yükselttik. Self-servis kiosklar, menüboard’lar, online dijital sipariş kanalları, otomasyon destekli mutfak uygulamaları ve veri tabanlı talep planlama sistemleri sayesinde, misafir deneyimini güçlendirirken operasyonel yükümüzü hafiflettik. 2025 yılı sonu itibarıyla restoranlarımızda toplam 2.600’den fazla self-servis sipariş ekranı kurduk. Dijital satışlar, toplam satışlarımızın yüzde 50’sini aşarak büyümemize önemli bir katkı sağladı. Ayrıca, paket servis siparişlerinde yüzde 22 artışla 57 milyon fiş sayısına ulaştık." İnsan kaynağını stratejik bir değer olarak görmeye devam ettiklerini belirten Asok, "Çalışan eğitimi, yetenek yönetimi, iç iletişim, fırsat eşitliği ve kapsayıcılık başlıklarında yürüttüğümüz programlarla çalışanlarımızın mesleki ve kişisel gelişimine yatırım yapmaya devam ettik. İç denetim ve kontrol mekanizmalarımızla şirket içi yönetim kalitemizi artırırken, bilgi güvenliği ve veri koruma alanlarında uluslararası standartlara uyum sağlayan teknolojik altyapımızı güçlendirdik. Tüm bu gelişmeler, TAB Gıda’nın operasyonel sürdürülebilirliğini destekleyen ve şirketi geleceğe daha etkin hazırlayan temel bileşenler oldu" dedi. TAB Gıda’nın kaydettiği finansal ve operasyonel sonuçları değerlendiren Finans, Mali İşler, Franchise ve Yatırımcı İlişkilerinden Sorumlu Genel Müdür Özgür Çetinkaya, 2025 yılının önemli bir dönüm noktası olduğunu vurgulayarak şunları belirtti: "2025 yılını, belirlediğimiz hedeflerin de ötesine geçerek tamamladık. Reel bazda yüzde 14 hasılat büyümesi kaydederken, FAVÖK’ümüzü reel olarak yüzde 7 artırarak 9,7 milyar TL’ye ulaştırdık. FAVÖK marjımızı yüzde 20,4 seviyesinde gerçekleştirerek kârlı büyüme hedeflerimizi yakaladık. Toplam varlıklarımızı reel olarak yüzde 15 artırdık ve öz kaynaklarımızda yüzde 7 büyüme sağladık. Finansal yönetim yaklaşımımızı 2025 yılında da verimlilik ve sürdürülebilir büyüme eksenlerinde ele aldık. Gelir yapısını destekleyen operasyonel iyileştirmeler, etkin maliyet yönetimi, yatırım disiplinine dayalı karar alma süreçlerimiz ve güçlü franchise yapımızın katkısı, kârlılığımızı destekledi" dedi. Çetinkaya, TAB Gıda’nın genişleyen restoran ağına ve franchise modelinin başarısına dikkat çekerek, sözlerine şöyle devam etti: "Restoran ağımızı genişletmeye kararlılıkla devam ettiğimiz 2025 yılında toplam 226 yeni restoran açarak restoran sayımızı 2.030’a ulaştırdık. 2 bin restoran hedefimizi aşarak önemli bir kilometre taşını geride bıraktık. Franchise restoranların portföyümüzdeki payı yüzde 44 olarak gerçekleşirken, 893 franchise lokasyonuyla ve 1.137 TAB işletmesiyle dengeli bir büyüme modeli sürdürdük." TAB Gıda’nın pazarlama stratejileri ve marka portföyünün gücüne vurgu yapan Pazarlama ve Strateji, Paket Servis, Kurumsal Ticari İlişkilerden Sorumlu Genel Müdür Sinan Ünal: "Geniş marka portföyümüz, farklı tüketici segmentlerine hitap eden yapısıyla bize önemli bir rekabet avantajı kazandırıyor. 2025’te gerçekleşen pazarlama yatırımlarımızla misafir deneyimini güçlendirmek üzere marka bilinirliğini artıran ve menü inovasyonunu destekleyen yenilikçi bir anlayışı hayata geçirdik. Veri analitiği ve yapay zekâ uygulamalarıyla kişiselleştirilmiş müşteri deneyimi sunmayı önceliklendirdik. Strateji odaklı karar alma süreçlerimiz, markalarımızın konumlandırmasını güçlendirirken kurumsal ticari ilişkiler kapsamındaki iş birliklerimiz, tedarik zinciri verimliliğimizi ve erişilebilirliğimizi destekledi" dedi. Ünal sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu güçlü ve kârlı büyüme vizyonumuzu, tüm paydaşlarımızın desteğiyle gerçekleştirdik. Ortak çabalarımız, vizyonumuzu daha ileri taşımamıza ve birlikte başarıya ulaşmamıza olanak sağlıyor. 2026 yılında, dijitalleşme, otomasyon, operasyonel verimlilik, sürdürülebilirlik ve deneyim odaklı büyüme, kurumsal stratejilerimizin odağında yer almaya devam edecek. Misafirlerimize güvenilir, lezzetli ve erişilebilir ürünler sunma taahhüdümüzle, tüm paydaşlarımız için sürdürülebilir değer oluşturan süreçlerimizi geliştirmeye kararlılıkla devam edeceğiz."
