EKONOMİ
Malatya TSO’dan Şevket Keskin’e tebrik ziyareti 09 Mart 2026 Pazartesi - 17:40:43 Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) yönetimi, Malatya Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Genel Kurulunda yeniden başkanlığa seçilen ve aynı zamanda MESOB Başkanı da olan Şevket Keskin’i ziyaret ederek, başarı dileklerini iletti. Ziyarette kentin yeniden imarı sürecinde sivil toplum kuruluşlarının ortak hareket etme kararlılığı vurgulandı. Malatya TSO Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, Meclis Başkanı Hakan Er ve yönetim kurulu üyeleriyle birlikte aynı zamanda Malatya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (MESOB) Başkanı olan Şevket Keskin’i ziyaret etti. Görüşmede esnaf ve tüccarın sorunlarının çözümü noktasında kurumlar arası istişarenin önemi üzerinde duruldu. Malatya TSO Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, Şevket Keskin’in tecrübesine dikkat çekerek, "Yıllardır Malatya’mıza hizmet eden Sayın Şevket Keskin’in yeniden güven tazelemesi ve yönetimiyle birlikte şehre faydalı olacağından şüphemiz yok. Kendisini tebrik ediyoruz. Bugüne kadarki süreçte Ticaret ve Sanayi Odası ile istişare içerisinde olması, esnafın, tüccarın ve sanayicinin birlikte hareket etme kültürünü güçlendirdiği için teşekkür ediyorum. TSO ve esnaf odaları arasındaki bu birlikteliği korumaya devam edeceğiz. Allah hayırlı etsin ve muvaffakiyet versin" dedi. Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Şevket Keskin ise ortak akıl vurgusu yaparak, "Ticaret ve Sanayi Odası ile Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği olarak ortak akılla Malatya’mıza hizmet etmeye çalışıyoruz. Kentteki en büyük sivil toplum örgütleri olarak uyum içerisinde üzerimize düşeni yapacağız. Biz Malatya için elimizi değil, gövdemizi taşın altına koyuyoruz. Yeri geldiğinde sorunları doğrudan Sayın Cumhurbaşkanımıza arz ettik. Geçtiğimiz günlerde yine ilettiğimiz talepler üzerine Sayın Cumhurbaşkanımız sorunların çözülmesi talimatını verdiler" diye konuştu. Kentin planlama sürecine dair eleştirilerini de paylaşan Keskin, açıklamalarını şu sözlerle tamamladı: "Çarşının planlanmasını ne Ticaret ve Sanayi Odası’na ne de sahada bizlere sordular. Kimse bir şey danışmadı. Vatandaş bize ‘Ne yaptınız?’ diye sorduğunda, bize sorulmayan bir konuda ne yapabiliriz? Ancak her fırsatta bakanlarımıza ve en üst makam olan Cumhurbaşkanlığına ulaşıp taleplerimizi ilettik. Türkiye’de en üst makam Cumhurbaşkanlığıdır. Sayın Cumhurbaşkanımıza da her fırsat bulduğumuzda sorun ve taleplerimizi arz ettik. Son olarak Malatya’yı ziyaret eden Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz’a da sorunlarımızı sunduk."
09 Mart 2026 Pazartesi - 17:09 Bursa’da APP plaka izdihamı...Kuyruk sokaklara taştı Trafikte standart dışı "APP plaka" kullananlara uygulanacak yüksek para cezalarının gündeme gelmesi üzerine Bursa’da sürücüler plaka değiştirmek için Şoförler Odası önünde uzun kuyruklar oluşturdu. Sabah saatlerinden itibaren Bursa Şoförler Odası önünde yoğunluk oluşurken, sürücüler saatlerce sıra beklemek zorunda kaldı. Yürürlüğe giren yeni düzenlemeye göre araçlarında standart dışı (APP) plaka kullandığı tespit edilen sürücülere ilk ihlalde 140 bin lira para cezası uygulanacağı ve sürücü belgelerine 30 gün süreyle el konulacağı açıklandı. Aynı ihlalin yıl içinde tekrar edilmesi durumunda ise cezanın 280 bin liraya kadar çıkabileceği ve ehliyete 60 gün süreyle el konulacağı belirtiliyor. Bu cezalarla karşılaşmak istemeyen çok sayıda sürücü, Bursa’daki Şoförler Odası’na giderek plakalarını değiştirmek için sıraya girdi. Sabah saatlerinden itibaren oluşan yoğunluk nedeniyle bazı sürücüler saatlerce bekledi. Plakasını değiştirmek için sıraya giren bir vatandaş yaşanan yoğunluğa tepki göstererek, "Yeni plakayla eski plaka arasında çok büyük bir fark yok. Yazıları biraz küçültmüşler, aralarındaki boşluğu azaltmışlar. Eskisinde bolt karakter vardı, mühür vardı ama barkod yoktu. Şimdi küçük farklar var" dedi. Yoğunluğun farklı ilçelerden gelen sürücüler nedeniyle oluştuğunu belirten bir vatandaş da, "Kestel’den gelen var, Gürsu’dan gelen var, Nilüfer’den gelen var. Ben Teleferik’ten geldim. Böyle olmaması gerekiyor. Her ilçede Şoförler Odası’nın bu işlemi yapması lazım. Yıldırım’da sordum, beni buraya yönlendirdiler. İnsanlar Ramazan ayında saatlerce bekliyor. Bu yoğunluğun azaltılması lazım" diye konuştu. Plaka değişimi için ödeme yaptığını da söyleyen vatandaş, "Notere 421 lira ödedik, buraya da 850 lira yatırdık. Toplamda yaklaşık 1.270 liraya mal oldu" ifadelerini kullandı. Şoförler Odası’nda işlemlerin 15.30’da sona erdiği öğrenildi.
