EKONOMİ
Satın alma dünyası 400’ü aşkın katılım ile TÜSAYDER zirvesinde buluştu 13 Nisan 2026 Pazartesi - 10:47:03 TÜSAYDER tarafından düzenlenen 13’üncü Satın Alma ve Tedarik Yönetimi Zirvesi 400’ü aşkın sektör profesyonelinin katılımıyla gerçekleşti. Zirvede, küresel belirsizlikler karşısında satın alma fonksiyonunun stratejik bir güç merkezine dönüştüğü vurgulandı. Kadın liderliğin yükselişi öne çıkarken, yapay zeka destekli dönüşüm dikkat çekti. Türkiye’ye ilişkin "az tasarruf, çok tüketim" gerçeği öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Türkiye’nin satın alma ve tedarik yönetimi alanındaki çatı kuruluşu TÜSAYDER tarafından bu yıl 13’üncüsü düzenlenen Satın Alma ve Tedarik Yönetimi Zirvesi (STZ’26), iş dünyasının önde gelen isimlerini bir araya getirdi. "Satın almanın yeni çağı" temasıyla gerçekleştirilen zirvede, küresel ekonomik dalgalanmaların şirketler üzerindeki etkileri ele alınırken, satın alma fonksiyonunun giderek daha stratejik bir rol üstlendiği vurgulandı. Zirvede ayrıca kadın liderliğin kriz dönemlerindeki önemi, yapay zeka ile otonom satın alma süreçleri ve Türkiye ekonomisine ilişkin güncel değerlendirmeler öne çıktı. Zirve, TÜSAYDER Yönetim Kurulu Eş Başkanı Dr. Mehmet Sarıdoğan, TÜSAYDER Yönetim Kurulu Eş Başkanı Dr. Sevgi Yılmaz, Ekonomist Mert Başaran, SEDEFED Yönetim Kurulu Başkanı Emine Erdem, KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu, ATC Grup YKB, UTİKAD Geçmiş Dönem Başkanı Ayşem Ulusoy, Alışan Lojistik CEO Damla Alışan, Mindzie CEO James Henderson, TÜSAYDER Yönetim Kurulu Üyesi Şenol Altuntaş, TÜSAYDER Yönetim Kurulu Üyesi - Genel Sekreter Ali İhsan İman, Yıldız Holding Hissedarı Ali Ülker, TÜSAYDER Yönetim Kurulu Üyesi Serhat Karaman, PwC Türkiye Yönetim Danışmanlığı Şirket Ortağı Dr. İsmail Karakış ve FursaGroup Pazarlama Satınalma Müdürü Mehmet Ortaç’ın katılımı ile gerçekleşti. "Yeni çağın satın alması daha çevik olmak zorunda" Zirvenin açılışında konuşan TÜSAYDER Satın alma Profesyonelleri ve Yöneticileri Derneği ve Yönetim Kurulu Eş Başkanı Dr. Mehmet Sarıdoğan, "Petrol fiyatlarındaki ani yükselişler ve lojistik hatlardaki tıkanıklıklar artık sadece bir operasyon sorunu değil, doğrudan bir nakit akışı sorunudur. IIF verilerine göre 348 trilyon dolara ulaşan küresel borç stoku ve WTO’nun mal ticareti büyümesini yüzde 0,5’e çekmesi, sanayi şirketleri için yeni bir devrin ilanıdır. Bu zorlu tabloda satın alma birimleri, şirketlerin nakit akışını yöneten bir finansal kalkan ve kurumsal dayanıklılığın tasarım ofisi haline gelmiştir. Bugün küresel ekonomi daha dalgalı. Jeopolitik hatlar daha kırılgan. Tedarik zincirleri daha hassas. Enerji, emtia, lojistik, kur ve finansman baskısı artık şirketlerin gündelik gerçeği haline gelmiş durumda. Böyle bir çağda satın alma artık arka planda duran bir destek fonksiyonu olamaz. Satın alma artık oyunun kenarında değil, tam merkezindedir. Çünkü satın alma; maliyeti etkiler, riski, nakit akışını, üretim sürekliliğini, müşteri memnuniyetini etkiler ve doğrudan şirketin rekabet gücünü belirler. Yeni çağın satın alması; daha çevik, daha görünür, daha entegre, daha teknolojik ve en önemlisi daha stratejik olmak zorunda" şeklinde konuştu. "Yapay zeka şirketlerin verimliliğini artırıyor" Sarıdoğan, "Zirvede çok önemli isimleri de ağırlıyoruz. Zirvenin ana omurgası, tedarik zincirinin kırılganlığında yapay zeka gibi yeni teknolojilerin nasıl kullanıldığını, özellikle birkaç oturumda çok iyi vurguladık. Amerika’dan gelen misafirlerimiz var. Yapay zeka üzerinde çalışan kişiler burada yaptıkları çalışmalar hakkında bize bilgiler verdi. Son dönemde gördük ki; Endüstri 4.0’la birlikte, 2011 Hannover Fuarı’ndan başlayan bu dönüşümle birlikte yeni teknolojiler, özellikle yapay zeka şirketlerin verimliliğini yüzde 20 oranında artırıp karlılıklarına yüzde 4 ila yüzde 10 arasında etki ettiğini hep birlikte gördük, test ettik, anladık. Özellikle bu tarafta bu zirvenin içinde satın almacılara, tedarik zinciri uzmanlarına, lojistik uzmanlarına biz bunları nasıl uygulayacaklarını, sistemlerine nasıl entegre edeceklerini anlattık" dedi. "Satın alma, sürdürülebilirliğin kalbidir" TÜSAYDER Yönetim Kurulu Eş Başkanı Dr. Sevgi Yılmaz ise açılış konuşmasında, "Satın alma sadece maliyet yönetimi değildir. Satın alma, stratejidir. Satın alma, risk yönetimidir. Satın alma, sürdürülebilirliğin kalbidir ve şirketlerin rekabet gücünü belirleyen en kritik fonksiyonlardan biridir. Bugün dünyaya baktığımızda; jeopolitik riskler, tedarik zinciri kırılmaları, dijitalleşme, yapay zeka hepsi aynı anda oyunun kurallarını yeniden yazıyor. Artık eski reflekslerle yönetilen satın alma organizasyonları ayakta kalamaz. Yeni reflekslere ihtiyaç ise satın almada kadın yöneticilerin varlığını güçlendiriyor. Araştırmalar gösteriyor ki kriz dönemlerinde kadın liderlerin yetkinlikleri erkek liderlerin önüne geçiyor. Şirketlerin ve tedarik zincirlerinin en güçlü sigortası kadın liderler haline geliyor. Bugün şirketlerin önündeki en büyük engel sadece dış ekonomik faktörler değil, yönetimdeki çeşitlilik eksikliğidir. ’Kırık Basamak’ dediğimiz o terfi engelleri, aslında şirketlerin dayanıklılık reflekslerini zayıflatıyor. Tedarik zinciri artık sadece bir matematik hesabı değil. Aynı zamanda yüksek empati, kriz anında hızlı manevra kabiliyeti ve etik duruş gerektiren bir ekosistem. Küresel krizler gösterdi ki; kadın liderler belirsizlik altında daha ihtiyatlı ancak daha kararlı adımlar atıyor. Şirketlerin ‘cam tavanları’ kırması artık sadece bir sosyal sorumluluk projesi değil, 2026’nın çalkantılı ekonomisinde hayatta kalmak için stratejik bir zorunluluktur. Biz TÜSAYDER olarak, satın almanın mutfağındaki kadınların, tedarik zincirinin yeni ‘Demir Leydi’leri olarak sektörü dönüştüreceğine inanıyoruz" ifadelerini kullandı. "Kadınlar riskleri ve krizleri daha rahat yönetebiliyorlar" Bu dönemin kadın ya da erkekten ziyade paylaşımcı, ortak fikirli, ortak akılla hareket etme dönemi olduğunu vurgulayan Yılmaz, "Kadının da yetkinlikleri farklı, erkeklerin de farklı. Gitgide büyüyen üyelerimiz ve üye gruplarımız sayesinde çok ciddi boyutta bir alana yayıldı TÜSAYDER’in ismi. Bunun da tabii en büyük özelliği kadın ve erkek olmak üzere sevgili Mehmet Başkan’la ortak hareket etmemiz, sorumlulukları paylaşmamız. Şirketlerin önündeki en büyük eksiklik zaten çeşitliliğin az olması ve bu noktada da kapsayıcılığın az olması. Bu sebeple zaten bizler de şunu çok net görebiliyoruz. Hem globalde hem Türkiye’de artık kapsayıcı, daha geniş kapsamlı, daha geniş açılımlı bir yönetim tarzına geçiyorlar. Çünkü kadınlar riskleri ve krizleri daha rahat yönetebiliyorlar. Bunun dışında da tabii Türkiye’de de güzel gelişmeler var. Türkiye kadın liderliği konusunda yüzde 41.8’lik bir oran ile 35 ülke arasında 6’ncı sırada yer alıyor. Araştırmaya göre yine Türkiye yüzde 39 küresel ortalamanın da yüzde 32.9 olan küresel ortalamanın 8.9 puanla, yüzde 34.9 olan Avrupa Birliği ortalamasının 6.9 puan üzerinde konumlanıyor. Yani bunun anlamı şu; aslında biz hem genetik faktörlerimiz hem de kendi yapımızla beraber aslında kadın liderliğini çok önemsiyoruz ve gitgide de bu konuda ilerliyoruz" diye konuştu. "Az tasarruf yapan buna karşılık çok tüketen bir toplumuz" Zirvenin ilk oturumunda küresel çalkantıların Türkiye yansımalarını masaya yatıran Ekonomist Mert Başaran, "Belirsizlik ortamında doğru konumlanmanın ve risk bazlı kategori yönetimi çok önemli. Dünyada zenginlik artıyor, orta sınıf eriyor çoğu da