EKONOMİ
Yağışa teslim olan bağlar ayağa kalktı 21 Mart 2026 Cumartesi - 10:00:05 Manisa’nın Alaşehir ilçesinde yoğun yağışlar nedeniyle uzun süre su altında kalan üzüm bağları, havaların ısınmasıyla birlikte yeniden toparlandı. Üreticiler, geciken bakım çalışmalarını tamamlayarak bağlarını yeni sezona hazır hale getirdi. Kış aylarından itibaren mevsim normallerinin üzerinde seyreden yağışlar, Alaşehir’de üzüm üreticilerini zor durumda bıraktı. Birçok bağda su baskınları yaşanırken, üreticiler uzun süre arazilerine giremedi. Bağlar suya teslim oldu Yoğun yağışların etkisiyle bazı bölgelerde bağlar tamamen suyla kaplandı. Asmaların gövde seviyesine kadar yükselen su nedeniyle bağlar adeta bataklığa dönerken, üreticiler ne traktörle ne de yaya olarak bağlarına ulaşabildi. Bu durum, her yıl kasım ayında başlayan budama ve bakım çalışmalarının ciddi şekilde gecikmesine neden oldu. Budama, bağlama ve toprak işleme gibi önemli çalışmaların aksaması, üreticileri sezon başında yoğun bir tempoya zorladı. Bağda çalışan işçi kadınlardan Meryem Aktürk, "Bu sezon işçi yöntemlerinin veren için de, işçi içinde zor oldu. Üzüm para ederse çalışan da kazanacak, üretici de kazanacak. Kadın işçi bin TL, erkek işçi bin 500 TL. Bu durumlarda veren için de işçi için de zor Allah nasip ederse bir orta yolunu bulacağız." dedi. Sular çekildi, çalışmalar hızlandı Bahar aylarıyla birlikte hava sıcaklıklarının artması ve suyun çekilmesiyle bağlarda yeniden hareketlilik başladı. Toprağın tava gelmesiyle birlikte üreticiler bağlarına girerek eksik kalan tüm işlemleri kısa sürede tamamladı. Budama, tel germe, direk yenileme, çift sürme, ızgara çekme ve gübreleme gibi çalışmalar yoğun tempoda gerçekleştirilirken, bağların büyük bölümünde sezon hazırlıkları tamamlandı. Bağlarda çubuk bağlama işi yapan Hülya Kocaman ise yağışların işleri geciktirdiğini ifade ederek, "Bu sene yağışlardan dolayı işlerimiz hep geriledi. Soğuk ve çamurda çalışmak zor oldu. Ama şimdi sonuna geldik. Bu son bağlarımız, bitmek üzere. Üzüme hazırladık, artık üzümün uçları görünmeye başladı" diye konuştu. Alaşehir Hacıaliler Mahallesi’nde üretim yapan çiftçi Selim Aktürk, sezon hazırlıklarının tamamlandığını belirterek, "Bağımızın budağından başladık, budama bitti. Telleri gerdik, direkleri değiştirdik. Kadınlarımız çubuk bağlama işini yaptı. Toprağımızı işledik, gübremizi attık. Artık durmak yok, sezon başladı. İnşallah bu yıl hem üzüm bol olur hem de çiftçimiz kazanır" dedi. Üreticiler umutlu Geçtiğimiz yıl beklenen verimi alamadıklarını dile getiren üreticiler, bu yıl yağışların toprağa olumlu yansıyacağını ve verimin artacağını düşünüyor. Uzmanlar ise yağışlı geçen kışın ardından düzenli bakım yapılan bağlarda verimin yüksek olabileceğini, ancak hastalık ve zararlılara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.