09 Mart 2026 Pazartesi - 16:40 ASO Başkanı Ardıç: "Geleceğin güçlü ekonomileri, kadınlarını üretime tam entegre eden ekonomiler olacak" Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, "Geleceğin güçlü ekonomileri, kadınlarını üretime, yönetime ve girişimciliğe tam entegre eden ekonomiler olacaktır. Biz Ankara sanayisi olarak bu dönüşümün yalnızca parçası değil, öncüsü olmaya kararlıyız" dedi. Ankara Sanayi Odası (ASO) koordinatörlüğünde çalışmalarını sürdüren Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Ankara İl Kadın Girişimciler Kurulu’nun 4. İl Kurul Toplantısı ASO ev sahipliğinde gerçekleşti. Programda bir konuşma gerçekleştiren ASO Başkanı Seyit Ardıç, kadınların iş gücüne katılımının ve ekonomik hayattaki temsilinin, yalnızca toplumsal eşitlik meselesi değil aynı zamanda büyüme, verimlilik ve refahın da belirleyicisi olduğunu dile getirdi. Ardıç, kadın girişimciliği güçlendikçe ekonominin daha yenilikçi, daha dayanıklı ve daha kapsayıcı hale geldiğini de belirterek, "Ülkemizde 15-64 yaş arası kadınlarda iş gücüne katılım oranı son 12 yılda yüzde 33,8’den maalesef yüzde 36,5’e yükselmiş olsa da OECD ortalaması olan yüzde 66’nın hala oldukça gerisindeyiz. Bu tablo bize çok açık bir gerçeği gösteriyor, insan kaynağımızı ekonomik üretime yeterince dahil edemiyoruz. Bu durum yalnızca bir istihdam sorunu değil, aynı zamanda potansiyel büyüme hızımızı sınırlayan yapısal bir verimlilik meselesidir" açıklamasında bulundu. "Sanayi üretimine entegre olmada kadın girişimcilerimizin hala yapısal engeller bulunmakta" Kadın istihdamındaki her artışın üretim kapasitesine, verimliliğe ve kişi başına gelire doğrudan katkı sağladığına da dikkati çeken Ardıç, kadın girişimciliğinin ise bu dönüşümün en stratejik alanlarından biri olduğunu aktardı. Ardıç, Türkiye’de şirket sahipleri içinde kadın oranı hala yüzde 15-17 bandında olduğunu vurgulayarak, "Oysa kadın girişimcilerin kurduğu işletmelerin daha sürdürülebilir, daha disiplinli ve daha kapsayıcı bir yapıya sahip olduğu pek çok araştırmada ortaya konmuştur. TOBB Kadın Girişimciler Kurulu’nun çalışmaları, kadın girişimci sayısındaki artışın özellikle KOBİ ekosisteminde çarpan etkisi oluşturduğunu göstermektedir. Ancak finansmana erişim, teminat yapısı, ölçek büyütme ve özellikle sanayi üretimine entegre olma noktasında kadın girişimcilerimizin önünde hala yapısal engeller bulunmaktadır. Bu engelleri kaldırmak bir sosyal sorumluluk değil, bir rekabet zorunluluğudur. Çünkü bugün küresel rekabet yalnızca maliyetle değil; inovasyon, verimlilik ve kurumsal kalite ile belirlenmektedir" ifadelerine yer verdi. "Kadınların ekonomiye tam katılımı, kalkınmanın temel şartıdır" Dünya Ekonomik Forumu’nun 2025 Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu’nda Türkiye’nin sıralamasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ardıç, "Cinsiyet Uçurumu Raporu’na göre Türkiye, 148 ülke arasında 135. sırada yer alıyor. Ekonomik büyüme, yüksek katma değerli üretim ve küresel rekabet iddiası olan bir ülkenin, kadın-erkek eşitliğinde alt sıralarda yer alması sürdürülebilir değildir. Kadınların ekonomiye tam ve etkin katılımı bir sosyal politika tercihi değil, kalkınmanın da temel şartıdır" diye konuştu. "Araştırmalar yönetim kademelerinde kadın temsili arttıkça şirket performansının yükseldiğini gösteriyor" Ardıç, sanayi sektörünün Türkiye’nin yüksek katma değer üretme alanı olmasına rağmen bu sektördeki yönetim kademelerinde kadın oranının hala sınırlı olduğunun altını çizerek, "Yönetim kademelerinde kadın temsili arttıkça şirket performansının yükseldiğini, inovasyon kapasitesinin güçlendiğini ve kurumların krizlere karşı daha dayanıklı hale geldiğini gösteriyor. Yani mesele sadece eşitlik değil; aynı zamanda verimlilik, rekabet ve sürdürülebilir büyüme meselesidir. Türkiye’nin yüksek katma değerli üretim hedefi, teknoloji odaklı sanayi dönüşümü ve küresel rekabet iddiası düşünüldüğünde, yönetim masalarında kadınların daha güçlü temsil edilmesi artık bir tercih değil, ekonomik bir zorunluluktur. Kadınların yönetimde, üretimde ve karar süreçlerinde daha fazla yer almasını sağlayacak yapısal düzenlemeleri kararlılıkla hayata geçirmeliyiz. Ankara Sanayi Odası olarak biz bu anlayışı sözde değil, uygulamada hayata geçirmeye büyük önem veriyoruz" ifadelerini kullandı. "Geleceğin güçlü ekonomileri, kadınlarını üretime tam entegre eden ekonomiler olacak" Ardıç, Ankara sanayisi olarak yüksek teknoloji üretiminde güçlü bir altyapıya sahip olduklarını dile getirerek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Bu yapının sürdürülebilir olması için kadın mühendis, kadın teknisyen ve kadın yönetici sayısını artırmak zorundayız. Yüksek teknoloji üretiminde insan kaynağının niteliği belirleyicidir ve bu niteliği yarım kapasiteyle kullanma lüksümüz yoktur. Geleceğin güçlü ekonomileri, kadınlarını üretime, yönetime ve girişimciliğe tam entegre eden ekonomiler olacaktır. Biz Ankara sanayisi olarak bu dönüşümün yalnızca parçası değil, öncüsü olmaya kararlıyız. Bu noktada, Odamız koordinatörlüğünde çalışmalarını sürdüren TOBB Ankara Kadın Girişimciler Kurulumuzun faaliyetlerini de özellikle vurgulamak isterim. Sanayici yol arkadaşım Hande Öztürk’ün başkanlığında yürütülen özverili çalışmaların kadın girişimcilerimize ilham verdiğini ve güçlü bir vizyon kazandırdığını memnuniyetle takip ediyorum." TOBB Ankara Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Hande Öztürk ise 4’üncü İl Kurul Toplantılarını ’Kadın Eliyle Güçlenen Bir Ekonomi, Birlikte İnşa Edilen Bir Gelecek Vizyonu’ ile düzenlediklerini belirterek, kadınların eğitimden iş dünyasına, girişimcilikten yönetime her alanda aktif katılımının, sadece bireysel başarıları değil; toplumun ve ekonominin sürdürülebilir büyümesini de mümkün kıldığına dikkati çekti. Öztürk, kadınların ve kız çocuklarının elde ettiği hak ve kazanımlarının kutlandığı ve kadınların fırsat eşitliği için verdikleri mücadelenin ön planda olduğunu belirttiği 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü’nü de birlikte kutladı. Sunumlarından ardından ise TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Nurten Öztürk toplantıya çevrim içi videoyla katıldı. Program sunumların ardından basına kapalı olarak devam etti.