ekonomik olarak alt sınıfa gidiyor. Paranın belli bir kesimde toplanması nedeniyle artık tasarruf, ülkemiz için olmazsa olmaz bir konu oldu. Bu kadar az tasarruf yapan ve buna karşılık çok tüketen toplum çok az gördüm. Ortadoğu’da birkaç ülke var. Bunu Demirel güzel bir cümleyle aktarmıştı. "Türkiye Hindistan gibi kazanıyor, Belçika gibi yaşıyor." Çok doğru. Serpme kahvaltı kültürümüz Afrika’yı doyurur. Değişime gitmek gerekiyor. Eğitim sisteminde de bir adım atılarak finansal okuryazarlığın okullarda öğretilmeye başlanacak" şeklinde konuştu. Para biriktirmenin en iyi yolunun enflasyon olan ülkelerde borçlanmak olduğunun altını çizen Başaran, "Ancak bu şekilde yatırım yapmanın mümkün değil. Küçük bütçelerle yatırımlarınızda adım adım ilerlediğinizde büyürsünüz. Yapacağım diye bekleyen olduğu yerde kalır. Eğitim sistemi yatırım yapma kapasitesini desteklemiyor. Bilgi düzeyiniz arttıkça yatırım refleksi azalıyor. Beklentisi eğitimi yüksek insan harekete geçemiyor. Enflasyon olan ülkelerde en büyük sorun nakitte durmaktır. Para biriktirilmez önce mal alınır borçlanılır sonra borç ödenir. Bekleyerek değil adım adım yatırım yaparak hareket edilmeli" dedi. "Küresel kriz Türkiye için fırsata dönüşebilir" Son olarak dünya çapında çok ciddi bir enerji krizi ortaya çıkacak gibi gözüktüğünü ifade eden Başaran, "Bununla beraber global bir enflasyon olabilir. Global bir enflasyonla tüm dünyadaki enflasyonun bize sıçramasıyla gelecekte daha da büyük enflasyonla uğraşıyor olabiliriz. Bunlar işin kötü tarafları, herkesin konuşabileceği taraflar. Asıl soru biz ne yapabiliriz? Burada yine bir olumluluk yakalamamız lazım. Aslında burada da bir fırsat var. ABD ile Çin arasındaki ekonomik rekabet nedeniyle, Amerika’nın üretim ve tedarik zincirlerinde Çin’e bağımlılığı azaltma politikası öne çıkıyor. Bu süreçte Türkiye ve Polonya gibi coğrafi konumu avantajlı, üretim potansiyeli yüksek ve görece daha rekabetçi maliyetlere sahip ülkelerin, Çin’in küresel üretim pastasından daha fazla pay alma fırsatı bulunuyor. Bu sayede biz çok daha büyük atılımlar yapabiliriz. Çok daha iyi yönetirsek bu dönemi, her şey bittiğinde daha fazla karla çıkmış, daha çok üretimden, pastadan fayda almış bir Türkiye görebiliriz" diyerek sözlerini tamamladı. "Kadın istihdamı artmadan girişimcilik gelişmez" Zirvenin kadın liderler oturumunda açıklamalarda bulunan KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu, "KAGİDER girişimcilik adına bir sivil toplum kuruluşu. Fakat sadece kendi ekosistemimiz içinde faaliyetler göstermiyoruz. Çünkü aileden gelen bir doku yoksa genelde üniversite sonrası özel sektör, kamu ve yerel yönetimlerde iş tecrübesi kazanıp bununla ilgili sermayesini biriktirip girişimci olma yolculuğu başlıyor. Dolaysıyla kadının istihdam da olma oranını arttırmamız gerekiyor ki potansiyel girişimciler olsun. Bu dönemde ben kızımı çalıştırmayacağım diye bir şey kalmadı. Bizler istihdam da oranların artacağını düşünüyoruz. Yani 3 kadından 2’si ekonomiye katkı sağlayacak" dedi. "Kadın liderlik artık bir tercih değil zorunluluk" SEDEFED Yönetim Kurulu Başkanı Emine Erdem ise, "Kadın liderlerin var olması, iyi olma hali falan değil. Yani biraz bu bir formül. Bunları araştırmalar, denetçi firmalar da gösteriyor. Yani bu artık rekabet için, özellikle kurumların daha dayanıklı olabilmesi için ve özellikle büyüme için bir gereklilik, olmazsa olmaz. Karar mekanizmalarında daha fazla kadının olması önemli. Kadın liderliğinin sadece ve bir temsil meselesi olduğunu söyleyemeyeceğim. Yani temsiliyet falan değil artık. Bir kalkınmanın ve bir dönüşümün; bu şirkette de olur, bu aile içinden bile başlar, şirkette olur, bırakın onu toplumsal gelişme için çok büyük bir gereklilik" diye konuştu. "Tedarik zincirinin merkezinde hala insan var" UTİKAD geçmiş dönem başkanı Ayşem Ulusoy ise yapay zekanın yükselişine rağmen 21’inci yüzyılın merkezinde hala insanın yer aldığını vurgulayarak, "Tedarik zinciri aslında bir insan zinciri. Lojistik sektörü ise büyük ölçüde erkek egemen ve yönetim kurullarında kadınlar sadece yüzde 18 oranında temsil ediliyor. Biz bu konuyu bir ‘kadın sorunu’ olarak ele almadık. Tam tersine, kadınların liderlikte oluşturduğu değere odaklandık. Kadın lojistikçilerin karar mekanizmalarında yer almasının şirketler üzerinde çok güçlü ve olumlu bir etkisi olduğunu görüyoruz" ifadelerini kullandı. "Lojistik erkek işi değil kadınlara daha uygun Son olarak Alışan Lojistik CEO’su Damla Alışan, "Ben bu sektöre ‘6 ay bakarım’ diye başladım ama 31 yıl olmuş. Bugün artık global bir yapının parçasıyım. 30 yıl önce lojistikte kadın sayısı neredeyse yok denecek kadar azdı. Hatta bir toplantıda beni görünce yanlış yere geldiğini düşünüp çıkan birini hatırlıyorum. Sektör zamanla gelişti, eğitimli insan kaynağı arttı ama hâlâ erkek egemen bir yapı var. Avrupa’da da durum çok farklı değil; ‘Women in Logistics’ gibi platformlarla bu alan destekleniyor. Ben şuna inanıyorum: Lojistik erkek işi değil, aksine kadınlar için çok uygun bir alan. Çünkü detay, organizasyon ve empati gerektiriyor; yani aslında kadınların güçlü olduğu yönleri barındırıyor" dedi. Ezber bozan kadın liderlerden sürdürülebilirlik vizyonu Dr. Sevgi Yılmaz moderatörlüğünde gerçekleşen ikinci oturumda; Emine Erdem (SEDEFED Yönetim Kurulu Başkanı), Esra Bezircioğlu (KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı), Ayşem Ulusoy (ATC Grup YKB, UTİKAD Geçmiş Dönem Başkanı) ve Damla Alışan (Alışan Lojistik CEO) gibi önemli isimlerin katılımıyla gerçekleşti. Oturumda iş dünyasında liderliğin evrimi tartışıldı. Kadın liderlerin kriz anlarındaki direnç yönetimi ve sürdürülebilirlik vizyonunun kurumsal performans üzerindeki çarpan etkisinin ele alındığı panelde, liyakat esaslı bir yönetim modelinin cam tavanları kırmadaki rolü üzerinde duruldu. Otonom satın alma ve yapay zeka devrimi Öğleden sonraki oturumlarda ise satın almanın teknolojik geleceği konuşuldu. Mindzie CEO’su James Henderson’ın katılımıyla gerçekleşen Agentic Procurement oturumunda, yapay zekâ ve süreç madenciliği ile otonom satın almanın nasıl mümkün olduğu canlı örneklerle gösterildi. Veriden karara giden süreçte otomasyonun sağladığı tasarruf fırsatları katılımcılarla paylaşıldı. Zirvenin final bölümünde ise Ali Ülker, kuşaklar arası satın alma yönetimi ve değer odaklı iş modelleri üzerine ufuk açıcı bir perspektif sundu. Özellikle regülasyonların sıkılaştığı, ESG beklentilerinin yükseldiği ve tedarik risklerinin çeşitlendiği bir dönemde; satın almanın "etik duruş" ve "şeffaflık" üzerinden güven inşa eden bir iş modeli kurgulaması kritik hale geldiği vurgulandı. İş dünyasının ünlü isimlerinden Ali Ülker, zirvede gerçekleştireceği bu özel oturumda; etik temelli karar mekanizmaları, tedarikçi geliştirme ve dijital dönüşümün satın alma süreçlerindeki kritik rolüne dair önemli açıklamalarda bulundu Bu oturum kurumların satın almayı 2026’nın rekabet koşullarına uyarlaması için somut bir dönüşüm perspektifi sundu. TÜSAYDER’den sektöre iki yeni veri seti haberi Zirve kapsamında TÜSAYDER, satın alma profesyonellerinin karar alma süreçlerini bilimsel temele oturtacak olan Kategori Risk Skoru ve Tedarik Süresi Oynaklığı veri setlerini ilk kez kamuoyuna tanıttı. Bu yeni ölçüm modelleriyle şirketlerin emtia, kur ve lojistik risklerini önceden hesaplayarak proaktif önlemler alabilmesi hedefleniyor. 11 Nisan’da yazılan bu yeni ekonomi anayasası, Türk iş dünyasının küresel rekabetteki gücünü artıracak stratejik bir rehber niteliği taşıyor.
