Son Dakika
|
Irak’ta Haşdi Şabi karargahına saldırı: 7 ölü, 13 yaralı
Altın fiyatı düştü, Kuyumcukent’te gram altın tükendi
Ünlü yapımcı Erol Köse hayatını kaybetti
İran Dışişleri Bakanlığı'ndan müzakare açıklaması!
Trump’tan İran kararı!
Konya’da akraba kavgasında 1 kişi vuruldu
Fatih’te çöken binaların ardından çevrede hasar tespit çalışması başlatıldı
Bursa’da bıçaklı kavga...Boğazı kesilen kişi hayatını kaybetti
Hakkari ve Yüksekova’da eğitime kar engeli
İsrail ordusu: "Tahran’a geniş çaplı bir saldırı dalgası başlatıldı"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
ABD'nin Teksas eyaletindeki petrol rafinerisinde patlama
Trump: "Beş gün süre veriyoruz, sonra duruma bakacağız"
Netanyahu: "Herhangi bir anlaşmada hayati çıkarlarımızı koruyacağız"
Yandı sandılar cinayet çıkı: Kağıt ve tahtaları ayçiçeği yağıyla tutuşturup yangın çıkarmış
Bursa’da sis: Mudanya yolunda görüş mesafesi düştü
ABD’de yolcu uçağının iniş sırasında hizmet aracına çarptığı anın görüntüleri ortaya çıktı
Arabulucuların ABD ve İran'ı İslamabad'da bir araya getirmeye çalıştığı iddiası
EKONOMİ
Altın fiyatı düştü, Kuyumcukent’te gram altın tükendi
23 Mart 2026 Pazartesi - 17:12:49
Altın fiyatlarında yaşanan düşüş, İstanbul’da vatandaşları harekete geçirdi. Özellikle Kuyumcukent’te yoğunluk yaşanırken, gram altın tükendi.
23 Mart 2026 Pazartesi - 15:36
Altın fiyatları düşünce vatandaşlar kuyumculara akın etti
Eskişehir’de vatandaşlar altın fiyatlarının düşmesi sonrası kuyumcularda yoğunluk oluşturdu. Orta Doğu’daki gelişmeler sebebiyle altın fiyatlarındaki dalgalanma sürüyor. Özellikle mart ayının başında 7 bin 600 TL seviyelerini görerek rekor kıran altın, son birkaç haftada yaşanan küresel ve bölgesel gelişmelerin etkisiyle hızla geriledi. Gram altın bugün 6 bin 238 TL’den açılış yaparken, Eskişehir’de bu fiyattan altın almak isteyen vatandaşlar kuyumculara akın etti. Yoğunluk yaşanan Eskişehir Kuyumcular Çarşısı’nda tıklım tıklım dolan birçok dükkanda 1, 5 ve 10 gram ile çeyrek altın tükenme noktasına geldi. Çoğu dükkanda bir personel kapı önünde durarak, hangi altınların olup olmadığı konusunda müşterilere bilgi verdi.
23 Mart 2026 Pazartesi - 15:30
Doğu Anadolu’da ihracat tabana yayılacak
Doğu Anadolu’da ihracatın tabana yayılması için yeni bir dönemin kapısı açılıyor. Doğu Anadolu İhracatçı Birlikleri Yönetim Kurulu Üyesi ve başkan adayı Ömer Madırlı, "Doğu Anadolu’nun güçlü ihracat potansiyelini daha etkin kullanarak ihracatı tabana yaymayı ve ihracatçı firma sayısını yüzde 50 artırmayı hedefliyoruz" dedi. Doğu Anadolu’nun üretim gücüne dikkat çeken Madırlı, Erzurum’dan Iğdır’a, Van’dan Elazığ’a kadar geniş bir coğrafyada önemli bir potansiyel bulunduğunu belirterek, bu potansiyelin henüz tam anlamıyla değerlendirilemediğini ifade etti. Madırlı, ihracat kültürünün geliştirilmesini öncelikli hedefleri arasında konumlandırdıklarını söyledi. Bölgede yıllık ihracatın 3 milyar dolar seviyesinde olduğunu ifade eden Madırlı, yeni dönemde hem ihracat hacmini hem de ihracatçı sayısını artırmaya odaklanacaklarını söyledi. Bu yıl için ihracat hedefini 3 milyar 250 milyon dolar olarak belirlediklerini aktaran Madırlı, "Biz düzenleyeceğimiz eğitimlerle ve uygulamalı çalışmalarla firmalarımıza bu süreci anlatacağız. Firmalarımızın bunu gözünde büyütmemesi gerekiyor" dedi. Yeni dönemde hayata geçirilmesi planlanan projeler arasında KOBİ’lerin ihracata yönlendirilmesine yönelik eğitim ve danışmanlık programları, ihracata yeni başlayacak firmalar için rehberlik mekanizmaları ve çevrim içi eğitim platformu öne çıkıyor. Bölgenin turizm potansiyelini ticari faaliyetlerle birleştirmeyi planladıklarını belirten Madırlı, özellikle kış turizmi merkezlerinin bu noktada önemli bir avantaj sunduğunu ifade etti. Yabancı alıcıların ticaret heyetleri kapsamında bölgeye davet edilmesiyle hem turizm hem de ticaretin birlikte geliştirilmesini amaçladıklarını vurgulayan Madırlı, bu modelin Doğu Anadolu’nun ekonomik dinamizmini artıracağını belirtti.