09 Mart 2026 Pazartesi - 15:37 Denizli’ye yabancı yatırımcıların ilgisi artıyor Denizli Ticaret Odası (DTO) Meclisi, aylık olağan toplantısını gerçekleştirdi. Toplantıda konuşan DTO Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan, oda faaliyetleri ile Denizli ve Türkiye ekonomisine ilişkin güncel verileri meclis üyeleriyle paylaştı. Başkan Erdoğan; "Denizli’den gerçekleştirilen ihracatın ise 388 milyon 994 bin dolara ulaştı. Bunun bir önceki aya göre yüzde 5,31, geçen yılın aynı ayına göre ise yüzde 14,9 artış oldu" dedi. DTO Başkanı Uğur Erdoğan, Meclis üyelerini bilgilendirdiği son dönemdeki sosyoekonomik gelişmelere yönelik konuşmasında, Denizli’deki konut satışlarında düşüş yaşandığını ifade etti. Erdoğan, "Ocak ayında ilk el konut satışları yüzde 14,82, ikinci el satışlar yüzde 7,86 geriledi. Toplam konut satışlarında ise yüzde 9,87’lik bir düşüş görüldü. İş yeri satışlarında da ilk elde yüzde 9,09, ikinci elde yüzde 32,41 ve toplamda yüzde 29,32 oranında azalma kaydedildi" dedi. "Denizli ihracatında artış var" Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre Türkiye’nin ocak ayı ihracatının 21 milyar 64 milyon 872 bin dolar olduğunu belirten Başkan Erdoğan, Denizli’den gerçekleştirilen ihracatın ise 388 milyon 994 bin dolara ulaştığını söyledi. Bunun bir önceki aya göre yüzde 5,31, geçen yılın aynı ayına göre ise yüzde 14,9 artış olduğu anlamına da geldiğini ifade eden Erdoğan, "Denizli’nin en fazla ihracat yaptığı ülke ise Birleşik Krallık oldu. En büyük 10 ihracat yaptığımız bölgelere bakınca da bu ülkeyi İtalya, Almanya, ABD, Fransa, Hollanda, İspanya, Romanya, İrlanda ve Yunanistan takip ettiğini görüyoruz. Bu ülkeler arasında yıllık bazda en büyük artış yüzde 73,88 ile Romanya’ya yapılan ihracatta, aylık bazda da yüzde 29,9 ile yine aynı ülkeye yapılan ihracatımızda gerçekleşti" dedi. "Tekstil ve ham maddeleri ile hazır giyim ve konfeksiyon ihracatında düşüş var" Yılın ilk iki ayında elde edilen tutar değerlendirildiğinde, geçen yılın aynı dönemine göre sektörel bazda tekstil ve ham maddelerinde yüzde 1,89, çelikte yüzde 3,07, hazır giyim ve konfeksiyonda yüzde 4,66 düşüş yaşandığını da aktaran Başkan Erdoğan; demir ve demir dışı metallerde yüzde 18,75, elektrik-elektronikte yüzde 16,37, madencilik ürünlerinde de yüzde 8,75 artış görüldüğünü kaydetti. Aynı zamanda; Türkiye genelinde ocak ayı ithalatının 28 milyar 694 milyon 872 bin dolar olduğunu belirten Başkan Erdoğan, Denizli’de ise ithalatın bir önceki aya göre yüzde 5,38 artarak 159 milyon 854 bin dolara ulaştığını ifade etti. Denizli’nin en fazla ithalat yaptığı ülkeler arasında sırasıyla Ukrayna, Bulgaristan, Kazakistan, Çin, Özbekistan, Rusya Federasyonu, Hindistan, Libya, Almanya ve Türkmenistan’ın yer aldığını söyledi. Öte yandan, ülke geneline bakıldığında Ocak ayında limanlardaki yük elleçlemesinin ise yüzde 8,6 azaldığını ifade eden Başkan Erdoğan, ithalat tonajındaki düşüşün ise yüzde 11,3’ü aştığını söyledi. Özellikle de taş kömürü ve yakıt ithalatındaki gerilemenin enerji ve demir-çelik gibi ağır sanayi sektörlerinde ham madde girişini yavaşlattığını dile getirdi. "Karşılıksız çek ve protestolu senette, düşüş yaşanıyor" DTO Meclisi’ndeki gündem konuşmasında, Denizli’deki karşılıksız çek sayısının yılın ilk ayında geçen yılın son ayına göre yüzde 47,98, tutarının da yüzde 51,07 azaldığına dikkati çeken Erdoğan, şehirdeki iyileşmenin Türkiye ortalamasının üzerinde olduğunu vurguladı. Türkiye genelinde karşılıksız çek sayısının yüzde 41,38, tutarının ise yüzde 38,29 azaldığını da ifade eden Erdoğan ayrıca Denizli’de protestolu senet sayısının da yüzde 7,9 gerilediğinin altını çizdi. Bunun yanı sıra Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre Denizli’de 4/A kapsamındaki aktif sigortalı sayısının geçen yıl sonunda 237.937’ye ulaştığını belirten DTO Başkanı Erdoğan, bunun bir önceki yıl sonuna göre yüzde 2,92’lik artışa tekabül ettiğini dile getirdi. DTO’nun üye sayısı, 23 bin 621’e ulaştı DTO’ya geçen ay 138 yeni üyenin daha katıldığını ifade eden Erdoğan, "39 firmamız ise kaydını sildirdi, 11 firmamız da tasfiye sürecine girdi. Toplam üye sayımız, 23 bin 621’e yükseldi. Son bir yılda 977 üye artışıyla yüzde 4,31’lik bir büyüme sağladık" dedi. Üye artışında en büyük payın 776 firma ile limitet şirketlerde olduğunu da belirten Başkan Erdoğan, son 1 yılda anonim şirket sayısının ise 159 arttığını kaydetti; "Öte yandan, kayıt sildiren sektörlerde ilk sırayı 5 firma ile gayrimenkul aracılık faaliyetleri alırken, bunu 4 firma ile ikamet amaçlı olmayan binaların inşaatı sektörü takip etti" dedi. "Yabancı ortaklı firma sayısı 426 oldu" Değerlendirmesinde Denizli’nin yatırım potansiyeline de değinen Erdoğan, kentte 426 yabancı ortaklı firmanın faaliyet gösterdiğini, toplam yabancı sermaye tutarının ise 494 milyon 141 bin 980 lira olduğunu söyledi. Meclis konuşmasında, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) verilerine göre Denizli’nin ocak ayında kurulan 22 gerçek kişi işletmesi ile iller arasında 20’nci sırada yer aldığını da belirten Başkan Erdoğan, yeni firmaların en çok ikamet amaçlı binaların inşaatı sektöründe faaliyet gösterdiğini ifade etti. "DTO hizmetlerindeki yoğunluk, geçen yıla göre arttı" Yılın ilk iki ayındaki oda hizmetlerine ilişkin verileri de paylaşan Erdoğan, "188 sayısal takograf ve 99 K belgesi verdik. 72 iş makinesini tescil ettik, 50 kapasite raporunu onayladık. Ayrıca 6 ekspertiz raporu, 2 yerli malı belgesi ve 1 sigorta acentesi belgesi düzenledik. 1 bin 386 gelen evraka karşılık 2 bin 594 evrak düzenledik. Gelen evrak işlemlerinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 26,11’lik bir artış yaşandı" diye konuştu.
