EKONOMİ - 28 Ocak 2026 Çarşamba 10:13

İlk evim konut kredisi, inşaat sektörünü canlandıracak

A
A
A
İlk evim konut kredisi, inşaat sektörünü canlandıracak

Son günlerde gündemde olan ilk evim konut kredisinin 1,20 faiz ve 180 ay vade ile verilmesi beklenirken inşaat sektörünü de canlandıracağı değerlendiriliyor.


İlk kez ev sahibi olmak isteyenlerin büyük bir merakla beklediği ilk evim konut kredisi kapsamında 1,20 faiz ile 180 ay vadede kredi verilmesi hedefleniyor. Kredi paketiyle birlikte uzun zamandır durağan olan inşaat sektörünün canlanması bekleniyor.


Doğu Akdeniz İnşaat Müteahhit Birlikleri Federasyonu (DAİMFED) 1. Başkan Vekili Mehmet Faruk Bozkurt, konuyla ilgili İHA’ya açıklamalarda bulundu. Bozkurt, "İlk evim kredisi özellikle evi olmayan dar ve orta gelirli vatandaşların finansmana erişim projesi. Bu kredi kapsamında özellikle kamu ve anlaşmalı özel bankalarca vatandaşlar krediye erişebilecek. Bu kredi sıfır konutları ve ikinci el konutları kapsamaktadır" dedi.


Kredi vadesinin 15 yıla çıkacağını da anlatan Bozkurt, "Kredi faizi 1,20 olacak ve 180 ay vade olacak. Vatandaşlar kira öder gibi ev sahibi olacak" ifadelerini kullandı.


Öte yandan Bozkurt, düşük kredi faizinin sektörü canlandıracağına da vurgu yaptı.