23 Mart 2026 Pazartesi - 15:19
Samsun Kuyumcular Odası Başkanı Özman: "Bu savaş ekonomik bir savaş"
Altın fiyatlarında son dönemde yaşanan düşüşü değerlendiren Samsun Kuyumcular Odası Başkanı Salih Özman, sürecin arkasında küresel ölçekte bir ekonomik mücadele olduğunu söyleyerek, "Bu savaş ekonomik bir savaş" dedi. Altın piyasasında son günlerde yaşanan dalgalanmalar yatırımcıların dikkatini çekerken, Samsun Kuyumcular Odası Başkanı Salih Özman, konuya ilişkin İHA muhabirine açıklamalarda bulundu. Altın fiyatlarındaki düşüşün nedenlerine değinen Özman, geçtiğimiz hafta piyasaların ABD Merkez Bankası’nın (FED) faiz artırımı ihtimalini fiyatladığını belirtti. Küresel ölçekte yaşanan savaş ve enerji krizinin de piyasalarda etkili olduğunu ifade eden Özman, "Geçen hafta altın fiyatlarındaki düşüşün temel nedeni FED’in faiz artırımı beklentisiydi. Savaş ortamı ve enerji krizi de bu süreci etkiledi" diye konuştu. "Bu savaş ekonomik bir savaş" Savaş ve kriz dönemlerinde altının genellikle yükseldiğini hatırlatan Özman, mevcut durumun farklı olduğunu vurguladı. Özman, "Bu süreç yalnızca İran ile ilgili bir askeri gerilim değil. ABD’nin de içinde bulunduğu, doların gücünü korumaya yönelik bir finansal mücadele söz konusu. Yani bu savaş ekonomik bir savaştır" ifadelerini kullandı. "Savaş devam ederse altın düşebilir" Altın fiyatlarının seyrine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Özman, "Altın 5 bin 500 dolar seviyelerine kadar yükseldi, ardından 4 bin 100 dolara kadar geriledi. Şu anda 4 bin 200 dolar seviyelerinde hareket ediyor. 4 bin 500 dolar güçlü bir direnç noktası. Eğer savaş devam ederse altın bir miktar daha düşebilir" dedi. Savaşın sona ermesi ve petrol fiyatlarının normale dönmesi halinde altının yeniden yükseliş trendine girebileceğini ifade eden Özman, yatırımcılara uzun vadeli düşünmeleri çağrısında bulundu. "Altın uzun vadeli bir yatırım aracıdır" Altının kısa vadeli al-sat aracı olmadığını vurgulayan Özman, "Süreç normale döndüğünde bugünkü seviyelerin üzerine çıkılması muhtemel. Vatandaşlarımızın altını uzun vadeli bir yatırım aracı olarak değerlendirmesi gerekir" şeklinde konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
23 Mart 2026 Pazartesi- 17:12
Altın fiyatı düştü, Kuyumcukent’te gram altın tükendi
2
23 Mart 2026 Pazartesi- 09:05
Turfanda çağla hasadı erken başladı
3
23 Mart 2026 Pazartesi- 09:36
Sanipak’ın Arch Peninsula Sdn Bhd’ye devri için anlaşma imzalandı
4
23 Mart 2026 Pazartesi- 09:15
Amasya’da 2 bin yıldır yetiştirilen meyveden yapılan tatlı: Elma tatlısı
5
23 Mart 2026 Pazartesi- 09:58
Erzurum ve Bakü petrol hattında 1921’de kritik duraklama
19 Ocak 2026 Pazartesi - 14:01
Türkiye-AB İş Dünyası Diyaloğu Projesinin tanıtımı İstanbul’da yapılacak
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Avrupa Odalar Birliği’nin (Eurochambres) iş birliğinde yürütülen Türkiye-AB İş Dünyası Diyaloğu II (TEBD II) Projesi’nin tanıtımı 20 Ocak 2026 Salı günü (yarın) saat 10.00’da TOBB İstanbul Hizmet Binası’nda gerçekleştirilecek. Etkinliğin açılış konuşmaları; TOBB Başkanı ve Eurochambres Başkan Yardımcısı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Eurochambres Başkanı Vladimr Dlouh, Merkezi Finans ve İhale Birimi Direktörü Barbaros Murat Köse, AB Türkiye Delegasyonu Ticaret ve Ekonomi Bölüm Başkanı Dominik Olewinski ile Dışişleri Bakanlığı AB Başkanlığı Mali İşbirliği ve Proje Uygulama Genel Müdürü Bülent Özcan tarafından yapılacak. Enerji verimliliğinden sürdürülebilir büyümeye 18 eşleştirme Türkiye-AB İş Dünyası Diyaloğu II (TEBD II) Projesi, Avrupa Komisyonu tarafından finansman sağlanarak, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve Eurochambres iş birliğinde gerçekleştiriliyor. Proje 2024-2027 yılları arasında, Türkiye ve 11 Avrupa Birliği üyesi ülkeden oda ve borsaların katılımıyla yürütülecek 18 eşleştirme programı, enerji verimliliği, sürdürülebilir büyüme ve AB müktesebatı konularına odaklanmaktadır. Proje kapsamında ilaveten, oda ve borsaların hizmet kapasitesini geliştirmeye dönük çok sayıda eğitim programı gerçekleştirilecek.
19 Ocak 2026 Pazartesi - 13:58
Trabzon’un Turizm Anayasası hazırlanıyor
Trabzon Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde yürütülen 2025-2053 Turizm Master Planı sürecinde gelinen son aşama kamuoyuyla paylaşılırken, planın temel amacının Trabzon’un turizm vizyonunu uzun vadeli çerçeveye oturtmak olduğu belirtildi. Tanıtım toplantısına Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Gürkan Üçüncü, Kültür ve Turizm İl Müdürü Tamer Erdoğan ve Hacı Bayram Veli Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İrfan Yazıcıoğlu katıldı. "Plan 2053’e kadar yol haritası oluşturacak" Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Gürkan Üçüncü, turizmin Trabzon’un en önemli gelir kaynaklarından biri olduğunu belirterek master plan çalışmalarının üç ay önce başlatıldığını söyledi. Üçüncü, "Başkanımız Sayın Ahmet Metin Genç turizmin şehir için stratejik bir alan olduğunu sürekli vurguluyor. Bu çerçevede ekiplerle birlikte 18 ilçede alan analizleri yapıldı, potansiyel destinasyonlar yerinde incelendi. Şu an 2 bin 400 sayfalık ön rapor hazırlandı. Mart ayında çalıştay yapılacak, mayıs ayında ise master plan tamamlanmış olacak" dedi. Üçüncü, ayrıca sürece katılım çağrısı yaparak "Vatandaşlarımız fikir ve önerilerini Büyükşehir Belediyesi Turizm Şube Müdürlüğü’ne iletebilir" ifadelerini kullandı. "Trabzon’un turizm anayasasını oluşturuyoruz" Turizm Master Planı çalışmalarını yürüten Prof. Dr. İrfan Yazıcıoğlu, Trabzon’un son yıllarda turizmde ciddi bir ivme yakaladığını ancak bu ivmenin korunabilmesi için sürdürülebilirliğin şart olduğunu söyledi. Yazıcıoğlu, "Trabzon’da yakalanan bu ivmenin devamını sağlayabilmek içi bir master planın oluşturulması zorunlu hale gelmiştir. Eğer master planınız yoksa yapılan her şey dağınık olur, amaca hizmet etmez, yol alamazsınız ve bir zaman sonra destinasyon hızlı bir şekilde misafir kaybetmeye başlar. O nedenle master planı yaparak bütün yatırımları buna göre şekillendirmek gerekiyor. Konaklamadan yiyecek içeceğe, seyahat ve ulaştırmadan hediyelik eşya satışına kadar tüm unsurların belli bir şekilde planlanması gerekiyor. Trabzon’da da birtakım yatırımlar yapılıyor ama bunların eş güdümünü sağlayamazsak yapılan yatırımlar bizi istenilen amaca ulaştırmayacaktır. O nedenle master planın mutlaka yapılması gerekiyor. Yani Trabzon’un turizm anayasasını oluşturmamız gerekiyor. Yürüttüğümüz çalışma budur. Hazırlayacağımız raporu tüm paydaşlara, yerel yönetimlere, sivil toplum kuruluşlarına göndereceğiz" şeklinde konuştu. Hazırlanacak raporun tüm paydaşlara gönderileceğini belirten Yazıcıoğlu, görüşlerin Mart ayında yapılacak çalıştayda değerlendirileceğini ifade etti. "Yabancı ziyaretçi sayısı arttı" Kültür ve Turizm İl Müdürü Tamer Erdoğan ise Trabzon’un güçlü bir turizm şehri olduğunu vurgulayarak "Master plan Bakanlık tarafından Türkiye genelinde 30 büyükşehirde hazırlanıyor. Biz Trabzon olarak bu süreci Büyükşehir Belediyesi koordinasyonunda yürütüyoruz" dedi. Erdoğan son turizm verilerini paylaşarak Trabzon’un turizmde yükselişini sürdürdüğünü ifade ederek "Yabancı ziyaretçi sayısı yüzde 14 artarak 2024 yılında 808 bine ulaştı. Toplam ziyaretçi sayısı ise yüzde 8 artarak 1 milyon 447 bine çıktı" şeklinde konuştu. Erdoğan ayrıca master planın hedeflerinden birinin turizmi 12 aya yaymak olduğunu kaydetti.