İş Bankası’nın Workup Girişimcilik Programı’nın yeni dönem başvuruları başladı
23 Şubat 2026 Pazartesi - 13:20 İş Bankası’nın Workup Girişimcilik Programı’nın yeni dönem başvuruları başladı Başlangıcından bu yana 18 bine yakın başvuru alan ve 14. döneminde Türkiye’nin dört bir yanından girişimcilerin katılımını kolaylaştırmak amacıyla çevrimiçi olarak düzenlenecek olan Workup Girişimcilik Programı için başvurular başladı. Türkiye İş Bankası’nın ana destekçisi olduğu, girişimlerin hızlanmalarına ve ölçeklenmelerine yardımcı olan Workup Girişimcilik Programı 2017 yılından bu yana girişimcilik ekosisteminin büyümesini ve gelişmesini destekliyor. Bugüne kadar 18 bine yakın başvuru alan programın mezun sayısı 182’ye ulaştı. Bu yıl Türkiye’nin farklı şehirlerindeki girişimcilere de ulaşmak hedefiyle gerçekleştirilecek program için çeşitli illerde girişimcilerle buluşma etkinlikleri de düzenlenecek. Başvurular için son gün 31 Mart Workup’ın çevrimiçi düzenlenecek 14. dönemine, Türkiye’nin tüm şehirlerinden tarım, oyun, turizmin yanı sıra sürdürülebilirlik ve sosyal etki odaklı tüm teknoloji girişimleri dikey ayrımı olmaksızın 31 Mart’a kadar workup.ist üzerinden başvurabiliyor. Başvuruların ön değerlendirmesi, Entrapeer platformunun yapay zekâ ajanları tarafından gelişmiş skorlama algoritmalarıyla yapılacak. Ön değerlendirmenin ardından İş Bankası yöneticileri, Workup ekibi ve program yürütücüsü Yapay Zekâ Fabrikası ekibinin değerlendirmesiyle programa seçilen girişimler belirlenecek. Programa kabul edilen girişimlerle birebir görüşülerek ihtiyaç analizleri yapılacak ve her girişime özel kişiselleştirilmiş bir program oluşturulacak. Seçilen girişimler 6 ay boyunca; alanında uzman mentorlarla çalışma, İş Bankası Grubu iştirakleri başta olmak üzere iş birlikleri, İş Bankası’nın kurucusu ve yatırımcısı olduğu fonlar başta olmak üzere yatırım fırsatlarına erişim, tecrübeli girişimcilerle deneyim paylaşımı, teknik çalıştaylar ve ilham etkinliklerine katılım, İş Kule Workup Alanı’nda ücretsiz ofis, ücretsiz bulut sunucu kullanım hakkı ve altyapı destek paketlerine erişim, yurt içi ve yurt dışı fiziki ya da çevrimiçi etkinliklere katılım, basılı ve dijital mecralarda görünürlük gibi olanaklardan yararlanacak. Workup Girişimcilik Programı’na ilişkin detaylı bilgiye workup.ist adresi üzerinden ulaşılabiliyor.
Akbank’tan KOBİ’ler için finansmana erişimde yeni dönem
23 Şubat 2026 Pazartesi - 13:07 Akbank’tan KOBİ’ler için finansmana erişimde yeni dönem Akbank, Kredi Kayıt Bürosu (KKB) ile e-defter entegrasyonunu gerçekleştirerek kredi değerlendirme süreçlerinde hız ve doğruluğu arttıran yeni bir dönemi başlattığını duyurdu. Manuel belge akışını ortadan kaldıran uygulama, KOBİ’lerin finansmana erişimini kolaylaştırırken, bankacılıkta veri temelli karar alma modelini güçlendiriyor. Akbank, Kredi Kayıt Bürosu (KKB) ile gerçekleştirdiği entegrasyon sayesinde KOBİ müşterilerinin e-defter verilerini dijital ortamda alarak işleyebilen bir altyapı oluşturdu. Yapılan açıklamaya göre, yeni uygulama, işletmelerin finansal verilerini bankaya iletmek için yürüttüğü manuel süreçleri ortadan kaldırarak kredi değerlendirme ve finansmana erişim süreçlerinde hız ve doğruluk sağlıyor. Bu hizmetlerden kayıtlarının banka ile paylaşılmasına izin veren KOBİ’ler yararlanabiliyor. Uygulama ile KOBİ’ler artık mali tablolarını hazırlayıp bankaya iletmek zorunda kalmadan verilerini güvenli biçimde dijital ortamda paylaşabiliyor. Böylece kredi başvuruları ve finansal değerlendirmeler daha kısa sürede sonuçlanırken, işletmelerin operasyonel yükü de azalıyor. Banka, bu yenilikle birlikte KOBİ’lere yalnızca finansman sağlayan bir banka olmanın ötesine geçiyor. Müşterilerinin mali yapısını daha yakından anlayan banak, KOBİ’lerin ihtiyaçlarına yönelik daha isabetli, daha katma değerli ve kişiselleştirilmiş çözümler sunuyor. Böylece banka, KOBİ’lerin büyüme yolculuğunda bir danışman ve çözüm ortağı olarak yer alarak gelişimlerini destekliyor. Akbank KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Alper Bektaş, KKB entegrasyonuna ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Kredi Kayıt Bürosu iş birliğinde yürüttüğümüz e-defter entegrasyonu sayesinde elde ettiğimiz güncel verilerle işletmelerin finansal durumuna dair net analizler ve karar alma mekanizmaları sağlıyoruz. Bu sayede risk değerlendirmeleri güçlenirken, KOBİ’ler daha sağlıklı, hızlı ve verimli şekilde finansmana ulaşabiliyor. Alanında öncü olan bu uygulama, bankacılıkta veri temelli karar alma döneminin KOBİ segmentinde yaygınlaşmasının da önünü açıyor. Bu gibi yeniliklerle işletmelerin yanında olmaya devam edeceğiz." Entegrasyon sürecini değerlendiren KKB Satış, Operasyon ve Ürün Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı Erşan Rasim Hoşrik, "E-defter entegrasyonu, KOBİ’lerin finansmana erişimde karşılaştığı en büyük zorluklardan biri olan tekrar eden belge hazırlama ve paylaşım yükünü ortadan kaldırıyor. KKB olarak, işletmelerin onayıyla mali verilerinin güvenli ve standart şekilde bankalarla paylaşılmasını sağlıyoruz. Bu yapı sayesinde KOBİ’ler, aynı bilgiyi her başvuruda yeniden üretmek yerine işlerini büyütmeye odaklanabiliyor; bankalar ise risk değerlendirmelerini güncel ve doğrulanmış verilerle yapabiliyor. Bu süreç, finansal ekosistemde veri temelli karar almanın KOBİ segmentindeki dönüm noktası. Söz konusu entegrasyonların yaygınlaşması için tüm paydaşlarla birlikte çalışmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu. Banka ve KKB iş birliğiyle gerçekleştirilen e-defter entegrasyonuyla işletmelerin finansmana erişim süreçleri sadeleştirilerek KOBİ’lerin büyümelerine katkı sunulması hedefleniyor.
