EKONOMİ
11 Nisan 2026 Cumartesi - 20:29 Bakan Bayraktar: "Bu sene sonunda ilk elektriği Akkuyu’dan üretmiş olacağız" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Kayseri Ticaret Odası’nda (KTO) düzenlenen Türkiye’nin Enerji Vizyonu İstişare Toplantısı’nda yaptığı açıklamasında, "İnşallah bu sene sonunda ilk elektriği Akkuyu’dan üretmiş olacağız" dedi. KTO Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıya Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, AK Parti Kayseri Milletvekilleri Hulusi Akar, Sayın Bayar Özsoy, Murat Cahid Cıngı, Dursun Ataş, MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, AK Parti Kayseri İl Başkanı Hüseyin Okandan, MHP Kayseri İl Başkanı Enes Ertuğrul Kalın, KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, protokol üyeleri ve iş insanları katıldı. "Türkiye’nin enerjisinde temel 2 açmaz var" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye’nin enerjide iki açmazı olduğunu söyleyerek, "Bir tanesi Türkiye enerji talebi artan bir ülke. Açmaz diyorum çünkü artan talebi karşılamak gerçekten çok önemli bir yatırım sürecini hem altyapı hem de üretim tarafını gerektiriyor. Çok ciddi bir finansmana ihtiyaç duyuyoruz ama bu aynı zamanda iyi bir şey çünkü ekonominiz büyürse enerji talebiniz artıyor. Şehirleşmeniz artarsa, insanların hayat standardı yükselirse enerji talebi artıyor. Kayseri’ye baktığımızda 2002 yılından bu güne rakamlara baktım. O gün için 420 bin abone varmış bugün 900 bin abone var. mesken abonesi 356 binmiş bugün o rakam 760 bin olmuş. Yani 2 katı civarında artan bir aboneleşme ve yeni tüketici var. Daha ilginç olan rakam şu; tüketime baktığımızda o günden bu güne yaklaşık 5 kat büyümüş. Şunu gösteriyor bunlar yani Kayseri’nin ekonomisi 4 milyar dolara yakın bir ekonomik büyüklükten bahsettik. Sanayisiyle, ticareti, tarımı, turizmiyle beraber Kayseri çok büyük bir ivme ile son 20 yıl içerisinde büyümüş. Dolayısıyla artan bir enerji talebi var. İkinci açmaz da Türkiye’de maalesef karşı karşıya olduğumuz ve şu anda ekonomimizin üzerinde de en önemli etkilerden bir tanesi Türkiye’nin enerjideki dışa bağımlılığıdır. Onun için milli enerji ve maden politikası olarak diyoruz ki biz Türkiye’yi mutlak suretle en hızlı şekilde enerjide dışa bağımlılıktan kurtarmamız lazım" dedi. "Bu senenin sonunda ilk elektriği Akkuyu’dan üretmiş olacağız" Bakan Bayraktar, sene sonunda Akkuyu’dan ilk elektriği üreteceklerini söyleyerek, "Türkiye kullandığı 3 birim enerjinin ikisini ithal ediyor. Doğalgaz, petrol, petrol ürünleri, kömür ithalatı ve malumunuz bunların fiyatlarını biz burada belirlemiyoruz. Bunlar küresel piyasalarda belirlenen emtialar. Dolayısıyla 2022 yılında 96 buçuk milyar dolar enerji ithalatına para ödeyen bir Türkiye var. Türkiye bunun için özellikle büyük bir potansiyelimizin olduğu yenilenebilir enerjiyi değerlendirebilir. Son 15 yılda 25 bin megawatı aşan güneş gücü 15 bin megawat civarında rüzgar gücüyle 40 bin megawata güneş ve rüzgarda ulaştık. Türkiye artık Somali’de derin denizlerde petrol arayan bir ülke. Mutlak suretle petrol ve doğalgaz üretimimizi arttıracağız. Akkuyu’da son aşamaya geldik. Bütün zorluklara, engellemelere rağmen biz bu yolda kararlılıkla ilerliyoruz ve inşallah bu senenin sonunda ilk elektriği Akkuyu’dan üretmiş olacağız. Fakat oraya Trakya’yı ve küçük modüler reaktörleri de ekleyerek ki nükleerin ikinci çağı başlıyor şimdi. Bir 1950’lerde başlayan bir dönemi var o dönemi maalesef biraz ıskalamış durumdayız ama inşallah bu nükleerin ikinci çağında küçük modüler rektörlerde Türkiye bu teknolojiye sahip olan ve üreten belki ileride inşallah ihraç edebilme kabiliyetine ulaşacak. Dolayısıyla nükleer bizim en önemli ajanda maddelerimizden bir tanesi" ifadelerini kullandı. "2026 yılı yenilenebilir enerjide yeni bir rekor yılı olacaktır" KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy ise, yapılan çalışmaların bakanlığın ne kadar gayretle çalıştığının açık ispatı olduğunu söyleyerek, "Enerjide Tam Bağımsız Türkiye hedefiyle; Karadeniz’deki doğalgaz keşiflerinden nükleer enerji hamlelerine, yenilenebilir enerji kaynaklarının devreye alınmasından stratejik madencilik faaliyetlerine kadar her bir projeniz, biz üreticiler için geleceğe dair en büyük teminat niteliğindedir. 2014 yılında 40 megavat olan güneş enerjisi kurulu gücümüzün bugün 25 bin megavatı aşmış olması; 12 yılda kat edilen 641 katlık bu mesafe, sizin ve bakanlığımızın ne kadar büyük bir gayretle çalıştığının en açık ispatıdır. Sizlerin ifade ettiği gibi; 2026 yılı yenilenebilir enerjide yeni bir rekor yılı olacaktır. Kayseri iş dünyası olarak bizler, bu rekorun en güçlü paydaşı olmaya hazırız. Bizim Kayseri Ticaret Odası olarak her fırsatta dile getirdiğimiz bir gerçeğimiz var. Ulaşım olmadan ticaret olmaz, enerji olmadan ise üretim olmaz. Ancak bugün bu söze bir ekleme daha yapmak gerekiyor. Depolama ve sürdürülebilirlik olmadan enerji yönetilemez. Güneşimiz var, rüzgarımız var ancak sanayicimizin çarklarını 7/24 kesintisiz döndürebilmesi için enerjiyi sadece üretmek yetmiyor, onu depolayabilmek de kritik bir önem arz ediyor. Sektörlerimizin yaptığı analizlerde de yenilenebilir enerjinin yönetilebilir olması için depolama çözümleri artık bir lüks değil, zorunluluktur. Kayseri mobilyadan tekstile, çelik kapıdan makine sanayisine kadar 4 milyar dolara yaklaşan ihracat, 1 milyar 730 milyon dolar ithalat hacmiyle anasının ak sütü gibi cari fazla veren Türkiye’nin üretim merkezleri arasında önemli bir yerde olan kadim bir şehirdir. Ancak bu çarkların dönmesi, üretim maliyetlerimizin en büyük kalemini oluşturan enerjinin sürdürülebilir ve makul maliyetlerle sanayicimize ulaşmasına bağlıdır. Kayseri girişimcisi, sadece devletten bekleyen değil, kendi enerjisini üretme iradesini de gösteren bir yapıdadır. İlklerin şehri olan Kayseri’de kurulan ilk elektrik santrali, 1926 yılında Atatürk’ün imzasıyla temelleri atılan ve 1930’da faaliyete geçen Bünyan Hidroelektrik Santrali’dir. Türkiye’nin en eski santrallerinden biri olan bu tesis, Kayseri ve çevresine enerji sağlamış olup, tarihi makineleriyle uzun yıllar hizmet vermiştir. Şehrimiz; güneş enerjisi (GES) başta olmak üzere yenilenebilir enerji yatırımlarında büyük bir iştaha sahiptir. Kayseri, 2035 yılı için koyduğunuz 120 bin megavatlık dev hedefin neresindedir? Biz diyoruz ki; Kayseri bu hedefin amiral gemisidir! Sanayicimiz kendi enerjisini üretme iştahıyla doludur" dedi. "KOBİ’lerimize yönelik daha rekabetçi olabilmeleri için özel teşvik ve tarife modelleri üretim azmimizi artıracaktır" Gülsoy, enerjiye talebin her geçen gün arttığını söyleyerek, "Her geçen gün enerjiye talep artmaktadır. Bu durum maliyetlerimizi de aşırı derecede yükseltmektedir. Bunun çözümü bizim gücümüz birlik ve beraberlik içerisinde yaşadığımız coğrafyadadır. Yenilenebilir kaynaklarla ve nükleer güçte kapasite artışıyla, ülkemizin ve sizlerin gayretleriyle enerji bağımlılığımızı düşürebiliriz. Ancak bu yolda ilerlerken bazı teknik bariyerlerin aşılması bizler için hayati önemdedir. İş dünyamızın temsilcilerinden gelen sorun ve talepleri zatıâlinize çözüm önerileriyle birlikte dosya halinde de sunacağız ama sanayicimizin ve ticaret erbabımızın bazı beklentilerini dile getirmek isterim. Yenilenebilir kaynakların şebekeye daha dengeli ve stabil aktarılması için depolama yatırımlarına yönelik teşviklerin verilmesi, sanayicimizin önünü açacaktır. İşletmelerimizin kendi çatılarına kurmak istediği GES yatırımlarında karşılaşılan trafo kapasite yetersizlikleri ve kota sorunlarının