19 Ocak 2026 Pazartesi - 13:53
Soğuk hava balığa olan ilgiyi artırdı
Soğuk havaların etkisini artırmasıyla birlikte Trabzon’da vatandaşların balığa olan ilgisi arttı. Bu sıralar balık tezgâhlarında ağırlıklı olarak hamsi ve istavrit yer alırken diğer balık çeşitleri ise pek yansımadığı gözlendi. Trabzon’da hamsi ve istavrit uzun zamandan beri 100 TL’ye satılırken balıkçı esnafı, bu sezon hamsinin erken başlayıp erken bittiğini, şu anda tezgâhlarda ağırlıklı olarak istavrit ve buzhane hamsisi yer aldığını belirtiyor. Balıkçı esnaflarından Ahmet Çoğalmış soğuk havalarda hamsi ve istavrite olan talebin arttığını kaydederek "Soğuk havalarda hamsi ve istavrite talep daha fazla oluyor. Şu anda tezgâhlarda daha çok hamsi ve istavrit bulunuyor. Zaten Karadeniz halkı hamsi ve istavriti daha çok tercih ediyor. Bu sıralar mezgit az çıktığı için pek gelmiyor. İstavrit sezon sonuna kadar sürer, hatta sezonu da geçer. Bu aralar yoğun şekilde istavrit çıkmaya başladı. Tekneler ağırlıklı olarak istavrit avlıyor" ifadelerini kullandı. Balıkçı esnaflarından Adem Kaygusuz, havaların çok soğuk olmasının balık avcılığını olumsuz etkilediğini ifade ederek "Hava çok soğuk. Hamsi gelmiyor, tezgâhlardaki hamsiler buzhane hamsisi. İstavrit 100 TL. Hamsinin yerini istavrit aldı. Mezgit bu aralar pek gelmiyor. Bu sene hamsi erken başladı, bol sattık ve erken bitti. Şu anda tezgâhlarımızda ağırlıklı olarak istavrit var. İstavritler günlük ve taze geliyor. Aslında bu zamanlar hamsi zamanı ancak hamsi erken başladığı için erken bitti. Fiyatlarımız hamsi ve istavrit 100 TL, somon 250 TL, alabalık 250 TL, levrek 500 TL, çupra 450 TL" dedi.
19 Ocak 2026 Pazartesi - 12:31
Nükleer tıpta kamu altyapısı güçleniyor
İstanbul Samatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İstanbul Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin nükleer tıp bölümlerine Siemens Healthineers’ın geliştirdiği PET/BT sistemlerinden kuruldu. Siemens Healthineers Türkiye, Türkiye’nin sağlık ekosisteminde referans merkezi konumundaki eğitim ve araştırma hastaneleri ile iş birliğini güçlendirerek, yaygın ve klinik olarak zorlu sağlık sorunlarında erken tanı ve doğru tedavi süreçlerini desteklemeye devam ediyor. Şirket, bu kapsamda İstanbul Samatya ve Göztepe ile Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanelerinde, nükleer tıp alanındaki tanı kapasitesini güçlendirecek PET/BT (Pozitron Emisyon Tomografisi ve Bilgisayarlı Tomografi) sistemlerini devreye aldı. Yeni PET/BT sistemlerinin kurulumuyla şirket, tanı teknolojilerini daha geniş hasta kitlesine ulaştırmanın yanı sıra, hastanelerin klinik araştırma, akademik çalışmalar ve uzman yetiştirme misyonlarını da güçlendirmeyi hedefliyor. "Nükleer tıp, doğru tanı ve etkin tedavi süreçlerinin temel taşlarından biri" Siemens Healthineers Türkiye Görüntülemeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ertan Cömert, yeni kurulumlarla ilgili yaptığı açıklamada, "Nükleer tıp, başta kanser olmak üzere toplumumuzda sık görülen hastalıkların moleküler düzeyde anlaşılmasını sağlayarak, doğru tanı ve etkin tedavi süreçlerinin temel taşlarından biri haline geldi. Siemens Healthineers olarak, özellikle kamu hastanelerinde nükleer tıp altyapısını güçlendirmeyi ve Türkiye’nin en önemli hastenelerinin akademik ve klinik misyonunu desteklemeyi stratejik öncelik olarak görüyoruz. Ayrıca, sağlığı herkes için, her yerde erişilebilir kılmayı temel görevimiz olarak benimsiyoruz. Samatya, Göztepe ve Sakarya’daki kurulumlarımız, sağlık profesyonellerinin karar süreçlerini desteklerken, hastalar için hızlı, güvenilir ve erişilebilir tanı olanağı sunacak" diye konuştu. Küresel odak hastalıklar ve sürdürülebilir sağlık vizyonu Siemens Healthineers, Türkiye’de ve dünyada kanser, kardiyovasküler hastalıklar ve nörolojik hastalıklar gibi yüksek etkili hastalıkların erken tanısı ve doğru tedavi süreçlerini desteklemek üzere sektöre görüntüleme, laboratuvar ve terapi çözümleri sunuyor. Sağlık teknolojileri ile sağlık profesyonellerinin klinik karar süreçlerini güçlendirirken, sağlık kurumlarının hizmet kalitesini artırıyor ve hastalar için güvenli, hızlı ve konforlu tanı olanağı sağlıyor. Şirket, tüm teknolojilerinde kaynak verimliliği ve çevresel etkilerin azaltılmasına odaklanarak, sürdürülebilir sistemler ve optimize edilmiş klinik iş akışları ile sağlık hizmetlerini hem daha erişilebilir hem de daha etkili hale getirmeye odaklanıyor. Şirket, özellikle kamu hastaneleriyle yürüttüğü iş birlikleriyle toplumun sağlığa erişimini güçlendirmek, sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmak ve hastalar için güvenli, hızlı ve etkili tanı süreçleri sunarak, bugünün ve geleceğin sağlık profesyonellerine, kurumlarına ve hastalarına değer oluşturmayı hedefliyor.
