EKONOMİ
28 Mart 2026 Cumartesi - 17:04 Altıntaş’ta ’Hamilik’ projesinin iş birliği protokolü imzalandı Kütahya İl Millî Eğitim Müdürlüğü, ’Hamilik’ projesi kapsamında eğitim, üretim ve istihdam aynı hedefte buluştu. Altıntaş İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü ile Zafer Organize Sanayi Bölgesi arasında, Hamilik Projesi kapsamında önemli bir iş birliği protokolü imzalandı. Gerçekleştirilen protokol ile mesleki eğitimin güçlendirilmesi ve öğrencilerin iş gücü piyasasına daha donanımlı şekilde hazırlanması hedefleniyor. İmzalanan protokol çerçevesinde, ilçedeki meslek lisesinin sanayi ile daha etkin bir şekilde entegre edilmesine yönelik çalışmalar ele alındı. Özellikle sanayinin ihtiyaç duyduğu alanlara uygun bölümlerin geliştirilmesi, mevcut bölümlerin güncellenmesi ve uygulama ağırlıklı eğitim süreçlerinin artırılması konularında görüş alışverişinde bulunuldu. Toplantıda ayrıca meslek liselerinin nitelikli iş gücü yetiştirmedeki rolü, öğrencilerin istihdam edilebilirliğinin artırılması ve sektörle doğrudan temas kurabilecekleri eğitim modelleri üzerine değerlendirmeler yapıldı. İş dünyasının beklentileri doğrultusunda yetiştirilecek öğrencilerin hem bölge ekonomisine hem de ülke kalkınmasına katkı sağlaması hedefleniyor. Altıntaş İlçe Millî Eğitim Müdürü Tuba Sinan, bu tür iş birliklerinin mesleki eğitimin kalitesini artırmada büyük önem taşıdığını vurgulayarak, sanayi ile eğitim kurumları arasında kurulacak güçlü bağların öğrencilerin geleceğine önemli katkılar sunacağını ifade etti.
28 Mart 2026 Cumartesi - 16:46 Manisa’da kuyumcuların başkanından altın yatırımcısına "Uzun Vade" tavsiyesi Manisa Kuyumcular ve Sarraflar Derneği (MAKSAD) Başkanı Mehmet Ödevli, altın piyasasındaki hareketliliği değerlendirerek, "Savaş zamanı yükselmesi beklenen altın bu kez düştü, ancak yatırımcı her zaman uzun vadeli düşünmeli" dedi. Manisa Kuyumcular Çarşısı’nda altın fiyatlarındaki hareketlilik gündemdeki yerini koruyor. Manisa Kuyumcular ve Sarraflar Derneği (MAKSAD) Seçimli Olağan Genel Kurulu’nda güven tazeleyen Başkan Mehmet Ödevli, altın yatırımcılarına kritik uyarılarda bulundu. Piyasanın son günlerde ezber bozan bir grafik çizdiğini belirten Başkan Ödevli, küresel gelişmelere rağmen altının gösterdiği tepkiyi şu sözlerle analiz etti: "Yani piyasa her zamankinin tersine gitti. Normalde savaş zamanlarında altının hepimiz yükseldiğini görmekteyiz. Fakat bu sefer savaşla beraber altında ciddi bir düşüş yaşadık. Tabii bunun net sebebini bilemiyoruz ama tahminimize göre belki petrol ürünleri arkasında bir büyük şirketlerin yatırımları olmuş olabilir. Merkez Bankası’nın ve farklı merkez bankalarının altından biraz satış yaptığını takip etmekteyiz" "Tedarik sıkıntısı normale dönüyor" Bayram sonrası piyasada yaşanan kısa süreli daralmaya da değinen Ödevli, "Bayramdan sonra ilk pazartesi, salı günü biraz altın tedarikinde sıkıntı yaşadık. Fiyatlarda biraz prim oluştu. Yavaş yavaş normale dönmeye başladı. En kısa sürede de tekrar düze dönmesini bekliyoruz. Altın yatırımcısı her zaman tabii uzun vadeli olmak üzere altın yatırımına devam edebilir. Bu tarz olayları yaşayabiliyoruz altında" diye konuştu. MAKSAD’da Mehmet Ödevli dönemi devam ediyor Altın piyasasına dair açıklamalarının ardından derneğin genel kurul sürecine dair bilgiler veren Ödevli, 128 üyesi bulunan MAKSAD’da yeniden başkanlığa seçildi. Ağustos 2025’te yapılan olağanüstü kongrenin ardından bu kez olağan kongrede güven tazelediğini ifade eden Ödevli, şunları söyledi: "Bugün de Kuyumcular Derneği’mizin olağan kongresini gerçekleştiriyoruz. Seçim sonuçları çarşımıza, Manisa’mıza hayırlı olsun. Elimizden gelen hizmeti tekrar çarşımız için göstermeye devam edeceğiz. Yönetimimle beraber bu işin içinde ve arkasında olmaya devam ediyoruz" Mehmet Ödevli başkanlığındaki yeni yönetimde şu isimler yer aldı: Gökhan Evelek, Faruk Kumcular, İsmail Kavcı, Onur Peynirci.