İlk evim konut kredisi, inşaat sektörünü canlandıracak

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul AB-Asya ticaret açılımının kilit oyuncusu Türkiye İSTANBUL (İHA) – HİB Yönetim Kurulu Üyesi ve Yük Taşımacılığı ve Lojistik Hizmetleri Komitesi Başkanı Murat Baykara, ‘‘2025 yılı kasım ayı itibariyle yıllıklandırılmış olarak lojistik ve taşımacılık ihracatı 42 milyar 250 milyon dolara ulaşırken, bunun 19 milyar 570 milyon dolarlık kısmı yük taşımacılığı ihracatı olarak kaydedildi" dedi. Hizmet İhracatçıları Birliği (HİB) Yük Taşımacılığı ve Lojistik Hizmetleri Komitesi, sektörün 2025 yılına ilişkin değerlendirmelerini ve 2026 sonrası hedeflerini paylaşmak üzere basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan HİB Yönetim Kurulu Üyesi ve Yük Taşımacılığı ve Lojistik Hizmetleri Komitesi Başkanı Murat Baykara, lojistik ve yük taşımacılığı sektörünün yalnızca hizmet ihracatı açısından değil, Türkiye’nin mal ticaretinin sürdürülebilirliği açısından da kritik bir rol üstlendiğini vurguladı. Baykara, "Lojistik ve yük taşımacılığı sektörü; iç pazar büyüklüğü, ihracata sağladığı katkı ve mal ticaretini mümkün kılması nedeniyle ülkemizin en stratejik hizmet sektörlerinden biridir. 2024 yılında Türkiye, 40 milyar doların üzerinde lojistik ve taşımacılık ihracatı gerçekleştirirken, bu rakamın yarısına yakını yük taşımacılığından oluştu. 2025 yılı kasım ayı itibariyle yıllıklandırılmış olarak lojistik ve taşımacılık ihracatı 42 milyar 250 milyon dolara ulaşırken, bunun 19 milyar 570 milyon dolarlık kısmı yük taşımacılığı ihracatı olarak kaydedildi" dedi. ‘‘Üye sayısı 3 yılda 2,5 kat arttı’’ Sektörün kurumsal kapasitesindeki büyümeye de dikkat çeken Baykara, "2022 Ocak ayından bu yana yük taşımacılığı ve lojistik hizmetleri sektöründe faaliyet gösteren Birliğimiz üyesi firma sayısı 255’ten 701’e yükseldi. Bu artışla birlikte sektörümüz, HİB bünyesinde üye sayısı açısından üçüncü sıraya yerleşti. Komitemizin ulusal ve uluslararası alanda çalışmaları, sektörün istek öneri ve sorunlarının çözümü, sektörel destek, kredi, fuar olanakların hayata geçirilmesi sonucunda oluşan bu tablo, sektörümüzün dinamizmini ve ihracat potansiyeline olan güveni, açıkça ortaya koyuyor" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin güçlü ulaşım altyapısının sektöre önemli bir rekabet gücü sağladığını belirten Baykara, liman, havalimanı, karayolu, demiryolu ve stratejik lojistik tesislerin birlikte çalışabildiği bir yapının Türkiye’yi bölgesel bir lojistik merkez haline getirdiğini söyledi. Baykara, "Karayoluyla bin – bin 200 kilometrelik, havayoluyla ise 3 saatlik uçuş mesafesinde erişilebilen geniş bir talep havzasına sahibiz. Buna düşük riskli ekonomik ortam, güçlü küresel bağlantılar, hizmette verimlilik ve kalifiye iş gücü eklendiğinde Türkiye lojistikte benzersiz bir konuma sahip" diye konuştu. Kara, hava, deniz ve demiryolunda güçlü büyüme Uluslararası yük taşımacılığında karayolunun özellikle AB ve sınır komşularıyla ticarette belirleyici rol oynadığını vurgulayan Baykara, "Son 10 yılda karayolu ile taşınan ihracat yaklaşık yüzde 55 arttı. 2014’te 55,3 milyar dolar olan karayolu taşımacılığı ihracatı, 2024’te 85,8 milyar dolara ulaştı" dedi. Deniz taşımacılığında ise 2014-2024 döneminde konteyner taşımacılığının TEU bazında yüzde 62, elleçlenen yük miktarının ise ton bazında yüzde 38 arttığını aktaran Baykara, liman altyapısının güçlendirilmesinin kritik önem taşıdığını vurguladı. Baykara, limanların demiryolu bağlantılarının geliştirilmesi, depolama alanlarının artırılması ve transit taşımacılığı kolaylaştıracak uygulamaların devreye alınmasının Türkiye’nin küresel rolünü güçlendireceğini ifade etti. Havayolu taşımacılığının ihracattaki payının değersel olarak yüzde 13 seviyesinde olduğunu belirten Baykara, 2013’ten bu yana ton bazında ortalama yüzde 47’lik bir artış yaşandığını söyledi. Baykara, "Demiryolu taşımacılığında ise Türkiye, Avrupa’dan Orta Asya ve Çin’e uzanan hatlarda önemli bir geçiş ülkesi konumunda. Altyapı yatırımlarının artırılmasıyla bu alandaki potansiyel