19 Ocak 2026 Pazartesi - 11:54
Bursa’da gece çalışan anne babalara müjde...Gece kreşi Nilüfer’de başlıyor
Nilüfer Belediyesi, Bursa’da bir ilke imza atarak gece kreşi uygulamasını başlatıyor. Özellikle sanayide gece çalışmak zorunda kalan anne babalar çocuklarını artık Nilüfer Belediyesi’nin kreşine bırakabilecek. Kendileri getirmek şartıyla Bursa’nın her yerinden başvuru alabileceklerini belirten Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, "Nilüfer’de gece mesaisi anneler için artık sorun olmayacak. Çocuklarını kreşimize getirmek isteyenlerin başvurularını bekliyoruz. Yakın zamanda başvurulara göre gece kreşini hayata geçireceğiz. Vatandaşlarımızdan başvuruları 4441603 numaralı hattımıza bekliyoruz" dedi. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, gece kreşi uygulamasının özellikle sanayi bölgelerine yakın alanlarda çalışan kadınların ihtiyaçları gözetilerek planlandığını belirtti. Kreşlerin kadınların özgürlüğü anlamına geldiğini vurgulayan Özdemir, "Vardiyeli çalışan kadınlarda çocuk bakımı genellikle annenin sorumluluğunda kalıyor. Bu nedenle gece vardiyasında çalışan kadınları da düşünerek böyle bir uygulamayı hayata geçirdik" dedi. Pilot uygulama kapsamında akşam saat 19.00’dan sabah 07.00’ye kadar hizmet verildiğini kaydeden Özdemir, "Şu anda bu uygulamayı bir deneme olarak yürütüyoruz. Talep ve performans yeterli olursa mevcut 4 kreşimizde ve yapımı süren 3 yeni kreşimizde de gece kreşi uygulamasını devreye alacağız" diye konuştu. Gece kreşi için talep toplama sürecine ilişkin de bilgi veren Başkan Özdemir, ilk duyuruların ardından yeterli başvuru alınamadığını, bu nedenle billboardlar ve farklı iletişim kanallarıyla farkındalık çalışması başlattıklarını ifade etti. Özdemir, "Talep yeterli olursa bu kreşi kesin olarak açacağız. Önceliğimiz Nilüferli hemşehrilerimiz ancak ihtiyacı olan her kadına bu hizmeti sunmayı önemsiyoruz" dedi. Nilüfer Belediyesi’nin kreş sayısını hızla artırmayı hedeflediğini belirten Özdemir, "Şu anda 4 kreşimiz var, 3 kreşimizin yapımı sürüyor. Önümüzdeki yılın sonuna kadar 7 kreşe ulaşacağız. Seçim döneminde 5 yılda 5 kreş vaadinde bulunmuştuk ancak ihtiyacın çok daha fazla olduğunu gördük. Dönem sonunda hedefimiz 20 kreşe ulaşmak" ifadelerini kullandı. Kreşlerin nitelikli eğitim kadrosu ve donanımıyla hizmet verdiğini de vurgulayan Özdemir, halen 428 çocuğa hizmet sunulduğunu belirtti. Çalışan anne ve babalara çağrıda bulunan Başkan Özdemir, "Nilüferli hemşehrilerime sesleniyorum. İş hayatınızdan vazgeçmeyin. Gece çalışıyorsanız belediyemize başvurun, çocuklarınıza biz bakacağız. Yeter ki kadınların özgürlüğü devam etsin" şeklinde konuştu.
19 Ocak 2026 Pazartesi - 11:28
Bursa’da küçükbaşa yönelik önemli bir proje hayata geçiyor
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, küçükbaş hayvancılığı geliştirme adına önemli bir projeyi hayata geçirdiklerini belirterek, ilk etapta 30 aileye 15 koyun ve bir koç desteğinde bulunacaklarını, zamanla projeyi büyüteceklerini söyledi. Büyükşehir Belediyesi, Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı aracılığıyla, Bursa’da küçükbaş hayvancılığın gelişmesi amacıyla yeni bir projeyi hayata geçirdi. Özellikle kırsalda genç kadınlara yönelik destek projesine ilişkin ilçelerden başvuruları toplayan Büyükşehir Belediyesi, oluşturulan ekiplerle başvuru yapan üreticilere yerinde ziyaretleri sürdürüyor. Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, projede, genç kadın olması, kırsalda ikamet etmesi, maksimum 25 küçükbaş varlığı bulunması, hayvanlara bakacak uygun yerinin olması gibi şartlar arıyor. Şartlara uygun üreticiler belirlendikten sonra hak sahiplerine 15 koyun 1 koç verilecek. Bozbey, üretme hassassiyetini ortaya koyan, ’boş arazi bırakmak istemiyorum, tarlamı boş bırakmak istemiyorum" diyen herkesin elinden tutmayı, onlara destek vermeyi sorumluluk olarak gördüklerini ve kendilerine görev edindiklerini söyledi. Yıllardır hayvancılıkla uğraşanların, bitkisel üretim yapanların destek beklediğini dile getiren Bozbey, "Şimdi Bursa Büyükşehir Belediyesi onların yanında. Üreten çiftçimizin üretmek isteyen çiftçimizin imdanına Bursa Büyükşehir Belediyesi yetişti. Bugüne kadar tarım ve hayvancılıkta destek olduk ve bundan sonra da katkılarımızı artırarak devam ettireceğiz" dedi. Sulama borusu, gübre, fidan, fide, tohum gibi bitkisel üretime yönelik desteklerinin yanı sıra hayvancılığa da önemli katkılar sunduklarını vurgulayan Bozbey, küçükbaş hayvancılıkla ilgili çok önemli giriişim başlattıklarını aktardı. Küçükbaş hayvancılığı geliştirmeyle ilgili bu projede bazı içelerdeki 30 aileye 15 koyun ve bir koç vereceklerini belirten Bozbey, şöyle konuştu: "Yüzde 100 hibeyle hayvanlar teslim edilecek. Bunu dönüşüme tabi tutacağız. 1,5 yıl sonra bir kısmını alacağız iki üreticiden aldıklarımızı birleştireceğiz bir aliye yine vereceğiz. Bir müddet sonra desteklediğimiz aile sayısı artmış olacak. Taleplere göre devamı gelebilir, kırsalda hayvancılığı, desteklerle geliştirtimeyi, üretimi artırmayı, kazançlarını yükseltmeyi planlıyoruz." Bozbey, özellikle dağ yöresine yönelik bu tür destekleri artırarak sürdürmek istediklerini ifade ederek, "Dağ yöresi bu şekilde destek gördü mü? Dağ yöresinin her yönüyle gerçekten Bursa’nın gıptayla bakılması gereken yerlerden olduğunu söylemek isterim. Buradaki insanlarımızın köyünde, ilçe merkezinde, toprağa sahip çıkmasını, toprağını üçüncü şahıslara satmadan gelir getirici düzeye dönüştürmesini istiyoruz ve yanlarındayız." dedi. Ekilebilir arazilerin tamamının üretime kazandırılmasını istediklerini dile getiren Bozbey, "Çiftçimiz kırsalda kazansın, refahı yükselsin diye çabalıyoruz. Gençlerimiz asgari ücretle çalışmasın kendi emeğinin karşılığını alarak üretim yapsın. Biz onların yanındayız yeter ki üretmek istesinler" diye konuştu.