Başkan Güngör: "Turizm sezonu öncesi işletmelere finansman desteği sağlanmalı"
23 Şubat 2026 Pazartesi - 12:14 Başkan Güngör: "Turizm sezonu öncesi işletmelere finansman desteği sağlanmalı" Manavgat Ticaret ve Sanayi Odası (MATSO) Başkanı Seydi Tahsin Güngör, turizm sezonu öncesinde turizm ve Manavgat’ta yer alan işletmelere özel uygun şartlarda finansman desteği verilmesi gerektiğini söyledi. MATSO Başkanı Seydi Tahsin Güngör yaklaşan turizm sezonu öncesinde turizm sektörü ve Manavgat’ta yer alan işletmelerin en önemli gündem maddelerinden birinin finansmana erişim olduğunu belirtti. Turizmin, Manavgat ve bölgede yer alan tüm işletmeleri doğrudan etkilediğine vurgu yapan Başkan Güngör, yaklaşan turizm sezonu öncesinde sektör temsilcilerinin en önemli gündem maddelerinden birinin finansmana erişim olduğunu belirtti. Turizmin bölge ve kent ekonomisinin lokomotifi konumunda bulunduğunu vurgulayan Güngör, tüm sektörlerin sezona güçlü başlamasının büyük önem taşıdığını kaydetti. Antalya’nın 2025 yılında toplam 17 milyon 571 bin 155 turisti ağırladığını hatırlatan Güngör, Manavgat’ın ise bunun yaklaşık 5 milyon 860 binini misafir ettiğini ifade etti. Bu yıl için Antalya genelinde hedefin 18 milyon, Manavgat özelinde ise 6 milyonun üzerinde turist ağırlamak olduğunu belirten Başkan Güngör, bu hedeflere ulaşılabilmesi için sezon öncesi hazırlıkların güçlü bir finansal altyapıyla desteklenmesi gerektiğini dile getirdi. Bu desteğin başta konaklama tesisleri olmak üzere; yeme-içme, tarım, tekstil, inşaat, tedarik ve hizmet sektörleri gibi birçok alana doğrudan ekonomik hareketlilik sağlayacağını belirten Güngör, turizmin bölge ekonomisinin temel taşı olduğunu vurguladı. Güngör, "Turizmde yaşanacak canlılık, ticareti, istihdamı ve üretimi olumlu yönde etkilemektedir. Bu nedenle sezon öncesi hazırlık sürecinin sağlıklı ve güçlü bir şekilde yürütülmesi büyük önem taşımaktadır" dedi. Mevcut ekonomik şartların ve artan maliyetlerin, özellikle sezon öncesi hazırlık sürecinde bulunan işletmeler üzerinde ciddi bir yük oluşturduğunu kaydeden Başkan Güngör, işletmelerinin yenileme yatırımları, bakım-onarım çalışmaları, personel istihdamı ve işletme sermayesi ihtiyacı açısından sezon başlamadan önce finansmana erişimde desteklenmesi gerektiğini belirtti. Güngör, "Tüm sektörlerdeki işletmelerimizin yeni sezona en iyi şekilde hazırlanabilmesi için uygun faiz oranlarıyla, uzun vadeli ve erişilebilir kredi imkânları sağlanmalıdır. İşletmelerimizin güçlü bir başlangıç yapması, turizm sezonun verimli ve sürdürülebilir geçmesi açısından hayati önem taşımaktadır. Sağlanacak finansman desteği, turizmde yer alan işletmeler ile birlikte bağlantılı tüm sektörlere katkı sağlayacaktır" ifadelerini kullandı. MATSO olarak turizm başta olmak üzere tüm üyelerin finansmana daha erişilebilir ve sürdürülebilir şartlarda ulaşabilmesi amacıyla ilgili kurum ve bankalar nezdinde temaslarını sürdürdüklerini belirten Güngör, şunları kaydetti: "Amacımız; sezon öncesinde işletmelerimizin elini güçlendirmek, Manavgat’ımızın turizm potansiyelini en üst seviyede değerlendirmek ve ekonomik canlılığı artırmaktır. Turizm başta olmak üzere tüm sektörler güçlü olursa Manavgat güçlü olur. Oda olarak üyelerimizin yanında olmaya, sorunlarını ilgili mercilere taşımaya ve çözüm üretmeye kararlılıkla devam edeceğiz."
Kocagöz’den belediyedeki sezonluk işçilere daimi iş müjdesi
23 Şubat 2026 Pazartesi - 12:07 Kocagöz’den belediyedeki sezonluk işçilere daimi iş müjdesi Kepez Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü’nde sezonluk çalışan işçilere daimi iş müjdesi veren Başkan Mesut Kocagöz, "Biz her zaman işçinin ve emekçinin arkasındayız. Kepez’imizde taş üstüne taş koyan her arkadaşımız bizim için çok kıymetlidir. Hayırlı olsun" dedi. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, geçici olarak çalışan sezonluk işçilere de belediyede daimi istihdamın kapılarını araladı. Başkan Kocagöz, Fen İşleri Müdürlüğü’nde sezonluk olarak görev yapan işçileri makamında kabul ederek, daimi iş müjdesi verdi. Emekleri için işçilere teşekkür eden Başkan Kocagöz, "Biz her zaman işçinin ve emekçinin arkasındayız. Bu süreçte çalışma azminize, üstün gayretinize hep beraber şahit olduk. Kepez’imizde taş üstüne taş koyan her arkadaşımız bizim için çok kıymetlidir. Sizlerin alın teri ve emeği ile Kepez’in geleceğini hazırlıyoruz. Tüm çalışma arkadaşlarıma hayırlı olsun" dedi. Kararın ardından işçiler büyük sevinç yaşayarak Başkan Kocagöz’e teşekkür ettiler. "Emek bizim için çok değerli" Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, daha önce de Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nde sezonluk işçi olarak çalışan 37 kişiye daimi iş müjdesi vermişti. Fevzi Çakmak Mahallesi’ndeki ek hizmet binasında işçilerle bir araya gelen Başkan Kocagöz, sözleşme süresi sona ereceği için endişe yaşayan çalışanlara artık daimi olarak Kepez Belediyesi’nde görev yapacaklarını bildirmişti. Sanata ve sanatçıya büyük önem veren Başkan Kocagöz, daha önce de Mimar Sinan Akademi’yi ziyaret ederek, "Emek bizim için çok değerli" diyerek, Kepez Kent Tiyatrosu sanatçılarının belediye bünyesinde çalışmalarına devam edeceklerini müjdelemişti.