daha etkin kullanılacaktır diye düşünüyoruz" dedi. ‘‘Orta Koridor ve Kalkınma Yolu önemli’’ Baykara, önümüzdeki beş yıllık süreçte üç katına çıkacağı hesaplanan Avrupa- Asya ticaretinde en verimli alternatiflerden biri olan Orta Koridor’un, Türkiye’yi küresel transit taşımacılığın merkezlerinden biri haline getirme potansiyeli taşıdığını belirterek, "Orta Koridor, Kalkınma Yolu, Via Carpatia ve Kuşak-Yol projeleriyle kesişen bu süreçte Türkiye’nin rolü daha da güçleniyor. HİB koordinasyonunda, bu koridorların etkinliğini artıracak analizler yapılacak ve Türkiye liderliğinde gerekli adımlar için uluslararası lobi çalışmaları yürütülecek" dedi. Bu kapsamda 2025 yılında HİB Yük Taşımacılığı ve Lojistik Hizmetler Komitesi olarak yürütülen kapsamlı araştırmalar hakkında da bilgi paylaşan Baykara, Hazar Geçişli Orta Koridorun artık sadece alternatif bir ulaşım koridoru olmaktan çıkarak, global bir ticaret rotası, küresel ticaret için son derece kritik hale gelen bir altyapı olduğunu kaydetti. Baykara ayrıca araştırma sonuçlarının Orta Koridorun dünya ticaretine vaat ettiği daha kısa mesafelerde, daha hızlı transit süreleri, daha düşük maliyet ve güvenilirlik avantajlarının sağlanabilmesi için Avrupa Birliği’nin son dönemde Orta Asya’yı stratejik bir öncelik olarak tanımlayıp bu bölgeye yönelik yatırımlarını hızla yoğunlaştırdığını ifade etti. Baykara, AB’nin aradığı rekabetçi geleceği inşa edebilmek için Orta Koridorun sürdürülebilirliğinin anahtarı konumundaki Türkiye ile lojistik bağlantılarını acilen sorunlardan arındırması ve güçlendirmesi gerektiğini net bir şekilde ortaya koyduğunu vurguladı. Türk taşımacılarının, tır sürücülerinin ve ticaret erbabının tarihsel olarak Kafkasya-Orta Asya bölgesiyle ticarette edindiği uzmanlık ve tecrübelerle AB’li işletmelere rehberlik edebilecek yetkinlikte olduğunu da ifade eden Baykara, "AB’nin altıncı en büyük ticaret ortağı ve Avrasya lojistiğinde önemli bir merkez olan Türkiye, yitirdiği rekabet gücünü yeniden yakalama arayışındaki Avrupa Birliği için Orta Koridor üzerinden dünyanın en verimli enerji ve kritik hammadde kaynaklarına sürdürülebilir şekilde erişiminin anahtarını elinde tutuyor. Ancak Türkiye ve AB ülkeleri arasındaki ticaretin lojistiğinde yaşanan karayolu transit kotaları ve sürücü vizeleri gibi tarife dışı kısıtlamalar, yarısından fazlası karayoluyla gerçekleşen AB-Türkiye ticaret akışlarının maliyetini artıran verimsizliklere yol açmakla kalmayıp, AB’li şirketlerin Kafkasya ve Orta Asya ile ticaret bağlantılarını geliştirmelerini de engelliyor" dedi. Baykara, vize kısıtlamaları ve kota sınırlamalarının Türkiye-AB ticaretine getirdiği ek maliyetlerin yükseldiğine dikkati çekerek, kritik AB koridorlarında ticaret lojistiğinde verimsizlik oluşturan kota kısıtlamalarının AB-Türkiye lojistik ilişkilerinde yapılacak acil ve makul düzenlemeler yoluyla kaldırılması halinde, Türkiye’nin AB’ye ihracat kapasitesinde yüzde 12 düzeyinde artış sağlanabileceğini açıkladı. ‘‘Net hedefler, net yol haritası’’ Sektörün güçlü yanlarını ve fırsatlarını net biçimde gördüklerini vurgulayan Baykara, "Coğrafi konumumuz, güçlü ulaşım altyapımız, güçlü taşımacılık ve lojistik firmalarımız, THY Cargo’nun küresel ağı, uygun iş gücü maliyetleri ve dünya ticaretinin güncel gereksinimleri ve krizlerle başa çıkma endişeleri doğrultusunda geliştirilen uluslararası taşımacılık koridorlarında stratejik konumda yer almamız en önemli avantajlarımız. Yurt dışı yatırım fırsatları, sınır komşularımızla yapılabilecek iş birlikleri ve alternatif güzergâh potansiyeli ise önümüzdeki dönemin en büyük fırsat alanları" diye konuştu. Baykara, sektör olarak hedeflerini "Mal ihracatıyla birlikte büyüyerek yük taşımacılığı ve lojistik gelirlerimizi orta vadede 40 milyar doların üzerine çıkaracağız. 2030 yılında Asya-Avrupa taşımalarında Türkiye’nin transit gelir payını yüzde 30’a yükseltmek hedefindeyiz. Ayrıca, Orta Koridor’u en cazip güzergah haline getirmek, e-ticaret taşımacılığında bölgesel merkez olmak, lojistik maliyetlerini azaltmak ve Dünya Bankası Küresel Lojistik Performans Endeksi’nde ilk 25 ülke arasına girmek istiyoruz. Sınır geçişlerini hızlandırarak ihracatta beklemeleri azaltmak da öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor" sözleriyle özetledi.