19 Ocak 2026 Pazartesi - 11:07
Manisa’nın geleceğine yön verecek 8 proje oy birliğiyle kabul edildi
Manisa Kent Konseyi tarafından kentin sosyal, kültürel ve çevresel dönüşümüne katkı sağlamak amacıyla hazırlanan 8 stratejik proje, Manisa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde tüm grupların oy birliğiyle kabul edildi. Manisa Kent Konseyi’nin uzun süredir üzerinde çalıştığı ve kentin öncelikli ihtiyaçlarını esas alan 8 stratejik proje, Manisa Büyükşehir Belediye Meclisi’nin ocak ayı toplantısında gündeme geldi. İlgili komisyonlarda yapılan değerlendirmelerin ardından genel kurula sunulan projeler, meclis üyelerinin tamamının desteğini alarak hayata geçme aşamasına geldi. Ortak akıl kazandı Onaylanan projelerin, sürdürülebilir çevre politikaları, toplumsal dayanışma ağlarının güçlendirilmesi, yerel ekonominin canlandırılması ve kültürel mirasın korunması gibi birçok başlığı kapsadığı belirtildi. Kent Konseyi’nin gönüllülük esasıyla hazırladığı yol haritasının, Manisa’nın 2026 vizyonunun temel yapı taşlarını oluşturacağı ifade edildi. "Kazanan Manisa halkı olmuştur" Meclis toplantısında söz alarak değerlendirmelerde bulunan Manisa Kent Konseyi Başkanı Hakkı Bayraktar, alınan kararın tarihi bir nitelik taşıdığını söyledi. Bayraktar, "Bugün burada sadece projelerimiz değil, Manisa’nın ortak aklı ve dayanışma ruhu onaylanmıştır. Farklı siyasi görüşlerin, halka hizmet noktasında birleşmesi demokrasimiz adına gurur vericidir. Bu projeler kağıt üzerinde kalmayacak, çok yakında Manisalı hemşehrilerimizin sosyal ve ekonomik hayatına dokunmaya başlayacaktır. Bizlere bu çalışma ortamını sağlayan ve vizyonuyla önümüzü açan Büyükşehir Belediye Başkanımız Besim Dutlulu’ya ve sağduyulu yaklaşımları için tüm meclis üyelerimize teşekkür ediyorum" dedi. "2026 hamle yılı olacak" Geçtiğimiz yıl yaşanan zorluklara da değinen Bayraktar, 2026 yılının Manisa için bir hamle yılı olacağını vurgulayarak, "Manisa’mız her türlü zorluğun üstesinden gelecek köklü bir kültüre sahiptir. Meclisimizin sergilediği hoşgörü ve hizmet odaklı anlayış, şehrimizin geleceğine olan inancımızı pekiştirmiştir. 2026 yılının dünyamıza, ülkemize ve Manisa’mıza bolluk, bereket, birlik, beraberlik, huzur, mutluluk, barış ve adalet getirmesini diliyorum" ifadelerini kullandı.
19 Ocak 2026 Pazartesi - 10:53
Miras anlaşmazlıklarında arabuluculuk
Miras gibi birçok dava uyuşmazlıklarında arabuluculuğun hem zaman hem de maliyet açısından büyük avantaj sağladığını belirten Avukat Filiz Metin, "Arabuluculuk tarafların süreçleri kendi yürüttüğü bir yasal düzenleme. Taraflar mahkemeye gitmeden kısa sürede uzlaşabiliyor. Arabuluculuk yoluyla tarafların istediği sonuç elde ediliyor" dedi. Miras gibi birçok dava uyuşmazlıklarında yaşanan anlaşmazlıkların uzun yıllar süren davalara ve aile içi kırgınlıklara yol açabildiğini belirten Avukat Filiz Metin, arabuluculuğun bu sorunlara etkili bir çözüm sunduğunu vurguladı. Metin, arabuluculuk sayesinde mirasçıların kısa sürede, düşük maliyetle ve dostane bir ortamda anlaşabildiğini, imzalanan tutanakların ise mahkeme kararı niteliği taşıdığını ifade etti. "Arabuluculukta tarafların istediği sonuç elde ediliyor" Arabuluculuğun önemine değinen Filiz Metin, "Vefat eden kişilerin, son arzusu mirasçılarının birbiriyle düşman olmadan miras paylaşımı olmasıdır. Bu sürecin sağlıklı yürütülmesi çok önemli. Miras hukuku alanında arabuluculuk mümkün. Yasalarımız bunu sağlıyor. Kardeşlerin ve akrabaların birbiriyle mahkemelik olması hem kırıcı oluyor hem de uzun soluklu dava sürelerine neden oluyor. Arabuluculuk yoluyla ise bunları çözebiliyoruz. Arabuluculuk sayesinde mirasçılar birbiriyle oturup çay kahve içip miraslarını çözebiliyor. İmzaladıkları tutanak mahkeme kararı niteliğinde oluyor. Bu durum tarafları rahatlatırken, uzun soluklu davaları da ortadan kaldırmış oluyor. Bazı durumlarda 3-4 yıl süren davalar oluyor. Bu süreçte düşmanlıklar bile ortaya çıkabiliyor. Arabuluculukta bu durum 3-4 hafta sürüyor sadece. Arabuluculuk her geçen gün ülkemizde daha çok tanınıyor. Arabuluculukta tarafların istediği sonuç elde ediliyor. Mahkemede ise bu durum tam tersi hakimler karar