13 Nisan 2026 Pazartesi - 10:35 Konya’da gayrimenkul piyasası yavaş yavaş hareketleniyor: Uzmanlardan "Yatırımı ertelemeyin" tavsiyesi Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte Konya’da gayrimenkul piyasası yavaş yavaş hareketlenirken, küresel ekonomik gelişmeler vatandaşları yatırım konusunda temkinli davranmaya yönlendiriyor. Emlak uzmanları, vatandaşlara gayrimenkul yatırımı ve alım-satım süreçlerinde dikkat edilmesi gereken hususlara ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Gayrimenkul piyasasında yaz aylarının yaklaşmasıyla beraber hareketlilik başladığına değinen uzmanlar, yapılacak işlemin gecikmeden değerlendirilmesini gerektiğini ifade ediyor. Maliyetlerin arttığını vurgulanan Konya Emlakçılar Odası Başkanı Abdullah Çiftci, yatırım kararlarının ertelenmemesini tavsiye ederek, "Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte piyasa, yavaş yavaş yukarı yönlü bir ivmeyle hareketlenmeye başladı. Ancak küresel sorunlar, vatandaşlarımızı ticaret ve yatırım yapma konusunda daha temkinli davranmaya yönlendiriyor. Her zaman ifade ettiğimiz önemli bir husus; kısa vadeli ya da uzun vadeli fark etmeksizin, vatandaşlarımızın gayrimenkule yatırım yapmaları ya da ihtiyaçlarını en kısa sürede gidermeleri gerekiyor. Çünkü her geçen yıl, bir önceki yılı aratıyor. Bu nedenle vatandaşlarımızın mevcut imkanlarını hızlı ve doğru şekilde değerlendirmelerini tavsiye ediyoruz. Geçmişte vatandaşlarımız daha çok merkezi lokasyonları, merkeze yakın bölgeleri tercih ederken, günümüzde bu tercihler değişkenlik gösteriyor. Artık en iyi, en kaliteli ve bütçeye en uygun seçenekler doğrultusunda karar verildiğini görüyoruz" dedi. Dolandırıcılık olaylarına dikkat Gayrimenkul alım-satım süreçlerinin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi için uyarılarda bulunan Çiftci, "Öncelikle, ödeme hesabınıza geçmeden tapu devir ve taahhüt işlemlerine kesinlikle başlanmamalıdır. İkinci olarak, havale ve EFT işlemleri tamamlanmadan, yani ödeme karşı tarafa ulaşmadan tapu devri gerçekleştirilmemelidir. Özellikle ‘sazan sarmalı’ ve ‘kaparo’ dolandırıcılığı gibi yöntemlerin, tapu devir işlemlerinde veya mesai bitimine yakın saatlerde daha sık tercih edildiği bilinmektedir. Bu nedenle vatandaşlarımızın bu tür durumlara karşı dikkatli olmaları büyük önem taşımaktadır. Ayrıca alıcı ve satıcının birbirini görmeden, aracılık yapan ve Konya Emlak Odası’na kayıtlı meslektaşlarımızla yüz yüze gelmeden, tapu devrini gerçekleştirecek kişilerle ve sözleşmeye taraf olanlarla görüşmeden kesinlikle işlem yapmamalarını tavsiye ediyoruz" şeklinde konuştu. "Altın fiyatlarındaki dalgalanmalar ve faiz oranlarının yüksek olması, vatandaşlarımızı etkiliyor" Piyasadaki dalgalanmanın zaman zaman sektörü etkilediğine değinen Emlak Uzmanı Demir Simen de, "Altın fiyatlarındaki dalgalanmalar ve faiz oranlarının yüksek olması, vatandaşlarımızı ve yatırımcıları önemli ölçüde etkilemektedir. Yatırım yapan kişiler, istedikleri verimi elde edememekte piyasalarda sabit seviye ihtiyacı ön plana çıkmaktadır. Döviz kurları ve altın fiyatlarının da dengeye oturması, ayrıca fahiş fiyat artışlarının kontrol altına alınması gerekmektedir. Piyasada aynı nitelikteki bir gayrimenkulün farklı yerlerde farklı fiyatlarla sunulması da vatandaşlarımızı zorlayan unsurlar arasında yer almaktadır. Bu nedenle, gayrimenkul alım sürecinde kurumsal firmalarla çalışılması büyük önem taşımaktadır" dedi. "Detaylı şekilde araştırmalarını öneriyoruz" Dolandırıcılık olaylarına karşı uyarıda bulunan Simen, "Vatandaşlarımızın internet siteleri ve diğer platformlar üzerinden firmaları ve müteahhitleri detaylı şekilde araştırmalarını öneriyoruz. Unutulmamalıdır ki herkes emlakçılık yapamaz. Yetki belgesi olmayan, gerekli evraklara sahip bulunmayan ve kayıt dışı faaliyet gösteren kişilerle yapılan işlemler, ciddi mağduriyetlere yol açabilmektedir. Bu tür durumlarda vatandaşlarımız sonradan pişman olarak çözüm arayışına başlıyor. Bu nedenle vatandaşlarımıza, güvenilir ve kurumsal firmalarla çalışmalarını önemle tavsiye ediyoruz" diye konuştu.
13 Nisan 2026 Pazartesi - 10:26 Konya’da gayrimenkul piyasası yavaş yavaş hareketleniyor: Uzmanlardan "Yatırımı ertelemeyin" tavsiyesi Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte Konya’da gayrimenkul piyasasında hareketlilik artarken, küresel ekonomik gelişmeler vatandaşları yatırım konusunda temkinli davranmaya yönlendiriyor. Emlak uzmanları, vatandaşlara gayrimenkul yatırımı ve alım-satım süreçlerinde dikkat edilmesi gereken hususlara ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Gayrimenkul piyasasında yaz aylarının yaklaşmasıyla beraber hareketlilik başladığına değinen uzmanlar, yapılacak işlemin gecikmeden değerlendirilmesini gerektiğini ifade ediyor. Maliyetlerin arttığını vurgulanan Konya Emlakçılar Odası Başkanı Abdullah Çiftci, yatırım kararlarının ertelenmemesini tavsiye ederek, "Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte piyasa, yavaş yavaş yukarı yönlü bir ivmeyle hareketlenmeye başladı. Ancak küresel sorunlar, vatandaşlarımızı ticaret ve yatırım yapma konusunda daha temkinli davranmaya yönlendiriyor. Her zaman ifade ettiğimiz önemli bir husus; kısa vadeli ya da uzun vadeli fark etmeksizin, vatandaşlarımızın gayrimenkule yatırım yapmaları ya da ihtiyaçlarını en kısa sürede gidermeleri gerekiyor. Çünkü her geçen yıl, bir önceki yılı aratıyor. Bu nedenle vatandaşlarımızın mevcut imkanlarını hızlı ve doğru şekilde değerlendirmelerini tavsiye ediyoruz. Geçmişte vatandaşlarımız daha çok merkezi lokasyonları, merkeze yakın bölgeleri tercih ederken, günümüzde bu tercihler değişkenlik gösteriyor. Artık en iyi, en kaliteli ve bütçeye en uygun seçenekler doğrultusunda karar verildiğini görüyoruz" dedi. Dolandırıcılık olaylarına dikkat Gayrimenkul alım-satım süreçlerinin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi için uyarılarda bulunan Çiftci, "Öncelikle, ödeme hesabınıza geçmeden tapu devir ve taahhüt işlemlerine kesinlikle başlanmamalıdır. İkinci olarak, havale ve EFT işlemleri tamamlanmadan, yani ödeme karşı tarafa ulaşmadan tapu devri gerçekleştirilmemelidir. Özellikle ‘sazan sarmalı’ ve ‘kaparo’ dolandırıcılığı gibi yöntemlerin, tapu devir işlemlerinde veya mesai bitimine yakın saatlerde daha sık tercih edildiği bilinmektedir. Bu nedenle vatandaşlarımızın bu tür durumlara karşı dikkatli olmaları büyük önem taşımaktadır. Ayrıca alıcı ve satıcının birbirini görmeden, aracılık yapan ve Konya Emlak Odası’na kayıtlı meslektaşlarımızla yüz yüze gelmeden, tapu devrini gerçekleştirecek kişilerle ve sözleşmeye taraf olanlarla görüşmeden kesinlikle işlem yapmamalarını tavsiye ediyoruz" şeklinde konuştu. "Altın fiyatlarındaki dalgalanmalar ve faiz oranlarının yüksek olması, vatandaşlarımızı etkiliyor" Piyasadaki dalgalanmanın zaman zaman sektörü etkilediğine değinen Emlak Uzmanı Demir Simen de, "Altın fiyatlarındaki dalgalanmalar ve faiz oranlarının yüksek olması, vatandaşlarımızı