İstanbul Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında savunma yapan Adıyaman Belediye Başkan Yardımcısı: "Benim verdiğim parada, ben rüşvet alıyormuşum gibi gösterilmiş" Belediye başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini organize ettiği iddia edilen ve liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen suç örgütüne yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 200 sanığın yargılandığı davada savunma yapan görevinden uzaklaştırılan Adıyaman Belediye Başkan Yardımcısı tutuklu sanık Ceyhan Kayhan, "Benimle ilgili ifade veren Savaş Çetinkaya’yı İzmir’den tanırım. Zaman zaman aramızda para alışverişi olmuştu. Anlamadığım bir şekilde ifadesinde benimle ilgili iftirada bulundu. Çetinkaya ile aramızdaki para alışverişi rüşvet alışverişine dönüştü. Benim gönderdiğim 25 bin lira ben rüşvet almışım gibi gösteriliyor. Benim verdiğim parada ben rüşvet alıyormuşum gibi gösterilmiş. İyi ilişkilerimiz olan bir arkadaş ile bu duruma gelmemizi anlayamıyorum. Aldığım paranın hepsini ben tutuklandıktan sonra ailem ödedi" dedi. Liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen çıkar amaçlı suç örgütü tarafından aralarında tutuklu Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, tutuklu Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, tutuklu Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, tutuklu Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, tutuklu Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile tahliye edilip görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’nin bulunduğu belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesi iddiasına yönelik hazırlanan iddianame kapsamında, 200 sanık dün ilk kez hakim karşısına çıkmıştı. Duruşma, 2’nci gününde devam ediyor İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Marmara Ceza İnfaz Kurumları Silivri Kampüsü’nde görülen duruşmanın 2’nci gününde, bir kısım tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile tarafların avukatları hazır bulundu. Öte yandan duruşmaya, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ile çok sayıda partili ve milletvekili katıldı. Duruşmada ilk olarak, iddianamede Adıyaman Belediyesi’nde suç örgütüne ait firmaların aldığı ihaleler kapsamında, Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’nin talep ve yönlendirmesiyle, farklı tarihlerde para teslim edildiği öne sürülen ve görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Adıyaman Belediye Başkan Yardımcısı sanık Ceyhan Kayhan savunma yaptı. "Benim verdiğim parada, ben rüşvet alıyormuşum gibi gösterilmiş" Savunmasında rüşvet iddialarını reddeden sanık Kayhan, "Adıyaman’da göreve başladığımda, deprem yeni olmuştu. Şehri ayağa kaldırmak için çok mücadele ettik. Benimle ilgili ifade veren Savaş Çetinkaya’yı İzmir’den tanırım. Zaman zaman aramızda para alışverişi olmuştu. Anlamadığım bir şekilde ifadesinde benimle ilgili iftirada bulundu. Çetinkaya ile aramızdaki para alışverişi rüşvet alışverişine dönüştü. Benim gönderdiğim 25 bin lirayı, ben rüşvet almışım gibi gösteriliyor. Benim verdiğim parada ben rüşvet alıyormuşum gibi gösterilmiş. İyi ilişkilerimiz olan bir arkadaş ile bu duruma gelmemizi anlayamıyorum. Aldığım paranın hepsini ben tutuklandıktan sonra, ailem ödedi. Eğer rüşvet vermiş olsaydım, o parayı iade ederdi. Dosyada dekontu da var paranın. Savaş Çetinkaya beni tanımadığını söylüyor. O kadar yalan söylemiş ki, ama onu Abdurrahman Tutdere ile benim tanıştırdığımı söylüyor. Ben, 1 buçuk yıl görev yaptım. Belediye ile bağlantılı hiçbir firmaya ihale vermedik. Biz, kendi imkanlarımızla, araç işini yapmaya karar verdik. Göreve geldiğimizde belediyenin anlaşmalı olduğu kiralık araç firması vardı. Biz tasarruf kapsamında bu ihaleleri feshettik. Bizim ihale vermek gibi bir düşüncemiz yoktu. Biz, hiçbir firmaya da ihale vermedik. Bir ödeme için hiçbir müdürümüze talimat vermedik. Onlar ödeme yapacakları yeri bilirler. Yıllardır belediyede çalışıyoruz. Hakkımda başlatılan bir soruşturma yok. Belediyecilik bir araçtır bizim için, biz onu yapmaya çalıştık. Ben kimseden rüşvet almadım, buna aracılık etmedim. Tahliyemi istiyorum. Aramızdaki para alışverişi de arkadaşlığımıza dayalıydı. 