verir" şeklinde konuştu. "Arabuluculuk ücretleri avukat ücretleri gibi yüksek değildir" Mahkemeye başvurulduğu zaman belirli harçların olduğunu vurgulayan Metin, "Mahkemede başvurulduğu zaman avukatlık ücretleri ve bilirkişi raporları gibi birçok masraf çıkmakta. Mahkemeyi tercih etmek hem zaman hem de maliyet açısından bir avantaj sağlamaz. Neticede mahkemenin kararı ise satış oluyor. Gayrimenkul satılarak paylaştırılıyor. Sonucu belli olan durumda dava açmakta çok mantıklı değil. Özellikle bu durumda icradan da satılması söz konusu olunca değerinin altında satılması gibi durumlar olabiliyor. Arabuluculukta ise bu durum tam tersi. Arabuluculukta harç söz konusu değildir, başvurmak çok kolaydır. Mahkemeden de başvurabilirsiniz. Kendiniz araştırıp da bulabilirsiniz. Süreç sonunda arabuluculuk ücretleri avukat ücretleri gibi yüksek değildir. Dolayısıyla hem mutlu olursunuz hem de az maliyet ödersiniz" ifadelerini kullandı. "Arabuluculuk tarafların süreçleri kendi yürüttüğü bir yasal düzenleme" Tarafların arabuluculuk seçme konusunda özgür olduklarını vurgulayan Metin, "Arabuluculuk tarafların süreçleri kendi yürüttüğü bir yasal düzenleme. Dava açmak istiyorsanız mahkemeye gitmek zorundasınız. Arabuluculuk seçme konusunda istediğiniz arabulucuyu seçebilirsiniz. Süreç içerisinde birkaç arabulucuda olabilir. Her adliyede arabuluculuk büroları var. Adliyeden başvuru yapıp o şekilde başvuru yapabilirsiniz. İnternet üzerinden de sonucu takip edebilirsiniz" diyerek sözlerini tamamladı.
19 Ocak 2026 Pazartesi - 10:39
Aksa Enerji’nin Gana Kumasi Santrali’nin ilk fazı basit çevrimde 130 MW kurulu güce ulaştı
Aksa Enerji’nin Gana’da inşa ettiği Kumasi Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali’nin 179 MW’lık ilk fazı basit çevrimde 130 MW kurulu güce ulaştı. İki fazdan oluşan santral toplamda 350 MW kurulu güce sahip olacak ve Gana’da enerji arz güvenliğine katkı sağlayacak. 7 ülkede 11 santral operasyonu yürüten ve 3.000 MW’ı aşan kurulu güce sahip Aksa Enerji, Gana’daki Kumasi Santrali yatırımında önemli bir eşiği daha geride bıraktı. İlk faz çalışmaları kapsamında Aralık 2025’te kısmi ticari üretime başlayan santral, basit çevrimde 130 MW kurulu güce ulaştı. Toplam 350 MW kurulu güce sahip olarak tasarlanan Kumasi Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali’nin, 2026 yılının ilk çeyreğinde 179 MW kapasiteyle kombine çevrim modunda devreye alınması hedefleniyor. Santral, Gana’nın artan elektrik talebine uzun vadeli ve sürdürülebilir bir çözüm sunmayı hedefliyor. Aksa Enerji Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Cemil Kazancı, gelişmeye ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Gana Kumasi santralimizde kısmi ticari üretimin ardından 130 MW kurulu güce ulaşmamız, bu stratejik yatırımın planlanan şekilde ve yüksek bir operasyonel disiplinle ilerlediğini gösteriyor. Aksa Enerji olarak bulunduğumuz ülkelerde enerji arz güvenliğini güçlendiren, uzun vadeli ekonomik değer oluşturan ve şebeke istikrarına katkı sağlayan altyapılar geliştiriyoruz. Gana’da attığımız bu adım, entegre yatırım ve işletme modelimizin sahadaki başarısının güçlü bir göstergesidir." Uzun vadeli anlaşma, güçlü altyapı, kademeli büyüme Kumasi Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali, 20 yıl süreli ve ABD doları bazlı garantili satış anlaşması kapsamında hayata geçirilirken; santralin finansmanı, inşası, işletmesi ve bakım süreçleri tamamen Aksa Enerji tarafından üstleniliyor. Bu entegre yapı, yatırımın hem operasyonel sürekliliğini hem de uzun vadeli finansal öngörülebilirliğini destekliyor. Basit çevrimde 130 MW’a ulaşılmasıyla birlikte Kumasi Santrali, Gana’nın ulusal şebekesindeki arz güvenliğine katkı sunarken; ilerleyen süreçte iki fazda tam kapasiteyle devreye girecek kombine çevrim santrali yüksek verimlilik ve sürdürülebilir üretim sağlayacak. Proje, aynı zamanda yerel istihdama ve bölgesel kalkınmaya sağladığı katkıyla da öne çıkıyor. Aksa Enerji, Afrika başta olmak üzere farklı coğrafyalarda küresel büyüme stratejisini sürdürüyor. Kumasi Santrali’nin, şirketin bu yaklaşımının Afrika’daki önemli yapı taşlarından biri olarak konumlandığı aktarıldı.