21 Mart 2026 Cumartesi - 09:08 TESK Başkanı Bendevi Palandöken: "Yapılandırma ve hurda araç teşviki nefes aldırır" Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Hurda araçlar trafikte, yaklaşık 20 yaş üstünde 8 milyon araç var. Yapılandırma ve hurda araç teşviki nefes aldırır" dedi. Yapılandırma ve hurda araç teşviki gibi uygulamaların ekonomiye aynı anda katkı sağlayacağını belirten TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Esnafın günden güne sıkıntıları katlanıyor. E-hacizle bütün gayrimenkullerle bankadaki paralarına el koyuluyor. Dolayısıyla insanlar ödeyecekse ödeyemiyor. Biz demiyoruz ki faizini alma, yatırmadığımız vergimizi affet demiyoruz. Bir yapılandırma yapın. Yapılandırma yapıldığı zaman ne olacak? Ekonomide bir canlanma olacak. İnsanlar en azından elindeki parayı götürüp borcunu yatırıp işini idame ettirecek. Hurda araçlar trafikte yaklaşık 20 yaş üstünde 8 milyon araç var. Toplam 34 milyon civarında araba var ülkemizde. Dolayısıyla bunların artık eski teknolojileri, bakımı, masrafı, yaktığı, yakıtın çokluğu artık her şeyin tasarrufa gittiği bir yerde. Dünyada bir petrol krizi de başlıyor, savaş var. Yeni araçlar yeni üretimler hem ekonomik hem teknoloji değişmiş. Kimisi hibrit, kimisi elektrik enerjisiyle, aküyle çalışan araçlar. Trafikte rahatsızlık vermeyen, karbon üretmeyen doğayı kirletmeyen sistem gelmiş. Biz hala 40 sene, 30 sene evvelki araçların hurdaya çıkmasıyla uğraşıyoruz. Yani tekliflerimizin hepsi makul yapılması gerekli. Ülke ekonomisine en azından rahatlık getirilebilecek işler" diye konuştu. "Son yapılandırma ile devlet 156 milyar lira tahsilat sağladı" Son yapılandırma düzenlemesiyle devletin yaklaşık 156 milyar lira tahsilat sağladığını hatırlatan Palandöken, "Yapılması lazım gelen birçok işin pratikte çözümlenmesiyle hem ekonomiye hem de devletin gelirlerinin artırması her şeyden evvel huzurlu bir ticaretin idamesi için şart. Sosyal güvenlik priminden tutun. Diğer vergi borçlarına aynı şekilde hurda arabasından teşvikle bunu aldığınız zaman en azından piyasada bir yenilenme, bir hareketlenme olur. E Hacizde bütün malla mülküne el koyuluyor. Ülkede birkaç tane hem ekonomik krizi hem Pandemi hem arkasından deprem vesaire bunların hepsinin birikintisi bir oldu. Şimdi böyle bir şey yaparsanız diyor en azından ben borcumu taksitlendiririm, ödeyebilecek hale getiririm. Yoksa bu vaziyette ödeyemiyorum diyor" ifadelerini kullandı. "Borçlarla piyasa kilitleniyor ve insanlar mağdur oluyor" Yapılandırma talebinin ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiğini söyleyen Palandöken, "Bu bir affedilme değil. Bu borcun taksitlendirilme modeli. Kabul edilmeli. Ve insanlar bunu rahatlıkla ödeyebilmeli. Yoksa bu şekilde hem piyasalar kilitleniyor hem de insanlar mağdur oluyor. Piyasa ne kadar canlanırsa, insanlar ne kadar teşvik edilirse hem üretim miktarındaki artış aynı şekilde de vatandaşların huzursuz bir şekilde işlerinin başına da durmalarına son verilir. Bu borçlardan kurtulmanın alternatifleri oluşmalı. Yani borcu borçla ödeme modeli değil. Artık insanlar gerçekten zor durumdalar. Bu bir af da değil. Bu taksitlendirme. Her yerde bir sıkışma olmuş. E- haciz mağduriyetleri. Sosyal güvenlikten bu hizmetleri alamayan insanlar borcunu ödeyemediği için sadece gidip muayene oluyor. Eczaneye gidip ilaç alamayanlar" diye konuştu.