aşılması. Son yapılan mevzuat değişikliği ile saatlik mahsuplaşma en büyük problemlerimizden birisidir. Mahsuplaşma sisteminin aylık bazdan saatlik bazda uygulanmaya başlanması, özellikle üretim ve tüketim dengesinin gün içerisinde değişkenlik göstermesi nedeniyle yatırımcıların gelirlerini önemli ölçüde azaltmıştır. Mahsuplaşma sisteminin yeniden aylık bazda uygulanması, dağıtım bedellerinin maliyet esaslı, makul ve öngörülebilir bir seviyeye çekilmesi. Mevcut yatırımların korunmasına yönelik geçiş süreci düzenlemeleri yapılması, destek süresi sona ermiş santraller için ayrı bir tarife veya koruyucu mekanizma oluşturulması yeşil dönüşüm sürecimizi hızlandıracaktır. Zatıâlinizin de üzerinde hassasiyetle durduğunuz ’izin süreçlerini kısaltma’ gayretlerini takdirle karşılıyoruz. Bu süreçlerin hızlanması, 3 bin 500 megavatlık yeni kapasitelerin çok daha hızlı devreye girmesini sağlayacaktır. Enerji maliyetleri konusunda, özellikle stratejik üretim yapan KOBİ’lerimize yönelik daha rekabetçi olabilmeleri için özel teşvik ve tarife modelleri üretim azmimizi artıracaktır" dedi. "Kayseri iş dünyası olarak değişimden korkmayan, yenilikçi ve milli değerlerine bağlı bir kadim bir şehiriz" Kayseri’nin maden çeşitliliği bakımından da zengin bir şehir olduğunu belirten Gülsoy, , "Maden arama ve işletme süreçlerindeki bürokratik süreçlerin sadeleştirilmesi, bu cevherlerin ekonomiye kazandırılmasını sağlayacaktır. Rehabilitasyon bedelleri ödemelerinin nakit dışında banka teminat mektubu veya ipotek vererek karşılanması, ÇED süreçlerinin kısaltılması, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren üyelerimizin, özellikle asgari ücret ve genel gider artışlarından olumsuz etkilenmemesi adına; kâr marjlarının maliyet artışlarıyla uyumlu hale getirilerek işletme sermayelerinin korunmasını, sektörün anayasası hükmündeki 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun, günün ekonomik gerçeklerine ve sektör paydaşlarının taleplerine göre güncellenerek daha dinamik bir yapıya kavuşturulmasını istirham ediyoruz. Kayseri iş dünyası olarak bizler; değişimden korkmayan, yenilikçi ve milli değerlerine bağlı bir kadim bir şehiriz. Sizin ortaya koyduğunuz ‘Milli Enerji ve Maden Politikası’na tam destek veriyoruz. İnanıyoruz ki; sizin rehberliğinizde enerji koridorlarının merkezi haline gelen Türkiye, üretimde de dünyanın en güçlü oyuncularından biri olmaya devam edecektir. Biz de diyoruz ki; Kayseri’nin üretim aşkı, sizin enerji vizyonunuzla birleştiğinde Türkiye’nin eli her zamankinden daha güçlü olacaktır. 80 milyar dolarlık yeni yatırım hedefinde Kayserili müteşebbislerin imzası mutlaka olacaktır. Bu toplantının; şehrimizin ve ülkemizin enerji vizyonuna yeni ufuklar açmasını temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. Program konuşmaların ardından basına kapatılarak soru-cevap kısmı ile devam etti.
11 Nisan 2026 Cumartesi - 20:20 Bakan Bayraktar: "İnşallah bu sene sonunda ilk elektriği Akkuyu’dan üretmiş olacağız" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Kayseri Ticaret Odası’nda (KTO) düzenlenen Türkiye’nin Enerji Vizyonu İstişare Toplantısı’nda yaptığı açıklamasında, "İnşallah bu sene sonunda ilk elektriği Akkuyu’dan üretmiş olacağız" dedi. KTO Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıya Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, AK Parti Kayseri Milletvekilleri Hulusi Akar, Sayın Bayar Özsoy, Murat Cahid Cıngı, Dursun Ataş, MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, AK Parti Kayseri İl Başkanı Hüseyin Okandan, MHP Kayseri İl Başkanı Enes Ertuğrul Kalın, KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, protokol üyeleri ve iş insanları katıldı. Programın açılış konuşmasında yapılan çalışmaların bakanlığın ne kadar gayretle çalıştığının açık ispatı olduğunu söyleyen KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, "Enerjide Tam Bağımsız Türkiye hedefiyle; Karadeniz’deki doğalgaz keşiflerinden nükleer enerji hamlelerine, yenilenebilir enerji kaynaklarının devreye alınmasından stratejik madencilik faaliyetlerine kadar her bir projeniz, biz üreticiler için geleceğe dair en büyük teminat niteliğindedir. 2014 yılında 40 megavat olan güneş enerjisi kurulu gücümüzün bugün 25 bin megavatı aşmış olması; 12 yılda kat edilen 641 katlık bu mesafe, sizin ve bakanlığımızın ne kadar büyük bir gayretle çalıştığının en açık ispatıdır. Sizlerin ifade ettiği gibi; 2026 yılı yenilenebilir enerjide yeni bir rekor yılı olacaktır. Kayseri iş dünyası olarak bizler, bu rekorun en güçlü paydaşı olmaya hazırız. Bizim Kayseri Ticaret Odası olarak her fırsatta dile getirdiğimiz bir gerçeğimiz var. Ulaşım olmadan ticaret olmaz, enerji olmadan ise üretim olmaz. Ancak bugün bu söze bir ekleme daha yapmak gerekiyor. Depolama ve sürdürülebilirlik olmadan enerji yönetilemez. Güneşimiz var, rüzgârımız var; ancak sanayicimizin çarklarını 7/24 kesintisiz döndürebilmesi için enerjiyi sadece üretmek yetmiyor, onu depolayabilmek de kritik bir önem arz ediyor. Sektörlerimizin yaptığı analizlerde de yenilenebilir enerjinin yönetilebilir olması için depolama çözümleri artık bir lüks değil, zorunluluktur. Kayseri mobilyadan tekstile, çelik kapıdan makine sanayisine kadar 4 milyar dolara yaklaşan ihracat, 1 milyar 730 milyon dolar ithalat hacmiyle anasının ak sütü gibi cari fazla veren Türkiye’nin üretim merkezleri arasında önemli bir yerde olan kadim bir şehirdir. Ancak bu çarkların dönmesi, üretim maliyetlerimizin en büyük kalemini oluşturan enerjinin sürdürülebilir ve makul maliyetlerle sanayicimize ulaşmasına bağlıdır. Kayseri girişimcisi, sadece devletten bekleyen değil, kendi enerjisini üretme iradesini de gösteren bir yapıdadır. Şunun da özellikle altını çizmek istiyorum. İlklerin şehri olan Kayseri’de kurulan ilk elektrik santrali, 1926 yılında Atatürk’ün imzasıyla temelleri atılan ve 1930’da faaliyete geçen Bünyan Hidroelektrik Santrali’dir. Türkiye’nin en eski santrallerinden biri olan bu tesis, Kayseri ve çevresine enerji sağlamış olup, tarihi makineleriyle uzun yıllar hizmet vermiştir. Şehrimiz; güneş enerjisi (GES) başta olmak üzere yenilenebilir enerji yatırımlarında büyük bir iştaha sahiptir. Kayseri, 2035 yılı için koyduğunuz 120 bin megavatlık dev hedefin neresindedir? Biz diyoruz ki; Kayseri bu hedefin amiral gemisidir! Sanayicimiz kendi enerjisini üretme iştahıyla doludur" dedi. Başkan Gülsoy, enerjiye talebin her geçen gün arttığını söyleyerek, "Her geçen gün enerjiye talep artmaktadır. Bu durum maliyetlerimizi de aşırı derecede yükseltmektedir. Bunun çözümü bizim gücümüz birlik ve beraberlik içerisinde yaşadığımız coğrafyadadır. Yenilenebilir kaynaklarla ve nükleer güçte kapasite artışıyla, ülkemizin ve sizlerin gayretleriyle enerji bağımlılığımızı düşürebiliriz. Ancak bu yolda ilerlerken bazı teknik bariyerlerin aşılması bizler için hayati önemdedir. İş dünyamızın temsilcilerinden gelen sorun ve talepleri zatıâlinize çözüm önerileriyle birlikte dosya halinde de sunacağız ama sanayicimizin ve ticaret erbabımızın bazı beklentilerini dile getirmek isterim. Yenilenebilir kaynakların şebekeye daha dengeli ve stabil aktarılması için depolama yatırımlarına yönelik teşviklerin verilmesi, sanayicimizin önünü açacaktır. İşletmelerimizin kendi çatılarına kurmak istediği GES yatırımlarında karşılaşılan trafo kapasite yetersizlikleri ve kota sorunlarının aşılması. Son yapılan mevzuat değişikliği ile saatlik mahsuplaşma en büyük problemlerimizden birisidir. Mahsuplaşma sisteminin aylık bazdan saatlik bazda uygulanmaya başlanması, özellikle