İTO Başkanı Avdagiç, iş dünyasının beklentilerini Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’a aktardı
09 Ocak 2026 Cuma - 10:20 İTO Başkanı Avdagiç, iş dünyasının beklentilerini Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’a aktardı İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, "İş dünyası olarak dezenflasyon sürecinde büyük fedakârlıklarla kat edilen mesafede, maliye politikası temelli teşviklere ağırlık verilmesinin fayda sağlayacağına inanıyoruz. İş dünyamızın finansman sıkıntılarını aşması noktasında temel beklentimiz, bu yılın ikinci çeyreğinin sonrasında krediler kadar, vergi temelli destek ve teşviklerin de etkin şekilde devreye alınmasıdır. KOBİ’lerimiz için sürdürülebilir büyümenin yolu, ucuz ve esnek finansmanla birlikte maliyetleri azaltan vergisel desteklerden geçiyor" dedi. İstanbul Ticaret Odası’ndan (İTO) yapılan yazılı açıklamaya göre İTO Başkanı Avdagiç, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın Meclis toplantısına konuk olmasından memnuniyet duyduklarını kaydetti. Avdagiç, "Cumhurbaşkanı Yardımcımız, ekonomiyi çok boyutlu şekilde bilen bir devlet adamımızdır. Güçlü eğitimini, siyasette elde ettiği birikimini ve bakanlık vazifesinde elde ettiği deneyimini hep milletinin hizmetine verme gayreti içinde oldu. Bu vasıflarıyla yeni dönemde Cumhurbaşkanı Yardımcısı sıfatıyla ekonomiyi koordine ederek, biz iş dünyasına güven verdi." ifadelerini kullandı. "Faiz indirimleri, KGF destekli paketler memnuniyet oluşturdu" Ekonomi yönetiminin dezenflasyon sürecindeki kararlı duruşunu takdirle izlediklerini vurgulayan Avdagiç, "Son bir yılda gerçekleştirilen faiz indirimleri, Kredi Garanti Fonu (KGF) destekli paketlerin devreye alınması ve uzun süredir beklenen KOBİ tanımının güncellenmesi reel sektörümüzde memnuniyet oluşturdu. Yine sahadan gelen bildirimler dikkate alınarak enflasyon muhasebesi uygulamasının yapılmaması da işletmelerin öngörülebilirliğini artıran isabetli bir karar oldu. Bu hafta, yurt dışından gelen kargolarda parasal istisnayı kaldırarak gümrük işlemlerini zorunlu hale getiren düzenleme Resmi Gazete’de yayımlandı. Böylelikle denetimsiz ve tüketici için risk teşkil eden e-ihracat uygulamaları son bulmuş oldu. Kararın ekonomimiz için hayırlı olmasını diliyorum" değerlendirmesinde bulundu. İş dünyasının 2026 yılına ilişkin beklentilerini genel başlıklarıyla Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a aktaran İTO Başkanı Avdagiç, finansmana erişim konusunun, doğal olarak en kritik gündem maddesi olduğunu vurguladı. Avdagiç, "İş dünyası olarak dezenflasyon sürecinde büyük fedakârlıklarla kat edilen mesafede, maliye politikası temelli teşviklere ağırlık verilmesinin fayda sağlayacağına inanıyoruz. İş dünyamızın finansman sıkıntılarını aşması noktasında temel beklentimiz, bu yılın ikinci çeyreğinin sonrasında krediler kadar vergi temelli destek ve teşviklerin de etkin şekilde devreye alınmasıdır. KOBİ’lerimiz için sürdürülebilir büyümenin yolu, ucuz ve esnek finansmanla birlikte maliyetleri azaltan vergisel desteklerden geçiyor" dedi. KOBİ kredi büyüme limitlerinin yüzde 3,5 seviyesine revize edilmesi önerisi Avdagiç, KOBİ kredileri için uygulanan kredi büyüme limitlerinin ilk etapta yüzde 3,5 seviyesine revize edilmesi ve bankalara işaret edilen TL mevduat hedeflerinin gevşetilmesi kredi kanallarının etkinliğini anlamlı ölçüde artıracağını vurguladı. Avdagiç, "Ayrıca mevduat stopaj oranının yüzde 17,5’ten yüzde 15’e indirilmesini de mevduatın krediye dönüşüm oranını destekleyecek önemli biradım olarak görüyoruz. Netice itibarı ile 2026 yılında, kredi kullandırımının üretim, yatırım, istihdam ve ihracatı destekleyecek biçimde kademeli olarak genişletilmesi beklentisi içindeyiz. Finansman koşullarının zorlaştığı bu süreçte Kredi Garanti Fonu’nun (KGF) etkinliği her zamankinden daha anlamlı olacaktır. 2026 yılında KGF desteklerinin hem hacim hem de kapsam bakımından genişletilmesi iş dünyamız için çok önemli. Yüksek teknolojili sektörlerimizle birlikte emek yoğun sektörlerimizin de krediler, KGF mekanizmaları ve reeskont kredileri aracılığıyla daha güçlü biçimde desteklenmesinin çok değerli olduğu kanaatindeyiz. Hâlihazırda faaliyette olan Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası’nın bu alandaki etkinliğinin güçlendirilmesini ya da mevcut kamu bankalarımızdan birinin bu amaçla özel olarak görevlendirilmesini uygun bir adım olarak görüyoruz" açıklamasını yaptı. "Reeskont kredilerinde uygulanan faizin baştan kesilmesi dezavantaj teşkil ediyor" Avdagiç, reeskont kredilerinde faizin kullanım anında baştan kesilmesi yönteminin, KOBİ’ler için likiditeyi rahatlatmak yerine zorlayan bir yapıya dönüştüğünü belirtti. Reeskont kredilerinde faizin vade sonunda ya da dönemsel olarak tahsil edilmesini öneren Şekib Avdagiç, "Eximbank desteği ihracatçımız için büyük önem arz ediyor. Buradaki kredi hacminin ilgili yıl ihracat tutarının yüzde 10’unun altına düşmeyecek şekilde bir kurala bağlanması gerektiğine inanıyoruz. Ayrıca ihracatı düzenli artan firmalara pozitif ayrımcılık yapılarak performans bazlı limit mekanizması kurulması da verimlilik anlamında büyük fayda getirecektir. Bunun yanında teminat mektubu zorunluluğu