İlan sektöründe rekabet krizi: "Tekelleşmeye karşı alternatif site engelleniyor"
02 Mart 2026 Pazartesi - 16:14 İlan sektöründe rekabet krizi: "Tekelleşmeye karşı alternatif site engelleniyor" İlan sektöründe yıllardır tekelleşmiş sarı ilan sitesine karşı alternatif olarak açılan satarız.com’un reklam filmleri kaldırılarak engellenmeye çalışılıyor. Yönetim Kurulu Başkanı Sezer Ateş "Alternatif yoksa mecburiyet vardır" diyerek sektöre alternatif olarak geldiklerini ve mecburiyet devrinin biteceğini bu yüzden 3 yıl boyunca kurumsal üyelere sabit fiyat garantisiyle rekabet etmeye devam edeceklerini açıkladı. Türkiye’nin ilan sektöründe uzun yıllardır tek firma üzerinden yapılan ilanlar ve kullanıcıları zorunlu tutulan fahiş fiyatlar vatandaşları zor duruma soktu. Uzun yılların ardından tekelleşmeyi bitirmek için yola çıkan satarız.com Yönetim Kurulu Başkanı Sezer Ateş firmasına karşılık yapılan engellere ilişkin sosyal medya hesapları üzerinden açıklamalarda bulundu. Ateş, firması için yapılmış olan oyuncu Cengiz Küçükayvaz’ın oynadığı reklam filminin kaldırıldığını söyleyerek tekelleşmiş sektöre karşı halkın desteği ile her zaman dik duracaklarını dile getirdi. Ateş, bu konuyla ilgili aslında açıklamaya yapmak istemediğini ama reklamlarının yasaklandığını için mecbur kaldığını ifade etti. Reklamlar büyük emeklerle yapılan reklam filminin kaldırıldığını vurgulayan Ateş, "Ciddi prodüksiyonlarla emek emek hazırladığımız, on binlerce beğeni ve yorum alan sadece tekelleşmeyi anlattığımız reklamlarımız artık ne televizyonda ne sosyal medyada yayınlanamıyor. Ya bu sektörün tekel olduğu kanıtlanmış. Rekabet kurumu tarafından tekel olduğu ilan edilmiş" dedi. Tekelleşme sisteminin birçok ilan yapacak olan firmaya zarar verdiğini ifade eden Ateş; "Gayrimenkul danışmanları, oto galeri firmaları ve ilan yayınlamak için binlerce lira para veren herkes çekiyor. Lütfen şunu unutmayalım alternatif yoksa, mecburiyet vardır. Farkında mısınız bugüne kadar hiç kimse alternatif olamadı ve mecburiyet başladı. 5 liraya alacağımız hizmeti 100 liraya almak zorunda kaldık. Satarız.com sektöre gireli daha 5-6 ay olmasına rağmen çok beğenildi ve çok desteklendi. Sektöre ilk defa alternatif olmaya başladı" dedi. 1 Temmuz 2026’ya kadar mevcut ve üyelik başlatacak olan kurumsal üyelere 3 yıl boyunca zam yapılmayacağını aktaran Ateş; "Bizim büyüyerek alternatif olmamız rahatsız ediyor anlaşılan, sürekli mağdur oluyoruz. Madem öyle, işte böyle. 3 yıl boyunca tek kuruş fiyat artışı yapmıyorum. 1 Temmuz 2026 tarihine kadar kurumsal üyeliğini başlatan esnaflarımıza 3 yıl boyunca sabit fiyat garantisi veriyorum. İşte rekabet böyle olur, esnafın ve halkın yanında olmak böyle olur" dedi. Destekleyen herkes için teşekkür ettiğini ve sektörün rengini değiştiği aktaran Ateş, "Biz buradayız geri adım atmıyoruz. Daha adil bir piyasa için çalışmaya devam edeceğiz. Azmimizle, emeğimizle ve en önemlisi halkın desteğiyle bu tekeli kıracağız. Destekleriniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Ne diyodu bizim çocuklar? Sektörün rengi gerçekten değişiyor" ifadelerini kullandı. Öte yandan, Ateş’in sosyal medya üzerlerinden yaptığı paylaşım üzerine yoğun ilgi görürken binlerce kişi hem paylaştı hem de satarız.com’a destek mesajları geldi.