7-8 aydır cezaevinde yatıyorum. Ailem İzmir’de ve her hafta buraya gelmek zorunda kalıyor" ifadelerini kullandı. Mahkeme başkanı sanık Kayhan’a, "Savaş Çetinkaya ile aranızda HTS kaydı var mıydı" şeklinde soru yöneltti. Sanık "Evet vardı. Savaş Çetinkaya benim arkadaşım olarak Adıyaman’a geldi. O firma ile hiçbir bağlantısı yok" şeklinde savunma yaptı. Aziz İhsan Aktaş’ın avukatının "Sanık ’biz bu firmaya ya da bağlantılı olabilecek firmaya ihale vermedik’ dedi. Yetkisi var mı ihaleler konusunda" şeklindeki sorusuna ise sanık, "Bizim ihale verme gibi bir yetkimiz yok. Biz veremeyiz soru için teşekkür ederim" dedi. Duruşma, diğer sanıkların savunmaları ile devam ediyor.
Düzce Düzce’nin tarımı, taşkın riski ve DSİ yatırımları görüşüldü DÜZCE(İHA) – AK Parti heyeti Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile Düzce’nin tarım, su yönetimi ve altyapı yatırımlarını kapsayan bir görüşme yaptı. AK Parti Düzce Milletvekilleri Ayşe Keşir, Ercan Öztürk ve AK Parti İl Başkanı Hasan Şengüloğlu, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile Düzce’nin tarım, su yönetimi ve altyapı yatırımlarını kapsayan bir görüşme gerçekleştirdi. Gerçekleştirilen görüşmede, Düzce’nin tarım, ormancılık ve kırsal kalkınma alanlarında yaşadığı mevcut sorunlar ile önümüzdeki döneme dair yatırım ihtiyaçları detaylı şekilde ele alındı. Heyet, sahadaki talepleri ve vatandaşlardan gelen geri bildirimleri doğrudan Bakan Yumaklı’ya iletti. "Üreticiler için ekim nöbeti düzenlemesi" Görüşmenin önemli gündem maddelerinden biri, üreticileri yakından ilgilendiren sulak arazilerde ekim nöbeti uygulaması oldu. Çiftçilerin bazı bölgelerde mevcut uygulamalar nedeniyle mağduriyet yaşadığını ifade eden heyet, bu konuda daha esnek ve bölgesel şartlara uygun bir düzenleme yapılması talebini dile getirdi. Ekim planlamasının hem verimliliği artıracak hem de üreticiyi rahatlatacak şekilde güncellenmesinin, Düzce tarımı açısından büyük önem taşıdığı vurgulandı. "Taşkın ve heyelan risklerine karşı önlemler" Düzce’nin coğrafi yapısı nedeniyle sık sık gündeme gelen taşkın ve heyelan riskleri de görüşmenin ana başlıkları arasında yer aldı. Özellikle dere yatakları çevresinde yaşanan su baskınları ve toprak kaymaları konusunda kalıcı çözümlerin gerekliliğine dikkat çekildi. Bu kapsamda, riskli bölgelerde erken müdahale, dere ıslah çalışmaları ve koruyucu altyapı yatırımlarının artırılması gerektiği ifade edildi. Ayrıca Boğaziçi Belediyesi 2. Etap Dere Islahı Projesi görüşmede özel olarak ele alındı. Projenin hem taşkın riskini azaltacağı hem de bölge halkının can ve mal güvenliği açısından büyük önem taşıdığı belirtildi. Heyet, projenin hızlandırılması ve sahada etkin şekilde uygulanması yönünde destek talebinde bulundu. "Köy içme suları ve altyapı çalışmaları" Görüşmenin bir diğer önemli başlığı ise Düzce genelinde yürütülen köy içme suyu projeleri oldu. İçme suyu hatlarında yapılan yer değişiklikleri ve hat kaydırmaları, bazı bölgelerde altyapı sorunlarını da beraberinde getirirken, bu süreçte yaşanan aksaklıklar Bakan Yumaklı’ya aktarıldı. Vatandaşların özellikle yaz aylarında su sıkıntısı yaşamaması için mevcut sistemlerin güçlendirilmesi ve yeni yatırımların planlanması gerektiği vurgulandı. "DSİ çalışmalarında zarar gören yollar gündemde" Devlet Su İşleri tarafından yürütülen çalışmalar sırasında zarar gören asfalt yolların onarımı da görüşmede gündeme geldi. AK Parti heyeti, altyapı yatırımlarının ardından yolların yenilenmesi ve onarılması için Bakan Yumaklı’dan destek istedi. AK Parti heyeti, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın Düzce’ye yönelik projelere gösterdiği ilgi ve yapıcı yaklaşımından memnuniyet duyduklarını belirterek, destekleri için teşekkür etti.