yerine alacak sigortası gibi alternatif teminatların yaygınlaştırılması, süreçlerin sadeleştirilmesi de küçük ihracatçılarımızı sisteme daha güçlü dahil edecektir." İhracat bedellerinde döviz bozdurma yükümlülüğü Avdagiç, ihracatçıların döviz bozdurma yükümlülüğü ile ilgili değerlendirmesini de şöyle paylaştı: "Beklentimiz, TCMB rezervlerinin de belirgin düzeyde yükseldiği bu süreçte, döviz bozdurma zorunluluğunun çok daha makul seviyelere düşürülmesi, hatta kaldırılmasıdır. Döviz bozdurma yükümlülüğü sırasında verilen yüzde 3’lük destekten yararlanmak için getirilen kısıtlar, ilave taahhütler ve bankacılık temelli şartlar nedeniyle ihracatçılarımızın büyük bölümü bu desteği alamıyor. Buradaki döviz dönüşüm desteğinin sadeleştirilmesi beklentisi içindeyiz. Merkez Bankası’nın yeni başlattığı uygulama ile hizmet ihracatçısı kuruluşların anılan desteğe erişimi ciddi bir biçimde kısıtlanmaktadır. Daha önce söz konusu destekten faydalanabilen dizi ve film endüstrisi, fuarcılık, kreatif endüstriler, liman hizmetleri gibi birçok hizmet sektörü kapsam dışında bırakılırken, hali hazırda kapsam dahilinde olan sektörlerin de destek miktarları sınırlandırılmıştır." Avdagiç, vergi politikaları alanında da benzer biçimde sadeleştirme ve hızlandırma ihtiyacı bulunduğunu belirterek, "Özellikle KDV iade süreçleri ve mahsuplaşma sisteminin daha hızlı ve etkin çalışması, bu alacaklara bankalarda aynı oranda teminat olarak kullanım imkanı sağlanması, iş dünyasının finansman ihtiyacını azaltacak" diye konuştu. Avdagiç, yalnızca ihracat hedefi değil, ithalat hedefi koyma yaklaşımının da 2026’dan başlayarak benimsenmesinin dış ticaret dengesi açısından gerekli olduğuna inandıklarını vurguladı. İTO Başkanı Avdagiç, son yıllarda iş dünyası olarak sıklıkla dile getirdikleri bir konunun da üretim maliyetleri artışıyla kur artışı arasındaki makasın açıklığı olduğunu, bunun hem yerel hem de küresel ölçekte işletmeleri oldukça zorlayan bir hale dönüştüğünü kaydetti. Avdagiç, "Rakamlarla ifade etmek gerekirse, son 4 yıldan bugüne, enflasyon yüzde 367, asgari ücret yüzde 560 artmış durumda, aynı sürede dolar/TL kurundaki artış yüzde 217, Euro/TL kurundaki artış ise yüzde 228 düzeyinde. Enflasyonla mücadele temel önceliğimiz olmakla birlikte, bu konudaki hassasiyetimizin 2026’da önceliklendirilmesi konusunda desteğinizi istirham ediyoruz" ifadelerini kullandı. "STA’lar yeniden müzakere edilmeli" İTO Başkanı Şekib Avdagiç, İstanbul iş dünyasının diğer bazı önerilerini şöyle dile getirdi: "Geldiğimiz küresel konjonktürde, ithalat-ihracat dengesi aleyhimize dönen ülkelerdeki STA’ların yeniden müzakere edilmesi ve mümkünse revize edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Özellikle muhatabımız olan ülkelerin AB ile Türkiye’ye kıyasla daha avantajlı ticaret anlaşmaları yapmaları ülkemizi ikincil konuma düşürüyor. Ayrıca, "Made in EU" menşeli üretim ve ticaret ağları büyüyerek Türkiye aleyhine rekabet avantajı oluşturuyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız tarafından sunulan yatırım teşvikleri, HIT-30 Programı ve benzeri destek mekanizmaları için iş dünyası olarak şükranlarımızı sunuyoruz. Önümüzdeki adımın ise, bu teşviklerin kapsamının orta ölçekli işletmeleri de kapsayacak şekilde genişletilmesi olduğunu düşünüyoruz. Yatırım Taahhütlü Avans Kredilerine (YTAK) sağlanan kaynak bu yıl artırılarak 500 milyar Liraya yükseltildi. Ancak, kullanımı belirlenen kısıtlar nedeniyle sınırlı düzeyde kalıyor. Özellikle toplam yatırım tutarı şartının günümüz finansman koşulları dikkate alınarak bu kaynağın belli bir kısmının 250 milyon TL’ye indirilmesi bu kıymetli desteğin, etkinliğini büyük ölçüde artıracaktır. Öte yandan demiryolu altyapısının güçlendirilmesi, liman bağlantılarının arttırılması ve yük taşımacılığının kesintisiz, hızlı ve verimli şekilde gerçekleştirilmesi ticaretimize doğrudan hız katacak bir konu." Gelir Vergisi tarifesinde gerçekçi bir artışa gidilmesi önerisi Avdagiç, ücretlilerin net gelirinin olumsuz etkilenmemesi için ise Gelir Vergisi tarifesinde öncelikle yıllar içindeki erozyonu giderecek gerçekçi bir artışa gidilmesini önererek, bu sayede alt-orta gelir grupları üzerindeki vergi yükünün azaltılmasının çalışma barışına büyük katkı sunacağını dile getirdi. Avdagiç, bir diğer stratejik sektörün sağlık olduğuna dikkat çekerek, Türkiye’nin sağlık sisteminde yaptığı devrimden elde edilen kazanımların daimiliğinin, sürekli yenilenmesine bağlı olduğunu vurguladı. Özellikle küçük ve orta ölçekli hastaneler ile polikliniklerin mevcut fiyatlama ve geri ödeme politikaları nedeniyle finansal ve operasyonel sıkıntılar yaşadıklarını ifade eden Avdagiç, "Bu sebeple küçük ve orta ölçekli sağlık kuruluşlarının sürdürülebilirliğinin gözetilmesi, ilaç fiyatları ile ruhsat ve izin süreçlerini sadeleştirerek hızlandırmamız, sektörün bekası açısından önem taşıyor" diye konuştu. Avdagiç, enerji tarafında ise yenilenebilir enerji yatırım süreçlerindeki bürokratik sürecin sadeleştirilmesi ve yeni kaynakların ekonomiye kazandırılması gerektiğini belirterek, "Burada reel sektör olarak kendi enerjisini üretmek isteyen firmaların izin süreçlerinin sadeleştirilmesi ve hızlandırılması beklentisi