ve yatırımcıları önemli ölçüde etkilemektedir. Yatırım yapan kişiler, istedikleri verimi elde edememekte piyasalarda sabit seviye ihtiyacı ön plana çıkmaktadır. Döviz kurları ve altın fiyatlarının da dengeye oturması, ayrıca fahiş fiyat artışlarının kontrol altına alınması gerekmektedir. Piyasada aynı nitelikteki bir gayrimenkulün farklı yerlerde farklı fiyatlarla sunulması da vatandaşlarımızı zorlayan unsurlar arasında yer almaktadır. Bu nedenle, gayrimenkul alım sürecinde kurumsal firmalarla çalışılması büyük önem taşımaktadır" dedi. "Detaylı şekilde araştırmalarını öneriyoruz" Dolandırıcılık olaylarına karşı uyarıda bulunan Simen, "Vatandaşlarımızın internet siteleri ve diğer platformlar üzerinden firmaları ve müteahhitleri detaylı şekilde araştırmalarını öneriyoruz. Unutulmamalıdır ki herkes emlakçılık yapamaz. Yetki belgesi olmayan, gerekli evraklara sahip bulunmayan ve kayıt dışı faaliyet gösteren kişilerle yapılan işlemler, ciddi mağduriyetlere yol açabilmektedir. Bu tür durumlarda vatandaşlarımız sonradan pişman olarak çözüm arayışına başlıyor. Bu nedenle vatandaşlarımıza, güvenilir ve kurumsal firmalarla çalışmalarını önemle tavsiye ediyoruz" diye konuştu. (İY-FM-
13 Nisan 2026 Pazartesi - 10:23 Cari denge Şubat ayında 7 milyar 501 milyon dolar açık verdi Şubat ayında cari işlemler hesabı 7 milyar 501 milyon dolar açık kaydetti. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Şubat ayı Ödemeler Dengesi Gelişmelerine göre, cari işlemler hesabı 7 milyar 501 milyon dolar açık kaydetti. Altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı ise 1.462 milyon ABD doları açık verdi. Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 7.478 milyon ABD doları olarak gerçekleşti. Yıllıklandırılmış verilere göre, Şubat ayında cari açık yaklaşık 35,4 milyar ABD doları olurken, ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret dengesi de 73,2 milyar ABD doları açık verdi. Aynı dönemde hizmetler dengesi 62,6 milyar ABD doları fazla verirken, birincil ve ikincil gelir dengesi sırasıyla 24,0 milyar ABD doları ve 0,9 milyar ABD doları açık verdi. Hizmetler dengesi kaynaklı net girişler bu ay 2.014 milyon ABD doları seviyesinde gerçekleşmiş olup, bu kalem altında taşımacılık hizmetleri ve seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler sırasıyla 1.215 milyon ABD doları ve 1.841 milyon ABD doları oldu. Finans hesabı 2026 yılı Şubat ayı yıllıklandırılmış cari açığın finansmanına net doğrudan yatırımlar 2,6 milyar ABD doları, net portföy yatırımları 2,4 milyar ABD doları, krediler 38,0 milyar ABD doları ve ticari krediler 1,3 milyar ABD doları katkı verirken; net efektif ve mevduatlar 11,5 milyar ABD doları negatif yönlü etki etti. Merkez Bankası döviz cinsinden net rezerv azalışı 24,2 milyar ABD doları oldu. Şubat ayında doğrudan yatırımlar kaynaklı net çıkışlar 138 milyon ABD doları olarak kaydedildi. Yurt dışı yerleşiklerin Türkiye’ye toplam doğrudan yatırımları 780 milyon ABD doları artarken, yurt içi yerleşiklerin yurt dışındaki doğrudan yatırımları 918 milyon ABD doları arttı. Gayrimenkul yatırımları incelendiğinde, yurt içi yerleşiklerin yurt dışında 225 milyon ABD doları gayrimenkul alımı ve yurt dışı yerleşiklerin ise Türkiye’de 230 milyon ABD doları net gayrimenkul alımı yaptığı görüldü. Portföy yatırımları Şubat ayında 780 milyon ABD doları tutarında net giriş kaydetti. Yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi piyasasında 932 milyon ABD doları ve DİBS piyasasında 366 milyon ABD doları net alış yaptığı görüldü. Yurt dışındaki tahvil ihraçlarıyla ilgili olarak; yurt dışı yerleşiklerin bankalar ve Genel Hükümet ihraçlarında sırasıyla 43 milyon ABD doları ve 674 milyon ABD doları net alış, diğer sektör ihraçlarında ise 81 milyon ABD doları net satış yaptığı görüldü. Yurt dışından kredi kullanımlarında bu ay bankalar, Genel Hükümet ve diğer sektörler sırasıyla 17 milyon ABD doları, 226 milyon ABD doları ve 1.478 milyon ABD doları net kullanım gerçekleştirdi. Diğer yatırımlar altında, yurt dışı bankaların yurt içindeki mevduatları, Türk lirası cinsinden 882 milyon ABD doları net artış ve yabancı para cinsinden 2.390 milyon ABD doları net azalış olmak üzere toplam 1.508 milyon ABD doları net azalış kaydetti. Resmi rezervlerde bu ay 10.630 milyon ABD doları net azalış oldu.
Erzurum’da Halk Pazarı’nın 10’uncu şubesi açıldı
16 Aralık 2025 Salı - 15:16 Erzurum’da Halk Pazarı’nın 10’uncu şubesi açıldı Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin en önemli sosyal sorumluluk projelerinden biri olan Halk Pazarı’nın onuncu şubesi açıldı. Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, "İnşallah bundan sonra da ihtiyaç duyulan her noktada aynı kararlılıkla yeni halk pazarlarını hayata geçireceğiz. Çünkü bizim için önemli olan sayı değil, memnuniyettir. Vatandaşımız memnunsa, biz doğru yoldayız demektir" dedi. Halk Pazarı Vaniefendi Şubesi’nin açılışına; Erzurum Vali Yardımcısı Mustafa Berk Çelik, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Yakutiye Kaymakamı Tuncay Kaldırım, Yakutiye Belediye Başkanı Mahmut Uçar, AK Parti Erzurum İl Başkanı Av. İbrahim Küçükoğlu, MHP Erzurum İl Başkanı Adem Yurdagül, vatandaşlar ve diğer davetliler katıldı. Erzurum Büyükşehir Belediyesi Halk Pazarları’nda uygun ve kaliteli ürün özelliği önplana çıkarken; ekmek 7,5 TL, kıyma et 449,90 TL, yumurtanın kolisi 129,90 TL, 5 litrelik ayçiçek yağı 400 TL, mandalina 15,95 TL ve patates 16,50 TL’ye satılıyor. "Hizmetlerimizi planlarken rakamlara değil, hanelere bakarız" Kentin sosyal hayatına, ekonomik dengesine ve vatandaşın günlük yaşamına doğrudan dokunan çok önemli bir hizmeti daha hayata geçirmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirten Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, açılışta yaptığı konuşmada "Şehrimizin 10 farklı noktasında kurduğumuz bu sistem, Vaniefendi’de yeni bir adımla daha güçlenmiş oluyor. Biz bu şehri yönetirken şunu hiçbir zaman unutmadık. Erzurum büyük bir şehir olabilir ama bizim için asıl büyüklük, vatandaşımızın sofrasına dokunabilmekte, bütçesine nefes aldırabilmektedir. Belediyecilik anlayışımızın merkezinde insan vardır. Hizmetlerimizi planlarken rakamlara değil, hanelere bakarız. İşte halk pazarlarımız da tam olarak bu bakış açısının sahaya yansımış halidir" dedi. "Halk pazarlarımız üreticinin emeğinin karşılık bulduğu yerlerdir" Halk Pazarı Projesinin yalnızca Erzurum ile sınırlı kalmaması gerektiğini, ülke genelinde de hayata geçmesi gereken özel bir proje olarak gördüklerini vurgulayan Başkan Sekmen, "Biz hizmeti belli merkezlere sıkıştıran bir anlayışla hareket etmiyoruz. Halk Pazarı dediğimiz şey, yalnızca alışveriş yapılan bir alan değildir. Burası, üreticinin emeğinin karşılık bulduğu, esnafın ayakta kaldığı, vatandaşın güvenle alışveriş yaptığı bir dengedir. Bu dengeyi kurmak kolay değildir ama biz Erzurum’da bunu başardık. Çünkü niyetimiz halis, yolumuz nettir. Biz, Ahi geleneğimizi yaşatmaya devam ediyoruz. 