20 Mart 2026 Cuma - 14:23 Karsan 2025’te 330 milyon euro ciro gerçekleştirdi Karsan, 2025 yılında cirosunu yüzde 11 artırarak 330 milyon euroya çıkardığını duyurdu. Cironun 220 milyon euroluk kısmını elektrikli araç satışlarından elde eden şirket, ihracatını da yüzde 43 artırarak 197 milyon euro seviyesine çıkardı. Yeni nesil toplu ulaşımda dünyanın teknoloji odaklı mobilite markası olan Karsan, 2025 yılında cirosunu yüzde 11 artırarak 330 milyon Euro’ya çıkardı. Cironun 220 milyon Euro’luk kısmını elektrikli araç satışlarından elde eden Karsan, ihracatını da yüzde 43 artırarak 197 milyon Euro seviyesine çıkardı. Avrupa’daki büyümesini sürdürmeyi hedefleyen Karsan, 2026’da otonom toplu ulaşımda sürücüsüz operasyona başlamayı planlıyor. Toplu ulaşımda elektrikli ve otonom araçlarıyla güçlü bir ivme yakalayan Karsan, 27 ülkeye ulaşan araç parkı ile dünya üzerindeki varlığını güçlendirmeye devam ediyor. 2 bin 100’ün üzerindeki elektrikli aracıyla toplu ulaşımın dönüşümüne önemli katkı sağlayan marka, 2026 yılında hedef büyüttü. Karsan e-JEST ve e-ATAK Avrupa’da liderliği bırakmıyor 2025 yılını 330 milyon euro ciro ile tamamladıklarını söyleyen Karsan CEO’su Okan Baş, "2024 yılındaki 296 milyon Euro’ya göre toplam ciromuzu yüzde 11 artırmış olduk. Bu rakamın 220 milyon Euro’luk kısmını elektrikli araçlar oluşturuyor. Böylece elektrikli araç ciromuzu da 59 milyon Euro tutarında artırdık. Yüzde 37’lik önemli bir büyüme yaşadığımız elektrikli araç ciromuz, aynı zamanda toplam ciromuzun yüzde 67’sini oluşturdu. Geçtiğimiz yıl ihracat ciromuzu da yüzde 43 artışla 197 milyon Euro’ya çıkardık. 2024’te 32 milyon Euro seviyesinde olan FAVÖK’ümüzü, geçtiğimiz yıl 54 milyon Euro’ya yükselttik" dedi. Karsan olarak elektrikli, otonom ve hidrojen olmak üzere 3 teknolojiye odaklandıklarını ifade eden Okan Baş, şöyle devam etti: "2021’den bu yana, 6-8-10-12 ve 18 metrelik full elektrikli ürün gamımız ile pazarda varız. Geçen yıl yüzde 39 büyüyen Avrupa şehir içi elektrikli toplu ulaşım pazarında, bir basamak yukarı çıkmayı başardık. 2025 yılında Avrupa’da pazar payımızı 0.5 puan artırarak yüzde 5’e çıkardık. Böylece sıralamada 8’incilikten 7’nciliğe yükseldik. Bu dönemde e-JEST, yüzde 30 pay ile elektrikli toplu ulaşım minibüs pazarının lideri olurken, e-ATAK da yüzde 25 pay ile elektrikli midibüs sınıfının lideri oldu. 2020 yılında ilk kez segmentinin lideri olan Karsan e-JEST, 6 yıldır aralıksız olarak liderliğini hiçbir rakibine bırakmadan sürdürüyor. 