içindeyiz" dedi. Emek yoğun sektörlerin yaşadığı sorunlar Şekib Avdagiç, tekstil, deri, ayakkabı, mobilya gibi emek yoğun sektörlerin yaşadığı darboğazı da dile getirerek, "Dalgalı dış talep, artan işçilik ve enerji maliyetleri, enflasyonla mücadele kapsamında oluşan kur dengesi ve finansmana ulaşım zorlukları bir araya gelerek, bu sektörlerimizde hakikatten sıkıntılı bir süreç başlatmış durumda. Bu sektörlerimizin hem vergisel anlamda hem teşvikler anlamında, hem de uygun koşullu finansman anlamında her zamankinden çok daha fazla desteğe ihtiyacı var. Bu süreci hükümetimizin proaktif yaklaşımıyla çok daha kolay aşacağımıza yürekten inanıyoruz." açıklamasını yaptı. Avdagiç, "Burada döviz piyasası istikrarını koruyacak tedbirlerin alınmasını ve yatırımcıların yurtiçinde kalmasını teşvik edecek mekanizmaların güçlendirilmesini önemli buluyoruz." önerisini getirdi. "Yarısı Bizden destekleri 2028 sonuna kadar uzatılmalı" Avdagiç, beklenen Marmara depremi konusunda da özellikle ‘Yarısı Bizden’ kampanyası ile İstanbul’da büyük bir dönüşüm gerçekleştiğini, bu dönüşümün hız kesmeden devam edebilmesi adına 2026 sonunda bitmesi öngörülen desteklerin 2028 sonuna kadar uzatılması konusunda meslek mensuplarının beklentilerini dile getirdi. Avdagiç, konutlar için yürütülen dönüşüm ve güçlendirme çalışmalarının ticari alanlara da yayılmasını önerdi. Avdagiç, İTO olarak Türkiye’nin 2026 ve sonrası dönemdeki başarısının, pazar çeşitlendirmesi kadar üretimin niteliğini artıran, finansmanı esnekleştiren, vergiyi adil hale getiren ve çalışan refahını koruyan bütüncül politikalarla çok daha güçlü olacağını, bu anlayışla her türlü desteğe ve iş birliğine hazır olduklarını kaydetti. Avdagiç, konuşmasını, "İnanıyorum ki, ülkemizi çok daha iyi bir yere hep birlikte taşıyacağız. Türkiye’yi ekonomide hak ettiği birinci lige hep birlikte taşıyacağız. Yine kalkınmayı birlikte gerçekleştirip refahı tüm ülkeye birlikte yaygınlaştıracağız" sözleriyle tamamladı.
Jeotermal Kaynaklı Sera OTB büyümesini sürdürüyor
09 Ocak 2026 Cuma - 10:07 Jeotermal Kaynaklı Sera OTB büyümesini sürdürüyor Kayseri Valiliği ve Kayseri Ticaret Borsası öncülüğünde hayata geçirilen Kayseri Kocasinan Tarıma Dayalı İhtisas Jeotermal Kaynaklı Sera Organize Tarım Bölgesi (OTB) Projesi, hız kesmeden büyümeye devam ediyor. Toplam 1 milyon 237 bin metrekarelik alanda, yaklaşık 5 milyar TL’lik yatırımla Kayseri tarımı açısından stratejik öneme sahip olan Jeotermal Kaynaklı Sera OTB Projesi’nde 6. kuyudan da sevindirici sonuç alındı. Bu kuyudan da sıcak suya ulaşılırken; Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Tarım Reformu Genel Müdürü Dr. Osman Yıldız ve protokol üyeleri bölgeyi ziyaret ederek çalışmaların son durumu hakkında bilgi aldı. Ziyaret sırasında heyete eşlik eden Bölge Müdürü Burak Yıldırım, proje alanına ilişkin detaylı açıklamalarda bulundu. Yıldırım; "Bulunduğumuz alan 6. kuyu bölgemizdir. Kocasinan Jeotermal Kaynaklı Sera OTB olarak altyapı ve üstyapı yatırımlarımız tamamlandığında, bölgede toplam 5 milyar TL’lik bir yatırım hayata geçirilmiş olacak. Tüm seralarımız tam kapasiteyle faaliyete geçtiğinde, Kayseri’nin yıllık 10 bin ton olan sebze ve meyve üretimini 35 bin tona çıkarmayı hedefliyoruz. Bu üretimle birlikte yıllık yaklaşık 3 milyar TL’lik ekonomik katkı sağlanacak. Bunun 35 milyon dolarlık kısmı ise ihracata yönelik olacak. Bölgede bin 500 kişiye istihdam sağlanacak olup, çalışanların yüzde 75’ini kadınlar oluşturacak" ifadelerini kullandı. Kayseri Valisi Gökmen Çiçek ise yaptığı değerlendirmede, "Kayseri tarımı açısından tarihi bir dönüm noktasındayız. Yaklaşık 5 milyar TL’lik yatırımın sonunda bin 500 kişinin istihdam edileceği ve 35 milyon dolarlık sebze ihracatının gerçekleştirileceği çok önemli bir projeyi yerinde inceliyoruz. Kayseri Ticaret Borsası Başkanımız Recep Bağlamış ve ekibinin bu projede büyük emeği bulunuyor. Kendilerine özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum. Şu anda 7. kuyudayız. MTA Genel Müdürlüğümüze özellikle teşekkür etmek istiyorum. Kadın istihdamının ağırlıkta olacağı bu projenin kısa sürede tam kapasiteyle faaliyete geçmesini heyecanla bekliyoruz. Hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum" dedi. Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürü Dr. Osman Yıldız da konuşmasında; "Bu bölgede üretilecek ürünler, daha düşük maliyetle ve daha kısa mesafelerde tüketiciye ulaşacak. Bu durum hem üretici hem de tüketici açısından büyük önem taşıyor. Bakanlığımız için gıda arz güvenliğini sağlamak ve vatandaşlarımızın temel gıda ihtiyacını karşılamak temel politika alanlarımızdan biridir. Bu kapsamda üretimi ve arzı artıracak her türlü tedbiri almaya devam ediyoruz. Yerel yöneticilerimizin, valiliklerimizin ve belediyelerimizin verdiği destek de bizler için son derece kıymetlidir. Tüm paydaşlara teşekkür ediyor, projenin hayırlı olmasını temenni ediyorum." şeklinde konuştu. Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç ise; "Bu projenin bin 500 hanımefendiye istihdam sağlaması, ihracat yoluyla Kayseri ekonomisine katkı sunması ve modern seracılık uygulamalarını şehrimize kazandırması son derece memnuniyet verici. Başta Ticaret Borsamız olmak üzere emeği geçen tüm kurumlarımıza ve özellikle MTA’ya teşekkür ediyorum. İnşallah Erciyes Kayak Merkezi için sıcak su konusunda da desteklerini bekliyoruz. Projenin Kayseri’mize hayırlı olmasını diliyorum" dedi. Program kapsamında Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile görüntülü görüşme gerçekleştiren heyet; Bakan Yumaklı’ya destek ve katkılarından dolayı teşekkür etti. Bakan Yumaklı da projenin kısa sürede hayata geçirilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Elmalı Bölgesi ziyaretinin ardından Vali Gökmen Çiçek ve beraberindeki heyet; Jeotermal Kaynaklı Sera Organize Tarım Bölgesi (OTB) Projesi kapsamında elektrik ve altyapı ihalesini kazanan Yakındoğu Enerji Mekanik Proje İnşaat Firması sahibi Fahrettin Oktay ile imza töreninde bir araya geldi. Törende, proje sürecine ilişkin değerlendirmeler yapılırken, bölgede çalışmaların en kısa sürede tamamlanması için gerekli tüm gayretin gösterileceği vurgulanırken, Kayseri Ticaret Borsası (KTB) Yönetim Kurulu Başkanı Recep Bağlamış, "Jeotermal Kaynaklı Sera Organize Tarım Bölgesi (OTB), jeotermal enerjinin yenilenebilir ve çevreci yapısından faydalanarak yılın 12 ayı modern sera üretiminin yapılmasını amaçlayan, tarımsal verimliliği ve istihdamı artıracak stratejik bir projedir. Bu tür OTB’ler; enerji maliyetlerini düşürürken sürdürülebilir tarımı destekler, bölgesel kalkınmaya ve ihracata önemli katkılar sağlar. Bu kapsamda altyapı ve elektrik ihalesini kazanan Yakındoğu Enerji Mekanik Proje İnşaat Firmasını tebrik ediyor, üstlendikleri bu önemli görevde başarılar diliyorum. Projenin Elmalı’mıza, üreticilerimize ve ülke ekonomimize hayırlı olmasını temenni ediyorum" diye konuştu.
DSO Başkanı Selim Kasapoğlu’na ‘En Başarılı İş İnsanı’ ödülü
09 Ocak 2026 Cuma - 10:03 DSO Başkanı Selim Kasapoğlu’na ‘En Başarılı İş İnsanı’ ödülü Denizli Sanayi Odası (DSO) Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu’na, Ege Bölgesi basın camiasının çatı kuruluşu olan Ege Gazeteciler Federasyonu (EGF) tarafından, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü etkinlikleri kapsamında bu yıl ilk kez düzenlenen "Ege’nin Enleri" Ödül Töreninde "En Başarılı İş İnsanı" ödülü takdim edildi. Kamu, yerel yönetimler, iş dünyası ve sivil toplum temsilcilerinin bir araya geldiği törende, Ege Bölgesi genelinde 2025 yılı boyunca çalışmalarıyla öne çıkan kişi ve kurumlar ödüllendirildi. EGF’ye bağlı sekiz ilin gazeteciler cemiyetleri ile bu cemiyetlere üye basın mensuplarının oylarıyla yapılan değerlendirme sonucunda, Denizli Sanayi Odası (DSO) Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu, "En Başarılı İş İnsanı" kategorisinde ödüle layık görüldü. Bu sonuçla birlikte Denizli Sanayi Odası, Ege Bölgesi genelinde ödül alan tek sanayi odası olarak önemli bir başarıya imza attı. Ödül, DSO’yu temsilen Dr. Sezgi Akbaş’a takdim edildi Muğla Büyükşehir Belediyesi Türkan Saylan Yaşam Merkezi’nde düzenlenen ödül törenine, Selim Kasapoğlu’nu temsilen Denizli Sanayi Odası Genel Sekreteri Dr. Sezgi Akbaş katıldı. "En Başarılı İş İnsanı" ödülü, Muğla Valisi İdris Akbıyık tarafından Dr. Akbaş’a takdim edildi. Denizli’den farklı kategorilerde toplam 10 ismin ödüle layık görüldüğü törende, Selim Kasapoğlu’nun iş dünyası kategorisinde aldığı ödül, Denizli sanayisinin üretim gücünü, kurumsal temsil kapasitesini ve üretim odaklı vizyonunu bölge ölçeğinde bir kez daha görünür kıldı. 2025’in En’leri arasında ayrıca Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı ve Ege Belediyeler Birliği Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan ve Çameli Belediye Başkanı Cengiz Arslan da yer aldı. "Bu ödül Denizli sanayisinin ortak başarısıdır" Ödüle ilişkin değerlendirmede bulunan DSO Başkanı Selim Kasapoğlu, 2025 yılının sanayiciler açısından zorlu ekonomik koşullar altında geçtiğini belirterek, tüm olumsuzluklara rağmen Denizli Sanayi Odası olarak üretimin sürdürülebilirliğini korumaya ve sanayicinin rekabet gücünü artırmaya odaklanan yoğun bir çalışma yılı geçirdiklerini ifade etti. Kasapoğlu, 2025 yılında Model Fabrika’yı ve teşvik ofisi’ni hayata geçirdiklerini belirtti. Denizli ile sınırlı kalmayan, Güney Ege Bölgesi genelinde yeşil dönüşüm ve enerji verimliliği odaklı yeni nesil hizmetlerin karşılık bulmasının memnuniyet verici olduğunu dile getiren Kasapoğlu, Oda çatısı altında oluşturulan Komisyonlar ve Kurullar aracılığıyla; nitelikli işgücü ihtiyacı, üniversite-sanayi iş birlikleri ve sektörel sorunlara ilişkin sanayicinin talep ve beklentilerinin doğrudan karar alma süreçlerine yansıtıldığını vurguladı. Ortak aklın ve kurumsal emeğin takdiri Basın mensuplarının oylarıyla verilen bu ödülün bireysel bir başarıdan ziyade, Denizli sanayisinin ortak aklına, üretim kültürüne ve birlikte ortaya konulan vizyona yönelik bir takdir niteliği taşıdığını belirten Kasapoğlu, Oda tarafından hayata geçirilen çalışmaların doğru yönde ilerlediğinin bu ödülle bir kez daha teyit edildiğini ifade etti. Kasapoğlu; TOBB camiasına, Denizli Sanayi Odası Yönetim Kurulu ve Meclis Üyelerine ile özveriyle çalışan DSO ekibine teşekkür ederek, 2026 yılında da Denizli ve sanayinin ortak meseleleri için aynı sorumluluk ve kararlılıkla çalışmayı sürdüreceklerini kaydetti.