10’uncusunu açtığımız bu pazar, bize şunu açıkça gösteriyor: Doğru iş, doğru zamanda, doğru yerde yapıldığında karşılığını mutlaka bulur. Vatandaşımızdan aldığımız geri dönüşler, sahadaki memnuniyet, bizlere daha fazlasını yapmak için güç veriyor. Burada açılan bu halk pazarı, sadece bu mahalleye değil, çevresindeki tüm mahallelere hizmet edecektir" şeklinde konuştu. "Hizmet üretirken günü kurtarmıyoruz, geleceği inşa ediyoruz" Halk pazarlarının, aynı zamanda Erzurum’un ekonomik hayatına da katkı sunduğunu vurgulayan Başkan Sekmen, "Esnafımız için yeni bir alan, üreticimiz için yeni bir imkân, vatandaşımız için güvenli bir alışveriş ortamı oluşmaktadır. Bu üç ayağı birlikte ayakta tutmadan başarıdan söz edilemez. Biz de bu dengeyi titizlikle koruyoruz. Bizim anlayışımızda belediye, sadece bina yapan bir kurum değildir. Belediye, şehirle gönül bağı kuran bir yapıdır. Bu bağ kurulmadan yapılan hiçbir iş kalıcı olmaz. Halk pazarlarımız, bu gönül bağının somut karşılıklarından biridir. Vatandaşımızın hayatına dokunan her hizmet, bizim için en kıymetli yatırımdır. Aziz şehrimiz, tarih boyunca yoklukla da mücadele etmiştir, zorlukla da. Ama hiçbir zaman umudunu kaybetmemiştir. Biz de bu ruhu yaşatmakla mükellefiz. Halk pazarlarımızda gördüğümüz dayanışma, bu ruhun hâlâ diri olduğunu göstermektedir. Şehrimizi büyütürken kimseyi geride bırakmayan bir anlayışla yolumuza devam ediyoruz. Altyapıda ne yaptıysak, üstyapıda da aynısını yaptık. Sosyal desteklerde ne yaptıysak, ekonomik hayata katkıda da aynı kararlılığı gösterdik. Halk pazarlarımız da bu bütüncül anlayışın bir parçasıdır. Biz Erzurum’da hizmet üretirken günü kurtarmıyoruz, geleceği inşa ediyoruz. Attığımız her adımın yarını da düşünülerek atılmasına özen gösteriyoruz. Halk pazarlarımız da geçici çözümler değil, kalıcı bir sistem olarak planlanmıştır. Bugün 10’uncusunu açıyorsak, bu planlı ve kararlı bir yürüyüşün sonucudur" diye konuştu. (MEK-NK)
GEKA, Güney Ege Kooperatifçilik Zirvesine ev sahipliği yapacak
16 Aralık 2025 Salı - 15:02 GEKA, Güney Ege Kooperatifçilik Zirvesine ev sahipliği yapacak DENİZLİ (İHA) – Güney Ege Kalkınma Ajansı (GEKA), Güney Ege’nin dayanışma ve üretim kültürünü yeniden canlandırmak, kooperatiflerimizi geleceğe taşıyacak vizyonu şekillendirmek amacıyla düzenlenecek Güney Ege Kooperatifçilik Zirvesine ev sahipliği yapacak. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajanları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda faaliyetlerini yürüten Güney Ege Kalkınma Ajansı, Güney Ege’nin dayanışma ve üretim kültürünü yeniden canlandırmak, kooperatiflerimizi geleceğe taşıyacak bir vizyonu birlikte şekillendirmek amacıyla Güney Ege Kooperatifçilik Zirvesi düzenliyor. GEKA tarafından hazırlanan Güney Ege Bölgesinde Üreten Kooperatiflerin Mevcut Durum Analizi ve Gelişim Stratejileri Raporu sunumu ve ajansın bölgede kooperatifler ile yapacağı faaliyetler hakkında bilgilendirme yapılacak. Başarılı kooperatif uygulamalarının paylaşılacağı zirvede e-ticaret, markalaşma ve fon kaynaklarına erişim konularında yol haritaları sunulacak. Emeğin değerini büyütmek, yerelden evrensele uzanan güçlü bir üretim hikâyesi yazmak için atılmış önemli bir adım olarak nitelendirilen zirve, 18 Aralık 2025 Perşembe günü Denizli Anemon Otelde gerçekleşecek. 4 oturum halinde gerçekleştirilecek Güney Ege Kooperatifçilik Zirvesinin birinci oturumunda GEKA uzmanları tarafından "Güney Ege Bölgesi’nde Üretici Örgütlerinin Mevcut Durumu ve Gelişim Stratejileri" sunumu yapılacak. Başarı hikayelerinin paylaşılacağı ikinci oturumun ardından üçüncü oturumda "E-Ticaret ve Markalaşma" anlatılacak. Zirve "Fonlar ve Destek Programları" konulu dördüncü oturumun sonunda soruların cevaplanmasıyla sona erecek.
Hisarcıklıoğlu; "Denizli Ticaret Odamız vermiş olduğu hizmetlerle 5 yıldıza sahip"
16 Aralık 2025 Salı - 14:46 Hisarcıklıoğlu; "Denizli Ticaret Odamız vermiş olduğu hizmetlerle 5 yıldıza sahip" Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, Denizli ziyareti kapsamında Denizli Ticaret Odası’nda üyerle bir araya geldi. DTO yönetimini çalışmalarından dolayı tebrik eden Hisarcıklıoğlu; "Denizli Ticaret Odamız vermiş olduğu hizmetlerle 5 yıldıza sahip" dedi. TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, Denizli ziyareti kapsamında DTO üyeleriyle de bir araya geldi. Ziyarete, TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, DTO Başkanı Uğur Erdoğan, DSO Başkanı Selim Kasapoğlu ve iş adamları katıldı. "2026 yılı DTO projelerini uygulama yılı olacak" Toplantının açılış konuşmasında DTO Başkanı Uğur Erdoğan, "2025 yılı Denizli Ticaret Odasının projelendirme yılı oldu. İnşallah 2026 yılı ise üretmiş olduğumuz projelerin uygulanma yılı olacağını buradan ilan ediyoruz. Bunlardan birisi Denizli’ye uzun yıllar hizmet vermesini arzu ettiğimiz yeni Denizli Ticaret Odası Binasının temelini atmak. İnşallah binamızın temelini ocak ayı içerisinde atacağız. Başka bir projemiz ise Ticaret Odası önderliğinde bin 200 dönümlük bir arsa tahsisi için gayretlerimiz devam ediyor. Bu arsa içerisinde kusursuz bir gıda sanayisi bölgesi ve geri dönüşüm sanayi bölgesi oluşturacağız. Bu projenin maliyeti milyar TL’leri buluyor. Deprem ve pandemi dönemlerinde en hızlı çözümler üreterek bizlere destek olan Başkanımız Rıfat Hisarcıklıoğlu’na teşekkür ederim. Ayrıca Denizli ve ilçelerinde yaptırılan TOBB okullarının açılışlarını gerçekleştirdik. Başkanız Rıfat Hisarcıklıoğlu’na Denizli’ye vermiş oldukları desteklerden dolayı teşekkür ederiz" şeklinde konuştu. "TOBB tarafından Denizli’ye 6 okul yaptırıldı" Denizli’ye hayırlı işler için geldiklerini ifade eden TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu ise "TOBB olarak Buldan, Sarayköy ve Babadağ’a yaptırdığımız okulların açışlarını yapmak için geldik. Denizli’de geçen yıl açılışını yaptığımız Merkezefendi’deki okulumuzun açılışını yapmıştı. İnşallah yakın zamanda Acıpayam ve Tavas’ta da inşaatımız bitirdik. Yakın zamanda inşallah oralarında açılışlarını yapacağız. Böylelikle toplamda 6 okulu Denizli’mize kazandırmış olacağız. Denizli Ticaret Odamız guru duyulması geren bir noktada. 2021 yılından bu yana katıldığımız Dünya’daki odalarının yıldızlanması sisteminde Denizli Ticaret Odamız vermiş olduğu hizmetlerler 5 yıldıza sahip" ifadelerini kullandı. "Yüzde 50’nin üzerindeki faizlerle kâr elde edemeyiz" Kobilerin finansmana ulaşmasının kolaylaşması gerektiğini ifade eden TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, "Bankaların kredi büyümesine izin vermesi gerekiyor. Komilerimiz krediye ulaşmakta zorluk yaşıyor. Bunun diğer yansıması ise bizlere maliyetlerin yükselmesi. Merkez Bankası faizleri düşürüyor ama bankalar buna uymuyor düşürmüyor. Merkez Bankasının kararına saygı duyarak bankalarda faizleri düşürsün. Yüzde 53 yüzde 55’lerde bizlerin kredi kullanmasına imkan yok. Yüzde 50’nin üzerindeki faiz oranlarıyla hiçbir işletmenin kâr etmesi mümkün değil" dedi.