19 Ocak 2026 Pazartesi - 10:36
Türksat ve Vodafone’dan fiber altyapıda stratejik iş birliği
Türksat ile Vodafone, Türkiye’nin dijital altyapısını güçlendirmek ve fiber internet erişimini yaygınlaştırmak amacıyla stratejik bir iş birliği protokolüne imza attı. Türkiye’nin dijital dönüşüm hedefleri kapsamında kamu ve özel sektörün fiber yetkinliklerini birleştirecek olan "Toptan Seviyede Veri Akış Erişimi Hizmeti, TV Hizmeti ve Destek Hizmetleri Çerçeve Sözleşmesi Ek Protokolü", Türksat Genel Müdürü Ahmet Hamdi Atalay ve Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy tarafından imzalandı. İmzalanan anlaşma çerçevesinde Vodafone, Türksat’ın fiber altyapısını kullanarak 1,3 milyon haneye daha fiber internet hizmeti ulaştırmaya başlayacak. Bu stratejik adım ile Vodafone’un fiber altyapı üzerinden erişim sağladığı toplam hane sayısı 23,7 milyona yükselecek. Atılan imzalarla birlikte mükerrer yatırımlar önlenerek mevcut fiber kaynaklar daha verimli kullanılacak ve dijital erişimin kapsayıcılığı artırılacak. Kamu-özel sektör ortaklığının bu modeli ile Türkiye’nin dijital altyapı ekosisteminde yeni bir dönem başlayacak. Ayrıca iş birliği kapsamında yüksek hız ve düşük gecikme süreli fiber teknolojisi daha geniş kitlelere ulaştırılacak. Altyapı paylaşım modeli sayesinde Türksat’ın bugüne kadar gerçekleştirdiği fiber yatırımların etkinliği de artırılacak. Türksat Genel Müdürü Ahmet Hamdi Atalay, Türksat ve Vodafone arasında kurulan bu iş birliği ile Türkiye’de hanelerin ve kurumların dijitalleşme sürecinin hız kazanacağını belirterek, "Türksat’ın güçlü fiber altyapısını Vodafone’un hizmet ağıyla birleştirerek, Türkiye’nin dijitalleşme vizyonuna stratejik bir katkı sunduk. Mükerrer yatırımların önüne geçen bu model sayesinde teknolojik kaynaklarımızı yüksek verimliliğe dönüştürecek ve ülke ekonomimize doğrudan katma değer sağlayacağız. Bu iş birliği, sürdürülebilir büyüme hedeflerimiz doğrultusunda Türkiye’nin en büyük iletişim ve teknoloji firmaları arasındaki ortaklığın en güçlü örneklerinden biri olacak" dedi. Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy da fiber internet ağının genişlemesinin Türkiye’nin dijital geleceği için taşıdığı önemi vurgulayarak, "Vodafone olarak, müşterilerimize en iyi deneyimi sunma taahhüdümüz doğrultusunda, Türksat gibi güçlü bir yerli teknoloji ortağıyla bir araya gelmenin mutluluğu içindeyiz. Bu stratejik iş birliği, Türksat ile Vodafone arasında artarak devam eden internet altyapı iş birliklerinin de katkısıyla, müşterilerimize daha hızlı, güvenilir ve yüksek deneyim sunan fiber internet hizmeti vermemizi sağlayacak. Fiber internet erişim ağımızı artırarak daha fazla ev ve işyerine kesintisiz, yüksek hızlı internet sunacağız. Böylece, Türkiye’nin dijitalleşme vizyonuna önemli katkı sağlayacağız. Aynı zamanda, bu anlaşmayla, fiber internet teknolojisini Türkiye’de en fazla sayıda haneye verme imkânına sahip telekom operatörü olacağız. Bu değerli iş birliği için Türksat yetkililerine teşekkür ediyor; önümüzdeki sürecin her iki taraf için de hayırlı olmasını diliyoruz" diye konuştu.
19 Ocak 2026 Pazartesi - 10:31
Kangal ve akbaştan sonra çobanlara hareketli ve heyecanlı yeni bir yardımcı geliyor
Küçükbaş hayvancılık sektöründe koruma köpekleri olan kangal ve akbaşlardan sonra çobanlara, sürü yönetiminde uzman, hareketli ve heyecanlı yeni bir yardımcı köpek geliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) Bandırma Koyunculuk Araştırma Enstitüsü Müdürü Kerim Kılınç, 1935 yılında faaliyetlerine başlayan enstitünün TAGEM’e bağlı olarak Ar-Ge çalışmalarına devam ettiğini söyledi. Enstitü bünyesinde Çoban Köpeği Koruma Eğitim ve Yetiştirme Şubesi bulunduğunu dile getiren Kılınç, bu şubenin 2022 yılında kurulduğunu aktardı. Burada çoban köpekleri kangal ve akbaşların büyüme parametrelerinin alındığını, davranış eğitimlerinin yapıldığını belirten Kılınç, "Kangal ve akbaş ırkı TAGEM bünyesine dahil edilerek, önce koruma ve sonrasında daha iyi yavrularının üretilmesi amaçlandı. Kangal ve akbaş köpeklerimiz Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) ile özellikle kangallar Sivas’taki baba hatlarının yıllardır korunduğu merkezlerden getirildi" dedi. Kılınç, köpeklerin her türlü kontrol ve genetik testlerden geçirilerek merkeze alındığına dikkati çekerek, burada tüm özellikleri en iyi şekilde korunarak ve geliştirilerek yavru alındığını anlattı. Çobanlara iyi bir yardımcı TAGEM bünyesine dünyanın yakından bildiği, çok heyecanlı ve hareketli köpekler olan "border collie" ırkının da katıldığını dile getiren Kılınç, şöyle devam etti: "Bir yıl önce Bandırma Koyunculuk Araştırma Enstitüsü Çoban Köpeği Koruma Eğitim ve Yetiştirme Şubesi’ne aldık. Border collie köpekleri yabancı menşeili bir ırk. Kendi özelliklerini en iyi şekilde korumuş, titiz yürütülen çalışmalarla tespit edilmiş köpekleri getirdik. Burada özellikle davranış çalışmaları yapılıyor. Koyunculuk sektöründe çobanlara destek olabilmek, iyi bir yardımcıyı eğitime başladık. Sürü yönetiminde kullanılması amaçlanıyor. Border collie köpeklerin davranış çalışmaları hassasiyetle teknik personellerimizce yürütülüyor." En iyi yavruların alınması amaçlanıyor Kılınç, az sayıda bordor collie ile çalışmalara başladıklarını vurgulayarak, "Gerek kandan gerek fenotip özelliklerinden en iyi yavruların, bünyemizde üretilmeleri; davranış özelliklerinin belirlenmesi ve en iyisine ulaşılması amaçlanıyor." dedi. Kangal ve akbaşların sürü koruma köpeği olduğunu, bu ırkların dış zararlılara, yabani hayvanlara karşı korumayı sağladığını ifade eden Kılınç, "Border collie ise sürü yönetiminde çok aktif köpekler. Sürüyü yönetmek, dağılan sürüyü bir araya toplamakla çobana büyük destek olacaklar. Biz bu köpeklere bu davranışı kazandırmaya çalışıyoruz." diye konuştu. Geniş alanlarda sürülerin toparlanmasında önemli rol oynayacaklar Yetiştirme ve büyüme veri özellikleri, davranış özellikleri gibi bütün parametreleri projelendirip bilim dünyasına kazandırmayı da hedeflediklerini dile getiren Kılınç, şunları söyledi: "Şu anda hem eğitim hem yavru alma aşamasındayız. Her yavrunun eğitimle büyüyerek sürülere uyumlarının sağlanması gerekiyor. Sağlandıktan sonra doğan yavruların küçükbaş hayvan üreticilerince sahiplendirilmesi sağlanacak. Uyumları sağlanırsa yavrudan itibaren kangal ve border collie aynı sürüde olabilir. Kangal ve border collie köpeklerinin hareketleri, davranışları birbirinden çok farklı. Burada sahiplerinin yavrudan itibaren yaklaşımı önemli. Border collie köpeklerimiz hareket kabiliyeti çok yüksek. Geniş alanlarda sürülerin toparlanmasında önemli rol oynayacaktır. Köpeğin koyuna koyunun da köpeğe alışması önemli. Mera hayvancılığında, geniş arazilerde sürü yönetiminde bordor collie köpekleri, çobanların büyük yardımcısı olacaktır."