üretim ve tüketim dengesinin gün içerisinde değişkenlik göstermesi nedeniyle yatırımcıların gelirlerini önemli ölçüde azaltmıştır. Mahsuplaşma sisteminin yeniden aylık bazda uygulanması, dağıtım bedellerinin maliyet esaslı, makul ve öngörülebilir bir seviyeye çekilmesi. Mevcut yatırımların korunmasına yönelik geçiş süreci düzenlemeleri yapılması, destek süresi sona ermiş santraller için ayrı bir tarife veya koruyucu mekanizma oluşturulması yeşil dönüşüm sürecimizi hızlandıracaktır. Zatıâlinizin de üzerinde hassasiyetle durduğunuz "izin süreçlerini kısaltma" gayretlerini takdirle karşılıyoruz. Bu süreçlerin hızlanması, 3 bin 500 megavatlık yeni kapasitelerin çok daha hızlı devreye girmesini sağlayacaktır. Enerji maliyetleri konusunda, özellikle stratejik üretim yapan KOBİ’lerimize yönelik daha rekabetçi olabilmeleri için özel teşvik ve tarife modelleri üretim azmimizi artıracaktır. Kayseri, maden çeşitliliği bakımından da zengin bir şehirdir. Maden arama ve işletme süreçlerindeki bürokratik süreçlerin sadeleştirilmesi, bu cevherlerin ekonomiye kazandırılmasını sağlayacaktır. Rehabilitasyon bedelleri ödemelerinin nakit dışında banka teminat mektubu veya ipotek vererek karşılanması, ÇED süreçlerinin kısaltılması, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren üyelerimizin, özellikle asgari ücret ve genel gider artışlarından olumsuz etkilenmemesi adına; kâr marjlarının maliyet artışlarıyla uyumlu hale getirilerek işletme sermayelerinin korunmasını, Sektörün anayasası hükmündeki 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun, günün ekonomik gerçeklerine ve sektör paydaşlarının taleplerine göre güncellenerek daha dinamik bir yapıya kavuşturulmasını istirham ediyoruz. Kayseri iş dünyası olarak bizler; değişimden korkmayan, yenilikçi ve milli değerlerine bağlı bir kadim bir şehiriz. Sizin ortaya koyduğunuz ‘Milli Enerji ve Maden Politikası’na tam destek veriyoruz. İnanıyoruz ki; sizin rehberliğinizde enerji koridorlarının merkezi haline gelen Türkiye, üretimde de dünyanın en güçlü oyuncularından biri olmaya devam edecektir. Biz de diyoruz ki; Kayseri’nin üretim aşkı, sizin enerji vizyonunuzla birleştiğinde Türkiye’nin eli her zamankinden daha güçlü olacaktır. 80 milyar dolarlık yeni yatırım hedefinde Kayserili müteşebbislerin imzası mutlaka olacaktır. Bu toplantının; şehrimizin ve ülkemizin enerji vizyonuna yeni ufuklar açmasını temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. "Türkiye’nin enerjisinde temel 2 açmaz var" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ise Türkiye’nin enerjide 2 açmazı olduğunu söyleyerek, "Türkiye’nin enerjide çok temel 2 tane açmazı var. Bir tanesi Türkiye enerji talebi artan bir ülke. Açmaz diyorum çünkü artan talebi karşılamak gerçekten çok önemli bir yatırım sürecini hem altyapı hem de üretim tarafını gerektiriyor. Çok ciddi bir finansmana ihtiyaç duyuyoruz ama bu aynı zamanda iyi bir şey çünkü ekonominiz büyürse enerji talebiniz artıyor. Şehirleşmeniz artarsa, insanların hayat standardı yükselirse enerji talebi artıyor. Kayseri’ye baktığımızda 2002 yılından bu güne rakamlara baktım. O gün için 420 bin abone varmış bugün 900 bin abone var. mesken abonesi 356 binmiş bugün o rakam 760 bin olmuş. Yani 2 katı civarında artan bir aboneleşme ve yeni tüketici var. Daha ilginç olan rakam şu; tüketime baktığımızda o günden bu güne yaklaşık 5 kat büyümüş. Şunu gösteriyor bunlar yani Kayseri’nin ekonomisi 4 milyar dolara yakın bir ekonomik büyüklükten bahsettik. Sanayisiyle, ticareti, tarımı, turizmiyle beraber Kayseri çok büyük bir ivme ile son 20 yıl içerisinde büyümüş. Dolayısıyla artan bir enerji talebi var. İkinci açmaz da Türkiye’de maalesef karşı karşıya olduğumuz ve şu anda ekonomimizin üzerinde de en önemli etkilerden bir tanesi Türkiye’nin enerjideki dışa bağımlılığıdır. Onun için milli enerji ve maden politikası olarak diyoruz ki biz Türkiye’yi mutlak suretle en hızlı şekilde enerjide dışa bağımlılıktan kurtarmamız lazım" dedi. "İnşallah bu senenin sonunda ilk elektriği Akkuyu’dan üretmiş olacağız" Bakan Bayraktar, sene sonunda Akkuyu’dan ilk elektriği üreteceklerini söyleyerek, "Türkiye kullandığı 3 birim enerjinin ikisini ithal ediyor. Doğalgaz, petrol, petrol ürünleri, kömür ithalatı ve malumunuz bunların fiyatlarını biz burada belirlemiyoruz. Bunlar küresel piyasalarda belirlenen emtialar. Dolayısıyla 2022 yılında 96 buçuk milyar dolar enerji ithalatına para ödeyen bir Türkiye var. Türkiye bunun için özellikle büyük bir potansiyelimizin olduğu yenilenebilir enerjiyi değerlendirebilir. Son 15 yılda 25 bin megawatı aşan güneş gücü 15 bin megawat civarında rüzgar gücüyle 40 bin megawata güneş ve rüzgarda ulaştık. Türkiye artık Somali’de derin denizlerde petrol arayan bir ülke. Mutlak suretle petrol ve doğalgaz üretimimizi arttıracağız. Akkuyu’da son aşamaya geldik. Bütün zorluklara, engellemelere rağmen biz bu yolda kararlılıkla ilerliyoruz ve inşallah bu senenin sonunda ilk elektriği Akkuyu’dan üretmiş olacağız. Fakat oraya Trakya’yı ve küçük modüler reaktörleri de ekleyerek ki nükleerin ikinci çağı başlıyor şimdi. Bir 1950’lerde başlayan bir dönemi var o dönemi maalesef biraz ıskalamış durumdayız ama inşallah bu nükleerin ikinci çağında küçük modüler rektörlerde Türkiye bu teknolojiye sahip olan ve üreten belki ileride inşallah ihraç edebilme kabiliyetine ulaşacak. Dolayısıyla nükleer bizim en önemli ajanda maddelerimizden bir tanesi" ifadelerini kullandı. Program konuşmaların ardından basına kapatılarak soru-cevap kısmı ile devam etti.
11 Nisan 2026 Cumartesi - 19:27 TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Manisa’da su altında kalan tarım arazilerini inceledi, destek çağrısı yaptı Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Manisa’da sel nedeniyle su altında kalan tarım arazilerinde inceleme yaptı. Bayraktar, doğal afetlerin 58 ilde 13 binden fazla çiftçiyi etkilediğini belirterek, "Devletin şefkat elini üreticilerimiz bekliyor" dedi. TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, aşırı yağışlar sonrası Gediz Nehri’nin taşmasıyla su altında kalan tarım arazilerinde incelemelerde bulunmak üzere Manisa’ya geldi. İzmir’in Menemen ilçesine bağlı Musabey Mahallesi’nde taşkından etkilenen alanları inceleyen Bayraktar, ardından Manisa’nın Şehzadeler ilçesine bağlı Veziroğlu Mahallesi’ne geçerek yoğun yağışların ardından göle dönen tarım arazilerinde incelemelerde bulundu. Bayraktar’a Manisa Şehzadeler Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Altındağ ile ilçe ziraat odası başkanları da eşlik etti. "Doğal afetler 58 ilde etkili oldu" Veziroğlu Mahallesinde su altında kalan hububat tarlasının önünde oda başkanları ve üreticilerin katılımıyla bir açıklamada bulunan TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, "Birkaç yıldan beri yaşadığımız doğal afetler tarım sektörünü, tarımla ilgili üretimi ve çiftçilerimizi fevkalade olumsuz etkiliyor. Biliyorsunuz geçen sene de büyük bir don felaketi ile karşı karşıya kaldık. 65 ilimiz bundan etkilendi. Çiftçilerimiz etkilendi. Tarımsal üretim alanlarımız bundan etkilendi. Tarihin en büyük don felaketi ile karşı karşıya kaldık. Arkasından gelen kuraklık yine tarımsal üretimi fevkalade olumsuz etkiledi. Tabii 2026 yılına olumlu başlamak isterdik. Ama 2026 yılının başlamasıyla birlikte gelen aşırı yağışlar ki bu yağışları aslında biz bekliyorduk. Yani barajlarımızın dolması, barajlarımız biliyorsunuz boşalmıştı. Yine yeraltı sularımızın beslenmesi açısından bu yağışlar fevkalade önemliydi. Zaten bir tesellimiz o. Barajlarımız doldu, yeraltı sularımız beslendi. Ama aşırı yağış beklemiyorduk. Tabii bu aşırı yağışlar sel baskınlarına, su baskınlarına bütün tarım alanlarının maruz kalmasına sebebiyet verdi ve Türkiye’nin çok değişik yerlerinde su baskınlarına maruz kaldık. 