TÜRSAB Bodrum Bölge Temsil Kurulu Başkanı Kantarmış: "Turizm sadece ekonomik faaliyet değil, istihdam ve kültürdür"
16 Aralık 2025 Salı - 14:39 TÜRSAB Bodrum Bölge Temsil Kurulu Başkanı Kantarmış: "Turizm sadece ekonomik faaliyet değil, istihdam ve kültürdür" TÜRSAB Bodrum Bölge Temsil Kurulu Başkanı Enver Kantarmış, turizmin yalnızca ekonomik bir faaliyet olmadığını vurgulayarak, "Turizm aynı zamanda istihdamdır, kültürdür ve uluslararası ilişkileri doğrudan etkileyen stratejik bir sektördür" dedi. Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Bodrum Bölge Temsil Kurulu, Gümbet Mahallesi’ndeki bir otelde basın mensuplarıyla bir araya geldi. Samimi bir atmosferde gerçekleşen buluşmada, TÜRSAB Bodrum Bölge Temsil Kurulu Başkanı Enver Kantarmış, kurulun yürüttüğü çalışmalar, Bodrum turizminin mevcut durumu ve gelecek sezon beklentilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kantarmış, basın mensuplarının sorularını da yanıtladı. Basın buluşmasına TÜRSAB Bodrum Bölge Temsil Kurulu Başkanı Enver Kantarmış’ın yanı sıra Yönetim Kurulu Üyeleri Ozan Aydemir, Erçin Özen, Hamdi Artuk, Fatih Öztarakçı ve Ahmet Şimşek katıldı. "Turizm stratejik bir sektördür" 2026 turizm sezonu ve TÜRSAB Bodrum’un çalışmaları hakkında açıklamalarda bulunan Enver Kantarmış, seçim sürecinin ardından sahaya indiklerini ve yoğun bir çalışma temposu içinde olduklarını söyledi. Turizmin yalnızca ekonomik bir faaliyet olmadığını vurgulayan Kantarmış, "Turizm aynı zamanda istihdamdır, kültürdür ve uluslararası ilişkileri doğrudan etkileyen stratejik bir sektördür" dedi. Turizmin Türkiye’nin itibarı açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Kantarmış, bu büyüklükte bir sektörün yükünün tek bir kurum tarafından taşınamayacağını, birlikteliğin bir tercih değil zorunluluk olduğunu belirtti. Yapmak istediklerini sunumlarla anlatmak yerine, yapılanları ve yapılacakları sahada istişare etmeyi tercih ettiklerini kaydetti. Uçuşlar ve rezervasyonlarda artış 2026 sezonuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kantarmış, İngiltere pazarında bazı uçuş kayıpları yaşandığını ancak genel tabloya bakıldığında olumlu gelişmelerin de bulunduğunu söyledi. A-Jet’in 2026 yılında 15 farklı destinasyondan Bodrum’a uçuş planladığını belirten Kantarmış, kruvaziyer gemilerinde de artış yaşandığını ifade etti. İç hatlarda ise Trabzon, Gaziantep ve Diyarbakır’dan bu yıl ilk kez Bodrum’a uçuşların başlayacağını açıkladı. Rezervasyon verilerine de değinen Kantarmış, 2025 yılı ile aynı dönem karşılaştırıldığında rezervasyonlarda genel bir artış olduğunu belirtti. Uçak kayıplarının henüz kesinleşmediğini dile getiren Kantarmış, İngiltere pazarının öne çıktığını, diğer pazarlarda ise artış yaşandığını söyledi. Rusya pazarında ise mevcut veriler ışığında yaklaşık yüzde 700 oranında artış olduğunu kaydetti. "Turizm yıl geneline yayılmalı" Deniz, kum ve güneş turizminin artık tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Kantarmış, gastronomi, kültür ve spor gibi alanlara yönelmenin önemine dikkat çekti. Turizmin belirli aylara sıkışmasının önüne geçilerek yıl geneline yayılmasının, sürdürülebilir turizm açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. TEKNOFEST Bodrum’a isteniyor TEKNOFEST’in Bodrum’da düzenlenmesini istediklerini belirten Kantarmış, bu konuda girişimlerde bulunduklarını söyledi. Muğla Valisi ile bu yönde görüşme yaptıklarını aktaran Kantarmış, organizasyonun başka bir bölgede yapılmasının planlandığını ancak kendilerinin Bodrum’da gerçekleştirilmesini istediklerini dile getirdi. Kantarmış, TEKNOFEST’i Bodrum’a kazandırmak için tüm imkanlarıyla çalışacaklarını ifade etti. Denetimlerde amaç kalite Denetimlerle ilgili soruları da yanıtlayan Kantarmış, seçim döneminde verdikleri denetim personeli istihdamı ve kurumlarla koordinasyon sözlerini yerine getirdiklerini belirtti. Denetim personelinin göreve başladığını ifade eden Kantarmış, Vergi Dairesi ve Turizm Müdürlüğü başta olmak üzere ilgili kurumlarla koordineli çalıştıklarını ve bu iş birliğinin süreceğini söyledi. Ayrıca TÜRSAB Bodrum olarak Turizm Müdürlüğü’ne araç tahsis ettiklerini açıkladı. Amaçlarının ceza yazmak değil, turizmde kaliteyi artırmak olduğunu vurgulayan Kantarmış, denetimlerin yasalar çerçevesinde ve kişisel uygulamalardan uzak bir anlayışla gerçekleştirileceğini sözlerine ekledi.
Gram altın 6 bin liraya yaklaştı
16 Aralık 2025 Salı - 14:36 Gram altın 6 bin liraya yaklaştı Altın fiyatları, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimi kararı sonrası yükselişe geçti. Ons altının fiyatı 4 bin 300 doları aşarken, gram altın üç gün içerisinde 200 TL birden artarak 5 bin 940 TL oldu. Uzmanlar, gelecek yılda da indirimlerinin devam etmesi halinde altın fiyatlarında yeni rekorların gündeme gelebileceğini düşünüyor. ABD Merkez Bankası, geçtiğimiz hafta politika faizini 25 baz puan indirerek yüzde 3,50-3,75 aralığına çekti. Kararın ardından doların küresel piyasalarda zayıflaması ve faiz getirilerinin düşmesi, altını yeniden cazip hale getirdi. Piyasalarda oluşan bu tablo, altının hem kısa hem de orta vadede yükseliş eğilimini koruyabileceği yönündeki beklentileri güçlendirdi. Uzmanlar, yıl sonu için gram altında 6 bin TL seviyesinin hedeflendiğini, 2026 yılında ise faiz indirimlerinin devam etmesi halinde altın fiyatlarında yeni rekorların gündeme gelebileceğini belirtiyor. "2026 yılına baktığımızda ise faiz indirimleri geldikçe, gram altında ve altının onsunda yeni rekorlar gelecektir" Geçtiğimiz hafta Fed tarafından faiz indiriminin geldiğini belirten kuyumcu Nasir Amcalar, "Bununla beraber altında yükseliş başladı. Ons altının fiyatı 4 bin 300 dolar seviyesini aştı ve gram altın iki-üç gün içerisinde 200 TL birden arttı. Şu anda gram altın 5 bin 940 TL’den işlem görüyor. Bizim gram altında beklentimiz yıl sonunda 6 bin TL seviyelerindeydi. Beklediğimiz şekilde gerçekleşti. 2026 yılına baktığımızda ise faiz indirimleri geldikçe, gram altında ve altının onsunda yeni rekorlar gelecektir. Altına talep her geçen gün artıyor. Vatandaşlar altının düşmeyeceğini ve her zaman güvenli liman olarak kalacağını biliyorlar. Gümüşe de talep var hatta altına göre yüzdesel bakacak olursak gümüş daha fazla kazandırdı. Fakat altına talep daha çok. Gram altın şu anda 5 bin 940 TL, çeyrek 9 bin 500 TL, yarım altın 19 bin TL, tam altında ise 38 bin TL’den işlem görüyor" şeklinde konuştu.
Vodafone, Türkiye’deki 20’nci yılını 5G ile kutlayacak
16 Aralık 2025 Salı - 14:21 Vodafone, Türkiye’deki 20’nci yılını 5G ile kutlayacak Önümüzdeki yıl Türkiye’deki 20’nci yaşını kutlayacak olan Vodafone’un bugüne kadar yaptığı yatırımın reel değeri 480 milyar TL’yi aştı. Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, "Global tecrübemiz, yerel uygulama gücümüz, sağlam altyapımız ve müşteri deneyimine yönelik yenilikçi uygulamalarımızla 5G’li yeni döneme dünden hazırız" dedi. Vodafone, Türkiye pazarına yatırımlarını sürdürüyor. Önümüzdeki yıl Türkiye’deki 20’nci yaşını kutlayacak olan şirketin bugüne kadar yaptığı yatırımın reel değeri 480 milyar TL’yi aştı. Ekim ayında gerçekleşen 5G yetkilendirme ihalesinde verdiği teklifle Türkiye’ye 2025 yılında yapılan en büyük üçüncü uluslararası doğrudan yatırıma imza atan şirket, altyapıdan müşteri memnuniyetine kadar her alanda hayata geçirdiği yenilikçi uygulamalarla 5G’ye hazır durumda. Son 5 yılda şebekesine 80 milyar TL’yi aşkın yatırım yaparak kapasitesini 3 kattan fazla artıran şirket, bu süreçte müşteri memnuniyeti alanında yaptığı çalışmalarla da en düşük müşteri kaybına sahip operatör olduğunu açıkladı. Şirket, 1 Nisan 2026 itibarıyla 81 ilde 922 ilçeye sunulacak 5G hizmetiyle, kapsama ve kullanıcı sayısı bakımından Vodafone Grubu’nun dünyada yaptığı en büyük 5G lansmanına imza atacak. Şirketin 2025 yılı performansını ve 2026 hedeflerini paylaşmak üzere düzenlenen toplantıya Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy ve Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcıları katıldı. "Bugüne kadar yaptığımız toplam yatırımın reel değeri 480 milyar TL’yi aştı" Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, "Şirket olarak, 2026’da Türkiye’deki 20’nci yılımızı kutlayacak olmanın gurur ve heyecanı içindeyiz. Türkiye’nin en büyük uluslararası doğrudan yatırımlarından birine imza atarak çıktığımız bu yolda ülkemiz için değer oluşturma odağımızı ilk günden beri güçlü bir şekilde sürdürüyoruz. Bu odakla bugüne kadar yaptığımız toplam yatırımın reel değeri 480 milyar TL’yi aştı. Bu yıl gerçekleşen 5G yetkilendirme ihalesi için yaptığımız yatırımla Türkiye’ye 2025 yılında yapılan en büyük üçüncü uluslararası doğrudan yatırıma imza attık. Vodafone’un 5 kıtadaki 5G deneyiminden aldığımız güç ve Türkiye’de yaptığımız tüm bu yatırım ve hazırlıklarla 5G’ye hazırız. 