Altın fiyatlarında dalgalanma
02 Mart 2026 Pazartesi - 16:08 Altın fiyatlarında dalgalanma ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı saldırılarla birlikte yeni haftaya altın yükselişle başladı. Haftaya 5 bin 350 dolar seviyesini gören altının ons fiyatı, gün içinde geri çekildi. Tekrardan yükseliş kazanan altının ons fiyatı 5 bin 400 dolar seviyesini aştı. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla birlikte altının ons fiyatı yeni haftada 5 bin 350 dolar seviyelerini gördü. Artan jeopolitik gerilim, altın fiyatlarında dalgalanmalara yol açtı. Haftaya yükselişle başlayan altın daha sonra kısa süreli bir düşüş sergiledi. Geçtiğimiz ay 5 bin 595 dolar seviyesini gören ons altın, yeni haftada 5 bin 400 dolar seviyesinde bulunuyor. Kuyumcu Nasir Amcalar, piyasaların beklenen sert tepkiyi vermediğini belirterek, belirsizliğin sürmesi halinde fiyatların yeniden yukarı yönlü hareket edebileceğini, olası bir anlaşma durumunda ise kademeli bir gevşemenin görülebileceğini ifade etti. "Aslında beklenilen tepkiyi piyasalar vermedi diyebiliriz" Altının geçtiğimiz hafta sonu İsrail’in İran’ı vurma haberleriyle birlikte yükseldiğini vurgulayan kuyumcu Nasir Amcalar, "Gram altın 7 bin 400 liraydı. Gece saatlerinde yükselen altın haftaya düşüşle başladı. Sabah saatlerindeki fiyat 8 bin 50 TL’ydi ama şu andaki fiyat 7 bin 700 liralara kadar düştü. Önümüzdeki sürece bakacak olursak, bir anlaşma çıkarsa fiyatlarda biraz daha gevşeme devam edecektir. Belirsizlik ortamı devam ederse belki altın fiyatları burada kalabilir ya da kısmi bir yükseliş olabilir. Aslında beklenilen tepkiyi piyasalar vermedi diyebiliriz. Şu sıralar gram altın 7 bin 700 TL, çeyrek altın 12 bin 500 TL, yarım altın 25 bin TL ve tam altın ise 50 bin TL’den işlem görüyor. Bu akşam saat 5 sularında da Amerikan borsası saat farkından dolayı açılacak. Amerikan borsası açıldığında da biraz daha taşlar yerine oturmuş olacaktır muhakkak. Her iki taraf da barışçıl hareket eder ve bu belirsizlik çok fazla sürmezse fiyatlar belki gevşeyebilir. Yani gram altın 7 bin 500 liranın altına gelebilir. Ancak dediğimiz gibi tabii ki bu belirsizlik ortamı devam ettiği sürece hedef hep yukarıya doğru yükselmesi yönündedir" şeklinde konuştu. "Biz yeni bir rekor şu şartlarda, çok ekstrem bir olay olmadığı sürece beklemiyoruz" Gram altının Ocak ayında ticaret savaşları söylemleriyle 6 bin 300’den 8 bin liraya yükseldiğini belirten Amcalar, "Tekrardan 7 bin lira seviyelerine kadar düştü. Şu anda savaş ortamı var. Baktığımız zaman küresel piyasalarda konjonktürel olarak ve jeopolitik riskler olarak hakikaten hat safhada diyebileceğimiz bir zamanda altında bir düşüş söz konusu. Yani ons altın yükseliyor ama Cumartesi gününe göre düşük. Yani bakacak olursak biz yeni bir rekor şu şartlarda, çok ekstrem bir olay olmadığı sürece beklemiyoruz. Cumartesi günü gram altın alan çok fazlaydı. Söylemek gerekirse satabilecek gram altın bulamıyorduk. Ama bugün insanlar bekliyor. Yani fiyatta bir belirsizlik, bir dalgalanma söz konusu. Şu an satacak olan da bekliyor, alacak olan da şu an bekliyor" dedi.