1 Ocak 2026 ve 6 Nisan 2026 tarihleri arasında çok değişik doğal afetler yaşadık. 58 ilde 226 ilçede 2 bin 297 köy ve mahallede 13 bin 307 çiftçimizi etkiledi. 23 il sel felaketi ile karşı karşıya kaldı. 28 il fırtına gördü. 5 il hortum, 9 il don ve 7 il de yangın felaketi ile karşı karşıya kaldı. Tabii bunlar tarımsal alanlara önemli ölçüde zarar verdi" dedi. "Manisa’da 18 bin dekarlık alan zarar gördü" Manisa’nın yaşadığı sel baskınları hakkında da bilgi veren Bayraktar, "27-29 Mart tarihleri arasında yaşanan aşırı yağışlardan dolayı Şehzadeler, Ahmetli, Akhisar, Alaşehir, Kırkağaç, Salihli, Saruhanlı, Soma, Turgutlu ve Yunus Emre ilçelerinde sel ve taşkınlar yaşandı. Genellikle Gediz Nehri ve çay kenarlarında taşkınlar ve seller yaşanmış görünüyor. Bu alanlar şubat ayında da sel ve su baskını yaşayan alanlardı. 10 ilçemizde özellikle hububat ve yem bitkileri alanları, kışlık sebze alanları ve dikili alanlarda olmak üzere yaklaşık 18 bin dekarlık bir alanda aşırı yağış kaynaklı sel, su baskını ve göllenme olduğu tahmin edilmektedir. Ayrıca Alaşehir ilçemizde 150 dekar bir alanda heyelan yaşanmış, dikili alanlarda zarar olduğu görülmektedir. Sular çekildikten sonra tabii nihai hasar tespit çalışmaları Aralarında yapılacaktır. Bulunduğumuz Şehzadeler ilçemizde 7 bin 500 dekar tarım alanı selden etkilenmiş görünüyor. Bağ ve meyve alanlarında zarar çok fazla beklenmiyor. Hububat ve yem bitkileri ekimi yapılamayacak. Öyle görünüyor. Şimdi üreticilerimiz biraz evvel Menemen’de de görüştüm. Tabii ’bundan sonra ne yapacağız’ kaygısına girmişler. Yani neyi dikeceğiz, neyi ekleyeceğiz? Buna bir karar vermek durumundalar. Sular çekilmediği için buna karar veremiyorlar. Ama bu bölgelerde yaptığımız tespitlerde büyük bir ihtimalle sebze ve silajlık mısıra bir dönüş olacak gibi görünüyor bu bölgelerde" şeklinde konuştu. "Savaş maliyetleri artırıyor" Bir taraftan bölgede yaşanan savaşın tarımsal üretimi ve çiftçileri de olumsuz etkilediğini anlatan Bayraktar, "Petrol fiyatlarının artışı buna karşılık gübre fiyatlarının artışı ki aşağı yukarı gübre maliyetlerimizin yüzde 70’i 80’i doğal gazdan karşılanıyor. Gübre fiyatları da arttı. Bugünlerde özellikle arttı. Görüyorsunuz Hürmüz Boğazı’nın kapanması gübre fiyatlarının da artışına sebebiyet verdi. Şimdi burada sadece bununla kalmadı. Doğal afetler de biliyorsunuz devam ediyor ve bizi fevkalade derinden etkiliyor. Bazı yerlerde de çiftçimizi de bir moralsizliğe sevk etmiş görünüyor. Hakikaten çiftçilerimiz de bu doğal afetlerden perişan olmuşlar. Devletin şefkat elini bekliyorlar. Yani onlara moral vermemiz lazım. Bir taraftan geçen biliyorsunuz açıklama yaptım. Özellikle hem mazot fiyatlarında, hem gübre fiyatlarındaki bu artışlar maliyetlerimiz bizi artırdığı için onunla alakalı bir destek talebimiz var hükümetten. Bununla ilgili açıklamayı da yaptım. Biraz evvel Menemen’de de yine bu talebimi yeniledim. Ayrıca doğal afetlerden zarar gören üreticilerimize aynı şeyde olduğu gibi yani don zararında olduğu gibi TARSİM kapsamında olan üreticilerimizin zararlarının önemli bir kısmı tazmin edilecek. Ama doğal afetten zarar gören üreticilerimizin önemli bir kısmının TARSİM kapsamında olmadığını görüyoruz. Dolayısıyla don afetinde olduğu gibi TARSİM kapsamında olmayan bu üreticilerimize de devletin şefkat elini bekliyoruz, yardımını bekliyoruz. Üreticilerimize moral vermek zorundayız. Üreticilerimizin sahada olması, tarlada olması için buna ihtiyacımız var. Üretimi sürdürülebilir noktada tutmamız lazım" ifadelerini kullandı. "Savaş devam ederse gıda krizi baş gösterecek" "Savaştan dolayı petrol krizinden bahsediyorum ama kaçırmamamız gereken bir şey var. Bu kriz devam ettiği müddetçe dünyada daha önemlisini söyleyeyim, gıda krizi baş gösterecek" diyen Bayraktar açıklamasını şöyle tamamladı: "Herkes bunu atlıyor. Gıda krizini yaşayan tabii dünyadaki birçok ülke gıda güvencesini sağlayamadığı için problem yaşayacak ama Türkiye olarak önlemimizi şimdiden alırsak biz bu gıda krizinden en az hasarla çıkmış oluruz. Ülkemizin gıda güvenliğini de sağlamış oluruz. İşte bu uyarılarımız bununla ilgili. Türkiye’nin bir gıda krizi yaşamasını istemiyoruz. Bununla ilgili tedbirlerin şimdiden alınmasını lazım. Onun için biz daha evvel de biliyorsunuz Türkiye’yi gezdim aşağı yukarı 70-75 vilayeti bitirdim. Ankara’da iki defa Sayın Cumhurbaşkanımızla, Maliye Bakanımızla ve diğer bakanlarımızla Tarım Orman Bakanı ve Çalışma Bakanımızla görüştük ve don felaketinden zarar gören üreticilerimize 50 milyar lira civarında bir yardım yapıldı. Şimdi bu afetlerle de kuraklıkla alaka ayrıca bir yardım bekliyoruz. Onunla ilgili bir çalışma var. Şimdi bu afetlerle alakalı da Ankara’da yardım talebinde bulunacağız. İnşallah çiftçilerimize gerekli yardımlar yapılır. Çiftçimizin sürdürülebilir üretim noktasında kalması sağlanır. Hepinize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Allah bu afetleri bir daha göstermesin inşallah." Bayraktar ve beraberindeki ziraat odaları başkanları daha sonra Veziroğlu Mahallesi Kahvehanesinde üreticilerle buluşarak fikir alışverişinde bulundu.
BTSO’dan Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi için ortak vizyon toplantısı
19 Aralık 2025 Cuma - 11:20 BTSO’dan Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi için ortak vizyon toplantısı Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, 7 asırlık tarihiyle Bursa’nın en önemli simgelerinden olan Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi’ndeki BTSO üyeleri ile bir araya geldi. Tüketici alışkanlıklarının hızla değiştiğini ve dijitalleşmenin tarihi çarşılar için de büyük fırsatlar barındırdığını belirten Başkan Burkay, "Bu dönüşümü doğru okumak ve köklerimizden kopmadan iş modellerimizi buna göre uyarlamak zorundayız" diye konuştu. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, yönetim kurulu üyeleri ve meclis divan üyeleri, Bursa Tarihi Çarşı ve Hanlar Birliği (BTÇH) Başkanı İsa Altıkardeş, çarşı başkanları ve bölgedeki BTSO üyeleri ile bir araya geldi. Koza Han’da gerçekleştirilen programda konuşan İbrahim Burkay, Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi’nin Bursa’nın kültürel kimliğini taşıyan güçlü bir okul niteliğinde olduğunu ifade ederek, "Çarşı bizim doğduğumuz, büyüdüğümüz ve mesleki meşguliyetimizin şekillendiği bölge. Bugün bu bölgeden yetişen birçok dostumuz hem Bursa’ya hem ülkemize büyük değer katmaya devam ediyor" dedi. Küresel ekonomide tüketici alışkanlıklarının hızla değiştiğine işaret eden İbrahim Burkay, "Dünya artık 24 saatlik bir ticaret ekosistemiyle çalışıyor. Bu dönüşümü doğru okumak ve köklerimizden kopmadan iş modellerimizi buna göre uyarlamak zorundayız." diye konuştu. "Dijitalleşme çarşımıza yeni bir vizyon kazandıracak" Konuşmasında, dijitalleşmenin işletmeler için oluşturduğu yeni fırsatlara dikkat çeken Başkan Burkay, BTSO tarafından planlanan Dijital Dönüşüm Merkezi’nin bölgeye önemli bir ivme kazandıracağını söyledi. Projenin üyelerin rekabet gücünü artıracağını aktaran İbrahim Burkay, "Burada yüzlerce dükkân, büyük bir sermaye birikimi ve eşsiz bir insan kaynağı var. Özellikle e-ticaret her yıl ciddi biçimde büyüyor. Stok takibinden barkodlamaya, e-ticaretten e-ihracata kadar her alanda üyelerimizi güçlendirecek bu merkezi en