Manisa için ulaşımda kalıcı çözüm çağrısı
23 Şubat 2026 Pazartesi - 12:04 Manisa için ulaşımda kalıcı çözüm çağrısı Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, Manisa merkez ile Turgutlu ve Salihli başta olmak üzere ilçelerde her geçen yıl artan şehir içi trafik yoğunluğuna dikkat çekerek, toplu taşıma ve alternatif ulaşım çözümlerinin yetersiz kaldığını söyledi. Manisa’nın hızla büyüyen bir şehir olduğuna vurgu yapan Köse, nüfus artışıyla birlikte araç sayısının da kontrolsüz şekilde yükseldiğini belirtti. Köse, "Manisa merkezde olduğu gibi Turgutlu ve Salihli’de de şehir içi trafik artık günlük hayatı ciddi şekilde etkileyen bir sorun haline gelmiştir. Özellikle sabah ve akşam saatlerinde yaşanan yoğunluk, vatandaşların zaman kaybına ve ekonomik zarara uğramasına neden olmaktadır" dedi. "Toplu taşıma yetersiz kalıyor" Mevcut toplu taşıma sistemlerinin artan ihtiyaca cevap veremediğini ifade eden Fatih Köse, alternatif ulaşım projelerinin gecikmesinin sorunu daha da büyüttüğünü dile getirdi. Köse, "Toplu taşıma ağları genişletilmeden, sefer sayıları artırılmadan ve modern ulaşım çözümleri hayata geçirilmeden bu sorunun çözülmesi mümkün değildir. Vatandaşlar özel araçlara yönelmek zorunda kalıyor, bu da trafiği içinden çıkılmaz hale getiriyor" diye konuştu. "Raylı sistem ve çevre yolları şart" Manisa’nın ulaşım planlamasında uzun vadeli projelere ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Köse, raylı sistem ve çevre yollarının artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu söyledi. "Raylı sistem, Manisa için yıllardır konuşulan ama hayata geçirilemeyen bir projedir. Benzer şekilde çevre yollarının yetersizliği, şehir içi trafiği kilitlemektedir. Bu projeler geciktikçe sorun katlanarak büyüyor" ifadelerini kullandı. "Ulaşım planlaması bütüncül ele alınmalı" Ulaşım sorununun yalnızca belediyelerin değil, tüm kurumların ortak sorumluluğu olduğuna dikkat çeken Köse, "Ulaşım, günübirlik çözümlerle değil, bilimsel ve bütüncül planlamayla ele alınmalıdır. Aksi halde Manisa, önümüzdeki yıllarda trafik sorunu nedeniyle yaşanabilir bir şehir olma özelliğini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacaktır" değerlendirmesinde bulundu.
MEVKA, faizsiz kredi desteğinde bir ilke imza attı
23 Şubat 2026 Pazartesi - 11:37 MEVKA, faizsiz kredi desteğinde bir ilke imza attı Mevlana Kalkınma Ajansı (MEVKA) ve Vakıf Katılım arasında Garantili Fon Transferi (GFT) ile ilgili gerçekleştirilen iş birliği kapsamında, Tohumculuk Sektörü Ar-Ge ve İnovasyon Altyapısını Güçlendirme Faizsiz Kredi Destek Programı’ndan yararlanan tüzel kişilere yönelik teminat süreçleri, daha esnek ve erişilebilir bir yapıya kavuşacak. 8 ay ödemesiz olmak üzere toplam 26 aya varan geri ödeme vadesi sunan sistem sayesinde, kullanıcıların yükümlülükleri güvence altına alınırken, MEVKA’nın alacakları da teminat altında olacak. Vakıf Katılım, yenilikçi finansal çözümleri arasında yer alan Garantili Fon Transferi (GFT) ürünü kapsamında Mevlana Kalkınma Ajansı (MEVKA) ile iş birliğine imza attı. Mevlana Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Dr. İhsan Bostancı ile Vakıf Katılım Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Fatih Yorulmaz ve Vakıf Katılım Satış ve Performans Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Enver Şahin’in katılımıyla gerçekleştirilen imza töreniyle hayata geçirilen iş birliği sayesinde, MEVKA’nın Tohumculuk Sektörü Ar-Ge ve İnovasyon Altyapısını Güçlendirme Faizsiz Kredi Destek Programı’ndan yararlanan tüzel kişilere yönelik teminat süreçleri daha esnek ve erişilebilir bir yapıya kavuşturulacak. GFT altyapısı ayrıca, kamu tarafından sunulan faizsiz geri ödemeli destek mekanizmalarında alternatif bir teminat çözümü de olacak. Enver Şahin: "KOBİ’lerin kamu desteklerinden daha etkin şekilde yararlanmasına katkı sunuyoruz" Vakıf Katılım Satış ve Performans Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Enver Şahin, iş birliğine ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Mevlana Kalkınma Ajansı ile hayata geçirdiğimiz bu iş birliği, Garantili Fon Transferi altyapımızın kamu destek mekanizmalarına entegrasyonu açısından önemli bir adım niteliği taşıyor. GFT’nin sunduğu dijital ve yenilikçi yapı sayesinde işletmelere teminat süreçlerinde esneklik sağlarken, faizsiz finansman modellerine erişimi de desteklemeyi amaçlıyoruz. Bu modelin, özellikle KOBİ’lerin kamu desteklerinden daha etkin şekilde yararlanmasına katkı sunacağına inanıyoruz" dedi. Dr. İhsan Bostancı: "Bu iş birliği faizsiz kredi desteğinde kalkınma ajansları ile katılım bankaları arasında bir ilk olacak" Mevlana Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Dr. İhsan Bostancı da protokol hakkında yaptığı açıklamada, "Kurum olarak bizler, uyguladığımız çeşitli destek mekanizmaları ile TR52 Konya-Karaman Bölgemizin her açıdan gelişimine katkı sunmak amacıyla çalışmalarımızı paydaşlarımızla birlikte sürdürüyoruz. Ajansımız tarafından bu minvalde yürütülen çalışmalar neticesinde de kurulduğumuz günden bugüne kadar uygulanan mali ve teknik destek programları ile bölgeye güncel rakamlarla 4,4 milyar TL kaynak aktarılmış, eş finansmanlarla birlikte 8,4 milyar TL tutarında yatırım harekete geçirilmiş durumda. Ajansımız tarafından kısa süre içerisinde 135 milyon TL bütçe ile ilan edilmesi planlanan ’2026 Yılı Tohumculuk Sektörü Ar-Ge ve İnovasyon Altyapısının Güçlendirilmesi Faizsiz Kredi Desteği Programı’ ile de tarım sektöründe, sürdürülebilir yeşil büyüme yaklaşımı doğrultusunda iklim değişikliğine uyum ve direnç sağlayacak yeni çeşitlerin geliştirilmesi için tohumculuk sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin Ar-Ge ve inovasyon altyapılarının geliştirilmesi hedeflenmektedir. 