5G’ye geçiş sürecinin iyi işleyen bir sabit genişbant politikası ve eşit altyapı erişimiyle desteklenmesinin de sektörümüzde adil rekabetin tesisi ve en yeni teknolojilerin tüketicilere en iyi şekilde ulaşması için kritik olduğuna yürekten inanıyoruz. 5G’li yeni döneme altyapının yanı sıra müşteri memnuniyetinde de güçlü bir hazırlıkla giriyoruz. Yapay zekâ tabanlı Şebeke Kalite Endeksi modeliyle şebeke kaynaklı müşteri şikâyetlerinde 2025’te bir önceki yıla göre yüzde35 iyileşme kaydettik. Türkiye’de 5 yıldır en düşük müşteri kaybına sahip operatör olmayı sürdürüyoruz. Geçtiğimiz yıl başlattığımız Memnuniyet Merkezi programı kapsamında yürüttüğümüz çalışmalarla müşteri deneyiminde önemli iyileşmeler sağladık. Geçtiğimiz yıldan bu yana müşteri memnuniyeti anketlerimizde 8 puanlık bir artış görüyoruz. 5G ile hızlanacak dijital devrimin olmazsa olmaz unsurlarından biri de veri merkezleri. DAMAC Digital ortaklığıyla İzmir’de kurduğumuz ve toplam 100 milyon dolar yatırım tutarına ulaşacak veri merkezimizi önümüzdeki yılın ilk çeyreğinde açmayı planlıyoruz. 2026 bizim için 5G yılı olacak. Global tecrübemiz, yerel uygulama gücümüz, sağlam altyapımız ve müşteri deneyimine yönelik yenilikçi uygulamalarımızla 5G’li yeni döneme dünden hazırız" ifadelerini kullandı. Finansal peformans Yapılan açıklamaya göre, Vodafone Türkiye’nin Nisan-Eylül 2025 döneminde servis gelirleri 64,8 milyar TL; Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Kârı ise 23,7 milyar TL olarak gerçekleşti. Mobil abone sayısı 25,5 milyona, sabit genişbant abone sayısı 1,4 milyona ulaşan şirketin, Yanımda ve Online Self Servis gibi dijital kanalları kullanan aylık aktif müşteri sayısı 17,8 milyon olurken, bu müşterilerin aylık toplam etkileşimi 430 milyon olarak kaydedildi. Operatör müşterilerinin mobil data kullanımı ise 2.721 petabyte’a yükseldi. Şirket yaklaşık 50 milyar TL’lik satın alma hacmi ve dolaylı olarak oluşturduğu 36 bin kişilik istihdamla, tedarikçiler ve iş ortaklarından oluşan büyük bir ekosisteme sahip bulunuyor. Müşteriler 56,6 milyar TL tasarruf etti Şirket, 2025’te bireysel müşterileri için özellikle Vodafone FLEX ve Vodafone Happy platformları üzerinden avantajlar sunmaya devam etti. FLEX’te son 1 yılda farklı markalardan 2 milyondan fazla teknolojik ürün ve satış sonrası hizmet paketini müşterileriyle buluşturan şirket, 60’tan fazla kampanya gerçekleştirdi. Şirket, FLEX ile önümüzdeki 5 yılda 10 milyon ürünü müşterilerine ulaştırarak onları 5G’nin yenilikçi dünyasına taşımayı hedefliyor. Diğer yandan, telekom sektörünün en büyük sadakat platformu Happy’de 25 milyon Vodafone’lu için 50’den fazla marka indirim kampanyası düzenleniyor. Son bir yılda Happy’den 2,3 milyon marka indirim kodu alındı ve bu indirimlerle toplam 638 milyon TL değer sunuldu. Operatör müşterileri ise toplam 56,6 milyar TL tasarruf etti. Kurumsal müşteri sayısı 2 milyonu aştı Şirket, "Vodafone Business" çatısı altında, Türkiye’de 2 milyon 100 bin küçük ve orta ölçekli işletmeye ve 6 bin büyük ölçekli kuruma iletişim altyapısı ve ileri teknoloji çözümleri sunuyor. Geçtiğimiz mali yılın ilk yarısına göre bulut hizmetlerinde yüzde 88, siber güvenlik hizmetlerinde ise yüzde65 büyüme kaydeden şirket, bu yılın sonunda her ölçekten kurumsal müşterisinin en az yüzde75’ini dijital teknoloji servislerinin tamamına erişilebilen Red Konsol platformuna taşımayı hedefliyor. 2025’te inovasyon merkezi MEXT’teki Vodafone Business Teknoloji Deneyim Alanı’nı yenileyen şirket, Gaziantep’te de Model Fabrika’nın içinde Vodafone Business Tech Hub’ın açılışını gerçekleştirdi. Müşteri memnuniyeti puanı 5 üzerinden 4,62’ye yükseldi Şirket, 2025’te yüzde83’ü kadın olan 4.200 müşteri temsilcisi ve kişisel dijital asistan TOBi ile hizmet vermeye devam etti. Müşterilerinin yüzde95’inin taleplerini 24 saat içinde çözüme ulaştıran şirket, 542 Müşteri Hizmetleri memnuniyet puanını 5 üzerinden 4,62’ye yükseltti. Ayda ortalama 30 milyon sohbet ve 100 milyonu aşkın diyalog gerçekleştiren TOBi’nin memnuniyet puanı 5 üzerinden 4,3’e ulaştı. Toplam 23,7 milyon haneye fiberle hizmet verecek Şirket, 2025 yılının son çeyreğinde Türksat ile stratejik altyapı işbirliğine imza attı. Buna göre, Ocak 2026 itibarıyla 1,3 milyon haneye daha fiber internet hizmeti sunmaya başlayacak olan şirket, kendi fiber altyapısına ek olarak diğer altyapıları da kullanarak toplam 23,7 milyon haneye fiberle hizmet verecek. Böylece, fiber internet teknolojisini Türkiye’de en fazla sayıda haneye verme olanağına sahip telekom operatörü olacak. Türkiye, global ölçekte stratejik bir merkez haline geldi 2025’te Vodafone Grubu test ve inovasyon ortamını İspanya’dan Türkiye’ye taşıdı. İstanbul’da kurulan açık alan test ortamındaki yeni nesil mobil şebekede Open RAN, Massive MIMO, RedCap ve Ambient IoT gibi birçok yeni teknoloji ve özellik test edilerek 5G ve 6G’ye giden yolda yenilikçi çözümler tanıtılacak. Bu yeni gelişmeyle, Türkiye global ölçekte stratejik bir merkez haline geldi. Diğer yandan, Vodafone Türkiye’nin yapay zekâ destekli ve müşteri odaklı olarak yönettiği şebekesinde sunduğu deneyim kalitesi sayesinde, son 2 yılda net tavsiye skorunda yüzde30’u aşan iyileşme sağlanırken, müşteri şikayetleri yarı yarıya azaldı. Sistemlerinde 100’den fazla yapay zekâ modeli çalışıyor Şirket, 2025’te yapay zekâ dönüşümüne de hız verdi. Yapay zekâyı kurum genelinde sürdürülebilir biçimde kullanabilmek amacıyla modern ve ölçeklenebilir bir altyapı geliştiren şirket, veri merkezinde yapay zekâ uygulamalarına özel tasarlanmış ve yeni nesil GPU teknolojileri barındıran bulut temelli platformu sayesinde hem geleneksel hem de üretken yapay zekâ modellerini güvenli bir şekilde çalıştırabiliyor. Sistemlerinde 100’den fazla yapay zekâ modeli çalışan şirket, müşteri deneyimini geliştirmek için dijital asistanlarını daha sezgisel, anlayan ve doğru yönlendirme yapan bir yapıya taşıyor; şebekesini daha verimli ve öngörülü yönetmek için yapay zekâ destekli analiz sistemlerinden yararlanıyor; operasyonlarında tekrarlayan işleri azaltarak çalışanların uzmanlık gerektiren alanlara odaklanmasını sağlayan çözümler geliştiriyor; pazarlama alanında müşterilerine daha kişisel ve ilgili deneyimler sunmayı hedefleyen yapay zekâ modellerinden yararlanıyor. Son 1 yılda 141 çalışan ebeveyn izninden yararlandı Şirket, 2025’te Türkiye’nin en iyi çalışan deneyimini sunan işvereni olma yolunda da adımlar attı. Son 4 yıldır hibrit çalışma modelinin uygulandığı şirkette ortalama olarak haftada 2 gün ofisten, 3 gün de evden çalışılıyor. Çocuk sahibi olan ya da evlat edinen tüm çalışanlara, cinsiyet fark etmeksizin, 16 haftalık ücretli izin hakkının sunulduğu ebeveyn izninden geçtiğimiz yıl 92 erkek ve 49 kadın çalışan yararlandı. Diğer yandan, Vflexy esnek yan haklar programı kapsamında, tüm çalışanlara, sağlık sigortasından yemek ve ulaşım desteğine kadar yan haklarını kişisel ihtiyaçlarına göre şekillendirme imkânı sağlanıyor. Düzenli olarak yapılan Sağlık Festivali ile de çalışanlar için ofis ergonomisinden HPV aşısı uygulamasına, göz ve işitme taramalarından kan tahlillerine kadar birçok sağlık hizmeti sunuluyor. Vakıf projeleriyle kadın ve çocuklara ulaşıyor Şirket, 2025’te sosyal alandaki yatırımlarına da devam etti. Vodafone Vakfı ve Habitat Derneği ortaklığında ortaokul ve lise öğrencilerine yapay zekâ eğitimleri vermek amacıyla yürütülen "Yapay Zekâ Yıldızları" projesinde, yeni dönemde 55 bin öğrenciye ulaşılması hedefleniyor. Vakfın Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ile hayata geçirdiği "Dijital Benim İşim" projesinde, 11 deprem ilinde 15 binden fazla kadına Dijital Pazarlama ve Dijital Okuryazarlık eğitimleri verildi. Anne Çocuk Eğitim Vakfı işbirliğiyle Hatay, Gaziantep ve Adıyaman’da hayata geçirilen Çocuk ve Aile Merkezleri ile de 2 yılda 18 binin üzerinde çocuk, ebeveyn ve genç kadına ulaşıldı. 60 bin kişiye doğa eğitimi vermeyi hedefliyor Sürdürülebilirlik alanında 2028’e kadar Avrupa’da ve 2040’a kadar tüm değer zincirinde net sıfır operasyona ulaşmayı hedefleyen şirket, hem kendi operasyonlarında iklim krizinin etkilerini en aza indiriyor, hem de dijital altyapısı ve IoT çözümleriyle müşterilerinin karbon ayak izlerini azaltmasına destek oluyor. Son olarak WWF Türkiye ve Habitat Derneği işbirliğiyle "Dünya İçin Lazım" projesini hayata geçiren şirket, bu kapsamda önümüzdeki 1 yılda 15 ton elektronik atığı dönüştürmeyi ve 60 bin kişiye doğa eğitimi vermeyi hedefliyor. Projede şu ana kadar 3,5 ton e-atık toplandı, doğa eğitimleriyle 39 bini aşkın kişiye ulaşıldı. Projeye destek veren gönüllü sayısı ise 232 oldu.
Kırşehir’de soğuk hava tarihi çarşıları sessizliğe bürüdü
16 Aralık 2025 Salı - 14:10 Kırşehir’de soğuk hava tarihi çarşıları sessizliğe bürüdü Kırşehir’de havaların soğuması, vatandaşların dışarı çıkmaması ve alışveriş alışkanlıklarının değişmesi nedeniyle kentin tarihi çarşıları boş kaldı. Tarihi dokusuyla bilinen Ahi Çarşısı ile Ünal Çarşısı’nda yaşanan durgunluk, esnafı olumsuz etkiliyor. Soğuk hava şartlarının alışverişi doğrudan etkilediğini belirten Ahi Çarşısı esnafı Özer Uzbilek, havanın soğuk olmasının vatandaşların alışveriş yapmasının önünde önemli bir engel oluşturduğunu söyledi. Uzbilek, "Havalar çok soğuk. İnsanlar dışarı çıkmak istemiyor. Bu da çarşıdaki hareketliliği ciddi şekilde azaltıyor" dedi. Aynı çarşıda esnaflık yapan Hayal Öz ise, soğuk havalar nedeniyle vatandaşların zorunlu ihtiyaçlar dışında evlerinden çıkmadığını ifade etti. Hayal Öz, "Esnaf olarak trend ürünleri takip ediyor, vitrinlerimizi yeniliyoruz. Ekonomik anlamda toparlanma peşindeyiz ancak soğuklar işi zorlaştırıyor" diye konuştu. Şehir merkezinde yer alan ve kuruluşu yaklaşık 50 yıl öncesine dayanan Ünal Çarşısı esnafı Rıza Gürdal da açıklamasında, soğuk havaların alışveriş üzerinde etkili olduğunu belirtti. Gürdal, "Soğuk havaların yanı sıra sosyal medya ve internet alışveriş siteleri de vatandaşların alışveriş alışkanlıklarını değiştirdi. İnsanlar evlerinden alışveriş yapmayı tercih ediyor. Bu durum ekonomi kadar etkili" ifadelerini kullandı. Hava sıcaklıklarının eksi derecelerde seyretmesiyle birlikte Kırşehir’de merkezi güzergahlardaki cadde ve sokakların da büyük ölçüde boş kaldığı gözlendi.
İzmir’de konut satışları yüzde 0,5 azaldı
16 Aralık 2025 Salı - 14:06 İzmir’de konut satışları yüzde 0,5 azaldı Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, İzmir’de 2025 yılı Kasım ayında konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 0,5 azalarak 8 bin 540 oldu. 2024 yılı Kasım ayında bu rakam 8 bin 583 olarak kaydedilmişti. Türkiye genelinde konut satışları Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 7,8 azalarak 141 bin 100 olarak gerçekleşti. Konut satış sayısının en fazla olduğu iller sırasıyla 24 bin 234 ile İstanbul, 12 bin 706 ile Ankara ve 8 bin 540 ile İzmir oldu. En az konut satışı ise 78 ile Ardahan, 131 ile Bayburt ve 152 ile Artvin’de gerçekleşti. İzmir’de 2 bin 486 konut ilk defa satıldı İzmir’de ilk defa satılan konut sayısı Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 9,4 artarak 2 bin 486 oldu. İlk satışların toplam konut satışları içindeki payı yüzde 29,1 olarak kaydedildi. İkinci el konut satışları 6 bin 54 oldu İzmir’de ikinci el konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,1 azalarak 6 bin 54 olarak gerçekleşti. İkinci el satışların toplam konut satışları içindeki payı yüzde 70,9 oldu. İpotekli satışlar bin 469 olarak gerçekleşti Kasım ayında İzmir’de ipotekli konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2,3 azalarak bin 469 oldu. Satışı yapılan konutların yüzde 17,2’si ipotekli satış olarak kayıtlara geçti. Yabancılara 37 konut satıldı İzmir’de Kasım ayında yabancılara yapılan konut satışı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 27,6 artarak 37 oldu. Türkiye genelinde yabancılara yapılan konut satışları ise yüzde 9,7 azalarak bin 943 olarak gerçekleşti. Kasım ayında yabancılara yapılan konut satışlarının toplam satışlar içindeki payı yüzde 1,4 oldu. Yabancılara en fazla konut satışı 728 ile İstanbul, 662 ile Antalya ve 157 ile Mersin’de gerçekleşti. Konut satışlarında Menemen ilk sırada İzmir’de 2025 yılı Kasım ayında en fazla konut satışı Menemen ilçesinde gerçekleşti. Menemen’de bin 124 konut satılırken, Buca’da 980, Torbalı’da 722, Karşıyaka’da 625, Konak’ta 567, Çiğli’de 562, Karabağlar’da 531, Bornova’da 397, Gaziemir’de 366 ve Bayraklı’da 298 konut satışı yapıldı.
DİKA Yönetim Kurulu Şırnak’ta toplandı
16 Aralık 2025 Salı - 13:23 DİKA Yönetim Kurulu Şırnak’ta toplandı Dicle Kalkınma Ajansının (DİKA) 2025 yılı altıncı Yönetim Kurulu Toplantısı, Şırnak’ın ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Siirt Valisi ve Siirt Belediye Başkan Vekili Kemal Kızılkaya, ajansın bölgesel kalkınmadaki rolüne dikkat çekerek, yürütülen projelerin üretim, istihdam ve sosyal refaha doğrudan katkı sunduğunu vurguladı. Vali Kızılkaya, DİKA’nın 2025 yılı boyunca hayata geçirdiği analiz, planlama ve destek programlarının TRC3 Bölgesinin kalkınma hedefleriyle uyumlu şekilde ilerlediğini belirterek, özellikle gençler ve kadınlara yönelik istihdam odaklı projelerin önemine işaret etti. Vali Kızılkaya, "Bölgemizde kurulan üretim tesisleriyle binlerce vatandaşımız iş sahibi olurken, gençlerimizin ve kadınlarımızın üretime katılımı her geçen gün artmaktadır. Bu tablo, doğru planlama ve güçlü iş birliğinin bir sonucudur" dedi. Yerel Kalkınma Hamlesi kapsamında belirlenen yatırım konularının bölgenin potansiyelini harekete geçireceğini ifade eden Vali Kızılkaya, kamu kurumları, üniversiteler, ticaret ve sanayi odalarıyla sağlanan koordinasyonun kalkınma sürecine ivme kazandırdığını söyledi. Ulusal ve uluslararası kaynaklarla desteklenen projelerin, bölgenin rekabet gücünü artıracağını dile getiren Vali Kızılkaya, ajansın önümüzdeki dönemde de sahada etkisi hissedilen çalışmalarını sürdüreceğini kaydetti. Toplantının, Şırnak’ta gerçekleştirilmesinin önemine de değinen Vali Kızılkaya, ev sahipliği dolayısıyla Şırnak Valiliğine teşekkür ederek, DİKA’nın bölge illeri arasındaki dayanışmayı güçlendiren bir yapı olduğunu sözlerine ekledi. Şırnak Öğretmen Evinde düzenlenen toplantıya, Şırnak Valisi Birol Ekici, Siirt Valisi Kemal Kızılkaya, Mardin Valisi Tuncay Akkoyun Batman Valisi Ekrem Canalp, Şırnak Belediye Başkanı Mehmet Yarka, Şırnak İl Genel Meclis Başkanı Galip Külter Şırnak TSO Başkanı Osman Geliş, Mardin TSO Başkanı Hatip Çelik, ajans temsilcileri katıldı.