kısa sürede bölgemize kazandırmak istiyoruz. Genç neslin yeni ticaret modellerine yönelmesi gerekiyor. Bugün gençler kendi hikâyelerini yazabilecekleri farklı alanlarda arayış içinde. Onları doğru işler için yönlendirmeli ve desteklemeliyiz." ifadelerini kullandı. "Birlikte hareket ettikçe bölgemiz daha da güçlenecek" Tarihi Çarşı ve Hanlar Birliği ile uzun süredir uyum içinde çalıştıklarını belirten İbrahim Burkay, bölgedeki üyelerin projeleri sahiplenmesinin kendileri için son derece önemli olduğunu dile getirdi. "Bu bölgenin değerini artırmak için hep birlikte çalışıyoruz. Reform niteliğinde projeler üretiyoruz ve bu uyumun gelecekte de artarak devam edeceğine inanıyorum. Çarşının geleceğini hep birlikte şekillendireceğiz. Çarşıdaki mekânlarımızı hem Bursa’dan hem de Bursa dışından insanların gelebileceği sanatsal etkinliklerle buluşturmalıyız. Aynı Avrupa’daki tarihi hanlar gibi ticaretin sanatla iç içe olduğu bir konseptle bu bölgenin cazibesini artırmayı arzu ediyoruz. Kendi imkânımız dâhilinde olan projeleri hızlı bir şekilde hayata geçireceğiz." dedi. "Sorunları birlikte aşacağız" Bursa Tarihi Çarşı ve Hanlar Birliği Başkanı İsa Altıkardeş, düzenlenen toplantının bölgedeki sorunların ele alınması ve yeni projelerin hayata geçirilmesi açısından önemli olduğunu belirtti. Üyelerin finansmana erişimde zorluk yaşadığını ifade eden Altıkardeş, bu konuda yapılacak kolaylaştırıcı adımların piyasayı rahatlatacağını söyledi. BTSO ile bugüne kadar önemli çalışmalar yürüttüklerini, ilerleyen dönemde de ticareti canlandıracak projeleri sürdürmeyi hedeflediklerini dile getiren Altıkardeş, "BTSO Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın İbrahim Burkay da burada çok önemli bir vizyon ortaya koydu. Kendisine ve toplantıya katılan tüm üyelerimize teşekkür ediyor, toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum." dedi. "BTSO’nun vizyonuyla örnek projeler yaptık" Tarihi Çarşılar Federasyonu Başkanı Muhsin Özyıldırım, yaklaşık 30 yıldır tarihi çarşılar için çalıştığını belirterek, "Bizimle gerçekten bir araya gelmeyi beceren çok az kişi ve kurum var. Bunlardan biri de sağ olsun Bursa iş dünyasının çatı kuruluşu BTSO. İbrahim Başkan’ın vizyoner ve kapsayıcı yaklaşımıyla birlikte bu buluşmalar çok daha anlamlı bir zemine oturdu, iş birliği kültürü güç kazandı ve çalışmalarımız ciddi bir ivme yakaladı. Türkiye’de örneği olmayan işler yaptık, dokunmadığımız yer kalmadı. BTSO’ya her zaman minnettarız. Hep birlikte bölgemiz için bir şeyler yapmak istiyoruz." diye konuştu. "Çarşının cazibesini artırmalıyız" Toplantıda söz alan Zafer Plaza AVM Müdürü Ayşe Doğrugidengil, özellikle akşam saatlerinden sonra Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi’nin cazibesini artıracak adımlara ihtiyaç olduğunu dile getirdi. Çocukluğunun bu bölgede geçtiğini ifade eden Doğrugidengil, "Akşamları insanların çarşıya gelmesini sağlayacak alanlar yok, bunların olması için çabalamalıyız. Meydanların mutlaka ışıklandırılması ve açık tutulması gerekiyor. Zafer Plaza olarak biz de tarihi çarşılarımız için elimizden geleni yapmaya hazırız. BTSO’nun daha önce düzenlediği çalıştaylara katıldık, neler yapılması gerektiğini istişare ettik. İnşallah birlikte çalışarak somut adımlar atacağız." dedi.
Trendyolmilla’dan yılbaşı için hediye seçenekleri
19 Aralık 2025 Cuma - 11:20 Trendyolmilla’dan yılbaşı için hediye seçenekleri Trendyolmilla, yeni yıl yaklaşırken hem kendisi hem de sevdikleri için özel seçimler yapmak isteyenlerle hediye seçenekleri sunduğunu duyurdu. Yeni yıl yaklaşırken hediye arayışı da hız kazanıyor. Trendyolmilla, farklı zevklere hitap eden zengin ürün çeşitliliğini bu dönemde kullanıcılarına sunuyor. Platform, yeni yıl hediye seçeneklerini şöyle açıkladı: ’’ Yeni yıl atmosferini yansıtan bordo, kırmızı ve yeşil tonlarındaki kazaklar, sweatshirt’ler, hırkalar ve alt-üst takımlar sezonun öne çıkan hediye alternatifleri arasında yer alıyor. Günlük stile kolayca uyum sağlayan bu parçalar, yeni yıla konforlu ve stil sahibi bir başlangıç yapmak isteyenler için ideal seçenekler sunuyor. Yılbaşı gecesini stil sahibi bir görünümle karşılamak isteyenler için Parti Koleksiyonu ışıltılı detaylarıyla dikkat çekiyor. Payetli ve taşlı elbiselerden bluzlara, pantolonlardan ceketlere uzanan koleksiyon; özel davetlerde iddialı ve modern bir stil arayanlara hitap ediyor. Yeni yıl kombinlerine güçlü bir dokunuş katan bu parçalar, Trendyolmilla Shoes’un ayakkabı ve çanta seçenekleriyle birlikte yılbaşı gecesi şıklığını tamamlıyor. Yeni yıl atmosferini yaşam alanlarına yansıtmak isteyenler için Trendyolmilla Home, dekoratif ve işlevsel ürünlerden oluşan geniş bir seçkiyle öne çıkıyor. Yılbaşı süslerinden desenli kırlentlere, tabaklardan kupalara, fincanlardan şamdanlara uzanan ürünler; sofralara ve ev dekorasyonuna yılbaşı dönemine özgü sıcak ve davetkâr bir dokunuş katıyor. Bu kategori, hem kendi yaşam alanlarında yeni yıl havası oluşturmak isteyenlere hem de dekorasyon meraklıları için hediye arayanlara çok çeşitli alternatifler sunuyor. Renkli, desenli ve yumuşak dokulu pijama takımları, yılbaşı hediyesi denince akla gelen en rahat ve kullanışlı alternatifler arasında yer alıyor. Platformun kadın, erkek ve çocuklara yönelik pijama modelleri, ev stiline konfor katan, aile boyu tercih edilebilecek kullanışlı bir hediye seçeneği ortaya koyuyor.’’
Sındırgılı depremzede çiftçilere hayvan yemi desteği
19 Aralık 2025 Cuma - 10:58 Sındırgılı depremzede çiftçilere hayvan yemi desteği Balıkesir Büyükşehir Belediyesi sosyal belediyecilik anlayışıyla gerçekleştirdiği çalışmalarına her geçen gün yenisini ekliyor. Başkan Akın, geçtiğimiz haftalarda Sındırgı’da birbiri ardına gerçekleşen depremler sonrası mağdur olan Sındırgılı depremzede vatandaşlarımıza hayvan yemi desteği vererek, depremin yaralarını bir nebze de olsa kapatmaya yardımcı oluyor. Sındırgı ilçemizde meydana gelen depremlerden etkilenen vatandaşlarımızın her anında yanında olan Başkan Akın, 183 üreticimizin yaralarını sarmasına destek oluyor. Toplamda 915 çuval yem desteği sağlanmıştır. Sındırgı ilçemizde meydana gelen depremden etkilenen ve hayvancılık ile geçimini sağlayan 53 küçükbaş, 130 büyükbaş hayvan yetiştiricisi olmak üzere 183 üreticimize, toplamda 915 çuval hayvan yemi desteği sağlanıyor. Depremden sonra çok zor durumda kaldıklarını söyleyen depremzede çiftçi Ahmet Can, "10 Ağustosta ve 27 Ekimde meydana gelen depremlerde evlerimiz, ahırlarımız hep hasar gördü. Büyükşehir personeli gelip bizim hayvanlarımızın yem ihtiyacını karşıladılar. Allah razı olsun." diye konuştu. Hiçbir talepleri olmamasına rağmen hayvan yemi ihtiyaçlarını karşıladıkları için Büyükşehir Belediyemize sonsuz teşekkür eden bir diğer depremzede çiftçi Özcan Turhan, "Hepsinin ayaklarına sağlık sağ olsun, var olsunlar" dedi. ‘Ahmet başkanımıza çok teşekkür ederiz’ "Bizi dar günümüzde yalnız bırakmadı. Var olsunlar, sağ olsunlar. Biz de her zaman onların yanındayız." diyen depremzede çiftçi Lütfü Dündar sözlerini Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’a teşekkür ederek bitirdi. Depremzede çiftçi Mehmet Can "Depremden etkilenmiştik. Birkaç kez Büyükşehir personeli geldi. Hasarımızı sordu, bir ihtiyacınız var mı dediler. Biz de yem ihtiyacımız olduğunu söyledik. Allah razı olsun bütün ihtiyacımız karşılandı. Çok memnun olduk. Büyükşehir Belediye Başkanımıza çok teşekkür ediyorum" diye konuştu. Büyükşehir Belediyesinin destekleri için çok teşekkür eden Sıdıka Şenlik, mağduriyetlerinin giderilmesinden oldukça memnun olduğunu söyledi.