2026 Yılı Tohumculuk Sektörü Ar-Ge ve İnovasyon Altyapısını Güçlendirme Faizsiz Kredi Destek Programı’mız, Vakıf Katılım ile imzalamış olduğumuz protokol gereği Garantili Fon Transferi sistemi kapsamında gerçekleştirilecektir. Sistem sayesinde destek almaya hak kazanacak işletmelere bir yandan teminat süreçlerinde esneklik sağlanırken diğer yandan da firmaların faizsiz finansman modellerine erişimi de kolaylaşmış olacak. Bu sayede destek almaya hak kazanacak başvuru sahipleri 8 aylık geri ödemesiz dönem içerisinde ajans tarafından sağlanacak olan destekten yararlanarak projelerini hayata geçirecek. Ajans tarafından verilecek destek tutarı projelerin tamamlanmasına müteakiben taksitler halinde ve faizsiz olarak 18 ay içerisinde ajansa geri ödenecektir. Hayata geçirilecek protokol, faizsiz kredi desteği kapsamında ülkemizdeki kalkınma ajansları tarafından katılım bankaları ile imzalanan ilk protokol olması açısından da son derece kıymetli, bu anlamlı iş birlikleri için Vakıf Katılım’a teşekkür ediyorum."
CANiK, Avrupa’da gövde gösterisine hazırlanıyor
23 Şubat 2026 Pazartesi - 11:29 CANiK, Avrupa’da gövde gösterisine hazırlanıyor CANiK, ABD’de düzenlenen SHOT Show’un ardından yılın en büyük ikinci gövde gösterisini IWA OutdoorClassics 2026’yla Avrupa pazarında gerçekleştirecek. CANiK, Almanya’daki iç güvenlik, kolluk kuvvetleri ve taktik ekipman fuarı ENFORCE TAC 2026’dan sonra avcılık, atıcılık sporları, outdoor ekipmanları ve sivil güvenlik sektöründe dünyanın önde gelen etkinliklerinden IWA OutdoorClassics 2026’ya katılacak. Nürnberg’te 26 Şubat-1 Mart 2026 arasında düzenlenecek fuar, 1000’i aşkın firmayı on binlerce sektör profesyonelini buluşturacak. Atıcılık ve Avcılık sektöründe ABD’de düzenlenen SHOT Show’un ardından, yılın en büyük ikinci gövde gösterisini IWA fuarı kapsamında gerçekleştirecek. CANiK, ocak ayında Las Vegas’ta tanıtılan ve global otoritelerden tam not alan yeni nesil tabancası PRIME RADIAN’ın Avrupa lansmanını IWA 2026’da yapacak. Yenilikçi tasarımı ve üstün atış konforuyla dikkati çeken PRIME RADIAN’ın yanı sıra, CANiK’in yeni geliştirdiği 10 farklı seçkin modelden oluşan optik ailesi de ilk kez Avrupalı kullanıcılarla buluşacak. CANiK, IWA OutdoorClassics 2026’da, bireysel kullanıcı ve sportif atıcılık segmentindeki güçlü konumunu da yeni ürün lansmanlarıyla pekiştirecek. Samsun Yurt Savunma (SYS) Grup Yönetim Kurulu Üyesi Didem Aral, markanın Avrupa stratejisine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: "CANiK olarak IWA OutdoorClassics’i yalnızca bir ürün sergileme platformu değil; aynı zamanda Avrupa ana karasındaki yapılanmamızın ve CANiK EU ortak girişimimizin (JV) sahadaki en güçlü yansıması olarak görüyoruz. Avrupa pazarı; yüksek kalite standartları, regülasyon hassasiyeti ve bilinçli kullanıcı profiliyle bizim için stratejik bir önceliktir. Bu doğrultuda hayata geçirdiğimiz CANiK EU JV yapılanması, bize sadece ticari değil, operasyonel anlamda da önemli bir rekabet avantajı sağlamaktadır. Avrupa ana karasındaki yapılanmamız sayesinde güçlü bir lojistik altyapı, etkin stok yönetimi ve yaygın ELD (European Logistics & Distribution) ağımız ile müşterilerimize daha hızlı teslimat, daha etkin servis ve daha sürdürülebilir bir tedarik zinciri sunuyoruz. Yerel regülasyonlara uyumlu, pazara özel çözümler üretme kabiliyetimiz de bu yapının en önemli çıktılarındandır. CANiK EU organizasyonumuz, Avrupa’daki pazar payını özellikle CANİK Globalin 26 senelik tecrübesi ve başarıya ulaşmadaki etkin ve yetkin strateji pazarlama planlamasının izdüşümlerini içinde barındıran ve Avrupa’ya özel kişiselleştirilmiş satış ve pazarlama planlamasıyla CANiK EU oluşumu sayesinden son 5 yılın en ciddi büyümesini gerçekleştirmiştir. her geçen yıl istikrarlı biçimde büyümeyi sağlayacak orta ve uzun vadeli planlamalarımız hazır ve uygulamaya geçilmiştir. 2025 yılını küresel ölçekte yaşanan tüm zorluklara rağmen başarıyla tamamladık; 2026 hedeflerimize ulaşacağımıza olan inancımız tamdır. Bu yıl Macaristan’da düzenlenecek IPSC Avrupa Şampiyonası’nın ana sponsorları arasında yer alarak, sportif atıcılık alanındaki liderliğimizi de pekiştiriyoruz. Avrupa pazarındaki varlığımızı güçlendirirken sürdürülebilir ve dengeli büyümemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. PRIME RADIAN ve yeni optik ailemizin Avrupa lansmanını burada gerçekleştirmemiz, bu pazara verdiğimiz stratejik önemin en somut göstergesidir. Avrupa’da sadece var olan değil; yatırım yapan, yapı kuran ve uzun vadeli değer üreten bir marka olarak konumlanıyoruz."