19 Ocak 2026 Pazartesi - 10:29
SKDM masaya yatırıldı: Türk özel sektörü AB komisyonu ile İstanbul’da buluştu
Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, SKDM kapsamında toplanacak gelirlerin AB sanayisinin dönüşümünde kullanılmasının planlandığını hatırlatarak, Türk sanayicisinin ödediği karbon vergisinin AB’deki rakipleri finanse etmesinin adil rekabet ilkesine aykırı olduğunu kaydetti. Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (SKDM) uygulama süreci, İstanbul’da düzenlenen üst düzey toplantıda tüm boyutlarıyla ele alındı. Türkiye Odalar Borsalar Birliği (TOBB) ev sahipliğinde gerçekleştirilen buluşmada, Türk özel sektörünün beklenti ve talepleri doğrudan Avrupa Komisyonu’na iletildi. Toplantıda, e-ticaret ve SKDM kapsamındaki sektörlerde faaliyet gösteren firmaların görüşleri, karşılaştıkları sorunlar ve beklentileri kapsamlı şekilde değerlendirildi. Toplantının açılışında konuşan Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, Avrupa Komisyonu heyetinin iki günlük Türkiye ziyareti kapsamında son derece verimli ve yapıcı görüşmeler gerçekleştirildiğini ifade etti. Türkiye’nin iklim ve yeşil dönüşüm alanında makro düzeyde önemli adımlar attığını vurgulayan Tuzcu, çıkarılan İklim Kanunu ve AB mevzuatına uyum sürecinin yakından takip edildiğini belirtti. Türkiye üçüncü ülke gibi değerlendirilemez Toplantının devamında söz alan TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, Türkiye’nin AB ile olan güçlü ekonomik entegrasyonuna dikkat çekerek, SKDM’nin Türkiye açısından özel bir çerçevede ele alınması gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin yaklaşık 30 yıldır AB ile Gümrük Birliği içinde bulunduğunu hatırlatan Başkan Kıvanç, AB’nin beşinci büyük ticaret ortağı olan Türkiye’nin, yıllık 100 milyar avroyu aşan ihracatıyla AB için kritik bir tedarikçi konumunda olduğunu ifade etti. Başkan Kıvanç, bu tabloya rağmen SKDM’nin Türkiye’yi "klasik bir üçüncü ülke" gibi değerlendirmesinin ticari ve hukuki açıdan doğru olmayacağını söyledi. SKDM’nin uygulama döneminin 1 Ocak 2026 itibarıyla başladığını hatırlatan Başkan Kıvanç, Avrupa Komisyonu’nun Aralık 2025’te yayımladığı ikincil mevzuat paketine ilişkin Türk özel sektörünün ortak değerlendirmelerini paylaştı. KOBİ’lerinin yükümlülüklere tabi olmasının ciddi bir maliyet ve idari dengesizlik oluşturduğunu belirten Başkan Kıvanç, Türkiye’de akredite olmuş doğrulayıcı kuruluşların AB nezdinde tanınmamasının firmalar açısından ek maliyet ve gecikmelere yol açtığını ifade etti. Gerçek emisyon verileri çağrısı Türkiye’nin yenilenebilir enerji yatırımlarında önemli bir dönüşüm gerçekleştirdiğini belirten Başkan Kıvanç, toplam kurulu güç içinde yenilenebilir enerjinin payının yüzde 50’nin üzerine çıktığını hatırlattı. Başkan Kıvanç, özelikle 5.1.h kapsamında yapılacak enerji yatırımlarının SKDM metodolojisinin içine alınması ve dönüşümün gerçekleşmesi gerektiğini söyledi. AB’nin Türkiye için belirlediği varsayılan emisyon değerlerinin, birçok sektörde gerçek emisyonların üzerinde kaldığına dikkat çeken Kıvanç, özellikle çimento sektöründe bu durumun maliyetleri yaklaşık dört kat artırabildiğini ifade etti. Gerçek emisyon verilerinin esas alınmasının hem çevresel doğruluk hem de rekabetçilik açısından kritik olduğunun altını çizdi. Başkan Kıvanç, SKDM kapsamında toplanacak gelirlerin AB sanayisinin dönüşümünde kullanılmasının planlandığına da değinerek Türk sanayicisinin ödediği karbon vergisinin AB’deki rakipleri finanse etmesinin adil rekabet ilkesine aykırı olduğunu dile getirdi. Bu gelirlerin bir bölümünün, Türkiye gibi SKDM’ye tabi ticaret ortaklarının yeşil dönüşüm projelerine hibe veya kredi olarak geri döndürülmesi gerektiğinin altını çizdi. Varsayılan değerler hiçbir zaman dostunuz olmayacaktır Toplantıda konuşan DG TAXUD Genel Müdürü Gerassimos Thomas, SKDM uygulamasında gerçek (fiilî) emisyon verilerinin önemine vurgu yaptı. Varsayılan emisyon değerlerinin doğası gereği cezalandırıcı olduğunu belirten Thomas, bu değerlerin her zaman piyasa ek yükü içerdiğini ve ihracatçı firmalar açısından dezavantaj oluşturduğunu kaydetti. Thomas, Avrupa Komisyonu’nun analizleri sonucunda SKDM’nin diğer sektörlere genişletilmesi ve dolaylı emisyonların kapsama alınmasına ilişkin kararların 2027 yılına ertelendiğini, böylece fiilen 2026-2027 dönemini kapsayan ikinci bir geçiş süreci oluşturulduğunu ifade etti. Bu süreçte doğrulanmış gerçek emisyon verilerinin sistemin işleyişi açısından kritik olacağını vurguladı. Aşağı akım ürünlere ilişkin yeni bir yasama teklifinin de gündemde olduğunu belirten Thomas, teklifin kabul edilmesi halinde 2028’de yürürlüğe gireceğini, kapsamın ise objektif ve sınırlayıcı bir metodolojiyle belirlendiğini aktardı. Türkiye’deki doğrulayıcı kuruluşların tanınmamasına ilişkin kararın ortaklık açısından en zor başlıklardan biri olduğunu kabul eden Thomas, bunun Türkiye’ye özel bir yaklaşım olmadığını, metodolojinin yeniliği ve yeterli sayıda eğitimli doğrulayıcı bulunmaması nedeniyle ihtiyatlı bir yol izlendiğini aktardı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder