EKONOMİ
Vestel teknolojileriyle son bir yılda 44 milyon litre su tasarrufu sağlandı 21 Mart 2026 Cumartesi - 12:26:22 Vestel, Dünya Su Günü vesilesiyle akıllı beyaz eşya ürünlerinden elde ettiği su tasarrufu verilerini kamuoyuyla paylaştı. Şirket, kullanıcılarının tercih ettiği su tasarruflu programlar ve akıllı sistemler sayesinde son bir yılda yaklaşık 44 milyon litre su tasarrufu sağladı. Birleşmiş Milletler verilerine göre dünya genelinde milyarlarca insan güvenli suya erişimde zorluk yaşıyor. Bu nedenle su verimliliği sağlayan teknolojiler, sürdürülebilir geleceğin en kritik araçlarından biri olarak görülüyor. Vestel, bu yaklaşımla ürün ve teknolojileriyle su kaynaklarının korunmasına katkı sağlamaya devam ediyor. Dünya Su Günü vesilesiyle paylaştığı veriler, Vestel’in akıllı teknolojilerinin su verimliliği konusunda önemli kazanımlar sunduğunu ortaya koyuyor. Vestel Global Pazarlama & Yurt İçi Satış Genel Müdürü Duygu Badem Uylukçuoğlu, 22 Mart Dünya Su Günü kapsamında yaptığı açıklamada, "Su kaynaklarının korunmasını, sadece çevresel bir gereklilik değil; gelecek nesillere olan borcumuz ve ertelenemez bir ortak sorumluluk olarak görüyoruz. Çatısı altında faaliyet gösterdiğimiz Zorlu Grubu’nun Akıllı Hayat 2030 vizyonuyla uyumlu şekilde; çevresel ve sosyal etkiyi işimizin doğal bir bileşeni olarak ele alıyoruz. Sürdürülebilirliği tüm operasyonlarımızın merkezine alırken, sadece üretim süreçlerimizde değil, ürünlerimizin kullanım aşamasında da su ve enerji verimliliğini en üst seviyeye taşımak için çalışıyoruz. Teknolojinin dönüştürücü gücüyle tüketicilerimizi de sürdürülebilirlik yolculuğuna aktif birer paydaş olarak dahil edip; kaynak kullanımını optimize eden akıllı çözümlerimizle, doğayla uyumlu bir yaşam kültürünü hep birlikte inşa etmeyi amaçlıyoruz. Teknolojiye dayalı bu vizyonumuzun somut etkilerini, paylaştığımız veriler net bir şekilde ortaya koyuyor. Akıllı cihazlarımızın sağladığı yüksek verimlilik sayesinde, sadece son bir yılda yaklaşık 44 milyon litre su tasarrufu elde ettik. Bu rakam, 17,5 olimpik yüzme havuzunun doluluğuna denk geliyor. Yeni nesil çamaşır ve bulaşık makinelerinde su tüketimi, önceki nesil Vestel modellerinin ortalama tüketimi ile karşılaştırıldığında yüzde 27,7 azalırken, ‘Eco’ program ve ‘otomatik yük algılama’ gibi inovasyonlarımızla suyun daha verimli kullanılmasına katkı sağlayan teknolojiler geliştiriyoruz. Özellikle kullanıcılarımızın bilinçli tercihleriyle sadece ‘Eco’ program kullanımı üzerinden 2,5 milyon litrelik su tüketiminin önüne geçilmesi, teknoloji ile tüketicinin farkındalık davranışı birleştiğinde dünyamız için ne kadar önemli bir etki oluşturabileceğini ortaya koyuyor" dedi. 17,5 olimpik yüzme havuzuna denk su tasarrufu Şirketin paylaştığı verilere göre, akıllı cihazların sağladığı verimlilik sayesinde son bir yılda bulaşık makinelerinde yaklaşık 24 milyon litre, çamaşır makinelerinde ise yaklaşık 20 milyon litre olmak üzere, yaklaşık 44 milyon litre su tasarrufu sağlandı. Bu miktar 17,5 olimpik yüzme havuzuna denk gelen bir su hacmine karşılık geliyor. Şirket, geliştirdiği enerji ve su verimliliği yüksek ürünler, akıllı program seçenekleri ve kullanıcı farkındalığını artıran teknolojileriyle sürdürülebilir kaynak kullanımına katkı sağlıyor. Dünya Su Günü kapsamında paylaşılan veriler, teknolojinin doğru kullanıldığında doğal kaynakların korunmasında ne kadar önemli rol oynayabileceğini gösteriyor. Yeni nesil dönüşüm sürüyor Eski nesil bulaşık ve çamaşır makineleri yerine markanın son teknoloji bulaşık ve çamaşır makineleri ile kullanıcıların ortalama su tüketimi yüzde 27,7 oranında azalmış ve yıkayıcı ürünlerinin daha verimli hale geldiğini gösteriyor. Vestel akıllı ürünlerindeki ‘Eco’ program ile standart program arasındaki su tüketimi farkı da dikkat çekici boyutlara ulaşıyor. Bulaşık makinelerinde ‘Eco’ program tercih edildiğinde standart programlara kıyasla yüzde 20 daha az su kullanılıyor. Çamaşır makinelerinde bu oran yüzde 39’a çıkıyor. ‘Eco’ programla 2,5 milyon litre su tüketimi önlendi Kullanıcı tercihlerine uygun şekilde markanın akıllı cihazlarından elde edilen verilere göre, kullanıcılar son bir yılda bulaşık makinelerinde 478 bin 658 kez, çamaşır makinelerinde ise 96 bin 895 kez ‘Eco’ programını tercih etti. Daha yoğun programlar yerine ‘Eco’ programını tercih eden kullanıcılar, yaklaşık 2,5 milyon litre su tüketiminin önüne geçti. Ortaya çıkan veriler, Vestel kullanıcıların bilinçli tercihlerinin somut etkisini ortaya koyuyor. Markanın çamaşır makinelerinde bulunan ‘otomatik yük algılama’ teknolojisi gereksiz su tüketimini azaltmaya yardımcı olan önemli bir özellik. ‘Eco’ programında tam yük yerine yarım yük algılandığında yüzde 43, çeyrek yük algılandığında ise yüzde 55 su tasarrufu sağlanıyor. ‘Pamuklu’ programında yarım yük algılanması halinde, tam yük tüketimine kıyasla yüzde 41 su tasarrufu sağlanıyor. Bu teknoloji sayesinde makineler, yıkama sırasında çamaşır miktarını analiz ederek su tüketimini otomatik olarak optimize ediyor. Vestel, geliştirdiği yeni nesil ürünlerle su ve enerji verimliliğini artırmaya yönelik çalışmalar yürüterek sürdürülebilir yaşam kültürünün yaygınlaşmasına katkı sağlamayı hedefliyor.
21 Mart 2026 Cumartesi - 10:25 Marble İzmir’de mermer sanata dönüşüyor Marble İzmir-31. Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı için geri sayım sürerken, fuarın önemli etkinliklerinden biri olan Heykel Çalıştayı’nda üretim süreci başladı. Çalıştay kapsamında altı heykeltıraşın, 8 Nisan 2026’ya kadar Fuar İzmir’de üretecekleri heykeller, Marble İzmir süresince D Holü’nde ziyaretçilerle buluşturulacak. Eserler fuarın ardından İzmir’in farklı noktalarına taşınarak kamusal alanlarda kalıcı olarak sergilenecek. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen Marble İzmir Fuarı kapsamında gerçekleştirilen Heykel Çalıştayı ile mermerin fuar alanının dışına taşarak kentle buluşması hedefleniyor. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın önerisiyle hayata geçirilen çalıştayda heykeltıraşlar, canlı üretim modeliyle mermer blokları işlemeye başladı. Üretim süreçleri ziyaretçilere açık olacak; sanatseverler doğal taşın sanat eserine dönüşümünü yerinde izleyebilecek. Küratörlüğünü heykeltıraş Ekin Erman’ın yürüttüğü Heykel Çalıştayı’nda, Türkiye’nin farklı kentlerinden gelen değerli sanatçılar Bahadır Hızol, Çağdaş Erçelik, Dilşad Akçayöz, Orhan Gazi Keskin, Özkan Arslan ve Tonguç Sercan mermer bloklar üzerinde üretimlerini sürdürüyor. Küratör Ekin Erman, organizasyonun çıkış noktasına değinerek, "Cemil Başkanımızın fikriyle böyle bir çalışma tasarlandı. Bu çalıştay ile Marble İzmir’in etkisi fuar alanının dışına taşacak. Üretilen heykellerin kentle buluşması çok önemli" dedi. Mermerin doğadaki uzun oluşum sürecine dikkat çeken Erman, bu malzemenin sanatla buluştuğunda kalıcılığının daha da arttığını belirterek, "Milyonlarca yılda oluşmuş bir malzemeden söz ediyoruz. Günümüzde pek çok şey hızla tüketilip atılıyor. Oysa mermer heykel bir meydana konduğunda yüzyıllarca yaşayabiliyor. Binlerce yıldır ayakta duran mermer heykeller var ve biz hâlâ onlara hayranlıkla bakıyoruz. Biz de bu zincirin bir parçası olacağız. Bu nedenle süreç bizim için çok keyifli" diye konuştu. Heykeller kentin belleğine taşınacak Yaklaşık 25 gün boyunca devam edecek üretim sürecinin, yoğun bir tempoda ilerlediğini ifade eden Erman, mermeri iyi tanıyan deneyimli sanatçıların kısa sürede eskizlerini tamamlayarak çalışmalara başladığını söyledi. Heykel sanatının izleyiciyle kurduğu doğrudan ilişkiye de değinen Erman, "Heykel diğer sanatlardan biraz daha farklı. Dokunabiliyorsunuz, yanında oturabiliyorsunuz, onunla birebir bağ kurabiliyorsunuz. Bu nedenle kent yaşamında yer almasını çok önemli ve değerli buluyorum" ifadelerini kullandı. Çalıştay’da ortaya çıkan eserler, 14-17 Nisan 2026 tarihleri arasında Marble İzmir Fuarı süresince Fuar İzmir D Hol’de sergilenecek. Heykeller, fuarın ardından ise İzmir’in farklı noktalarına yerleştirilerek kalıcı olarak yerlerini alacak.
21 Mart 2026 Cumartesi - 10:14 Türkiye’nin güneş enerjisi kurulu gücü 25 bin 827 megavata ulaştı Türkiye’nin 2014 yılında 40,2 megavat olan güneş enerjisi kurulu gücü, 2026 yılının ocak ayı sonu itibarıyla 641 kat artışla 25 bin 827 megavata erişti. Arz güvenliğinin sağlamlaştırılması adına yenilenebilir enerji yatırımlarına hız kesmeden devam eden Türkiye, 2013 yılında sıfır olan güneş enerjisi kurulu gücünü her yıl katlayarak artırdı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre; Türkiye’nin 2014 yılında 40,2 megavat olan güneş enerjisi kurulu gücü, 2026 yılının ocak ayı sonu itibarıyla 25 bin 827 megavata ulaştı. Böylece, güneş kurulu gücü, 12 yılda 641 kat artış göstermiş oldu. Söz konusu kapasite, Türkiye’nin toplam kurulu gücü içinde güneşin payını da ciddi bir yere taşıdı. 2014 yılında güneşin toplam kurulu güç içinde binde 1 olan payı, 2026 yılının başında yüzde 20,9’a erişti. Diğer bir deyişle, toplam kurulu gücün 5’te biri güneşten oluştu. Güneş, aradan geçen sürede elektrik üretiminde de önemli bir yer tuttu. 2014’te 17 gigavatsaat olan güneşten elektrik üretimi, 2025 yılı sonunda 38 bin 69 gigavatsaate ulaştı. "Güneşimiz parlamaya devam edecek" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Çok ciddi bir güneş enerjisi potansiyeline sahibiz. YEKA yarışmalarıyla, öz tüketim için kapasite tahsisleriyle bu potansiyelimizi en iyi şekilde değerlendirerek önemli bir seviyeye taşıdık. 2025 yılını yenilenebilir enerjide rekorla kapattık. 2026 yılı da yenilenebilirde yeni bir rekor yılı olacak. 2035’te güneş ve rüzgarda ‘120 bin megavat kurulu güç’ hedefimize ulaşmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Güneşimiz parlamaya devam edecek" dedi. 80 milyar dolarlık yeni yatırım Yenilenebilir enerji alanında yatırımların giderek arttığına da işaret eden Bakan Bayraktar, 120 bin megavat hedefi doğrultusunda 2035’e kadar yaklaşık 80 milyar dolarlık yeni yatırımın hayata geçmesinin planlandığını da kaydetti.
21 Mart 2026 Cumartesi - 10:04 Gayrimenkul sektöründen ’değer barışı’ çağrısı Son yıllarda artan inşaat, işçilik ve arsa maliyetlerinin konut fiyatlarını ciddi şekilde yükselttiğini belirten sektör temsilcileri, vatandaşların değer artış vergisi nedeniyle gayrimenkul satışında tereddüt yaşadığını ifade ederek hükümete ’tek seferlik değer barışı’ çağrısında bulundu. Türkiye’de son üç dört yıldır yaşanan yüksek enflasyon ve artan maliyetler, gayrimenkul sektörünü de doğrudan etkiledi. İnşaat, işçilik ve arsa maliyetlerindeki hızlı yükseliş, konut fiyatlarında yüzde 30 ile yüzde 50 arasında artışlara neden oldu. Sektör temsilcileri, özellikle büyük şehirlerde konut fiyatlarının ciddi seviyelere ulaştığını belirterek, bazı bölgelerde 1+1 daire fiyatlarının 4 milyon liranın üzerine çıktığını, kira bedellerinin ise yaklaşık 25 bin liraya kadar yükseldiğini ifade etti. Elfi Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Özkan Aydemir, "Son yıllarda konut satın alan vatandaşlar artan fiyatlar nedeniyle değer artış vergisiyle karşı karşıya kaldı. Bu durumun gayrimenkul satışlarında tedirginliğe yol açtı. 2, 3 ya da 4 yıl önce 300 bin ile 400 bin lira arasında alınan konutların bugün enflasyon etkisiyle çok daha yüksek değerlere ulaştı. Bu artışın vatandaşların satış sırasında vergi yüküyle karşılaşmasına sebep oluyor. Gayrimenkul piyasasında yaşanan durgunluğun temel sebeplerinden birinin de bu durum olduğunu bütün sektör temsilcileri biliyor. Hükümetten tek seferlik ’değer barışı’ düzenlemesi talep ediyoruz. Böyle bir düzenleme hem vatandaşların güven duygusunu artırmanın yanı sıra, hem de piyasada hareketlilik sağlayacaktır. Tabi k, b aynı zamanda fiyat artışlarını da bir nebze frenlenmesine katkı sağlayacaktır" dedi. Bunun tek seferlik yapılması ve tapu masraflarında da bir miktar düşüş sağlanması halinde önümüzdeki iki yıllık süreçte gayrimenkul fiyatlarının daha stabil bir seviyeye gelmesi mümkün olabileceğini ifade eden Aydemir, "Çünkü son 1,5 yıldır ülkemizde yeni inşaat üretimi oldukça azalmış durumda. İnşaat firmaları; arsa, işçilik ve diğer maliyetlerdeki hızlı artışlar nedeniyle yeni projelere başlamaktan kaçınıyor. Süreçlerin uzaması da yeni üretimin önüne geçiyor. Yeni konut üretimi olmadığı için fiyatlar yukarı yönlü hareket etmeye devam ediyor. Sektör açısından ve vatandaşlar açısından devletimizden beklentimiz, değer barışının tek seferlik olarak hayata geçirilmesidir. Çünkü şu anda vatandaşlarımızın büyük bir kısmını "Gayrimenkulümü satarsam zorluk yaşarım" düşüncesi sarmış durumda. Örneğin, bir vatandaş ikinci el bir gayrimenkulünü sattığında, hemen yanında yeni başlayan sıfır bir konutu almak istediğinde en az yüzde 40 ya da yüzde 50 daha pahalıya almak zorunda kalıyor. Aslında burada gerçek anlamda bir değer artışı yok. Sattığı gayrimenkulün yerine aynı değerde bir gayrimenkul koymak mevcut piyasa şartlarında oldukça zor. Bu nedenle sektör ve vatandaşlar adına devletimizden beklentimiz, değer barışının hayata geçirilmesidir" dedi.
Zehirlenmeler tavuk fiyatlarını baskıladı
24 Ocak 2026 Cumartesi - 10:44 Zehirlenmeler tavuk fiyatlarını baskıladı Adana’da zehirlenme vakalarının artması ve üretim fazlalığı nedeniyle tavuk fiyatları sabit kaldı. Üreticiler ve vatandaşlar fiyatların Ramazan Bayramı’na kadar bu şekilde seyretmesini beklediklerini söyledi. Türkiye’de art arda yaşanan gıda kaynaklı zehirlenmeler endişeleri arttırdı. Ancak tavuk üretimindeki artışlar ise fiyatları sabit tuttu. Türkiye’nin en fazla kırmızı ve beyaz et tüketen illerinden olan Adana’da kasap tezgahlarında tavuk kilogramı 95 TL, kelebek kilosu 70 TL, but 70 TL, sarma 130 TL, bonfile 130 TL ve baget 85 TL’den alıcı buluyor. Ancak markette ise fiyatlar neredeyse 2 katına alıcı buluyor. Esnaf, fiyatların 2025 yılının son aylarından bu yana artmadığını, Ramazan ayı bitene kadar da artmasını beklemediklerini belirtti. "Kasaplardan tavuk alsınlar" Konuyla ilgili Adana Kasaplar Odası Başkanı Saruhan Yağmur, "Adana’da denetimlerimiz sürüyor. Fiyatlarımız uzun zamandır aynı şekilde devam ediyor. Marketlerde bu fiyatlar çok yüksek. Marketlere denetimler sürüyor. Poşet dahi markette parayla satıldığı için fiyatlar yüksek. Adana’da vatandaşların kendi bildiği tavuklardan, kasaplardan almasını istiyoruz. Ramazan ayı bitene kadar fiyatların bu şekilde devam etmesini bekliyoruz" ifadelerini kullandı. "10 kilometre yol yapıp geliyoruz" Tavuk almaya gelen vatandaşlardan Arif Yılmaz, "Marketlerde bu fiyatlar çok pahalı. Kasaplarda ise daha ucuz. Biz 10 kilometre yol yapıp geliyoruz" dedi. "Fiyatlar kasaplarda daha uygun" Deniz Şahin isimli vatandaş ise fiyatların marketlere oranla çok daha ucuz olduğuna dikkat çekerek, "Fiyatlar marketlere oranla kasaplarda daha uygun. Ramazana kadar fiyatlar bu şekilde devam ederse çok iyi olur" diye konuştu. "Ramazan ayı bitene kadar bu şekilde olmasını bekliyoruz" Dönerci esnafından Mehmet Nuri Erzi ise fiyatların zehirlenme vakaları başladıktan sonra sabitlendiğini, yılbaşı geçişinde dahi artmadığına vurgu yaparak şunları söyledi: "Şuanda tavuk döner fiyatları 100-150 TL arasında değişiyor. Normalde yılbaşına girmeden zam geçişi oluyordu ancak bu sene tavuğa zam gelmedi. Tavuğa zam gelmeyince kimse döner fiyatlarına da zam yapmadı. Bizler bu konuda memnunuz. Bir dönem bazı illerde zehirlenme vakaları oldu, bu sebepten dolayı tavuk firmaları fiyatları düşürdü. Fiyatların Ramazan ayı bitene kadar bu şekilde olmasını bekliyoruz ve öyle umuyoruz."
IF Wedding Fashion İzmir’de son gün defileleri beğeni topladı
24 Ocak 2026 Cumartesi - 10:41 IF Wedding Fashion İzmir’de son gün defileleri beğeni topladı İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından ve Ege Giyim Sanayicileri Derneği iş birliğiyle düzenlenen IF Wedding Fashion İzmir-19. Gelinlik, Damatlık ve Abiye Giyim Fuarı’nın son gününde sergilenen defileler büyük ilgi gördü. Üç gün boyunca, Türkiye’nin dört bir yanından ve dünyanın farklı ülkelerinden gelen binlerce profesyonel ziyaretçiyi ağırlayan, birçok ticari anlaşmaya imza atılan IF Wedding Fashion İzmir, firmaların yeni koleksiyonlarını sergilediği defilelere de ev sahipliği yaptı. Son günde, Tasarımcı Erkan Yılmaz imzalı "World of the Fashion" defilesinde fuara katılan seçkin firmaların tasarımlarının sergilendiği karma defile düzenlendi. Koreografisini Akif Örük’ün yaptığı defilede ünlü modeller Güzide Duran, Özge Ulusoy, Demet Şener, Ivana Sert, Wilma Elles, Ece Gürsel, Gizem Özdilli, Simge Tertemiz de yer aldı. Dünyanın birçok ülkesinden gelen alıcılar final defilesini ilgiyle takip etti. Defile sonrası konuşan mankenler, "Üç gün boyunca burada olmak mutluluk vericiydi. Türk modasının gururu olan firmaların tasarımlarını tanıttık. Yorulduk ama değdi" sözleriyle duygularını paylaştı. "Bütün markaların burada olması gerektiğini düşünüyorum" Wilma Elles fuarların önemine dikkat çekerek, "Burada olmak artık çok daha önemli. Çünkü artık mağazacılık azalıyor, her şey internet üzerinden ilerliyor. Ama kumaşı, tasarımı, elbiseyi yakından görmek ve hissetmek çok önemli. Üzerimde gördüğünüz elbiseyi ekranda değil, burada dokunarak anlamak mümkün. Bu nedenle herkesin, bütün markaların burada, fuarda olması gerektiğini düşünüyorum" dedi. Anne kız defilesi Final gününün bir diğer etkinliği ise İzmirli modacı Ayla Ölçer’in, moda tasarım öğrencisi kızı Melisa Ölçer ile birlikte imza attığı defile oldu. Gelinlik ve abiye kıyafetlerin yer aldığı koleksiyon, izleyicilere etkileyici bir moda deneyimi sundu. Duman Ajans organizasyonuyla Serkan ve Gökhan Duman koreografisiyle hayata geçirilen defilede, Türkiye’den ve dünyanın dört bir yanından gelen, aralarında Özge Ulusoy ile Wilma Elles’in de bulunduğu, 30 yerli ve yabancı model podyuma çıktı.
21 bin 502 çiftçiye bilgilendirme
24 Ocak 2026 Cumartesi - 09:42 21 bin 502 çiftçiye bilgilendirme Erzurum’da Fasulye Üretiminin Geliştirilmesi Projesi kapsamında; 137 üreticiye 380 dekar alanda kullanılmak üzere yüzde 25 hibe destekli 3,8 ton sertifikalı fasulye tohumu dağıtıldı. Tarım ve Orman İl Müdürü Alpaslan Kenger , "Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi Projesi" 2025 yılı uygulamaları kapsamında; Erzurum’da Nohut Üretimini Geliştirme Projesinin 2. etabı 1 milyon 440 bin TL bütçe ile uygulandığını ifade ederek, "Proje kapsamında; 166 çiftçimize bin 667 da alanda kullanılmak amacıyla yüzde 25 hibe destekli 24 ton sertifikalı nohut tohumu dağıtıldı. Domates Biber Hıyar Üretiminin Geliştirilmesi Projesi 2 milyon 666 bin TL bütçe ile uygulanmış olup proje kapsamında; 545 üreticimize 61 da alanda kullanılmak üzere yüzde 25 hibe destekli 164 bin 700 adet fide dağıtıldı. Fasulye Üretiminin Geliştirilmesi Projesi 540 bin TL bütçe ile uygulanmış olup proje kapsamında; 137 üreticimize 380 da alanda kullanılmak üzere yüzde 25 hibe destekli 3,8 ton sertifikalı fasulye tohumu dağıtıldı. 2025 Yılı Alternatif Üretim Yöntemlerinin Geliştirilmesi Projesi kapsamında, Erzurum İli Plastik Sera Üst Örtülerinin Yenilenmesi Projesi 2 milyon 250 bin TL bütçe ile uygulanmış olup proje kapsamında 182 üreticimize 17,8 ton sera naylonu dağıtıldı" dedi. "1 bin 502 çiftçiye bilgilendirme yapıldı" Büyük Ova Koruma Alanı belirleme işlemlerinin Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü ve Şube Müdürlüğüm teknik personelleri tarafından yürütüldüğünü hatırlatan Kenger, "Bu kapsamda; 2016/9620 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Ülkemizde 141 adet ova, Büyük Ova Koruma Alanı olarak ilan edilmiş olup Erzurum Ovası ve Pasinler Ovası koruma alanı olarak ilan edilen yerlerdendir. Ayrıca; 11.11.2022 tarih ve 32010 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Hınıs ve Horasan Ovası, 2024/9141 tarih/sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Ünlükaya Ovası Büyük Ova Koruma Alanı olarak ilan edilmiştir. Genel eğitim ve yayım çalışmalarında 20 ilçede farklı konularda 375 faaliyet düzenlenerek 5 bin 509 üreticiye ulaşıldı. Cuma Buluşmaları kapsamında yıl boyunca bin 188 mahallede 21 bin 502 çiftçiye bilgilendirme yapıldı. Genel Tarım Sayımı çalışmaları kapsamında ilimizde tarımsal faaliyet gösteren 71 bin 559 işletmenin 63 bin 575’inde yani yüzde 89’unda anket çalışmaları tamamlanmış olup çalışmalara devam edilmektedir" şeklinde konuştu.
TÜRKYED Başkanı Çelik, Cumhurbaşkanı Yardımcısı  Yılmaz’a, küçükbaş hayvan yetiştiricilerinin sorunlarını anlattı
24 Ocak 2026 Cumartesi - 09:23 TÜRKYED Başkanı Çelik, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’a, küçükbaş hayvan yetiştiricilerinin sorunlarını anlattı Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Tarımsal Üretim ve Küçükbaş Yetiştiricileri Genel Merkezi (TÜRKYED) Genel Başkanı Nihat Çelik başkanlığındaki heyeti Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde kabul etti. Gerçekleştirilen kabulde; tarım ve hayvancılık sektörünün sahada karşı karşıya kaldığı güncel sorunlar, üreticiyi zorlayan girdi maliyetleri, yem fiyatlarındaki artışlar, küçükbaş hayvancılığın mevcut durumu ile birlikte kuzu ve oğlak destekleme modelleri, destekleme kriterleri ve çözüm odaklı öneriler 1.5 saat gibi bir sürede kapsamlı şekilde ele alındı. TÜRKYED Genel Başkanı Nihat Çelik, kabul sonrasında yaptığı açıklamada; özellikle yağlı kuyruklu küçükbaş hayvanlara yönelik iç piyasa talebinde yaşanan daralma nedeniyle yetiştiricilerin ciddi şekilde alıcı bulmakta zorlandığını belirterek, bu sorunun çözümüne katkı sunmak amacıyla ilk etapta 100 bin başlık canlı hayvan ve et ihracatının kontrollü ve planlı bir şekilde açılması talebini Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’a ilettiklerini ifade etti. Çelik, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın kendilerini dikkatle dinleyerek notlar aldığını ve sundukları dosyanın ilgili Bakanlıklara iletileceğini ifade ettiğini belirterek, Türk çiftçisi ve yetiştiricileri adına göstermiş olduğu samimi ilgi, yapıcı yaklaşım ve çözüm odaklı tutumdan dolayı Yılmaz’a teşekkür etti.
Palandöken: "Esnafa özel enerji tarifesi şart"
24 Ocak 2026 Cumartesi - 09:15 Palandöken: "Esnafa özel enerji tarifesi şart" Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, enerji maliyeti çok yüksek olan esnaf ve sanatkârlar için özel bir tarife uygulanması gerektiğini söyledi. Enflasyondaki yükselişin önemli bir kaynağının enerji maliyetleri olduğuna dikkati çeken Palandöken, "Bütün cihazlar artık elektrikli. Ekmek üretilirken fırıncı doğalgaz veya elektrik kullanıyor. Dolayısıyla şimdi kilovatsaatlerde 4 bin - 5 bin aralığı artık hepsi yüksek tarifeden ödeme zorunda kalacak. Teknoloji gelişimiyle birlikte bu faturaların altındaki yükseliş devam edecek. Bununla ilgili de özellikle bir proje geliştirilmesinin gerekliliği var. Diğer tarafta iş yeri kiraları, aynı şekilde enflasyondan kaynaklanan diğer girdi maliyetleri vesaireler esnafın bu faturaları ödemedeki zorluğunu ortaya koyuyor. Biz Enerji Bakanımıza da konuyu anlattık. Bu konuda esnaf için özel bir tarifenin olması lazım. Bilindiği üzere her şey elektrikli, teknoloji geliştikçe her şeyin elektrikle çalıştığı bir döneme neredeyse geldik. Esnaf bir iş yaparken evvela elektrik parasını düşünüyor. Akabinde ısınmak için doğalgaz parasını düşünüyor, üçüncü girdi maliyetlerinin en büyüğü olan kirayı düşünüyor. Dolayısıyla fiyatlardaki istikrarsızlık, enflasyondaki yüksekliğin kaynaklarından en önemlisi de bu faturalardaki yükseliş. Esnaf için özel bir tarife yapılması lazım. Esnafın maliyeti ne kadar düşük olursa caddeler ve sokaklar o kadar güvenlikli olur" diye konuştu. "Esnaf en yüksek enerji tarifesini kullanıyor" Ticarethane statüsündeki esnafın en yüksek enerji tarifesi kullandığının altını çizen Palandöken, "Yine sanayide kullanılan, yani esnaf dükkânlarında, kasaplarda, marketlerde, bakkallarda kullanılan bu elektrik ve doğalgaz tüketiminde de en azından onlar da rahat eder. Konutta ayrı bir tarife, sanayide ayrı bir tarife. Esnaf dükkânları da ticarethane geçtiği için en yüksek tarife. Bununla ilgili bir çalışma yapılmasını ivedilikle bekliyoruz. Yoksa bu faturaların altından esnaf kalkamaz diyorum" ifadelerini kullandı.
BBBUS hattı Havaist’e devredildi: CHP’li milletvekillerinden ortak açıklama
23 Ocak 2026 Cuma - 19:15 BBBUS hattı Havaist’e devredildi: CHP’li milletvekillerinden ortak açıklama Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin uzun yıllardır Bursa-Sabiha Gökçen Havalimanı arasında yolcu taşımacılığı yaptığı BBBUS hattının işletme hakkının Havaist firmasına verilmesi, Bursa’da tartışmalara neden oldu. Sürecin sözleşme imzalanarak tamamlanmasının ardından CHP Bursa milletvekilleri ortak bir açıklama yaparak karara tepki gösterdi. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu ile Bursa milletvekilleri Hasan Öztürk ve Kayıhan Pala, alınan kararın Bursa’nın ulaşım politikaları ve kamu yararı açısından ciddi sonuçlar doğuracağını belirtti. CHP’li vekiller TBMM’de bir açıklama yaparak Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığını kararı gözden geçirmeye davet etti. "Artan maliyet Bursalının cebinden çıkacak" CHP’li Hasan Öztürk, yaptığı açıklamasında artan maliyetin Bursalının cebinden çıkacağını belirterek, "Bursa’yla Sabiha Gökçen’i birbirine bağlayan, adı ’BBBUS’ olan, Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından işletilen taşımacılık işletmesinin ihalesinin; bugün itibarıyla başka bir firmaya hem de olağanüstü yüksek rakamlarla verildiğini öğrendik. Büyükşehir Belediyemiz tarafından yüzde 98 memnuniyet ile işletilen böyle bir işletmenin; Bursa Büyükşehir Belediyesi CHP’ye geçtikten sonra elinden alınmasını kabul etmiyoruz. Bursalılar için gelecek firmanın aynı hizmeti hem daha pahalıya vereceğini hem de daha düşük bir memnuniyete neden olacağını biliyoruz. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığını bu yanlıştan dönmeye çağırıyoruz" ifadeleriyle karara tepki gösterdi. "Verilen kararın siyasi olduğunu milletimiz görüyor" CHP Genel Başkan Yardımcısı Altaca Kayışoğlu ise, "Bursalılar zaten işlemeyen bir havaalanı nedeniyle hava ulaşımından yoksunlar. Yıllardır bunu dile getiriyoruz. Kamu hizmeti mantığıyla en azından, en yakın havalimanı olan Sabiha Gökçen’e Büyükşehir Belediyesi’nin araçları ile ulaşım sağlanıyordu. Son yerel seçimlerde belediyeyi Cumhuriyet Halk Partisi’nin kazanması ile birlikte; genel iktidar, yerel iktidarda olan hizmetleri ve tahsis edilen yerleri birer birer almaya, CHP’yi güçsüz göstermeye, hizmetlerini azaltmaya çalışıyor" dedi. Altaca Kayışoğlu, verilen kararın siyasi olduğunu savunarak, "Bursalılar da milletimiz de bu yapılanların, verilen kararların siyasi olduğunun farkında. Vatandaşa yönelik hizmeti azaltarak, aslında Cumhuriyet Halk Partisi’ni değil, kendi ayrımcılıklarını yansıtıyorlar. O yüzden birinci partiyiz ve bütün anketlerde öndeyiz. Ne yaparlarsa yapsınlar biz milletimize ve Bursalılara en iyi hizmeti vermek için; her türlü engeli aşarak, bütün hukuki ve demokratik haklarımızı kullanarak, siyasetin amacı olan milletimize hizmeti sonuna kadar, en iyi şekilde yapacağız" diye konuştu. "Bursa Büyükşehir Belediyesi elinden geleni yapacak" CHP’li Pala da söz konusu kararı eleştirerek, "Adalet ve Kalkınma Partisi, Bursalıların Sabiha Gökçen Havalimanına ekonomik ve konforlu bir yolculuk yapmasını engellemeye çalışıyor. Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından sunulan bu hizmetin ortadan kaldırılması, Bursa’dan Sabiha Gökçen’e gitmek isteyenler için yeni bir ekonomik yük olacak. Kimse merak etmesin, bu yük meydana gelmesin diye Büyükşehir Belediyesi elinden geleni yapmaya devam edecek ve yasal haklarını arayacak" ifadelerini kullandı.
Edirne’de "Sosyete Pazarı"nın kapatılmasına esnaftan tepki
23 Ocak 2026 Cuma - 18:08 Edirne’de "Sosyete Pazarı"nın kapatılmasına esnaftan tepki Edirne’de turistler uğrak noktası olan Ulus Pazarı’nın kapatılmasına esnaf tepki gösterdi. Bulgaristan ve Yunanistan başta olmak üzere Balkan ülkelerinden gelen turistlerin de yoğun ilgi gösterdiği "Sosyete Pazarı" olarak bilinen Edirne Ulus Pazarı’nın kapatılması, esnafın tepkisine neden oldu. Ulus Pazarı’nın kapatılmasıyla ilgili yaşanan sürecin yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulunan esnaf, pazarın faaliyetlerine devam etmesini istedi. Ulus Pazarı Esnaf Kooperatifi’nin (UPEK) esnafı yeterince temsil edemediğini savunan pazar esnafı Serkan Çelik, pazarın kapatılmasıyla yüzlerce esnafın mağdur olduğunu belirterek, "Yaklaşık 400 esnaf kış ortasında desteksiz kaldı. Belediyeden talebimiz, SGK borçlarıyla ilgili farklı bir çözüm üretilmesi" dedi. Saraçlar Caddesi esnafından Ömer Tuzcu ise Ulus Pazarı’nın kapanmasının kent ticaretini doğrudan etkilediğini ifade ederek, "Bulgaristan ve Yunanistan’dan gelen misafirler özellikle bu pazarı soruyordu. Pazar kapalı olunca alışveriş azalıyor, bu durum çarşı esnafına da olumsuz yansıyor" diye konuştu. AK Parti Edirne İl Başkanı Belgin İba da Ulus Pazarı’nın sadece esnaf için değil, şehir ekonomisi için de önemli olduğunu vurguladı. Sayıştay raporlarında pazarın kapatılmasına yönelik bir hüküm bulunmadığını belirten İba, "Bu pazar Edirne ile özdeşleşmiş bir marka. Alternatif bir pazar alanı oluşturulmadan kapatılması doğru değil. Bedelin esnafa ve vatandaşa ödetilmemesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Kastamonu Üniversitesi, 64 projeye 72 milyon liralık destek sağladı
23 Ocak 2026 Cuma - 17:15 Kastamonu Üniversitesi, 64 projeye 72 milyon liralık destek sağladı Kastamonu Üniversitesi, ihtisaslaşma alanı olan Ormancılık ve Tabiat Turizminde 64 projeye yaklaşık 72 milyon TL destek sağladı. Yükseköğretim Kurulu tarafından yürütülen Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşma Programı kapsamında Ormancılık ve Tabiat Turizmi alanında ihtisaslaşan Kastamonu Üniversitesi, bu kapsamda akademik, bilimsel ve uygulamaya dönük çalışmalarını sürdürüyor. Kastamonu Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Ormancılık ve Tabiat Turizmi İhtisaslaşma Koordinatörlüğü tarafından yürütülen çalışmalar, Batı Karadeniz Bölgesi’nin doğal kaynaklarının korunması, planlanması ve sürdürülebilir şekilde değerlendirilmesine odaklanıyor. Koordinatörlük tarafından yürütülen faaliyetlerde ormancılık, tabiat turizmi ve ekoturizm alanları öncelikli çalışma başlıkları arasında yer alıyor. Bölgenin sahip olduğu orman varlığı, biyolojik çeşitlilik ve doğal turizm potansiyeli; bilimsel projeler, saha çalışmaları ve kurumsal iş birlikleriyle ele alınıyor. Yürütülen çalışmalar kapsamında elde edilen akademik çıktılar, uygulamaya dönük sonuçlar üretilmesini hedefliyor. İhtisaslaşma çalışmaları çerçevesinde ulusal projelerin yanı sıra uluslararası iş birlikleri de gerçekleştiriliyor. Kastamonu Üniversitesi, farklı ülkelerden üniversiteler ve kurumlarla yürüttüğü ortak çalışmalar aracılığıyla bilgi ve deneyim paylaşımını artırırken, ormancılık ve tabiat turizmi alanlarındaki güncel yaklaşımların akademik çalışmalara yansıtılmasını amaçlıyor. İhtisaslaşma yaklaşımı, akademik bilgi birikiminin Üniversitemizin altyapısı ve insan kaynağıyla birlikte kullanılması esasına dayanıyor. Bu kapsamda mali ve kurumsal sürdürülebilirlik ilkesi gözetilirken, bölgeye yatırımcı çekilmesine yönelik çalışmalar da sürdürülüyor. Yürütülen faaliyetlerle Kastamonu ve Batı Karadeniz Bölgesi’nin ekonomik yapısına katkı sağlanması ve istihdam alanlarının artırılması amaçlanıyor. İhtisaslaşma çalışmaları kapsamında kamu kurumları, özel sektör temsilcileri ve üniversitelerle ortak projeler yürütülüyor. Disiplinler arası ve çok paydaşlı iş birlikleriyle yürütülen bu çalışmalar sayesinde akademik bilginin farklı alanlarda kullanılmasına imkan sağlanıyor. Ayrıca halk eğitimleri, çalıştaylar ve bilgilendirme etkinlikleri aracılığıyla toplumun doğa koruma ve sürdürülebilir turizm konularında bilinçlendirilmesine yönelik faaliyetler gerçekleştiriliyor. Bugüne kadar yürütülen ihtisaslaşma çalışmaları kapsamında toplam 64 projeye yaklaşık 72 milyon TL destek sağlandı. Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Orman Genel Müdürlüğü ile çeşitli üniversitelerle ve kurumlarla imzalanan protokoller çerçevesinde bilimsel ve uygulamaya dönük çalışmalar sürdürülüyor. Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, yürütülen çalışmaların Kastamonu Üniversitesi’nin uzun vadeli stratejik vizyonunun bir parçası olduğunu vurgulayarak, "Ormancılık ve tabiat turizmi, Kastamonu’nun doğal yapısı ve sahip olduğu imkânlarla doğrudan ilişkili alanlar arasında yer almaktadır. Bu alanlarda yürütülen akademik çalışmaların sahaya yansıtılmasına önem veriyoruz; üretilen bilginin başta ilimiz olmak üzere bölgemize ve ülkemize katkı sağlamasını, kamu kurumları, sektör paydaşları ve toplumla paylaşılmasını öncelikli görüyoruz. Üniversitemiz, ormancılık ve tabiat turizmi alanlarında yürüttüğü ihtisaslaşma çalışmaları kapsamında bilimsel araştırmaları, eğitim faaliyetlerini ve saha uygulamalarını birlikte ele almaktadır. Bu doğrultuda geliştirilen projeler ve iş birlikleriyle ilimizin ve bölgemizin doğal kaynaklarının korunmasına, planlı ve sürdürülebilir şekilde kullanılmasına katkı sunulmasını amaçlıyoruz" dedi.
ATSO Başkanı Hacısüleyman: "Antalya’da hem kendimiz hem de misafir ettiğimiz insanların güvenle uyuması gerekiyor"
23 Ocak 2026 Cuma - 17:08 ATSO Başkanı Hacısüleyman: "Antalya’da hem kendimiz hem de misafir ettiğimiz insanların güvenle uyuması gerekiyor" Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, yangın yönetmeliğiyle ilgili tartışmalara ilişkin, "Biz insan hayatının en büyük değer olduğunun bilincindeyiz. Kapı değişmesi gerekiyorsa kapı değişmeli. Antalya’da hem kendimiz hem de misafir ettiğimiz insanların güven içinde uyuyabilmesini sağlamamız gerektiğini biliyoruz" dedi. ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, basın mensuplarıyla bir araya geldiği toplantıda 2025 yılının ekonomik, ticari ve sektörel gelişmelerini değerlendirerek, 2026 yılına ilişkin tahminlerini açıkladı. Pandemi sonrası küresel ekonomik yapıda önemli değişimler yaşandığını ifade eden Hacısüleyman, pandemiyle birlikte yaşanan kayıpların ardından hızlı bir toparlanma sürecine girildiğini ve bu sürecin zaman içinde yeni kırılganlıkları da beraberinde getirdiğini söyledi. Hacısüleyman, büyüme sürecini şu sözlerle anlattı: "2020’den sonra hızlı bir büyümeyle tekrar harekete geçtik. Çünkü önceki kayıplar bizi neredeyse sıfıra yakın hale getirmişti. 2021’de bir büyüme yaşadık, 2022 ve 2023 iyi yıllardı. 2024’ten itibaren ise enflasyonla boğuştuğumuz daha zorlu bir sürece girdik." Geçen yıl ekonominin yüzde 3,7 oranında büyümeyle kapatıldığını hatırlatan Hacısüleyman, gayrisafi yurt içi hasılanın 1,6 trilyon dolara ulaştığını, kişi başına düşen yıllık gelirin ise yaklaşık 18 bin dolar seviyesinde gerçekleştiğini ifade etti. Hacısüleyman, bu büyümenin ağırlıklı olarak iç tüketim kaynaklı olduğuna da dikkat çekti. "Üretimde sıkıntılar yaşamaya başladık" İç tüketimin büyümenin lokomotifi haline geldiğini belirten Hacısüleyman, alınan önlemlerin üretim tarafında beklenen sonucu vermediğini söyledi. Döviz kurlarının düşük seyretmesi nedeniyle tüketim malı ithalatının arttığını kaydeden Hacısüleyman, bunun üretimi olumsuz etkilediğini dile getirdi. Hacısüleyman, "Tüketimi azaltmaya yönelik önlemler alınmışken, tüketim malı ithalatı zirveye çıktı. Sonuçta üretim bundan zarar gördü. Fabrikalarımızda, üretim merkezlerimizde ve imalathanelerimizde üretimde sıkıntılar yaşamaya başladık" şeklinde konuştu. Dengeleme sürecinde nakit akışlarında da sorunlar yaşandığını aktaran Hacısüleyman, enflasyondaki gerilemenin beklentilerin gerisinde kaldığını, kredi ve finansman kaynaklarının kısılmasının reel sektörü zorladığını sözlerine ekledi. Antalya Türkiye’nin 6’ncı büyük ekonomisi Antalya ekonomisine ilişkin güncel verileri de paylaşan Hacısüleyman, kentin Türkiye’nin 6’ncı büyük ekonomisi konumunda olduğunu vurguladı. Antalya’nın 2024 yılında Türkiye’nin büyümesine en fazla katkı sağlayan iller arasında 8’inci sırada yer aldığını aktaran Hacısüleyman, ihracatta en fazla ürün gönderilen ülkenin Almanya olduğunu dile getirdi. Konut satışlarına da değinen Hacısüleyman, Antalya’nın Türkiye genelinde 4’üncü sırada yer aldığını, 2024 yılında yabancılara 7 bin 118 konut satıldığını ve konut metrekare fiyatlarının yüzde 26 arttığını söyledi. Antalya’nın en fazla göç alan illerden biri olduğunu dile getiren Hacısüleyman, 2025 yılının ilk 11 ayında kentte 4 bin 122 şirket kurulduğunu açıkladı. Kapanan şirket sayısında Türkiye genelinde yüzde 9, Antalya’da ise yüzde 11 artış yaşandığını belirten Hacısüleyman, konaklama vergisinin en az yüzde 50’sinin yerel yönetimlerde kalması gerektiğini savunduklarını kaydetti. Yangın yönetmeliğinde 2007 detayı Yangın güvenliği konusuna özel önem verdiklerini vurgulayan Hacısüleyman, 2025 yılına damga vuran başlıklardan birinin yangın yönetmeliği olduğunu söyledi. Kartalkaya’daki yangının ardından yönetmeliklerin daha titiz uygulanmaya başlandığını ifade eden Hacısüleyman, Antalya’daki asıl sorunun kapıların yangına dayanıklılığıyla ilgili olduğunu belirtti. Bu sorunun temelinde 2007 yılında çıkarılan yönetmeliğin yer aldığını dile getiren Hacısüleyman, söz konusu düzenlemenin yıllar içinde yeterince uygulanmadığını söyledi. Otel kapılarının geçmişte yapıldığını ancak 2007’de yürürlüğe giren yönetmelikte yer alan yangına dayanıklılık şartının yeterince dikkate alınmadığını ifade eden Hacısüleyman, konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: "2007 yılında çıkarılmış olan yönetmelikte bu kapı maddesi vardı ama tabiri yerindeyse yeterince önemsenmedi. Kapı değişmesi gerekiyorsa kapı değişmeli. Antalya’da hem kendimiz hem de misafir ettiğimiz insanların güven içinde uyuyabilmesini sağlamamız gerektiğini biliyoruz. Keşke 2007’de değiştirilmiş olsaydı da böyle bir acı faciadan sonra bununla karşı karşıya kalmasaydık." Kaleiçi’nde kapı sorunu çözüldü Yangın güvenliğinin yalnızca kapılarla sınırlı olmadığını vurgulayan Hacısüleyman, Antalya’daki konaklama tesislerinde yangın alarm sistemleri, sulama sistemleri, toplanma alanları ve diğer önlemlerin bulunduğunu söyledi. Kaleiçi bölgesinde tarihi yapılar nedeniyle yönetmeliklerle koruma kurulları arasında çelişkiler yaşandığını aktaran Hacısüleyman, yapılan toplantıların ardından kapı sorununun çözüldüğünü ifade etti. İtfaiye ekiplerinin denetimleri titizlikle yürüttüğünü belirten Hacısüleyman, güvenliğin yüzde 100 sağlanması için hareket edildiğini kaydetti. Turizme ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Hacısüleyman, kente gelen her turistin önemli olduğunu belirterek, okulların aynı tarihlerde açılıp kapanmasının ekonomik hareketliliği sınırladığını, tatil dönemlerinin bölgesel olarak planlanması gerektiğini söyledi.