L’Oréal Grup, CDP’den üst üste 10’uncu kez üç ’A’ notunu aldı
19 Aralık 2025 Cuma - 10:58 L’Oréal Grup, CDP’den üst üste 10’uncu kez üç ’A’ notunu aldı Dünyanın önde gelen tekno-güzellik şirketlerinden L’Oréal, dünyanın en kapsamlı çevresel raporlama platformlarından Carbon Disclosure Project (CDP) tarafından iklim değişikliğiyle mücadele, ormanların korunması ve su güvenliği alanlarındaki performansı ve kurumsal şeffaflığı sayesinde üst üste 10’uncu kez 3A notu almaya hak kazandı. 2025 yılında CDP’ye raporlama yapan 22 bin 100 şirket arasından yalnızca 23’ü 3A notu alabilirken, L’Oréal bu notu 10 yıldır aralıksız aldı. Bununla birlikte, şirketin sürdürülebilirliği uzun vadeli iş stratejisinin merkezine yerleştirdiği ve tüm değer zincirine entegre ettiği belirtildi. Şirketin 2024 yılına ait sürdürülebilirlik performansı, çevresel dönüşüm alanında kaydedilen somut ve ölçülebilir ilerlemelerle öne çıkıyor. Grup, faaliyet gösterdiği tesislerinde yüzde 97 oranında yenilenebilir enerji kullanımına geçti. Formül ve ambalajlarında kullandığı biyo-bazlı içerik ve malzemelerin yüzde 92’si sürdürülebilir ve izlenebilir kaynaklardan temin ederken, endüstriyel süreçlerde kullanılan suyun yüzde 53’ü geri dönüştürülmüş veya yeniden kullanılmış kaynaklardan sağlandı. "L’Oréal, sürdürülebilirlikte istikrarını liderlik vizyonuyla sürdürüyor" L’Oréal Grup Kurumsal Sorumluluk Direktörü Ezgi Barcenas ve Operasyon Direktörü Antoine Vanlaeys, bu önemli başarıyla ilgili yaptıkları ortak açıklamada sürdürülebilirliğin L’Oréal’in iş yapış biçiminin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. Barcenas ve Vanlaeys, bu başarının, sürdürülebilirliği iş stratejisinin kalbine yerleştiren yaklaşımlarının ve ekiplerin özverili çalışmalarının bir sonucu olduğunu belirterek, inovasyon ve güçlü iş birlikleriyle daha sürdürülebilir bir gelecek için kararlılıkla ilerlemeye devam edeceklerini ifade etti. L’Oréal Grup CEO’su Nicolas Hieronimus ise dünyanın en büyük güzellik şirketlerinden biri olarak gerçek ve kalıcı bir etki oluşturma sorumluluğuna sahip olduklarını belirterek şunları söyledi: "CDP’den üst üste 10’uncu kez 3A notu alan tek şirket olmak, sürdürülebilirliğin iş modelimize ne kadar derinlemesine entegre edildiğinin güçlü bir göstergesi. Bu başarıda emeği geçen ve dünyayı harekete geçiren güzelliği oluşturmak için durmaksızın çalışan tüm ekiplerimize ve değer zincirimiz boyunca katkı sunan iş ortaklarımıza teşekkür ediyorum." Şeffaflık ve güçlü veri, uzun vadeli değer oluşturuyor CDP’nin değerlendirme süreci; TCFD çerçevesiyle uyumlu, bağımsız ve titiz bir metodolojiye dayanıyor. Bu süreçte şirketlerin çevresel riskleri anlama düzeyi, raporlama kalitesi, iddialı hedefleri ve doğrulanmış aksiyonları kapsamlı şekilde analiz ediliyor. CDP, dünyanın önde gelen çevresel veri havuzunu yöneterek net-sıfır ve doğa-pozitif bir küresel ekonomiyi destekleyen yatırım ve tedarik kararlarına rehberlik ediyor. 2025 yılında, toplam 127 trilyon dolar varlığı yöneten 640 yatırımcı, çevresel etki, risk ve fırsatlara ilişkin veri toplanması amacıyla CDP’ye başvurdu. CDP CEO’su Sherry Madera ise A Listesi’nde yer alan şirketlerin çevresel hedeflerle ticari başarının birlikte ilerleyebileceğini kanıtladığını belirterek, yüksek kaliteli çevresel verilerin şirket liderlerinin uzun vadeli rekabet gücünü koruyan, sermayeyi çeken ve doğal sistemleri güvence altına alan kararlar almasını mümkün kıldığını vurguladı.
Havaların soğumasıyla birlikte vatandaşların balığa olan rağbeti arttı
19 Aralık 2025 Cuma - 10:56 Havaların soğumasıyla birlikte vatandaşların balığa olan rağbeti arttı Elazığ’da havaların soğumasıyla birlikte vatandaşlar balık ürünlerine yönelirken, vatandaşlar tarafından en çok rağbet gören balık çeşitleri hamsi, istavrit, alabalık ve somon oldu. Elazığ’da havaların soğumasıyla birlikte vatandaşların balığa olan rağbeti arttı. Günden güne zenginleştiği balık tezgahlarına vatandaşlar rağbet göstermeye devam ederken balıkçılara gelen vatandaşların en çok tercih ettiği ürünler ise hamsi, istavrit, alabalık ve somon oldu. Hamsi 180, istavrit 200, alabalık 250 ve somon 280 liradan satışa sunuluyor. Çarşıya balık almak için çıktığını belirten vatandaşlardan Hüseyin Tümen, "Havanın soğumasının yanında, piyasada et malzemelerine baktığımız zaman balık daha hesaplı. Ondan dolayı da vatandaşın balığa yönelmesi ekonomik durumları açısından çok iyi. Ben de bugün balık almaya geldim. Balığın her türlüsünü yiyorum fakat evde istavrit yedikleri için ondan alıyorum" dedi. Havaların soğuduğunun altını çizen balıkçı Ramazan Erdoğan, "Verimli bir sene oluyor. İstavrit ve hamsi bu sene bol miktarda geliyor. Bizim tatlı su balıklarımız, alabalık ve somon balıklarımız oldukça bol. Fiyatlarımız diğer gıda ürünlerine göre gayet uygun. Müşterilerimiz en çok hamsiyi tercih ediyor. Elazığ’da 100 liraya kadar düştü. Onun yanında şu anda istavritin sezonu olduğu için onu da çok tercih ediyorlar. Elazığ’da üretilen alabalık ve somon balığı da vatandaşlar tarafından çok tercih ediliyor. Balık satışları iyi. Vatandaşların rağbeti fazla. Sağlık için haftada en az iki defa balık yiyin diyoruz. Hamsi ve istavrit balıkları sağlık açısından fosfor ve kalsiyum içeriyor. Dişlere ve kemiklere kılçığıyla birlikte yenilirse çok fayda sağlıyor. Şu anda hamsi 180, istavrit 200, diğer balıklarımız da 150 liradan başlıyor 500 lira bandına kadar yükseliyor" ifadelerini kullandı.
Büyükşehir Belediyesi seralarında kışlık sebze hasadı başladı
19 Aralık 2025 Cuma - 10:54 Büyükşehir Belediyesi seralarında kışlık sebze hasadı başladı Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi tarafından Eyyübiye İşletmesi bünyesinde bulunan belediye seralarında, kış sezonu kapsamında dikimi yapılan sebzelerin hasadına başlandı. Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi’nin kendi imkanlarıyla ürettiği sebzeler, Sosyal İşler Daire Başkanlığı aracılığıyla dar gelirli ailelere dağıtılıyor. Bu uygulamayla, üretimden tüketime uzanan sosyal destek zincirinin güçlendirilmesi ve yerel üretimin sosyal dayanışmaya dönüştürülmesi amaçlanıyor. Ziraat Teknikeri Bakır Arslan, belediye seralarında yürütülen üretim faaliyetlerinin hem tarımsal sürdürülebilirliğe hem de sosyal yardımlaşmaya önemli katkı sağladığını belirtti. Arslan, "Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi olarak seralarımızda, belediyemizin imkânlarıyla yetiştirdiğimiz yedikule marul, göbek marul ve aysberg marulların hasadına başlamış bulunuyoruz. Toplanan ürünler Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığımız aracılığıyla ihtiyaç sahibi ailelerimize ulaştırılıyor. Amacımız, üretimi ve sosyal dayanışmayı güçlendirmektir" dedi. 08 Ekim 2025 tarihinde gerçekleştirilen dikim çalışmalarıyla birlikte, kış döneminde de serada sebze üretiminin mümkün olduğu uygulamalı olarak ortaya konuldu. Bu süreçte, sezon boyunca çiftçilere, emeklilere ve öğrencilere yönelik düzenlenen eğitim programlarında sera üretimi yerinde anlatılarak, modern tarım teknikleri tanıtıldı. Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi bu çalışmalarıyla hem yerel tarımın desteklenmesi hem de sağlıklı ve güvenilir gıdanın ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması hedeflenirken, sürdürülebilir tarım ve sosyal belediyecilik anlayışına da güçlü bir katkı sunuyor.
Yılın ilk 11 ayında kurulan şirket sayısı yüzde 1,8 azaldı
19 Aralık 2025 Cuma - 10:37 Yılın ilk 11 ayında kurulan şirket sayısı yüzde 1,8 azaldı Yılın ilk 11 ayında kurulan şirket sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,8 azaldı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Kasım ayına ilişkin Kurulan ve Kapanan Şirket İstatistikleri’ni açıkladı. Buna göre, 2025’in ilk 11 ayında, 2024’ün ilk 11 ayına göre kurulan şirket sayısı yüzde 1,8 kurulan kooperatif sayısı yüzde 32,3 oranında azalmış olup kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 11,7 oranında arttı. 2025’in ilk 11 ayında, 2024’ün ilk 11 ayına göre kapanan şirket sayısı yüzde 8,9 kapanan kooperatif sayısı yüzde 10,6 oranında artmış olup kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısında yüzde 7,6 azalış oldu. Kurulan şirket sayısında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5,9 azalış oldu Kasım 2025’te, Kasım 2024’e göre kurulan şirket sayısı yüzde 5,9 kurulan kooperatif sayısı yüzde 33 oranında azalmış olup kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 0,6 oranında arttı. Kasım 2025’te, kapanan şirket sayısı 2024 yılının aynı ayına göre yüzde 5,7 kapanan kooperatif sayısı yüzde 2,9 kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 13,7 oranında azaldı. Kasım 2025’te kurulan şirketlerin sayısında bir önceki aya göre yüzde 9,6 azalış oldu Bir önceki aya göre kurulan şirket sayısı yüzde 9,6 kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 12,4 kurulan kooperatif sayısı yüzde 1,4 oranında azaldı. Bir önceki aya göre kapanan şirket sayısı yüzde 7,7 kapanan kooperatif sayısı yüzde 1 kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 4,6 oranında azaldı. Kasım 2025’te tüm illerde şirket kuruluşu gerçekleşti Kasım 2025’te kurulan toplam 9 bin 636 şirket ve kooperatifin yüzde 87,8’i limited şirket, yüzde 10,7’si anonim şirket, yüzde 1,5’i ise kooperatif. Şirket ve kooperatiflerin yüzde 35,9’u İstanbul, yüzde 11,1’i Ankara, yüzde 5,8’i İzmir’de kuruldu. Bu ay tüm illerde şirket kuruluşu gerçekleşti. Kasım 2025’te kurulan şirketlerin sermayelerinin toplamı, bir önceki aya göre yüzde 38,3 oranında arttı. 2025 yılında toplam 102 bin 666 şirket ve kooperatif kuruldu. Bu dönemde kurulan toplam 89.978 limited şirket, toplam sermayenin yüzde 62,1’ini 10.997 anonim şirket ise yüzde 37,9’unu oluşturdu. Kasım ayında kurulan şirketlerin sermayelerinin toplamı, Ekim ayına göre yüzde 38,3 oranında arttı. Kasım 2025’te şirket ve kooperatiflerin 3 bin 152’si ticaret, bin 486’sı inşaat ve bin 159’u imalat sektöründe kuruldu. Kasım 2025’de kurulan gerçek kişi ticari işletmelerinin; 669’u inşaat, 374’ü toptan ve perakende ticaret motorlu taşıtların ve motosikletlerin onarımı, 113’ü imalat faaliyetleri sektöründe. Bu ay kapanan şirket ve kooperatiflerin; 909’u toptan ve perakende ticaret, motorlu taşıtların ve motosikletlerin onarımı, 356’sı imalat, 232’si inşaat faaliyetleri sektöründe. Bu ay kapanan gerçek kişi ticari işletmelerinin 482’si toptan ve perakende ticaret, motorlu taşıtların ve motosikletlerin onarımı, 220’si inşaat, 141’i imalat faaliyetleri sektöründe. Kasım 2025’te kurulan 140 kooperatifin 104’ü konut yapı kooperatifi, 21’i işletme kooperatifi 4’er adet olmak üzere motorlu taşıyıcılar kooperatifi ve üretim ve pazarlama kooperatifi olarak kuruldu. Kasım 2025’te kurulan 773 yabancı ortak sermayeli şirketin 589’u Türkiye, 22’si İran, 12’si Azerbaycan ortaklı olarak kuruldu. Kurulan 773 yabancı ortak sermayeli şirketin 67’si anonim, 706’sı limited şirketi. 2025 yılında kurulan şirketlerin 965’i Uzmanlaşmamış toptan ticaret, 367’si İkamet amaçlı olan ve ikamet amaçlı olmayan binaların inşaatı, 310’u Diğer posta ve kurye faaliyetleri sektöründe kuruldu. Kurulan yabancı ortak sermayeli şirketlerin toplam sermayelerinin yüzde 82,2’sini yabancı sermayeli ortak payını oluşturuyor.
Net UYP açığı Ekim ayında 323,3 milyar dolar oldu
19 Aralık 2025 Cuma - 10:22 Net UYP açığı Ekim ayında 323,3 milyar dolar oldu Türkiye’nin net Uluslararası Yatırım Pozisyonu (UYP) 2025 yılı Ekim ayı itibarıyla eksi 323,3 milyar dolar oldu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2025 yılı Ekim ayı Uluslararası Yatırım Pozisyonu Gelişmeleri’ni açıkladı. Türkiye’nin net Uluslararası Yatırım Pozisyonu 2025 yılı Ekim ayı itibarıyla -323,3 milyar ABD doları oldu. Ekim ayı itibarıyla Türkiye’nin yurt dışı varlıkları, bir önceki ay sonuna göre yüzde 0,9 oranında artışla 399,2 milyar ABD doları, yükümlülükleri ise yüzde 0,2 oranında azalışla 722,5 milyar ABD doları olarak gerçekleşti. Rezerv varlıklar, 3,5 milyar ABD doları artarak 183,6 milyar ABD doları ile tarihsel olarak en yüksek değere ulaştı. Varlık kalemleri bir önceki ay sonuna göre incelendiğinde, doğrudan yatırımlar kalemi yüzde 1,3 oranında artarak 73,5 milyar ABD doları ve diğer yatırımlar kalemi ise yüzde 0,5 oranında azalarak 137,3 milyar ABD doları olarak gerçekleşti. Bankaların yabancı para efektif ve mevduat varlıkları yüzde 4,2 oranında azalarak 40,9 milyar ABD doları oldu. Yükümlülükler altındaki portföy yatırımları alt kalemlerinden diğer sektörlerin yurt dışında ihraç ettiği tahvil stokundan yurt dışı yerleşiklerin satın aldığı tutar yüzde 7,2 oranında artarak 16,5 milyar ABD doları oldu. Yükümlülükler alt kalemleri bir önceki aya göre incelendiğinde, doğrudan yatırımlar kalemi yüzde 1,9 oranında azalışla 209,6 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşti. Portföy yatırımları kalemi yüzde 0,1 oranında artarak 131,0 milyar ABD doları ve diğer yatırımlar kalemi yüzde 0,7 oranında artarak 381,9 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşti.
Ankara’nın kadim değeri tiftik keçisi yeniden gözde: Ayaş’ta 3 bin baş yetiştiriliyor
19 Aralık 2025 Cuma - 10:20 Ankara’nın kadim değeri tiftik keçisi yeniden gözde: Ayaş’ta 3 bin baş yetiştiriliyor Ankara’nın Ayaş ilçesinde dededen toruna aktarılan tiftik keçisi yetiştiriciliği, yaklaşık 3 bin başlık sürüyle yaşatılıyor. Kuşaklar boyunca süren bu emek, Ankara tiftiğini yeniden dünya sahnesinde marka olma yoluna taşıyor. Ayaş’ta 3 bin tiftik keçisi, nesilden nesile aktarılan üretim kültürüyle yetiştirilmeye devam ediyor. Osmanlı’dan bugüne uzanan Ankara tiftiği geleneği, üreticilerin emeğiyle hem bölge ekonomisine katkı sağlıyor hem de dünya ile rekabet eden bir değer olarak öne çıkıyor. Dededen toruna aktarılan mesleği sürdüren üreticiler Mesut Eroğlu ve Numan Çinkaya, tiftik keçisinin hangi şartlarda yetiştirildiğini, bozkırda dahi nasıl varlığını sürdürebildiğini, üretim sürecinde en fazla emek isteyen dönemleri ile elde edilen tiftiğin tekstilden lüks giyime uzanan kullanım alanlarını İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine anlattı. "15 sene içerisinde bu vaziyete geldik" Mesleğin dededen gelme olduğunu belirten Eroğlu, "Çocuklukta gözümüzü açtık, bunu gördük. Onunla da devam ediyoruz. Sonradan öğrenme değil. Aşağı yukarı 5-6 yaşlarımda babamın yanında başladım. Yaş 58, devam ediyorum. Kuzu gibi her sene satarak değil de biz onun tiftiğini sattığımızdan dolayı sürü büyütmek kolay. Biz de koyun da var. Koyunla beraber bunu destekliyoruz. Ondan dolayı, bir 15 sene içerisinde bu vaziyete geldik. Bu çok güzel bir hayvan. Öbür hayvanlardan temiz, doğal bir hayvan. Biz çok seviyoruz, ondan dolayı şimdiye kadar bundan devam ettik. Keçiden farkı, zengin bir mera istememesi. Her şartlarda kendini idam ettirebilen bir hayvan. Özel bir yer istemeyen, bozkırda dahi kendini muhafaza eden, karnını doyurabilen bir hayvan. En çok emek isteyen dönemi bunun mart, nisan, mayıs. 3 ayıdır. O zaman hem üstünden tiftiğini alıyoruz hem de oğlakları aynı anda oluyor. Ondan sonra çoban kendi güdüyor. Geriye kalan 10 veya 9 ayı çok rahat. O dönemde de verimini alıyorsun, ondan sonra çok rahat" dedi. "Kazaktır, eldivendir, biz yöresel olarak bunları yapıyoruz" Tiftiğin kalitesine dair konuşan Eroğlu, "Tiftiği, üzerimde gördüğünüz gibi kazaktır, eldivendir, biz yöresel olarak bunları yapıyoruz. Dışarıda bunun sof kumaşını yapıp güzel bir ürün elde ediliyor. Lüks giyim onlarınki, oralarda satılıyor. Tiftiğinin özelliğinden dolayı tercih ediliyor. Yün, pamuk ve ipekten ayıran özelliği üzerinde bakteri barındırmadığından. Yıkandığı anda yeni, sıfır giymiş gibi bir özelliği var. Tercih edilmesi ondan dolayı" diye konuştu. "Birbirine üstünlük sağlamak için kafa tokuştururlar, inatlaşırlar" Keçileri neden birkaç sürüye böldüklerini anlatan Mesut Eroğlu, "Birbirine üstünlük sağlamak için tabii ki birbiriyle kafa tokuştururlar, inatlaşırlar. Onun üstünlüğünü kabul ettiği zaman bir daha ona zaten kafa tutmaz o da. Şu anda 6-7 tane çobanımız var, 4-5 parçada. Biz çoğalttıkça bu birbirinin düşmanı olur. Biz 700’den fazla sürüyü tutmamaya uğraşırız. Genelde en fazlası bin olur bunun. Bin tanesinden üstü zarar eder. Yani zayıfı telef olur. Ondan dolayı böyle gördüğünüz 3-4 parçaya böleriz ve öyle güderiz. Oğlağı, keçisi, erkeçi, tekesi ayrı gibi" ifadelerini kullandı. "Dünyanın en iyi tiftiğini üretiyoruz" Devlet tarafından destek yapıldığını ifade eden Eroğlu, "Bunun devamını ve dünya konjonktüründeki tiftiğin geldiği yere kadar desteklenmesini ve ondan sonra bizim pazarlarda önümüzü açmasını istiyoruz. Çünkü dünya konjonktüründeki ile yarışmamız lazım. Ki dünyanın en iyi tiftiğini üretiyoruz. Coğrafi bakımından biliyoruz bunu. Çünkü dışarıdan gelen tiftikleri de ölçtük, ellerimize geçti, onları da gördük. Parlaklık olsun, elastik bakımından olsun. Saflık da bizim elimizde. Biz bunun en iyisini yaparız" şeklinde konuştu. "Sadece Hint kumaşıyla yarışabilir Ankara sofu" Yapılan kumaşların kalitesini değerlendiren Mesut Eroğlu, "Ankara sofuyla, normal sofu karıştırmamak lazım. Dünyada başka bir kumaş yok üzerine. Sadece Hint kumaşıyla yarışabilir Ankara sofu. Kütahya’da sadece yıkanması var. Yetiştirme sadece Ankara. En iyi verim burada alınmış. Kalite Ayaş’tır. Lojistiğin burada olması lazım. Üretimi burada" ifadelerine yer verdi. "Osmanlı’nın birinci yatırımı buydu" Aklının erdiğinden beri bu işi yürüttüğünü söyleyen Numan Çinkaya, "62 yaşındayım. Bayağı, 50 senedir yapıyorum bu işi. Çok mücadele verdim. Şu bütün köyleri, dağları hep bana sor. Her köye gittim. Eskişehir’e gittim, Kızılcahamam tarafındaki dağlara gittim. Her tarafı aynı Yörük usulü gezdim. Tiftik keçisinin özelliği çok. Bunun özelliğine kıymet biçilmez. Sadece bunun 2 ay bir zorlanması var. Kırkımı ile yavrulaması aynı vakte denk geliyor. Bir o zaman zorlanıyoruz. Ondan sonra zorlanma diye bir şey yok. Sayıyı arttıramayız da düşürmeyi düşünüyoruz. Bölge ekonomisine katkısı, katma değeri sırtındaki yün, tiftik. Aslında Osmanlı’dan gelen bir şey bu. Osmanlı’nın birinci yatırımı buydu. Tiftik, gelir kaynağı. Geleneksel tabii" ifadelerini kullandı. Yaklaşık 3 bin tiftik keçisiyle yapılan üretimin, Ankara tiftiğini yeniden dünya markası haline getirmesi hedefleniyor.
MediaMarkt yılın son mağazasını Antalya’da açtı
19 Aralık 2025 Cuma - 10:19 MediaMarkt yılın son mağazasını Antalya’da açtı MediaMarkt, yeni mağazasını Antalya’da açtı. ÖzdilekPark AVM’de tüketicilerin yeni teknolojileri deneyimleyebileceği bin 800 metrekarelik bir alanda hizmet vermeye başlayan mağazada 51 kişi istihdam ediliyor. MediaMarkt Türkiye, ülke genelinde mağaza yatırımlarına devam ediyor. Yeni mağazasını 18 Aralık’ta Antalya’da açan MediaMarkt, 1.800 metrekarelik geniş bir alanda hizmete başlayan yeni mağazasında yarısından fazlası kadın olmak üzere 51 kişiye istihdam sağlıyor. Şehrin merkezinde Antalyalıların buluşma noktalarından ÖzdilekPark’ta kapılarını açan mağazada cep telefonundan buzdolabına, bilgisayardan televizyona, çok geniş bir yelpazede binlerce teknolojik ürün tüketicilerle buluşacak. Yapılan açıklamaya göre; MediaMarkt’ın mağaza açılışına özel olarak düzenlediği kampanyaya büyük ilgi gösteren Antalyalılar, son teknoloji ürünleri de deneyimleme fırsatı buldu. "Antalyalıları keyifli bir alışveriş deneyimine davet ediyoruz" Online alışveriş kanallarının yanı sıra fiziksel mağaza yatırımlarına da aralıksız devam ettiklerini söyleyen MediaMarkt Türkiye CEO’su Hulusi Acar, "Antalya’da yepyeni mağazamızda Antalyalılarla buluşmaktan son derece mutluyuz. Online kanallarımız ve mağazalarımızla müşterilerimize bütünleşik, diledikleri şekilde alışveriş yapabilecekleri, pürüzsüz bir deneyim sunmak en büyük önceliklerimizden biri. Yeni mağazamızı da tüketicilerin teknolojiyi daha rahat deneyimleyebileceği ve keşfedebileceği konforlu bir mekâna dönüştürdük. Antalyalıları keyifli bir alışveriş deneyimine davet ediyoruz" dedi.
Sosyal korumaya 4 trilyon 964 milyar 532 milyon TL harcandı
19 Aralık 2025 Cuma - 10:14 Sosyal korumaya 4 trilyon 964 milyar 532 milyon TL harcandı Sosyal koruma harcaması 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 84,1 artış göstererek 4 trilyon 964 milyar 532 milyon TL oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2024 yılı Sosyal Koruma İstatistikleri’ni açıkladı. Buna göre, sosyal koruma harcaması 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 84,1 artış göstererek 4 trilyon 964 milyar 532 milyon TL oldu. Bu harcamanın yüzde 98,2’sini 4 trilyon 875 milyar 751 milyon TL ile sosyal koruma yardımları oluşturdu. Sosyal koruma yardımlarında ise en büyük harcama 2 trilyon 276 milyar 594 milyon TL ile emekli/yaşlılara yapılan harcamalar oldu. Bunu 1 trilyon 528 milyar 756 milyon TL ile hastalık/sağlık bakımı harcamaları takip etti. GSYH’nin yüzde 11,1’ini sosyal koruma harcamaları oluşturdu Sosyal koruma harcamalarının gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) içindeki payı 2024 yılında yüzde 11,1 oldu. Sosyal koruma yardımlarının GSYH içindeki payı ise yüzde 10,9 olarak gerçekleşti. Risk/ihtiyaç grupları bazında bakıldığında, emekli/yaşlılara yapılan harcamaların yüzde 5,1 ile en büyük paya sahip olduğu görüldü. Bunu, yüzde 3,4 ile hastalık/sağlık bakımı harcamaları ve yüzde 1,1 ile dul/yetim harcamaları takip etti. Sosyal koruma yardımlarının yüzde 11,3’ü şartlı olarak verildi Şartlı yardımlar içinde en büyük payı yüzde 51,2 ile aile/çocuk yardımları oluşturdu. Bunu yüzde 19,3 ile engelli/malul yardımları ve yüzde 12,3 ile hastalık/sağlık bakımı yardımları takip etti. Sosyal koruma yardımlarının yüzde 62,5’i nakdi olarak verildi Nakdi yardımlarda en büyük payı yüzde 74,2 ile emekli/yaşlılara yapılan yardımlar oluşturdu. Bunu yüzde 16,1 ile dul/yetim yardımları ve yüzde 4,1 ile aile/çocuk yardımları takip etti. Sosyal koruma gelirlerinin yüzde 41,8’ini devlet katkıları oluşturdu Sosyal koruma gelirlerinin yüzde 41,8’ini devlet katkıları, yüzde 29,4’ünü işveren sosyal katkıları ve yüzde 21,6’sını koruma kapsamındaki bireyler tarafından yapılan sosyal katkılar oluşturdu. Sosyal koruma kapsamında maaş alan kişi sayısı 17 milyon 477 bin kişi oldu Ülkemizde sosyal koruma kapsamında emekli/yaşlı, dul/yetim ve engelli/malul maaşı alan kişi sayısı 2023 yılında 16 milyon 893 bin iken, yüzde 3,5 artarak 2024 yılında 17 milyon 477 bin kişiye yükseldi. Sosyal koruma kapsamında maaş yardımı sayısı 2023 yılında 17 milyon 719 bin iken, 2024 yılında 18 milyon 344 bine yükseldi.