Doğu Karadeniz’de üç istilacı tür tarımı tehdit ediyor
23 Şubat 2026 Pazartesi - 11:16 Doğu Karadeniz’de üç istilacı tür tarımı tehdit ediyor Doğu Karadeniz’de 3 istilacı tür, tarımsal üretimi doğrudan etkileyerek büyük zararlar veriyor. Bölgede geniş yayılım gösteren kahverengi kokarca, lokal ancak yüksek tahrip gücüne sahip Turunçgil uzun antenli böceği ve doğal düşman baskısıyla gerileme sürecine giren Yalancı kelebek, aynı ekosistem içinde eş zamanlı baskı oluşturarak bölge ekonomisi ve biyolojik denge açısından kritik bir tablo ortaya koyuyor. Doğu Karadeniz Bölgesi’nde aynı ekosistem içinde etkili olan üç istilacı tür, tarımsal üretim ve doğal denge üzerinde eş zamanlı baskı oluşturuyor. Geniş yayılım alanına sahip Kahverengi kokarca, başta fındık olmak üzere birçok üründe kalite ve verim kaybına yol açıyor. Özellikle hasat dönemine yakın süreçte zarar oranı artıyor, ekonomik kayıp doğrudan üreticiye yansıyor. Lokal ölçekte görülen ancak yüksek tahrip gücüne sahip Turunçgil uzun antenli böceği, ağaç gövdelerinde açtığı galerilerle bitkiyi zayıflatıyor ve kurumalara neden oluyor. Tespit edilen alanlarda karantina uygulamaları devreye giriyor, enfekte ağaçlar sahadan çıkarılıyor ve yayılım hattı daraltılıyor. Geçmiş yıllarda yoğun popülasyona ulaşan Yalancı kelebek ise doğal düşman baskısıyla geriledi. Uzmanlar popülasyonun tamamen ortadan kalkmadığına ve iklim koşullarına bağlı olarak yeniden artış gösterebileceğine dikkat çekiyor. Yetkililer, bölgenin ılıman iklim yapısının istilacı türler için elverişli koşullar oluşturduğunu, bu nedenle mücadelenin anlık değil sürekli ve planlı şekilde yürütülmesi gerektiğini ifade ediyor. Erken uyarı sistemleri, feromon tuzakları ve biyolojik ajan destekli uygulamaların önümüzdeki süreçte daha da yaygınlaştırılması hedefleniyor. "Yazı da kışı da sert geçmeyen bu bölgede, istilacı türler bulaştıktan sonra kolayca tutunabiliyor ve çoğalabiliyor" Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Ondokuz Mayıs Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kibar Ak, en etkili yöntemin tespit ve takip olduğuna dikkat çekerek "Bölgemizi etkileyen ve ülkemizin de gündeminde olan üç tane olan istilacı tür var. Kahverengi kokarca, lokal alanda da olsa oldukça zararlı olan turunçgil uzun antenli böceği ile bunlardan önce ortaya çıkıp şu anda doğal düşman baskısı altında kontrolünü kaybedip yalancı kelebek de bu türler arasında yer alıyor. Ayrıca bölgede, istilacı türlerin yanında yabancı ot sorunları da bulunuyor. Özellikle ’İt dolahbacı’ olarak bilinen ve ‘yalancı hıyar’ şeklinde tanımlanan yabancı otlar da Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yaygınlaşıyor. Bunun temel nedeni, bölgenin istilacı türlerin yaşamını sürdürebilmesi ve çoğalabilmesi için uygun bir iklime sahip olması. Yazı da kışı da sert geçmeyen bu bölgede, istilacı türler bulaştıktan sonra kolayca tutunabiliyor ve çoğalabiliyor. Türkiye’de en çok gündemde olan tür kahverengi kokarca. İkinci olarak lokal düzeyde etkili turunçgil uzun antenli böceği geliyor. Yalancı kelebek ise doğal düşman baskısı sayesinde etkisini büyük ölçüde kaybetmiş durumda. Çok güzel bir gelişme. Bu durum, biyolojik mücadele yöntemlerinin ne kadar etkili olduğunu gösteren önemli bir örnek niteliğinde. Tüm istilacı türlerde olduğu gibi, en etkili mücadele yöntemi tespit ve takip. Önce biyolojik mücadele ardından eradikasyon, kültürel mücadele ve son çare olarak kimyasal mücadele şeklinde sıralanıyor" ifadelerini kullandı.
Tekirdağ’da Ocak ayında 2 bin 836 konut satıldı
23 Şubat 2026 Pazartesi - 11:10 Tekirdağ’da Ocak ayında 2 bin 836 konut satıldı Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Tekirdağ’da 2026 yılı Ocak ayında 2 bin 836 konut, 222 işyeri satışı gerçekleşti. Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan 2026 yılı Ocak ayı Konut ve İşyeri Satış İstatistikleri kapsamında açıklanan rakamlara göre kentte Ocak ayında toplam 2 bin 836 konut satışı yapıldı. Bu satışların 1 bin 92’si ilk el konut, 1 bin 744’ü ise ikinci el konut olarak kayıtlara geçti. Türkiye genelinde ise ilk el konut satış sayısı Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2,1 oranında azalarak 34 bin 69 oldu. İkinci el konut satışları da yüzde 5,9 oranında azalarak 77 bin 411 olarak gerçekleşti. Toplam konut satışları içinde ilk el konut satışlarının payı yüzde 30,6, ikinci el konut satışlarının payı ise yüzde 69,4 oldu. Tekirdağ’da aynı dönemde 222 iş yeri satışı yapıldı. Bu satışların 43’ü ilk el iş yeri, 179’u ikinci el iş yeri olarak gerçekleşti. Türkiye genelinde ilk el işyeri satışları Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 9,2 oranında azalarak 3 bin 444 olurken, ikinci el işyeri satışları yüzde 14,5 oranında azalarak 9 bin 823 olarak kaydedildi. Kentte ipotekli konut satış sayısı 642, diğer konut satışları ise 2 bin 194 olarak gerçekleşti. Tekirdağ’da ipotekli işyeri satışları 13, diğer işyeri satışları ise 209 olarak kayıtlara geçti.