2025’te e-ATA 10m modelimiz de yüzde 26 pay ile, 10m boyutundaki elektrikli otobüs pazarının Avrupa’da lideri oldu." "Hedef, ciro içinde ihracatın payını yüzde 70’in üzerine taşımak" Avrupa’da 9 ülkede ilk 4’e girdiklerini vurgulayan Okan Baş, "Bu kapsamda Romanya’da yüzde 34, Hırvatistan’da ise yüzde 50 ile pazar lideriyiz. İtalya’da yüzde 12.5 ve Bulgaristan’da yüzde 19.5 ile Karsan ikinci marka konumunda. Bunun yanı sıra Fransa, Portekiz ve Yunanistan pazarlarında üçüncü; Polonya ve İsviçre’de ise ilk 4 marka arasında yer alıyoruz" diye konuştu. Marka olarak Türkiye elektrikli toplu ulaşım pazarının da öncüsü ve lideri olduklarını belirten Baş, şunları söyledi: "2025 yılında Türkiye’de 69 adet elektrikli toplu ulaşım aracı satışı gerçekleşti. Bunların tamamını Karsan olarak biz sattık. Türkiye’de toplam 139 elektrikli Karsan aracı dolaşıyor. Türkiye, aynı zamanda otobüs ve midibüs üretiminde Avrupa’nın üretim üssü konumunda. Avrupa’daki her 2 otobüsten biri Türkiye’de üretiliyor. 2019-2025 yılları arasında Türkiye’den Avrupa’ya yapılan elektrikli minibüs ve otobüs ihracatının yüzde 80’ini Karsan gerçekleştirdi. 2025 yılında elektrikli araç ihracatımızı satış adedi olarak yüzde 15 artırdık ve 555 araca ulaştık. Bugün itibarıyla toplam ciromuzdaki ihracat oranımız yüzde 60 seviyesinde. Hedefimiz 3 yıl içinde bu oranı yüzde 70’in üzerine çıkarmak." Karsan’ın global elektrikli araç parkının 2 bin 130 adede ulaştığını ifade eden Okan Baş, "Bugün itibarıyla 3 kıtada 27 ülkede elektrikli araçlarımız yolcu taşımaya devam ediyor. 2025 yılında elektrikli araç parkımızı yüzde 40 büyüttük. Girdiğimiz ihalelerin yüzde 40’ını kazanarak çok önemli bir başarıya imza attık. Otonom mobilite alanında da önemli bir deneyim ve operasyonel yetkinlik kazandık. Dünyada biletli yolcu taşıyan ilk Seviye-4 Otonom otobüs olan Karsan Otonom e-ATAK ile 12 ülkede 16 projeye imzamızı attık. Bunların 12’si devreye alındı, 4’ü yakında devreye girecek. Bu çalışmalar sonucunda 160 bin kilometrelik yol deneyimine ulaştık ve otonom olarak 60 bin yolcuya hizmet verdik. Otonom çözümlere yönelik talebin giderek arttığını gözlemliyoruz. İlk 3 yılımızda 7 proje devreye almıştık, sadece 2025 yılında 9 yeni projeye imza attık. Otonom mobiliteye ilgiyi artıran en önemli etkenler, işletme maliyet yüksekliği, sürücü bulma zorluğu ve tabii ki kazalar. Buradaki potansiyeli görerek e-JEST modelimizin de otonom versiyonunu hazırlayıp lanse ettik. Otonom e-ATAK’tan elde ettiğimiz 4 yıllık deneyimi, e-JEST’in 7 yıllık toplu ulaşım tecrübesiyle Otonom e-JEST’te bir araya getirdik. Lansman sonrası ABD’den hemen 10 adet Otonom e-JEST siparişi aldık. Bu araçları 2026’nın ikinci yarısında teslim edeceğiz ve araçlar Dünya Kupası’nda kullanılacak." "Satış hedefimizin yüzde 65’ini doldurduk" Karsan’ın 2026 yılı hedeflerini de açıklayan Okan Baş, "60 yıllık otomotiv tecrübemiz var. 2 bin 500 kişilik bir güce ulaştık. Ben hep şunu söylüyorum, bu 2 bin 500 çalışan, her birinin beyniyle beraber ortak hedefe odaklandığında, bambaşka bir güç ortaya çıkıyor. Biz bundan yararlanmak üzere sistemimizi kurduk. Öncelikli hedefimiz, elektrikli satışlarımızda daha da büyütmek ve toplam satışlarımız içerisindeki payını yüzde 80’lere çıkarmak. 2026 yılında yüzde 5 pazar payını koruyarak büyümek istiyoruz. Orta vadede, önümüzdeki 5 yıl içinde Avrupa’da ilk 5 marka arasına girmek istiyoruz. Tabi bunu yapmak için mevcut pazarlardaki varlığımız yeterli değil onu da biliyoruz, yeni pazarlara açılacağız. 2026’da odaklanacağımız kuzey ülkeleri var. Hollanda, İsveç, Norveç ve Almanya’da yokuz. Bu ülkelerde önce yapılanmayı başlatacağız. Bunların hepsi Avrupa’nın en zor ülkeleri. Yeni pazarlara gireceğiz, bir de mevcutta geçen sene girdiğimiz İspanya var mesela, İspanya’da güçleneceğiz. Polonya’da da güçlenmemiz lazım, oraya da 2026 yılına özel çok ciddi planlamamız var" dedi. Bu senenin üretiminin bir kısmını, geçen seneki siparişlerle doldurduklarını hatırlatan Okan Baş, şöyle devam etti: "Bugün elimizdeki kesin siparişler ile 2026 hedefimizin yüzde 65’ini doldurduk. Şu anda onları üretiyoruz. Bu arada yeni siparişler toplamaya devam ediyoruz. 4-5 yıl önce yıla sıfıra yakın siparişle başlarken, bugün büyüyen iş hacmimiz sayesinde yeni yıla güçlü bir sipariş portföyüyle giriyoruz. 2026 yılında hedefimiz aşağı yukarı 700 elektrikli araç satmak. Avrupa’da ise elektrikli satışlarımızı yüzde 30’un üzerinde artışla 2 bin 800’ün üzerine çıkarmak için planlarımızı yaptık. Otonom mobilite de odak alanlarımız arasında yer alıyor. 8 metrelik Otonom e-ATAK ile Avrupa’ya, 6 metrelik Otonom e-JEST ile Amerika’ya odaklanacağız. Hedefimiz pazarı büyütmek ve etkin şekilde yönetmek. İki tane kritik nokta var, ilki güvenlik sürücüsünü araçtan çıkarmak, ikincisi ise Tip onayı. 2027’nin ilk yarısında biz otonomda Tip onayını almak istiyoruz. Güvenlik sürücüsünü tamamen devreden çıkarmaya yönelik testlerimiz de başladı. 2026’nın 3’üncü çeyreğinde Stavanger’de tamamen sürücüsüz operasyona başlamayı hedefliyoruz. Karsan’ın iki tane temel stratejisi var. Bir tanesi kendi markamızla, global pazarda bu değişim içinde güçlü bir marka olmak istiyoruz. İkincisi de global markalar adına üretim yapmak. Karsan olarak biz de bu değişen dünyada, klasik bir otomotiv şirketinden mobilite teknoloji şirketine dönüşüyoruz. Kendimizi net biçimde bu şekilde konumlandırıyoruz. Yani biz gelecekte hiçbir klasik otomotiv şirketinin uzun vadede yaşayamayacağına inanıyoruz. Bu değişimi de böyle ele alıyoruz. Bu evrilmede odaklandığımız yerde yoğunlaşıyoruz. Ayrıca bu yıl sene sonuna doğru ürün gamına yeni bir elektrikli araç daha ekleyeceğiz. Yani biz varlığımızı hem ürün gamımızla hem teknolojilerdeki gelişimimizle sürekli geliştirme yönünde gidiyoruz. Hidrojen pazarının özellikle toplu ulaşımda, otobüs tarafında yüzde 10 civarında bir payı olacaktır toplam otobüs pazarının içerisinde diye düşünüyoruz. Burada da Toyota ile stratejik bir birlikteliğimiz var ve ilk 2 aracımızı geçen sene İtalya’ya sattık, 3 tane de yeni sipariş aldık. Burada da adım adım büyüyeceğiz."
Kadooğlu Yağ, Gulfood 2026’da Türkiye’nin üretim gücünü küresel arenaya taşıyor
28 Ocak 2026 Çarşamba - 11:27 Kadooğlu Yağ, Gulfood 2026’da Türkiye’nin üretim gücünü küresel arenaya taşıyor Türkiye’nin bitkisel yağ sektöründeki markalarından Kadooğlu Yağ, 26-30 Ocak 2026 tarihleri arasında Dubai’de devam eden Gulfood Fuarı’nda yer alarak, uluslararası pazarlardaki varlığını güçlendirmeyi sürdürüyor. Dünyanın farklı coğrafyalarından sektör temsilcilerini bir araya getiren Gulfood 2026 kapsamında Kadooğlu Yağ standı, özellikle Orta Doğu, Afrika ve Asya pazarlarından gelen ziyaretçilerin yoğun ilgisini görüyor. Fuar süresince gerçekleştirilen görüşmelerde mevcut iş birliklerinin geliştirilmesi ve yeni ticari fırsatların değerlendirilmesi hedefleniyor. Fuarın devam ettiği süreçte değerlendirmelerde bulunan İhracat Satış ve Pazarlama Direktörü İhsan Mert, Gulfood’un ihracat açısından taşıdığı stratejik role dikkat çekerek, "Gulfood, küresel gıda ticaretinde karar vericilerin bir araya geldiği çok önemli bir platform. Kadooğlu Yağ olarak burada bulunmak, mevcut pazarlardaki konumumuzu güçlendirmek ve yeni iş birlikleri için doğru temasları kurmak açısından büyük değer taşıyor. Görüşmelerimiz son derece verimli ilerliyor" dedi. İhracat operasyonları açısından fuarın dinamik geçtiğini belirten İhracat Müdürü Ela Uzel ise, "Fuar boyunca farklı pazarlardan gelen profesyonellerle birebir temas halindeyiz. Ürünlerimize gösterilen ilgi, Kadooğlu Yağ’ın kalite standartlarının ve tedarik gücünün uluslararası pazarlarda karşılık bulduğunu gösteriyor. Bu temasları kalıcı ve sürdürülebilir iş birliklerine dönüştürmeyi hedefliyoruz" şeklinde konuştu. Kadooğlu Yağ, üretim altyapısı ve ihracat odaklı büyüme stratejisiyle Gulfood 2026 süresince küresel pazarlardaki temaslarını sürdürmeye devam ediyor.
Kış aylarında hava nemlendirici ve temizleyici ürünlerin satışları 4 kat arttı
28 Ocak 2026 Çarşamba - 11:16 Kış aylarında hava nemlendirici ve temizleyici ürünlerin satışları 4 kat arttı Uyku kalitesi yalnızca yatakta geçirilen saatlerle değil, uykuya eşlik eden ortam koşulları ve doğru ürün seçimleriyle de şekilleniyor. Son dönemde kullanıcıların uyku konforunu artırmaya yönelik ürünlere olan ilgisi, bu konudaki farkındalığın giderek güçlendiğini gösteriyor. Bu dönemde hava nemlendirici ürünlerinin görüntülenme sayıları yaz aylarına kıyasla yaklaşık 7 kat artarken, satışları 4 kat arttı. Trendyol verileri, uyku ortamını iyileştirmeye yardımcı ürünlerde, özellikle kış aylarında dikkat çekici bir talep artışına işaret ediyor. Ortam havasından ışık kontrolüne, vücudu fiziksel olarak destekleyen ev tekstili ürünlerinden uyku takibi yapan akıllı teknolojilere kadar uzanan geniş bir ürün yelpazesi bu alanda öne çıkıyor. Kış aylarında kapalı alanlarda daha fazla vakit geçirilmesi ve ısıtmadan kaynaklanan hava kuruluğu, iç mekân hava kalitesini görünür bir ihtiyaç haline getiriyor. Bu dönemde hava nemlendirici ve temizleyici ürünlerinin görüntülenme sayıları yaz aylarına kıyasla yaklaşık 7 kat artarken, satışları 4 kat arttı. Akıllı bileklikten karartma perdesine uyku kalitesini artıran çözümler Kış aylarında özellikle iç ortamlardaki kuru hava koşulları, yetersiz havalandırma ve artan hastalık dönemleri, kullanıcıları uyku sırasında daha sağlıklı ve dengeli bir ortam arayışına yöneltiyor. Bu tablo, uyku kalitesinin bütüncül bir deneyim olarak ele alındığını ortaya koyuyor. Daha kaliteli bir uyku uyumak isteyen kullanıcılar karartma perdeleri tercih ediyor. Fiziksel konforun temelinde ise kişiselleştirilmiş tercihler yatıyor. Kullanıcı ilgisi özellikle ortopedik yataklar, visco ve hibrit modeller ile mevsimsel avantaj sunan çift taraflı yataklar üzerinde yoğunlaşıyor. Mevcut yatağını değiştirmeden konforunu artırmak isteyenler için yatak pedleri ve alezler, visco boyun destekli ortopedik yastıklar, premium dokulu ipek yastık kılıfları ve doğal yapılarıyla bambu yorganlar öne çıkıyor. Uyku takibi yapan akıllı bilekliklerden ortam havasını iyileştiren cihazlara, ışığı tamamen kesen perdelerden ergonomik ev tekstiline kadar uzanan bu geniş ürün yelpazesi, kullanıcıların uykuya daha bilinçli yaklaştığını gösteriyor.
Gayrimenkul Zirvesi Nisan ayında gerçekleşecek
28 Ocak 2026 Çarşamba - 11:14 Gayrimenkul Zirvesi Nisan ayında gerçekleşecek Gayrimenkul sektörünün çatı kuruluşu GYODER, 20’nci Gayrimenkul Zirvesi’ni 27-28 Nisan’da Zorlu PSM’de gerçekleştirmeye hazırlanıyor. Zirve; kamu ve özel sektör temsilcilerinin yanı sıra dünyanın birçok noktasından uzman isimleri bir araya getirerek, sektörün güncel gündemine yeni bir bakış açısı kazandırmayı ve geleceğe yönelik çözüm arayışlarına katkı sunmayı hedefliyor. Türkiye gayrimenkul sektörünün önemli buluşma platformlarından biri olan 20’nci GYODER Gayrimenkul Zirvesi, 2026 buluşması için geri sayıma başladı. Zirve’nin bu yıl 27-28 Nisan tarihlerinde Zorlu PSM’de gerçekleştirileceği duyuruldu. Kamu ve özel sektör dahil olmak üzere sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirecek etkinlik sektörün ana gündemlerine yeni bir bakış açısı kazandırmayı hedefliyor. Geçtiğimiz yıl "Yeniden Başlat" temasıyla düzenlenen 19’uncu GYODER Gayrimenkul Zirvesi, sektörün içinde bulunduğu dönüşüm sürecini yeniden değerlendirmeye odaklanan güçlü mesajlar vermişti. Değişen ekonomik koşullar, kentleşme dinamikleri ve yaşam alışkanlıkları çerçevesinde sektörün mevcut yapısı ele alınırken; yenilenme, uyum ve sürdürülebilirlik başlıkları ön plana çıkmıştı. Zirvede bu yıl, dünyanın birçok noktasından alanlarında uzman isimler, gayrimenkul sektörünün bugünü ve geleceğine dair değerlendirmelerini paylaşacak. Zirve kapsamında düzenlenecek panel ve oturumlarda; finansmandan konuta erişime, istihdamdan kentsel dönüşüme, sürdürülebilirlikten yeni iş ve yatırım modellerine kadar sektörün farklı boyutları yeni sorularla ele alınacak. "Sektörün sorunlarını farklı bakış açılarıyla ele almalıyız" GYODER Başkanı Neşecan Çekici, bu yıl gerçekleşecek zirveye ilişkin yaptığı açıklamada şu değerlendirmede bulundu: "Dünya hızla değişiyor; ekonomik dengeler, kentler, yaşam biçimleri ve beklentiler yeniden tanımlanıyor. Bu dönüşüm karşısında, sektörün sorunlarını farklı bakış açılarıyla ele almayı, kalıpların dışına çıkmayı ve çözüm yollarını birlikte geliştirmeyi amaçlıyoruz. Kamu, özel sektör ve uluslararası uzmanların katkılarıyla, gayrimenkulün geleceğine dair daha kapsayıcı ve sürdürülebilir bir perspektif ortaya koyacağız."
Eşarj, 25 bin aracın yıllık emisyonuna denk etki oluşturdu
28 Ocak 2026 Çarşamba - 10:01 Eşarj, 25 bin aracın yıllık emisyonuna denk etki oluşturdu Eşarj, YEK-G belgeli yenilenebilir enerjiyle sağladığı şarjlanmalar sayesinde 2025 yılı sonu itibarıyla 123 milyon kilogram karbon salımının önlenmesine katkı sağladı. Bu çevresel etkinin, yaklaşık 25 bin fosil yakıtlı aracın bir yıl boyunca trafiğe çıkmamasına denk geldiği belirtildi. Türkiye’nin önde gelen elektrikli araç şarj ağı operatörlerinden olan ve Enerjisa Enerji’nin tamamına sahip olduğu Eşarj, elektrikli mobilitenin büyüme sürecinde şarj altyapısının hangi enerjiyle geliştiğine odaklanıyor. Şarj hizmetini yüzde 100 yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlayan şirket, bu yaklaşımı kaynaktan tekerleğe uzanan bütüncül bir çerçevede ele alıyor. Açıklamaya göre, son bir yılda elektrikli araç sayısının yaklaşık iki katına çıktığı Türkiye’de, bu hızlı dönüşüm şarj istasyonu ağına olan talebi de belirgin şekilde artırırken; fosil yakıtlı araçların toplam araç parkı içindeki payının kademeli olarak azalacağı yeni bir döneme işaret ediyor. Bu dönüşüme hızlı istasyon ve müşteri deneyimi alanındaki yatırımlarıyla katkı veren şirket, Türkiye’de yeşil enerji sertifikasına sahip ilk şarj operatörlerinden biri olarak, istasyonlarında kullanılan elektriğin yenilenebilir kaynaklardan sağlandığını belgeliyor. Yenilenebilir enerjiyle sağlanan şarjlar sayesinde şirket, 2025 yılı sonu itibarıyla 123 milyon kg karbon salımının önlenmesine katkı sağladı; bu etki yaklaşık 25 bin fosil yakıtlı aracın bir yıl boyunca trafiğe çıkmamasına denk geliyor. Müşteri deneyimiyle şekillenen sürdürülebilir mobilite Şirket, müşteri deneyimini masa başında değil, elektrikli araç kullanıcılarını dinleyerek ve sahadan gelen geri bildirimlerle geliştiriyor. Kullanıcıların şarj sürecinde duyduğu ihtiyaçlar, Eşarj Auto ve Seyahat Planlama özelliği gibi dijital çözümlerin yanı sıra, lokasyon önerisi toplama gibi doğrudan kullanıcıdan gelen girdilerin yeni istasyon yatırımlarına yansıtılmasında da belirleyici oluyor. Bu sayede temiz enerji, yalnızca çevresel bir tercih değil; kullanıcı açısından da hızlı, kolay ve güvenilir bir deneyime dönüşüyor. "e-mobilitenin başarısını belirleyecek en önemli unsur güven ve sürdürülebilirlik" Elektrikli otomobillerin YEK-G belgeli enerjiyle şarj etme imkanı sunarken karbon salımının önlenmesine de katkı sağladıklarını vurgulayan Eşarj Genel Müdürü Yakup Aydilek, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: "Elektrikli mobilite Türkiye’de artık hızla ölçeklenen bir dönüşüm. 2024 sonunda elektrikli araç sayısı 185 bin seviyesindeyken, 2025 Aralık itibarıyla bu rakam 373 binin üzerine çıktı; aynı dönemde ticari şarj soketi sayısı da 26 binden 38 binin üzerine yükseldi. Bu tablo, önümüzdeki yıllarda şarj altyapısına yönelik yatırım ihtiyacının daha da artacağını açıkça gösteriyor. Şirket olarak Türkiye’de bu işi başlatan ilk şarj operatörü olmanın getirdiği sorumlulukla hareket ediyoruz. Elektrikli mobilitenin çevresel faydasının ancak şarjın yüzde 100 yenilenebilir enerjiyle sağlandığında anlamlı olduğuna inanıyor; kaynaktan tekere temiz enerji yaklaşımını benimsiyoruz. Büyüyen ve giderek daha rekabetçi hale gelen bu pazarda farkı oluşturan yalnızca altyapı değil, kullanıcı deneyimi. Müşterilerimizi dinleyerek geliştirdiğimiz çözümlerle, büyümeyi sorumlu tüketim anlayışıyla birlikte ele alıyor; Herkes için Daha İyi Bir Gelecek hedefiyle sürdürülebilir mobiliteyi günlük hayatın doğal bir parçası haline getirmeyi amaçlıyoruz."