Çiftçilerden çağrı: "Üretim maliyetleri baskılanamaz hale geldi"
09 Ocak 2026 Cuma - 09:47 Çiftçilerden çağrı: "Üretim maliyetleri baskılanamaz hale geldi" Karacabey Ziraat Odası İkinci Başkanı Ramazan Düzen, çiftçiler için devam eden maliyet krizinin, çiftçiyi üretimden vazgeçme noktasına getirdiğini söyledi. Düzen, son açıklanan destek paketinde yer alan ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile vergi borcu bulunan çiftçilerin Ziraat Bankası, tarım kooperatifleri gibi kurumlardan kredi, gübre, mazot ve ilaç gibi temel girdilere erişiminin engelleneceği uygulamaya dikkat çekti. Üç yıldır tarımda tamamen zarar ettiklerini hatırlatan Ramazan Düzen, "Borçlarımız artıyor. Bir de bu şartın getirilmesi, çiftçilerimizin alım gücünü daha da zora sokuyor" dedi. Çiftçilerin en büyük derdinin, kontrol edilemez şekilde artan girdi maliyetleri olduğunu belirten Düzen, şunları kaydetti: "Bizler çiftçi olarak enflasyonun, doların, euro’nun yıllık artışının çok üstünde fiyat artışlarıyla tohum, gübre, ilaç, fide almak zorunda kalıyoruz. Yöneticiler ve pazarlamacılar ürün fiyatlarını baskılarken, ithalat kapıları açılırken, siz hiç bizim ürün yetiştirme maliyetlerimizi hesaplıyor musunuz?" Özellikle sebze üretimindeki krize dikkat çeken Düzen, ithal tohum, fide, gübre ve ilaç fiyatlarındaki döviz kur artışını aşan fiyatlanmanın önüne geçilmesi çağrısında bulundu. Düzen, "Bu ithalat yapan firmaları kimler denetliyor? Bizler bu artan maliyetlerle artık sebze üretiminden çekilmek zorunda kalıyoruz" ifadelerini kullandı. Karacabey Ziraat Odası İkinci Başkanı, tüm bu gerekçelerle Bursalı siyasetçileri, Tarım ve Orman Bakanı ile Cumhurbaşkanı’na seslenerek, özellikle ithal girdi maliyetlerinin yakından incelenmesini, denetlenmesini ve çiftçinin sırtındaki yükün hafifletilmesi için acil adım atılmasını talep etti. Düzen, "Sayın devlet büyüklerimizi bu artan maliyetleri bir daha incelemeye ve çiftçinin sesini duymaya davet ediyoruz" şeklinde konuştu.
Altın ve gümüş ikinci el otomobili solladı
09 Ocak 2026 Cuma - 09:32 Altın ve gümüş ikinci el otomobili solladı Altın ve gümüş fiyatlarında geçen yıldan bu yana yaşanan artışlar ve sürekli yeni rekorların gelmesi ikinci el otomobil piyasasındaki hareketliliği düşürdü, Bursa’daki oto galericilerde sessizlik hakim oldu. Bursa Oto Galericiler Odası Başkanı Hakan Yanık, yaptığı açıklamada, otomobillerin özellikle pandemiden sonra yatırım aracı olarak daha çok değerlendirildiğini söyledi. Altın ve gümüşteki yükselişlerin ikinci el araç piyasasını olumsuz etkilediğini dile getiren Yanık, nakit paranın bir süredir otomobil yerine altın ve gümüşe aktığını anlattı. Yanık, altın ve gümüşteki artışların vatandaşları başka bir yatırım aracı düşünmesine engel olduğunu vurgulayarak, "Birçok kişi yatırımlarını altın, gümüş ve platine yapıyor. Bunlarda yükseliş durmadığından değer kaybına uğrarız endişesiyle ikinci el otomobilden uzak duruyor." dedi. Talep azlığı nedeniyle ikinci el piyasasında alışverişin stabil gittine dikkati çeken Yanık, şöyle devam etti: "Geçen yıl talep düşüktü bu yıl da henüz yeni girdik ama aynı gidiyor. Genellikle de 800 bin lira ile 1,5 milyon lira arasındaki otomobillerde alım satım oluyor. Kredilerdeki yüksek faizler de piyasayı olumsuz etkiliyor. Krediyle yüksek faizle kimse otomobil almak istemiyor. Yüksek oranda nakit dönüyor piyasada o da olursa. Altın ve gümüş biraz durağanlaşırsa belki bizde hareketlilik başlar." Bursa Oto Galericiler Odası Başkan Vekili Mehmet Özdemir de ikinci el piyasasının geçen yıl çok kötü geçtiğini ve bu yılki umutlarını ilk haftada yitirdiklerini söyledi. "Altın ve gümüş yükseliyor, nakit oraya kayıyor. Araçlarda fiyatlar ve vergiler yükseliyor. Kredi faiz oranları çok yüksek." diyen Özdemir, bu kadar engel varken ikinci el araç alım satımının iyi olmasının beklenemeyeceğini kaydetti. Özdemir, kredi faiz oranları düşmeden, değerli madenlerdeki yükseliş durmadan ikinci el piyasasının açılmasını beklemediklerini belirterek, "Ne çok pahalı ne de ucuzu ilgi görüyor. Ortalama 1 milyon ile 1,5 milyon arasındaki araçlarda genelde alışveriş oluyor. Bunda da kar marjlarımız çok düştü. Para dönsün, piyasa hareketli olsun diye bir şeyler yapmaya çalışıyoruz" dedi.
Mersin’de dronla gübreleme ve ilaçlama çiftçinin zayiatını sıfıra indirdi, zamandan tasarruf sağladı
09 Ocak 2026 Cuma - 09:24 Mersin’de dronla gübreleme ve ilaçlama çiftçinin zayiatını sıfıra indirdi, zamandan tasarruf sağladı Türkiye’nin tarımda önemli üretim merkezlerinden Mersin’de dronla yapılan gübreleme ve ilaçlama çalışmaları çiftçinin hem maliyetini düşürmeye, hem de ürün zayiatını sıfıra indirerek önemli bir katkı sağlamaya başladı. Çukurova’nın bereketli topraklarında ekilen ürünler, son yıllarda dron teknolojisiyle ilaçlanıp gübrelenmeye başladı. Bu sayede tarlaya işçi girmeden yapılan uygulamalar, yeni ekilen veya boy atma aşamasında olan ürünlerin ezilmesini önleyerek verimliliğin de artmasını sağladı. Adana’dan Mersin’e kadar bir çok tarlada dronla ilaçlama ve gübreleme uygulamaları gerçekleştirilirken, hem zaman hem üründen kazançlı olan üreticiler durumdan memnun olduklarını ifade etti. Bu çerçevede Mersin’in Tarsus ilçesinde bulunan 200 dönümlük pırasa tarlasında dronla gübreleme çalışması gerçekleştirildi. 50 kilo taşıma kapasiteli dronlara yüklenen gübreler, kısa sürede ve dengeli şekilde araziye uygulandı. 2 işçinin 3-4 saatte yapabileceği işi yarım saatte yapan dronun dönüm başına üreticiye ise yaklaşık 120 TL civarında maliyeti olduğu öğrenildi. "Dron bizim için iyi" İnsan gücüyle gübrelemenin zor ve riskli olduğunu belirten üreticilerden Cahit Çiçek dron kullanımının büyük avantaj sağladığını söyledi. Çiçek, "İnsan gücü yerine dronla gübre atmak daha iyi. Dron olmasa gübreyi bu şekilde dengeli atamayız. Kaç kilo dersek ona göre ayar yapılıp, atlıyor. Dron bizim için maddi olarak da iyi, malımız ezilmiyor, düzgün bir şekilde gübre atılıyor. İşçi içine giremez, girse malı bozar" dedi. İşçinin 3 saatte yapacağı işi dron sıfır zayiatla 30 dakika yapıyor Dron pilotu Serkan Balaban ise yaklaşık 4 yıldır çiftçilere dronla ilaçlama ve gübreleme hizmeti verdiğini anlattı. Balaban, "İlaçlamada zaman tasarruf yanı sıra maddi açıdan çok ciddi tasarruf oluyor. En önemlisi ürünlerin ezilmemesi. Şimdi biz maddi boyutuna girdiğimiz zaman ürün zayiatında hiçbir zaman bahsetmiyoruz. Ama en büyük maliyet oluşumu ürün zayiatında çıkar. Fiyat farkı bir, ikincisi süre. Kısaca 20 dekarlık bir ilaçlama dron ile 20 veya 30 dakikada bitirecekken, 2 işçi girmiş olsa yaklaşık olarak 3 veya 4 saatte bitirebilir" diye konuştu. Zaman ve ürün zayiatı sıfır olması nedeniyle dron ile gübreleme ve ilaçlama gibi işlerin avantajlı olduğunun altını çizen Balaban ayrıca, Türkiye genelinde tarım arazilerinin geçen yıl yalnızca yüzde 8’inin dronla ilaçlandığını, bu alanda daha fazla yaygınlaşmaya ihtiyaç olduğuna dikkat çekti.
Van’da pide ve çörek fiyatına zam
08 Ocak 2026 Perşembe - 23:11 Van’da pide ve çörek fiyatına zam Van Lokantacılar ve Fırıncılar Odası Başkanı Sabri Işık, artan maliyetler üzerine özel üretim olan 200 gram pidenin 15 TL, 125 gram çöreğin ise 20 TL olduğunu söyledi. Açıklamalarda bulunan Başkan Sabri Işık, maliyet giderlerinin yüzde 40’a yakın artması sonucu fırıncı esnafının çok zor duruma düştüğünü belirtti. Işık, "Türkiye genelinde yaklaşık 40 ilimizde aylardır 200 gram somun ekmek 15 TL’ye satılmaktadır. Federasyon tarafından bize gönderilen son listede bazı illerin 200 gram somun ekmek için 17.50 TL’ye kadar talepte bulundukları tespit edilmiştir. Gerek un fiyatı 800 TL’den bin 100 TL’ye, bir koli mayanın 600 TL’den bin 100 TL’ye, asgari ücretin 28 bin TL’ye, mazot fiyatının 50 TL’den 60 TL’yi geçmesi ve bunun yanında 20’ye yakın diğer gider kalemlerinin yüzde 40 kadar artmıştır. Girdi maliyetlerine gün ve gün zam gelmektedir. Somun ekmek icmalimiz de 45 gün önce bakanlığa iletilmiş olup, dün itibari ile istenen gerekçeler de tekrar bakanlığa iletilmiştir. Şimdiye kadar alınan rayiçlerde hem vatandaşımız hem de esnafımız göz önünde tutularak rayiç talebinde bulunduk. Somun ekmek üretiminde bulunan esnafımızın kaliteli ürün çıkarabilmesi için ve zararının önlenmesi amacıyla gerekli bütün girişimler hassasiyetle takip edilmektedir. Bir diğer konu ürettiğimiz ekmeğin yaklaşık yüzde 75’ini bayiler üzerinden satmaktayız. Fırıncı esnafı olarak şu anda 12 TL olan ekmeği bayilere 10 TL’ye vermekteyiz. Van genelinde bayiler yüzde 15 ile yüzde 18 iskonto verilmektedir. Bir bardak çayın 20 TL olması ile girdi maliyetlerinin bu kadar yüksek olan ekmek fiyatının 12 TL’de kalması fırıncı esnafını mağdur etmektedir. Bu maliyetler göz önüne alınarak özel üretim olan pide ve çörek fiyatını arttırmış bulunmaktayız. 200 gram pide 15 TL, 125 gram çörek 20 TL olmuştur" dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: ‘‘Enflasyon temel meselemiz’’
08 Ocak 2026 Perşembe - 20:44 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: ‘‘Enflasyon temel meselemiz’’ Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Enflasyonla mücadele sadece para politikasıyla olmaz. Maliye politikası ve yapısal dönüşümle enflasyonla mücadele edilir. Biz de OVP planlarımızı bu şekilde planladık’’ dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) Ocak Ayı Olağan Meclis Toplantısı’na katıldı.Küresel ekonomide yaşanan gelişmeler hakkında değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, Türkiye’nin ekonomik görünümüne ilişkin de bilgi paylaştı. Küresel ekonomide belirsizliklerin arttığını belirten Yılmaz, "Küresel ekonomideki gelişmeleri görüyoruz. Siyasette ve ekonomide uluslararası kurumların zayıfladığı bir dönemden geçiyoruz. Dünyada kuralların aşıldığı, uluslararası hukukun zayıfladığı bir dönemdeyiz. Tek taraflı karar alma mekanizmaları ortaya çıkıyor ve bu durum riskleri ve belirsizlikleri artırıyor. Dünyada ekonomik güç dengeleri değişiyor’’ ifadelerini kullandı. ‘‘İstikrar ve doğru politikalar eskisinden daha kıymetli’’ Yılmaz, ‘‘Farklı bir dönem başladı, bölgemizde bunun yansımalarını görüyoruz. Eskisine göre çok daha ihtiyatlı bir şekilde yolumuza devam etmemiz lazım. İstikrar ve doğru politikalar eskisinden daha kıymetli. Cumhurbaşkanımızın ‘iç cepheyi güçlendirme’ vurgusu boş yere yapılmış bir vurgu değil" diye konuştu. Türkiye ekonomisindeki gelişmeler hakkında da konuşan Yılmaz, son 20-25 yılda dünya büyümesinin ortalama yüzde 3,5 civarında, Türkiye ekonomisinin büyümesinin ise ortalama yüzde 5 civarında olduğunu belirtti. Yılmaz, "Dünya ticareti genelde dünya büyümesinden daha yüksek olurdu. Şimdi ise ticaret, artış hızı olarak büyümenin gerisine düştü. Daha kapalı bir dünya ve tarife savaşlarının yaşandığı bir dönemden geçiyoruz" dedi. Türkiye’nin ekonomik büyümesindeki yükselişe de dikkat çeken Yılmaz, "1,5 trilyon doların üzerinde ekonomik büyüklüğe ulaştık. Satın alma gücüne göre 11’inci büyük ekonomi olacağız. IMF tahminlerine göre satın alma gücünde Avrupa’da 5’inci sıradayız" açıklamasını yaptı. Reel ekonominin güçlü seyrettiğini ifade eden Yılmaz, "Dünyadaki duruma göre reel ekonomimiz çok daha iyi durumda. Finansal piyasalarda ise daha fazla istikrara ihtiyacımız var’’ diye konuştu. İstihdama ilişkin değerlendirmede bulunan Yılmaz, "31 aydır tek haneli işsizlik var. İş gücü bulamama sorunu yaşayan sektörlerimiz mevcut. Atıl iş gücü oranı, işsizlik oranından daha yüksektir. Mesleki eğitimi geliştirmek ve kadınların iş gücüne katılımını artırmak, atıl iş gücünü azaltma açısından önemlidir. Üretim kültürünü yeni nesillere anlatmamız gerekiyor" şeklinde konuştu. 2025 bütçe hedeflerine değinen Yılmaz, "Bütçe açığımızın milli gelire oranını yüzde 3,6 olarak öngörmüştük. Gerçekleşmenin yüzde 3 civarında olmasını bekliyoruz. 2026’da da bu çabayı devam ettireceğiz" dedi. Yılmaz, enflasyonla mücadeleye ilişkin ise OVP kapsamında uygulanan stratejiden bahsetti. Yılmaz, "Enflasyonla mücadele sadece para politikasıyla olmaz. Maliye politikası ve yapısal dönüşümle enflasyonla mücadele edilir. Biz de OVP planlarımızı bu şekilde planladık’’ sözlerini ifade etti. ‘‘Enflasyon temel meselemiz’’ Enflasyonu düşürmenin öncelikleri arasında olduğunu vurgulayan Yılmaz, "Enflasyon temel meselemiz. 2025 enflasyon tahminimiz yüzde 30,9. 2024 Mayıs ayında enflasyon yüzde 75,5 seviyesindeydi. Zirveden sonra 44,6 puanlık bir düşüş yaşandı. Şubat ayında yüzde 30’un altında enflasyon göreceğiz. 2026’da da enflasyonu yüzde 20’nin altına düşürmeyi hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. Enflasyon beklentilerini ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, ‘‘Beklentilerde piyasa aktörlerine göre gelecek yıl için yüzde 23 tahmini var. Reel sektör enflasyonu 34-35 tahmin ediyor. Geldiğimiz noktada daha düşük enflasyon oranı var. Beklentileri de iyileştirmemiz gerekiyor. Beklentileri iyileştirmemiz lazım ki enflasyonda daha güçlü sonuç almamız mümkün olsun. Reel sektörün; piyasa aktörlerine ve hükümet beklentilerine yakınsaması gerekiyor’’ açıklamasında bulundu. 2026 yılının reform yılı ilan edildiğini hatırlatan Yılmaz, "Maliye ve para politikalarının yanında yapısal reformlar da hayata geçiriliyor. 2026 yılı reform yılı ilan edildi. Yapısal reformlarda hem gerçek sonuçlar hem de beklenti etkileri çok önemlidir" diye konuştu. Faiz politikasına ilişkin Yılmaz, "Politika faizi aşağı geldikçe piyasa faizlerine de yansıyor, ancak bu biraz gecikmeli olabiliyor. Genel finansal koşullar iyileşecek" diye konuştu. Selektif kredi uygulamalarına değinen Yılmaz, "Esnafa, çiftçiye ve ihracatçılara yönelik kredi desteklerimiz sürüyor. Özel kredi mekanizmalarıyla belli sektörleri desteklemeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.